Bizimle iletişime geçin

Kadın

Adetliyken Mide Bulantısı Neden Olur? Regl Döneminde Bulantı ve İshal

Adetliyken Mide Bulantısı Neden Olur? Regl Döneminde Bulantı ve İshal

Adet döneminde, baş ağrısı, sırt ağrısı, kramplar ve hatta duygu durum değişikliği gibi birçok rahatsız edici sorunu çoğumuz deneyimliyoruz. Tüm bunlara ek olarak, mide bulantısı ve ishal gibi başka semptomları da yaşıyorsanız nedenini merak ediyor olabilirsiniz. Bunların yaygın sebebi, özel döneminizde meydana gelen hormonal değişikliklerdir.

Regl dönemi boyunca her kadın farklı semptomlar yaşasa da bu dönemin yaygın etkilerinden biri mide bulantısı ve ishaldir. Bunun nedeni, rahimde üretilen prostaglandin hormonunun, adet döneminin ilk günlerinde yüksek seviyelerde olmasıdır. Menstrüasyon kanamasıyla birlikte, bu hormonun büyük bir kısmı dışarı atılır ancak bir kısmı kan dolaşımına karışır. Bunun sonucu olarak, mide bulantısı, ishal ve baş ağrısı gibi semptomlar ortaya çıkar. Rahatsız edici olmasına rağmen, en çok birkaç gün içinde kendiliğinden geçer ve endişe kaynağı değildir.

Öte yandan, genetiğe bağlı olarak bazı kadınlar adet dönemlerinde mide bulantısına daha yatkındır. Ayrıca, menstrüasyon sırasında mide bulantısı, daha önce hiç hamile kalmayan kadınlarda daha sık görülür. Bunun nedeni henüz bilinmemekle birlikte, hamilelikten sonra ortaya çıkan rahim değişikliklerine bağlı olduğu düşünülmektedir. Ek olarak, ağrılı hastalığa sahip olan kadınlar, adet dönemlerinde daha çok mide bulantısı yaşarlar.

Adet döneminin yaygın sonuçlarından bazılarının mide bulantısı, baş ağrısı ve ishal olmasına rağmen tesadüfi olarak döneminize denk gelmiş olabilir. Örneğin, özel döneminizde migren krizi yaşarsanız, aslında mide bulantınızın sebebi bu olabilir ve siz bunu adet olmakla ilişkilendirebilirsiniz.

Mide bulantısı veya ishal adet olmakla doğrudan bağlantılı olduğunda, aşağıdaki sorunlardan biri veya daha fazlası söz konusu olabilir:

Dismenore: Yakın tarihli bir araştırmaya göre kadınların neredeyse yarısı, dönemleri boyunca kramplarla baş etmek zorunda kalıyor. Bunların %15’i ise daha yoğun ağrı ve sancılar çekiyor. Dismenore, bu dönemde yaşanan krampları ifade etmek için kullanılır. Dismenorenin yaygın nedeni, rahmin fazla miktarda prostaglandin üretmesi ve bir kısmının kana karışarak çeşitli semptomlara yol açmasıdır. Bu olduğunda, mide bulantısı, ishal, baş dönmesi, yorgunluk hissi, kusma ve baş ağrısı ortaya çıkabilir.

Premenstrüel sendrom (PMS): Kısaca PMS olarak adlandırılan premenstrüel sendrom, adet başlama tarihinden yaklaşık 7 ila 10 gün önce ortaya çıkan fiziksel ve duygusal semptomları içerir. Bakınız: PMS dönemi nedir? Söz konusu semptomlar, adetin başlamasının ardından kısa süre sonra kendiliğinden geçer. Baş ağrıları, sırt ağrıları, karın ağrıları, ishal, kabızlık, mide bulantısı, yorgunluk, kaygı ve sinirli bir ruh hali gibi birçok sonucu vardır.

Premenstrüel disforik bozukluk (PDB): PDB, PMS’nin daha şiddetli bir versiyonudur. PMS’den muzdarip olan kadınların %5 ila 8’inin premenstrüel disforik bozuklukla mücadele ettiği düşünülmektedir. Çoğu zaman profesyonel yardım almayı gerektiren bu durumun panik atak, odaklanma problemleri, paranoya ve aşırı sinirlilik gibi sonuçları vardır. Halihazırda anksiyete veya depresyonu olan kadınlarda daha yaygındır.

