Bizimle iletişime geçin

Kadın

Benzoil Peroksit İçeren Sabun, Krem, Jel ve Serumlar Ne İşe Yarar?

Benzoil Peroksit İçeren Sabun, Krem, Jel ve Serumlar Ne İşe Yarar?

Sivilce sorunuyla başı dertte olan çoğu insan benzoil peroksit hakkında bilgiye sahip. Ancak, sivilce ve aknelerle mücadeleye yeni başlayan biriyseniz, bu kimyasal bileşiği içeren ürünlerin ne işe yaradığına ve nasıl kullanılması gerektiğine yakından göz atmak isteyebilirsiniz.

Yüz yıkamak detaylı anlatılacak bir konu değil. Biraz sabun sürün, suyla durulayın ve havluyla kurulayın. Ancak, sivilce sorunu olanlar için ne yazık ki işler bu kadar basit değil! Sivilcelerle başı dertte olan insanlar için cilt bakımı biraz daha zaman, çaba ve doğru ürün seçimi yapmayı gerektirir. Nitekim, cildiniz için uygun bileşikleri içeren bir ürünü kullandığınızda, sivilcelere neden olan bakterileri cildinizden arındırabilir, fazla yağlanmayı kontrol altına alabilir ve sonuç olarak yüzünüzdeki sinir bozucu küçük çıkıntılardan kurtulabilirsiniz.

Benzoil peroksit, sivilcelerle savaşmak konusunda dünya genelinde kabul görülen ve yaygın kullanılan kimyasal bir bileşiktir. Öyleyse, krem, sabun, köpük, duş jeli veya serum gibi farklı ürünlerin içeriğinde bulunabilen bu bileşiği daha yakından tanıyalım ve nasıl kullanılması gerektiğine değinelim…

Benzoil Peroksit Ne İşe Yarar?

Benzoil peroksit, sivilceleri ve geride bıraktığı izleri gidermek veya önlemek amacıyla kullanılan kimyasal bir bileşiktir. Sivilce ve aknelerin birincil suçlusu olan p.acnes bakterisinin büyümesini engeller. Dahası, ciltteki fazla yağı azaltır ve gözenekleri tıkayabilecek ölü hücreleri giderir. Tüm bunların toplamı, benzoil peroksiti sivilce tedavisi için harika bir bileşen yapar.

Benzoil peroksit, hafif ve orta dereceli sivilce tedavisi için krem, jel, sabun veya jellerin içeriğinde farklı yüzdelerde bulunur. Tahmin edeceğiniz üzere, bir ürünün içeriğinde bulunan benzoil peroksit miktarı ne kadar fazlaysa, etki seviyesi de aynı ölçekte artacaktır. Ancak, %5’in üzerinde benzoil peroksit bulunan ürünlerin ciltte kuruluk ve kızarıklık gibi yan etkilere neden olabileceğini bilmek önemlidir.

Bununla birlikte, kullanmayı seçtiğiniz konsantrasyon aslında cildinizle ve vücudunuzun hangi bölgesinde kullanacağınızla alakalıdır. Örneğin, bazı insanların cildi %10 benzoil peroksit içeren bir ürünü tolere edebilirken, özellikle hassas cilde sahip oranlarda bu kadar yüksek bir konsantrasyon yan etkilere neden olabilir. Diğer yandan, yüz bölgesi hassas yapıda olduğu için çoğu insan için %2,5 ila %4 gibi daha düşük bir konsantrasyonu tercih ederken, göğüs, sırt ve omuz gibi bölgelerde daha yüksek konsantrasyonlar kullanılabilir.

Yüksek konsantrasyonlu benzoil peroksit içeren ürünlerin çoğu antibiyotik ve retinoid içerir. Bunlar, reçete dahilinde ezcanelerde satılırlar. Düşük konsantrasyonlu yıkama jelleri, sabunlar veya serumlar ise marketlerden, eczanelerden güzellik ürünü satan mağazalardan ya da online alışveriş sitelerinden reçetesiz olarak temin edilebilirler.

