Bizimle iletişime geçin

Kadın

Dekolte Kırışıklığı Neden Olur? Göğüs, Boyun ve Dekolte Kırışıklığına Ne İyi Gelir?

Yüz, eller ve bacaklar gibi vücudun hemen her noktasındaki kırışıklıklar için onlarca cilt bakım çözümü olsa da yaşlanma belirtilerinin en yoğun olduğu dekolte bölgesi göz ardı edilebiliyor. Göğüs, boyun ve dekolte bölgesindeki kırışıklıklar sinsice ortaya çıkar ve aslında bu olduğunda evde yapılacak çok az şey vardır. Ancak yine de kırışıklıkların nedenini bilmek ve bu doğrultuda önlem almak, pürüzsüz bir cilt konusunda işinize yarayabilir.

Dekolte Kırışıklığı Neden Olur? Göğüs, Boyun ve Dekolte Kırışıklığına Ne İyi Gelir?

Yüz, eller ve bacaklar gibi vücudun hemen her noktasındaki kırışıklıklar için onlarca cilt bakım çözümü olsa da yaşlanma belirtilerinin en yoğun olduğu dekolte bölgesi göz ardı edilebiliyor. Göğüs, boyun ve dekolte bölgesindeki kırışıklıklar sinsice ortaya çıkar ve aslında bu olduğunda evde yapılacak çok az şey vardır. Ancak yine de kırışıklıkların nedenini bilmek ve bu doğrultuda önlem almak, pürüzsüz bir cilt konusunda işinize yarayabilir.

Dekolte bölgenizdeki kırışıklıkların fazlalaştığını gördüyseniz, bu manzara sizin için moral bozucu olabilir. Öncelikle, göğüs, boyun, dekolte bölgesi veya yüzünüzdeki kırışıklığın herhangi bir sağlık riski oluşturmadığını bilerek derin bir nefes alabilirsiniz. Cilt kırışıklıkları, yaşlılığa bağlı olarak hemen herkesin başına gelen engellenmesi zor hatta imkansız olan bir durumdur. Bununla birlikte, bazı etkenler cildin erken yaşlarda kırışarak kıvrımlı bir görünüm almasına neden olabilir. Söz konusu faktörleri bilerek bu doğrultuda önlem almanız, cilt kırışıklığını mümkün olduğunca ötelemenizi ve uzun yıllar genç bir görünüme sahip olmanızı sağlayabilir. Ek olarak, dekolte bölgesi, göğüsler ve boyun gibi mevcut kırışıklıklarınızın şiddetini azaltabilir. Öyleyse, bu istenmeyen görünüme nelerin sebep olduğuna bakalım ve iyi gelebilecek birkaç öneriyle birlikte tedavi yöntemlerini sıralayalım…

Cilt Kırışıklığı Neden Olur?

Özellikle göğüs bölgesindeki, boyundaki ve göbek çevresindeki kırışıklıklar söz konusu olduğunda bunun en büyük nedeni vücuttaki hacim kaybıdır. Hızlı kilo verme sonrasında deri katlanarak çizgileri oluşturur. Ayrıca, yaşlılığa bağlı olarak vücudunuz kolajen üretimini yavaşlatmış ve cildiniz elastikiyetini kaybederek kırışmaya meyilli hale gelmiş olabilir. Bunlara ek olarak, aşağıdaki faktörler nedeniyle de dekolte bölgenizde veya çevresinde kırışıklıklar ortaya çıkmış olabilir.

Güneşin UV ışınları: Göğüslerin, göğüs derisini aşağı doğru çekmesi nedeniyle, dekolte bölgesi kırışmaya karşı zaten hassas bir yapıdadır. Mayo veya bikini giyerek güneşlenmek ya da göğüs dekolteli kıyafetleri tercih etmek, kırışmaya elverişli olan bu bölgelerdeki çizgileri daha belirgin hale getirebilir. Nitekim, güneşin UV ışınları serbest radikaller üreterek cildinizdeki elastin liflerini parçalayabilir. Bu olduğunda, başta hassas bölgeleriniz olmak üzere tüm vücudunuzda kırışıklıklar meydana gelebilir.

Güneş ışınlarının dik geldiği öğle saatlerinde güneşlenmekten kaçının ve yüksek faktörlü koruyucu güneş kremi kullanmayı ihmal etmeyin.

Hamilelik: Kulağa şaşırtıcı gelse de anne sütünün üretimi hamileliğin ortalarında başlar. Bu, göğüslerinizin eskiye nazaran daha fazla dolgunlaşacağı ve hacim kazanacağı anlamına gelir. Tahmin edeceğiniz üzere, emzirme döneminin ardından memelerdeki dolgunluk giderek azalır. Ciltteki bu ani hacim değişikliği, hem göğüslerinizde hem de göğüs çatalınızda kırışıklığa neden olabilir.

Sigara, nargile ve diğer tütün ürünleri: Hemen ve acilen sigarayı bırakmanız için bir neden daha! Sigara ve türevi diğer tütün ürünlerinin bilinen zararlarına ek olarak bir diğer handikapı cilt kırışıklıklarında önemli rol oynamasıdır. Ölümcül toksinlerin bulunduğu sigara dumanı, serbest radikal üretimini teşvik ederek genç yaşlarda olsanız bile cildinizde kırışmalara yol açar.

Uyku pozisyonu ve yanlış sütyen seçimi: Göğüslerdeki sarkmaların ve kırışıklıkların bir diğer nedeni yer çekimidir. Özellikle iri göğüslere sahip bir kadınsanız ve her gece yan yatıyorsanız, göğüsleriniz bir yöne doğru sarkarak kırışıklık oluşmasına neden olabilir. Aslında bu uyku pozisyonu, yalnızca göğüslerinizdeki değil yüzünüzdeki kırışıklıkların da suçlusu olabilir. Yastığınız ve yüzünüz arasındaki sürtünme yıllar içinde kırışıklığa zemin hazırlar.

