Bizimle iletişime geçin

Kadın

Adet Döneminde Karın Şişmesi Neden Olur?

Adet Döneminde Karın Şişmesi Neden Olur?

Adet dönemi şişkinliği, hormon seviyelerindeki değişikliklerin bir sonucu olarak vücudun su tutması nedeniyle dönemsel olarak oluşan bir regl semptomudur. Kanamadan bir ila iki hafta önce başlayabilen bu şişkinlik genellikle adetin ilk günlerinde kendiliğinde geçer ve en çok karında, yüzde, göğüslerde, bacaklarda, ayaklarda ve ayak bileklerinde ortaya çıkar.

Adet döneminizden önce karnınız dahil vücudunuzun bazı bölgelerinde şişkinlik olduğunu gözlemliyorsanız bu konuda yalnız değilsiniz. Regl şişkinliği yaşayan çoğu kadın ayın belirli günlerinde sütyenlerinin, pantolonlarının ve hatta ayakkabılarının sıkarak daha rahatsız edici hale geldiğini söylüyor. Güzel haber şu ki, kilo almadınız! Bu durum yalnızca vücudunuzun geçici olarak su tutmasının bir sonucu ve muhtemelen adetinizin ilk günlerinde kendiliğinden geçecek. Ancak yine de buna sebep olan perde arkasındaki suçluyu ve bu konu hakkında neler yapabileceğinizi bilmek isteyebilirsiniz…

Makaleye Genel Bakış

  • Adet Öncesinde ve Adetliyken Karın Şişer mi?
  • Adet Şişkinliği Ne Zaman Biter?
  • Adet Şişkinliğine Ne İyi Gelir?
    • Tuzlu yiyeceklerin tüketimini azaltmak
    • Potasyum zengini besinler tüketmek
    • İdrar söktürücü besinlere öncelik vermek
    • Adet şişliğine iyi gelen diğer yöntemler

Adet Öncesinde ve Adetliyken Karın Şişer mi?

Kısa cevap, evet. Adet öncesi ve adetliyken karnınız dahil olmak üzere yüzünüz, göğüsleriniz, bacaklarınız, ayaklarınız ve ayak bilekleriniz şişerek daha tombul görünebilir. Bakınız: Adet döneminde yüz şişer mi? Menstrüal döngüyle ilgili bu şişlikler adetten 1 ila 2 hafta öncesine kadar erken bir dönemde başlayabilir ve genellikle adetinin ilk günlerinde kendiliğinden geçer. Peki ama buna neden olan şey nedir?

Adet öncesi ve adet sırasında şişkinlik, progesteron ve östrojen hormonlarının seviyelerindeki değişikliklerden kaynaklanır. Söz konusu hormonların seviyelerindeki ani dalgalanma vücudun daha fazla su ve tuz tutmasına neden olur. Sonuç olarak, vücut hücreleri su ile şişerek karın ve diğer bazı vücut bölgelerinde geçici şişlikler meydana gelir.

Adet Şişkinliği Ne Zaman Biter?

Adet döneminize yakın veya adetliyken karnınız şiştiyse her zamanki kıyafetlerinizin biraz sıkması normaldir ancak bu kilo aldığınız anlamına gelmez. Zira, hormonal nedenlerden ötürü vücudunuzun su tutuyor ve bu durum geçici. Peki tam olarak şişlikten ne zaman kurtulacaksınız?

Araştırmalar, adet dönemi şişkinliğinin regl tarihine 1 veya 2 hafta kala ortaya çıkabileceğini ve vücudun su tutma eğiliminin en çok adetin ilk gününde olduğunu gösteriyor. Muhtemelen, kanamanızın başladığı birinci gün en yoğun şişliği deneyimleyeceksiniz ve birkaç gün adet gördükten sonra kendiliğinden inecek.

Adet Şişkinliğine Ne İyi Gelir?

Adet şişliğini engellemenin kesin bir yolu olmasa da azaltmak için deneyebileceğiniz bazı şeyler var. Aşağıdaki yaşam tarzı ve beslenme düzenindeki küçük değişiklikler bu konuda işinize yarayabilir…

Tuzlu yiyeceklerin tüketimini azaltmak

Sodyum, vücudun daha fazla su tutmasına ve bu bağlamda şişliğe neden olabileceğinden tuzlu gıdaların tüketimini azaltmanız işe yarayabilir. Krakerler, işlenmiş hazır gıdalar ve salamura ürünler gibi pek çok yiyecek yüksek miktarda tuz içerdiğini unutmayın. Ayrıca, yemeklerinizi pişirirken minimum miktarda tuz kullanın.

