Bizimle iletişime geçin

Kişisel Gelişim

14 Şubat Sevgililer Günü’nde sağlıklı ilişki için 10 altın öneri

Yapılan bilimsel araştırmalar hep aynı sonucu ortaya koyuyor; sağlıklı bir ilişkiye sahip olmak fiziksel ve psikolojik sağlığımız başta olmak üzere yaşamımızın birçok alanına olumlu katkı sağlıyor.

14 Şubat Sevgililer Günü ilişkinizi sağlamlaştırmak için 10 altın öneri

Yapılan bilimsel araştırmalar hep aynı sonucu ortaya koyuyor; sağlıklı bir ilişkiye sahip olmak fiziksel ve psikolojik sağlığımız başta olmak üzere yaşamımızın birçok alanına olumlu katkı sağlıyor.

14 Şubat Sevgililer Günü’nde sağlıklı ilişki için 10 altın öneri… Doğru zamanda, doğru üslupla tartışın. Aranızdaki sorunları ‘ben’ dilini kullanarak konuşun. Kişiliğini değil davranışını eleştirin. Bireysel alanlarınıza saygı duyun, yasaklar koymayın!

Acıbadem Maslak Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Ece Koç:

Sağlıklı ilişki; birbirine sevgi, saygı ve güven ile bağlı olan, hayatı ortak paylaşan, eşit hak ve sorumlulukları olan, birbirlerine özel alanlar tanıyan kişilerin yürüttüğü birlikteliklerdir. Sağlıksız olarak adlandıracağımız ilişkiler ise; çiftlerden birinin kurallarına, dayatmalarına göre yaşanan, karşısındakini değiştirmeye çalışan, güç savaşlarının sık sık gündeme geldiği, kavga ve tartışmanın çok yoğun yaşandığı ilişkilerdir.

Son bir yıldır çalışma hayatımızın eve taşındığı, partnerlerin evde kısıtlı bir fiziksel ortamda daha fazla zaman geçirmek durumunda kaldığı pandemi sürecinin bazı ilişkilerde ciddi anlamda bunalmışlık ve bıkkınlık hissine yol açtığını ve ilişkilerin sağlıksız bir hal alarak ayrılıklara yol açtığını söylüyor.

Uzman Klinik Psikolog Ece Koç, 14 Şubat Sevgililer Günü kapsamında yaptığı açıklamada, sağlıklı bir ilişki için 10 altın öneride bulundu; sağlıklı ilişkinin 7 faydasını anlattı.

Doğru zamanda, doğru üslupla tartışın

Partnerinizin davranışları karşısında şaşkınlığa düşmüş, hayal kırıklığına uğramış, korkmuş hatta öfke duymuş olabilirsiniz. Sevilmediğiniz hissine kapılmanız da cabası. Sizin duygularınız üzerinde yaralayıcı etkiye sahip olan davranışlara karşı sessiz kalmayın, duygularınızı içinize atarak biriktirmeyin; partnerinizle bunu mutlaka konuşun. Ancak sorunlarınızı konuşacağınız zamanın ‘doğru zaman’ olmasına yani gergin, huzursuz ya da yoğun olduğu bir zaman olmamasına dikkat edin. Sözlerinizi dikkatli seçin; doğru bir üslupla dile getirin.

Sorunları  ‘ben’ dilini kullanarak konuşun

Sorunları dile getirirken üslubunuzun hırçınlıktan ve saldırganlıktan uzak olmasına dikkat edin. Partnerinizin davranışının sizin üzerinizde yarattığı olumsuz etkiyi ifade ederken ‘ben’ dilini kullanın. Örneğin; ‘bu yaptığın bana kendimi değersiz hissettirdi’, ‘kendimi sevilmiyor hissettim’ gibi. Doğru bir iletişim tekniğinin ilişkiniz üzerinde yapıcı etkisini hissedeceksiniz.

Kişiliğini değil davranışını eleştirin

Sorunları tartışırken partnerinizin kişiliğini değil, davranışını eleştirin. Hakaret içeren, düşmanca yaklaşımdan kaçınarak, empati yapmasını sağlayacak şekilde, sakin kalmaya çalışarak değiştirmesini istediğiniz davranışları dile getirin. Sürekli eleştirilmek, olduğu gibi kabul edilmemek kişileri inciteceği için eşinizin/ partnerinizin bazı davranışlarını da olduğu gibi kabul edin, değiştirmeye çalışmayın.

Bireysel alanlarınıza saygı duyun, yasaklar koymayın

Her sağlıklı ilişkide bireysel alanlara ihtiyaç vardır. ‘Yapışık ikizler’ gibi her faaliyetin içerisinde birlikte olmak, birbirinizin gölgesinde hareket etmek ilişkilerde bir süre sonra bunalma ve sıkılma hissine yol açar. Bu nedenle aynı çatının altında ‘bir’ ama kendinizin ve partnerinizin bireysel özgürlüğüne, hobilerine, ilgi alanlarına müdahale etmeden yaşamayı öğrenin; farklılıklarınızı kabul edin.

Cevap vermek için değil anlamak için dinleyin

Uzman Klinik Psikolog Ece Koç, “Tartışma esnasında birbirinizi yargılamaktan kaçının. Karşınızdakini dinleyip, onu anlamaya çalışın. Cevap vermek için değil, anlamak için dinleyin. İlişkilerde yapılan en büyük yanlışlardan biri; karşımızdaki duygu ve düşüncelerini dile getirirken, onu dinlemek yerine, onun sözlerine karşı vereceğimiz cevapları düşünmektir. Karşınızdakinin eleştirilerini dikkatlice dinleyerek, ilişkinizi yapıcı yönde etkilemesi için önemli ipuçları elde edeceksiniz.” diyor.