Benzoil Peroksit İçeren Ürünler Hakkında Birkaç Kısa Bilgi

  • %5 oranından benzoil peroksit içeren herhangi bir ürünün etki süresi yaklaşık 1 aydır (4 hafta).
  • Herhangi bir şekilde yenmez-içilmez. Yalnızca cilt üzerinde kullanmak içindir.
  • Günde 1 veya 2 kez kullanılır. Ancak, hassas cilde sahip olanların yalnızca akşam yatmadan önce (günde 1 kez) uygulamaları tavsiye edilir.
  • Sık görülen yan etkisi cilt tahrişidir. Yeni başlayan kişilerin günde 1 kez kullanması ve zamanla ciltleri tolere edebildikçe uygulama sıklığını artırmaları iyi bir fikirdir. Bu şekilde, olası yan etki ihtimali de en aza indirilmiş olur.
  • Çok hassas cilt, egzama veya seboreik dermatit sorunu olanlar için benzoil peroksit en iyi seçenek olmayabilir.
  • Güneş yanığı olan ciltte kullanılması önerilmez.

Benzoil Peroksit İçeren Hangi Ürünü, Nasıl Kullanmalıyım?

Daha önce de belirtildiği gibi benzoil peroksit içeren çeşitli ürün formları bulunur. Bunlardan bazıları ve nasıl kullanılması gerektiği aşağıdaki gibidir.

Sivilce kremleri ve losyonları: Sivilceli bölgenin geneline sürülmek suretiyle günde 1 veya 2 kez uygulanır. Hem tedavi edici hem de önlem amaçlı olarak kullanılabilir.

Yüz yıkama jelleri ve köpükler: Sivilceleri önlemek ve tedavi etmek amacıyla uygulanır. Günde 1 veya 2 kez kullanılması yeterlidir.

Sabunlar ve duş jelleri: Göğüs, sırt, bacak ve omuz gibi bölgelerdeki sivilceler için idealdir. Duş esnasında veya bölgesel olarak sivilceli alanları yıkamak suretiyle kullanılabilir.

Jeller: Yüksek konsantrasyonlu nokta tedavileri şeklinde gelir ve tipik olarak yalnızca etkilenen bölgeye uygulanır.

Benzoil Peroksit İçeren Ürünlerin Hangi Yan Etkileri Var?

Benzoil peroksit, ciltteki aşırı yağı arındırır, zararlı bakterileri öldürür ve gözenekleri tıkayabilen ölü deri hücrelerini temizler. Tüm bunları cildi bir miktar soyarak yapar. Sonuç olarak, ciltte kızarıklık, tahriş, kaşıntı veya aşırı soyulma gibi yan etkiler gözlemlenebilir. Ancak bu, yan etkilerin herkeste ortaya çıkabileceği anlamına gelmez. Yan etkilerin görülme olasılığı, özellikle hassas cilde sahip olan kişilerde daha yüksektir. Kullanım sonrası cildinizde tahriş olduğunu fark ettiyseniz uygulamayı sonlandırın.

Sivilce ve sivilce izleri için benzoil peroksit içeren ürünler iyi bir seçenek olabilir ancak size uygun olmadığını düşünüyorsanız başka alternatifleriniz olduğunu da unutmayın. Örneğin, salisilik asit, kükürtlü sabun ve çay ağacı yağı bu konuda size yardımcı olabilir.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

E Vitamininin Saça Faydaları Nelerdir? Saç İçin E Vitamini Kullanımı

E Vitamininin Saça Faydaları Nelerdir? Saç İçin E Vitamini Kullanımı

Şampuan reklamlarındaki göz alıcı saçlara kavuşmak çoğu kadın için ütopik bir hayal olsa da biraz fazladan ilgi her şeyi değiştirebilir. E vitamini, saç derisi sağlığını desteklemekten kırık uçları azaltmaya, ipeksi bir saç dokusu oluşturmaktan erken beyazlamayı önlemeye kadar çeşitli önemli avantajlara sahiptir.

