Bizimle iletişime geçin

Kadın

Ağız Çevresinde Sivilce ve Kızarıklık (Perioral Dermatit)

Ağız Çevresinde Sivilce ve Kızarıklık (Perioral Dermatit)

Perioral dermatit, yüzdeki iltihaplı döküntü, sivilceler ve kızarıklıkla kendini gösteren bir cilt rahatsızlığıdır. Esas olarak ağız çevresinde gelişir ancak diğer bölgeleri veya tüm yüzü de etkileyebilir. Çoğunlukla 20 ila 45 yaş arasındaki kadınlar etkilenir. Belirtilerin ne kadar şiddetli olduğu kişiden kişiye göre değişir. Nedeni tam bilinmemekle birlikte, bazı durumlarda aşırı kozmetik ve bakım ürünlerinin kullanımı veya cilt tipine uygun olmayan ürünlerle bağlantısı vardır.

Bazı bireylerde kozmetik ürünlerin aşırı kullanımı (cilde aşırı bakım), özellikle ağız çevresinde sivilce, döküntü ve kızarıklık gibi cilt sorunlarını beraberinde getirebilir. Örneğin uygun olmayan nemlendiricilerin çok sık uygulanması, cildin doğal bariyer işlevini azaltabilir. Bu da nem kaybını artırarak ciltte rahatsız edici bir gerginlik ve kuruluk hissine yol açar. Ciltteki tahriş ve gerginlik hissi, etkilenenlerin daha fazla nemlendirici krem ​​kullanmasına neden olur. Ancak bu da semptomları yoğunlaştırır ve sonuçta perioral dermatit semptomlarına yol açan inflamasyon gelişebilir.

Makaleye Genel Bakış

  • Perioral Dermatit Nedir?
  • Perioral Dermatit Belirtileri
  • Ağız Çevresinde Sivilce Neden Çıkar?
  • Ağız Çevresinde Kızarıklık ve Sivilcelere Ne İyi Gelir?

Perioral Dermatit Nedir?

Ağzın etrafında gelişen kızarıklık ve sivilcelerin tıptaki tanımı perioral dermatittir. Yaygın olarak karşılaşılan bu iltihaplı cilt hastalığında, ağız bölgesindeki cilt kızarır ve sivilceler, papüller veya püstüller oluşur. Bu, etkilenenler için çoğunlukla kozmetik olarak rahatsız edici olsa da perioral dermatit zararsız ve bulaşıcı olmayan bir cilt sorunudur.

Çoğunlukla 20 ila 45 yaş arasındaki kadınları etkiler. Perioral dermatit, çok sık kozmetik ürün kullanımı ve dolayısıyla aşırı makyaj yapan kadınlarda daha yaygın görülür. Bu nedenle, özellikle işleri gereği dış görünüşlerine daha çok dikkat etmek zorunda olan ve buna bağlı olarak sıklıkla kozmetik ürünlere başvuran bireylerde ortaya çıkar.

Perioral Dermatit Belirtileri

Başlangıçta ağız çevresindeki cilt bölgesinde, sonrasında burun ve dudak kıvrımlarında veya çenede artan sayıda sivilce olarak kendini gösterir. Ek olarak, etkilenen bölgeler kırmızı görünebilir ve papül adı verilen küçük nodüller gelişebilir. Küçük irin sivilceleri (püstüller), hastalık ilerledikçe büyük, pullu plaklara dönüşebilir. Etkilenenler ayrıca sıklıkla iltihaplı bölgede kaşıntı ve gerginlik hissi bildirir.

Perioral dermatitin gelişimi kademeli ve uzun sürelidir. Bununla birlikte, uygun tedavi olmadan iltihabın iyileşmesi birkaç ay sürebilir. Bu durumların yanı sıra, ağız çevresindeki kızarıklık ve sivilceler uzun süreli semptomlar veya hastalığın tekrarlayan bir oluşumu ile kendini yeniden göstererek kronik hale gelebilir.

Perioral dermatit aynı zamanda doğal cilt bariyerini de zayıflatır. Ağızdaki kızarıklıklara ek olarak, uygun ilaçlarla tedavi edilmesi gereken mikrobiyal süperenfeksiyon durumu da oluşabilir.