Sorumlulukları ve hayallerinizi paylaşın

İlişkide sorumlulukların hep bir kişide olması, o kişinin zamanla tükenmesine, mutsuz olmasına ve hayattan zevk alamamasına yol açacağından; sorumlulukları paylaşmak sağlıklı ilişkilerde olmazsa olmaz koşullar arasında yer alıyor. Sorumluluklar gibi hayallerinizi de paylaşmaya özen gösterin; ortak hayaller kurun. Güzel düşünceler ve paylaşılan hayaller ilişkinizde yapıcı bir rol oynayacaktır.

Sosyal hayatınız olsun

Birbirinize dürüst davranıp yalan söylememek şartıyla, ilişkiniz dışında da sosyal bir hayatınızın olmasına özen gösterin. Özellikle ilişkilerde sosyal hayatın erkeklerde baskın olduğu, kadınların ise kendisini evine ve eşine, çocuklarına adadığı, bunun da zamanla bilinçaltında birçok sorunu biriktirmesine yol açtığı görülüyor. Kişisel hobilerinize, sosyal çevrenize zaman ayırın, sevdiğiniz arkadaşlarınızla, dostlarınızla, aile üyelerinizle sadece kendiniz bir araya gelin. Pandemi süreci nedeniyle bu buluşmaları online da olsa mutlaka yapın ve hobilerinize zaman ayırın.

Yeni ve ortak deneyimler yaratın

Pandemi sürecinde iyice bunaldık ve sosyal etkinliklerden uzak kalarak eve kapandık. Bu süreci bir fırsata çevirin ve birbirinizin ilgi alanlarını destekleyecek uğraşlar yaratırken, yeni ve ortak deneyimler edinin. Örneğin; sadece kendi sevdiğiniz film türlerini değil, partnerinizin hoşuna giden filmlere ortak olun, sevdiği müziğe eşlik edin, birlikte şarkı söyleyin, hafta sonları kahvaltı sofranızın özel olmasını sağlayın, sorunlar yerine güzel ve gülümsetecek olaylardan bahsedin.

Evdeyim diye kendinizi ‘salmayın’

İlişkilerde yapılan en büyük yanlışlardan biri de evdeyim diye kişinin partnerini hiçe sayarak, kendine gereken özeni göstermemesi, bakımlı olmak yerine adeta kendini ‘salması’ oluyor. Oysa her gün dışarı çıkıyormuş gibi duşunuzu alıp, kendinize çeki düzen verin ve partnerinizin karşısında bakımlı olun. Kilo almamaya, varsa fazla kilolarınızdan kurtulmak için sağlıklı ve sürdürülebilir bir diyet uygularken, haftada en az üç gün, birer saat tempolu yürümeye özen gösterin.

Her sorunda geçmiş defterleri karıştırmayın

Tartışıp çözüme kavuşturduğunuz sorunları ya da partnerinizin geçmişte sizi üzdüğü davranışlarını her tartışmanızda yeniden gündeme getirmekten kaçının. Geçmişe değil, ana odaklanın ve geleceğinizde ‘onun’ da olmasını istiyorsanız yıkıcı değil, yapıcı yaklaşımlarda bulunun. Hararetli tartışmalarda saygısız ve incitici ithamlardan kaçının.

Sağlıklı ilişkinin sağlığımıza 7 faydası 

  1. Yaşam doyumunu artırır, hayatın keyifli ve mutluluk verici yönlerini görmeyi sağlar.
  2. Stresle baş etme gücünün artırır, zorluklar karşısında daha mücadeleci yapar.
  3. Kaygı, anksiyete ve depresyon oranlarını düşürür.
  4. İş hayatındaki başarıları artırır çünkü sağlıklı ilişkileri olan kişilerin zihinleri sorunlarla meşgul olmadığı için tüm enerjilerini işlerine verebilirler.
  5. Kalp hastalığı ve felç riskini azaltır.
  6. Öz güveni artırır; güvenle birine bağlanmış, onaylanan ve her koşulda yanında olacak bir partnere sahip olmak kendimizden daha emin olmamızı sağlar.
  7. Bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Yaşanan olumsuzluklar, bağışıklık sistemimizle ilgili olan kortizol (stres hormonu) seviyemizin yükselmesine bu da bağışıklığımızın düşmesine neden olur. Ancak sağlıklı bir ilişkiye sahip olmak vücut direncimizin artmasına ve bağışıklığımızın güçlenmesine katkı sağlar.

Sağlıklı ilişki için empati şart

Üsküdar Üniversitesi, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikoterapi Hizmetleri Koordinatörü, Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy da 14 Şubat Sevgililer Günü ve sağlıklı bir ilişkiye ilişkin önerilerde bulundu.

Bütün iyi ilişkiler saygıya dayanıyor

Bütün iyi ilişkilerin, tarafların birbirine saygı duymasına ve açık, net bir şekilde iletişim kurabilmelerine dayandığını anlatan Çiğdem Demirsoy, sağlıklı bir ilişkinin insana kendini iyi hissettirdiğini söyledi.

Sağlıklı ilişkide açık iletişim, dürüstlük, güven, saygı bulunduğunu ifade eden Çiğdem Demirsoy, “Bunlar ilişkide bir anda olmaz, çaba gerektirir ve iki tarafın da sorumluluğudur. Sağlıklı bir ilişkide güç dengesizliği yoktur, taraflar birbirinin sınırlarına saygı duyar, baskı ve zorlama yoktur, kişiler kendi kararlarını verebilir ve korkusuzca kendini ifade edebilir.

Destekleyici olmak ilişkilerde önemlidir; yanında olduğunu hissettirmeli, ihtiyacı olduğunda korumalı ama zarar verici boyutta aşırı sahiplenme de gösterilmemelidir. İlişkide iki tarafın da bağlılık, uzlaşmacı diyalog ve hoşgörü ortamını oluşturmak için yerine göre affedicilik göstermeye dikkat etmeleri gerekir” diye konuştu.

