Bizimle iletişime geçin

Kişisel Gelişim

Bilimkurgu ve Fantastik Edebiyatın Aykırı Sesi Ursula K. Le Guin’in Mülksüzler Romanından 10 Alıntı

Le Guin’in politika, cinsiyet eşitsizliği, ayrımcılık, özgürlük gibi kavramları sorguladığı romanı Mülksüzler, tüm zamanların en çok ses getiren bilimkurgu/ütopya eserlerinden biri.
Kendisini Taocu, Anarşist ve Feminist olarak tanımlayan yazarın eserlerinde Jung psikolojisinden çevrenin ve dünyanın tahribatına, acımasız siyasetçilerin yarattığı distopik dünyalardan ve felsefi akımlara kadar çok geniş yelpazede zemin bulan eleştiriler yer almakta.
Yazarın en ünlü romanı Mülksüzler’den seçtiğimiz alıntılar da onun edebi kişiliğini ve düşünce dünyasını özetler nitelikte.

1) “Devrim’i satın alamazsınız, Devrim’i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır ya da hiçbir yerdedir.”

2) “Birbirine zarar vermekle güç kazanılmaz. Yalnızca zayıflık kazanılabilir.”

3) “Ben ruhsal acıdan söz ediyorum! İnsanların yeteneklerinin, çalışmalarının, yaşamlarının boşa gittiğini görmelerinden. Akıllıların aptallara boyun eğmelerinden. Güçlülük ve cesaretin kıskançlık, güç hırsı ve değişme korkusu tarafından boğulduğunu görmelerinden. Değişim özgürlüktür, değişim yaşamdır.”

4) “Benim kadar ileri gitmek istemeyen hiç kimsenin beni gitmekten alıkoymaya hakkı yoktur.”

5) “Yirmi yaş dolaylarında öyle bir an vardır ki; yaşamın geri kalan kısmı boyunca ya herkes gibi olmayı ya da farklılıklarını erdeme dönüştürmeyi seçmen gerekir.”

6) “Düşünceler baskı altına alınarak yok edilemez. Onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir.”

7) “Eğer bir şeyi bütün olarak görebilirsen, hep güzelmiş gibi görünür. Gezegenler, yaşamlar… Ama yakından bakıldığında şu dünya yalnızca toz ve kayadan oluşur.”

8) ”Kıyıya vurmadıkları sürece balıklar suyun farkında değildirler.”

9) “Ben öleceğim, sen öleceksin; başka türlü birbirimizi nasıl sevebilirdik ki? Güneş de bir gün sönecek, başka türlü nasıl parlamaya devam edebilir ki?”

10) “İnsanı delirten, gerçeğin dışında yaşamaya çalışmak oluyor. Gerçek dehşet verici. İnsanı öldürebilir. Ama insanı delirten yalanlar, gerçekten kaçışlardır. Kendini öldürmek istemene neden olan o yalanlar…”


Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kişisel Gelişim

Bu 20 Resim Size 100 Kitap Okumaktan Çok Daha Fazlasını Öğretecek

Her gününüz değerli ve önemlidir. Şu an içinde bulunduğunuz 24 saati boşa harcayabilir ya da hayatınızı öne çıkaracak bir şey yaratmak için kullanabilirsiniz.
Para zamanla yok olur. Ancak yarattığınız şeylerin kalıcılığı vardır. Örneğin, büyük sanat eserleri, bu sanat eserlerinin yaratıcıları öldükten sonra dahi insanları etkilemeye devam eder. Eğer her günü hayallerinize doğru ilerleyerek geçirirseniz ne kadar ileri gittiğinize şaşırırsınız. Sahip olduğumuz zamanı gerçekten iyi kullanırsak, hayatımızda muazzam büyüklükte şeyler yapabilmek için fazlasıyla zamanımız olduğunu fark ederiz.
Hayatınızı mümkün olan en yüksek sevide yaşamaya kararlıysanız, aşağıdaki 20 görüntü sizin için bir ilham kaynağı olacaktır. Başarılı Psikolog Benjamin Hardy doğru şekilde incelenirse bu 20 görselin size 100 sıradan kitapta öğreneceğiniz hayat derslerinden çok daha fazlasını öğretebileceğini söylüyor.

Hugh MacLeod tarafından çizilen ve bir araya geldiğinde “” adı verilen bu çalışmanın her bir görseline tek tek birlikte bakalım.

1) Davranış Motivasyonu Artırır

“Kendinizi harekete geçirmekten çok, duygularınıza göre hareket etme olasılığınız daha yüksektir.”  -Jerome Bruner
Motivasyon ve momentum birbiriyle bağlantılı iki kavramdır. Eğer hedefe yönelik bir şekilde hareket etmezseniz bunlardan hiçbirine sahip olamazsınız. Harekete geçmek için ilhamı bekleyemezsiniz. Motivasyon sadece gerçekleşmez, niyete karşı bir reaksiyondur. Doğru yönde küçük adımlar atmaya başladığınızda, motivasyon ve momentum hemen devreye girer. Önceden düşünmeniz ve birazcık bile olsa planlama yapmanız gerekir. Her akşam 5 ila 30 dakikanızı ayırarak ertesi sabah ne yapacağınıza kendinizi hazırlayabilirsiniz.
Motivasyonun ve momentumun size kolayca gelmesi için işlerinizi önceden ayarlamanız gerekir. Psikolog BJ Gogg’a göre alışkanlıkları oluşturmak irade ile değil, tasarım ve revizyonla ilgilidir. de benzer şekilde şunları söyler:

“Planlamayı başaramazsan, başarısız olmayı planlıyorsun! Abraham Lincoln ise şöyle dedi: Geleceğini tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır.”
O halde diyebiliriz ki motivasyon, kurulum ve takip ile ilgilidir. Kendinize sabah 6’da kalkacağınızı söyleyip yol aldığınızda motivasyonu deneyimlemeye başlarsınız. Bu durumda motivasyon çabucak ivme kazanır. Çünkü doğru şeyi yapmaya devam etmek giderek daha kolay hale gelir.


2) Hareket İlhamdan Önce Gelir

“Bu, gerçek sanatçıların bildiği ve taklitçi yazarların bilmediği bir sırdır. Her gün oturup işimizi yaptığımızda, güç etrafımızda yoğunlaşır. İlham perisi azmimizi dikkate alır, onaylar. Gözünde iyi bir yer kazanmışızdır. Oturup çalıştığımızda ise manyetize olmuş bir çubuk gibi olur ve demir tozlarını çekeriz. Fikirler gelir, iç görüler artar.” –  Steven Pressfield
Düzenli olarak yaratıcı bilgiler edinmek, kişisel olarak ustalaşabileceğiniz bir şeydir. Psikologlar buna “epifeni/aydınlanma yeteneği” diyorlar. Motivasyon gibi ilham da beklemeniz gereken bir şey değildir. Bunun yerine, tasarlamanız ve aktif olarak aramanız gereken bir şeydir.
Zihninizde akan fikirler, yaşamınızda kişisel olarak arzu ettiğiniz şeylerden büyük ölçüde etkilenir. Hem günlük kararlarınız hem de alacağınız büyük kararlar arzularınız tarafından şekillendirilir. Arzularınız, davranışlarınızın ürünüdür. Bu da demek oluyor ki arzularınızı eğitebilirsiniz. Başarı, mutluluk, sağlık istemek için kendinizi eğitebilirsiniz.