Ağız Çevresinde Sivilce Neden Çıkar?

Perioral dermatitin kesin nedeni günümüzde tam olarak anlaşılamamıştır. Bununla birlikte, etkilenenlerin ciltlerinde genellikle “fazla bakım” gibi bir durum söz konusudur. Kişisel bakım ürünlerinin ve makyaj malzemelerinin artan kullanımı, perioral dermatit için bir tetikleyici olarak kabul edilir. Bunun başlıca sebebi, bu tetikleyicilerin zamanla cilt bariyerinde zayıflamaya yol açmasıdır.

Doğal cilt bariyeri zayıflarsa, cilt nemi yetersiz depolayabilir ve kuruma meydana gelir. Ayrıca bakteriler, virüsler ve mantarlar da zayıf cilt bölgesine daha kolay yerleşebilir ve semptomları şiddetlendirebilir. Hastaların birçoğu, oluşan kuruluğu gidermek için daha fazla nemlendiriciye yönelmektedir. Bunlar başlangıçta semptomları iyileştirir gibi görünür ancak ilerleyen süreçte cilt yapısının daha da bozulmasına neden olur.

Belli bir genetik yatkınlık gibi bazı faktörlerin de perioral dermatit gelişimi üzerinde etkisi olduğu görülmektedir. Örneğin, genellikle daha hassas bir cilde sahip olan veya alerjiye yatkın olan kişilerin ağız çevresinde sivilce geliştirmesi daha olasıdır.

Güneşe uzun süre maruz kalma veya sebum üretiminde yaşanan bir artış da perioral dermatit geliştirme olasılığını artırır. Uzmanlar, artan kadın cinsiyeti hormonları ve mide-bağırsak bozukluklarının da riski artırabileceğini düşünmektedir. Ayrıca birçok cilt hastalığında olduğu gibi, aşırı stres, yaşamdaki değişiklikler veya diğer duygusal durumlar, perioral dermatit oluşumunu etkileyebilir.

Ek olarak, perioral dermatit hastalarının çoğunda ağız çevresindeki cilt bölgesi etkilenir. Latinceden gelen “perioral” terimiyle, ağız çevresi tanımlanır. İlk sivilceler genellikle burun delikleri ile ağız köşeleri arasındaki kıvrımlarda görülür. Ayrıca çene de sıklıkla etkilenir. Ancak söz konusu bölgelerle sınır olan dudaklar, burada kıl kökü olmadığı için etkilenmez ve iltihap oluşmaz.

Ağız Çevresinde Kızarıklık ve Sivilcelere Ne İyi Gelir?

Perioral dermatitten etkilenenlerin herhangi bir kozmetik ürünü kullanmaktan kaçındığı terapi, ağız etrafındaki sivilcelerin tedavisinde en yüksek başarıya sahiptir. Bu aynı zamanda yıkama losyonlarından veya makyaj temizleyicilerinden kaçınmak anlamına gelir.

Bunun yerine yüz ılık su ve yumuşak bir bezle temizlenebilir. Ayrıca içerdikleri tanenler nedeniyle, iltihap önleyici etkileri olduğu bilinen yeşil veya siyah çay ile yapılan kompreslerle semptomlar hafifletilebilir. Lokal tedavi önlemlerinin yanı sıra, sağlıklı ve dengeli beslenme de cilde iyi gelebilir. Bol sebze ve meyve tüketilmeli, renklendirici ve koruyucu içeren yüksek oranda işlenmiş gıdalardan kaçınılmalıdır.

Ağız çevresinde çıkan sivilceler genellikle etkilenenler için kozmetik olarak çok rahatsız edici olduğundan, bölgeyi makyajla kapatmak gibi yanlış bir uygulama tercih edilir. Makyaj ürünlerinin kullanımı semptomları kötüleştirebileceğinden ve iyileşmeyi geciktirebileceğinden, mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Ancak sivilceli bölgenin mutlaka gizlenmesi gibi bir istek varsa, buna uygun ürünler için cilt doktorları veya eczanelere danışılabilir.

