Bizimle iletişime geçin

Yaşam

17 Maddede Dopamin Seviyesini Yükselterek İsteksizlikten Nasıl Kurtuluruz?

Bir nörotransmitter olan Dopamin beyin hücreleri arasındaki iletişime olanak sağlayan kimyasal bir molekül. İnsan vücudundaki tüm nörotransmitterler gibi o da büyük işler başarıyor. Dopamin pek çok fonksiyonda görev alıyor. Fiziksel performansımızdan tutun da ruh sağlığımıza, hatta gün içindeki düşünsel verimimize kadar…
Özetle Dopamin heyecanlı, kıpır kıpır, yaşam dolu bir hayatın anahtarıdır diyebiliriz. Dolayısıyla Dopamin seviyemiz ne kadar düşükse hayatımız o kadar renksiz, tatsız bir hal alır.
Elbette hiçbirimiz bu renksiz ve tatsız hayatı yaşamak istemiyoruz. Dolayısıyla Dopamin seviyelerimizi nasıl arttırabiliriz ona odaklanalım.

1) Egzersiz

Vücudumuz hareket etmemizi istiyor. Eğer hareket etmezsek ne yazık ki hastalanıyoruz. Bunun nedenlerinden birisi de Dopamin eksikliği. Egzersiz yaptıkça, daha da fazla dopamin salınması, egzersizi doğal olarak yapmak istememizle sonuçlanıyor.


2) Yoga ve Meditasyon

Yoga aslında aerobik bir egzersiz olarak geçiyor. Yoga tek başına bazı hareketlerden ibaret değil, bunun yanında meditasyon ve nefes çalışmaları da mevcut. Sadece meditasyon yapmak bile, uzun vadede dopamin düzeylerini arttırıyor. Fakat bu meditasyon hareket ile birleşince ortaya inanılmaz bir dopamin açığa çıkıyor.


3) Şeker ve Karbonhidrat

Rafine yani işlenmiş olan tüm karbonhidratlar bağırsaklarda emilirken basit şekerlere dönüşür. Dolayısıyla şeker tüket ile beyaz ekmek tüketmek arasında teorik olarak hiçbir fark yok. Şeker çok kısa sürede beyindeki haz merkezlerini uyarıyor ve kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyor, bu doğru. Fakat bu hissiyat çok kısa süreli. Ayrıca zaman beyniniz buna karşı duyarsızlaşıyor. Yani aslında farkında olmadan aynı etkiyi alabilmek için yediğiniz şeker ve karbonhidrat miktarını arttırıyorsunuz. Zamanla da etki tümüyle siliniyor, uzun vadede dopamin seviyelerinde büyük düşüşler yaşıyoruz.

4) Doymuş Yağ

Doymuş yağ bakımından zengin olan yiyecekleri gereğinden fazla tüketmek uzun vadede dopamin düzeylerini alt üst ediyor. Dolayısıyla yağ seçimlerinizi mümkün olabildiğince doymamış yağlardan ve hatta mümkünse zeytinyağından yana kullanın.


5) Alkol

Alkollü içecekler dopamin tarafında şekerle benzer etkiler yaratıyor. Alkol de zamanla dopamin reseptörlerini duyarsızlaştırıyor. Ayrıca pek çok alkollü içeceğe dışarıdan şeker ekleniyor, alkolün kendisi de bir şeker zaten.


6) Kahve ve Çay

Günde 1 kupadan (200 mg) kafein tüketmek de ne yazık ki dopamin reseptörlerini duyarsızlaştırıyor. Bunun yerine çay içebilirsiniz. Çayın içerisinde bulunan L-Teanin maddesi dopamin sentezini artırır.

7) Kaliteli Protein

Dopaminin yapı taşı olan tirozin ve metabolizma için gereken demir ile bakır kaliteli proteinlerde bulunur. Bunun en kolay ve ucuz yolu ise yumurta tüketmektir. Diğer seçenekler kırmızı et, beyaz et, süt ürünleri. Eğer vegan beslenenlerdenseniz soya fasuyesi ve bakla başta olmak üzere baklagilleri ve ürünlerini tüketebilirsiniz.