Sıkı çalışmak için ya da herhangi bir şey istemek için de kendinizi eğitebilirsiniz. Bunu belirli girdiler ve eylemler aracılığı ile yapabilirsiniz. Sürekli olarak güçlü şekillerde hareket ettikçe, yeni fikirleri ve ilhamı tetikleyecek olan güveniniz de artacaktır. Sonunda ise kimsenin daha önce düşünmediği inanılmaz şeyleri isteyeceksiniz. İnsanlığa daha büyük ve daha yenilikçi şekillerde hizmet etme arzusu ile vizyon sahibi biri haline geleceksiniz. Bir nevi fikir makinesi gibi olacaksınız.
 Yapmanız gereken tek şey, şu an ettiğiniz hareketten çok daha güçlü bir şekilde hareket etmeye başlamaktır. Zihninizin size söylediği şeyleri dikkate alın. Bir yere yazın. Ardından yukarı doğru hareket etmeye devam edin.

3) Güven Başarıdan Önce Gelir

“Doğru olanı yap; sonuç gelsin. ” – Anon., Yaşam Mezmurları, Boston, 1857
Strategic Coach şirketinin kurucusu Dan Sullivana göre güven bir girişimci için her şeyden daha önemlidir. Güveninizi kaybettiğinizde her şeyinizi kaybedersiniz.
Şu anda güçlü bir şeyi takip edebilmek için ne kadar isteklisin?
Başkalarında ne kadar istek oluşturabiliyorsun?

güveni takip eder. Etki güveni takip eder. Motivasyon ve momentum gibi, güven de her gün yaratmanız gereken bir şeydir. Güven tasarlanmış olmalı. Bunun için proaktif ve kasıtlı olmalısınız. Güveni daha fazla geliştirebilmek için, kim olduğunuzu sürekli olarak geliştirmeniz gerekir. Leonardo Dicaprio’nun dediği gibi:
“Hayatınızın her sonraki seviyesi farklı bir siz gerektirecektir.”
Başka bir deyişle, eski güven sizi bir yere kadar götürecektir. Daha önceki deneyimlere çok fazla güvenir ve yeni sınırları zorlamayı bırakırsanız, takılırsınız. Sonunda her şey çökmeye başlar. Çünkü güveni korumak için sürekli büyüyor olmalısınız. Statükoyu korumaya çalışarak güveni sarsıyorsunuz. Güven, doğası gereği yeni büyüme ve fırsat aramak için cesur ve yeni riskler almanızı gerektirir.


4) Davranışlar Kişiliği Şekillendirir

“Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Bilgi sınırlıdır, oysa hayal gücü tüm dünyayı kucaklar, ilerlemeye teşvik eder, evrimi doğurur.” — Albert Einstein
Dr. Nathan Hudson ve Dr. Brent Roberts tarafından Urbana-Champaign’daki Illinois Üniversitesi’nde 2014’te yapılan , insanların% 97’sinden fazlasının kişiliklerinin önemli bölümlerini değiştirmek istediğini gösteriyor. Ne yazık ki, kalıcı olumlu değişiklikler yapmak istemelerine rağmen, çoğu insan kişiliğinin kim olduğuyla ilgili olduğunu düşünüyor.
Kişiliğiniz kim olduğunuz değildir. Kişiliğiniz, belirli durumlarda ve ilişkilerde nasıl göründüğünüzdür. Dr. Gabor Maté’ye göre, kişilik çevresel bir adaptasyondur. Birçok yönden kişilik, önceki travmaların ürünüdür. Bu bastırılmış travmalar iyileştiğinde, kişilik de değişecektir.

Çoğu insan için kişilik reaktif ve bilinçsizdir. Ancak, kişilik proaktif olarak tasarlanabilir. Kim olduğunuzu ve nasıl yaşadığınızı değiştirebilirsiniz. Fakat bunu yapmak için davranışlarınız değiştirmeniz gerekir. Şimdi olmak istediğiniz gibi yaşamaya başlamanız gerekecek. “Olmak” için içinizde müthiş bir güç var. Bunu yapmak için niyetiniz olmalı. Kim olmak istiyorsunuz?

5) Her sabah saat 8’den önce neler yaptığınızın bir sonucu: Hayatınızı batırmak ya da güzelleştirmek

“Sabah bir saatini kaybedersen, bütün gününü onu aramak için harcayacaksın.” – Richard Whately
Güçlü bir sabah rutinine sahip olmak, yukarıda listelenen tüm nedenler için de önemlidir. Eğer doğru başlamazsanız, negatif momentumu tersine çevirmekte zorlanırsınız. Doğru bir şekilde başlamazsanız, gün boyunca motivasyonunuzu ve güveninizi düşürürsünüz. Bu da giderek dürtüsel ve olumsuz kararlar almanıza yol açar. Bu bir kısır döngüdür.
Güne nasıl başladığınız hayatınızı batırmak ya da yükseltmek için verdiğiniz kararın temelidir. Ancak doğru bir şekilde başlamadan önce, doğru bir şekilde tasarlamanız gerekir. Sabah rutinlerinizle nasıl ilişki kurduğunuzun sırası önemlidir. Önce, öncelikleri belirlemelisiniz. Tetikleyicilerinizi bilmeniz gerekir. Sizi vazgeçirecek şeyler nelerdir? Bunları nasıl kontrol edebilirsiniz?

Gününüzü doğru şekilde tasarladığınızda çoğu insanın bir hafta içinde yaptığını sadece saatler içinde yapabilirsiniz. Fakat operasyonların sırası önemlidir. Çoklu görev yapmaya çalışmayın ve çok şey yapmaya da kalkmayın. Derin işler yapabilmek sığ olmaktan çok daha önemlidir. Tek bir şeye uzun süre boyunca k sizin için uzun vadeli sonuçlar yaratacaktır.


6) %100 %98’den Daha Kolaydır

“İlkelerinize zamanınızın %100’ünde bağlı olmak %98’inde bağlı olmaktan daha kolaydır. Limit, şahsi ahlaki çizginizdir. Bu oldukça güçlüdür, o kadar güçlüdür ki onu aşamazsınız. Eğer bir kere o çizgiyi geçmek konusunda kendinizi haklı görürseniz sizi bir daha hiçbir şey durduramaz. Ne için dik durduğunuza karar verin ve o duruşu koruyun.” –  Clayton Christensen, Harvard Business Professor
“İrade, ne yapmak istedikleri konusunda hâlâ emin olmayan insanlar içindir.” – Helia
Bir şeye % 98 bağlı kalmaya çalışmak işe yaramıyor. Çünkü bu durumda insan her şeyi şansa bırakıyor. Örneğin, sağlıklı bir şekilde beslenmeye çalışıyorsunuz ancak ne yapacağınıza önceden tam olarak karar vermediniz. O zaman eldeki duruma karşı tepkisel yaklaşarak yaşıyorsunuz. Yani o aslında o an canınız ne isterse onu yiyorsunuz.

