Bizimle iletişime geçin

Kadın

Aspirin Saça İyi Gelir mi? Aspirinin Saça Faydaları ve Uygulanması

Kulağa çılgınca gelse de eczanelerde reçetesiz olarak satılan bazı ağrı kesiciler farklı amaçlar doğrultusunda kullanılarak hayat kolaylaştıran bir ürüne dönüşebilir. Örneğin, kan pıhtılaşmasını önleme kabiliyeti ve ağrı kesici özelliğiyle bilinen aspirin, bitkilerinizin sağlıklı büyümesinden sivilcelerin giderilmesine kadar birçok ek fayda sağlayabilir. Peki ama saç söz konusu olduğunda aspirin ne işe yarar?

Aspirin Saça İyi Gelir mi? Aspirinin Saça Faydaları ve Uygulanması

Kulağa çılgınca gelse de eczanelerde reçetesiz olarak satılan bazı ağrı kesiciler farklı amaçlar doğrultusunda kullanılarak hayat kolaylaştıran bir ürüne dönüşebilir. Örneğin, kan pıhtılaşmasını önleme kabiliyeti ve ağrı kesici özelliğiyle bilinen aspirin, bitkilerinizin sağlıklı büyümesinden sivilcelerin giderilmesine kadar birçok ek fayda sağlayabilir. Peki ama saç söz konusu olduğunda aspirin ne işe yarar?

Reklamlar ve çeşitli pazarlama stratejileri, sağlıklı saçlara kavuşmak için tek çarenin kozmetik ürünlerde saklı olduğunu düşünmemize neden oldu. Oysa ki, kozmetik lobisinin henüz pazarı işgal etmediği eski yıllarda, saçlarda yağlanma, kuruluk ve kepek gibi sorunları çözmek için evde bulunan malzemeler kullanılıyordu. Günümüzde bazı kadınlar eskiye yönelerek ev tariflerini kullanmaya başladı çünkü harika sonuçları deneyimlediler. Saça aspirin uygulamak da bu geleneksel yöntemlerden biri.

Aspirin başlangıçta söğüt ağacı kabuğundan elde edilen özlerden yapıldı ve Sümer döneminden beri doğal bir analjezik olarak kullanıldı. Ancak bugün bildiğimiz ağrı kesici, bir Alman markası olan Bayer tarafından 1899 yılında piyasaya sürüldü. Aspirin, hiç şüphesiz dünyada en çok kullanılan ve en çok satan ilaçlardan biri. Dolaşım problemleri olan kişilerde kalp krizi ve kan pıhtılaşması riskini önemli ölçüde azaltabilir, ağrıları azaltabilir, ateşi düşürebilir ve kardiyovasküler sağlığı koruyabilir. Ancak, bu yazıda aspirinin bir ilaç olarak faydalarına değil, alternatif bir saç ürünü olarak nasıl çalışabileceğine bakacağız. Aşağıda, saçlarınıza aspirin maskesi uygulayarak elde edebileceğiniz kazanımları ve nasıl uygulanması gerektiğine dair çeşitli ipuçlarını bulacaksınız…

Aspirinin Saça Faydaları Nelerdir?

Aspirinin saça faydalı olmasını sağlayan şey içeriğindeki asetilsalisilik asittir. Bu asit, aslında salisilik asitin bir formudur. Saç derisini temizlemenin yanı sıra kepeğe ve yağlı saçlara iyi gelir. Dahası, saçları parlatır ve daha hızlı uzamasını sağlayabilir.

Saçlardaki kepeği giderir: Çoğu kepek şampuanının ana bileşenlerinden birinin, aslında aspirinde bulunan salisilik asit olduğunu biliyor muydunuz? Salisilik asit, benzersiz moleküler yapısı sayesinde kafa derisine derinlemesine nüfuz ederek gözenekleri temizler. Kepekten sorunlu ölü deri katmanlarını giderir ve geride tertemiz saç ve saç derisi bırakır. Pul pul dökülen kepek nedeniyle siyah gömlek giyemiyorsanız, aspirine şans vermek isteyebilirsiniz.

