Bizimle iletişime geçin

Yaşam

10 soruda NFT hakkında en çok merak edilenler

Son dönemlerde özellikle sanat dünyasında gelişen satışlarla birlikte hayatımızın merkezine bir kavram oturdu: NFT nedir?

nft nedir

Son dönemlerde özellikle sanat dünyasında gelişen satışlarla birlikte hayatımızın merkezine bir kavram oturdu: NFT nedir?

NFT’yle yapılabilecekler hayal dünyamızın sınırları ile ilgili… Huobi Bölge Genel Müdürü Alphan Göğüş, NFT ile ilgili en çok sorulan 10 sorunun cevabını paylaştı.

NFT Nedir?

NFT, yani Non-Fungible Token, içerisinde resim, ses dosyası, video veya fiziksel bir varlığın dijital karşılığının kanıtını bulunduran benzersiz dijital varlık olarak tanımlanabilir. Temelleri 2017’de Ethereum’da atılan NFT’ler 2021’de kripto para dünyasının en popüler konularından biri haline geldi. Bugün NFT’ler yaygın olarak dijital sanat eserleri için kullanılırken, interaktif oyun öğeleri ve spor koleksiyon kartları gibi farklı kullanım alanı da bulunuyor.

NFT’nin diğer kripto paralardan farkı nedir?

Non-Fungible Token, bölünemeyen ve aynısından bir daha üretilmesi mümkün olmayan token anlamına gelir. Fungible olan Bitcoin ve Ether gibi kripto paraların aksine, NFT’ler benzersiz dijital varlıklardır. Bir örnekle açıklamak gerekirse bugün bir Bitcoin’i veya Ether’i parçalara bölerek alıp satın alabilir ve aynı kripto parayı kendi biriminde takas edebilirsiniz. Ancak özel bir dijital varlık olan NFT’nin bir benzeri olmadığı için başka bir token ile takas edilemez. İçsel değeri ise üreticisi veya yatırımcısı tarafından belirlenir.

NFT’ler nasıl üretilir?

NFT’ler Ethereum geliştiricileri tarafından hazırlanmış ERC-721 token standardına göre üretilirler. Kullanıcıların blockchain’in teknik dünyasında boğulmaması için işlemin kolayca gerçekleştirilmesini mümkün kılan platformlar bulunuyor. NFT üretebilmek için ihtiyacınız olan tek şey dijital kripto para cüzdanıdır.

NFT olarak üretmek istediğiniz dosyayı bu platformlar aracılığıyla IPFS sistemine yükledikten sonra NFT’nin değiştirilemeyecek parametrelerini belirlemeniz gerekir. NFT’den kaç tane üretileceği, fiyatı, bir sonraki satışında size ne kadar pay ödenmesi gerekeceği gibi özellikleri belirlendikten sonra blockchain ağının işlem ücreti ödenerek NFT’ler üretilmiş olur. İşlemin tamamlanmasıyla beraber NFT’ler cüzdanınıza aktarılarak üretimin gerçekleştirildiği tüm blockchain’de kayıt altına alınır.

Nasıl NFT sahibi olurum?

NFT’lerin sergilendiği ve satın alındığı platformlar da bulunuyor. Bu platformlarda beğendiğiniz NFT’lere üreticisinin belirlediği şekilde, açık artırma veya direkt satın alma seçenekleriyle, sahip olabilirsiniz. Satın alma işlemi tamamlandığında NFT, üreticinin cüzdanından sizin cüzdanınıza transfer olacaktır. İsterseniz satın aldığınız NFT’leri pazar yeri uygulamaları üzerinden yeniden satışa çıkarabilirsiniz.

NFT bir yatırım aracı mıdır?