8) Tirozin İçeren Diğer Besinler

Tirozin açısından zengin olan kaliteli proteinler dışında şu besinlere de yönelebilirsiniz; kuruyemiş, çekirdek, avokado, muz, ve karpuz. Doğrudan dopamin içeren besinleri tüketmek ise çok da anlamlı değildir. Çünkü burada alacağınız dopamin beyinde kullanılamıyor.


9) Probiyotik

Probiyotik bakteriler bağırsaklardaki dopamin sentezini arttırır. Ayrıca artmış bağırsak geçirgenliğini azaltarak kana karışan bakteriyel toksin miktarını düşürür, dopamin reseptörlerinin duyarlılığını artırır.

10) D Vitamini

Güneş altında zaman geçirmek elbette önemli fakat bu bazen yetersiz kalabiliyor. Eğer baktırmadıysanız mutlaka D vitamini düzeylerinize baktırın. D vitamini kemik sağlığından beyin sağlığına, serotonin düzeylerinden dopamin düzeylerine kadar pek çok noktada büyük önem taşıyor.


11) Uyuyun

Her gece en az 7 saat uyumak dopamin seviyenize büyük oranda fayda sağlar. Çünkü uykusuzluk yüzündden zombi gibi gezmenizin bir nedeni de düşük dopamin düzeyleridir.


12) Masaj

Dokunma hissi ile birlikte gelen rahatlama dopamin düzeylerini, serotonin düzeylerini ve oksitosin düzeylerini artırır. Böylece mutlu olur, yaşam enerjisi ile dolarsınız.

13) Evcil Hayvan

Minik dostlarınızla zaman geçirmek, onları sevmek, onlarla iletişime geçme dopamin düzeylerinizi doğal ve sevgi dolu bir şekilde yükseltir.


14) Telefon, Tablet, PC

Dolayısıyla telefon, tablet ve bilgisayarınızla geçirdiğiniz zamanı azaltmaya çalışın. İş ya da okul gereği azaltamıyorsanız bile en azından yatak odanızda bu cihazları bulundurmayın.


15) Hedefler

Başlanılan işi bitirmek kadar dopamin seviyenizi arttıran başka bir şey daha yoktur. Bu hedefler hayatın her alanından olabilir. Mesela günde 10 dakika yürümek, düzenli olarak ailenizi aramak, spora gitmek, odanızı toplamak, kredi kartı borcunuzu sıfırlamak, projeleri tamamlamak gibi…

16) Kilo Verin

Fazla kilolarımız dopamin reseptörlerinin duyarlılığını azaltarak bizi dibi olmayan bir kısır döngüye sokar. Yavaş yavaş da olsa kilo vermek ve ideal kiloya yaklaşmak dopamin düzeylerini artırır. Çok acıktığınızda tirozinden zengin besinlerden yerseniz bu kısır döngüden çıkmanız ve kilo vermeniz kolaylaşır.


17) Hobiler ve Sosyallik

Sosyalleşmek, sevdiğiniz ve sevebileceğiniz insanlarla sohbet etmek; dopamin düzeylerinizle beraber serotonin düzeylerinizi de yükselterek kendinizi iyi hissetmenizi sağlar. Yeni hobiler edinmek de benzer etkiler yaratır. Hem çalışırken odaklandığınız o anda kaldığınız için sizde meditasyon etkisi yapar, hem de yaratarak işleri tamamladığınız için dopamin düzeylerini yükseltir.
Kaynak: ,

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam

İmamoğlu: Kanuni Sultan Süleyman portresi eser alıcısı tarafından İBB’ye bağışlandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, İngiltere’deki müzayadede 350 bin sterline satılan Kanuni Sultan Süleyman’ın portresinin eser alıcısı tarafından İBB’ye bağışlandığını açıkladı. 

kanuni portresi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, İngiltere’deki müzayadede 350 bin sterline satılan Kanuni Sultan Süleyman’ın portresinin eser alıcısı tarafından İBB’ye bağışlandığını açıkladı. 

