Bizimle iletişime geçin

Kadın

Bebeklerin Saçı Ne Zaman Çıkar? Bebeklerde Kellik ve Saç Dökülmesi

Bebeğinizi baştan aşağı pembe giydirmediğinizde, kızınızın erkek olduğunu düşünen insanlardan bıktınız mı? Minik yavrunuz kel veya seyrek saçlarla dünyaya geldiyse, bunun gözünüzde büyütmenizi gerektirecek bir sorun olmadığını bilmelisiniz. Ancak yine de bu durumun nedenleri hakkında kafanızda soru işaretleri oluşuyorsa, içinizi rahatlatacak cevaplarımız var…

Bebeklerin Saçı Ne Zaman Çıkar? Bebeklerde Kellik ve Saç Dökülmesi

Bebeğinizi baştan aşağı pembe giydirmediğinizde, kızınızın erkek olduğunu düşünen insanlardan bıktınız mı? Minik yavrunuz kel veya seyrek saçlarla dünyaya geldiyse, bunun gözünüzde büyütmenizi gerektirecek bir sorun olmadığını bilmelisiniz. Ancak yine de bu durumun nedenleri hakkında kafanızda soru işaretleri oluşuyorsa, içinizi rahatlatacak cevaplarımız var…

Yenidoğan bebeklerin ilk haftaları ve ayları büyük değişikliklerle doludur ancak çoğu ebeveynin beklemediği şey bebeğinin saçsız olarak dünyaya gelmesidir. Bu durum her ne kadar anne ve babalar için beklenmedik bir sürpriz olsa da aslında panik yapmayı gerektirecek can sıkıcı bir durum değildir. Nitekim, bebeklerin saçı söz konusu olduğunda çok geniş bir ”normal” aralığı vardır. Bu, bazı bebeklerin gür saçlı, bazılarının seyrek, bazılarının ise kel doğabileceği ve bunların her birinin de normal kabul edildiği anlamına gelir.

Peki ama sizin bebeğiniz saçsız ya da seyrek saçlı olarak doğarken, diğer bazı bebeklerin gür saçlı olarak dünyaya gelmesinin sebebi ne? Uzmanlar, bu sorunun cevabını iki nedenle açıklıyor. İlk etken genetik faktörlerdir. Sizin ve eşinizin DNA’sı bebeğinizin doğumdaki saç sıklığından göz rengine, burun yapısından ayak parmak şekline kadar aklınıza gelebilecek pek çok şeyi belirleme konusunda önemli rol oynar.

Yenidoğanlardaki saç sıklığını belirleyen ikinci neden ise hormonal sebeplerdir. Hamile kadınların hormon seviyeleri doğal olarak yükselir ancak bazı kadınların hormon seviyeleri diğerlerinden daha yüksektir. Yüksek hormon seviyelerine sahip gebe kadınlarda, plasentayı geçen hormonlar bebeğin vücuduna ulaşır. Sonuç olarak, bebeğin maruz kaldığı hormonun fazla olması sebebiyle sık saçlı olarak doğabilir. Ayrıca bakınız: Bebeklerin saçını ne uzatır?

Bebeklerin saçı hakkında bilinmesi gereken en önemli şey, neredeyse her durumun normal olmasıdır. Bebeğinizin seyrek saçlı veya kel olarak doğmuş olması herhangi bir sorun olduğu anlamına gelmez. Bebekler ister gür saçlı, ister kel olarak doğsun, her durum sağlıklı ve normal olarak kabul edilir.

Bebeğimin Saçları Neden Dökülüyor?

Bebeklerin ilk aylarında veya haftalarında saç kaybı yaşaması az rastlanan bir durum değil. Aslında, bebeklerin hemen hepsi bir saç dökülmesi aşamasından geçer ve bu durum olması gereken normal bir süreçtir. Endişe etmenize gerek yok! Bebeğiniz doğduktan sonra artık sizden hormon almayı bıraktı ve hormon seviyelerinde ani bir düşüş meydana geldi. Bu nedenle, saçları veya vücudundaki bazı tüyler dökülmeye başladı. Bu dökülme genellikle bebeğin 2. ayı ila 6. ayı arasındaki herhangi bir zamanda gerçekleşebilir.