NFT’ler tasarımları gereği diğer kripto para birimlerinden farklıdırlar ve değerlerini emir tahtasından çok eseri üreten kişi veya yatırımcısı belirler. Yatırım konusunu dijital sanat eseri üzerinden yorumlayacak olursak fiziksel sanat eserine yatırım yapmaktan çok da farklı yok. Benzer şekilde koleksiyon parçası olarak satın aldığınız bir varlığın değerini, o varlığın ne kadar nadir olduğu, yaşı ve kozmetiği gibi parametreler belirler.

NFT’lerin nasıl bir etkisi olacak?

NFT’lerin bugünkü kullanım alanlarını dikkate alırsak ilk olarak fikri mülkiyet problemlerini çözdüğünü söyleyebiliriz. Dijital ortamda bir eseri kopyalamak çok kolay iken NFT, eser haklarının kime ait olduğunu ortaya koyarak bu sorunu çözüyor. Programlanabilir bir dijital varlık oldukları için sanatçıların bir sonraki satıştan alacakları paylar da NFT’nin içine kodlanabiliyor. Böylece satışın gerçekleşmesi durumunda, ilgili miktar sanatçının cüzdanına otomatik bir şekilde aktarılıyor.

Eserlerin dijital olması dünyanın her yerinden, her tipte kullanıcının satın almasına olanak sağlıyor. Müşteri kitlesi dijitalleşme sayesinde genişledikçe esere ulaşabilen ve yatırım yapmak isteyen kişi sayısı artıyor ve talep artıyor, talep arttıkça fiyat yükseliyor. Talep arttıkça arz da artıyor. Hem daha fazla eser hem de farklı fiyat seviyelerinde eserler piyasaya çıkıyor. Bu da yatırımcı ve sanatsever açısından ulaşılabilirliği arttırıyor, daha çok eserin satılmasını sağlıyor. Ekosistem genişliyor.

NFT’lerin orijinalliğinden nasıl emin olabilirim?

Kripto para ekosisteminde kişilerin repütasyonuna oldukça önem verilir. NFT üreten ve satışa koymak isteyen sanatçılar, eserlerinin orijinal olduğunu kanıtlamak için NFT pazar yeri uygulamalarının kullandığı doğrulanmış profil akışından geçerler. İlgili sanatçının cüzdan adresi bilgisine sahipseniz, ki bu adresler ödeme alma amacıyla halka açık bir şekilde paylaşılır, eserin orijinalliğini teyit etme şansınız olur. Buna ek olarak, NFT’nin hareketlerini blockchain izleme uygulamasından takip ederek hem sanatçının hem de eserlerinin orijinalliğinden emin olabilirsiniz.

NFT’lerin içerisindeki dosyalar nerede saklanıyor?

NFT’ler resim, ses, kısa video ve doküman gibi birçok dosya formatının kanıtını içerisinde bulundurur. Bu dosyalar blockchain üzerinde saklanması zor ve maliyetli olduğu için, IPFS adı verilen dağıtık bir dosya saklama protokolü üzerinde saklanır. Yüklenen dosyalar şifrelenip küçük parçalara ayrılarak IPFS üzerindeki düşümlere paylaştırılır. İlgili dosyanın IPFS’e yüklendiğinin kanıtı ise NFT ile blockchain üzerine kaydedilmiş olur.

Ses getiren NFT satışları hangileri?

Son dönemin en ilgi çeken satışlarından bahsedecek olursak; ABD’li sanatçı Beeple (Mike Winkelmann), eserlerinden oluşan bir kolajı müzayede evi Christie’s tarafından düzenlenen açık artırmayla 69.4 milyon dolara sattı. NBA Top Shot uygulaması aracılığıyla satılan Lebron James’in smaç video NFT’si 77 bin dolara alıcı buldu.

Twitter CEO’su Jack Dorsey’in tweet’i 2.9 milyon dolara Türk asıllı bir kişi tarafından satın alınırken, Elon Musk içerisinde GIF ve müzik olan tweet’ini NFT olarak açık artırmaya çıkardı. Son günlerde ise Cüneyt Özdemir’in paylaştığı tweet 10 bin dolara satıldı.