İmamoğlu paylaşımında, “Evine Dönüyor! Mart ayında İngiltere’deki müzayedede rekor fiyata satılan Kanuni Sultan Süleyman portresi eser alıcısı tarafından İBB’ye bağışlanmıştır. Böylesi kıymetli bir eserin İstanbul’a bağışlanması ve İBB’ye duyulan güven gurur verici. İstanbul’a hayırlı olsun.” ifadesini kullandı.

Kanuni Sultan Süleyman’ın portrede 43 yaşında olduğu düşünülüyor

İngiltere’de müzayede evi Sotheby’s’in yaptığı açık artırmada Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın portresi 350 bin sterline (4 milyon TL) satıldı.

Sotheby’s’den yapılan açıklamada portrenin 19’uncu yüzyıldan bu yana Fransız bir aileye ait olduğu belirtildi.

Portrenin 16’ncı yüzyılda, İtalyan ressam Cristofano Dell’ Altissimo tarafından yapıldığı belirtilirken, portrenin diğer benzer portrelerden farklı olarak bakır levha üzerine çizildiği açıklandı. Tarihsel olarak portrenin Sultan Süleyman’ın Irak ile İran’ı fethettiği, Preveze Deniz Savaşı’nda Papa ve müttefiklerine karşı zafer kazandığı zaman dilimine denk geldi aktarıldı.

Kanuni portresi İBB’ye bağışlandı.

Portrede Sultan Süleyman’ın 43 yaşında olduğunun düşünüldüğü aktarılıyor.

İBB, geçen yıl Fatih Sultan Mehmet’in portresini almıştı

Geçen yıl Londra’da yapılan açık artırmada İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fatih Sultan Mehmet’in portresini 935 bin sterlin (o dönem yaklaşık 8 milyon lira) ödeyerek satın almıştı.

Okumaya devam et

Yaşam

Duyduğunuzda İşin İçinden Çıkamayıp Anlaşmaya Varamayacağınız 6 Paradoks

Paradoks, görünüş olarak doğru bir ifadenin çelişki yaratmasıdır. Tanımı sıkıcı görünse de aslında eğlenceli ve soyut düşünceyi besleyen düşüncelerdir. Türkçede karşılığı yanıltmaç ve çatışkı olarak verilir. Paradokslar kendiliğinden oluşabildiği gibi matematikçi ve ünlü düşünürlerin yarattığı paradokslarda vardır. Bu tip paradokslar, matematik ve bilimde yeni buluşlara yol açarken düşünce biçimini de değiştirebilir.


1) Epimenides Paradoksu

Epimenides Paradoksu, mantıktaki bir paradokstur. Giritli bir filozof olan Epimenides, “Giritliler, her zaman yalancıdır.” demiştir. Bu ifade, Epimenides Paradoksu olarak adlandırılır. Sebebi ise:
1. Eğer tüm Giritliler yalancı ise, Epimenides de Giritli olduğu için onun da yalancı olması gerekir. Eğer Epimenides yalancıysa, tüm dedikleri gibi, “Tüm Giritliler yalancıdır” ifadesi de yalan olur. Doğru söylediğine inanırsak yalan söylediğini anlamış oluyoruz. Yani bu ifade hem doğru hem yanlıştır.
2. Eğer tüm Giritlilerin yalancı olduğu önermesini yanlış kabul edersek, kendisi de Giritli olan Epimenides’in doğru söylemiş olması gerekir. O zaman, “Tüm Giritliler yalancıdır” ifadesi doğru olmalıdır. Kafamız karıştı, değil mi?
3. Ve son olarak bir önermenin hem doğru hem yanlış olması mümkün değildir.


2) Theseus’un Gemisi

Felsefi bir paradoks olan Theseus’un Gemisi, Yunan efsanesine göre Girit’ten zafer ile dönen gemi Atina’da hatıra olarak uzun süre muhafaza edilir. Zamanla geminin tahtaları çürümeye başlar ve yenileriyle değiştirilir. Bir süre sonra, gemide değiştirilmeyen parça kalmamıştır. Bu durumda, gemi halen Theseus’un Gemisi midir, yoksa başka bir gemi mi olmuştur?