80.000 ila 130.000 arasında saç telimiz olduğunu biliyor muydunuz? Evet, bu oldukça yüksek bir rakam ve bu kadar fazla saç telinin bakımına yetişmek zor olabilir. Güzel haber, E vitamini gibi bazı ana bileşenler, birden fazla iyileştirici etkisiyle saç bakımında toplu faydalar sağlayabilir. Aslında, herhangi bir cilt ve saç bakım ürününün ambalajındaki küçük yazıları dikkatlice okursanız, çoğunun E Vitaminini ana bileşen olarak listelediğini görürsünüz.

Makaleye Genel Bakış

  • E Vitaminini Özel Kılan Şey Nedir?
  • E Vitamininin Saça Faydaları
  • E Vitaminini Saç İçin Kimler Kullanabilir?
  • E Vitamini Saçlara Nasıl Uygulanır?

E Vitaminini Özel Kılan Şey Nedir?

E vitamini için kimyasal terim ‘Alfa-Tokoferol‘dür (E307). Güçlü bir antioksidan olarak çalışan, hücre zarlarını çevredeki serbest radikallerin verdiği zararlardan koruyan yağda çözünen bir vitamindir.

Bir antioksidan olarak E Vitamini en basit anlatımıyla, güçlerini kötü cadıyı (serbest radikalleri) yok etmek veya kovmak için kullanan çocuk masallarındaki iyi perilerden biridir! Peki ama bunu nasıl yapabiliyor?

Teknik olarak, bir serbest radikal, kendisini stabilize etmek için bir elektron arayan atmosferde yüzen eşleşmemiş bir atomdur. Bunu, oksidasyon adı verilen bir süreçle moleküllerden elektronları emerek yapar. Serbest radikal ‘kötü cadı’dır çünkü dokunduğu her hücre anında ölür. Yalnızca antioksidanlar radikallerin yok etme sürecini durdurabilir. İşte bu yüzden E Vitamini ‘iyi peri’dir!

Serbest radikallere güneş, kirlilik, sigara dumanı, gıdalardaki pestisitler ve kimyasallar, sağlıksız gıda yağları, fiziksel ve zihinsel stres gibi birçok kaynak neden olur. Bunlardan bazıları bizim kontrolümüzde olsa da bazıları için yapabileceğimiz çok az şey var ve önleyici tedaviyi gerekli hale geliyor.

E Vitamininin Saça Faydaları

E vitamininin çalışma prensibini ve önemini anladıktan sonra asıl konumuz olan saça faydalarına göz atalım. Aşağıda, e vitamini kullanımıyla elde edebileceğiniz bazı avantajları bulacaksınız…

Sağlıklı saç dersini destekler: Öncelikle meseleye ”kökten” başlayalım. E vitamini sağlıklı bir cilt için hayati öneme sahiptir. Evet, buna saç deriniz de dahil! Herkesin anlayabileceği basit dille konuşursak, saç deriniz sağlıksız olduğunda, ne yaparsanız yapın saç telleriniz istediğiniz gibi canlı olmayacaktır. Bir ağacın kökü çürümüşse veya toprağı verimsizse, dallarının yeşil ve gür olması beklenebilir mi?

E vitamini saç derisini sağlıklı kalmasına yardımcı olur, oksidatif stresi azaltır ve koruyucu lipid tabakasını güçlendirerek saç telleriniz için gerekli zemini oluşturur. Bu aynı zamanda, saçlarınızın kökten koparak dökülmesini engeller.

Saçların hızlı uzamasına yardımcı olur: Antioksidanların önemli bir özelliği, vücuttaki ve kafa derisindeki kan dolaşımını iyileştirmesidir. Artan kan dolaşımı saç tellerinin kökten uca besleneceği anlamına gelir. E vitamini ayrıca, kuru ve hasarlı kökleri onararak sağlıklı saç ve sakal büyümesini destekler. Yapılması gereken tek şey, E vitamini ampul ve bir miktar ılık zeytinyağı veya hindistancevizi yağını karıştırıp,  saç derisiyle birlikte saç tellerine masaj yaparak sürmek ve bir saat dinlenmeye bırakmaktır.