% 98 bağlılık kaygan bir eğimdir. Belirli bir durumda ne yapacağınızdan tam olarak emin değilseniz iradeye güvenmelisiniz. Ve elbette irade gücünün çok da iyi çalışmadığını hemen anlarsınız. Karar vermek ve kararlık çok daha güçlüdür. Çoğu insanın yapabileceklerinin çok altında yaşamasının bir nedeni vardır. Asla gerçek kararlar vermezler ve kararlarına bağlı kalmazlar.

7) Bir Karar Verdiğinizde Evren Bunun Gerçekleşmesi İçin Bir Araya Gelir

“Bir karar verdiğinizde evren bunu gerçekleştirmek için bir araya geliyor.” – Ralph Waldo Emerson
“Zihin ne düşünebilir ve inanabilirse, onu başarabilir.” – Napolyon Hill
Her gün güçlü kararlar vermeniz gerekiyor. Gerçekten bir karar verdiğinizde kendinize ve evrene bu konuda ciddi olduğunuzu bildirin. Tony Robbins “Yeni, tutarlı ve yerinde bir karar verdiğiniz anda hayatınız değişir.” der. Eğer gerçekten hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, bu kararı vermelisiniz. Kararınız sağlam ve tutarlı olmalıdır. Yol boyunca başarısız olsanız da sorun değil. Ancak bunun gerçek bir karar olabilmesi için onu sonuna kadar götürmeye istekli olmalısınız. Sonucu görmek için her günü buna uygun şekilde yaşamalısınız. Kararınızı tamamladığınızı yazarak ve görselleştirerek güne başlamalı ve bitirmelisiniz.


8) Yaz ve İzle

“Yazmak düşüncelerimizi düzenler ve netleştirir. Yazmak, bir özneye doğru giden yolu nasıl düşündüğümüzdür. Yazmak, öğrenmeye çalıştığımız şeyler hakkında bildiklerimizi ve bilmediklerimizi bulmamızı sağlar. ” – William Zinsser
Hayallerinizi canlı bir şekilde yazarsanız hem bilinçli bir şekilde zihninizi hem de bilinçaltınızı meşgul etmeye başlarsınız. Rüyalarınızı bir zihin haritası şeklinde çizerseniz beyninizin her iki tarafını da sürekli çalıştırırsınız.
Hayallerinizi yazmak ve ayrıntılarıyla görselleştirmek onları sizin için daha duygusal ve anlamlı hale getirir. Hayalleriniz duygusal bir zemine oturmadığı sürece sizin için yeterince güçlü olmayacaktır. Geleceğinizle ilgili yeni ve duygusal güdümlü bir vizyon geliştirerek, kimliğinizi ve hafızanızı yeniden yapılandırmanız gerekiyor. Hayallerinizi her gün kağıda dökerken, bu hayallere nasıl ulaşabileceğinizin yollarını da yazın. “Nasıl”dan daha çok “kim”e odaklanın. “Kim”e odaklandığınızda, daha büyük düşünmeye başlarsınız.

Kim bunu başarmanıza yardımcı olabilir?
Kimlerden öğrenmeniz ve rehberlik almanız gerekiyor?
Bunu başarmanıza yardımcı olacak ağlar, bağlantılar ve yetenekler kimdir?
“Kim” düşünseli vizyonunuzu anında yükseklere çıkarır. Siz hayallerinizi ve hedeflerinizi yazarken, doğru insanlar zihninize girmeye başlar. Başarınızın önemli bir parçası, kendinizi doğru kişilerle bağlantı kurabileceğiniz ve işbirliği yapabileceğiniz şekilde konumlandırmayı öğrenmek olacaktır.
Bağlantı kurulacak ve işbirliği yapmaya değecek biri olmak için önce kendinizde çok sayıda kişisel yetenek biriktirmeniz gerekir. O yeteneklerden bazıları:
– Ne ustası olmak istediğinize dair kesin bir karar verin.
– Gelişimin “sürecini” tamamen benimseyin.
– Sadece belirli kişileri dikkate alın, geri kalanını görmezden gelin.
– Eğer çok iyi olursan, görünmez olmazsın.
– Doğru insanlara hedeflerine ulaşması için yardımcı olun.
– Doğru mentorluklara yatırım yapın.
– Verici olun.
– “Neden”lerinizi asla kaybetmeyin.
– Yaşadığınız başarıdan asla şikâyetçi olmayın.
– Büyük taleplerde bulunun.
– Güvenilirlik oluşturduktan ve onlara inanılmaz şekillerde yardımcı olduktan sonra kahramanlarınızla işbirliği yapmaya başlayın.
Bütün bunlar, gerçekleşemeden çok önce yazdığınız sayfalarda olmalıdır. Daha sonra güçlü bir şekilde harekete geçersiniz ve o yazılarınızın daha canlı ve açıkça gerçekleşiyor oluşunu izlersiniz. Hedeflerinizin gittikçe daha hızlı bir şekilde gerçekliklere dönüşmesine şahit olursunuz.

9) Geniş Bir Bereket ve Bolluk Okyanusuna Giriyoruz

İstediğiniz her şeyi kendiniz için kullanabilirsiniz. Sadece ne istediğinize ve ne kadar büyük oynayacağınıza karar vermeniz gerekiyor.


10) Minnettarlık Dokunduğu Her Şeyi Değiştirir

“Bir şeyi görme şeklinizi değiştirdiğinizde, gördüğünüz şeyler değişir.” – Dr. Wayne Dyer
Minnettarlığı ifade etmek sizi değiştirir. Bu, görme şeklinizi değiştirir. Ama aynı zamanda minnettar olduğunuz her şeyi veya herkesi değiştirir. Dünyada minnettarlıktan daha güçlü bir duygu yoktur. “Tüm erdemlerin anası” olarak kabul edilir. Minnettarlığın faydaları sonsuzdur. Ama her şeyden çok, etrafınızdaki bolluğun farkına varmanıza yardımcı olur. Odaklandığınız şeyler genişler.
“Dualarınızda, sahip olmadığınız şeyler için talepte bulunmak yerine, halihazırdaki nimetler için şükran dolu ifadeler kullanırsanız çok daha hızlı sonuçlar elde edersiniz.” – Napolyon Hill