Not: Perioral dermatit genellikle klinik olarak net bir klinik tablo gösterse de benzer semptomlara neden olabilecek diğer cilt hastalıkları da göz önünde bulundurulmalıdır. Buna eşit derecede iltihaplı bir cilt fenomeni olan akne örnek gösterilebilir. Akne hastalarında, perioral dermatit hastalığında tipik olmayan komedonlar (belirgin siyah noktalar) vardır.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

Bacaktaki Kıl Kökü Gözenekleri (Çilek Bacak) Nasıl Geçer?

Bacaktaki Kıl Kökü Gözenekleri (Çilek Bacak) Nasıl Geçer?

Bacak kıllarını aldıktan sonra ortaya çıkan nokta şeklindeki gözenekli oluşuma çilek bacak denir. Çilek bacak ağrıya, sızıya veya yanmaya neden olmaz, cilt sorunu olarak değerlendirilmez. Ancak yine de görsel estetiği bozması nedeniyle önlem alınması gereken bir durumdur.

Pürüzsüz bacaklar için istenmeyen tüylerinizden kurtulsanız bile kırmızı veya siyah renkte, nokta şeklindeki kıl kökü gözenekleriyle başınız belada olabilir. Çilek bacak olarak adlandırılan bu noktacıkların birincil suçlusu, bacak kıllarını alırken yapılan epilasyon hatalarıdır. Ayrıca, beyaz tenliyseniz, kuru ve hassas cilde sahipseniz veya bacak kıllarınız kalınsa, çilek bacak oluşumuna yatkınsınız demektir.

Kıl kökü gözeneklerini anında yok eden sihirli bir formül veya ninja hilesi olmasa da çilek bacak riskini azaltmak için yapabileceğiniz bazı şeyler var. Aşağıda, kollarda ve bacaklarda kıl kökü gözeneklerine neden olan etkenleri ve çözüm önerilerini tartışıyoruz…

Makaleye Genel Bakış

  • Çilek Bacak Neden Olur?
  • Bacak kıllarını yanlış yöntemle almak
  • Bacak kıllarını alırken yapılan hatalar
  • Bacak kıllarının çok uzatılması veya sık alınması
  • Ölü derinin ciltten arındırılması
  • Keratoz pilaris isimli cilt durumu
  • Çilek bacak oluşumuna yatkınlık
  • Bacaklarımdaki Kıl Kökü Gözenekleri İçin Ne Yapabilirim?

Çilek Bacak Neden Olur?

Ağda, jilet veya herhangi başka bir yöntemle bacağınızdaki kılları aldığınızda, kılların çıktığı boşluk havaya maruz kalarak oksitlenen ve kararan birikme (ölü deri kalıntıları, yağ veya bakteri) ile tıkanabilir. Siyah renkli bu noktacıklar tıp dilinde açık komedon ismiyle bilinir. Tıkalı kıl kökü gözeneklerine neden olan etkenlerin başında, sık aralıklarla veya yanlış şekilde bacak kıllarını almak gibi epilasyon hataları bulunur. Şimdi, bu durumları inceleyerek neler yapabileceğimize göz atalım…

Bacak kıllarını yanlış yöntemle almak

Bacak ve diğer tüm vücut bölgelerindeki istenmeyen tüyleri almak için jilet, ağda, tüy dökücü krem-sprey ve epilatör aleti gibi çok sayıda seçenek var. Hepsinin kendine göre avantajı ve dezavantajı olduğundan en iyiyi belirlemek zor. Ancak, kullandığınız yöntem aslında sizin cildiniz için uygun olmayabilir. Kimileri için ağda en uygun seçenekken kimileri için jilet veya diğer başka bir seçenek ideal olabilir.

Bunu belirlemek için bacak kıllarınızı aldıktan sonra ortaya çıkan reaksiyonu gözlemleyin. Kıl kökü gözenekleri dahil olmak üzere kızarıklık, kaşıntı, tahriş veya batık kıllardan şikayetçiyseniz istenmeyen tüyleriniz için başka bir yöntem denemenin zamanı gelmiş demektir.