Geleceğin NFT kullanım alanları nelerdir?

NFT’lerle ilgili tecrübeler arttıkça yaratıcı yeni iş modellerinin de kurgulandığını görüyoruz. İlk olarak fiziksel varlıkların dijitalleştirilmesi yani tokenizasyonu, geniş bir yelpazede birçok sektöre uyarlanabilir. Örneğin geçtiğimiz hafta Amerika’da 3 boyutlu sanal dünyada tasarlanmış bir ev 500.000 dolara satıldı. Ayrıca bazı oyunlarda NFT olarak arsa satışlarının da yapıldığını biliyoruz.

NFT’lerin etki edeceği bir diğer alan ise sosyal medya olacaktır. Özellikle içerik üreticilerinin paraya dönüştürdükleri takip, izlenme ve görüntülenme sayısı gibi metrikler, NFT’ler sayesinde merkezi sosyal medya şirketleri tarafından manipüle edilemeyecek hale gelecek.

Fiziksel varlıkların dijitalleştirilmesi ise bugüne kadar alışık olduğumuz birçok süreci yeniden tasarlamamıza neden olacak gibi görünüyor. NFT’lerin gelecek kullanım alanlarında devletlerin tahvillerini NFT olarak ürettiği ve bunların alım satımını küresel çapta yapabildikleri bir senaryoyu düşünebiliriz. Açıkçası NFT dünyasındaki iş modelleri hayal gücünüzle sınırlı diyebiliriz.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam

Nietzsche’nin Üstinsanı Olmak İçin Benimsemeniz Gereken 4 Şey

“İnsan bir iptir ki hayvanla üstinsan arasına gerilmiştir. Uçurumun üstünde bir ip. Tehlikeli bir geçiş, tehlikeli bir yolculuk, tehlikeli bir geriye bakış, tehlikeli bir ürperiş ve duraksayış.” -Friedrich Nietzsche

Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt isimli kitabında Übermensch (üstinsan) kavramını kullandı. Ona göre insan, aşılması gereken bir varlıktı. Maymun insanın gözünde neyse insan da üstinsan için öyle olmalıydı.
Üstinsan denildiğinde insanların aklına genellikle süper kahramanlar gelse de bu kahramanları oluşturanlar, fiziksel özelliklere dikkat etmişlerdir. Nietzsche ise olayı psikolojik boyutta incelemiştir ve insan evriminin bir sonraki aşamasını düşünmüştür.


1) Kendi değerlerini yarat.

“Kendinize sahip olma ayrıcalığını ödemek için hiçbir ücret çok yüksek değildir.”

Nietzsche’nin üstinsanı özgür fikirli olmalıdır çünkü ancak özgür fikirli insanlar kendi değerleri yaratabilirler. Ayrıca üstinsan, diğer insanların neye hayranlık duyduklarına bakarak hareket etmemelidir. Bu konuda Goethe, Napolyon, Montaigne ve Voltaire gibi karakterler Nietzsche’yi oldukça etkilemiştir. Nietzsche, üstinsana en yakın isim olarak Goethe’yi görür.


2) Stratejik yollarla bencil olmayı öğren.

Bencillik Nietzsche için çok da kötü bir kavram değildir. Aksine insanın başkalarına yardıma koşmadan önce kendine yardım etmesi gerektiğini söyler ve bu doğrultuda daha mühim şeyler adına yapacağınız tüm bencillikleri kabul eder.

“Egoizm asil bir ruhun temelidir.”


3) Acı çekmeyi, iyi şeylerin gerekli bir parçası olarak görün.

“Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız; önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz.”

Hayat zordur, acıdır. Hüzün, sefalet, keder ve varoluşsal huzursuzluk hepsi korkunç derecede gerçektir, çünkü bizler kendimiz olağanüstü bir gerçekliğiz. Öyle olmasaydı, hiçbirini hissetmezdik. Ama öyledir ve bu nedenle de sevgi, mutluluk, sevinç, eşitlik, ihtiyat ve hatta aydınlanma hissederiz.