Anlaşılmayı beklemek yerine kendinizi ifade edin

“İletişimi sağlıklı kılan, konuşmaktan ziyade dinlemedir” diyen Çiğdem Demirsoy, derinliği olan, olumlu ilişkilerin her şeyden önce tarafların birbirini dinleyerek geliştirilebileceğini kaydetti.

Birbirini seven insanların otomatik olarak iyi iletişim kuracaklarını düşünmenin doğru olmadığını belirten Çiğdem Demirsoy, şunları söyledi: “İletişimi sağlıklı kılmak için dinleme, empati yapabilme, kendini doğru bir şekilde ifade edebilme gibi birtakım beceriler gereklidir ve bunlar doğuştan gelmez, bu yolda kendini geliştirmeye gayret edilmelidir. Sağlıklı bir ilişki için çiftin arasında açık bir iletişim şarttır. İlişkide anlaşılmayı beklemek yerine kendini ifade edebilmek önemlidir, ‘beni seviyorsa ne hissettiğimi, ne düşündüğümü anlamalı’ yaklaşımı ilişkiyi zora sokar, iletişimin kapalı kalmasına yol açar. İsteklerin, ihtiyaçların ve beklentilerin açık, net bir şekilde konuşulabilmesi ilişkiyi sağlıklı kılar.”

Olumlu duygu birikimi için ortak paylaşımlar gerekli

Bir ilişkiyi güçlü kılan ve uzun ömürlü olmasına katkı sağlayacak birçok yakınlık alanı olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, bu alanları ortak paylaşımlar, fiziksel yakınlık, duygusal yakınlık, cinsel yakınlık şeklinde sıraladı.

Çiftlerin birlikte kaliteli zaman geçirmesinin tüm bu alanlarda yakınlığı geliştirebilmek için önemli olduğunu vurgulayan Demirsoy, “Dışarda yemek yemek, sinemaya, konsere gitmek, birlikte yürüyüş yapmak, hobileri paylaşmak, sohbet etmek gibi aktivitelerde bulunmak çiftlerin birbirini daha iyi tanımasına ve yakınlaşmasına katkı sağlar. Bunlar ilişkide olumlu duygular biriktirmeye yardımcı olur. Olumlu duygu birikimi de yaşamın akışı içinde karşılaşılabilecek zor zamanlarda ilişkiyi bu zorluklara karşı dirençli kılarak uzun ömürlü olmasını sağlayacaktır” diye konuştu.

Birbirinizi anlamaya çalışın

Her insanın hayattan beklentilerinin farklı olduğunu belirten Çiğdem Demirsoy, dolayısıyla ikili ilişkiler söz konusu olduğunda, beklentilerin ve önceliklerin de kişiden kişiye değiştiğini vurguladı.  Bu nedenle ilişkilerde herkese uyan bir formülden söz etmenin çok da doğru olmayacağını ifade eden Demirsoy şunları söyledi:

“‘Sizin için doyum verici bir ilişki nedir, ilişkinizde nelerin olmasını beklersiniz?’ diye soracak olsak herkes kendisi için farklı şeylerin önemli olduğunu söyleyecektir. Kimi sevgiyi, aşkı önceler, kimisi saygıyı öne koyar, kimisi dostluğu, bir başkası güveni. Bu gerçekten yola çıkarak şöyle bir formül önerebiliriz; bir ilişkinin iki taraf için de doyum verici olması için birbirinin tercihlerini, ihtiyaçlarını, önceliklerini iyi anlayıp bunlara saygı göstermeye çalışılmalıdır. Bunu başarabilen çiftler belli bir noktada buluşup ilişkilerinde uyumu yakalayabilirler.”

Koronavirüste çiftler birbirinin kıymetini anladı

Pandemi sürecinin ikili ilişkileri de etkilediğini belirten Çiğdem Demirsoy, bu dönemin olumsuz yönlerinin yanı sıra kişiye olumlu katkıları olabileceğini de ifade ederek şunları söyledi:

“Koronavirüs pandemisi sürecinde yakın aile üyeleri dışındaki ilişkilerin ve sosyal mekanların, kalabalık buluşmaların hastalık bulaşması açısından riskli olması, sokağa çıkma kısıtlamaları gibi nedenler bir yandan yeni tanışmaları engellese de diğer yandan sosyal ilişkilerden uzak kalıp kendi içine çekilmek insanın ilişkilerini sorgulamaya ya da kuracağı yeni bir ilişkiden beklentilerinin neler olduğunu gözden geçirebilme fırsatı sunuyor.

Karantina kısıtlamaları sevgilisi olanların buluşmalarını kısıtladı belki ancak bu sürece başka bir açıdan bakınca da birlikte geçirilen zamanların ve birbirinin kıymetini daha çok anlamaya da zemin oluşturdu. İnsan değerini bildiği şeyi korumaya çalışır. Kısıtlamalar nedeniyle birbirini daha az görebilen, özleyen çiftler için buluşulabilen zamanların kıymetini bilmeleri, birbirlerini mutlu kılmaya gayret etmeleri, ilişkilerini çatışmalardan arındırmaları ve iletişimlerini sağlıklı kılmaya çalışmaları ilişkilerini güçlendirecek ve uzun ömürlü olmasını sağlayacaktır.”

Pandemi sürecinde internet ve görüntülü görüşme fırsatı var

Pandemi sürecinde yeni ilişkiler ve bağ kurmak için çevrimiçi platformlar, sosyal ağların kullanımının ön plana çıkabildiğini ancak sanal arkadaşlıklar kurmanın riskleri ve sakıncaları da olduğunu hatırlatan Çiğdem Demirsoy, var olan arkadaş çevresiyle ya da flörtüyle ilişkileri sürdürmek için ise internet ve görüntülü görüşme sayesinde bağları sürdürmenin mümkün olduğunu kaydetti.

Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, şu tavsiyelerde bulundu: “Yüz yüze görüşülemese de bu süreci hem kendini hem de birbirini daha iyi tanımayı sağlayacak, sağlıklı bir sevgili ilişkisinin temeli olan arkadaşlık ilişkisini daha uzun bir sürece yayarak geliştirmek, sağlamlaştırmak için fırsat olarak görmeye çalışmak engellenmiş ve yoksun hissetmeyi engelleyecektir.”

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kişisel Gelişim

Ne İstediğimi Bilmiyorum

Bana gelen en fazla mesaj ve soru ne ile ilgili biliyor musunuz?
Bana en fazla söylenen cümle şu: ‘Ne istediğimi bilmiyorum?!’
Bunu çok düşündüm ve aslında az önce şunu farkettim. Peki istemeyi biliyor muyuz? Sanki bir şeyleri çok ama çok istemeliyiz, heveslenmeliyiz, amacımız, tutkumuz ve enerjimiz hep o şey üzerinde olmalı. Sadece ona odaklanabilmeliyiz. Ne istediğimizi bilmek zorundayız.
Hmm… İşte burada denklem biraz karmaşıklaşıyor. Çünkü ‘ne istediğimi bilmiyorum’ cümlesinin altında birden fazla duygu ve anlam gizli.
Çoğumuz ‘isteyemiyor’ hatta yardım ve destek de isteyemiyor. Neden mi? Biraz ego, biraz toplum…Yardım istemenin güçsüzlük ve zayıflık olduğunu sanıyoruz. O zaman siz henüz yardım istemeden, ben sizler için bir liste hazırladım.
‘Ne istediğimi bilmiyorum’ cümlesinin altında aşağıdakilerden hangileri size daha tanıdık geliyor?
1. Kararsızım: Birden fazla seçenek arasında karar veremiyorum.
2. Umutsuzum: Seçeneklerim yok, yetersiz olduğum için sanki bir şey yapamayacakmışım gibi geliyor.
3. Korkuyorum: Mevcut durumumdan mutsuzum fakat yeni bir adım atmak bana korkutucu geliyor.
4. Tükenmişim: Bir şeyler yapmak istiyorum, hatta ‘yapmam gerek’ ama ne zamanım ne enerjim var.
5. Bilmiyorum: Kendimi, yeteneklerimi ve neler yapabileceğimi bilmiyorum. Üzerinde çok düşünmedim, hatta nasıl düşüneceğimi de bilmiyorum. Birinin bana ne yapmam gerektiğini söylesin, buna ihtiyacım var.
6. Maymun İştahlıyım: Yani en azından ailem, etrafımdakiler böyle olduğumu söylüyor. Bir şeye hevesle başlıyorum, ama sonra çabuk sıkılıp bırakıyorum. İç disiplinim yok ve yarım bıraktıklarım beni ‘ya bunu da yarım bırakırsam’ diye paralize ediyor ben de artık hiç başlamıyorum. Her şeyi aynı anda yapmak istiyorum acelem var benim. Mutlaka hemen şimdi bilmem gerek.
7. Tembelim: Ben sadece ilgimi çeken şeyleri yapmayı seviyorum, diğer şeyleri yapmadığım için insanlar, özellikle anne babam tembel olduğumu söylüyor. Oysa ki bana angarya geliyor o işler ondan yapmıyorum. Canım istediğinde hepsini bir çırpıda hızlıca yapıyorum.
8. Kayboldum: Önceleri ne istediğini bilen, hayatımı kontrol edebilen biriydim fakat ne oldu bilmiyorum son yaşadıklarımdan sonra sanki hayatımı kontrol edemiyormuş gibi hissediyorum. Önceden herkes benden tavsiye isterken şimdi kimseye verecek enerjim de tavsiyem de kalmadı. Ben kendi başımın çaresine bakamıyorum, onlara nasıl yardımcı olayım.
9. Parayla bir derdim var: Para kazanmanın şart olduğunu biliyorum. Hatta mevcut işimi de sadece para için yapıyorum ama hakettiğimden az kazanıyorum. Zam da isteyemiyorum terfi de bu yüzden bu durum beni sıkıştırıyor. Nasıl istendiğini, isteneceğini bilmiyorum, ayıp gibi geliyor.
10. Mutsuzum: Şimdiye kadar çok şey denedim. Kişisel gelişim kitapları, eğitimler, seminerler. Hala ne istediğimi bilmiyorum. Diğer insanlara, başarılı insanlara bakıyorum ve onlardan neyim eksik diye düşünüp mutsuz oluyorum. Oysa ki tek ihtiyacım ufacık bir destek, ufak bir itici güç. Ama bunu kendimde bulamıyorum.