Aslında, tüm bebekler anne karnındayken ince bir saç tabakası çıkarır. Bu ince bebek saç tabakasına lanugo adı verilir ve bebeğin vücudunun neredeyse her yerinde görülür. Lanugo’nun amacı, anne karnındaki bebeği amniyotik sıvıdan korumaktır. Bazı bebekler anne karnındayken lanugo’larını döker ancak bazılarında bu dökülme doğum sonrasındaki ilk haftalarda veya aylarda yaşanır.

Bebeklerdeki saç dökülmesinin bir diğer nedeni ise uzun saatler boyunca sırt üstü yatıyor olmalarıdır. Bebeğinizin başının arkasının yastık ile sürtünmesi nedeniyle kel bölgeler ortaya çıkabilir.

Bebeklerin kalıcı saçları altı aylık dönemde görünmeye başlayacaktır. Bununla birlikte, minik yavrunuzun saçları 3. ay gibi erken bir dönemde veya 18. aya varan daha uzun bir dönemde çıkabilir ancak çoğu bebek ilk yaş gününde ”kalıcı” saçlarına kavuşur.

Öte yandan, bebeklerin saçları birinci veya ikinci yılında uzadıkça renk, kalınlık ve stil açısından değişebilir. Bazen bu değişiklikler çocukluk ve hatta ergenlik dönemine kadar devam eder.

Bebeğimin Saçını Ne Zaman Kesmeliyim?

Bebeğinizin saçları uzamışsa ilk kez saçının ne zaman kesilmesi gerektiğini merak ediyor olabilirsiniz. Cevap şu: Ne zaman kesmek isterseniz! Küçük çocuğunuzun saçlarını kesmek veya makasla düzeltmek için belirlenmiş herhangi bir zaman yoktur.

Bununla birlikte, tahmin edeceğiniz üzere küçük çocukların veya bebeklerin saç kesim işlemi ”huysuz” olabilmeleri nedeniyle biraz daha zordur. Ufaklığın saçını kesmeye karar vermişseniz, tıraş öncesinde beslendiğinden emin olun, bebeğiniz dinlemiş haldeyken başlayın, istenmeyen kazalara sebebiyet vermemek için son derece dikkatli davranın. Karnı tok ve dinlenmiş bebekler daha az huysuzluk yapar.

Bebeklerin Saçlarının Yıkanması

  • Bebeklerin banyo suyu sıcaklığı 36 ila 37 santigrat derece olmalıdır.
  • Bebeklerin saçlarını yalnızca banyo yaptırırken yıkamak yeterlidir.
  • Yetişkinlerin kullandığı şampuanlar kullanılmamalı bunun yerine hafif formüllü bebek şampuanları tercih edilmelidir.
  • Bebeklerin saçı olmasa bile kafasını şampuanlamak gereklidir.
  • Banyo sonrası kurulama işlemi yapılmalı ve saçları yeterince uzunsa nazikçe taranmalıdır.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

Kaş Rengi Nasıl Açılır? Kaş Rengini Açmak İçin Doğal Yöntemler

Koyu renk saçlarınızla bir süreliğine vedalaşarak daha açık bir renge geçtiyseniz, kaşlarınız ile saçlarınız arasındaki renk zıtlığı dikkatinizi çekmiş olmalı. Bu durumda, evde deneyebileceğiniz bazı doğal yöntemlerle kaşlarınızın rengini birkaç ton açarak, saçlarınızla ve yüzünüzle daha uyumlu bir hale getirebilirsiniz.

