Bizimle iletişime geçin

Kültür

En Temel Yoga Hareketleri – Yoga Vücudunuzu Nasıl Etkiliyor? Hangi Kasları Çalıştırıyor?

yoga hareketleri
Araştırmalar düzenli bir yoga uygulamasının fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığınızı önemli ölçüde geliştirebilen, esneklik, zindelik, denge, kas gücü ve omurga hareketliliğini içerdiğini kanıtlamıştır. Peki, yoga pozlarını yaparken hangi kasınız çalışıyor, nasıl etki ediyor biliyor musunuz? 15 yoga pozunda hangi kaslarınız çalışıyor? En temel yoga hareketleri neler birlikte bakalım.

En Temel Yoga Hareketleri


1) Aşağı Bakan Köpek (Adho Mukha Svanasana)

Aşağı Bakan Köpek
Bu poz, tüm vücudu çalıştıran, geren ve güçlendiren bir pozdur. Üstelik çoğu yoga türünün ana pozlarından biridir. Dört ayak üzerine çıkın. Bileklerinizi omuzlarınızın altında ve dizlerinizi de kalçalarınızın altında tutun. Ayak parmaklarınızı mata takın, ellerinizi yere bastırın ve bacaklarınızı düzleştirin. İhtiyacınız varsa, dizleri hafifçe bükebilirsiniz. Yaklaşık 5 nefes boyunca bu pozisyonda kalın.


2) Plank (Phalakasana)

plank
Yoga hareketleri arasında popüler bir poz olan Plank, göbeğinizi güçlendirmek için en iyi egzersizlerden biri olsa da, aslında tüm vücudunuzu çalıştırır. Önemli olan nefesinizi düzgün ayarlamak ve onu düzgün kullanmaktır. Birkaç Plank türü vardır. Hangisinin seviyenize uygun olduğunu seçebilirsiniz. Omuzlarınız doğrudan dirseklerinizin üzerinde olmalı, sırtınız düz durmalı. Eğer mümkünse bacaklarınızı yukarı kaldırın, aksi takdirde dizlerinizin üzerinde de kalabilirsiniz. Her iki durumda da, düz çizgiyi başınızın üstünden ayaklarınıza veya kalçalarınıza kadar tutmanız çok önemlidir.


3) Yukarı Doğru Plank (Purvottanasana)

Yukarı Doğru Plank
Yukarı Doğru Plank, üst vücudunuzu germenin yanı sıra kollarınızın, bacaklarınızın ve göbeğinizin gücünü arttırmak ve dengeyi iyileştirmek için çok iyi bir pozdur. Ayaklarınızla yüzleşirken ellerinizi arkanıza koyarak başlayın. Kalçalarınızı kaldırın, bir bacağınızı uzatın, ardından diğer bacağınızı ve ayak parmaklarınızı yere bastırın.


4) Genişletilmiş Yan Açı Pozu (Utthita Parsvakonasana)

Genişletilmiş Yan Açı Pozu
Bu poz, belin kenarlarını çalıştırmak ve bacakları güçlendirmek, kalçaları, hamstringleri, omuzları, göğsü ve omurgayı germek için tasarlanmıştır. Ayrıca akciğerleri açar, sindirimi iyileştirir ve stresi hafifletmeye yardımcı olur.
Ayaklarınızı bir bacak uzunluğunda birbirinden ayırarak başlayın. Sağ ayağınızı 90 derece çevirin. Kalçalarınızı arkaya doğru döndürün ve sağ elinizi ileri doğru uzatın. Eğilmeye başlayın ve sol elinizi gökyüzüne doğru esnetirken sağ elinizi ayak bileğinize, dizinize veya yere koyun. Sağ kolunuz ve sol kolunuz aynı doğrultudan olşun. Diğer bacağınızla aynı hareketi tekrarlayın.


5) Ağaç Duruşu (Vrksasana)

Ağaç Duruşu
Yoga dünyasında yeniyseniz, bu pozu uygulamak başlamak için iyi bir yerdir. Dengenizi geliştirecek ve size nasıl nefes alacağınızı öğretecektir. Ayrıca bacak kaslarınızı, ayak bileklerinizi ve iç uyluklarınızı güçlendirir.
Ayaklarınızla birlikte başlayın, sonra yavaşça sol dizinizi kaldırın. Sonra sol ayağı iç üst uyluğunuza veya iç alt baldırınıza yerleştirin (diz alanınızdan kaçınmaya dikkat ederek) ve kollarınızı gökyüzüne kaldırın. 8-10 nefes alın. Diğer bacağa geçin.