11. Zorunluluklarım, sorumluluklarım var: Ben de bilirim öyle girişimci olayım, kendi işimi kurayım ama benim onlar gibi tuzum kuru değil. Kira var, faturalar var, çocukların okulu var, taksitler var. İşimi çok sevdiğim söylenemez ama mecburum. Bizden öncekiler sanki mutlu olarak mı çalışıyorlardı? Bu düzene uymaya mecburum. Çocukça hayallere kapılamam, benim sorumluluklarım ağır basıyor. Ne istediğimi bilmiyorum çünkü istemek bir lüks. Bu lükse sahip değilim ve bu gibi konularda kendini geliştirmeye çalışan insanlara içten içe gıpta etsem de dışarıdan yargılıyor ve küçümsüyorum.
12. Değersizim: Benden hiçbir şey olmaz. Zaten üniversiteyi de vasat bir üniversitede okudum. Yabancı dilim yok. Yeteneğim yok. Aslında hünerliyimdir, çalışkanımdır bir işi verirlerse yaparım ama beni kim ne yapsın? Herkes benden daha iyi onlar varken bana kimse bakmaz.
13. Kriz var, işsizlik var, piyasanın durumu kötü: Bunlar varken benim adım atmaya, istemeye, hakkımı talep etmeye gücüm olamaz ki. Zaten herkes işsiz, ben en iyisi burada mevcut koşullarda devam edeyim. 5 sene burada aynı paraya çalıştırsalar da, arada maaşımı yatırmasalar da sesimi çıkarmayayım. Aslında ne istediğimi bilir gibiyim, keyif aldığım şeyler de var, yapmaya çalışıyorum ama düzenimi bozamam şu an.
Daha çoook sayardım ama 13’te bırakmak istedim malum uğursuz rakam. Oradan aklınızda kalmasını isterim ki tüm bu maddeler aslında bizim sabotajcılarımız.

Eminim ki bu maddelerden biri ya da birkaçı sizde vardır. Bunlar benim karşılaştığım sabotajcılardan birkaçı. Yani iç sesimiz, bizi yapmak istediklerimizden alıkoyan ve bizi hayatta tutmaya çalışan sesimiz. Sabotajcılarımız sayesinde şu an bu yazıyı okuyabiliyorsunuz, yani o kadar da kötü değiller fakat bizi acıdan korurken aynı zamanda tatmin bir hayat yaşamamızı da engellediklerini çoğu zaman fark edemiyoruz.
Ben çoğu zaman sabotajcılarımızı nasıl aşacağımızla ilgili eğitimler veriyor, insanlara destek oluyorum. İnanın o kadar fazlalar ki, ve çoğumuzunki benzer. Kişisel olarak çok öznel olabiliriz, biricik olabiliriz ama bu toplumda yaşıyoruz ve toplum da bizim iç sesimizi şekillendiriyor. Bunları iyileştirerek kararlı bir şekilde geleceğe yönelik kararlar alıp harekete geçmek ise çok kolay değil, fakat sandığımız kadar zor da değil.
Peki, sormak isterim size…Siz ‘Ne istediğimi bilmiyorum’ demeden önce, sabotajcınızın farkında mısınız?
Dilerseniz beni Instagram’dan takip edebilirsiniz:

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Bu 4 Kişilik Rengine Göre Öğrenme Biçiminiz Nasıl Olmalı?

Herkesin, kendine özgü karakter özellikleri vardır. Yaşam tarzı, ihtiyaçlar, hayattan beklentiler, motivasyon biçimleri herkese göre farklılık gösterebilir. Ancak bazı noktalarda, kişilik özellikleri benzerlik gösterebilir. Eski Yunan’da modern tıbbın kurucusu Hipokrat, insanların benzer özellikler taşıdığını gözlemlemiş ve vücut salgılarına göre gruplandırmıştır. Hipokrat, hangi gruba olduğu belirlendiği takdirde, kişilerin yaşam biçimleri ve olaylara bakış açılarının önceden belirlenebileceğini keşfetmiştir.
Zamanla, Hipokrat’ın bu davranış kategorileri birçok araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. İsviçreli psikolog Carl G Jung, temel kişilik çalışmalarını da, yaptığı geniş kapsamlı psikolojik araştırma çalışmaları ile Insights modelini geliştirmiştir. Insights modeli ile, kişisel farkındalığı artırmak ve başkalarının kişiliklerini daha iyi anlamak mümkündür.
Insights modeli ile kendinizi tanıdıktan sonra, kendinize en uygun öğrenme tarzını da keşfedebilirsiniz.
Insights modeli, kişilik özelliklerinde birbiriyle etkileşen enerjileri dört renk altında toplamıştır: Soğuk Mavi, Toprak Yeşili, Güneş Sarısı ve Ateş Kırmızısı.

1) Soğuk Mavi

Enerjisi yüksek, içe dönük kişiliklerdir. Analitik bir zekaya sahip olan mavi kişiliğe sahip olanlar, çevrelerindeki olayları bilme ve anlamlandırma ihtiyacı duyarlar. Mükemmeliyetçi, planlı ve programlıdırlar. Asalet ve ciddiyeti temsil eden mavi kişilikler, disiplini sever, kuralcı, düzenli ve tertiplidirler.

Öğrenme biçimi: Gözlem ve analize dayalı öğrenme biçimiyle öğrenirler. Genellikle kendi başlarına öğrenmeyi tercih eden bu kişiler, grup eğitimlerinde geri planda kalır ve gözlem yapar. Eğitime iyi bir şekilde hazırlanırlar. Eğitim materyalleriyle öğrendiklerini destekler, öğrendikleri üzerine düşünür ve analiz ederler.


2) Toprak Yeşili

Rahatlatıcı ve huzur verici bu renk, sükuneti ve uyumu simgeler. Bu renk kişiliğe sahip olanlar, ilişkilerine değer verir, çatışmadan çekinirler. Diğer karakterlere göre soğukkanlıdırlar ve fikirlerini, sakin ve kararlı bir biçimde savunurlar. Kendileriyle barışık olan yeşil kişilikler, bir an evvel işlerini bitirip dinlenmek ister, rahat bir kişiliğe sahiptirler.

Öğrenme biçimi: Yansıtıcı öğrenme biçimiyle öğrenirler. Deneyimler aracığıyla bilgi toplamalarının ardından, araştırarak, bilgileri zihinlerinde tartarak ve yansıtarak öğrenmeyi tercih ederler. Gözlem yapmalarına, somut deneyimlerden bilgi toplamalarına izin verilmesi gereken bu kişiler, öğrendiklerini sistematik bir şekilde işler ve bunları değerlendirerek öğrenir.