Bacak kıllarını alırken yapılan hatalar

Çilek bacak görünümünden şikayetçiyseniz tüyleri alırken yanlış adımları takip ediyor olabilirsiniz. Kör jiletle bacak kıllarını tıraş etmek ve ağdayı yapıştırdıktan sonra yanlış yöne çekmek bunlardan bazılarıdır. Ayrıca, kılların ve cildin yeterince nemlendirilmeden kuru halde tıraş edilmesi de kıl kökü gözeneklerine katkıda bulunur.

Bacak kıllarınızı jiletle tıraş ederek alıyorsanız, kör jilet kullanmayın ve kılları çıkış yönüne doğru tıraş edin. Ağda kullanımında ise sir ağdayı kılların çıkış yönüne, ağda bantlarında çıkış yönünün tersine doğru çekin. Aynı noktaya defalarca ağda yapıştırmayın veya jilet sürmeyin.

Bacak kıllarının çok uzatılması veya sık alınması

Bacak kıllarınızın kısa olmasına rağmen sürekli alma ihtiyacı hissediyorsanız bu durum tahrişe ve çilek bacak görünümüne yol açabilir. Benzer şekilde olumsuz etki yapan diğer durumda aşırı uzun kılları almaktır.

İstenmeyen tüylerin alınması için ideal uzunluk 5 ila 7 mm aralığındadır. Yeni çıkan minik tüyler her ne kadar hoş görünmese de aslında şimdilik alınmaları gerekmez. Fazla uzayan kılların ise öncelikle makasla kırpılıp sonrasında alınması en uygunudur.

Ölü derinin ciltten arındırılması

Bacak kıllarınızı aldıktan sonra boşluklarda biriken ölü deri kalıntıları siyah noktacıklara neden olabilir. Ayrıca, batık oluşumunun en önemli etkenlerinden bir ölü deridir. Kıl alma işleminden bir gün önce cildinizi ölü deriden arındırmanız bu riskleri en aza indirir.

Kese ve diğer peeling uygulamaları ile cildinizi ölü deri hücrelerinden arındırabilirsiniz. Ayrıca, salisilik asit veya glikolik asit içeren ürünleri kullanmanız bacaklarınızdaki ölü deriyi temizlemenize yardımcı olabilir.

Keratoz pilaris isimli cilt durumu

Çilek bacak olarak düşündüğünüz şey aslında keratoz pilaris ismiyle bilinen cilt rahatsızlığı olabilir. Ciltte minik çıkıntılara neden olan bu rahatsızlık yaygındır ve genetik olarak aile geçmişinden gelir. Bununla birlikte, zararsızdır ve herhangi bir sorun teşkil etmez. Keratoz pilaris, tüylerin diken diken olmuş gibi veya tavuk derisi görünümlü bir cilt oluşmasının yaygın nedenidir. Bacakların yanı sıra kalçada, üst kollarda ve uyluk bölgesinde görülebilir.

Tavuk derisi görünümü oluşturan bu rahatsızlığın nedeni keratin isimli proteinin bilinmeyen nedenlerden ötürü, cilt gözeneklerinde birikmesidir. Tipik olarak kış aylarında daha şiddetli hale gelir ve en çok çocuklar ile gençlerde görülür. Bilinen herhangi bir tedavisi olmamakla birlikte cildi nemli tutmak önemlidir. Özellikle duştan sonra nemlendirici kremleri kullanmak durumu kontrol altında tutabilir.

Çilek bacak oluşumuna yatkınlık

Bazı kişilerin cildi, tüy alma sonrasında siyah veya kırmızı kıl kökü gözenekleri geliştirmeye yatkındır. Bunlar:

  • Bacak kılları kalın ve sık olanlar
  • Beyaz tenliler (esmerlerde de görülür ancak beyaz tenlilerde daha belirgindir)
  • Kuru cilt tipi olanlar
  • Hassas cilde sahip olanlar

Çilek bacak oluşumuna yatkın bir cildiniz varsa kıllarınızı aldığınız sürece bu görünümünden muhtemelen kurtulamayacaksınız ancak yine de tamamen çaresiz sayılmazsınız. Lazer epilasyon yöntemi tüylerinizi sonsuza kadar yok edeceğinden artık bacak kıllarınızı almanız gerekmeyecek ve bacağınızdaki kıl kökü gözeneklerini görmeyeceksiniz.