Yağlı saçlara iyi gelir: Cildi korumak ve nemlendirmek için vücuttaki yağ bezlerinin doğal olarak ürettiği salgıya sebum denir. Cildinizde veya kafa derinizde aşırı yağlanmadan şikayetçiyseniz yağ bezlerinizin fazla aktif çalıştığını söyleyebiliriz. Fazla yağlanan saçlar, uzun vadede dökülmeye meyillidir. Ayrıca, saçların yavaş uzaması, seboreik dermatit, kepek ve kaşıntı gibi bir dizi nahoş durumla el ele gider. Aspirinde bulunan salisilik asit, saçlı derideki fazla yağı temizler ve aşırı sebum üretimini kontrol altına alabilir. Diğer yandan, zaten kuru saçlara sahip biriyseniz, saça aspirin sürmek sizin için iyi bir fikir olmayabilir.

Saçların daha hızlı uzamasını sağlar: Saç uzaması söz konusu olduğunda, yediklerinizin ve içtiklerinizin rolü büyüktür. Bakınız: Saç uzatan besinler Bununla birlikte, köklerinin tıkanması saç uzamasına engel etkenlerden biridir. Saç derisinde adeta kese gibi çalışan aspirin, kökten uca temizlik yaparak saçlarınızın hava almasını sağlar. Ayrıca, saç köklerindeki kan akışını uyararak daha hızlı uzamasına yardımcı olur. Tüm bunların toplamı, aspirinin saç dökülmesini durdurabileceğinin göstergesidir ancak saç dökülmesinin onlarca farklı nedeni olabileceğini ve ciddi saç kayıpları yaşıyorsanız doktora giderek uygun tedaviyi almanız gerektiğini unutmayın.

Saçları parlatır: Aspirinin saç üzerindeki bir diğer olumlu etkisi de saçları parlatıyor olmasıdır. Dahası, güneşin zararlı UV ışınlarına karşı saç tellerinizi korur. Yeterince ışıldamayan mat renkli donuk saçlarınız varsa aspirin maskesi, saçlarınıza ihtiyacı olan canlılığı kazandırabilir.

Aspirinin Saça Zararı Var mı?

Saçlar için aspirin kullanımı her ne kadar zararsız olsa da her saç tipi için uygun olmadığını bilmek önemlidir. İnce, kuru ve kimyasal olarak zarar görmüş saçlarınız varsa salisilik asit size tavsiye edilmez. Aspirin, aşırı sebum üretimini derinlemesine temizleme ve önleme kabiliyeti nedeniyle en iyi sonucu yağlı saçlarda verir.

Zaten kuru saçlara sahip biriyseniz, aspirin uygulaması saçlarınızı daha çok kurutarak iyice cansızlaştırabilir. Bunun dışında, aspirinin saça herhangi bir zararı veya yan etkisi yoktur.

Aspirin Saça Nasıl Uygulanır?

Aspirinin saça olan faydalarından sonra nasıl sürülmesi gerektiğini merak ediyor olabilirsiniz. Aspirinin saça uygulanması oldukça kolaydır. Bunun için tek ihtiyacınız olan şey az miktarda su ve birkaç tablet aspirin. Dilerseniz, karışıma az miktarda süzme bal eklemeniz mümkün. İşte, evde deneyebileceğiniz birkaç aspirin maskesi tarifi…

Şampuan ve aspirin karışımı:

  • 3 adet aspirin
  • 3 yemek kaşığı şampuan

Aspirinleri havanda döverek toz haline getirin. 3 yemek kaşığı (yaklaşık 30 gr) kadar her zaman kullandığınız şampuanınızla karıştırın. Saçlarınızı bu karışımla köpürtün ve durulamadan önce birkaç dakika bekletin. Artından ılık veya soğuk suyla durulayın.