Saçların erken beyazlamasını önleyebilir: Saç beyazlaması yaşlılıkla ilişkilendirilen bir durum olsa da genç yaşlarda bile kır saçlar görülebilir. E vitaminindeki güçlü antioksidanlar, doku parçalanmasını önleyerek erken beyazlama olasılığını azaltır. Saçınızı düzenli olarak yağlamak gibi basit bir iş bile saç dokularını güçlü tutmak konusunda harikalar yaratabilir.

Saçın parlaklığını artırır: E vitamini ampul ve yağının saça sağladığı ilk faydalardan biri, kısa sürede görebileceğiniz parlaklık artışıdır. E vitamininin saç derisine ve saça kazandırdığı nem, kuaför sonrasında görmeye alışık olduğunuz o harika parlaklığı getirebilir. Ayrıca, saçlarınızı yumuşatır, elektriklenmeyi önler ve kolayca şekil almasını sağlar.

Saç kırıklarına iyi gelir: Fönle şekillendirilen saçları hangi kadın sevmez ki? Madalyonun diğer yüzünde ise bu uygulamanın bölünmüş saç uçları gibi olumsuz bir tarafı var. E vitamini yağı ve ampulleri saç uçlarınızdaki kırıkları onarabilir ve gelecekteki bölünmelere karşı önlem alabilir.

E vitamini yağı, zeytinyağı ve hindistancevizi yağını eşit ölçülerde karıştırın ve saçlarınızı beslemek için masaj yaparak kökten uca sürün. Kırıkları onarmak ve mukavemet sağlamak için saç uçlarına fazlaca yoğunlaşın.

E Vitaminini Saç İçin Kimler Kullanabilir?

E vitamini ampul veya yağı doğal ve boyalı saçlar da dahil olmak üzere tüm saç tipleri için uygundur. Saça parlaklık ve ipeksi bir doku kazandırdığı için her saç tipinde kullanılabilir. Bununla birlikte, özellikle kaba, şekil almakta zorlanan, elektriklenen veya kuru saçlara sahip olanlar için harika bir seçenektir.

Öte yandan, tiroid sorunları olanlar ve kemoterapi hastaları için e vitamini ampul veya kapsül kullanımı önerilmez. Zira, bu tür takviyelerin bazı ilaçları etkileyebileceği bilinmektedir. Ek olarak, hassas kafa derisi olanların e vitamini yağını diğer yağlarla seyrelterek uygulaması önemlidir.

E Vitamini Saçlara Nasıl Uygulanır?

E vitamini ampul veya yağını saçlarınıza kolayca uygulamanız mümkün. Bunun için farklı alternatifleriniz var. İşte, ev ortamında e vitamini saç maskesi yapmanın birkaç kolay yolu…

Şampuan veya saç kremine eklenmesi: E vitamini yağını şampuanınıza veya saç kreminize ekleyerek kullanabilirsiniz. Bunun için 1 yemek kaşığı şampuana yalnızca birkaç damla e vitamini yağı eklemeniz yeterli olmalıdır. Ayrıca, E vitamini içeren şampuan markalarını tercih etmeyi düşünebilirsiniz.

Direkt olarak saçlara uygulanması: E vitamini yağı her ne kadar direkt olarak saçlara uygulanabilse de kafa derisinde tahrişe neden olabileceğinden diğer taşıyıcı yağlarla seyreltmek önemlidir.  8 ila 10 damla zeytinyağı, badem yağı veya hindistancevizi yağı ile 4 – 5 damla e vitamini yağını karıştırıp saçlarınıza kökten uca masaj yaparak sürebilirsiniz.

E vitamini ampulün saçlarda kullanımı: 2 ila 3 yemek kaşığı zeytinyağını ocakta ısıtın ancak çok kaynar (kızgın) olmamasına dikkat edin. Yalnızca el değebilecek şekilde hafif ılımalı. Üzerine 1 adet e vitamini ampul kırıp karıştırın. Saçlarınıza kökten uca sürüp 30 dakika bekletin. Son olarak, ılık suyla saçlarınızı yıkayın.