3) Güneş Sarısı

Arkadaş canlısı, neşeli ve genellikle olumlu düşünen bu kişiler, insan ilişkilerine önem verir. Hayatın eğlenceli geçmesi gerektiğine inanırlar. Girişkendirler. Çalışma alanları dağınıktır. Ayrıntılar üzerine düşünmezler, dikkatsizdirler ama her zaman parlak fikirleri vardır. Sorunlara ilginç çözümler bulurlar ve çok meraklıdırlar.

Öğrenme biçimi: Deneyimsel öğrenme biçimiyle öğrenirler. Mavi kişiliklerin aksine, başkalarıyla birlikte öğrenmekten keyif alırlar. Geçmiş konuları analiz etmek yerine, gelecekle ilgili bir vizyon oluşturarak nasıl ilerleyebileceklerini hesaplarlar. Deneyimleyerek öğrenen bu kişiler için workshoplar, uygun eğitimlerdir.


4) Ateş Kırmızısı

Güçlü ve kararlı kişilerdir. Hedef ve sonuçlara odaklanır, kendilerine güvenirler. İş odaklıdırlar, iyi organize ederler, kimseden yardım istemezler ve emir almaktan hiç hoşlanmazlar. Sonuç odaklı ve iş bitiricidirler. Başkalarına liderlik etmeyi severler.

Öğrenme biçimi: Pragmatik öğrenme biçimiyle öğrenirler. Harekete geçip işlerin gerçek hayatta nasıl işe yaradığını görerek öğrenirler. Öğrenirken kontrol sahibi olmayı severler ancak gereksiz gördükleri bilgiler nedeniyle yavaşlatılmaktan nefret ederler. İlgilerini çeken alanlarda daha derine inmelerini sağlayacak e-öğrenme uygulamaları, öğrenmelerine yardımcı olabilir.


Kişilik özelliklerinizin uyduğu renklere göre öğrenme biçimlerini uygulamak, işinizi kolaylaştırabilir. Bunların hiçbirine tam anlamıyla uymuyor da olabilirsiniz. Bu durumda, bu öğrenme biçimlerinden hepsini deneyimleyerek kendinize en uygun olanı keşfetmek sizin elinizde.

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Motivasyonun Babası Zig Ziglar’dan Potansiyelinizi Açığa Çıkaracak 19 Başarı İpucu

Pazarlamacı ve yönetici olarak birçok firmada çalışan Zig Ziglar’ın herkes tarafından motivasyonun babası olarak görülmesinin bir sebebi var, o da güçlü stratejileri ve onu iş dünyasının en iyilerinden biri yapacak net fikirleri.
2010’dan ölümüne kadar dünyayı dolaşarak kişisel gelişim ve motivasyon konuşmalarıyla zihinlere kazınan Ziglar’dan doğru eylemde bulunmanız ve potansiyelinizi ortaya çıkarmanız için size ilham verecek 19 başarı ipucu:

1. Spesifik ve detaylı bir hedef oluşturun.

“Bir ev inşa etmek için bir plana ihtiyacınız vardır. Aynı şekilde bir hayat inşa etmek için, bir plan veya hedefiniz olması daha önemlidir.”

Ziglar’dan ilk başarı ipucu kendinize belirli hedefler koymaktır, çünkü hedefler odaklanmanıza yardımcı olur. Ziglar, hedefleri şöyle sınıflandırıyor:
Büyük hedefler: Heyecan uyandıran ve sizi motive eden hedef türüdür. Gerileme yaşarsanız, bu büyük hedeflere odaklanmak ilerlemenize yardımcı olacaktır.
Uzun vadeli hedefler: Bunlar aylık ve yıllık hedefleri içerebilir.
Günlük hedefler: Günlük hedefler, uzun vadeli hedeflerinize tutarlı bir şekilde ilerlemenize yardımcı olur.

Hedeflerinizi planladıktan sonra onları nasıl gerçekleştireceğinizle ilgili bir plan yapabilirsiniz. Hangi engellerle karşı karşıya olduğunuzu, öğrenmeniz gereken şeyleri ve hedeflerinize ulaşmak için tanışmanız gereken kişileri öğrenin.
Başlangıçta her şeyi anlamanıza ve anlamlandırmanıza gerek yoktur. Hedeflerinizi ve planlarınızı, zaman ilerledikçe ve işler netleştikçe değiştirebilirsiniz.

2. Hedeflerinizi somutlaştırın.

“Hedefinize ulaşmak istiyorsanız onu görmeli, koklayabilmeli, dokunabilmeli ve tadabilmeli, nasıl göründüğünü ve kendi zihninizde neler hissettiğinizi bilmelisiniz.”

Hayal gücü, sizin emrinizde olan en güçlü araçtır. Bu aracı düzgün kullanırsanız mucizeler elde edebilirsiniz.
Bu yüzden rahatlamak, zihninizi temizlemek ve gerçekten yaşamak istediğiniz türden bir yaşamı canlandırmak için her gün birkaç dakikanızı ayırın. Kendinizi bir ev sahibi olmak ya da bir tatil yapmak gibi hayatınızda istediğiniz güzel şeylerle hayal edin. Bunu yaparken, hayallerinizi gerçekleştirirken hissedeceğiniz duyguları da taklit edin.

Hedeflerinizi bu şekilde somutlaştırmak, tavrınızı değiştirmenize yardımcı olur, sizi sınırlayan inançlarınızdan sıyırır ve bilinçaltınız, zihninizi olumlu ve güçlendirici inançlarla yeniden programlar, böylece hedeflerinize daha hızlı hareket edebilirsiniz.