Aspirin, süzme bal ve su karışımı:

  • 2 adet aspirin
  • 2 yemek kaşığı bal
  • Az miktarda su

Aspirinleri havanda dövün ve elde ettiğiniz tozu süzme bal ile karıştırın. Karışıma az miktarda su ekleyin ve bir süre daha karıştırın. Nemlendirdiğiniz saçlarınıza karışımı sürün ve 15 ila 20 dakika saçınızda bekletin. Son olarak, her zaman yıkadığınız gibi saçlarınızı şampuanla yıkayıp durulayın.

Aspirin ve su saç losyonu:

  • 8 adet aspirin
  • 1/2 litre su

Aspirinleri ezerek toz haline getirin ve yarım litre sıcak su ile karıştırın. Sıvıyı temiz bir fısfıs sprey şişeye boşaltın ve saçınızın her yerine püskürtün. İşlemi her gece saçlarınıza uygulayın. Aspirin suyun dibine çökebileceğinden her kullanım öncesi iyice çalkalayarak karıştırın.

Aspirinin Diğer Kullanım Alanları

Sağlık alanındaki kullanımı ve saça olan katkıları dışında aspirin birçok alanda kullanılabilir. İşte, aspirinin şaşırtan birkaç kullanım alanı…

  • Sivilce ve akneler için çeyrek fincan su ve ezilmiş 5 adet aspirini karıştırarak macun elde edin. Karışımı sivilcelere sürün.
  • Böcek sokmalarının semptomlarını azaltmak için su ve aspirin karışımını etkilenen bölgeye uygulayıp birkaç dakika bekletin ve suyla durulayın.
  • Kıyafetlerdeki inatçı lekelerden kurtulmak için yarım su bardağı suya 3 adet ezilmiş aspirin karıştırın. Giysinizin lekeli bölgesini aspirinli suda bekletip yıkayın.
  • Çiçeklerinizin daha sağlıklı büyümesi için 3 litre suya 1 – 2 adet aspirini ezerek karıştırın ve bitkilerinize püskürtün.
  • Dalından koparılmış çiçeklerin vazodaki ömrünü uzatmak için vazo suyuna 1 adet aspirini toz haline getirip karıştırın.

Sonuç:

Aspirin, salisilik asitin bir formu olan asetilsalisilik asit içerir. Sağlık alanındaki kullanımı dışında, bu içeriği sayesinde özellikle yağlı ve kepekli saçlara iyi gelir. Ayrıca, saçları parlatır, dökülmeyi azaltır ve daha hızlı uzamasını sağlar. Ezilip toz haline getirilen aspirin tabletleri su ile karıştırılarak saçlara uygulanabilir. Zarar görmüş ve kuru saçlarda kullanımı tavsiye edilmez.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

Doğumdan Sonra Adet Görememe Nedenleri

Hamileliğin en büyük ödülü ailenize minik bir bireyin daha katılacak olmasıdır. Ayrıca, yaklaşık 9 ay boyunca adetten muaf olmanız da gebeliğin bir başka güzel yanı olarak sayılabilir. Peki ama bu uzun ”regl tatili” ne zaman son bulacak? Aslında, doğumdan sonra adet görememenin veya gecikmesinin nedeni bebeğinizi emziriyor olmanızdır.

Doğumdan Sonra Adet Görememe Nedenleri

Hamileliğin en büyük ödülü ailenize minik bir bireyin daha katılacak olmasıdır. Ayrıca, yaklaşık 9 ay boyunca adetten muaf olmanız da gebeliğin bir başka güzel yanı olarak sayılabilir. Peki ama bu uzun ”regl tatili” ne zaman son bulacak? Aslında, doğumdan sonra adet görememenin veya gecikmesinin nedeni bebeğinizi emziriyor olmanızdır.