6) 1. Savaşçı (Virabhadrasana I)

1. Savaşçı
Bu poz aynı zamanda birçok yoga uygulamasında ana pozlardan biridir. Göbeğin ve tüm alt vücudun gücünü arttırmak için gereklidir, aynı zamanda kalça ve uylukları germek için de harikadır. Sağ ayağınızla büyük bir adım atın, ayağı matın üzerine düz olarak yerleştirin. Omuzlarınızı geriye doğru döndürün ve göğsünüzü kaldırın. Kollarınızı avuç içlerinizle birlikte kaldırın. 8-10 nefes alın, sonra diğer bacağa geçin.

7) 2. Savaşçı (Virabhadrasana II)

2. Savaşçı
Bir diğer son derece önemli olan yoga hareketlerinden 2. Savaşçı, kalçalarınızı ve iç uylukları germenize yardımcı olur ve dengeyi iyileştirmek için faydalıdır. Sindirimi iyileştirmeye ve sırt ağrılarını hafifletmeye yardımcı olabilir. Sol ayağınızı 90 derece, sağ ayağınızı 45 derece döndürün. Ön dizinizi bükün ve kollarınızı yanlara doğru uzatın, sağ elinize bakın. 8-10 nefes alın ve diğer tarafa geçin.


8) Oturarak Öne Eğilme (Paschimottanasana)

Oturarak Öne Eğilme
Bu poz, alt ve üst sırt ve hamstringleri germek için çok iyidir, tüm vücudu açar, rahatsız edici bir pozisyonda nefes almayı öğretir. Ayrıca baş ağrısı ve endişe ile baş etmenize yardımcı olur ve yorgunluğu azaltır. Bacaklarınızla birlikte oturmaya başlayın ve belinizden ileri doğru uzamaya başlayın. Maksimum esnemenize ulaştıktan sonra 8-10 nefes alın. Sırtınızı düz tuttuğunuzdan emin olun.


9) Köprü (Setu Bandhasana)

köprü
Yeni başlayanlar için bir başka önemli poz Köprü duruşudur. Bu duruş vücudun önünü germek ve vücudun arkasını güçlendirmek için harikadır. Ayrıca kan dolaşımını ve sindirimi iyileştirir, stresi hafifletmeye yardımcı olur. Ek olarak akciğerleri ve tiroid bezini açar.
Kalçanızı kaldırın ve 8-10 nefes bu pozda durun.

10) Çocuk Duruşu (Balasana)

Çocuk Duruşu
Çocuk pozu olarak da bilinen bu hareket, stres veya gerginlik gidermek için en iyi dinlenme pozudur, aynı zamanda sindirim için de çok iyidir. Mat üzerinde dizlerinizin üzerinde oturmaya başlayın, sonra elleriniz öne doğru uzanarak başınızı yere indirin. Ellerinizi yan taraflara da koyabilirsiniz. Ve sonra rahatlayın.


11) Kobra (Bhujangasana)

Kobra
Bu, sırtınızı düzleştirmek, göğsünüzü ve omuzlarınızı açmak için harika bir poz. Ayrıca belin sertliğini de azaltır. Aşağı doğru bakan köpek pozundan başlayın. Sonra Plank pozuna geçin. Dirseklerinizi bükün ve yavaşça yere indirin, omuzlarınızı geriye doğru yuvarlayın ve yavaşça sırtınızı kaldırın. 8-10 nefes alın.


12) Yay Pozu (Dhanurasana)

Yay Pozu
Bu poz vücudun tüm uzuvlarını çalıştırır. Tüm sırtı güçlendirir, duruş ve omurga esnekliğini geliştirir. Dizlerinizi bükün, uyluklarınızı yerden kaldırın. Sonra arka tarafınızdan ayak bileklerinizi tutun.. 8-10 nefes burada kalın.

13) Tekne Pozu (Navasana)

Tekne Pozu
Tekne Pozu stresten arınmanıza yardımcı olur. Sindirimi geliştirir, böbrekleri, tiroid ve bağırsakları uyarır. Uylukları ve beli güçlendirir. Oturmaya başlayın, dizlerinizi bükün, geriye yaslanın ve ayaklarınız kaldırın. Bu pozisyonda rahat hissediyorsanız, kollarınızı öne doğru uzatabilirsiniz. Vücudunuz V şeklinde olacak biçimde bacaklarınızı ayarlayın. 8-10 nefes alın.


14) Balık Pozu (Matsyasana)

Balık Pozu
Bu poz hamstringleri ve sırtı güçlendirir. Kalçaları ve göğüs kafesini açar. Sırt üstü yatarak, ayaklarınızı yerde tutarak ve dizlerinizi bükerek başlayın. Ellerinizi kalçalarınızın altına kaydırarak üst vücudunuzu kaldırın. Önkollarınızı ve dirseklerinizi vücudunuzun yanlarına yakın tutun ve üst sırtınızı yerden kaldırın.