Endometriozis (Çikolata kisti): Rahmi kaplayan dokuya endometriyum denir. Adet dönemi boyunca şişer, kalınlaşır ve dökülür. Benzer dokunun rahmin dışında büyüdüğünde bu duruma endometriozis denir. Tipik olarak yumurtalıkları, fallop tüplerini ve rahim çevresindeki dokuyu etkiler. Mide bulantısı ve ishal dahil bir dizi semptoma yol açar. Bunlar, yorgunluk hissi, cinsel ilişki sırasında ağrı, dönemler arasında kanama, kabızlık, ağrılı idrar yapma, şişkinlik ve kısırlıktır.

Pelvik inflamatuar hastalık (PİD): Yumurtalıklar ve fallop tüpleri gibi kadın üst üreme organlarındaki enfeksiyonları tanımlayan PİD, genellikle cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Bu hastalıklar çoğu zaman, klamidya ve gnoredir. Bazı kadınlarda hiçbir semptom görülmemesine rağmen bazı kadınlarda, cinsel birliktelikte ağrı, ağrılı idrar yapma, düzensiz adet dönemleri, vajinal kaşıntı ve vajinal akıntı yaşayabilirler. Ayrıca, bulantı, kusma ve ateşe neden olabilir.

Adet Döneminde Mide Bulantısına Ne İyi Gelir?

Adet döneminde bulantı şikayetinin yaygın olarak görüldüğünden ve çoğu zaman herhangi bir sağlık riski oluşturmadığından bahsetmiştik. Altta yatan başka bir hastalığın sonucu olarak mide bulantısı yaşamıyorsanız, her ne kadar can sıkıcı olsa da en fazla birkaç gün içinde kendiliğinden geçecektir. Bununla birlikte, aşağıdaki öneriler mide bulantınızı kesebilir veya şiddetini azaltabilir.

Ağrı kesiciler: Reçetesiz olarak eczanelerde satılan antienflamatuar ilaçlar, adet başlamadan önce veya adet başlangıcında kullanılabilir. Mevcut ağrının şiddetini azaltmakla birlikte, bulantı dahil diğer semptomlara neden olan prostaglandin üretiminin azaltılmasını sağlayabilir. Kullanabileceğiniz ağrı kesiciler, ibuprofen (Advil, Motrin), naproksen (Aleve) ve aspirindir. Regl döneminde ağrı kesici kullanmayı düşünüyorsanız, öncelikle bu konuyu eczacınıza danışın ve önerilen dozdan fazlasını asla almayın.

Doğum kontrol hapları: Gebeliği önleyici etkisi olan doğum kontrol hapları veya bir diğer ismiyle oral kontraseptif haplar, yukarıda bahsettiğimiz endometriozis semptomlarını azaltır. Regl döngüsü esnasında vücudun ürettiği hormonları kontrol etmek ve hamileliği önlemek için sentetik hormonlar ihtiva ederler. Adet dönemindeki bulantı ve diğer semptomlar için doğum kontrol hapı kullanmayı düşünüyorsanız, öncelikli olarak doktorunuzun onayını almanız gerektiğini unutmayın.

Uyarı: GizliSoru.Com herhangi bir ticari ilacın kullanılmasını veya kullanılmamasını tavsiye etmez, sponsorluğunu yapmaz. Herhangi bir ilacı kullanmaya başlamadan önce doktor onayı alınması gerekir.

Bitkisel ev çözümleri: Bazı bitkisel ürünler adet döneminizi daha rahat geçirmenize yardımcı olacak bileşenler içerir. Adet sancıları için tarçın, rezene, zencefil ve nane gibi doğal seçenekleriniz var. Bunların çayını demleyebilir ya da alternatif olarak pastillerini veya kapsüllerini kullanabilirsiniz.

Sonuç:

Adet döneminde yaşanan mide bulantısı ve ishal, döneme özgü hormon artışlarının bir sonucudur. Rahatsız edici olsa da genellikle herhangi bir sorunun işaretçisi değildir ve birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Ağrı kesici ilaçlar, doğum kontrol hapları veya bitkisel ürünler, bu dönemdeki mide bulantısı dahil diğer semptomların azaltılmasını sağlayabilir.