Ek olarak, beyaz un ve işlenmiş şekerler gibi rafine karbonhidratlardan kaçının çünkü bunlar kan şekeri seviyelerinde ani yükselmelere neden olabilir. Böylelikle kandaki insülin seviyesini artar ve bu da böbreklerin daha fazla sodyum tutmasına neden olur. Daha öncede belirtildiği gibi artan sodyum seviyeleri de daha fazla su tutulmasıyla sonuçlanır.

Potasyum zengini besinler tüketmek

Bilimsel araştırmalar, potasyum fakiri bir beslenme düzeni sodyum ve klorür tutulmasını artırdığını, potasyum zengini besinlerin ise hem diürezi (idrar sökümü) hem de natriürezi (idrarla sodyumun atımı) teşvik etiğini ortaya koyuyor. (Kaynak) Muz, avokado, domates, patates, yer elması ve havuç gibi kök sebzeler ve ıspanak gibi koyu yapraklı yeşillikler potasyum açısından zengindir. Adet şişkinliğinden muzdaripseniz öğünlerinizde bu besinleri yemeniz iyi bir fikir olabilir.

İdrar söktürücü besinlere öncelik vermek

Daha fazla idrar üretmek vücudun tutulan sudan kurtulmasına yardımcı olur. Bu bağlamda, bazı doğal meyve ve sebzeler idrar söktürücü özelliği sayesinde adet döneminizdeki şişkinliği azaltabilir. Salatalık, acur, şeftali, ananas, pırasa, sarımsak, soğan, zencefil, kiraz, kavun ve karpuz gibi yiyecekler diüretik etkisiyle bilinirler. Ayrıca, yanınızda bir su şişesi taşıyın ve susamamış olsanız bile gün içinde bol su için.

Adet şişliğine iyi gelen diğer yöntemler

Brokoli, Brüksel lahanası, kuru fasulye, nohut, lahana ve karnabahar gibi yiyeceklerin gaz yaptığını biliyoruz. Adet nedeniyle oluşan karın şişmesini, gazla birlikte daha şiddetli bir hale getirmek istemiyoruz. Bu nedenle, en azından bir süreliğine gaz yapma potansiyeline sahip yiyeceklere ara vermek veya tüketimini azaltmak iyi bir fikirdir.

Düzenli olarak egzersiz yapmanın adet semptomlarını önemli ölçüde azalttığını biliyor muydunuz? Adetliyken egzersiz yapmak şişkinliğin azaltılmasına yardımcı olmakla kalmaz, endorfin salgılanması nedeniyle daha mutlu hissetmenizi sağlar. Diğer sağlık faydaları ise cabası!

Adetliyken ağır ve uzun süreli yoğun antrenmanların yerine yürüyüş, yüzme, esneme hareketleri, dans ve pilates gibi daha soft egzersizleri tercih edebilirsiniz.

Sonuç

Adetinizden önce başlayan ve adetinizle birlikte veya birkaç gün sonra kaybolan hafif ila orta derecede şişlikler endişelenmeyi gerektirecek önemli bir şey değildir. Tüketilen yiyeceklere dikkat etmek, bol su içmek ve egzersiz yapmak gibi basit ev çözümleri şişkinliğin şiddetinin azaltılmasına yardımcı olabilir. Şişlik, adetinizin bitmesine rağmen inmiyorsa ve günlük işlerinize müdahale edebilecek kadar şiddetliyse doktorunuzdan randevu almayı ihmal etmeyin.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kadın

Son Kullanma Tarihi Geçmiş Saç Boyası Kullanılır mı?

Son Kullanma Tarihi Geçmiş Saç Boyası Kullanılır mı?