Kaş Rengi Nasıl Açılır? Kaş Rengini Açmak İçin Doğal Yöntemler

Koyu renk saçlarınızla bir süreliğine vedalaşarak daha açık bir renge geçtiyseniz, kaşlarınız ile saçlarınız arasındaki renk zıtlığı dikkatinizi çekmiş olmalı. Bu durumda, evde deneyebileceğiniz bazı doğal yöntemlerle kaşlarınızın rengini birkaç ton açarak, saçlarınızla ve yüzünüzle daha uyumlu bir hale getirebilirsiniz.

Yeni bir saç rengine geçmek çoğu zaman eğlencelidir ancak yeni stilin kaşlarla uyumsuzluğu can sıkıcıdır. Bu durumda orijinal koyu kaşların rengini iki ila üç ton açmak, saç-kaş dengesini sağlayabilir ve hatta cilt tonunuzu daha yumuşak bir hale getirebilir. Peki ama boya kullanmadan bu işlemi nasıl yapacaksınız? Güzel haber, her evde bulunması muhtemel birkaç malzemeyle kaşlarınızın rengini birkaç ton daha açmanız mümkün. İşte, doğal yöntemlerle kaş rengi açma konusunda işinize yarayabilecek kapsamlı bir rehber…

Doğal Yöntemlerle Evde Kaş Rengi Nasıl Açılır?

Saç veya kaş rengi üzerinde değişiklik yapmanın en güvenli yolu, bir uzmandan yardım almaktır ancak kuaföre gitmek için zamanınız veya paranız yoksa aşağıdaki birkaç seçenek aradığınız çözüm yolu olabilir.

Kaş jelleri: Kaş jellerini kullanmak elbette doğal bir yöntem değil ancak makyaj çantanızda bulunan malzemelerden biriyse kaşlarınızın rengini açmak için kullanabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey ürünle birlikte gelen aplikatörü kullanarak kaşlarınıza sürmektir. Ayrıca, açık renkteki kaş kalemleri de bu konuda size yardımcı olabilir. Eğer açık renkli bir kaş jeline veya kalemine sahip değilseniz, deneyebileceğiniz diğer alternatifler için okumaya devam edin.

Papatya çayı: Onlarca sağlık faydası olan papatya çayına mutfakta yer vermek için bir neden daha! Bahçeden topladığınız veya hazır poşetlerde satın aldığınız papatya çaylarını kaşlarınızın rengini açmak için kullanabilirsiniz. 8 ila 10 adet papatya çay poşetini açıp üzerine az miktarda kaynar su dökün. Kaşlarınızın üzerini örtecek şekilde posasıyla birlikte sürün ve birkaç saat boyunca bu şekilde bekletin. Papatya yöntemini daha etkili bir formül haline getirmek istiyorsanız içine biraz zencefil ve süzme bal ekleyin.

Taze sıkılmış limon suyu: Limon suyunun ağartıcı etkisini daha önce duymuş olmalısınız. Aynı şey kaşlarınızın rengini açmak için de geçerlidir. 1 ölçüye 1 ölçü olacak şekilde limon suyu ve su karışımı yapın. Küçük bir pamuk parçasıyla doğal solüsyonu kaşlarınıza sürüin. Yalnızca, bu yöntemin güneşte işe yaradığını unutmayın. Güneşte ne kadar süre beklerseniz kaşlarınızın rengi o kadar açılacaktır. İstediğiniz renge ulaştığınızda kaşlarınızı durulayın.

Bal veya sirke: Balın cilt dostu olduğunu hepimiz biliyoruz ancak kaşlarınızın rengini açmak konusunda da işinize yarayabileceğini daha önce duydunuz mu? Bir miktar süzme balı kaşlarınıza sürün ve güneşe çıkın. Limon yönteminde olduğu gibi işin püf noktasının güneş olduğunu unutmayın. İstediğiniz sonucu alamazsanız aynı işlemi tekrarlamaktan çekinmeyin.