Bacaklarımdaki Kıl Kökü Gözenekleri İçin Ne Yapabilirim?

Kıl kökü gözeneklerini anında geçiren etkili bir yöntem yoktur. Ancak, bazı önlemler çilek bacak riskini en aza indirebilir. Bunlardan bazıları:

  • Bacaklarınızı nemlendirici losyon veya kremlerle nemlendirin.
  • Bacak kıllarınızı sık alma alışkanlığınızı bırakın.
  • Kılları almadan önce sıcak bir banyo yaparak kılların ve köklerin yumuşamasını sağlayın. Bu aynı zamanda daha az canınızın yanmasını sağlayacak.
  • Kör tıraş bıçağı kullanmayın, jileti veya ağdayı aynı bölgeye defalarca uygulamayın.
  • Jilet kullanıyorsanız, tıraş jeli veya köpüğü kullanın. Tıraş sonrasında nemlendirici losyon sürün.
  • Banyo esnasında bacaklarınıza kese yapın.
  • Kesin çözüm için lazer epilasyon yaptırarak bacak kıllarınızdan sonsuza dek kurtulun.

Okumaya devam et

Kadın

Adet Döneminde Karın Gurultusu Neden Olur?

Adet Döneminde Karın Gurultusu Neden Olur?

Adet döneminizden birkaç gün önce veya esnasında bağırsak hareketlerinizin düzensizleştiğini fark etmiş olabilirsiniz. Belki de sürekli tekrarlayan karın gurultusuyla ya da gazla başınız dertte. Tüm bunların nedeni dönemsel olarak dalgalanan hormonlarınızın sindirim sisteminiz üzerindeki nahoş etkileridir.

Adet döneminde, sık idrara çıkma, ishal, kabızlık, karın guruldaması, gaz sıkışması ve şişkinlik hissi gibi rahatsız edici semptomlar yaygın olsa da çoğu kadın bunlar hakkında konuşmak istemez. Elbette muhabbeti yapılacak eğlenceli bir konu değil ancak yine de nedenleri hakkında bilgi sahibi olarak bazı detaylara dikkat etmeniz, regl döneminizi daha rahat geçirmenize yardımcı olabilir.

Makaleye Genel Bakış

  • Adetliyken Karın Gurultusu ve Gaz Nedenleri
  • Adet Döneminde Sindirim Sistemini Sakinleştirmek
    • Yemeği yavaş yemek
    • Öğünleri atlamamak
    • Gaz ve guruldamaya neden olabilecek yiyecekleri sınırlandırmak
    • Lifli besinler tüketmek
  • Ne Zaman Doktora Gitmeliyim?

Adetliyken Karın Gurultusu ve Gaz Nedenleri

Adet kanaması her ne kadar doğal ve olması gereken bir süreç olsa da karın guruldaması, şişkinlik, gaz sancısı ve hatta ishal veya kabızlık gibi pek de hoş olmayan durumları beraberinde getirir. İlk bakışta sindirim sistemi kaynaklı sorunları akla getirmesine rağmen regl dönemindeki bu durumların asıl nedeni progesteron ve daha az ölçüde östrojen hormonlarıdır.

Progesteron hormonunun seviyesindeki yükseliş, kadınlarda kabızlığa veya tam tersi olarak seviyesinin düşmesi ishale yol açabilir. Bunun nedeni, yüksek progesteron seviyesinin bağırsak kasılmalarını yavaşlatması, düşük olması durumunda ise hızlandırması olarak açıklanabilir. Hormon seviyelerindeki dalgalanmanın etkileri yalnızca bunlarla da sınırlı değildir. İshal veya kabızlıkla birlikte (veya bunlar olmadan) karın gurultusu, şişkinlik ve aşırı gaz çıkarma görülebilir. Aslında, adet döneminde sık idrara çıkma nedeni de hormon seviyelerindeki ani değişimdir.