Diğer tüm kozmetik ürünler gibi saç boyalarının da belirli bir raf ömrü vardır. Üreticilerin genel tavsiyesi, açılmamış saç boyalarının üretim tarihinden itibaren 3 yıl içinde kullanılması gerektiği yönündedir. Bununla birlikte, çoğu saç boyası hiç açılmamış olması şartıyla son kullanma tarihi geçmiş olsa bile kullanılabilir ancak yine de bu konuda bilinmesi gereken birkaç detay daha var…

Makaleye Genel Bakış

  • Saç Boyasının Son Kullanma Tarihi Var mı?
  • Tarihi Geçen Saç Boyasını Kullanmak Zararlı mı?
  • Saç Boyasının Bozulduğu Nasıl Anlaşılır?

Saç Boyasının Son Kullanma Tarihi Var mı?

Yıldırım hızında bozulmaya müsait maskaraların aksine 2 yıla kadar dayanabilen ojeler gibi saç boyalarının da raf ömrü oldukça uzundur. Aslında, bazı üretici firmalara göre (örneğin: Palette, Loreal ve Garnier) saç boyalarının son kullanma tarihi geçmez ve bu nedenle paket üzerine SKT yazmazlar. Bazıları ise imal edildiği tarihten itibaren saç boyalarının 3 yıl (36 ay) içinde kullanılmasını tavsiye eder. Sonuç olarak, paket hiç açılmamış olması şartıyla üretim tarihinden sonraki yıllar boyunca saç boyaları bozulmadan kalabilir.

Öte yandan, önerilen kullanım tarihi geçmiş saç boyası kullanmanın, renk bozukluğu ve nadiren de olsa ciltte alerjik reaksiyon gibi istenmeyen sonuçları olabilir. Aşağıda, son kullanma tarihi geçmiş saç boyalarını kullanmanın güvenli olup olmadığına değiniyor ve olası etkilerinden bahsediyoruz…

Tarihi Geçen Saç Boyasını Kullanmak Zararlı mı?

Tarihi geçmiş saç boyası kullanmanın zararlı olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur. Tarihi geçmiş olsa bile ne saç köklerinize ne de saç tellerinize zarar vermez veya dökülmesine neden olmaz. Yani, son kullanma tarihi geçmiş boyayı saçlarınıza uyguladığınızda muhtemelen herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmayacaksınız. Ancak yine de birkaç potansiyel riski barındırdığını bilmeniz gerekiyor.

Tavsiye edilen kullanım tarihi geçmiş saç boyalarının en büyük handikapı beklenilen renk tonunda olmayabileceğidir. Saçlarınız beklediğinizden daha koyu bir tonda olabilir veya yeşilimsi bir renk alabilir. Bu durum özellikle açık sarı, gri veya beyazımsı saçlarınız varsa olasıdır ve nedeni boyada bulunan bakır gibi sert metallerin oksidasyonudur. Ayrıca, güçlü şekilde yoğun veya pigmentli olmayabileceğinden, ilk başta istediğiniz rengi elde etseniz bile kısa zaman sonra renk solabilir veya boya akabilir.

Tarihi geçmiş boyaları saça uygulamanın bir diğer riski alerjik reaksiyondur. Ancak gerçekçi olmak gerekirse, boya ister yeni isterse tarihi geçmiş olsun, bazı insanlar alerjik reaksiyonu her zaman deneyimler. Çoğu durumda bunun boyanın tarihiyle alakası yoktur. Bununla birlikte, bozulmuş saç boyalarının kızarıklık, kaşıntı ve hafif yanma hissi gibi sorunlara neden olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu bilmek önemlidir.

Saç Boyasının Bozulduğu Nasıl Anlaşılır?

Paketi açtığınızda normal boya kokusundan bile daha kötü bir koku varsa bozulduğundan şüphelenebilirsiniz ama yine de emin olamazsınız. Bu durumda renk kontrolü yapın. Beklenmedik bir renk ve hasarlı veya solmuş ambalaj boyanın bozulduğu hakkında ipucu verebilir.

Dikkat etmeniz gereken diğer detay boyanın saklanma koşullarıdır. Boya donmuş olabileceği bir yerde saklandı mı? Dondurucu sıcaklıklar, saç boyasındaki bileşenlerin çözüldükten sonra ayrılmalarına neden olarak, kullanmını potansiyel olarak güvensiz hale gelebilir.