Önlem olarak, sırtüstü yatmayı tercih edebilir veya yüz kırışıklıkları için kırışıklık önleyici yastık kullanmayı deneyebilirsiniz. Ancak yine de bunların bir tedavi yöntemi olmadığını unutmayın.

Göğüs ve çevresindeki kırışıklıklar konusunda birincil suçlu olmasa da kayda değer bir diğer etken sütyenlerdir. Küçük beden sütyen kullanmanız, pres etkisiyle göğüslerinizi sıkar ve kırışıklık oluşturur. Benzer şekilde, ölçünüzden daha büyük bir sütyen kullanmanız ise göğüslerinizde sarkmaya ve sonrasında kırışıklığa yol açabilir.

Bazı kremlerin yan etkileri: Egzama veya sedef gibi bir cilt hastalığınız varsa, doktorunuz steroid kremleri veya diğer topikal ilaçları reçetelemiş olabilir. Bu ilaçların cilt üzerindeki yan etkilerinden biri kırışıklığa zemin hazırlayabilmeleridir.

Herhangi bir kremi doktorunuz reçetelediyse ve bu krem nedeniyle kırışıklığın arttığını düşünüyorsanız, doktorunuzun onayını almadan ilacınızı kesmeyin veya dozajını azaltmayın. Bunun yerine, doktorunuzla konuşarak aynı etkiye sahip başka bir ilacı reçetelemesini isteyebilirsiniz.

Genetik faktörler: Pek çok hastalığın genetik olarak geçebileceğini biliyoruz. Cilt kırışıklığı hayatı tehdit eden önemli bir sağlık sorunu olmasa da nesilden nesile aktarılabilir. Belirli bir yaşa geldiğinizde, cildinizde aniden kırışmalar ortaya çıkabilir veya genç yaşta olmanıza rağmen vücudunuzun bazı bölgelerinde kırışıklıklar olabilir.

Göğüs Kırışıklıkları Nasıl Geçer?

Kırışıklık sizin için rahatsız edici bir problemse ve bu yüzden dekolteli üst giysiler veya bikini giymekten kaçınıyorsanız, sorunu gidermek için aşağıdaki birkaç tedavi yöntemine ve çözüm önerisine göz atmak isteyebilirsiniz.

Lazerler: Kırışıklıkları tedavi etmek için CO2 lazerleri, cildi yüzeysel olarak buharlaştıran karbondioksit lazerleri ve diğer ablatif olmayan lazer tekniklerini duymuş olabilirsiniz. Bu tedaviler özellikle yüz kırışıklıklarının yönetimi için popülerdir ancak aynı zamanda güneş hasarından kaynaklanan göğüs kırışıklıklarını ve cilt rengini tedavi etmek için de kullanılabilir.

Doktorunuz hangi lazer tedavisini önerirse önersin, istediğiniz sonuçları elde etmek için büyük ihtimalle iki ila altı seans gitmeniz gerekecektir. Lazer tedavileri tek başına tipik olarak sarkma veya fazla cildi ele almazken, genellikle yüzeydeki kırışıklıkların giderilmesinde etkili olarak kabul edilir.

Kimyasal peeling: Kimyasal peelingler genellikle göğüs kırışıklıklarını tedavi etmenin en iyi yollarından biri olarak lanse edilir. Bu formüller, cildin en dıştaki katmanını çıkarmak ve daha genç, daha taze bir dermal katman ortaya çıkarmak için asidik kimyasal bileşenlerin (glikolik asit, laktik asit, salisilik asit, trikloroasetik asit gibi) kullanımını içerir. Bu tedaviler özellikle fotokimyasallara ve UV ışınlarına çok fazla maruz kaldıktan sonra cildinizi tehlikeye atabilecek aktinik güneş hasarını tedavi etme konusunda etkilidir.

Ne yazık ki, kimyasal peelingler herkese uygulanamaz. Genellikle koyu tenli kişiler için tavsiye edilmez ve çoğu zaman sarkmış cilt ve şiddetli kırışıklıkların tedavisinde tam sonuç vermeyebilir.

Enjeksiyon uygulamaları: Botoks ve Restylane gibi dermal dolgu maddeleri ve gevşetici maddeler genellikle yüzdeki derin kırışıklıkları gidermek için kullanılır. Ancak dekolte bölgesinde de kusursuz, kırışıksız bir cilt elde etmek için kullanabileceğiniz çok sayıda enjeksiyon vardır. Sizin için uygun olanı hakkında dermatologunuz bilgilendirme yapacaktır.

Göğüs kırışıklık dolgusunun en büyük dezavantajı, tıpkı yüz dolguları gibi kalıcı olmamasıdır. Uygulanan dolguya bağlı olarak, sonuçları altı aydan iki yıla kadar sürebilir. Sonuçları anında gözlemlenebilir ancak uzun vadeli kökten bir çözüm yolu değildir.

Losyon ve kremler: İnce çizgileri ve göğüs kırışıklıklarını düzeltmeye yardımcı olmak için kullanılabilecek yüzlerce yaşlanma karşıtı krem ​​satılıyor. Retinoidler, A vitamini, alfa hidroksil asitler (AHA), kinetin ve bakır peptidler  en iyi sonuç verme potansiyeli olan seçeneklerdir.

Birçok doktor, genellikle tretinoin içeren kırışıklık önleyici kremleri reçeteler. Bu tıbbi bileşen retinole benzer ve her ikisi de A vitamini ailesindendir. Yüz, göğüs ve boyundaki kırışıklıklar veya ince çizgilerin giderilmesi için etkilidir.