Özetle, hormon seviyelerinin değişmesinin bir sonucu olarak sindirim sitemindeki hareketlilik karın guruldamasına veya gaza (osuruk) yol açar. Neyse ki, adet döneminizde karnınızdan gelen guruldama sesleri ya da fazla gaz çıkarıyor olmanızı endişe edilecek bir şey değildir. Ancak yine de rahatsız edici bu durumları kontrol altına almak için yapabileceğiniz şeyler vardır.

 

Adet Döneminde Sindirim Sistemini Sakinleştirmek

Regl döneminde ortaya çıkan karın gurultusu, şişkinlik veya fazla gaz çıkarma gibi durumlar normal kabul edilir. Bununla birlikte, semptomlara neden olan hormonlar üzerinde kontrolünüz olmasa da aşağıdaki birkaç detaya dikkat etmeniz süreci yönetmenize yardımcı olabilir.

Yemeği yavaş yemek

Hızlı yemek yemenin sağlıksız olduğunu duymuş olmalısınız. Adet dönemi söz konusu olduğunda yavaş yemek daha fazla önem kazanır. Zira, regl döneminde ”agresifleşen” sindirim sisteminize ekstra yük bindirmek istemezsiniz. Yiyecekleri tamamiyle çiğnemeden yutmayın. Oturup yemek için kendinize zaman ayırın, böylece mideniz yiyecekleri düzgün bir şekilde sindirebilir. Ayakta veya yürürken yemek yemekten kaçının. Ek olarak, kafein bağırsakları tahriş etmesiyle ünlüdür. Bu nedenle, sindirim sistemini sakinleştirmek için bundan kaçınmak özellikle önemlidir. Kahvesiz gün geçiremeyen biriyseniz, en azından 1 -2 fincanı geçmemeye çalışın.

Öğünleri atlamamak

Bir öğünü atladığınızda sindirim sisteminizi rahatlattığınızı düşünebilirsiniz ancak durum tam olarak böyle değil. Öğün atlayarak uzun süre aç kalmak, bir sonraki yemek esnasında daha fazla ve hatta hızlı yemenize neden olur. Boş midenize bir anda fazla yüklendiğinizde, adet dönemindeki sindirim semptomlarınız katlanır. Menstrüasyon döneminde sık aralıklarla ancak az miktarda hafif yiyecekleri tercih etmek en mantıklısıdır.

Gaz ve guruldamaya neden olabilecek yiyecekleri sınırlandırmak

Adet döneminizdeki kokulu gaz veya gurultunun nedeni tamamiyle yiyecekler olmasa da durumu daha fazla kötüleştirebilecek yiyeceklerden kaçınmak en iyisidir. Fasulye, nohut, lahana, brokoli, karnabahar, mercimek, soğan bezelye ve mantar gaz yapma ve dolayısıyla karın guruldama potansiyeline sahip besinlerdir. Adet döneminizde bu yiyecekleri sınırlandırmak isteyebilirsiniz.

Lifli besinler tüketmek

Lifin sindirim sağlığında rolü büyüktür. Bağırsak hareketlerini düzenli tutmaya yardımcı olduğu için özellikle kabızlık semptomlarından şikayetçi olanlar için gereklidir. Bununla birlikte, yukarıdaki maddede anlatıldığı gibi bazı besinler lifli olmasına rağmen fazla gaza neden olabilir.

Genel olarak lifli gıdalar, bağırsak hareketlerini ve dışkıdaki su içeriğini düzenleyerek çalışır. İki tür lif vardır: çözünür ve çözünmez. Yulaf, fındık, fasulye, elma ve yaban mersini gibi gıdalarda çözünür lifler bulunur. Çözünmeyen lifler, tam buğday ekmeği, tohumlar ve kahverengi pirinç gibi gıdalarda bulunur. Keten tohumu da daha yumuşak bir lif kaynağıdır. Kabızlık durumunda daha fazla çözünür lif tüketmek en iyisidir. İshalde ise daha fazla çözünmeyen lifleri tercih etmek mantıklı olacaktır. Ek olarak, hem ishal hem de kabızlık durumunda bol su içmek anahtardır.

Ne Zaman Doktora Gitmeliyim?