3. Sabah ilk iş olarak gününüzü planlayın.

“Her sabah, yapacağınız şeyleri aklınızdan geçirin. Günü planlarken sizi heyecanlandıran şeyleri düşünmek, vücudunuzu yeniler ve enerjinizi yükseltir.”

Günlük hedeflerinize ulaşmanızı sağlayacak güçlü taktik, sabah ilk iş olarak gününüzü planlamanızdır. Sessizce oturup bugün yapacağınız tüm şeyleri ve nasıl yapacağınızı zihninizde somutlaştırabilirsiniz. Gününüzü bu şekilde görselleştirirken, zamanınızı mükemmel bir şekilde kullanmanıza yardım edecek ve sizi motive edecek pozitif enerjiyle çevrelenirsiniz.


4. Başarı için faydalı alışkanlıklar edinin.

“Motivasyon ilerlemene yardımcı olur, alışkanlık başarıya ulaştırır.”

Ziglar, motivasyonun sonsuza dek sürmeyeceğini ancak bir kez oluşan alışkanlıkların sonsuza dek sürdüğünü belirtir. Alışkanlık edinmek başlangıçta zordur ancak oluştuğunda zahmetsizce onu devam ettirirsiniz.
Başarıya ulaşmak için, kötü alışkanlıklarınızı iyi olanlarla değiştirmelisiniz. Örneğin, iyi bir alışkanlık, sabahın erken saatlerinde uyanmak, gününüzü planlamak ve dikkatinizi dağıtmadan 1-2 saat çalışmak olabilir. Unutmayın ki art arda 21 gün boyunca bir hareketi tekrarlarsanız alışkanlık haline gelir.


5. Yapabileceğinize inanın.

“Hedeflerinize ulaşmadan önce, yapabileceğinizi ya da yapamayacağınızı düşündüğünüzde genel olarak haklı çıkarsınız.”

Eğer derinlerde ise, hedeflerinize ulaşmak için gerekenlere sahip olduğunuza inanmazsınız ve asla onlara ulaşamazsınız. Bu nedenle, yeteneklerinizi inanmanız ve hedeflerinize ulaşmak için kendinizi desteklemeniz çok önemlidir. Ne zaman kendinizden şüphe duyacak düşünceleriniz ortaya çıkarsa, onlara dikkat vermeyin. Bunun yerine odak noktanızı düşüncelerinizi güçlendirmeye ve motivasyonunuzu yükseltmeye yönlendirin.


6. Fikirlerinizi optimize edin.

“Unutma, zihninde olup bitenler yüzünden olduğun yerdesin. Ve zihnindekileri değiştirerek ne olduğunu ve nerede olduğunu değiştirebilirsin.”

Büyüdükçe, bilinçsiz bir şekilde çevremizden birçok olumsuz ve sınırlayıcı inancı özümseriz. Bu inançlardan uzaklaşmamak sizi sınırlar. Bu düşünceleri inceleyin ve ortaya çıktıkları yeri kapatın. Dikkatinizi olumsuz düşüncelerden olumlu ve güçlendirici cümlelere doğru değiştirin. Kendi kendinize olumlu telkinlerde bulunarak bilinçaltınızı programlayın.


7. Olumlu bir öz imaj oluşturun.

“Kendini kazanan olarak göremiyorsan, kazanan olarak performans gösteremezsin.”

Kendinizi zihninizin gözünde nasıl algıladığınız, başarılı olup olmayacağınızı belirleyen en önemli faktörlerden biridir.
Kendinizi, başarıya ulaşmak için gerekenlere sahip biri olarak düşünürseniz başarı elde edersiniz. Ancak yeterince iyi olmadığınızı düşünüyorsanız, bu düşünceyi size yansıtan realiteyi göreceksiniz. Aslında, şu andaki realiteniz, içinizde tuttuğunuz öz imajı yansıtır.Bu nedenle, zihninizde kendinizin sahip olduğu görüntü türünün bilincinde olun. Kendinize şu soruları sorun: Başarıya ulaşabileceğimi düşünüyor muyum? Başarıyı hak ettiğime inanıyor muyum? Kendimi herkesin aradığı bir kazanan olarak görüyor muyum? Sadece kendi imajınızın bilincinde olmak, onu olumsuzdan olumluya değiştirmenize yardımcı olabilir.


8. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü konusunda endişelenmeyin.

“Eleştirilerden rahatsız olmayın. Unutmayın ki bazı insanların sahip oldukları başarının tek tadı, size zarar verdikleri zamandır.”

İnsanların her zaman söyleyecek bir şeyleri olacaktır ve herkesi memnun edemezsiniz. Zamanınızı ve enerjinizi diğer kişilerin eylemleri ve görüşleri hakkında endişelenerek harcamayın. Dikkatinizi önceliklerinize odaklayın, çünkü önemli olan budur.


9. Hatalarınızdan ders alın.

“Eğer yenilgiden ders alıyorsan gerçekten kaybetmemiş olursun.”

Sadece insanlar hata yapar. Bu nedenle önemli olan hatalarınızın üzerinde durmamak. Bunun yerine kendinize, hatalarınızın size ne öğretmeye çalıştığını sorun. Bunu yaparken hatalarınızdan ders alın çünkü kişisel gelişiminiz için önemli bir faktördür.


10. Her zaman öğrenmeye açık olun.

“Hayat bir sınıftır. Sadece yaşam boyu öğrenmeye istekli olanlar sınıfın başına geçebilirler.”

Her şeyi bildiğini sandığın an, büyümeyi bıraktığın andır. Başarılı olmak için büyümeye devam etmeniz gerekiyor. Her zaman açık fikirli olun ve öğrenmeye her zaman açık olun. İnancınıza, öğretilerinize ve ideolojilerinize köle olmayın.