4) Kendinizi yalnızca dünyaya adayın.

“Yalvarırım kardeşlerim, dünyaya bağlı kalın; size ‘dünyadakinden daha üstün umutlardan’ söz edenlere inanmayın. Bilerek ya da bilmeyerek, sizi zehirliyorlar onlar.”

Nietzsche insan türünün kültür yoluyla kurtuluşa ulaşabileceğini düşünüyordu. Bu sebeple üstinsanın, kültürün pratik uygulamalarıyla ilgilenerek toplum zihniyetini yetiştirmesi gerektiğini söyler. Bu yolda doğa üstü güçlere ve inanışlara hiçbir şekilde yer yoktur.

Okumaya devam et

Yaşam

Corona’ya karşı Danser Encore (Yeniden dans) salgını: Flash mob videoları çoğalıyor

Corona kısıtlamalarından bunalan Batı Avrupalılar yaklaşık bir yıldır her fırsatta sokaklarda buluşup, şarkı söyleyip dans ederek bu yeni hayat düzenini protesto ediyor. Fransız şarkıcı HK’nın yeni sözler yazarak güncelleştirdiği Danser Encore şarkısı artık bu protestoların ortak melodisi oldu. Birçok Avrupa şehri bu parçayı kendi dillerinde söyleyerek flash mob videosu hazırlıyor.

Danser Encore

Corona kısıtlamalarından bunalan Batı Avrupalılar yaklaşık bir yıldır her fırsatta sokaklarda buluşup, şarkı söyleyip dans ederek bu yeni hayat düzenini protesto ediyor. Fransız şarkıcı HK’nın yeni sözler yazarak güncelleştirdiği Danser Encore şarkısı artık bu protestoların ortak melodisi oldu. Birçok Avrupa şehri bu parçayı kendi dillerinde söyleyerek flash mob videosu hazırlıyor.

Tüm dünyada sosyal hayatı alt üst eden Corona düzenlemelerinin ana akıma yansımayan başka birçok etkisi var. Tali zarar (Collateral damage) olarak adlandırabileceğimiz olumsuz sonuçlarının, Corona’ya karşı alınan önlemlerin sağladığı kazanımların yanında çok daha etkili olduğu artık daha da aşikar. Corona pandemisini inkar eden ya da alınan önlemleri yanlış bulan Avrupalılar bir yılı aşkın süredir sokak gösterileriyle ülkelerinin politikacılarının aldığı pandemi önlemlerini protesto ediyor.

Özellikle işsiz kalan müzisyen ve sanatçıların yönlendirdiği sokak ya da sosyal medya aksiyonları diğerlerinin yanında daha da öne çıkıyor. Yakın zamanda Youtube’da #allesdichtmachen# adı altında 53 Alman sinema ve tiyatro oyuncusunun hazırladığı satirik video farklı düşünen iki kesimden çok büyük tepki ve tezahürat almıştı. Oldukça fazla eleştiri almış olsa da, bu videolar yayınlandıktan sonra Almanya’da Corona önlemlerinin tali zararları ve Corona politikalarından kaynaklanan toplumsal kutuplaşma daha çok konuşulur oldu.

Göstericilerin sosyal medyada anlaşarak, şehrin belli bir noktasında buluşup, spontane bir şekilde şarkı söyleyip dans ettiği ve akabinde dağıldığı flash mob olarak bilinen etkinlik ise Batı Avrupa şehirlerinde en çok kullanılan protesto şekli. Bu sokak eylemlerinde birkaç aydır söylenilen Danser Encore adlı şarkı da Corona rejimi karşıtlığının sembolü oldu.