Kırışıklık için silikon göğüs pedi: Bu pedler % 100 tıbbi sınıf silikondan imal edilir. Kırışıklıklar, güneş lekeleri, yaşlanma belirtileri ve güneş hasarının neden olduğu diğer sorunlarla mücadele etmek için tasarlanmıştır. Kırışıklık giderici silikon pedlerin kullanımı kolaydır ve endişe duymanızı gerektirecek herhangi bir uygulamadan bağımsızdır.

Öte yandan, bu pedlerin işe yararlılığını kanıtlayan bilimsel bir çalışma olmadığını ve sonuçlarının belirsiz olduğunu bilmek önemlidir.

Kırışıklıkları Önlemek İçin Ne Yapabilirim?

Kırışıklıkları evde tedavi etmek zordur ve hatta çoğu insan bu kırışıklıklarla yaşamını sürdürmek zorunda kalır. Yapılacak en iyi şey, kırışıklıklar henüz oluşmadan veya mevcut çizgilerin şiddeti artmadan önlem almaktır. Bu doğrultuda, aşağıdaki birkaç öneri işinize yarayabilir.

  • Sağlıksız bir şekilde ani kilo vermekten kaçının.
  • Güneşin UV ışınlarından korunmak için yüksek faktörlü güneş kremi kullanın.
  • Su içmek için susamayı beklemeyin. Bol su içmeyi alışkanlık haline getirin.
  • Cildinizi nemli tutun, kurumasına izin vermeyin.
  • Başta sigara olmak üzere diğer tüm çevresel toksinlerden uzak durun.
  • C vitamini, E vitamini ve antioksidanlarla dolu yiyeceklere öncelik verin.
  • Düzenli spor yapın ve antrenmanlarınızda göğüs dikleştirme egzersizlerine yer verin.
  • Kan akışını uyarmak için nemlendirici kremlerle göğüslerinize nazikçe masaj yapın.
  • Sıcak su yerine ılık suyla duş alın.
  • Uygun beden sütyen kullanın.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

Alın Kırışıklığı Neden Olur? Alındaki Kırışıklara Ne İyi Gelir?

Alın kırışıklıkları, genellikle 30’lu, 40’lı veya 50’li yaşlara girerken ortaya çıkan yaşlanmanın can sıkıcı bir yan etkisidir. Bununla birlikte, alın kırışıklığı konusunda tek suçlunun yaşlılık olmadığını bilmek önemlidir. Nitekim, güneşin UV ışınları, sigara bağımlılığı, stresli bir yaşam sürdürmek ve genetik faktörler gibi bir dizi etken alnınızdaki istenmeyen çizgilere zemin hazırlayabilir.

Alın Kırışıklığı Neden Olur? Alındaki Kırışıklara Ne İyi Gelir?

Alın kırışıklıkları, genellikle 30’lu, 40’lı veya 50’li yaşlara girerken ortaya çıkan yaşlanmanın can sıkıcı bir yan etkisidir. Bununla birlikte, alın kırışıklığı konusunda tek suçlunun yaşlılık olmadığını bilmek önemlidir. Nitekim, güneşin UV ışınları, sigara bağımlılığı, stresli bir yaşam sürdürmek ve genetik faktörler gibi bir dizi etken alnınızdaki istenmeyen çizgilere zemin hazırlayabilir.

Cildinizdeki kırışıklıklar için her geçen gün daha fazla endişelenmeye başladıysanız bir dermatologdan randevu almanız en iyisidir. Ancak ilk iş olarak, alındaki kırışıklara neden olan etkenleri, onlardan gerçekten kurutulup kurtulamayacağınızı, iyi gelen ev çözümlerini, daha az görünmesini sağlama yollarını ve tedavi yöntemlerini bilmek isteyebilirsiniz. İşte, alın kırışıklığı konusunda aklınızdaki soru işaretlerini giderebilecek kapsamlı bir rehber…

Alın Kırışıklığı Hakkında Birkaç Hızlı Temel Bilgi

  • Alnınızda veya vücudunuzun herhangi bir yerinde olan kırışıklıklar normalde cildinizdeki yaşlanmanın bir sonucudur. Bununla birlikte, çevresel ve davranışsal faktörler de kırışıklıkların gelişimini hızlandırabilir.
  • Alın kırışıklıklarına neden olabilecek alışkanlıklardan en yaygını sigara içmek ve yeterli güneş koruması olmadan güneşte çok fazla zaman geçirmektir.
  • Tretinoin gibi topikal kremler, dermal dolgu maddeleri ve botoks gibi kozmetik çareler de dahil olmak üzere çeşitli tedaviler kırışıklıkları gidermeye yardımcı olabilir.
  • Henüz alın kırışıklığınız yoksa veya belirsiz bir şekilde hafif kırışıklığınız varsa, yaşam tarzınızda ve alışkanlıklarınızda birkaç değişiklik yapmak cildinizin gelecekte erken yaşlanmasını önleyebilir.

Alındaki Kırışıklıklar Neden Olur?

Alın, yüz, eller veya boyunda (aslında tüm ciltte) oluşan kırışıklıkların ilk sebebi ilerleyen yaştır. Bunun nedeni, yaş ilerledikçe doğal olarak kolajen ve elastin üretiminin azalıyor olmasıdır. Yaşlanma faktörüne ek olarak, diğer birkaç etken sürecin hızlı gelişmesine katkıda bulunabilir.

Yaşlanma: Öncelikle alın kırışıklığına neden olan en yaygın ana etkenden başlayalım; yaşlılık! Ne yazık ki, yaşlanma hayatın bir parçası ve bu önleyebilecek bir çözüm yok. Yaş ilerledikçe alın dahil tüm ciltte, gözle görülür çizgiler ortaya çıkar. Aslında bunun bilimsel bir açıklaması var. İlerleyen yaşla birlikte, önemli birer yapısal protein olan kolajen ve elastin üretimi azalır. Bu olduğunda, cilt daha az elastik hale gelir, kırışıklar veya ince çizgiler ortaya çıkar. Uzmanlar, her geçen yıl vücuttaki kolajen miktarının yaklaşık % 1 azaldığını söylüyor.