3) Dede Paradoksu

Zaman yolculuğu yapan birinin geçmişine dönüp dedesini, babaannesiyle tanışmadan öldürdüğünü düşünelim. Bu durumda, onun varlığı mümkün olmayacaktır. Ama o zaman geriye dönüp dedesini de öldürmüş olamaz. Bu durumun paralel evrenlerle açıklanabileceğini söyleyen teoriler vardır. Bu teoriye göre, dedesini öldüren kişi gelecekte yaşamasa da dedesini öldürdüğü zaman diliminde yaşamını sürdürebilir, dedesi öldükten sonra evren dallanır ve başka bir evrende yaşamaya devam eder.


4) Euplides (Kum Yığını) Paradoksu

Euplides, kum tanelerinden yığın oluşturulamayacağını iddia etmiştir çünkü hiçbir kum tanesi bir “yığın” değildir. Yani yığın olmayan bir şeyin üzerine kum tanesi ekleyerek yığın oluşturmamız mümkün değildir. Daha açık bir anlatışla, “yığın” olması için sınır nedir? Yani 1 milyon kum tanesi yığın oluşturuyor diyelim, bir kum tanesini aldığımızda yığın olmayacak mı?


5) Yamyam Paradoksu

Bir mantıkçı, adada yamyamların eline düşer. Yamyamlar, ellerine düşen her yabancıyı yediklerini, nasıl yiyeceklerine de bir soruyla karar verdiklerini, eğer, soruya doğru cevap verirse haşlanarak, yanlış cevap verirse kızartılarak yiyeceklerini söylerler. Mantıkçıya “Seni haşlayarak mı yiyeceğiz, kızartarak mı yiyeceğiz?” diye sorarlar. Mantıkçı bir süre düşünür ve cevap verir: Kızartarak! Yamyamlar burada ikileme düşerler, paradoks da burada başlıyor. Eğer kızartarak yerlerse mantıkçı doğru cevap vermiş olur, doğru cevap verdiği için haşlanması gerekir. Eğer haşlayarak yerlerse mantıkçı yanlış cevap vermiş olur, bu defa kızartarak yemeleri gerekir. Böylece mantıkçı, yamyamların elinden kurtulur.


6) Kral Paradoksu

Kral, ülkesinde bir yarışma açar. “İşte bu yalan!” diyebileceği bir yalanla karşılaştığında sahibine bir küp altın vereceğini söyler. Yalancılar akın akın saraya geldiler ve yalanları bir bir sıraladılar. Ancak kralı tatmin eden bir yalan çıkmadı ortaya.
Derken bir adam geldi elinde boş bir küple ve dedi ki:
-Dedeniz zamanında savaşa çıkarken hazinede yeterli altın olmadığından benim dedemden borç aldı ve borcu torunum torununuza ödeyecek diye bir söz verdi. Artık borcunuzu ödemenin zamanı geldi.
Kral, “bu gerçekten yalan” diye tepki verince adam ödülünü istedi. Ancak ödülü vermek istemeyen kral, “belki de olabilir” deyince adam, “O halde borcunuzu ödeyin.” dedi.

Okumaya devam et

Yaşam

Önceden Nefret Ettiğimiz Şeyleri Neden Sevmeye Başlarız?

Salt maruz kalma etkisi, farkında olmadan tercihlerimize rehberlik edebilen bir olgudur. Bir yıl içinde, şu anda nefret ettiğiniz bir şeyi beğenebilirsiniz.
Yaşınız ilerledikçe tercihlerinizin neden değiştiğini merak ettiniz mi? Mesela küçükken zeytini sevmiyorken şimdi zeytinsiz bir kahvaltı düşünemiyor olabilirsiniz. Ya da önceden nefret ettiğin biri şu an en yakın arkadaşın olmuş olabilir. Bunlar salt maruz kalma etkisinin örnekleri, yaşamımız boyunca tercihlerimizi değiştirebilecek güçlü bir psikolojik fenomen.
Kendinizi ‘Ah, bundan nefret ederdim’ derken yakalarsanız, o zaman bu etkiyi yaşıyor olabilirsiniz.


Salt Maruz Kalma Etkisi Nedir?