Evinizde bal yoksa o halde bir diğer seçenek olan beyaz sirkeyi denemek isteyebilirsiniz. 1 ölçü beyaz sirke ile 1 ölçü su karışımı yapın. Sirkeli suyu kaşlarınıza sürüp yaklaşık 15 dakika bekletin. Sirkenin asidik özellikte olduğunu ve uzun süre beklettiğinizde cildinize zarar verebileceğini hatırlatalım. Ek bir bilgi olarak, kaş ve saçlarınızı sarı tonlarda açmak için beyaz sirke, kumral tonlarda açmak için ise elma sirkesi kullanmanız gerektiğini bilmek isteyebilirsiniz.

Hidrojen peroksit (oksijenli su): 90’lı yıllarda erkeklerin saç kahküllerini oksijenli su ile sararttığı günleri hatırlıyor musunuz? O günlerdeki trend artık tarihe karışmış olsa da hidrojen peroksitin ağartıcı etkisinden halen yararlanılıyor. Bu yöntemle ilgileniyorsanız, eczaneden veya online alışveriş sitelerinden %3’lük hidrojen peroksit satın alın. Pamuk parçasını oksijenli su ile ıslatıp kaşlarınıza sürün. Gözlerinize sıçramamasına veya akmamasına azami dikkat edin. Kaş rengi açmak uğruna gözlerinize zarar vermek istemezsiniz.

Kaş boyaları: Doğal yöntemlerin işe yarayacağı konusunda şüpheleriniz varsa kesin bir çözüm olan kaş boyalarını denemeyi düşünebilirsiniz. Evde kaş boyamak aslında kolay bir işlemdir ancak saçlarınızla uygun tonu yakalamak zor olabilir. Renk tonu konusunda hata yaptığınızda sonuçları değiştirmek kolay değildir. Bu nedenle, bir güzellik merkezinden randevu alarak istediğiniz renge kaşlarınızı boyatmanız iyi bir fikirdir.

Okumaya devam et

Kadın

Misel Su Nedir, Ne İşe Yarar? Makyaj ve Cilt Temizliği İçin Misel Su Kullanımı

Misel su, hem makyajı hem de ciltteki fazla yağı (sebum) ve kiri kolayca temizlemeye yarayan çok amaçlı bir tonerdir. Hassas, kuru ve sivilceye yatkın yağlı ciltler dahil, tüm cilt tipleri için uygundur. Dahası, kullanımı oldukça kolaydır ve son aşamada durulama gerektirmez.

Misel Su Nedir, Ne İşe Yarar? Makyaj ve Cilt Temizliği İçin Misel Su Kullanımı

Misel su, hem makyajı hem de ciltteki fazla yağı (sebum) ve kiri kolayca temizlemeye yarayan çok amaçlı bir tonerdir. Hassas, kuru ve sivilceye yatkın yağlı ciltler dahil, tüm cilt tipleri için uygundur. Dahası, kullanımı oldukça kolaydır ve son aşamada durulama gerektirmez.

İlk olarak Fransa’da tanıtılan misel su, cilt bakım uzmanlarının Paris’in sert şehir suyunun ciltte olumsuz etkileri olabileceğini açıklamasının ardından üretildi. Kozmetik endüstrisinin bu yeni trendi kısa sürede o kadar çok tutuldu ki, yalnızca birkaç yılda tüm dünya güzellik pazarında yerini alan popüler bir ürün haline geldi. Peki ama tam olarak nedir bu misel su? İşte, çok amaçlı bir toner olan misel suyun içeriği ve kullanımı hakkında işinize yarayabilecek detaylı bir kılavuz…

Misal su, hem makyajı hem de makyajsız ciltteki yağı veya kiri temizleyen çok amaçlı bir cilt toniğidir. Makyajın çıkarılmasına yardımcı olmaktan, yüz temizliğine, tıkalı gözenekleri açmaktan cildi nemlendirmeye kadar birçok işlevi vardır. Aslında, misel su o kadar kapsamlıdır ki, suya dayanıklı maskara gibi uzun süre kalıcı makyaj ürünlerinin çıkarılmasına bile yardımcı olabilir.