11) Gemileri Yakmadığınız Sürece Hiçbir Şey Olmaz

“Biri kendini adama aşamasına gelene kadar o kişi için her zaman tereddüt, vazgeçme ihtimali ve verimsizlik vardır.” – William Hutchison Murray
Yaşantınızda, gelirinizde ve durumunuzda büyük bir ilerleme kaydetmek konusunda ciddi iseniz, bazı cesur adımlar atmalı ve büyük risklere girmelisiniz. Bu noktada hedeflerinize doğru ilerlemek kaçınmaktan daha kolay hale gelir. Aslında en büyük hırslarınızı takip etmenin tek seçeneğiniz olduğu an, bu andır.
Bu nasıl çalışıyor? Öncelikle bunu sizi zorlamadan ileri gitmenizi sağlayacak bir yatırım gibi görebilirsiniz. Bir noktaya yatırım yaptıktan sonra ilerlemelisiniz. Bu kimliğiniz ve yönelimlerinizde nesnel bir değişime sebep olacaktır.
Çünkü artık ne yapmanız gerektiği konusunda kafanız karışmıyor. Bu yüzden ilerleyebilirsiniz ve ilerlemelisiniz. Zaten harekete geçtiniz ve şimdi bu eylem için elinizden gelenin en iyisini yapmanız gerekiyor. Bu eylemde olabilmenizin birkaç psikolojik nedeni:
– Bir aptal gibi görünmemek.
– Yatırımlarınızı haklı çıkarmak.
– İcra ettiğiniz davranışlarda tutarlı olmak (ipucu: kişiliğiniz davranışlarınızı izler)
– Çünkü gerçekten belirli bir hedefe ulaşmak istiyorsunuz ve şimdi kendini gerçekleştiren bir kehanette ortaya çıkacak dış koşullar yarattınız

Psikolog Benjamin Hardy yüksek lisans tezinde birkaç girişimci ile röportaj yapıyor. Bunlardan bazıları gerçek girişimciler bazıları girişimci olmak için girişimci olan taklitçi kişiler. Bu iki grup arasındaki ana fark; gerçek girişimciler bir tür “Geri Dönüşü Olmayan Nokta” deneyimine sahipken, özenti girişimciler böyle bir şeyi deneyimlememiş. Görüştüğü kişilerden biri ayakkabı satmak isteyen 17 yaşında bir çocuk. O ve lise arkadaşlarından biri olan “ortağı” bir ayakkabı sevkiyatı için 10.000 dolar yatırım yapmış. O çocuk “Geri Dönüşü Olmayan Nokta” sını şöyle anlatıyor:
“Tüm paramızı aynı envantere yatırmış olmamız ya hep ya hiç demekti. Bu beni gerçekten korkuttu, çünkü ya yapacaktık ya da parasız kalacaktık. Ayakkabıları satmak zorunda kaldım. Bu durumda geri dönemezsiniz, onları satmanız, nakit parayı geri almanız ve ilerlemeniz gerekir.”
“Bu andan sonra bir şey değişti mi?” diye soruyor Hardy. O ise şöyle cevap veriyor: “Bundan sonra, gerçekten yapabildiğimizi fark ettim. Bu noktada başarılı olduğumu gördüm. Aslında bir şirket kurmuştum, ona yatırım yaptım ve şimdi bu şeyi yürütmem gerekiyor. O zaman gerçekten şirketi yönetebildiğimi gördüm. Bu da benim liderlik rolümde bir değişime sebep oldu.”
Geri dönüşü olmayan noktanızı geçtikten sonra, tamamen kendi vizyonunuzu oluşturdunuz. Artık kararlısınız. Rolünüz ve de dolayısıyla kimliğiniz değişti. Dikkat dağıtıcı olan unsurları ve bir sonuca varmayacak olan alternatifleri ortadan kaldırdınız. Kendinizi zorladınız ve şimdi istediğiniz yönde hareket ediyorsunuz.


12) Yatırım Yaptıkça Psikolojik Açıdan Daha Çok Gelişirsiniz

“Bilinçdışı, yalnızca hak ettiğimize inandığımız şeye sahip olmamıza izin verecektir. Kendimize ilişkin küçük bir bakış açısına sahipsek hak ettiğimiz şey yoksulluktur. Ve bilinçdışımız bu gerçekliğe sahip olduğumuzu görecek.” -Dr. David Hawkins
Hayallerinizi gerçekleştirmek için şu anda 50.000 $ yatırım yapmanız gerekmiyor. Ancak hedeflerinize ve hayallerinize biraz yatırım yapmaya başlarsanız, psikolojik, ilişkisel ve daha sonra finansal olarak 10 kat geri dönüş almaya başlayacaksınız. Daha sonra kendinize yeniden yatırım yaparsınız. Ardından güven ve bağlantıların artışını izlersiniz. Bunlar arttıkça başarılı olma yeteneğiniz de önemli ölçüde değişir ve gelişir.

Taklitçiler ve profesyoneller arasındaki fark nedir? Profesyoneller kendilerine yatırım yaparlar ve uzun bir zaman zarfında kendilerini beslerler. Sonra motivasyonu, momentumu, ilhamı ve gücü yaratırlar. Zamanında, kendilerini olmak istedikleri kişiye göre tasarlarlar.

13) Her Şeyi Bekleyin ve Hiçbir Şeye Bağlanmayın

“Her şeyi bekle ve hiçbir şeye bağlanma!” – Carrie Campbell
Kendinizi sonuca bağlarsanız genellikle hayal kırıklığına uğrarsınız. Hiçbir şeye bağlı kalmayıp her şeyi beklemek çok daha iyi bir yaklaşımdır. Beklentilerinizi azaltmak bir çözüm değildir. Motivasyonel psikolojiye göre, hem kendiniz için olan beklentiler hem de başkalarından beklenen beklentiler çok önemlidir.
Eğer bir işi alamıyorsanız ya da bir müşterinizi ikna edemiyorsanız, bu ya karşınızdakinin sizi anlamaması yüzündendir ya da bu iş için uygun değilsinizdir. Bu sonuçla ilgili büyük beklentilere girmek, tüm hedeflerinizi bu işin oluruna bağlamak yanlıştır. Bu durumda bir sonraki işinize bakmalısınız. Psikolog Robert Kegan’a göre, en yüksek dönüşüm seviyelerini ve “bilinçli evrimi” gerçekten deneyimlemenin tek yolu, belirli sonuçlara olan bağlanma durumundan kopmaktır.