11. Gecikmiş memnuniyeti hayatınızda uygulayın.

“Başarısızlığın ve mutsuzluğun temel nedeni, şu anda istediğin için en çok istediğin şeyi yapmaktır.”

Çalışmalar, gecikmiş memnuniyetin başarıya ulaşmada kilit bir faktör olduğunu kanıtlamaktadır. Dikkat dağıtıcı şeylerin veya kısa vadeli zevklerin, uzun vadeli zevklerinize ve gelecekteki ödüllerinize ulaşmaktan uzaklaşmasına izin vermemeyi alışkanlık haline getirin. Bunun için ne kadar çok pratik yaparsanız, öz kontrolünüz o kadar güçlü olur, uzun vadeli hedeflerinize o kadar hızlı yaklaşırsınız.


12. Benliğinle sağlam ilişkiler kur.

“Tanrı ile olan ilişkinin dışında sahip olacağın en önemli ilişki kendinle olan. Başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kurmak için içsel, duygusal ve ruhsal olarak sağlıklı olmalıyız.”

Kendinizle zaman geçirin. Kendinizi tanıyın ve anlayın. Kendinizi ne kadar çok tanırsanız, gerçek doğanız, arzularınız ve hedeflerinizle o kadar çok temas kurarsınız. Benzer şekilde, yalnızca kendinizi tanıyarak başkalarını da tanımaya başlayabilirsiniz. Sadece kendinizi severek, doğru insanları hayatınıza çekmeye başlayabilirsiniz. Bu özelliklerin tümü başarı için çok önemlidir.


13. Yalnız zaman geçirin.

“Kazanan olmak istiyorsanız, sessizliğe zaman ayırmanız gerekiyor. Ve bunu haftada en az üç ila dört kez yapmalısınız.”

Ziglar, yalnız vakit geçirmenin önemli bir savunucusudur. Yalnız zaman geçirmek, kendinizle yeniden bağlantı kurmanıza yardımcı olur. Aynı zamanda zihninizi temizlemenizi ve hayat değiştiren fikirler edinmenizi sağlar. Yani zamanınızı yalnız başınıza hiçbir şey yapmadan geçirmeyi alışkanlık haline getirin.


14. Sizi canlandıran insanlarla etrafınızı kuşatın.

“Kendini, sevdiğin ve en iyisini isteyen insanlarla kuşat!”

Çoğunlukla insanlar iki kategoriye ayrılır: zambaklar ve sülükler. Zambaklar sizi yükseltenler ve sülükler ise modunuzu düşürenlerdir.
Eğer gün boyu sülüklerle çevriliyseniz, enerjinizi kurutacaklardır. Kendinizi daha az motive ve üretken hissetmenize neden olacaklardır. Bunun yerine, kendinizi iyi insanlarla çevrelediğinizde, harekete geçmeniz için kendinizi pozitif enerji ile dolu bulacaksınız.
Öyleyse toksik insanları hayatınızdan çıkarmak için bilinçli bir çaba gösterin ve kendinizi, kendiniz olmanız için ilham veren ve sizi olduğunuz gibi kabul eden insanlarla çevreleyin.


15. Şükretmeyi bilin.

“Edinebileceğimiz tüm tutumların arasında şükretmeyi bilmek elbette en önemli ve hayat değiştiren şey.”

     Minnettarlığı ifade etmek zihniyetinizi yoksunluktan bolluğa çevirir. Bolluğu hissettiğinizde, yaşamınıza çekersiniz. Bu nedenle, her gün hayatınızdaki her şeye şükredin.


16. Zamanınıza değer verin ve onu etkili kullanın.

“Vaktinizi planlamıyorsanız başkaları onu sizin yerinize harcar.”

Zamanı en değerli kaynağınız olarak kullanın. Gününüzü planlama burada devreye giriyor. Belirlenmiş bir planınız olduğunda, üretken olmayan şeylere otomatik olarak hayır demeyi öğrenirsiniz.


17. Yavaş yavaş başlayın ve ilerledikçe gelişin.

“Performansınızın seviyesi, tutku, kararlılık ve isteğe bağlıdır.”

Her şeyi başından çözemezsiniz. Ayrıca, çalıştığınız alanda en başından uzman olmanız da önemli değildir. Sahip olduklarınızda küçük küçük başlayabilir ve ilerledikçe kendinizi geliştirirsiniz. Unutmayın, yarışı kazanmanın yolu yavaş ve istikrarlı olmaktan geçer.


18. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın.

“Kim olduğunuzu ve verilen işi dikkatli bir şekilde araştırın. Sonra kendinizi bu işe adayın. Kendinizden etkilenmeyin. Kendinizi başkalarıyla karşılaştırmayın.”

Hedeflerinize ulaşmak için, güçlü yönlerinizi ve yeteneklerinizi bilmeniz önemlidir. Zayıf noktalarınıza odaklanmak yerine güçlü noktalarınıza odaklanın. Kendinizi başkalarıyla karşılaştırdığınızda eksik olan ve perspektifinizi kaybettiğiniz noktalarınızı görmeye başlarsınız. Bu alışkanlıktan kurtulun ve kendinize odaklanın.


19. Israrcı olun.

“Sert bir karaktere sahipseniz, yaşam oyununda gerekli olan diğer tüm özellikleri geliştirecek ve edineceksiniz.”

Ve son olarak, en önemlisi, işler zorlaştığında bile çabalarınızda ısrarcı olmalısınız.
Ziglar’ın “Zirvede Görüşmek Üzere” adlı kitabı 1975 yılında yayınlanmadan önce 39 kez reddedildi. Kitap bugün hala basılmakta ve bir Amerikan klasiği olarak kabul görmektedir. Israrcı olduğunuz sürece ne kadar yavaş olduğunuz önemli değildir.

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com