Politik şarkılarıyla tanınan ve gerçek adı Kaddour Hadidi olan Cezayir asıllı, 1976 doğumlu Fransız müzisyen HK, grubu “HK et les Saltimbanks” ile seslendirdiği Danser Encore şarkısını ilk defa Aralık 2020 Youtube’da yayınlamıştı. Şarkı flash mob olarak ilk defa bu yılın Mart ayında Fransa’nın çeşitli şehirlerinde söylenmeye başlandı. Akabinde aynı gösteri tarzı Almanya şehirlerine sıçradı. Şarkının bugün Fransızca’nın yanında Almanca, Flamanca ve İspanyolca olarak birçok Avrupa şehrindeki Corona Politikaları karşıtlığı gösterilerinde söyleniyor.

Başka bir Fransız müzisyen Calogero Joseph Salvatore Maurici‘nin 2008 yılında çıkardığı albümündeki orijinal Danser Encore’un melodisini, şarkıcı Teoman da 2009 yılında çıkardığı İnsanlık Halleri albümünde Çoban Yıldızı adıyla Türkçeleştirip seslendirmişti. Teoman Türkçe metinde ve kendi çektiği video klipinde muhabere meydanında savaşan bir askerin ölüm hakkındaki duygularını anlatıyordu.

Danser Encore şarkısıyla ülkelerinin politik Corona kurallarını protesto eden insanların genel düşüncesini Münih Flashmob videosunun 6. dakikasında konuşan gencin sözleri en net şekilde özetleyebilir:

“Ben buradayım çünkü, müziğin ve dansın gücünü kullanarak insanlara yaşamanın ne demek olduğunu tekrar hatırlatmak istiyorum. Ölümden kaçmak için yaşamayı yasaklamak mantıksız, ben asıl o zaman ölmüş olurum. Benim hayat görüşüme göre “yaşamak” bu değil. Benim emin olduğum ve güvendiğim bir bağışıklık sistemim var. İsterim ki herkes böyle düşünsün. Korkusu olan tabii ki maske takabilir, kendini izole edebilir. Ama ben yaşamak istiyorum.”

Gezi Parkı eylemleri benzeri bu barışçıl ve yaratıcı eylemler, “Hayatımız için dans ediyoruz” sloganıyla Avrupa başta olmak üzere tüm demokratik ülkelerde hızla yayılırken, Türkiye’de bu konuda henüz bir faaliyet gerçekleşmedi.

Fransız müzisyen HK’nın Corona sonrası yeni sözler yazdığı Danser Encore’un sözlerinin Türkçe tercümesi şu şekilde:

Yeniden Dans

Yeniden dans etmek istiyoruz
Fikirlerimizin bedenimizi nasıl sarmaladığını görmek…
Hayatımızı gerçek tınısıyla yaşamak

Göçmen kuşlar gibiyiz,
hiç bir zaman uysal ve gerçekten bilge olmayan.
Körü körüne teslim olmayacağız.
Şafak vakti ve her koşulda,
bu sessizliği bozmak için geleceğiz.

Her akşam haber programında,
iyi kral yeni kuralları duyurmak için konuştuğunda,
isyankarlığımızı göstermeye devam edeceğiz,
ama her zaman zarafetle.

Araba – Metro – Çalışmak – Tüketmek…
kendi rızamızla imzaladığımız anlaşma.
Sadece bir reçete saçmalığı.
Düşünene vah, dans edene vah…
Her yeni otoriter kural,
her güvenlik önlemi…
bizi sizden daha da uzaklaştırıyor.
Bilincimizi sınırlamak için
bu ısrar biraz fazla değil mi?

Bu kadar kolay manipüle olmayalım,
tüm bu mantıksız insanlar tarafından.
Bize bol bol korku satmak isteyenlerden
kendimizi nasıl uzak tutacağımızı görelim.
Ahlaksızca üzerimizde baskı kurmaya çalışanlardan.

Manevi, sosyal ve doğal sağlığımız için,
gülüşümüz ve bilgeliğimiz için…
Direnmeye devam edelim,
onların deli saçması kurallarına karşı.