Ek olarak, saç boyaları kuru, karanlık ve orta derecede serin yerlerde saklandıklarında en iyi sonucu verme eğilimindedir. Birkaç yıl buharlı bir banyoda saklandıysa, ambalajın içine su sızmış veya nemlenmiş olabilir. Nemlenen veya içine su sızan saç boyalarını kullanırken dikkatli olun.

Saç boyaları genellikle karıştırılması gereken iki farklı ambalajla birlikte paketlenir. Bunları birbirine karıştırmamış olsanız bile paketleri açtıysanız 6 hafta içinde kullanmalısınız. 6 haftadan uzun süren ağzı açık boyaların kullanılması önerilmez. Uygulamaya hazır şekilde yapılan karışımlar ise yaklaşık 1 saat içinde kullanılmalıdır.

Sonuç

Bazı saç boyası markalarında son kullanma tarihi bulunmasa da çoğu üretici imal tarihinden itibaren boyanın 3 yıl içinde kullanılması gerektiğini tavsiye eder. Ancak yine de 3 yılı dolduran boyalar (paket açılmamış olması ve uygun şekilde saklanmış olması şartıyla) kullanılabilir ve çoğu durumda herhangi bir olumsuz etkiye neden olmaz. Bununla birlikte, tarihi geçmiş ve bozulmuş boyaların istenilen renk tonunu vermeyebileceği, düzensiz renge veya yeşilimsi bir görünüme neden olabileceği unutulmamalıdır.

Okumaya devam et

Kadın

Son Kullanma Tarihi Geçmiş Oje Kullanılır mı?

Son Kullanma Tarihi Geçmiş Oje Kullanılır mı?

Oje koleksiyonunuzdaki favoriniz olmayan renkleri en son kullandığınızı hatırlıyor musunuz? Ojeler uzun raf ömrüne sahip olsa da sonsuza kadar iyi kalmazlar. Bozulma belirtileri olmayan ojeler ise son kullanma tarihi geçmiş olsa bile gönül rahatlığıyla kullanılabilir.

Ojeler, uzun raf ömrüne sahip en temel güzellik ürünlerinden biridir. Hiç açılmamış ojeler en az 2 yıl, açılmış ojeler ise yaklaşık 1,5 yıl en iyi kalitede kalabilir. Bununla birlikte, bu süreleri aşan veya son kullanma tarihi geçen ojeleri bile çoğu durumda çöpe atmak gerekmez. Aslında, eski ojelerinizi kullanıp kullanmamak konusunda kararsız kalmışsanız, tarihine bakmak yerine küçük bir testten geçirmek isteyebilirsiniz.

Yazının devamında, ojelerin tavsiye edilen kullanım tarihlerine değinirken, süresi dolan ojelerin kullanılıp kullanılmayacağından bahsediyor ve olası bozulma belirtilerini listeliyoruz…

Makaleye Genel Bakış

  • Ojenin Tarihi Geçer mi?
  • Tarihi Geçen Oje Kullanılır mı?
  • Ojelerdeki Bozulma Belirtileri
  • Oje Nasıl Saklanır?

Ojenin Tarihi Geçer mi?

Ojelerdeki son kullanma tarihi genellikle, kapak açıldıktan sonra ne kadar süre daha iyi kalabileceğiyle ilgilidir. Çoğu oje markası şişe veya etiket üzerine ”açıldıktan sonraki önerilen kullanım süresi”ni belirten bir ibare eklerler. Bazıları ise üretim ve son kullanma tarihini net olarak yazmayı tercih ederler.

Oje, şampuan ve diğer kozmetik ürünlerin son kullanma tarihi genellikle ürünün ilk açılma tarihine göre değişir ve önerilen kullanım tarihi İngilizce’de ”Ay” anlamına gelen ”Month” kelimesinin ilk harfi olan M ile gösterilir. Örneğin, ojenizin üzerinde ”12 M” ibaresi varsa (aşağıdaki görseldeki gibi), satın alma tarihinden bağımsız olarak, ilk kullanım için şişe kapağını açtığınız tarihten sonra 1 yıl (12 ay) daha bozulmadan kalabileceği anlamına gelir.