Adet dönemi semptomları yaygın olarak çoğu kadında görülür ancak bu her kadının aynı süreci yaşayacağı anlamına gelmez. Sizde karın guruldaması veya gaz şikayeti varken bir arkadaşınız adet döneminde bacak ağrısı veya şişkinlik sorunundan şikayetçi olabilir. Nitekim, her kadının menstrüasyon döneminde yaşadığı semptomlar farklıdır. Bununla birlikte, yalnızca dönemsel olarak ortaya çıkan karın krampları, gurultusu, ishal, kabızlık, gaz, bacak ağrısı, şişkinlik ve kaşıntı gibi durumlar çoğu zaman ciddi bir sağlık sorununun belirtisi olarak değerlendirilmez.

Öte yandan, regl semptomlarının dönem dışındaki haftalarda da sürmesi, kanlı dışkı gibi anormal durumlar veya yaşam kalitenizi düşüren herhangi bir durum doktora gitmeniz için yeterli sebeplerdir.

Okumaya devam et

Kadın

Kaş Piercing: Zararları ve Riskleri Nelerdir?

Kaş Piercing: Zararları ve Riskleri Nelerdir?

Kulak deldirmek dünya genelindeki en geleneksel piercing yöntemi olsa da özellikle son yıllarda tercih edilen tek bölge olmaktan çıktı. Zira, kaşlardan genital bölgeye kadar vücudun pek çok noktası basit bir işlemle deldirilerek piercing takılabiliyor. Peki ama kaş gibi hassas noktalarda piercing riskli olabilir mi?

Piercing kullanımı özellikle gençler arasında her geçen yıl katlanarak artıyor. Burun, dil, dudak, göbek, kaş ve hatta genital bölge piercingleri birer moda akımı olarak kabul ediliyor. Yaygın olması ve basit prosedürlerle yapılmasına rağmen olası risklerini gözardı etmemek gerekiyor. Örneğin, kaş deldirme sonrasında sinir hasarı nedeniyle kaş düşmesi yaşanabiliyor veya bölge enfeksiyon kapabiliyor. Ek olarak, kaşlar yüze karakteristik özelliğini kazandırdığından ve iyileşme döneminde bu bölgedeki piercingi gizlemek neredeyse imkansız olacağından, kaş piercingi yaptırmadan önce birkaç detayın üzerinde düşünülmesi gerekiyor…

Makaleye Genel Bakış

  • Kaş Piercingi Ne Kadar Canımı Acıtacak?
  • Kaş Piercingi Ne Kadar Sürede İyileşir?
  • Kaş Piercinginin Hangi Riskleri Var?
  • Kaş Piercingi Sonrasında Nelere Dikkat Etmeliyim?
  • Kaş Piercingi Yaptırmalı mıyım?

Kaş Piercingi Ne Kadar Canımı Acıtacak?

Genel olarak konuşursak, kaş piercinginin acı değeri, diğer piercinglere göre daha azdır. Ancak bu, hiç canınızın yanmayacağı anlamına gelmiyor. Hafif bir yanmayla birlikte ağrı hissedeceksiniz fakat bu dayanılmaz bir acı olmamalı. Ayrıca, göz çevrenizde hafif bir morarma ve delinen bölgede hafif kanama oluşabilir. Genellikle bunlar için endişe etmenize gerek yoktur. Çoğu durumda kendi kendine geçer. Soğuk kompres yapın ve bol bol dinlenin. Aşırı bir semptom yaşarsanız mutlaka bir doktora görünün.

Kaş Piercingi Ne Kadar Sürede İyileşir?

Kaş piercinginin iyileşme süresi genel olarak 6 ila 8 hafta arasındadır ancak bazı kişilerin tam olarak iyileşmesi 3 ayı bulabilir. Özellikle ilk 2 aylık süre zarfında, saklamak isteseniz bile takılarınızı çıkarmamalı veya sürekli oynayarak hareket ettirmemelisiniz.