E vitamini açısından zengin besinlerin tüketilmesi: E vitamini tablet, ampul veya diğer takviyeler her ne kadar bir seçenek olsa da asıl olan besin yoluyla doğal olarak tüketmektir. Yeşil yapraklı sebzeler, kabuklu yemişler, meyveler ve deniz ürünleri E vitamini açısından zengin besinlerdir.

E vitamininin saça iyi gelip gelmediğini araştırdıktan sonra, sizin için doğru seçim olup olmadığı konusunda daha iyi bir fikre sahip olmalısınız. Daha fazla güzellik tavsiyesi ister misiniz? Merak ettiğiniz tüm konularda bilgi sahibi olmak için sitemizdeki diğer makalelere göz atmaktan çekinmeyin.

Okumaya devam et

Kadın

Bebekler Ne Zaman Oturur? Bebeklerin Oturma, Dönme ve Emekleme Aşamaları

Bebekler Ne Zaman Oturur? Bebeklerin Oturma, Dönme ve Emekleme Aşamaları

Sabırsızlık ve heyecanla geçen 9 ayın sonrasında minik yavrunuzu kucağınıza aldınız ve şimdi onun ne zaman kendi başına hareket edebileceğini merak ediyorsunuz. Bunun için kırmızı çizgilerle belirlenmiş net bir zaman çizelgesi olmasa da bebeğinizin döndüğünü, oturduğunu, emeklediğini ve hatta yürüdüğünü görmeniz düşündüğünüz kadar uzun sürmeyecek.

Bebek bakımı ve gelişimi hakkında acemi bir anneyseniz, ufaklığın hareket kabiliyeti konusundaki kilometre taşlarını merak etmeniz gayet normal. Aslında, bebekler tahmin ettiğinizden daha hızlı büyür ve siz farkında olmasanız bile her hafta yeni gelişmeler kaydeder. Bununla birlikte, hareket kabiliyetlerindeki değişiklikler her bebekte aynı aylarda olmayabilir. Yine de ortalama bir zaman diliminden bahsetmek yanıltıcı olmayacaktır.

Makaleye Genel Bakış

  • Bebekler Ne Zaman Oturmaya Başlar?
  • Bebekler Kaçıncı Ayda Emekler?
  • Bebekler Ne Zaman Yürümeye Başlar?

Bebekler Ne Zaman Oturmaya Başlar?

Bebeğin oturabiliyor olması basit bir eylem olarak görünse de emekleme, ayakta durma ve yürüme gibi diğer önemli kilometre taşlarına giden yol arasında bir köprüdür. Bu sayede, hem çevresini daha fazla keşfetmeye başlayarak öğrenme süreci hızlanacak, hem de daha eğlenceli zaman geçirecektir.

Bebeklerin kendi başlarına oturabilmeleri için öncelikle başlarını dik tutabilmeleri ve yeterli üst vücut gücüne sahip olmaları gerekir. Her ne kadar  2. ay civarında başlarını nispeten dik tutabilseler de genellikle desteğe ihtiyaç duyarlar. Desteksiz olarak başlarını dik tutabilmeleri ve yatakta dönmeleri yaklaşık 4. ayda başlar. Bu, oturabilme sürecine yaklaştığının ilk işaretidir. Yüz üstü yatarlarken ileri doğru kendilerini itmeleri ve dönmeleri de bir başka belirtidir.

Çoğu bebek 4 ila 6. aylar arasında dönme veya yuvarlanma konusunda ustalaşır ve oturma becerisini kazanır ancak yine de bu süre zarfında dengeli oturmak için desteğe ihtiyaç duyabilirler. 9. ay ve sonrasında bebeklerin büyük bir kısmı desteğe ihtiyaç duymadan oturma kabiliyetini geliştirmiş olur.