Öte yandan, bazı oje markaları ise son kullanma tarihlerini üretim tarihinden başlatarak belirler. Bu genellikle 2 yıldır ve tavsiye edilen kullanım tarihi oje üzerine tarihsel olarak yazılır. Örneğin: SKT ”11.06.2023” gibi.

Tarihi Geçen Oje Kullanılır mı?

Ojelerin üzerinde belirtilen son kullanma tarihleri (diğer pek çok üründe olduğu gibi) çoğu durumda gerçekten son kullanılabilecek zamanı işaret etmez. Söz konusu tarih, ürünün ne kadar süre boyunca en iyi şekilde kalabileceğine dair üretici firmanın en iyi tahminidir. Bu nedenle, son kullanma tarihi geçen ojeleri çöpe atmadan önce bozulup bozulmadığını kontrol etmek en iyisidir. Ojede herhangi bir bozulma belirtisi yoksa, tarihi geçmiş olsa bile kullanılabilir ve yenileri kadar iyi sonuç verebilir. Peki ama ojenin bozulduğu nasıl anlaşılır?

Ojelerdeki Bozulma Belirtileri

Ojeler son kullanma tarihinden bağımsız olarak uzun yıllar boyunca kullanılabilir. Ancak, herhangi bir bozulma belirtisiyle karşılaşırsanız tırnağınıza sürmek yerine şişeyi çöpe fırlatmanız en iyisidir.

  • Ojelerin bozulduğunun ilk belirtisi, koyu kıvamlı maddelerin dibe çökmesi ve kuvvetli bir sallamayla bile karışmıyor olmasıdır. Şişe dibine çöken ve karışmayan ojeler tırnaklarda düzensiz bir renk oluşturacağından kullanılmamalıdır.
  • Ojenin içinde kristalleşme şeklinde küçük parçacıklar varsa oje bozulmuş demektir. Bu, genellikle ojeyi kullandıktan sonra kapağını kapatmamaktan kaynaklanan bir durumdur ve eski haline döndürülemez. Ojelerinizi mümkün olan en uzun süre boyunca saklamak için kullanım sonrasında ağzını açık bırakmayın.
  • Tarihi geçen duvar boyası gibi ojeler de bozulmaya başladığında kıvamı koyulaşarak jelimsi bir hal alır. Asetonlar ojelerin formülünü parçalayan ve kalitesini bozan etkiye sahip olduğundan inceltme konusunda iyi çalışmaz. Bu durumda, oje inceltici kullanabilirsiniz fakat bu ürünlerin de bir maliyeti olduğundan, ojeyi çöpe atmak daha iyi bir fikir olabilir.
  • Ojelerin bozulduğunu gösteren diğer işaretler ise renginin değişmesi, parlaklığını yitirmesi, sakız kıvamı alarak sünmesi, tırnak üzerine eşit şekilde sürüldüğünde bile renk tonunda farklılıkların olması, akıcı olmaması ve topaklanmaların oluşmasıdır. Tüm bunlar, ojenizle vedalaşmanız gerektiğinin açık göstergeleridir.

Oje Nasıl Saklanır?

Ojeler uzun raf ömrüne sahip olmasına rağmen özellikle yanlış şekilde muhafaza edildiğinde çabuk bozulma eğilimindedir. Bu nedenle saklama konusunda birkaç geleneksel kurala dikkat etmek isteyebilirsiniz.

Tırnak cilalarınız için en ideal ortam oda sıcaklığıdır. Doğrudan güneş ışığından uzakta, serin ve mümkünse çekmece gibi karanlık bir ortamda saklanmalıdır. Ayrıca, şişeler yan yatırılmamalı ve şişe boynu her kullanım sonrası asetonlu pamukla silinerek temizlenmelidir. Bu, açılmayan oje kapağı sorununu da ortadan kaldırabilecek basit bir önlemdir.

Son olarak, tırnaklarınız sararmaya başlamışsa, çatlaklar oluşmuşsa, tırnak etleriniz kuruyorsa veya tırnaklarınız daha hassas hale geldiyse oje sürmeye birkaç haftalığına ara vermeniz gerektiğini unutmayın.

Okumaya devam et

Kadın

Güvenilir Villa Kiralama Firması Neden Önemli?

Güvenilir Villa Kiralama Firması Neden Önemli?