14) Mükemmel olmaktan ziyade üretken olmak daha iyidir

“Mükemmel olmaktansa üretken olmak daha iyidir.” – Joe Polish
Mükemmel olacağına tamamlanmış olsun.
Şimdiye kadar yaratılan en büyük 50 müzik parçasından altısı Mozart’a, beşi Beethoven’a ve üçü Bach’a ait. Ancak bunları oluşturabilmek için Mozart 600, Beethoven 650 ve Bach 1.000’den fazla şarkı yazdı.
Picasso için de aynı şeyden söz edilebilir. Binlerce eser yarattı ancak çok azı onun “harika eserleri” olarak kabul edildi. Edison’a ait 1.900 patent var ancak biz, birkaçını ancak biliyoruz. Albert Einstein 248 makale yayınladı, bunlardan ancak birkaçı görelilik teorisi için onu literatüre sokmayı başardı.
Bu yüzden soruyorum: Büyük miktarda iş mi yaratıyorsunuz? Eğer yapmayı seviyorsanız, daha fazla şey inşa edin. Yazmayı seviyorsanız daha fazla şey yazın. Eğer koşmayı seviyorsanız daha fazla koşun. Daha fazlasını yapın. Fikirlerinizi uygulayarak onlara değer veriyorsunuz. İyi bir fikir üzerinde çalışmamanın sonucun sadece acı ve korkudur. Eylem, güven gerektirir. Aksiyon da eğlencelidir. Hareketsizlik sizi yavaş yavaş öldürür.
Ruhunuz tarafından harekete geçirilmek için beklemeyin. Harekete geçerek ruhunuzu hareketlendirin. Hareket etmeden bulamazsınız. Eylem, aksiyon, hareket… Bunlar ilhamdır. İşte böyle çalışır. İnanç eylemdir, dolayısıyla güçtür. İnanç ve korku aynı kişide aynı anda var olamaz. Dolayısıyla, eylem (yani inanç) ve eylemsizlik (yani korku) karşıt kavramlardır. Neyi seviyorsan onu yap. Hatta daha fazlasını yap.

Çizim yapan ya da benzer yaratıcı sektörde çalışan insanlar, sanatçılar bu işe giriyorlar çünkü görsel algıları güçlü. Ama bir sorun var. İlk birkaç yıl yaptıkları işler o kadar da güzel olmuyor. İyi yapmaya çalışıyorlar, potansiyel var fakat yeterince iyi değil. Ama görsel algıları güçlü ya… İşte bu yüzden yaptıkları şeyleri beğenmiyor ve yetersiz buluyorlar.
Pek çok insan bu aşamayı asla geçemez, bırakırlar. Hepimiz bunu yaşıyoruz. Eğer yeni başlıyorsanız veya hala bu aşamadaysanız bunun normal olduğunu bilmelisiniz. Ve yapabileceğiniz en önemli şey çalışmak. Kendinize bir teslim tarihi koyun ki her hafta bir eseri/çalışmayı tamamlayın. Bu sadece arayı kapatmanızı sağlayacak hacimde iş yapmanızla mümkün. Bu sayede işiniz hırslarınız kadar güçlü olacak. Biraz zaman alabilir ve gayet normal. Çünkü savaşarak ve emek vererek yolunuzu açmanız gerekiyor.

15) Yaratıcılık Tekrar Eden Düşünceleri Kovuyor

“2005 yılında Ulusal Bilim Vakfı, ortalama bir insanın günde 12.000 ila 60.000 düşüncesi olduğunu gösteren bir makale yayınladı. Bunların %80’i negatif ve %95’i bir önceki günün tekrarlayan düşünceleri.”
Yinelenen, tekrarlanan düşünceler hiç de iyi düşünceler değildir. Yinelenen düşünceler tamamlanmamış projeleri ve çözülmemiş iç çatışmaları yansıtır. Döngüyü çözüme kavuşturmazsanız veya tamamlamazsanız, zihniniz çözülmemiş olan bu sorunlarla meşgul olmaya devam edecektir. Psikolog Benjamin Hardy bununla ilgili şöyle söylüyor:
“Uzun bir süre kafein ile negatif ve dürtüsel bir ilişkim vardı. Yıllarca düşündüm. Kafein hakkında düşünürken saatlerimi harcadım. O saatleri başka yeni şeyler düşünerek geçirebilirdim.”
Ne yazık ki, birçok insanın içinde yıllarca kendini tekrarlayan bu düşünceler vardır. İç çatışmalarını çözemedikleri için de gerekli pek çok projeyi tamamlayamazlar. Sorunları çözüme kavuşturamazlar. Hardy yine bununla ilgili şöyle bir örnek veriyor:

“Örneğin, yaklaşık 10 yıldır kitap yazmak isteyen birçok insan tanıyorum. Uzun zamandır kitap yazma fikri akıllarındaydı. Eğer kitabı 10 yıl önce yazmış olsalardı, bu süreçte diğer birçok yeni düşünceye beyinlerini açmış olacaklardı. Eğer kafanızda sürekli yinelenen düşünceleriniz varsa onları kovun. Çözün onları. Gerekirse yeniden oluşturun. Bu sayede sonraki, bir sonraki ve bir sonraki proje hakkında yeni fikirlere yer açabilirsiniz.”


16) İyi Kereste Kolay Büyümez

“İyi bir kereste kolay oluşmaz. Güçlü rüzgarlar, güçlü ağaçlar demek. Engin gökyüzü, yüksek uzunluklar demek. Şiddetli fırtınalar, daha fazla güç demek. Güneşle ve soğukla, yağmurla ve karla ağaçlarda kaliteli keresteler oluşur.” –  Douglas Malloch
David Bednar genç bir adamın kısa bir süre önce bir kamyonet satın aldığını anlatıyor. Bu genç adam biraz yakacak oduna ihtiyaç duyduğunu ve bunun yeni kamyonunu test etmek için harika bir fırsat olduğunu düşünüyor. Karlı dağların tepesine çıktığında cep telefonu çekmemeye başlıyor. Ağaçların arasında arabasını park edecek bir yer buluyor ve park etmek için harekete geçtiğinde araba karda saplanıp kalıyor. Saplanan lastiği kurtarabilmek için altına dallar koyuyor ancak işe yaramıyor.
Bir kürek yardımıyla sıkışan lastiği kurtarmaya çalışıyor. Güneş hızla batıyor. Genç adam ürkmeye başlıyor. Ayrıca giderek cesareti de kırılmaya başlıyor. Ne yapacağından emin değil ve kalkıp odun kesmeye başlıyor. Bu şekilde birkaç saat çalıştıktan sonra kestiği odunları kamyonun arkasına yüklüyor. Kamyonun kasası dolduktan sonra araca biniyor ve kontağı çeviriyor. Ağırlaşmış kamyon saplandığı yerden çıkmayı başarıyor. Eğer kamyonu odun yüklü olmasaydı orada saplanıp kalacaktı.

Zorluk yaşamadan kolay bir hayatımız olmasını istiyoruz. Ancak unutmamak lazım hayatımızdaki yükler, zorluklar ilerlememizi sağlayan başlıca şeylerdir. Yeterince kişisel sorumluluk almadığınızda, istediğiniz kadar ilerleyemeyebilirsiniz. Kolay bir , büyüme ve mutluluğa giden yol değildir. Aksine kolay bir yaşam, hayatta nasıl saplanıp kaldığınızdır.