Güneşin UV ışınları: Güneşe çıkarak D vitamini almak (Yalnızca 10 ila 15 dakika güneşte kalmak D vitamini için yeterlidir) her ne kadar gerekli olsa da uzun süreli ve özellikle korumasız şekilde bu eylemi gerçekleştirmek cilt kırışıklıklarına neden olabilir. Dahası, cilt kanseri gibi ciddi hastalıkları geliştirme riskinizi artırır. Bu nedenle, özellikle güneş ışınlarının dik geldiği öğle saatlerinde dışarıda fazla zaman geçirmemek ve yüksek faktörlü güneş kremlerini kullanmak önemlidir.

Sigara içmek: Eğer sigara tiryakisi biriyseniz, hemen bırakmanız için işte bir neden daha! Sigara, nargile ve diğer tütün ürünlerinin tamamı, bilinen onlarca ölümcül zararlarınaa ek olarak, cilt kırışıklığına yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. (Kaynak) Sigara dumanındaki kimyasallar kolajen üretimini önemli ölçüde azaltarak erken yaşlanma ve cilt kırışıklığına neden olur.

Genetik faktörler: Görünüşünüzün diğer yönleri gibi alın kırışıklığı konusunda da genetik faktörler etkilidir. Aile geçmişinizde genç yaşta alın kırışıklığı olan birileri varsa erken yaşlarda alın çizgileri geliştirme riskiniz daha yüksektir.

Alın kırışıklıklarına neden olabilecek diğer etkenler, alkol kullanmak, sağlıklı beslenmemek, stresli bir yaşam sürdürmek ve kötü bir uyku düzenidir.

Alın Kırışıklığı Nasıl Giderilir?

Yaygın bilinenin aksine, alın kırışıklıkları belirli bir yaşta ortaya çıkmaz. Aslında, alnınızdaki kırşıklıklar ince çizgi şeklinde çoktan oluşmaya başladı ancak siz bunları çok belirgin olana kadar fark etmediniz bile! Yine de geç kalmış sayılmazsınız. Alındaki kırışıkları giderebilecek tıbbi tedaviler ve görünümünü azaltabilecek çeşitli yaşam tarzı değişiklikleri var.

Botulinum toksini tip A (Botox): Botox, Clostridium botulinum bakterisinden üretilen bir ilaçtır. Sinir uçlarında iletimi sağlayan maddelerin salınımını engellemek suretiyle beyinden kaslara sinir sinyallerini bloke ederek çalışır. Enjekte edildiği kasları geçici olarak felç eder ve böylelikle kasılamazlar. Başka bir ifadeyle, kaşlarınızı çattığınızda alnınız artık kırışmayacaktır.

Botoks enjeksiyonları 20 yılı aşkın bir süredir yüzdeki kırışıklıkları ve diğer yaşlanma belirtilerini tedavi etmek için kullanılıyor. Fiyatları farklılık gösterebiliyor ve ortalama olarak 6 ay civarında etkinlik süresi olduğu biliniyor.

Dermal dolgu maddeleri: Alın veya diğer bölgelerdeki kırışıklıklar için düşünebileceğiniz başka bir yöntem dolgu tedavisidir. Genellikle hyaluronik asit, polimetil metakrilat ve diğer maddeleri kullanan dermal dolgu tedavisi, çizgiler ve kırışıklıklar dahil yüzdeki yaşlanma belirtilerini gidermeye yardımcı olabilir.

Kırışıklık için dolgu tedavisinin önemli dezavantajlarından biri botoks gibi etkisinin geçici olmasıdır. Uygulanan dolgu maddesine bağlı olarak, genellikle birkaç ay ila birkaç yıl süren sonuçlar almanız muhtemeldir. İlerleyen süreçte, elde ettiğiniz görünümü korumak için daha fazla dolgu enjekte ettirmeniz gerekebilir.

Kimyasal peeling: Prosedür, cildin kontrollü bir şekilde soyulması ve uyarılması işlemidir. Kırışıklık ve diğer yaşlanma belirtilerinin yanı sıra su çiçeği izi gibi çukur izlerinin giderilmesinde de uygulanmaktadır. İşlem esnasında yüksek potens asit cilde yayılır, dış tabakayı giderir ve cildin görünümünü iyileştirir.

Dermabrazyon ve fotodinamik: Özel bir cihaz kullanılarak cildin üst tabakasını soyma işlemi olan dermabrazyon ve cildi gençleştirmek için lazer veya ışık kaynaklarının kullanıldığı fotodinamik (PDT), alın kırışıklığı için dermatologunuzla konuşabileceğiniz iki farklı çözüm yoludur. Öte yandan, alın kırışıklığınız derin çizgiler şeklindeyse veya şiddeti çok fazlaysa bu yöntemler istediğiniz tam sonucu vermeyebilir.

Alın germe ameliyatı: Alın germe estetiği, kırışıklıkları, sarkmaları veya cilt yaşlanmasının diğer belirtilerini ortadan kaldırmak için yapılan cerrahi bir işlemdir. Genellikle plastik cerrah tarafından yapılır. Etkili bir çözüm yolu olmasına rağmen uzun bir iyileşme süreci olabileceği unutulmamalıdır. Eğer bu yöntemle ilgileniyorsanız, operasyon ve sonrası hakkında kafanıza takılan tüm detayları doktorunuza sormaktan çekinmeyin.

Alnımdaki Kırışıklıkların Görünümünü Azaltmak İçin Neler Yapabilirim?