Bebekler Kaçıncı Ayda Emekler?

Bebeğiniz oturma becerisini geliştirdikten sonra diğer aşama emeklemektir. Tipik olarak çoğu bebek 9. ay civarında emeklemeye başlar ancak bazıları 6 ila 7. ay gibi daha erken dönemde bile emekleyebilir. Bununla birlikte, bazı bebekler emekleme evresini atlayarak direkt olarak oturma, ayakta durma ve yürüme evresine geçebilir. Bebeğinizin ortopedik veya nörolojik bir sorunu yoksa endişe etmeniz gerekmez.

Emekleyen bebeklerin hareket etme özgürlüğü olduğundan ebeveynlerin bu süreçten itibaren dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır. Zemin hijyenine azami dikkat edilmesi, yutulmaya müsait küçük nesnelerin ortada bırakılmaması, bebeğin ulaşabileceği yerlerden kırılabilir veya kesici eşyaların ya da kimyasal temizlik ürünlerinin kaldırılması ve prizlerin kapatılması bunlardan bazılarıdır.

Bebekler Ne Zaman Yürümeye Başlar?

Bebeğin yürümeye başlamanın ilk evresi, sınırlı süre de olsa ayakta durmasının ardından kanepe veya koltuktan tutunarak ilerlemesiyle başlar. Bu genellikle 9 ila 12 ay arasında olur. Sonraki aşama desteğe ihtiyaç duymadan gezinmektir. Bazıları 1 yaşında önce yürümeye başlasalar da genellikle 14. ayda çocuklar yürümeye başlar. Bazı bebeklerin yürümesi 18. ayı bulabilir. Çocuğunuz 1,5 yaşına gelmesine rağmen halen yürüyemiyorsa bir çocuk doktoruna götürmeniz gerekebilir.

Yüzüstü veya yan dönmek, oturmak, emeklemek ve yürümek bebeklerin önemli dönüm noktaları, motor veya fiziksel gelişimlerinin bir parçasıdır. Zaman çabuk geçiyor ve bu önemli anlar gözden kaçabiliyor. Bebeğinizin kilometre taşlarına şahit olurken onunla konuşmayı ve sevginiz göstermeyi ihmal etmeyin. Son olarak, her bebeğin farklı aylarda bu deneyimleri yaşayabileceğini unutmayın.

Okumaya devam et

Kadın

Hamilelikte Arı Sokması Tehlikeli mi?

Hamilelikte Arı Sokması Tehlikeli mi?

Arı sokması herkesin kaçındığı bir durum olsa da yakın zamanda bebek bekleyen anne adayları için daha fazla endişe verici olabilir. Ancak, soğukkanlılığınızı kaybetmeniz için hiçbir neden yok. Arı sokmasına karşı bilinen bir alerjiniz yoksa, hem siz hem de bebeğiniz güvende demektir.

Özellikle yaz aylarında bal ve eşek arılarının sokması yaygındır. Çoğu durumda, biraz kızarıklık, şişlik ile kısa süreli bir acıdan daha fazlası yaşanılmaz ve ciddi bir sağlık riski oluşturmaz. Aslında, sizi sokan eğer bir bal arısıysa, sizden daha çok kendine zarar vermiş demektir. Nitekim, bal arıları iğnelerini bıraktıktan sonra yaşayamazlar. Ancak, eşek arıları ve diğer böcek türleri soktuktan sonra yaşamaya devam edebilirler. Yani, defalarca sokabilir ve zehirlerini enjekte edebilirler. Peki ama arı sokması sonrası vücuda alınan söz konusu zehir hamileler üzerinde ne kadar zararlı olabilir?

Makaleye Genel Bakış

  • Hamilelikte Arı Sokması Bebeğe Zarar Verir mi?
  • Arı Sokmasına Karşı Nasıl Önlem Alırım?
  • Arı Sokarsa Ne Yapmalıyım?
  • Ne Zaman Doktora Gitmeliyim?

Hamilelikte Arı Sokması Bebeğe Zarar Verir mi?