17) Eğer Yeterince Güçlü Bir ‘Neden’iniz Varsa ‘Nasıl’ Gerçekleştireceğinizi Bulacaksınız

“Bence ortalama birinin yeteneği, eğer talep edilirse ve durumlar bunu gerektirirse iki katına çıkabilir.” —Will Durant
Nedeni yeterince güçlü olduğunda, ne gerekiyorsa yapacaksınız. The Compound Effect adlı kitapta, Darren Hardy hayatınızı 20 dolar için riske atmanız gereken bir senaryo örneği veriyor. Yapmak ister misiniz? Muhtemelen hayır. Ama eğer 20 dolar yerine çocuğunuz tehlikedeyse yine aynı senaryoda hayatınızı riske atar mıydınız? Tabii ki evet! Fark ne? Fark “neden-gücü”! Ve “neden” genellikle durumsal faktörlere dayanır. Tarihçi Will Durant, “Bence ortalama birinin yeteneği, eğer talep edilirse ve durumlar bunu gerektirirse iki katına çıkabilir.” der bunun için.
Daha fazla motivasyon istiyorsanız, genellikle sizi şu anda bulunduğunuz yerin üzerine çıkmaya çağıracak olan bir duruma ihtiyacınız vardır. Ayrıca sizin için gerçekten önemli olan bir vizyona ihtiyacınız var. Bu vizyona ne kadar açık olursanız, arkasındaki “nedenler” de artacaktır.


18) Gerçek İlişkiseldir

“Bir şeyi tek başına anlamaya çalıştığımızda fark ederiz ki, aslında her şey evren dediğimiz tek bir bütünün parçasıdır.” – John Muir
Batılı düşünürlerin çoğu, bağlamdan bağımsız olarak bir şeyin anlaşılabileceğini varsayarak, dünyanın atomistik bir görüşüne sahiptir. Yani, bir kişi olarak kim olduğum bir durumdan diğerine aynıdır. Atomistik dünya görüşünün aksine ilişkisel dünya görüşü, bir şeyin sadece belirli bir bağlamda anlaşılabileceğini varsayar. Bu açıdan bakıldığında, bir durumdan diğerine aynı kişiler değiliz. Duruma ve şu an içinde bulunduğumuz role göre kim olduğumuzun anlamı çok farklı olabilir. Bir durumda öğrenciyken diğer durumda öğretmen olabiliriz. Bir durumda baba, diğerinde ise oğul olabiliriz.

Eşinizi nasıl gördüğünüz ile onu daha önce tanımayan birinin nasıl gördüğü tamamen farklıdır. Bağlam olmadan aynı anlam olmaz. Bağlam anlam veren şeydir. Bağlamı değiştirdiğinizde kendinizi de değiştirirsiniz. Özgürlük burada yatmaktadır. Sabit bir durumda değilsiniz, aksine inanılmaz derecede akışkan ve esneksiniz. Kendinizi yeni durumlara ve ilişkilere açarsanız ve bambaşka kişilere dönüşebilirsiniz.

19) 20-25 Yıllık Planınız Varsa Her Şey Değişecek

“Eğer 20 yıl boyunca önemli bir şey üzerinde çalışırsanız, bu çevrenizdeki her şeyi dönüştürecektir.” – Dan Sullivan
Sizi her gün uyanmaya iten ne üzerinde çalışıyorsunuz? 20-25 yıllık planınız nedir? Dan Sullivan’a göre, 20 yıldan fazla bir süredir aralıksız bir şey peşinde koşarsanız bu çevrenizdeki her şeyi dönüştürür. Hayatınız, ilişkileriniz, çevreniz yani her şey değişecek.
Karar, minnet ve bereket üzerinden hareket ederseniz 20 yıl içinde inanılmaz bir hayat süreceksiniz. Olmak istediğiniz her şey ve daha fazlası olacaksınız. Geriye bakacak ve yaptığınız her şey karşısında şok olacaksınız. Sizi 20 yıldan fazla büyüleyebilecek bir şey bulmalısınız. Bu şeyin nasıl ortaya çıktığı açıkça formları değiştirecektir. Ancak bir vizyona, arayışa, katkıya bağlılık çok önemlidir.


20) Doğru Olanı Yap, Sonuçları Akışına Bırak

“Eylemlerimizi biz kontrol ederiz ancak bu eylemlerden çıkan sonuçlar ilkelerle kontrol edilir.” Dr. Stephen R. Covey
Davranışını sen kontrol edersin fakat ilkeler de sonuçları kontrol eder. Ektiğini biçersin. Genellikle eylemlerinizin sonuçlarını hemen deneyimleyemeyiz, bu da yanıltıcıdır. Eğer bir sigara içersen muhtemelen kansere yakalanmazsın. Eğer bir gün kahveye 10 lira verirsen, bu senin finansal durumunu sarsmaz. Fakat zaman içerisinde bu alışkanlıkların şiddetli sonuçları oluşur. Günde 10 lira, 50 sene boyunca inanılmaz yüksek meblağlar eder.
Size iki seçenek verilse, cebinizde şu an 1.000.000 TL olacak veya 31 gün boyunca değerini ikiye katlayan 1 kuruşunuz olacak, hangisini seçerdiniz? Çoğu insan 1 milyonu seçer fakat ikiye katlayan kuruş aslında 10.7 milyon TL eder. Esas değer yükselişini en sonlarda yaşar fakat insanlar bu büyük geri dönüş için sabırsızdır. Anı yaşa kültürü insanları yatırımdan uzak tutmakta.
“Bir gecede” kavramının kökeni buradan gelmekte. Üstel eğrilerde eğim başlarda küçük görünür. Bir alışkanlığa başladığınızda etkisi başta küçüktür. Zaman içerisinde büyür. Bu yüzden bir anda bir şey sahnede belirir; yıllar yılı yaptığınız düzenli hazırlık. İlkeler sonuçları yönetir.
Aynı mantık obezite, borç, kimlik bunalımı, yürüyememiş evlilikler için de geçerlidir. Günlük kararlar ve yanlış öncüllerin birikimi ile bu noktalara varılır. Küçük şeyler, büyük şeylere dönüşür. Hem de her zaman. Bu son ilke yukarıdaki 19 maddeyi de birleştirir. Hayatınızdaki her şey davranışlarınızı izler. Siz davranışınızı seçersiniz ve evren size benzer şekilde karşılığını verir. Davranışlarınız daha net ve sıralı olursa, dönüş de o kadar bereketli olur.

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

İstediği Her Şeyi Hızlıca Öğrenebilen ve ‘Super Learner’ Denilen İnsanların 6 Alışkanlığı

Süper öğrenici yani İngilizce adıyla Super Learner olmak, 21. yüzyılda başarılı olmanız için gereken en önemli becerilerden biridir. Teknolojik değişim çağında önde olmak, sürekli kendinizi geliştirmenize bağlıdır.
Hızla değişen bir dünyada, yeni bir beceriyi olabildiğince hızlı öğrenme yeteneği gittikçe bir zorunluluk haline gelmeye başladı. İyi haber şu ki, yeni bir şeyi öğrenme konusunda daha iyi olmak için doğuştan yetenekli olmaya ihtiyacınız yok.
Charles Darwin, ve Nobel ödüllü fizikçi Richard Feynman dahil olmak üzere birçok başarılı isim olağanüstü bir zekaya sahip olmadığını iddia etmiştir.
Kısacası, hepimizin yeni bir disiplinde ustalaşmak için yeterli beyin gücü var. Doğru tekniği kullanarak neredeyse herkes her şeyi öğrenebilir. Daha da iyisi öğrenme süreciniz bu teknikler sayesinde daha keyifli hale gelebilir. Bu yıl kariyerinizi geliştirmek için yeni bir beceri öğrenmeyi hedefliyorsanız, bu 6 alışkanlık sizin için faydalı olacak demektir.