Misel suyun ne işe yaradığını öğrendiğinize göre nasıl çalıştığını ve içindekileri merak ediyor olabilirsiniz. Misel veya micellar su, artılmış ya da saflaştırılmış suya ek olarak, gliserin gibi çeşitli nemlendiriciler ve temizlik için kullanılan bileşikler olan hafif yüzey aktif maddeler içerir. Berrak bir su görünümünde olan formül, bir mıknatıs gibi çalışarak cildin yüzeyindeki kiri, yağı ve makyajı sert bir şekilde ovalamaya gerek kalmadan çıkarır. Cildi kurutmadığı gibi nemli, temiz ve tazelenmiş bırakır.

Misel Su Nasıl Kullanılır?

Misel suyu farklı amaçlar doğrultusunda kullanmanız mümkün. Uygulanması kolaydır ve fazla zaman gerektirmez. Ayrıca, kullanım sonrasında yüzünüzü durulamanıza gerek yoktur.

Makyaj temizleyici olarak kullanımı: Makyajınızı yüzünüzden temizlemek için makyaj temizleme pedini misel suyla ıslatın ve yüzünüzü nazikçe silin. Göz makyajı için, öncelikle makyajı gevşetmeye yardımcı olması için pamuğu göz bölgesine birkaç saniye bastırın. Ancak, misel suyun gözünüzle temasından kaçınızda fayda var.

Temizleyici olarak kullanımı: Misel suyu cilt temizle amacıyla kullanmak için, bir pamuğa döküp toner gibi yüzünüze sürmeniz yeterlidir. Ardından, cilt bakımı rutininize normal şekilde devam edin. Son aşamada durulamaya gerek yoktur.

Toner olarak kullanımı: Toner olarak misel suyu uygulamak için önce yüzünüzde nazik bir temizleyici kullanarak başlayın. Ardından elinize biraz misel suyu dökün ve formülü cildinize yedirin.

Misel Su Kullanmanın Avantajları Neler?

Misel suyun çok yönlü olması ve kullanım kolaylığı cazip olsa da bu ürünü diğerlerinden ayıran başka özellikleri de var. İşte, misel suyu cazip kılan birkaç avantajı.

  • Köpük temizleyicilerin veya temizleme losyonlarının aksine, tıpkı suya benzer bir şekilde çalıştığı için durulama gerektirmez.
  • Doğrudan yüze uygulamak yerine, pamuklu pede dökmeniz ve nazikçe yüzünüzü silmeniz yeterlidir.
  • Diğer pek çok temizleyici cildinizin nemini alarak kurutabilir. Ancak, misel suyun formülü temizliğin yanı sıra nemlendirmek amacıyla hazırlanmıştır.
  • Alternatifi olabilecek diğer temizleyicilerin aksine alkol içermez.
  • Tüm cilt tipleri için uygundur. Özellikle hassas, kuru veya sivilceye yatkın ciltler de harika işler başarabilir.
  • Cildi soymaz veya herhangi bir şekilde tahriş etmez.
  • Cildin pH değerini bozmaz.

Misel suyu eczanelerden veya online alışveriş sitelerinden temin edebilirsiniz. Markasına veya boyutuna göre micellar su solüsyonları 30 ile 150 lira arasında satılıyor. Makyaj ve cilt temizleme konusunda yan etkisi olmayan kullanışlı bir ürüne ihtiyacınız varsa, misel suya bir şans vermek isteyebilirsiniz.

Okumaya devam et

Kadın

Alın Kırışıklığı Neden Olur? Alındaki Kırışıklara Ne İyi Gelir?