İnsanların sadece onlara aşina oldukları için bir şeyler tercih etmelerine neden olan psikolojik bir olgudur. Bir şeye ne kadar çok maruz kalırsanız, kendinizi onu severken bulabilirsiniz.
Bu bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde gerçekleşebilir. Aynı şeyi ne kadar çok tecrübe ederseniz o kadar tanıdık hale gelir ve beklediğinizden daha fazla ondan keyif almaya başlarsınız.
Salt maruz kalma etkisi işe yarar çünkü bir şeylere aşina olmaktan zevk alırız. Kendimizi güvende hissederiz ve elimizden geldiğince aşina olduğumuz şeyleri ararız.
Eğer bunun hala doğru olup olmadığından emin değilseniz örneklerine bakalım:


Müzik

İlk kez duyduğunuz bir şarkıdan nefret ettiğinizi düşünün ama sürekli duyuyorsunuz, her yerde çalıyor. Zamanla ona alışıyor ve çalma listenize ekliyorsunuz. Tanıdık geldi mi? Salt maruz kalma etkisinin en basit örneklerinden biri.

Bu bilinçsiz maruz kalmanın yaygın bir örneğidir çünkü şarkıyı ne kadar sık dinlediğinizin farkında bile olmayabilirsiniz. Sonra bilinçli olarak dinlediğinizde veya dinlediğinizi fark ettiğinizde, ilk dinlediğinizden daha fazla keyif aldığınızı göreceksiniz. Sonunda, kendinizi şarkıya eşlik ederken bulacaksınız.


İnsanlar

İlk izlenimin çok önemli olduğu söylenir ancak bu her zaman doğru olmayabilir. Biriyle ne kadar çok zaman geçirirseniz size o kadar tanıdık gelir. Bu, onlarla daha fazla ortak nokta bulacağınız anlamına gelir. İlk başta sizi rahatsız eden şeyler de daha tanıdık gelecek ve onlarla daha fazla zaman geçirdikçe alışacaksınız.
Birini bu şekilde tanıdıktan sonra, tuhaflıklarına aşina olduğunuzdan onları daha çok sevme eğilimine girebilirsiniz. Birçok arkadaşlık, iki kişinin birbirinden ciddi şekilde hoşlanmamaları ile başlar. Bununla birlikte, zamanla ilişki, aşinalık ortaya çıktıkça büyür.


Yemek

Yaşımız ilerledikçe lezzet tomurcuklarımızın değiştiği ve daha önceden sevmediğimiz şeylerden keyif aldığımız doğrudur. Bununla birlikte, bu aynı zamanda salt maruz kalma etkisinin bir ürünü olabilir.

Zeytinin tadını sevmiyor olabilirsiniz ancak onları pizzada veya soslarda yersiniz. Sonunda, başka şeyler yedikçe tada alışırsınız ve size tanıdık gelir. Bu yavaş bir süreçtir ve bunun olduğunu bile fark etmeyebilirsiniz. Bununla birlikte, zaman geçtikçe, kendinizi zeytini kendi iradenizle yerken bulabilirsiniz.


Salt Maruz Kalma Etkisi Ne Kadar Etkilidir?

Çalışmalar, maruz kalma süresi arttıkça bu etkinin de arttığını göstermiştir. Yani, bir şeyi ilk kez deneyimlediğinizde, bundan hoşlanmayabilirsiniz. Sonra, ikinci kez deneyimlediğinizde, belki birkaç gün sonra, biraz daha seversiniz. Bu devam ettikçe ve deneyim daha tanıdık hale geldikçe, daha fazla sevmeye başlayacaksınız.
Aşinalığın ilerlemesi için birkaç kez maruz kalma gerekir, bu nedenle etkinin oluşması zaman alır. Bu, aynı şeyi tekrar tekrar deneyimlerseniz, deneyimler arasına zaman girdiğinde zevk almaya başlamayacağınız anlamına gelir.
Çocukların yetişkinler kadar maruz kalma etkisinden muzdarip olmadığı da bulunmuştur. Bunun nedeni, çocuklar tanıdık olanlardan ziyade yeni şeylerden zevk alma eğilimindedir. Fakat yaşlandıkça, bir şeye ne kadar aşina olursanız, o kadar çok zevk alırsınız.


Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com