Bazı insanlar neye alerjisi olduğunu tam olarak bilirken, bazıları bu durumdan habersizdir. Hamile kadınlar, alerjik olmadıklarını biliyorlarsa, bal veya yaban arısı sokmasından endişe duymaları gerekmez. Yani evet, arı sokması hem anne hem de doğmamış bebek için bir tehdit oluşturmaz.

Öte yandan, arı zehrine (sokmasına) karşı alerjisi olduğunu bilen gebe kadınların kısa süre içinde bir sağlık kuruluşuna başvurarak tıbbi yardım almaları önemlidir. Aksi halde, anne adayının komaya girmesine ve nihayetinde hem annenin hem de bebeğin yaşanımı yitirmesine neden olabilecek anafilaktik şoka yol açabilir.

Arı Sokmasına Karşı Nasıl Önlem Alırım?

Eğer hamile bir kadınsanız ve geçmişteki deneyimlerinizden arı sokmasına karşı alerjiniz olduğunu biliyorsanız her şeyden önce bu durumu yaşamamak için karşı önlem almalısınız. Aşağıdaki birkaç öneri arılar konusunda ”korkulu rüya” görmenizi engelleyebilir.

  • Arı kovanlarından ve yuva yaptığı bölgelerden uzak durun.
  • Evinizin arka bahçesinde olsa bile yalın ayak dolaşmayın.
  • Çiçek kokulu parfüm, deodorant, saç ve cilt bakım ürünlerini kullanmayın.
  • Özellikle piknik alanlarında ve diğer açık alanlarında tabağınızın kapağını kapalı tutun.
  • Çiçek baskısı ve parlak renkleri olan kıyafetleri giymeyin. (En azından dışarıda)
  • İçi görünmeyen, kapağı açılmış kutu veya şişelerdeki içecekleri içmeyin.
  • Çöp kutu ve konteynerlerinden uzak durun.

Arı Sokarsa Ne Yapmalıyım?

Arı sokmasına karşı alerjiniz yoksa basit birkaç ilk yardım adımını uygulamanız yeterli olmalıdır. Bunlar:

  • Kaşınıyor olsa da kaşımamaya çalışın.
  • İğneyi cımbızla çıkarın ve bol sabunlu suyla bölgeyi yıkayın
  • Sokulan yerin şişmesini engellemek için buz torbası uygulayarak soğuk kompres yapın.
  • Acıyı ve kaşıntıyı azaltmak için az miktarda süzme bal sürün.
  • Arı zehrini nispeten etkisiz hale getirmek için sirke kullanabilirsiniz. Temiz bir bezi elma sirkesiyle ıslatıp sokulan bölgenin üzerinde bekletin.

Ne Zaman Doktora Gitmeliyim?

Arı sokmasına karşı alerjisi olmayan kadınlar, gebeliğin kaçıncı ayında olurlarsa olsunlar çoğu durumda tıbbi yardım almaları gerekmez. Ancak, alerjisi olanlar zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Ek olarak, aşağıdaki semptomlardan birini veya birkaçını kendinizde gözlemliyorsanız derhal 112’yi aramanız veya acil yardım için hastaneye başvurmanız gerekir.

  • Nefes alırken zorlanıyorum
  • Nabzım hızlanıyor
  • Başım dönüyor
  • Midem bulanıyor ve kusuyorum
  • Zihin karmaşası yaşıyorum
  • Dilim veya boğazım şişmeye başladı
  • Tenimin rengi soluklaştı
  • Ateşim çıktı
  • Kendimi iyi hissetmiyorum

Sonuç olarak kısaca özetlemek gerekirse, kişi hamile olsun veya olmasın eğer alerjisi yoksa arı sokması nedeniyle panik yapmasına gerek yoktur. Normal durumda, arı sokması anneye veya bebeğe zarar vermez. Alerjisi olan kişiler ise zaman kaybetmeden tıbbi yardım almalıdır.

Okumaya devam et

Copyright © 2020 GizliSoru.Com