Okumaya devam et
1 yorum

1 yorum

  1. Hamileyk

    13 Şubat 2022 -de 13:49

    Adet dönemi mide bulantısı çikolata kisti nedeniyle de olur.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kadın

Son Kullanma Tarihi Geçmiş Saç Boyası Kullanılır mı?

Son Kullanma Tarihi Geçmiş Saç Boyası Kullanılır mı?

Diğer tüm kozmetik ürünler gibi saç boyalarının da belirli bir raf ömrü vardır. Üreticilerin genel tavsiyesi, açılmamış saç boyalarının üretim tarihinden itibaren 3 yıl içinde kullanılması gerektiği yönündedir. Bununla birlikte, çoğu saç boyası hiç açılmamış olması şartıyla son kullanma tarihi geçmiş olsa bile kullanılabilir ancak yine de bu konuda bilinmesi gereken birkaç detay daha var…

Makaleye Genel Bakış

  • Saç Boyasının Son Kullanma Tarihi Var mı?
  • Tarihi Geçen Saç Boyasını Kullanmak Zararlı mı?
  • Saç Boyasının Bozulduğu Nasıl Anlaşılır?

Saç Boyasının Son Kullanma Tarihi Var mı?

Yıldırım hızında bozulmaya müsait maskaraların aksine 2 yıla kadar dayanabilen ojeler gibi saç boyalarının da raf ömrü oldukça uzundur. Aslında, bazı üretici firmalara göre (örneğin: Palette, Loreal ve Garnier) saç boyalarının son kullanma tarihi geçmez ve bu nedenle paket üzerine SKT yazmazlar. Bazıları ise imal edildiği tarihten itibaren saç boyalarının 3 yıl (36 ay) içinde kullanılmasını tavsiye eder. Sonuç olarak, paket hiç açılmamış olması şartıyla üretim tarihinden sonraki yıllar boyunca saç boyaları bozulmadan kalabilir.

Öte yandan, önerilen kullanım tarihi geçmiş saç boyası kullanmanın, renk bozukluğu ve nadiren de olsa ciltte alerjik reaksiyon gibi istenmeyen sonuçları olabilir. Aşağıda, son kullanma tarihi geçmiş saç boyalarını kullanmanın güvenli olup olmadığına değiniyor ve olası etkilerinden bahsediyoruz…

Tarihi Geçen Saç Boyasını Kullanmak Zararlı mı?

Tarihi geçmiş saç boyası kullanmanın zararlı olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur. Tarihi geçmiş olsa bile ne saç köklerinize ne de saç tellerinize zarar vermez veya dökülmesine neden olmaz. Yani, son kullanma tarihi geçmiş boyayı saçlarınıza uyguladığınızda muhtemelen herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmayacaksınız. Ancak yine de birkaç potansiyel riski barındırdığını bilmeniz gerekiyor.

Tavsiye edilen kullanım tarihi geçmiş saç boyalarının en büyük handikapı beklenilen renk tonunda olmayabileceğidir. Saçlarınız beklediğinizden daha koyu bir tonda olabilir veya yeşilimsi bir renk alabilir. Bu durum özellikle açık sarı, gri veya beyazımsı saçlarınız varsa olasıdır ve nedeni boyada bulunan bakır gibi sert metallerin oksidasyonudur. Ayrıca, güçlü şekilde yoğun veya pigmentli olmayabileceğinden, ilk başta istediğiniz rengi elde etseniz bile kısa zaman sonra renk solabilir veya boya akabilir.

Tarihi geçmiş boyaları saça uygulamanın bir diğer riski alerjik reaksiyondur. Ancak gerçekçi olmak gerekirse, boya ister yeni isterse tarihi geçmiş olsun, bazı insanlar alerjik reaksiyonu her zaman deneyimler. Çoğu durumda bunun boyanın tarihiyle alakası yoktur. Bununla birlikte, bozulmuş saç boyalarının kızarıklık, kaşıntı ve hafif yanma hissi gibi sorunlara neden olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu bilmek önemlidir.

Saç Boyasının Bozulduğu Nasıl Anlaşılır?

Paketi açtığınızda normal boya kokusundan bile daha kötü bir koku varsa bozulduğundan şüphelenebilirsiniz ama yine de emin olamazsınız. Bu durumda renk kontrolü yapın. Beklenmedik bir renk ve hasarlı veya solmuş ambalaj boyanın bozulduğu hakkında ipucu verebilir.