Alın kırışıklıkları, genellikle 30’lu, 40’lı veya 50’li yaşlara girerken ortaya çıkan yaşlanmanın can sıkıcı bir yan etkisidir. Bununla birlikte, alın kırışıklığı konusunda tek suçlunun yaşlılık olmadığını bilmek önemlidir. Nitekim, güneşin UV ışınları, sigara bağımlılığı, stresli bir yaşam sürdürmek ve genetik faktörler gibi bir dizi etken alnınızdaki istenmeyen çizgilere zemin hazırlayabilir.

Alın Kırışıklığı Neden Olur? Alındaki Kırışıklara Ne İyi Gelir?

Alın kırışıklıkları, genellikle 30’lu, 40’lı veya 50’li yaşlara girerken ortaya çıkan yaşlanmanın can sıkıcı bir yan etkisidir. Bununla birlikte, alın kırışıklığı konusunda tek suçlunun yaşlılık olmadığını bilmek önemlidir. Nitekim, güneşin UV ışınları, sigara bağımlılığı, stresli bir yaşam sürdürmek ve genetik faktörler gibi bir dizi etken alnınızdaki istenmeyen çizgilere zemin hazırlayabilir.

Cildinizdeki kırışıklıklar için her geçen gün daha fazla endişelenmeye başladıysanız bir dermatologdan randevu almanız en iyisidir. Ancak ilk iş olarak, alındaki kırışıklara neden olan etkenleri, onlardan gerçekten kurutulup kurtulamayacağınızı, iyi gelen ev çözümlerini, daha az görünmesini sağlama yollarını ve tedavi yöntemlerini bilmek isteyebilirsiniz. İşte, alın kırışıklığı konusunda aklınızdaki soru işaretlerini giderebilecek kapsamlı bir rehber…

Alın Kırışıklığı Hakkında Birkaç Hızlı Temel Bilgi

  • Alnınızda veya vücudunuzun herhangi bir yerinde olan kırışıklıklar normalde cildinizdeki yaşlanmanın bir sonucudur. Bununla birlikte, çevresel ve davranışsal faktörler de kırışıklıkların gelişimini hızlandırabilir.
  • Alın kırışıklıklarına neden olabilecek alışkanlıklardan en yaygını sigara içmek ve yeterli güneş koruması olmadan güneşte çok fazla zaman geçirmektir.
  • Tretinoin gibi topikal kremler, dermal dolgu maddeleri ve botoks gibi kozmetik çareler de dahil olmak üzere çeşitli tedaviler kırışıklıkları gidermeye yardımcı olabilir.
  • Henüz alın kırışıklığınız yoksa veya belirsiz bir şekilde hafif kırışıklığınız varsa, yaşam tarzınızda ve alışkanlıklarınızda birkaç değişiklik yapmak cildinizin gelecekte erken yaşlanmasını önleyebilir.

Alındaki Kırışıklıklar Neden Olur?

Alın, yüz, eller veya boyunda (aslında tüm ciltte) oluşan kırışıklıkların ilk sebebi ilerleyen yaştır. Bunun nedeni, yaş ilerledikçe doğal olarak kolajen ve elastin üretiminin azalıyor olmasıdır. Yaşlanma faktörüne ek olarak, diğer birkaç etken sürecin hızlı gelişmesine katkıda bulunabilir.

Yaşlanma: Öncelikle alın kırışıklığına neden olan en yaygın ana etkenden başlayalım; yaşlılık! Ne yazık ki, yaşlanma hayatın bir parçası ve bu önleyebilecek bir çözüm yok. Yaş ilerledikçe alın dahil tüm ciltte, gözle görülür çizgiler ortaya çıkar. Aslında bunun bilimsel bir açıklaması var. İlerleyen yaşla birlikte, önemli birer yapısal protein olan kolajen ve elastin üretimi azalır. Bu olduğunda, cilt daha az elastik hale gelir, kırışıklar veya ince çizgiler ortaya çıkar. Uzmanlar, her geçen yıl vücuttaki kolajen miktarının yaklaşık % 1 azaldığını söylüyor.