Hamileliğinizin sürdüğü yaklaşık 9 ay boyunca pedlerle veya tamponlarla vedalaştınız. Şimdi doğum yaptığınıza göre menstrüasyon döneminizin ne zaman yeniden başlayacağını merak ediyor olabilirsiniz. Güzel haber, bebeğini emziren bir anneyseniz adet kanaması olmadan geçen ayların bir süre daha keyfini çıkarabilirsiniz. Bunun nedeni, vücudunuzun anne sütü yapmasını sağlayan hormonun, adetlerinizi kontrol eden hormonları baskılamasıdır.

Makaleye Genel Bakış – © MorTilki.com

  • Doğumdan Sonra Neden Adet Görülmez?
  • Doğumdan Sonra Adet Görmeden Hamile Kalınır mı?
  • Doğumdan Sonra Adet Ne Zaman Olur?
  • Adet Olmak Anne Sütünü Etkiler mi?
  • Doğumdan Sonra Adet Düzensizliği Olur mu?

Doğumdan Sonra Neden Adet Görülmez?

Doğumun sonrasındaki süreçte adet olunmamasının nedeni, anne sütü üretiyor veya bir başka anlatımla bebeğinizi emziriyor olmanızdır. Peki ama bu nasıl mümkün olabiliyor?

Vücutta anne sütü üretmek için sorumlu olan hormon prolaktindir. Bebeğinizi emzirmeye devam ettiğiniz ve dolayısıyla anne sütü üretiminin gerçekleştiği süre boyunca prolaktin hormonu, üreme hormonlarını baskılar. Bu nedenle yumurtlamaz veya bir başka ifadeyle yumurta bırakmazsınız ve sonuç olarak adet görmezsiniz.

Aslında, tıp dilinde bu süreci tanımlayan bir terim var: laktasyonel amenore. Emzirme döneminde adet olamamayı ifade eden laktasyonel amenorenin ne kadar süreceği, bebeğinizi ne sıklıkla emzirdiğinize ve ne zaman memeden keseceğinizle yakından ilişkilidir.

Doğumdan Sonra Adet Görmeden Hamile Kalınır mı?

Laktasyonel amenore süresince adet olunmadığından, çoğu kadın bu dönemde hamile kalınmayacağını düşünerek korunmasız birleşme yaşıyor veya emzirmeyi doğal bir korunma yöntemi olarak görüyor. Bu doğru bir yaklaşım olabilir ancak bir noktaya kadar…

Öncelikle bu konudaki en önemli şeyin emzirme olduğu unutulmamalıdır. Bebeğe anne sütü dışında mama gibi besinler veya diğer yiyecekler verilmez. Hatta su bile! Bebek sıklıkla emzirilmeli ve süreç içinde asla memeden kesilmemelidir. Doğumdan sonraki ilk 6 ay boyunca işe yarayan bu yöntemin, 6 aydan sonra etkinliği giderek azalır.

Öte yandan, doğurganlık döneminizin tekrar ne zaman başlayacağını belirleyemezsiniz. Bu önemli çünkü, yumurtlama adet kanamasından önce gerçekleşir. Yani, henüz adet olmamış olsanız bile, eğer yumurtladıysanız hamile kalabilirsiniz. Ek olarak, bebeğinizi emzirdiğiniz süreçte adet kanamanız başladıysa, gebeliğe karşı artık korunmasız olduğunuzu unutmayın.

Doğumdan Sonra Adet Ne Zaman Olur?

Her kadın farklı olduğundan, bu konuda herkes için kesin bir zaman diliminden bahsetmek mümkün değil. Ancak genel olarak konuşursak, eğer emzirmiyorsanız doğumdan 4 ila 8 hafta sonra adetinizin yeniden başlayacağını söyleyebiliriz.

Emziren annelerde ise bu süre çok daha uzun olmakla birlikte zamanlaması değişebilir. Aslında, emziren annelerin ilk 6 ay veya daha uzun süre adet görmemeleri normaldir ve birçok annenin bebeğini memeden kesene kadar adet kanaması olmayabilir.

Adet Olmak Anne Sütünü Etkiler mi?