1) Süper öğreniciler çok okurlar

Okumak bize; tarihin içinde dolaşma, fikirlere, kavramlara, duygulara ve bilgi dağarcığımıza daha derin bir açından bakma özgürlüğü verir.
Kitap okurken beyniniz, okuduğunuz materyalin türüne bağlı olarak büyüyor, değişiyor ve yeni bağlantılar kazanıyor. Öğrenmek konusunda yetenekli olan insanlara baktığımızda çok okuduklarını görürüz.
Elon Musk günde bir-iki kitap okuyor. yılda 50 kitap okuyor. Mark Zuckerberg iki haftada en az bir kitap okuyor. Warren Buffett günde beş ila altı saatini; beş gazete ve 500 sayfalık kurumsal raporunu okuyarak geçiriyor.


2) Süper öğreniciler öğrenmeyi bir süreç olarak görürler

Öğrenmek bir yolculuktur, yeni bir bilgidir, ancak bir varış noktası değildir. Bu zevkli yolculuk yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Herhangi bir konuyu, fikri veya yeni bir zihniyeti anlamak sadece keskin bir gözlemi değil, sürekli bir merak duygusu gerektirir.
IBM’den Sonia Malik, “Bir öğrenme yolculuğu, belirli bir rol ve / veya teknoloji alanı için beceri kazanmak amacıyla kullanılabilecek resmi ve gayri resmi öğrenme varlıklarından oluşan derlenmiş bir koleksiyondur” diyor.
Öğrenmek, genellikle artan kazançlara kendini amorti eden bir yatırımdır. Değişen iş dünyasında; vazgeçilmez olmak ve gelişmek istiyorsanız öğrenmek her zamankinden daha fazla işe yarayacaktır.
Süper öğreniciler sürece değer verir. Öğrenme konusunda net bir hedefleri yoktur ve tutarlı bir iyileşme ararlar. (Yeni prensipler, süreçler, dünya görüşleri, düşünme modelleri vb.)


3) Büyüme zihniyetini benimserler

Büyüme zihniyetini benimsediyseniz doğru yoldasınız demektir. Bu düşünce, Dr. Carol Dweck tarafından geliştirilen; zeka, yetenek ve performansınızı artırabileceğinize olan inancınız etrafında dönen bir öğrenme teorisidir.
Modern teknolojileri tartışan çalışmaları ile tanınan yazar, fütürist ve iş insanı Alvin Toffler şöyle diyor: “21. yüzyılın okuma yazma bilmeyenleri okuma yazma bilmeyenler değil, öğrenemeyenler olacaktır”.
Bu yaklaşımı benimsemek, hayatta en çok arzu ettiğiniz hedeflere daha fazla odaklanmanıza yardımcı olabilir. Yeteneklerinizi öğrenme ve geliştirme fırsatlarını daha kolay görebilmenizi sağlayabilir.
Açık fikirli olmak, daha iyi bilgi edinmek ve gerektiğinde uygulama yeteneğine sahip olmak hayatınızı ve kariyerinizi önemli ölçüde geliştirir.


4) Süper öğreniciler başkalarına bildiklerini öğretirler.

Araştırmaya göre, öğreniciler kavramı bir başkasına açıklarken, öğretirken veya pratikte denerken öğrendiklerinin yaklaşık %90’ını kalıcı hale getiriyorlar.
Başkalarına bildiklerinizi öğretmek; yeni bilgileri öğrenmenin ve hatırlamanın en etkili yollarından biridir. Psikologlar, buna “geri çağırma pratiği ” diyor. Daha güçlü bellek izleri oluşturmanın en güvenilir yollarından biridir.
Başkalarına bir konuyu basit terimlerle öğreterek öğrenin, böylece bilginizdeki eksiklikleri hızlıca belirleyebilirsiniz. Bu alışkanlık, ünlü fizikçi Richard Feynman tarafından üretilen zihinsel bir modeldir.
, James Gleick’in eseri “Genius: The Life and Science of Richard Feynman” kitabında da açıkça ortaya konulmuştur. Bilginizin nihai testi, onu başka birine aktarma kapasitenizdir. Bilgiyi öğrenmenin, işlemenin, tutmanın ve hatırlamanın en iyi yolu %50 öğrenmek ve %50 paylaşmaktır. Bu tekniği denemek isterseniz; bir kitabı tamamlamak yerine, yüzde 50 okumayı ve devam etmeden önce öğrendiğiniz temel fikirleri hatırlamayı, paylaşmayı veya yazmayı deneyin.


5) Etkili öğreniciler beyinlerine özen gösterirler

Herkes mümkün olduğunca uzun süre aktif bir yaşam sürmek ister. Ancak bu isteğin gerçekleşmesi güçlü beyin sağlığına bağlıdır. Beyninizi sağlıklı tutmak zekanızın keskin kalmasını sağlar. Beyniniz için yaptığınız veya yapmadığınız şeyler, hafıza, bilgi işleme ve bilgi alma yöntemlerinizi önemli ölçüde değiştirebilir.
; bilişsel düşüşün yavaşlamasıyla ilişkili çok sayıda yiyecek yemek anlamına gelir. Örneğin, yaban mersini, sebzeler (lahana gibi yeşillikler, ıspanak, brokoli) kepekli tahıllar, balık ve baklagillerden protein almak ve sağlıklı doymamış yağları tüketmek.
Meyve ve sebzeler, beyin hücrelerinde aşınma ve yıpranmaya neden olan yaşa bağlı oksidatif stresle mücadele ediyorlar. Onları korumak için hiçbir şey yapmazsak beynimiz doğal olarak gerilemeye başlayacaktır. Bununla birlikte, erken müdahale ederseniz gerileme sürecini yavaşlatabilirsiniz. Sağlıklı bir beyni korumak, hasarlı bir beyni onarmaya çalışmaktan çok daha kolaydır.


6) Sık sık kısa molalar verirler

Çalışma süresi, öğrenmek ve kalıcı olarak beyninize kaydetmek istediğiniz bilgiler için çok önemlidir. Yapılan son , sık sık kısa molalar vermek, bilgileri daha iyi öğrenmenize ve hatta hatırlama oranınızı artırmanıza yardımcı olabiliyor.
Ulusal Nörolojik Bozukluklar Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Leonardo G. Cohen, “Herkes yeni bir şey öğrenirken ‘pratik yap, pratik yap, uygula’ sisteminin gerekli olduğunu düşünüyor. Bunun yerine öğrenmek için sıklıkla dinlenmenin, belki de bahsedilen sistem kadar kritik olduğunu gördük ”diyor.
Kaliteli ve sık molalar beynin bilgileri sindirip kalıcı hale getirmesine yardımcı olacaktır. Zaman içinde ne öğrenirseniz öğrenin, daha iyi sonuçlar almak için dinlenme aralıklarınızı optimize etmek önemlidir.
Louisiana Eyalet Üniversitesi Akademik Başarı Merkezi’ndeki uzmanlar, çalışmak için 30-50 dakikalık oturumlar önermektedir. Lisansüstü asistan Yardımcısı Ellen Dunn , “30 dakikadan az çalışmak yeterli değildir, ancak 50 dakikadan fazla çalışmak da beyninize bir kerede yüklemek için çok fazla bilgi birikmesine sebep olur” diyor.
Beyninizin sinir ağlarının bilgileri işlemesi gerekir, bu nedenle öğrenmenizi belirli aralıklara yaymak, yeni bilgileri daha verimli bir şekilde ezberlemenize yardımcı olacaktır. Beyninize öğrenmek kadar dinlenmek ve iyileşmek için de yeterli zamanı vermeyi ihmal etmeyin.