Güneşin UV ışınları: Güneşe çıkarak D vitamini almak (Yalnızca 10 ila 15 dakika güneşte kalmak D vitamini için yeterlidir) her ne kadar gerekli olsa da uzun süreli ve özellikle korumasız şekilde bu eylemi gerçekleştirmek cilt kırışıklıklarına neden olabilir. Dahası, cilt kanseri gibi ciddi hastalıkları geliştirme riskinizi artırır. Bu nedenle, özellikle güneş ışınlarının dik geldiği öğle saatlerinde dışarıda fazla zaman geçirmemek ve yüksek faktörlü güneş kremlerini kullanmak önemlidir.

Sigara içmek: Eğer sigara tiryakisi biriyseniz, hemen bırakmanız için işte bir neden daha! Sigara, nargile ve diğer tütün ürünlerinin tamamı, bilinen onlarca ölümcül zararlarınaa ek olarak, cilt kırışıklığına yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. (Kaynak) Sigara dumanındaki kimyasallar kolajen üretimini önemli ölçüde azaltarak erken yaşlanma ve cilt kırışıklığına neden olur.

Genetik faktörler: Görünüşünüzün diğer yönleri gibi alın kırışıklığı konusunda da genetik faktörler etkilidir. Aile geçmişinizde genç yaşta alın kırışıklığı olan birileri varsa erken yaşlarda alın çizgileri geliştirme riskiniz daha yüksektir.

Alın kırışıklıklarına neden olabilecek diğer etkenler, alkol kullanmak, sağlıklı beslenmemek, stresli bir yaşam sürdürmek ve kötü bir uyku düzenidir.

Alın Kırışıklığı Nasıl Giderilir?

Yaygın bilinenin aksine, alın kırışıklıkları belirli bir yaşta ortaya çıkmaz. Aslında, alnınızdaki kırşıklıklar ince çizgi şeklinde çoktan oluşmaya başladı ancak siz bunları çok belirgin olana kadar fark etmediniz bile! Yine de geç kalmış sayılmazsınız. Alındaki kırışıkları giderebilecek tıbbi tedaviler ve görünümünü azaltabilecek çeşitli yaşam tarzı değişiklikleri var.

Botulinum toksini tip A (Botox): Botox, Clostridium botulinum bakterisinden üretilen bir ilaçtır. Sinir uçlarında iletimi sağlayan maddelerin salınımını engellemek suretiyle beyinden kaslara sinir sinyallerini bloke ederek çalışır. Enjekte edildiği kasları geçici olarak felç eder ve böylelikle kasılamazlar. Başka bir ifadeyle, kaşlarınızı çattığınızda alnınız artık kırışmayacaktır.

Botoks enjeksiyonları 20 yılı aşkın bir süredir yüzdeki kırışıklıkları ve diğer yaşlanma belirtilerini tedavi etmek için kullanılıyor. Fiyatları farklılık gösterebiliyor ve ortalama olarak 6 ay civarında etkinlik süresi olduğu biliniyor.

Dermal dolgu maddeleri: Alın veya diğer bölgelerdeki kırışıklıklar için düşünebileceğiniz başka bir yöntem dolgu tedavisidir. Genellikle hyaluronik asit, polimetil metakrilat ve diğer maddeleri kullanan dermal dolgu tedavisi, çizgiler ve kırışıklıklar dahil yüzdeki yaşlanma belirtilerini gidermeye yardımcı olabilir.

Kırışıklık için dolgu tedavisinin önemli dezavantajlarından biri botoks gibi etkisinin geçici olmasıdır. Uygulanan dolgu maddesine bağlı olarak, genellikle birkaç ay ila birkaç yıl süren sonuçlar almanız muhtemeldir. İlerleyen süreçte, elde ettiğiniz görünümü korumak için daha fazla dolgu enjekte ettirmeniz gerekebilir.