Alın kırışıklığını tamamiyle gidermek için bazı tıbbi yöntemler olsa da bunlar ciddi maliyeti olan işlemlerdir. Yukarıda sayılan bu seçenekler sizin için cazip bir fikir değilse, bazı yaşam tarzı değişiklikleri veya kremlerle alın çizgilerinizin görünümünü azaltabilirsiniz. İşte, kırışıklığı önlemek ve azaltmak için birkaç öneri.

Retinol içeren kremleri kullanmayı deneyin: Tretinoin (Tretin) gibi retinol içeren kremler kırışıklıkları daha az görünür hale getirmek için harika çalışır. Dahası, mevcut kırışıklıkların daha belirgin hale gelmesini önlemede de etkili olabilirler. A vitaminin hafif bir yan formülü olan retinol, kolajen üretimini destekleyerek cilt görünümünü iyileştirir.

Yeterince ve kaliteli uyuyun: Az ve kalitesiz uyumak yüzdeki yaşlanma belirtileriyle el ele gider. Araştırmalar, uykudan mahrum kalan kişilerin, normal uyuyanlara göre kırışıklıklar, ince çizgiler ve diğer yaşlanma belirtilerine sahip olma olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Ayrıca, mümkün olduğunca stresten uzak durun. Ek olarak, C vitamini ve linolenik asit (bir omega-3 yağ asidi) alımının cilt için hayli önemli olduğunu unutmayın.

Yüz kaslarınızı aşırı kullanmamaya çalışın: Alnınızdaki kaslar gibi belirli yüz kaslarını aşırı kullanmanız, mevcut kırışıklıkları derinleştirebilir ve zamanla yeni, kalıcı kırışıklıkların oluşmasına neden olabilir. Özellikle, frontalis ismiyle bilinen alın kaslarınızı kullanarak kaşlarınızı kaldırmayı içeren ifadelerden kaçının. Güneşli günlerde, gözlerinizi kısmamak için güneş gözlüğü taktığınızdan emin olun.

Yukarıda sayılanlara ek olarak, nemlendirici kremlerle cildinizi nemli tutmayı, bol su içmeyi, sağlıklı beslenmeyi ve alkol-sigara gibi kötü alışkanlıklardan uzak durmayı ihmal etmeyin. Alın çizgilerinizi geçici olarak gizlemek istiyorsanız fondöten gibi kapatıcı makyaj malzemelerini kullanmayı deneyin.

Okumaya devam et

Kadın

Adet Döneminde Siyah Kan Gelmesi Neden Olur?

Regl dönemindeki kanın koyu kahverengi veya siyah olması çoğu zaman endişe sebebi değildir ancak nadiren de olsa birkaç tıbbi durum nedeniyle menstrüasyon kanının rengi siyaha dönebilir. Adet döneminizde siyah renkte kan geldiğini fark ettiyseniz, kafanızdaki soru işaretlerini gidermek için okumaya devam edin…

Adet Döneminde Siyah Kan Gelmesi Neden Olur?

Regl dönemindeki kanın koyu kahverengi veya siyah olması çoğu zaman endişe sebebi değildir ancak nadiren de olsa birkaç tıbbi durum nedeniyle menstrüasyon kanının rengi siyaha dönebilir. Adet döneminizde siyah renkte kan geldiğini fark ettiyseniz, kafanızdaki soru işaretlerini gidermek için okumaya devam edin…

Adet olmak, hamilelik yokluğunda vücudunuzun uterus astarını temizleme yöntemidir. Genellikle 3 ila 7 gün arasında sürer ve zaman aralığı 3 ila 6 hafta arasında değişebilir. Ek olarak, dönem boyunca kanın renginin her zaman parlak kırmızı olması beklenmez. Örneğin, regl döneminin başlangıcında ve özellikle sonunda siyah kan gelmesi yaygın bir durumdur. Bunun nedeni, adet kanının uterustan atılma süresinin gecikmesiyle birlikte, oksitlenmesi ve doğal olarak renginin koyu kahverengi veya siyaha dönmesidir.

Yani, pedinize baktığınızda koyu kahverengi veya siyah kan gördüyseniz, bu sadece kanın daha eski olduğunun ve vücutta biraz daha uzun süredir beklediğinin bir işaretidir. Adet döneminin ilk ve son günlerinde siyah kan gelmesi herhangi bir sorun olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle panik yapmanıza gerek yoktur.

Menstrüasyon kanının bazen koyu kahverengi veya siyahımsı olması çoğunlukla normal kabul edilir ancak bu konuda bilmeniz gereken birkaç detay daha var. Nitekim, birkaç tıbbi durum adet döneminde siyah kan gelmesine neden olabilir…

Adet Döneminde Siyah Kan Gelmesinin Nedenleri

Bekleyen eski kan: Döneminizin ilk gününde ve özellikle son günlerinde adet kanamasının akış hızı yavaştır. Bu, adet kanının dışarı atılması için içeride daha uzun süre beklediği anlamına gelir. Adet kanama hızınız ne kadar yavaşsa ve dolayısıyla kan ne kadar eskiyse rengi o kadar koyulaşacaktır. Bunun nedeni, regl kanının oksitlenerek koyu renge bürünmesidir. Parlak kırmızıdan koyu kahverengiye dönüşen kan, son aşamada siyahımsı bir hale gelebilir. Güzel haber, periyodun ilk ve son günlerinde gelen siyah kan veya siyah pıhtı herhangi bir sorunun işaretçisi değildir, tedavisine gerek yoktur ve bu bağlamda endişe etmeniz gerekmez.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar: Bel soğukluğu veya klamidya gibi bakterilerin neden olduğu cinsel yolla bulaşan hastalıklar, adet kanının daha hızlı bozulmasına ve renginin koyulaşmasına neden olur. Ancak, böyle bir hastalığınız varsa, siyah adet kanı dışında bir dizi başka belirtiyi gözlemlemeniz muhtemeldir. Bunlardan bazıları, dönemler arasında lekelenme, vajinal kaşıntı, cinsel birliktelikte ağrı veya kanama, ağrılı idrar yapma, kötü kokulu akıntı ve yüksek ateştir. Cinsel yolla bulaşan bir hastalıktan muzdaripseniz uzman bir doktora başvurmanız gerektiğini unutmayın.