Dikkat etmeniz gereken diğer detay boyanın saklanma koşullarıdır. Boya donmuş olabileceği bir yerde saklandı mı? Dondurucu sıcaklıklar, saç boyasındaki bileşenlerin çözüldükten sonra ayrılmalarına neden olarak, kullanmını potansiyel olarak güvensiz hale gelebilir.

Ek olarak, saç boyaları kuru, karanlık ve orta derecede serin yerlerde saklandıklarında en iyi sonucu verme eğilimindedir. Birkaç yıl buharlı bir banyoda saklandıysa, ambalajın içine su sızmış veya nemlenmiş olabilir. Nemlenen veya içine su sızan saç boyalarını kullanırken dikkatli olun.

Saç boyaları genellikle karıştırılması gereken iki farklı ambalajla birlikte paketlenir. Bunları birbirine karıştırmamış olsanız bile paketleri açtıysanız 6 hafta içinde kullanmalısınız. 6 haftadan uzun süren ağzı açık boyaların kullanılması önerilmez. Uygulamaya hazır şekilde yapılan karışımlar ise yaklaşık 1 saat içinde kullanılmalıdır.

Sonuç

Bazı saç boyası markalarında son kullanma tarihi bulunmasa da çoğu üretici imal tarihinden itibaren boyanın 3 yıl içinde kullanılması gerektiğini tavsiye eder. Ancak yine de 3 yılı dolduran boyalar (paket açılmamış olması ve uygun şekilde saklanmış olması şartıyla) kullanılabilir ve çoğu durumda herhangi bir olumsuz etkiye neden olmaz. Bununla birlikte, tarihi geçmiş ve bozulmuş boyaların istenilen renk tonunu vermeyebileceği, düzensiz renge veya yeşilimsi bir görünüme neden olabileceği unutulmamalıdır.

Okumaya devam et

Kadın

Son Kullanma Tarihi Geçmiş Oje Kullanılır mı?

Son Kullanma Tarihi Geçmiş Oje Kullanılır mı?

Oje koleksiyonunuzdaki favoriniz olmayan renkleri en son kullandığınızı hatırlıyor musunuz? Ojeler uzun raf ömrüne sahip olsa da sonsuza kadar iyi kalmazlar. Bozulma belirtileri olmayan ojeler ise son kullanma tarihi geçmiş olsa bile gönül rahatlığıyla kullanılabilir.

Ojeler, uzun raf ömrüne sahip en temel güzellik ürünlerinden biridir. Hiç açılmamış ojeler en az 2 yıl, açılmış ojeler ise yaklaşık 1,5 yıl en iyi kalitede kalabilir. Bununla birlikte, bu süreleri aşan veya son kullanma tarihi geçen ojeleri bile çoğu durumda çöpe atmak gerekmez. Aslında, eski ojelerinizi kullanıp kullanmamak konusunda kararsız kalmışsanız, tarihine bakmak yerine küçük bir testten geçirmek isteyebilirsiniz.

Yazının devamında, ojelerin tavsiye edilen kullanım tarihlerine değinirken, süresi dolan ojelerin kullanılıp kullanılmayacağından bahsediyor ve olası bozulma belirtilerini listeliyoruz…

Makaleye Genel Bakış

  • Ojenin Tarihi Geçer mi?
  • Tarihi Geçen Oje Kullanılır mı?
  • Ojelerdeki Bozulma Belirtileri
  • Oje Nasıl Saklanır?

Ojenin Tarihi Geçer mi?

Ojelerdeki son kullanma tarihi genellikle, kapak açıldıktan sonra ne kadar süre daha iyi kalabileceğiyle ilgilidir. Çoğu oje markası şişe veya etiket üzerine ”açıldıktan sonraki önerilen kullanım süresi”ni belirten bir ibare eklerler. Bazıları ise üretim ve son kullanma tarihini net olarak yazmayı tercih ederler.

Oje, şampuan ve diğer kozmetik ürünlerin son kullanma tarihi genellikle ürünün ilk açılma tarihine göre değişir ve önerilen kullanım tarihi İngilizce’de ”Ay” anlamına gelen ”Month” kelimesinin ilk harfi olan M ile gösterilir. Örneğin, ojenizin üzerinde ”12 M” ibaresi varsa (aşağıdaki görseldeki gibi), satın alma tarihinden bağımsız olarak, ilk kullanım için şişe kapağını açtığınız tarihten sonra 1 yıl (12 ay) daha bozulmadan kalabileceği anlamına gelir.