Yumurtlama ve adet görme, vücudunuzda hormonal değişikliklerin meydana geldiğinin göstergesidir. Bunlar hem sütünüzün tadını hem de tedarikini etkileyebilir. Yani, sütünüzün miktarında azalabilir ve tadında hafif bir değişiklik olabilir. Ancak, tüm bunlar önemsiz miktardadır, bebeğinizi emzirmenizi etkilemez. Emzirme döneminde regl olmanız, bebeğinizi artık emzirmeyeceğiniz veya memeden kesmeniz gerektiği anlamına gelmez!

Doğumdan Sonra Adet Düzensizliği Olur mu?

Özellikle emziren bir anneyseniz, hormonlarınızın normal seyrine dönmesi zaman alacaktır. Adet döngünüz 24 gün, sonrakinde 28 veya bir diğerinde 35 gün olabilir. Ayrıca, kanama yoğunluğunda dalgalanmalar olduğunu görebilirsiniz. Bunun için endişelenmeniz gerekmez. Genel olarak, adet düzensizliği birkaç ay içinde veya emzirmeyi tamamen kestikten sonra kendiliğinden geçer.

Adet düzensizliğine ek olarak, doğumun ardından gördüğünüz ilk adetinizde aşağıdakileri de deneyimleyebilirsiniz.

  • Adet kramplarım eskiye göre biraz daha arttı veya azaldı
  • Kanamanın şiddeti yavaş
  • Adetim bitmiş gibi kesiliyor ancak sonra yeniden başlıyor (dur-kalk-dur)
  • Kanamada küçük kan pıhtıları görüyorum

Hamilelikten sonraki ilk adetin normalinden biraz daha sancılı geçmesi normaldir. Bunun nedeni, ilk dönem esnasında dökülmesi gereken uterus astarının fazlalığıdır. Diğer aylarda süreç normale binerek adet kremplarınızın şiddeti muhtemelen azalacaktır. Bununla birlikte, pedinizi her saat başı veya daha kısa sürede bir değiştirmeniz gerekiyorsa ya da sizi rahatsız eden olağan dışı bir şey varsa doktorunuzdan randevu alarak muayene olmayı ihmal etmeyin.

Okumaya devam et

Kadın

Limonla Gebelik Testi Nasıl Yapılır, Sonuçları Ne Kadar Doğru?

Kişisel bloglara ve hatta ünlü haber sitelerine her girdiğinizde yeni bir trendle karşılaşma ihtimaliniz yüksektir. Bunların çoğunluğu, bilimsel temellere dayanmayan ve evdeki malzemelerle yapılabilen sözde doğal çözümlerden oluşur. Her biri diğerinden daha garip olan bu yöntemlerin son trendi ise limonla gebelik testi!

Limonla Gebelik Testi Nasıl Yapılır, Sonuçları Ne Kadar Doğru?

Kişisel bloglara ve hatta ünlü haber sitelerine her girdiğinizde yeni bir trendle karşılaşma ihtimaliniz yüksektir. Bunların çoğunluğu, bilimsel temellere dayanmayan ve evdeki malzemelerle yapılabilen sözde doğal çözümlerden oluşur. Her biri diğerinden daha garip olan bu yöntemlerin son trendi ise limonla gebelik testi!

”Eskiden hamilelik testi mi vardı?” ”İdrar ve kan testi olmayan dönemlerde insanlar hamile olduğunu nasıl öğreniyordu?” Tarzında cümlelerle yazılarına başlayarak limon, karbonat ve hatta çamaşır suyu gibi yöntemlerle yapılan sözde gebelik testlerine övgüler yağdıran internet siteleriyle karşılaşmış olmalısınız. İddiaya göre, bardağın içindeki idrarınıza sıktığınız yarım limon suyu sayesinde hamile olup olmadığınızı anlayabiliyorsunuz! Peki ama bu sözde ev yapımı gebelik testleri gerçekten doğru sonuç veriyor mu? Her şeyden önce, merak edenler için bu yöntemlerin nasıl yapıldığından bahsedelim ve ardından sonuçlarının ne kadar doğru olduğunu tartışalım…

Makaleye Genel Bakış – © MorTilki.com

  • Limonla Hamilelik Testi Nasıl Yapılır?
  • Limonla Gebelik Testi Doğru mu?
  • En Güvenilir Sonuçları Nasıl Alırım?