Lohusalık kanaması: Doğum sonrasında küçülmeye ve normal boyutlarına ulaşmaya çalışan rahminizin kanaması normaldir. İlk kanamanız küçük pıhtılar eşliğinde kırmızı ya da pembe renkli olabilir. Birkaç günün ardından kanın rengi giderek koyulaşmaya başlayabilir ve hatta siyahımsı renge bürünebilir. Bu durumdaki çoğu kadının kafasını karıştıran siyah kan aslında beklenen bir durumdur.

İmplantasyon (yerleşme) kanaması: Halk arasında ”üstüne görme” olarak da adlandırılan implantasyon, hamilelikte embriyonun rahim içerisine yerleşmesi esnasında meydana gelen hafif kanamadır. Genellikle kanın rengi pembemsi, kahverengimsi veya koyu kırmızımsıdır ancak kanın vajinadan çıkması biraz uzun sürerse rengi siyaha dönüşebilir.

Ancak bu kanama, hamileliğin ileri bir döneminde ortaya çıkarsa veya karın ağrısı, baş dönmesi veya aşırı yorgunluk gibi diğer semptomlar eşlik ederse, dış gebelik veya düşüğe işaret edebilir. Bu durumda zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna gitmek önemlidir.

Duygu durum değişiklikleri: Son günlerde duygusal durumunuzda aşırı stres veya depresyon gibi bazı değişiklikler olduysa uterus astarınızdaki hücrelerin soyulmasını gecikmiş ve bu bağlamda kan oksidasyonunu kolaylaştırarak adet kanınızı daha koyu hale getirmiş olabilir.

Kanamayı nispeten engelleyebilecek tıkanıklık: Vajinanıza herhangi bir cisim sıkıştıysa siyah adet kanı geldiğini görebilirsiniz. Nadiren görülen bu durum, unutarak ikinci bir tampon yerleştirilmesi, prezervatifin kaçması veya doğum kontrol ekipmanlarının tıkaması gibi az rastlanabilecek senaryolar nedeniyle olabilir.

Hormonal değişiklikler ve perimenopoz: Menopozun bir önceki evresi olan perimenopoz ve hatta tiroid sorunları nedeniyle oluşan hormonal değişiklikler adet renginin koyulaşmasına ve az miktarlarda gelmesine neden olabilir. Perimenopoz genellikle 40’lı yaşlarda başlar ve 10 yıl kadar sürebilir. Bu dönemde, bazı kadınlar yoğun adet kanaması deneyimlerken, daha yaygın olarak kanamanın şiddeti azalır ve buna bağlı olarak kanın rengi koyulaşabilir.

Adet kanının tutulması (hematokolpos): Adet döneminde siyah kan gelmesinin nadir nedenlerinden biri, kızlık zarı veya vajinal septum nedeniyle adet kanının tutulmasıyla oluşan hematokolpos ismindeki patolojik durumdur. Tıkanma nedeniyle adet kanı tam olarak dışarı atılamaz ve sonuç olarak, bekleyen kanın rengi siyaha dönebilir. Ayrıca, nadiren de olsa siyah adet kanının rahim ağzı kanserinin belirtilerinden biri olabileceğini bilmek önemlidir.

Ne Zaman Doktora Gitmeliyim?

Adet kanamasındaki değişiklikler çoğu zaman normaldir ve herhangi bir soruna işaret etmez. Ancak, aşağıdakiler gibi başka belirtiler ortaya çıkarsa bir jinekologdan randevu almayı ihmal etmeyin.

  • Adet dönemim 7 günden fazla sürüyor
  • 3 aydan fazla süredir adet olmuyorum
  • Dönemler arasında kanamam oluyor
  • Vajinal bölgemde ağrı var
  • 38,5ºC’nin üzerinde ateşim var
  • Baş dönmesi yaşıyorum
  • Cildimde soluk veya solgun bir görünüm oluştu

Ek olarak, özellikle hamileliğin ileri dönemlerinde pıhtılarla birlikte veya yoğun miktarlarda koyu renkli kanamanız oluyorsa doktora gitmeniz gerektiğini unutmayın.

Siyah gelen adet kanı bir kadının periyodun ilk ve son günlerinde normaldir. Nadir durumlarda daha büyük bir sorunun belirtisi olabilir. Yukarıda belirtilen koşullardan herhangi birine sahip olduğunuzdan şüpheleniyorsanız, bir sağlık kuruluşundan randevu alın. Herhangi bir tıbbi durum nedeniyle gelen siyah adet kanının tedavisi öncelikle buna neyin sebep olduğuna bağlıdır.

Okumaya devam et

Kadın

Koltuk Altı Kılları Nasıl Alınır? Koltuk Altı Tüylerini Alma ve Azaltma Yolları

Sıcak yaz ayları için kolsuz elbiseler veya havadar üst giysisiler biçilmiş kaftan olabilir ancak uzayan koltuk altı kıllarınız aklınıza geldiğinde farklı bir gardırop seçimi yapmak zorunda kalabilirsiniz. Dahası, koltuk altındaki kıllar fazladan ter dökmenize ve rahatsız edici bir kokuya neden olabilir. Güzel haber, tüm bu olumsuz senaryolardan kurtulmanızı sağlayabilecek birkaç kolay ev çözümü var.