Okumaya devam et

Yaşam

İki resmin hikayesi: Bastille Baskını ve Halka Yol Gösteren Özgürlük

Dünya tarihinde önemli gelişmelerde rol alanlar kişiler tarihte ne kadar önemli bir yere sahipse, bu gelişmeleri resmeden sanatçılar da en az o kadar önemli bir yere sahiptir. Bu yazıda iki önemli tarihsel gelişmeyi resmeden iki önemli ressamdan ve tablolarından bahsedeceğim.

Bastille Baskını

Dünya tarihinde önemli gelişmelerde rol alanlar kişiler tarihte ne kadar önemli bir yere sahipse, bu gelişmeleri resmeden sanatçılar da en az o kadar önemli bir yere sahiptir. Bu yazıda iki önemli tarihsel gelişmeyi resmeden iki önemli ressamdan ve tablolarından bahsedeceğim.

Bunlardan ilki Jean Pierre Houel tarafından çizilen “Prise de la Bastillle” (Bastille Baskını) isimli tablo, diğeri ise Eugene Delacroix tarafından çizilen “La Liberte Guidant le peuple” (Halka Yol Gösteren Özgürlük) isimli tablodur. Bu tabloların her ikisi de, yakın çağ tarihi devrimlerle dolu olan Fransa ile ilgilidir.

1789 Fransız Devrimi, dünya tarihinde bir dönüm noktası oldu. O tarihten sonra bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Özgürlüğe, eşitliğe ve kardeşliğe ilişkin fikirler önce tüm kıtaya sonra tüm Dünya’ya yayıldı. Bu önemli olayın fitilini ateşleyen ise Paris yakınlarındaki bir hapishanenin basılması oldu. Kralın mutlak otoritesinin sorgulanmasını sağlayan olay, 14 Temmuz 1789 tarihinde bu hapishanenin basılmasıydı. Bu önemli olay, dönemin ünlü ressamı Jean Pierre Houel tarafından çizilen “Prise de la Bastillle” (Bastille Baskını) tablosu ile resmedildi.

Prise de la Bastillle (Bastille Baskını)
“La Liberte Guidant le peuple” (Halka Yol Gösteren Özgürlük)

1789 Devrimi’nden sonra 1792’de Fransa’da Cumhuriyet ilan edildi. Daha sonra iktidara gelen Napolyon Bonapart ise kendini imparator ilan etti. Uzun süren savaşların ardından Napolyon yenildi ve ardından Fransa’da anayasal monarşi kuruldu. Bu rejim 1830’a kadar devam etti. 1830’da ise bir halk hareketi başladı. Bourbon hanedanından X. Charles kaçtı ve yerine Orleans hanedanından Louis Philippe geçti. Eugene Delacroix tarafından “La Liberte Guidant le peuple” (Halka Yol Gösteren Özgürlük) isimli tablo da, sonuçları bakımından 1789 devrimindeki kadar köklü değişimlere yol açmamış olan 1830 devrimi anısına yapıldı. Bu resim zamanla o kadar popüler oldu ki tüm dünya devrimleri için de bir simge haline geldi.

Charles Dickens’ın “A Tale of Two Cities” (İki şehrin hikayesi) isimli çok bilinen romanı, Fransız Devrimi sırasında Paris ve Londra’da geçen olayları konu alır. 1789 Devrimi, bu iki şehrin hikayesi üzerinden anlatılmıştır. Yukarıda bahsettiğim iki tablo ise Yakın Çağ Avrupa tarihinin en önemli olaylarını konu almaktadır. Resimlerin ilkinde 1789’daki büyük devrimin fitilini ateşleyen Bastille Baskını, diğerinde ise 1830’da gerçekleşen halk hareketi resmedilmiştir. Dönemin Fransa tarihi de ancak bu iki resimle birlikte anlaşılabilir. Yani Fransa’nın devrim tarihi de aslında bu iki resmin hikayesidir.

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com