Limonla Hamilelik Testi Nasıl Yapılır?

Yöntemin savunucularına göre, limon suyu idrarınızla birleştiğinde hamile olup olmadığınızı gösteren sonuçlar çıkarabilir. Sözde testin yapılış adımları ise şöyle:

  • Bardağın içine idrarınızı yapın
  • Yarım limonun suyunu idrar dolu bardağa sıkın
  • Limon suyunun küçük granülleri veya tortuları dibe çökerse hamilesiniz, yüzeyde kalırsa hamile değilsiniz.
  • Bir başka blogun iddiasına göre, limon sonrası idrarın rengi yeşile dönerse sonucunuz pozitif, rengi değişmezse negatif.

Ev yapımı gebelik test tarifleri yalnızca limonla da sınırlı değil. Örneğin, bir bardak idrara, bir çay kaşığı karbonat ekleniyor ve idrar köpürürse kişinin hamile olduğu anlamına geliyor. Bitmedi! Bir diğer yöntem için karbonat yerine çamaşır suyu kullanılarak idrarın köpürüp köpürmeyeceği gözlemleniyor. Köpürürse sonuç pozitif olarak yorumlanıyor.

Limonla Gebelik Testi Doğru mu?

Eczanelerde satılan idrar test kitlerin nasıl çalıştığını daha önce hiç merak ettiniz mi? Bu kitlerin çalışma prensibi, halk arasında hamilelik hormonu ismiyle de bilinen Beta hCG (Human Chorionic Gonadotropin) isimli hormona dayalıdır. İdrarınızda belirli seviyede hCG varsa test kitiniz iki çizgi (pozitif), aksi halde tek çizgi (negatif) sonuç gösterir. Günümüz teknolojisinde üretilen hamilelik testlerinin yanılma payı sıfıra yakındır.

Peki ama limon suyu, karbonat veya çamaşır suları idrarınızdaki hCG hormonunu tespit edebilir mi? Elbette hayır! İdrarınıza limon sıkmanız, şekerli su eklemeniz, tuz karıştırmanız, karbonat dökmeniz veya çamaşır suyu ilave etmeniz hamile olup olmadığınızı göstermez. Hakkında hiçbir bilimsel bir araştırma yapılmayan bu sözde yöntemler doğru sonuç vermez. Aslında, hamile olsanız da olmasanız da bu yöntemlerden alacağınız sonuç tesadüfi %50’dir. Daha anlaşılır bir ifadeyle, ev yapımı gebelik testlerinin sonuçları, hamile olup olmadığınızı tahmin etmek için yazı-tura atmaktan daha fazlası değildir.

En Güvenilir Sonuçları Nasıl Alırım?

Hamile kalma arzusunda olan veya test sonucunun negatif çıkmasını umut eden bir kadın olabilirsiniz. Gün sonunda herkesin hayattan farklı beklentileri var ancak en doğru sonuca ulaşabilmek için güvenmemiz gereken şey ortak; bilim! Hamile olup olmadığınızı öğrenmek için eczaneden test kiti satın alabilir veya bir sağlık kuruluşuna giderek kan tahlili yaptırabilirsiniz. Her iki yöntemin de yanılma payı yok denecek kadar azdır.