Koltuk Altı Kılları Nasıl Alınır? Koltuk Altı Tüylerini Alma ve Azaltma Yolları

Sıcak yaz ayları için kolsuz elbiseler veya havadar üst giysisiler biçilmiş kaftan olabilir ancak uzayan koltuk altı kıllarınız aklınıza geldiğinde farklı bir gardırop seçimi yapmak zorunda kalabilirsiniz. Dahası, koltuk altındaki kıllar fazladan ter dökmenize ve rahatsız edici bir kokuya neden olabilir. Güzel haber, tüm bu olumsuz senaryolardan kurtulmanızı sağlayabilecek birkaç kolay ev çözümü var.

Vücut kılları söz konusu olduğunda dünya genelindeki çoğu toplumun ortak noktalarından biri, hem erkek hem de kadınlardaki uzayan koltuk altı kıllarının itici bulunmasıdır. Bununla birlikte, her birey kendisi için uygun olan tüy alma yöntemini uygular. Ancak, koltuk altı kıllarını almanın alışkın olduğunuzdan daha iyi bir yolu olabilir. Yönteminizi değiştirmeniz, potansiyel olarak zamandan ve enerjiden tasarruf etmenizi sağlarken, batık kıllar, jilet tahrişi, kaşıntı ve kızarıklık gibi sorunlarınızı ortadan kaldırabilir.

Öte yandan, istenmeyen tüyleri almak konusunda her yöntemin kendine özgü avantajı ve dezavantajı olduğunu bilmelisiniz. Yani, ne yazık ki handikapı olmayan hiçbir tüy alma yöntemi yok. Ancak yine de size en uygun olan seçeneği bulmak için farklı alternatiflere ve tüyleri azaltmak için deneyebileceğiniz ev çözümlerine göz atmak isteyebilirsiniz. İşte, koltuk altı tüylerinin alınması ve azaltılması konusunda detaylı bir rehber…

Koltuk Altı Kıllarını Alma Yöntemleri

Koltuk altı, cildin diğer bölgelerine göre daha hassas olduğu için kılların temizliği esnasında veya sonrasında geçici de olsa bazı sorunlar yaşayabilirsiniz. Bu nedenle, size uygun yöntemi tercih etmeniz ve birkaç püf noktasına dikkat etmeniz önemlidir.

Jiletle tıraş etmek: Öncelikle hem erkek hem de kadınların en sık kullandığı geleneksel yöntemle başlayalım; tıraş bıçağı! Kılların çabuk uzaması sizin için sorun değilse ve acısız, pratik bir yöntem arıyorsanız en ideal seçenek koltuk altı tüylerini jiletle tıraş etmektir.

  • Duş esnasında koltuk altı bölgenizi köpürtmek için bir vücut yıkama ürünü kullanın.
  • Tıraş bıçağınızın kör olmadığından emin olun.
  • Kolunuzu kaldırarak koltuk altı bölgesini tüylerin çıktığı yönde tıraş edin. Çok hassas bir cildiniz yoksa, pürüzsüz bir tıraş için jileti tüylerin çıkış yönünün tersine doğru sürebilirsiniz.
  • Tahrişe neden olabileceğinden, tıraş bıçağını aynı noktaya defalarca sürmeyin.
  • Su ile durulayın, kurulayın ve cildi yatıştırmak için nemlendirici uygulayın.

Artı ve eksileri: Tamamiyle acısızdır ve tüyleri almanın hızlı bir yoludur. En çok birkaç gün içinde kıllar yeniden uzar, kaşıntıya, batık kıllara ve koltuk altı derisinin kararmasına neden olabilir.

Ağdayla almak: Koltuk altı kıllarından kurtulmak için yaygın kullanılan bir diğer yöntem ağdadır. Hem güzellik salonlarında hem de ev ortamının mahremiyetinde kolayca yapılabilir. Tercihe göre geleneksel çam sakızı ağdaları veya yeni nesil ağda bantlarını kullanmak mümkündür.

  • Cildinizi yumuşatmak için koltuk altı bölgesini ılık su ve yumuşak sabunla yıkayın.
  • Nemi silin ve pudra uygulayın.
  • Ağdanızı ısıtarak hazır hale getirin.
  • Kolunuzu kaldırıp cildinizi gerin.
  • Tahta spatula ile ağdayı tüylerin çıkış yönüne doğru yayın.
  • Ağda bezini üzerine sıkıca bastırın.
  • Tek bir hızlı hamleyle ağda bezini tüylerin çıkış yönünün tersine doğru çekin.
  • Ağda temizleme yağı ile cildinizdeki yapışkanlığı silin.
  • Hazır ağda bantları için paket üzerindeki talimatları uygulayın.

Artı ve eksileri: Kılları kökünden aldığı için daha geç çıkar, cilde pürüzsüz bir doku verir ve uzun vadede tüylerin miktarını azaltabilir. Oldukça acı vericidir, kızarıklığa ve batığa neden olabilir.

Tüy dökücü krem kullanmak: Koltuk altı kılları dahil istenmeyen tüylerden kurtulmanın yollarından biri de tüy dökücü krem veya spreylerdir. Kılların keratin olarak bilinen lifli proteinlerini parçalayan tiyoglikolik asit ve potasyum hidroksit gibi aktif kimyasallar içeren bu ürünler hızlı olduğu kadar etkili sonuç vermesiyle bilinir.

  • Su ve sabun ile koltuk altı bölgenizi yıkayıp kurulayın.
  • Kremi uygulayın ve paket üzerinde belirtilen süre boyunca bekletin.
  • Nemli bir bez veya spatula kullanarak kremi temizleyin.
  • Yıkayıp kuruladıktan sonra cildinizi nemlendirmek için losyon uygulayın.