Kimyasal peeling: Prosedür, cildin kontrollü bir şekilde soyulması ve uyarılması işlemidir. Kırışıklık ve diğer yaşlanma belirtilerinin yanı sıra su çiçeği izi gibi çukur izlerinin giderilmesinde de uygulanmaktadır. İşlem esnasında yüksek potens asit cilde yayılır, dış tabakayı giderir ve cildin görünümünü iyileştirir.

Dermabrazyon ve fotodinamik: Özel bir cihaz kullanılarak cildin üst tabakasını soyma işlemi olan dermabrazyon ve cildi gençleştirmek için lazer veya ışık kaynaklarının kullanıldığı fotodinamik (PDT), alın kırışıklığı için dermatologunuzla konuşabileceğiniz iki farklı çözüm yoludur. Öte yandan, alın kırışıklığınız derin çizgiler şeklindeyse veya şiddeti çok fazlaysa bu yöntemler istediğiniz tam sonucu vermeyebilir.

Alın germe ameliyatı: Alın germe estetiği, kırışıklıkları, sarkmaları veya cilt yaşlanmasının diğer belirtilerini ortadan kaldırmak için yapılan cerrahi bir işlemdir. Genellikle plastik cerrah tarafından yapılır. Etkili bir çözüm yolu olmasına rağmen uzun bir iyileşme süreci olabileceği unutulmamalıdır. Eğer bu yöntemle ilgileniyorsanız, operasyon ve sonrası hakkında kafanıza takılan tüm detayları doktorunuza sormaktan çekinmeyin.

Alnımdaki Kırışıklıkların Görünümünü Azaltmak İçin Neler Yapabilirim?

Alın kırışıklığını tamamiyle gidermek için bazı tıbbi yöntemler olsa da bunlar ciddi maliyeti olan işlemlerdir. Yukarıda sayılan bu seçenekler sizin için cazip bir fikir değilse, bazı yaşam tarzı değişiklikleri veya kremlerle alın çizgilerinizin görünümünü azaltabilirsiniz. İşte, kırışıklığı önlemek ve azaltmak için birkaç öneri.

Retinol içeren kremleri kullanmayı deneyin: Tretinoin (Tretin) gibi retinol içeren kremler kırışıklıkları daha az görünür hale getirmek için harika çalışır. Dahası, mevcut kırışıklıkların daha belirgin hale gelmesini önlemede de etkili olabilirler. A vitaminin hafif bir yan formülü olan retinol, kolajen üretimini destekleyerek cilt görünümünü iyileştirir.

Yeterince ve kaliteli uyuyun: Az ve kalitesiz uyumak yüzdeki yaşlanma belirtileriyle el ele gider. Araştırmalar, uykudan mahrum kalan kişilerin, normal uyuyanlara göre kırışıklıklar, ince çizgiler ve diğer yaşlanma belirtilerine sahip olma olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Ayrıca, mümkün olduğunca stresten uzak durun. Ek olarak, C vitamini ve linolenik asit (bir omega-3 yağ asidi) alımının cilt için hayli önemli olduğunu unutmayın.

Yüz kaslarınızı aşırı kullanmamaya çalışın: Alnınızdaki kaslar gibi belirli yüz kaslarını aşırı kullanmanız, mevcut kırışıklıkları derinleştirebilir ve zamanla yeni, kalıcı kırışıklıkların oluşmasına neden olabilir. Özellikle, frontalis ismiyle bilinen alın kaslarınızı kullanarak kaşlarınızı kaldırmayı içeren ifadelerden kaçının. Güneşli günlerde, gözlerinizi kısmamak için güneş gözlüğü taktığınızdan emin olun.

Yukarıda sayılanlara ek olarak, nemlendirici kremlerle cildinizi nemli tutmayı, bol su içmeyi, sağlıklı beslenmeyi ve alkol-sigara gibi kötü alışkanlıklardan uzak durmayı ihmal etmeyin. Alın çizgilerinizi geçici olarak gizlemek istiyorsanız fondöten gibi kapatıcı makyaj malzemelerini kullanmayı deneyin.

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com