Gebelik testlerinden doğru sonuç alabilmek için en önemli şey hamilelik şüphesinin oluştuğu cinsel münasebetin veya başka bir ifadeyle hamile kalınmasının üzerinden belirli bir süre geçmesi gerektiğidir. Zira, testlerin sonuç verebilmesi için kanınızdaki veya idrarınızdaki hCG oranı belirli bir seviyeye ulaşmış olmalıdır. Bakınız: Hamilelik testi ne zaman yapılmalı? Çoğu kadının hCG seviyelerinin istenilen seviyeye ulaşması 7 ila 12 gün arasında sürer. Bu da cinsel birliktelikten sonra hamilelik testi yapmak için en az 1 hafta beklemeniz gerektiği anlamına gelir.

Sonuç

Doğal yöntemlerle evde gebelik testi tariflerini savunanların iddia ettiği gibi eskiden idrar ve kan testi yoktu. Mısırlı kadınlar, toprağa ektiği tohumlarını idrarlarıyla suladılar. Tohumlar büyürse kadının hamile olduğuna inanılırdı. Orta çağ kadınları, hamilelik testi yapmak için limon ve portakal gibi meyvelerin sularını kullanarak idrarlarının rengini test ettiler. Tüm bu şehir efsaneleri gerçeği yansıtmamasına rağmen eski çağlarda yaygın olarak kullanıldı.

Günümüz modern tıbbında artık bu varsayımlara ihtiyacımız yok. Hamilelik testi yapmak için pazardan limon satın almak yerine, eczaneden idrar testi satın alarak en güvenilir nihai sonucu öğrenmenin daha mantıklı olduğunu düşünüyoruz.

Okumaya devam et

Kadın

Adetin Bittiği Nasıl Anlaşılır?

Adet dönemi genellikle 5 gün civarında sürse de bazı kadınlar için bu süre 2 ila 8 gün arasında değişir. Regl dönemindeki bu farklılık nedeniyle herkes için geçerli bir adet bitiş tarihinden bahsetmek mümkün değil. Bununla birlikte, adet kanamasının kaç gün sürdüğüne bakılmaksızın, tamamiyle bittiğini anlamanızı sağlayabilecek dönem sonunda ortaya çıkan bazı ipuçları var.

Adetin Bittiği Nasıl Anlaşılır?

Adet dönemi genellikle 5 gün civarında sürse de bazı kadınlar için bu süre 2 ila 8 gün arasında değişir. Regl dönemindeki bu farklılık nedeniyle herkes için geçerli bir adet bitiş tarihinden bahsetmek mümkün değil. Bununla birlikte, adet kanamasının kaç gün sürdüğüne bakılmaksızın, tamamiyle bittiğini anlamanızı sağlayabilecek dönem sonunda ortaya çıkan bazı ipuçları var.

Çoğu kadın adetinin tam olarak ne zaman bittiğiyle ilgilenmez. Zira, herkes döneminin ne kadar sürdüğünü bilir ve son günlere doğru akış durma noktasına geldiğinde, önlem olarak bir veya iki ped daha kullanır. Öte yandan, yüzme veya cinsel birliktelik gibi adetin engel teşkil edebileceği aktiviteleri yapmak için tam olarak ne zaman bittiğini bilmek gerekebilir. Aşağıda, adet döneminizin bittiğini anlamanızı sağlayacak işaretleri ve bazı durumlarda kanama kesilmiş olsa bile neden yeniden başladığını tartışıyoruz.

Makaleye Genel Bakış

  • Adet Dönemine Genel Bakış
  • Adetin Bitmek Üzere Olduğunu Nasıl Anlarız?
  • Adet Kanamam Kesildikten Sonra Yeniden Başlayabilir mi?

Adet Dönemine Genel Bakış

Doğurganlık çağında olan ve gebe kalmayan her kadın için döngüsel şekilde her ay adet olmanın normal olduğunu biliyoruz. Peki ama sürecin neden ve nasıl geliştiği hakkında ne kadar bilgiye sahipsiniz?