Artı ve eksileri: Acısızdır ve birkaç dakika içinde sonuç verir. Kıllar çabuk çıkar, cildi koyulaştırabilir ve bazı kişilerde alerjik reaksiyona yol açabilir.

Epilatör aleti kullanmak: Eğer bir epilatör aletiniz varsa koltuk altı tüylerinizden kurtulmak iyi bir ekipmana sahipsiniz demektir. Epilatör kullanmak biraz can yaksa da tatmin edici pürüzsüz sonuçları için uygulamaya değer bir yöntemdir.

  • Cildinizi yumuşatmak için ılık su ile banyo yapın. Bu, kılların alınmasını daha az ağrılı ve daha kolay hale getirir.
  • Cihazın ayarlarını en düşük seviyeye ayarlayın.
  • Kolunuzu kaldırıp cildinizi gerdirin ve epilatörü 45 derecelik (bacak için 90) bir açıyla tutun.
  • İşlem esnasında epilatörü kılların çıkış yönünün tersine doğru hareket ettirin.
  • Nemlendirici krem sürerek cildinizi yumuşatın.

Artı ve eksileri: Ağda yönteminde olduğu gibi kıllar daha geç uzar, verimli ve hızlıdır. Can yakıcı olmasının yanı sıra batık kıllara neden olabilir.

Lazer epilasyon: Yukarıda sayılan yöntemler her ne kadar düşük maliyetli ve pratik olsa da koltuk altı kıllarından tamamiyle kurtulmak için kesin çözüm değildir. Koltuk altı kıllarınıza sonsuza kadar elveda demek için lazer epilasyon yöntemini düşünebilirsiniz. Bu yöntem aslında yüksek ısılı lazerlerle foliküllere zarar verme işlemidir. Koyu kıllara ve açık tene sahip olan kişilerde en iyi sonucu verir.

Lazer epilasyona alternatif bir diğer kalıcı çözüm elektrolizdir (iğneli epilasyon). Prosedürün tamamlanması için en az birkaç seans gidilmesi gerekir ve göreceli olarak acılı ve pahalı bir işlemdir.

Artı ve eksileri: Lazer epilasyonun tamamlanmasının ardından istenmeyen tüylerinizden en az % 85 oranında kurtulmuş olursunuz ve nispeten ağrısızdır. Öte yandan, lazer epilasyon pahalı bir seçenektir. Ayrıca, kıl kalınlığı ve yoğunluğuna bağlı olarak 4 ila 8 seans gitmeniz gerekebilir.

Koltuk Altı Kıllarımı Azaltmak İçin Ne Yapabilirim?

Koltuk altı tüylerinizin yoğunluğundan şikayetçiyseniz, kılları inceltmek ve yoğunluğunu azaltmak için aşağıdaki doğal ev çözümlerini denemek isteyebilirsiniz. Ancak, belirtilen tariflerin bir epilasyon yöntemi olmadığını ve hemen sonuç vermeyebileceğini unutmayın.

Bal ve Limon: 1 tatlı kaşığı tazı sıkılmış limon suyunu 2 yemek kaşığı süzme bal ile karıştırın. Koltuk altı bölgenize sürüp 15 ila 20 dakika bekletin. Haftada 2 – 3 kez uygulayabileceğiniz bu tarif, düzenli kullanım ile tüylerin incelmesini ve yoğunluğunu azaltabilir.

Bal ve Toz Şeker: Benzer bir tarif de bal yerine toz şeker kullanmaktır. Yarım limonun suyunu 1 bardak şeker ile karıştırın. Limon suyu şekeri eritecek miktarda değilse biraz su ilave edin. Son aşamada şeker eriyene kadar kısık ateşte karıştırın. Soğuduğunda koltuk altınıza sürün ve ağda yapar gibi tüyleri çekerek alın.

Zerdeçal ve Süt: Koltuk altı kıllarından doğal yollarla kurtulmak için 4 yemek kaşığı toz zerdeçalı 3 – 4 yemek kaşığı gül suyu veya süt ile karıştırıp koltuk altınıza sürün. Yarım saat bekletip yıkayın. Tercihinize göre haftada birkaç kez bu macunu uygulayabilirsiniz. En iyi sonuç için karışımı gece yatmadan önce uygulayıp sabaha kadar bekletin.

Mısır Nişastası, Şeker ve Yumurta Akı: Sarısını ayırdığınız bir yumurtanın beyazını, yarım yemek kaşığı mısır nişastası ve  1 yemek kaşığı toz şeker ile karıştırın. Kılların uzama yönüne doğru sürün. Macun kuruduktan sonra tüylerin çıkış yönünün tersine doğru soyun. Haftada 1 veya 2 kez tarifi uygulayın.

İlaç Kullanarak Koltuk Altı Kıllarımdan Kurtulabilir miyim?

Kılların uzamasını uyaran enzimlerin üretimini engelleyerek çalışan ve reçeteyle satılan eflornitin (Vaniqa) gibi kremler var. Ancak, bu kremler sıradan koltuk altı kılları gibi olağan durumlarda değil, daha çok hirsutizm olarak bilinen aşırı kıllanma rahatsızlığında kullanılıyor. Ayrıca, yanma ve kızarıklık gibi yan etkileri olduğu biliniyor. Bu nedenle, doktor tavsiyesi olmadan koltuk altı dahil istenmeyen tüylerinizden kurtulmak için reçeteli bir ilacı kullanmayın.

Diğer yandan, reçetesiz olarak satılan tüy azaltıcı krem, serum veya yağları kullanmayı düşünebilirsiniz. Bu ürünlerin işe yararlılığı her ne kadar tartışmaya açık olsa da istenmeyen tüyleriniz sizin için büyük bir sorunsa, sonuçları görmek için kullanımına bir şans vermek iyi bir fikir olabilir.

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com