Villa kiralama, birçok kişinin tercihi olan bir tatil konsepti. Ailece ve arkadaşlarla özel bir alanda, havuz ve bahçe gibi olanaklar sunan villalarda seçim yaparken, konum ve özellikler ilk bakılanlar. Bununla birlikte, güvenilir villa kiralama hepsinden önce önemsenmesi gereken taraf. Tatil için kiralık villa araştıranlar için, güvenilir bir tatil villa kiralama bulması çok önemli. hellovillam kurucusu Sercan Korkuç, güvenilir bir villa kiralama sürecine dair merak edilenleri aktardı.

TÜRSAB yetki belgesi olmayan şirketler tercih edilmemeli

Hellovillam kurucusu Sercan Korkuç, güvenilir villa kiralama ile ilgili olarak şunları söyledi:

 

Villa kiralama, özellikle son birkaç yıldır ciddi bir trend haline geldi. Otel ve pansiyonların sınırlayıcı tatil modeline nazaran villalar, daha özgür bir tatil alanı sunması ile öne çıktı. Ancak birçok kişinin tatilde villa tercih etmesi, güvenilir olmayan şirketlerin ve sitelerin ortaya çıkmasına, insanların mağdur olmasına da neden oldu. Bu noktada, en iyi villa kiralama sitesini arayan vatandaşlar için fiyattan, villa özelliklerinden daha önemli olan konunun güven olduğunu söylemek gerekiyor.

 

Villa seçeneklerinin yer aldığı bir internet sitesi, bir villa kiralama firması olmayabilir. Resmi bir şirket olarak bu işi yapmıyor olabilir. Dahası, bir şirket olarak yetki belgesi bulunmayadabilir. Bu konuda, villa araştıran herkes ilk olarak bir kontrol gerçekleştirmeli. Villa kiralamak için, TÜRSAB yetki belgesi önemli bir şart. İncelediğiniz bir villa kiralama sitesinin ya da şirketinin yetki belgesi varsa, gönül rahatlığı içinde villa rezervasyonu yapabilirsiniz. Tabii ki yetki belgesi dışında bakılması gereken konular da var. Günlük ve haftalık ucuz kiralık villa araştırırken, villa kiralama firmasının imajı, yorumları da önemli.

Kullanıcı yorumları incelenmeli

Tatil için villa tercih etmek hem ailece hem de arkadaş grupları ile harika bir tatil için ön plana çıkıyor. Yazlık denize sıfır villaların sunulduğu villa kiralama firmalarının tekliflerine bakarken, şirketin genel imajı da incelenmeli. Villa kiralama firması ile ilgili yorumlara Google başta olmak üzere birçok yerde ulaşılabilir. Kullanıcıların memnuniyet oranının yüksek olduğu bir firma, villa kiralama için tercih edilebilir.

 

Günümüzde kullanıcı memnuniyeti çok önemli ve insanlar rahatsız oldukları bir konuyu hızlı bir şekilde paylaşıyor. Bu geri bildirimler ise, bir firmayı daha sonra tercih etmeyi düşünenler için önemli. Bu yüzden yorumlar, puanlar dikkat edilmesi gereken konulardan.

Villayı incelemiş firmalar önemli

Villa kiralama süresinde en önemli konulardan biri, kiralama şirketinin villanın arkasında durması ve tüm özelliklerini teyit etmiş olması. Villa ilanlarına bakıldığında doğa içinde balayı villalarının yanı sıra bahçeli ve jakuzili lüks tatil villaları ön plana çıkabilir. Geniş aileler için çocuk havuzlu villalar, gözden uzakta muhafazakar villalar ya da evcil hayvan kabul eden villaların fotoğraflarına, bilgilerine ulaşılabilir.

 

Ancak güvenilir ve kaliteli bir villa kiralama şirketinin en önemli yanı, tatil villasını yerinde incelemiş olması. İlandaki bilgilerle örtüşen ve tüm beklentileri karşılayan bir süreç için bu önemli. Villayı görmemiş bir kiralama şirketi, evin oda sayısı, havuz özellikleri, konumu ve diğer konular ile ilgili garanti veremeyeceği için, insanları mağdur edebilir.

 

Gün Boyu Gazetesi

Okumaya devam et

Copyright © 2020 GizliSoru.Com