Öte yandan, bazı oje markaları ise son kullanma tarihlerini üretim tarihinden başlatarak belirler. Bu genellikle 2 yıldır ve tavsiye edilen kullanım tarihi oje üzerine tarihsel olarak yazılır. Örneğin: SKT ”11.06.2023” gibi.

Tarihi Geçen Oje Kullanılır mı?

Ojelerin üzerinde belirtilen son kullanma tarihleri (diğer pek çok üründe olduğu gibi) çoğu durumda gerçekten son kullanılabilecek zamanı işaret etmez. Söz konusu tarih, ürünün ne kadar süre boyunca en iyi şekilde kalabileceğine dair üretici firmanın en iyi tahminidir. Bu nedenle, son kullanma tarihi geçen ojeleri çöpe atmadan önce bozulup bozulmadığını kontrol etmek en iyisidir. Ojede herhangi bir bozulma belirtisi yoksa, tarihi geçmiş olsa bile kullanılabilir ve yenileri kadar iyi sonuç verebilir. Peki ama ojenin bozulduğu nasıl anlaşılır?

Ojelerdeki Bozulma Belirtileri

Ojeler son kullanma tarihinden bağımsız olarak uzun yıllar boyunca kullanılabilir. Ancak, herhangi bir bozulma belirtisiyle karşılaşırsanız tırnağınıza sürmek yerine şişeyi çöpe fırlatmanız en iyisidir.

  • Ojelerin bozulduğunun ilk belirtisi, koyu kıvamlı maddelerin dibe çökmesi ve kuvvetli bir sallamayla bile karışmıyor olmasıdır. Şişe dibine çöken ve karışmayan ojeler tırnaklarda düzensiz bir renk oluşturacağından kullanılmamalıdır.
  • Ojenin içinde kristalleşme şeklinde küçük parçacıklar varsa oje bozulmuş demektir. Bu, genellikle ojeyi kullandıktan sonra kapağını kapatmamaktan kaynaklanan bir durumdur ve eski haline döndürülemez. Ojelerinizi mümkün olan en uzun süre boyunca saklamak için kullanım sonrasında ağzını açık bırakmayın.
  • Tarihi geçen duvar boyası gibi ojeler de bozulmaya başladığında kıvamı koyulaşarak jelimsi bir hal alır. Asetonlar ojelerin formülünü parçalayan ve kalitesini bozan etkiye sahip olduğundan inceltme konusunda iyi çalışmaz. Bu durumda, oje inceltici kullanabilirsiniz fakat bu ürünlerin de bir maliyeti olduğundan, ojeyi çöpe atmak daha iyi bir fikir olabilir.
  • Ojelerin bozulduğunu gösteren diğer işaretler ise renginin değişmesi, parlaklığını yitirmesi, sakız kıvamı alarak sünmesi, tırnak üzerine eşit şekilde sürüldüğünde bile renk tonunda farklılıkların olması, akıcı olmaması ve topaklanmaların oluşmasıdır. Tüm bunlar, ojenizle vedalaşmanız gerektiğinin açık göstergeleridir.

Oje Nasıl Saklanır?

Ojeler uzun raf ömrüne sahip olmasına rağmen özellikle yanlış şekilde muhafaza edildiğinde çabuk bozulma eğilimindedir. Bu nedenle saklama konusunda birkaç geleneksel kurala dikkat etmek isteyebilirsiniz.

Tırnak cilalarınız için en ideal ortam oda sıcaklığıdır. Doğrudan güneş ışığından uzakta, serin ve mümkünse çekmece gibi karanlık bir ortamda saklanmalıdır. Ayrıca, şişeler yan yatırılmamalı ve şişe boynu her kullanım sonrası asetonlu pamukla silinerek temizlenmelidir. Bu, açılmayan oje kapağı sorununu da ortadan kaldırabilecek basit bir önlemdir.

Son olarak, tırnaklarınız sararmaya başlamışsa, çatlaklar oluşmuşsa, tırnak etleriniz kuruyorsa veya tırnaklarınız daha hassas hale geldiyse oje sürmeye birkaç haftalığına ara vermeniz gerektiğini unutmayın.

Okumaya devam et

Kadın

Güvenilir Villa Kiralama Firması Neden Önemli?