15) Rüzgar Giderici Poz (Pavanamuktasana)

Rüzgar Giderici Poz
Bu poz, toksik maddelerden arınmanıza yardımcı olur. Arkanıza yaslanın ve her iki dizinizi göğsünüze yaklaştırın. Dizlerinizi ellerinizle tutarak alt karnınıza bastırın. Başınızı, boynunuzu ve göğsünüzü kaldırın ve dizlerinize yaklaştırın. 8-10 nefes bu pozisyonda kalın.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kültür

Hugo ve Nebula Ödüllerine Layık Görülmüş Ufkunuzu Açacak 18 Kitap

İsimlerinden de anlaşılacağı üzere bilim kurgu dünyasının en büyük iki ödülü olan Hugo Ödülü ve Nebula Ödülü’nün tek ölçütü kalitedir.
Hugo Ödülü; her yıl bir önceki yıl yapılan en iyi bilim kurgu çalışmalarına farklı kategorilerde verilen bir ödüldür. İsmi, bilim kurgu dergisi Amazing Stories’in kurucusu olan Hugo Gernsback’ten gelir.
Nebula Ödülü; her sene Amerikan Bilim Kurgu Yazarları Derneği tarafından verilmektedir.

1) Dune – Frank Herbert

 Modern edebiyatın en epik mesih anlatılarından olan Dune, Paul Atreides’in hikayesini anlatır. Atreides ailesi, evrendeki en değerli madde olan melanj baharatının tek kaynağı olan Arrakis gezegeninin kontrolüne sahiptir. Bu kontrole sahip olmanın getirdiği olumsuzluklar büyük bir karmaşaya neden olur.


2) The Stone Sky – N.K. Jemisin

New York Times Bestseller’e giren kitap, insanlığın kurtuluşunun veya yok oluşunun iki kadına bağlı olduğunu anlatıyor. Essun, Alabester Tenring’in gücünü devralıyor ve bununla birlikte kızı Nassun’u bulmayı ve her bir orojen çocuğunun güvenli bir şekilde büyüdüğü bir dünya oluşturmayı umuyor.


3) Karanlığın Sol Eli – Ursula K. Le Guin

Karanlığın Sol Eli, gezegenimize çok benzeyen Kış isimli bir gezegende geçmektedir. Bu gezegende, yılın en sıcak olduğu zamanlarında bile yarı kutup iklimi yaşanmaktadır. Tüm yaşayanlar çift cinsiyetlidir (androjen). Cinsel kimliğin herhangi bir anlam ifade etmediği gezegende, kişiler hormonal durumlarına bağlı olarak kadın ya da erkek olabilmektedir.


4) Adalet – Ann Leckie

Uzaklarda, buzdan bir gezegende, Breq adlı bir asker görevini tamamlamaya çok yaklaşıyor. Bir zamanlar, Toren Adaleti’ydi – binlerce askeri birbirine bağlayan yapay zekaya sahip devasa bir yıldız gemisi. Şimdi, bir ihanet onu mahvediyor ve intikam duygusu ile kırılgan bir insan bedeni içine hapsoluyor.


5) Halka Dünya – Larry Niven

Galaksi çekirdeğindeki patlamalar, Puppeteerleri endişelendiriyor. Patlamaların radyoaktif etkileri ortaya çıkmadan önce taşınmak istiyorlar. Fakat bir uygarlığın taşınması nasıl olacak nereye yerleşecekler? Cevabı uzayın bilinmeyen bir köşesinde bulunan Halka Dünya…


6) Blackout/All Clear – Connie Willies

 2060 yılında geçen roman, zaman yolculuğuna çıkıp 2.Dünya Savaşı’na giden kahramanlarımızın geri dönemeyişini ve orada yaşananları anlatıyor. Ve sonuçta anlaşılan bir şey var ki: hiçbir tarihçi geçmişi değiştiremez.


7) İşte Tanrılar – Isaac Asimov

Evrenler arası bir roman olan İşte Tanrılar, Plutonyum-186 izotopunun var olabileceği farklı fizik yasalarıyla işleten bir evrenden bahsediyor.


8) The Windup Girl – Paolo Bacigalupi

Emiko, Windup kız. Garip ve güzel bir yaratık. Yeni İnsanlardan biri olan Emiko, insan değildir, bir mühendislik oluşumudur. Bir iş adamının kaprislerini tatmin etmek için programlanan Emiko, Bangkok sokaklarına terk edilince yaşadıkları anlatılır.


9) Rama’yla Buluşma – Arthur C. Clarke

Bir zamanlar Ay’ın yüzeyini delik deşik eden esteroitler, Dünya için de tehlike oluşturuyorlar. 2077 yılının 11 Eylül gününde düşen bir esteroit, Padua ve Verona şehirlerini yeryüzünden silince insanlar için Uzay Muhafızı projesini hayata geçirmek kaçınılmaz olur.