Her ay adet olmanızın nedeni aslında kadın vücudunun doğurganlığa göre ”kodlanmış” olmasının bir sonucudur. Menstrüasyon, kadın vücudunun olası hamileliğe karşı kendini hazırlarken geçirdiği süreçtir. Döngü esnasında döllenme beklentisiyle yumurtalıklarınızdan yumurta salınır. Ancak, yumurta döllenmezse veya bir başka ifadeyle hamile kalmazsanız uterusunuzun astarı vajinadan dışarı atılır. En basit anlatımıyla, adet veya regl kanaması denilen şey tam olarak budur.

Adetin Bitmek Üzere Olduğunu Nasıl Anlarız?

Tipik olarak, 24 saat boyunca en ufak bir lekelenme görmediğiniz zaman adetinizin kesin olarak bittiğinden emin olabilirsiniz. Bununla birlikte, kanamanın şiddeti ve kanın rengi adetinizin bitmek üzere olduğu konusunda size ipucu sağlayabilir. Örneğin, 7 gün süren bir adet döneminiz olduğunu varsayalım. Birinci gün (açık pembe veya kahverengi lekelenme), iki ila beş gün arası (kırmızı kanama), altıncı gün (açık kahverengi akıntı), yedinci gün (berrak beyazımsı akıntı veya lekelenme) görmeniz muhtemeldir.

Adetliyken siyah veya kahverengi kan gelmesi kanın daha eski olduğunun ve vücutta biraz daha uzun süredir beklediğinin işaretidir. Adetin ilk gününde olabileceği gibi son günlerinde daha yaygındır. Nitekim, sonlara doğru adet akışı azaldığından içeride bekleyen regl kanı oksitlenerek koyu renge bürünür. Adetinizin ilerleyen günlerinde kahverengi kanla karşılaştığınızda, (güzel haber) gelecek aya kadar pedlerinizle vedalaşma vaktinizin yaklaştığının işaretidir.

Ancak, kahverengi adet kanı tam olarak döneminizin bittiği anlamına gelmez. Regl kanınız kahverengi veya siyah geliyor olsa da bu durumda hayız halinde sayılırsınız. Adetin tam olarak bittiğini gösteren akıntı berrak beyaz renktedir. Döneminizin sonunda gelen beyaz sıvının ardından yeniden kanama olması beklenmez ancak yine de adetinizin dur-kalk-dur yapabileceği bazı zamanlar vardır…

Adet Kanamam Kesildikten Sonra Yeniden Başlayabilir mi?

Evet, başlayabilir ve bunun birincil nedeni hormon seviyelerindeki dalgalanmalardır. Bakınız: Kesilen adet tekrar başlar mı? Peki ama bu nasıl mümkün olabiliyor?

Adet dönemin başlangıcında östrojen ve progesteron hormonlarının seviyelerinde düşüş meydana gelir. Bu, endometriyumun dökülmesi ve dolayısıyla kanamanın başlaması için bir sinyal sağlar. Dönemin sonuna yaklaşıldığında ise östrojen seviyeleri tekrar yükselişe geçer. Hormon seviyelerindeki herhangi bir değişiklik adet akışını etkileyerek dur-kalk-dur şeklinde kanamaya neden olabilir. Her ne kadar sinir bozucu olabilse de genellikle bu durum için endişelenmeniz gerekmez.

Biten, başlayan ve tekrar biten adetin yaygın nedeni hormonlar olsa da bu duruma neden olabilecek birkaç etken daha vardır. Bunlar:

  • Endometrial doku nedeniyle geçici tıkanıklık
  • Polikistik over sendromu
  • Miyomlar
  • Endometriozis

Tüm bunların dışında, kesilen adetin yeniden başlaması ve sonrasında yeniden kesilmesi aslında bazen içinde bulunduğunuz yaşam koşullarının bir sonucudur. Stresli bir yaşam sürdürmek, ani kilo almak veya vermek, aşırı egzersiz, ilaç yan etkileri, hasta olmak ve doğum kontrolü kullanmak bunlardan bazılarıdır.

Okumaya devam et

Copyright © 2020 GizliSoru.Com