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Nasıl Dahi Olabilirsiniz?

İnsanların çoğu bunun doğuştan geldiğini ve çok da fazla değiştirilemez olduğunu düşünse de zekanızı arttırmak için yapabileceğiniz çok şey var.
YouGov’un ABD’deki , insanların çoğu ortalama bir Amerikalıdan daha akıllı olduğuna inanıyor. Oysa IQ’ya gelince, çoğumuz gerçekten ortalama 80-119 puan aralığına düşüyoruz. Bu sayı 20’li yılların başında zirve yapıyor. Her ne kadar biz yaşlandıkça genelde sabit kalsa da bu, potansiyelinizin de sabit olduğu anlamına gelmez.
“Zeka arttırılabilirdir ve oldukça çarpıcı bir biçimde” diye yazıyor İrlanda Ulusal Üniversitesi’nden Psikolog Bryan Roche.
“The Genius in All of Us” kitabının yazarı David Shenk, herhangi bir bireyin gerçek zihinsel sınırlamalarını herhangi bir yaşta belirlemenin neredeyse imkansız olduğunu söylüyor. Herkesin dahi potansiyelinin ya da en azından daha iyi olma potansiyelinin olduğunu belirtiyor. Dolayısıyla zekasal üstünlüğün doğuştan geldiği efsanesini artık bir kenara bırakmak gerekiyor. David Shenk kitabının bir kısmında şunları ele alıyor:

“Doğuştan gelen hediyelere ve sınırlara olan inanç, ruh üzerinde çok daha çekingendir: Harika bir opera şarkıcısı olmamanın nedeni, olamayacağın içindir. Yetenekleri doğuştan olarak düşünmek, dünyamızı daha yönetilebilir, daha konforlu hale getirir. Beklentiler içindeki bir insanı rahatlatır.”

Ortalama bir insandan daha akıllı olmak mı istiyorsunuz? Buna sadece “mümkün” demek bile yanlış. Yani bu sandığınızdan çok daha ulaşılabilir bir şey. Zeka dediğimiz şey bilgi ve becerileri edinme ve uygulama yeteneğidir. Akıl yürütme, problem çözme, bilgiyi hatırlama ve yaratıcı olma yeteneklerini de içerir. Zekanızı arttırmak iş yapma isteğinizi de arttırır.
Derse girmek ve kitap okumak yeni bir şey öğrenmek için iki yol olsa da, işte beyin gücünüzü artıran, öğrenmeyi kolaylaştıran ve sizi mükemmelliğe götüren altı şaşırtıcı alışkanlık:

1) Hafızanızı Eğitin

Bunun bir çok yöntemi var.
Mesela California Üniversitesi’nde profesör olan Susanne Jaeggi, olarak bilinen bir aktivitenin, önceki bilgilerden bağımsız olarak yeni problemlere sebep olma ve problemleri çözme yeteneği olan sıvı zekasını arttırdığını tespit etti.
İlgili İçerik:
İlgili İçerik:


2) Kendinize Yeni Bakış Açıları Kazandırın

Zekayı arttırmanın bir başka yolu da ağınızı genişletmek ve diğer kişilerin bakış açılarını değerlendirmektir. Öğrenme, kendinizi yeni bilgilere maruz bırakma eylemidir ve yeni insanlarla tanışmak, özellikle bakış açıları kendinizle çelişiyorsa bu süreci kolaylaştırır.
İlgili İçerik:
İlgili İçerik:


3) Motivasyonlar Yaratın

“Nadir bir başarı, bir motivasyon kaynağıdır” diyor Shenk.
Motivasyon bilinçli veya bilinçsiz olabilir ve ilham, çaresizlik, intikam veya gelecekteki pişmanlık gibi çeşitli kaynaklardan oluşabilir.
İlgili İçerik:
İlgili İçerik:


4) Kardiyovasküler Egzersizler Yapın

İsveç’teki Göteborg Üniversitesi’nde yapılan , kardiyovasküler zindelik, sözlü zekanızı artırabilir ve uzun süreli hafızayı güçlendirebilir.
Ulusal Bilimler Akademisi, Bildiri Kitabı’nda aynen şöyle yazıyor:

“Artan kardiyovasküler kondisyon, daha iyi bilişsel skorlarla ilişkilendirildi. Buna karşılık, kas kuvveti yalnızca zeka ile zayıf bir şekilde ilişkilendirildi.”


5) Video Oyunları Oynayın

Zaman harcamak için iyi bir yol gibi görünse de video oyunları aslında nöronların büyümesini tetikleyebilir. Mekansal oryantasyondan, hafıza oluşumundan ve stratejik planlamadan sorumlu beyin bölgelerinde bağlantıyı destekleyebilir. Berlin’deki Max Planck İnsani Gelişme Enstitüsü ve Charité Üniversitesi Tıp Enstitüsü’nde yapılan araştırmacılar, Süper Mario gibi video oyunlarının, duyusal, algısal ve dikkat çekici görevleri geliştirerek beynine fayda sağladığını buldular.
Video oyunları, yaşlanmanın beyindeki olumsuz etkilerini tersine çevirebilir. California, San Francisco Üniversitesinde yapılan bir başka araştırmacılar, özel olarak tasarlanmış bir 3 boyutlu sürüş video oyununun çoklu görev yapma ve yaşlı yetişkinlerde odaklanma gibi zihinsel becerileri artırdığını buldular. Oyun, tipik olarak yaşla birlikte azalan bilişsel bir yetenek olan kısa süreli hafızalarını geliştirdi.
İlgili İçerik:


6) Meditasyon

Dikkatli meditasyon, Oregon Üniversitesi ve Texas Tech Üniversitesi’nin Nörogörüntüleme Enstitüsü’nden , beyindeki nöroplastisiteyi artırabilir.
Beş gün süren bu araştırmaya katılanlar nefes, duruş ve zihinsel görüntülere odaklanarak ilerleyen 20 dakikalık (günlük) rehberli meditasyon yaptı. Araştırmacılar, uygulamanın beynin verimliliğini artırdığını, dikkati ve sıvı zekasını önemli ölçüde geliştirdiğini buldular.
İlgili İçerik:

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com