Güvenilir Villa Kiralama Firması Neden Önemli?

Villa kiralama, birçok kişinin tercihi olan bir tatil konsepti. Ailece ve arkadaşlarla özel bir alanda, havuz ve bahçe gibi olanaklar sunan villalarda seçim yaparken, konum ve özellikler ilk bakılanlar. Bununla birlikte, güvenilir villa kiralama hepsinden önce önemsenmesi gereken taraf. Tatil için kiralık villa araştıranlar için, güvenilir bir tatil villa kiralama bulması çok önemli. hellovillam kurucusu Sercan Korkuç, güvenilir bir villa kiralama sürecine dair merak edilenleri aktardı.

TÜRSAB yetki belgesi olmayan şirketler tercih edilmemeli

Hellovillam kurucusu Sercan Korkuç, güvenilir villa kiralama ile ilgili olarak şunları söyledi:

 

Villa kiralama, özellikle son birkaç yıldır ciddi bir trend haline geldi. Otel ve pansiyonların sınırlayıcı tatil modeline nazaran villalar, daha özgür bir tatil alanı sunması ile öne çıktı. Ancak birçok kişinin tatilde villa tercih etmesi, güvenilir olmayan şirketlerin ve sitelerin ortaya çıkmasına, insanların mağdur olmasına da neden oldu. Bu noktada, en iyi villa kiralama sitesini arayan vatandaşlar için fiyattan, villa özelliklerinden daha önemli olan konunun güven olduğunu söylemek gerekiyor.

 

Villa seçeneklerinin yer aldığı bir internet sitesi, bir villa kiralama firması olmayabilir. Resmi bir şirket olarak bu işi yapmıyor olabilir. Dahası, bir şirket olarak yetki belgesi bulunmayadabilir. Bu konuda, villa araştıran herkes ilk olarak bir kontrol gerçekleştirmeli. Villa kiralamak için, TÜRSAB yetki belgesi önemli bir şart. İncelediğiniz bir villa kiralama sitesinin ya da şirketinin yetki belgesi varsa, gönül rahatlığı içinde villa rezervasyonu yapabilirsiniz. Tabii ki yetki belgesi dışında bakılması gereken konular da var. Günlük ve haftalık ucuz kiralık villa araştırırken, villa kiralama firmasının imajı, yorumları da önemli.

Kullanıcı yorumları incelenmeli

Tatil için villa tercih etmek hem ailece hem de arkadaş grupları ile harika bir tatil için ön plana çıkıyor. Yazlık denize sıfır villaların sunulduğu villa kiralama firmalarının tekliflerine bakarken, şirketin genel imajı da incelenmeli. Villa kiralama firması ile ilgili yorumlara Google başta olmak üzere birçok yerde ulaşılabilir. Kullanıcıların memnuniyet oranının yüksek olduğu bir firma, villa kiralama için tercih edilebilir.

 

Günümüzde kullanıcı memnuniyeti çok önemli ve insanlar rahatsız oldukları bir konuyu hızlı bir şekilde paylaşıyor. Bu geri bildirimler ise, bir firmayı daha sonra tercih etmeyi düşünenler için önemli. Bu yüzden yorumlar, puanlar dikkat edilmesi gereken konulardan.

Villayı incelemiş firmalar önemli

Villa kiralama süresinde en önemli konulardan biri, kiralama şirketinin villanın arkasında durması ve tüm özelliklerini teyit etmiş olması. Villa ilanlarına bakıldığında doğa içinde balayı villalarının yanı sıra bahçeli ve jakuzili lüks tatil villaları ön plana çıkabilir. Geniş aileler için çocuk havuzlu villalar, gözden uzakta muhafazakar villalar ya da evcil hayvan kabul eden villaların fotoğraflarına, bilgilerine ulaşılabilir.

 

Ancak güvenilir ve kaliteli bir villa kiralama şirketinin en önemli yanı, tatil villasını yerinde incelemiş olması. İlandaki bilgilerle örtüşen ve tüm beklentileri karşılayan bir süreç için bu önemli. Villayı görmemiş bir kiralama şirketi, evin oda sayısı, havuz özellikleri, konumu ve diğer konular ile ilgili garanti veremeyeceği için, insanları mağdur edebilir.

 

Gün Boyu Gazetesi

Okumaya devam et

Copyright © 2020 GizliSoru.Com