Kaş bölgenizdeki cilt hassas yapıdadır. Piercingi hareket ettirmek yara izine ve piercingin vücut tarafından reddedilmesine neden olabilir. Ayrıca, iyileşme sürecinde takının çıkarılması deliğin kapanmasıyla sonuçlanabilir. Aslında, kulağı delinen ve küpe takmayan kız çocuklarının kulak deliklerine ip takılmasının asıl sebebi budur.

Kaş Piercinginin Hangi Riskleri Var?

Kaş piercingi, takı takmak için kaş bölgesinin delinmesi işlemidir. Diğer vücut bölgelerinde olduğu gibi kaş bölgesinde delik açılması da bazı olası riskleri beraberinde getirir. Bunlarda bazıları:

  • Delinen bölgelere takılan bazı takılar (özellikle nikelden yapılmış parçalar) alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
  • Kaş delme işleminden sonra kızarıklık, ağrı, şişme veya irin benzeri akıntı görülebilir, bölge enfeksiyon kapabilir.
  • Kaş delme işlemi uzman kişiler tarafında yapıldığında genellikle güvenlidir ancak bu bölgedeki sinirlerin hasar görmesi durumunda kaş düşmesi gibi bazı sorunların yaşanabileceği unutulmamalıdır.
  • Delme işlemi için kullanılan ekipmanların hijyenik olmaması, hepatit B, hepatit C, tetanoz ve HIV gibi kan yoluyla bulaşan hastalıklara yakalanmanıza neden olabilir.
  • Piercing kazara bir yere takılarak cildinizi yırtabilir.
  • İlerleyen yıllarda, piercing kullanımından vazgeçseniz ve delik kapansa bile iz kalabilir.

Kaş Piercingi Sonrasında Nelere Dikkat Etmeliyim?

Kaş delme işlemi sonrasında hızlı ve sağlıklı bir iyileşme süreci için standart bakım uygulamalarına bağlı kalmalısınız. Ayrıca, kaş çevresindeki cildin hassas olması nedeniyle ekstra özen göstermeniz şart. Dikkat etmeniz gereken detaylardan bazıları:

  • Fazla agresif davranmadan kaşlarınızı cımbızla almanızda sorun yok ama ağda gibi yöntemleri bu bölgede kullanmayın.
  • Makyaj malzemeleri ve yüz bakım ürünleri dahil hiçbir kozmetiği delinen bölgeye yaklaştırmayın. Saçlarınıza sabitleyici sprey sıkacaksanız, delinen kısmın üzerini peçeteyle örtün.
  • İyileşme sürecinde (2 ila 3 ay) yüzmek için denize veya havuza girmeyin.
  • Piercinginizle oynamayın. Aşırı sürtünme, hem yaranın geç iyileşmesine hem de cildinizin takıyı reddetmesine neden olabilir.
  • Kıyafetlerinizi giyip çıkarırken takılmalara karşı dikkatli olun. Ufak bir kaza, kaş bölgenizin yırtılmasına yol açabilir.
  • Çoğu piercing yaklaşık 6 ila 8 hafta içinde iyileşir. Fakat, bazılarının iyileşmesi birkaç ay veya daha uzun sürebilir. Deliğin kapanmasını önlemek için bu süre zarfında geceleri bile takınızı çıkarmayın.
  • Takınızın ve delinen bölgenin temiz olmasına özen gösterin.

Kaş Piercingi Yaptırmalı mıyım?

Hem erkek hem de kadınlar kaş piercingi yaptırabilir ancak bu konuda ikilemdeyseniz ileri bir tarihe kadar ertelemenizde fayda var. Özellikle iyileşme sürecinde piercingi gizlemeniz zor olacağından iyi düşünün. İş yerinde veya okulda bana zorluk çıkaracak mı? Ailem bu konuda ne diyor? Prosedür sonrası bakıma dikkat edebilecek miyim? Olası risklerini göze alabiliyor muyum?

Tüm bu sorulara cevabınız pozitifse kaş piercingini yaptırabilirsiniz. Ancak, şüpheleriniz varsa şimdilik bu düşüncenizi rafa kaldırın. Ayrıca, alkol aldığınız zamanlarda (aslında hiç alkol almayın) kalıcı dövme ve piercing gibi kararları vermeyin.

Okumaya devam et

Copyright © 2020 GizliSoru.Com