10) The Yiddish Policemen’s Union – Michael Chabon

Altmış yıl boyunca, Yahudiler, Holokost’un ayetlerini ve yeni doğan İsrail devletinin şok edici 1948 çöküşünü takiben “geçici” güvenli bir sığınak olan Sitka Federal bölgesinde refah içinde gelişti. Ancak şimdi bölge Alaskan kontrolüne geri dönecek ve hayalleri sona erecek. Bir kez daha tarihin gelgitleri onları süpürüp bilinmeyen bir yere taşımakla tehdit ediyor.


11) Mülksüzler – Ursula K. Le Guin

Mülksüzler, kendilerine Odocu diyen insan topluluğunu anlatıyor. Odoculuk ise anarşizmdir.


12) Paladin of Souls – Lois McMaster Bujold

Hain savaş tarafından tehdit edilen ve iblisler tarafından kuşatılmış topraklarda, delilik laneti serbest bırakılan ve güvenilmez bir Tanrı tarafından manipüle edilen Kraliyet Dowager Ista, bir alemin nesli tükenmekte olan ruhlarını korumak için umutsuz bir mücadeleye dalar.


13) Bitmeyen Savaş – Joe Haldeman

Er William Mandella, bir kahramandır. İstemediği halde seçkin askerlerden oluşan bir bölüğe alınır ve bir savaşta çarpışmak üzere uzaya fırlatılır. Mandella, döndüğünde dünyayı bıraktığı gibi bulamaz çünkü zaman genişlemesinden dolayı Mandella aylarla yaşlanırken dünya yıllarla yaşlanmıştır.


14) Amerikan Tanrıları – Neil Gaiman

Gölge, son üç yılını hapishanede geçirmiştir ve tahliye olmasına iki gün kala eşinin ölüm haberini alır. Cenazeye katılmak için uçağa biner ve yanına esrarengiz bir adam olan Bay Çarşamba oturur. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.


15) Gateway – Frederik Pohl

Gateway, tam gelişmiş bilim kurgusal evreni olan, çok sayıda büyüleyici soru soran bir romandır. Evren ise ana karakter değildir.


16) Forever Peace – Joe Haldeman

 Ngumi Savaşı şiddetlenir. Yanmış bir asker ve onun bilim insanı sevgilisi, evreni kare biçime koyan bir sırrı keşfeder.


17) Dreamsnake – Vonda N. McIntyre

Uzak bir gelecekte, Holokost sonrası dünyada, Yılan adında genç bir şifacı dünyayı dolaşır, hastaları iyileştirir, ve arkadaşı olan uzaylı dreamsnake ile yaralanır.


18) Doomsday Book – Connie Willis

Kivrin için, insanlık tarihindeki en ölümcül dönemlerden birinde bir çalışma hazırlamak, on dördüncü yüzyılın hastalıklarına karşı aşılama yapmak ve tek başına seyahat eden bir kadın için bir mazeret icat etmek kadar basitti.


Bu içerikler de ilginizi:

Okumaya devam et

Kültür

The Queen’s Gambit Dizisi Hakkında Şaşırarak Okuyacağınız 26 Enfes Bilgi

Netflix’in son zamanlardaki en çok ilgi gören yapımlarından The Queen’s Gambit’te 1950’li yıllarda Kentucky’de bir yetimhanede büyüyen satranç dâhisi bir kız olan Beth Harmon’un hikayesi anlatılıyor.
Dizi hakkında çok akıllıca detaylar ve birtakım ilginç bilgiler var. Gelin birlikte bakalım.
Dikkat! Bu içerik spoiler içermektedir.

1) Anya Taylor-Joy bu projedeki Beth rolünden önce satrançla ilgili hiçbir şey bilmiyormuş. Ve öğrenmesinin bu dünyaya girmesine çok katkıda bulunduğunu açıklamış.

Kısa bir süre içinde satranç hakkında okumaya, araştırmaya başlamış.


2) Satranç oynanan sahnelerdeki hamlelerin hepsi önceden satranç danışmanları Garry Kasparov ve Bruce Pandolfini tarafından hazırlanmış. Bu ikili ayrıca bütün aktörlere de yardım etmiş.

Netflix, ana hedeflerinden birinin “eğer bir satranç uzmanı diziyi izlerken bir hata bulursa, herhangi bir hareketin yanlışlığından dolayı hikayeden çıkarılmamasını sağlamak” olduğunu açıklamış. Oyunun özgünlüğünü sağlamak için dizide uzun süredir satranç koçu ve uzman Bruce Pandolfini ve Rus satranç büyük ustası Garry Kasparov’un yardımı alınmış…


3) Aslında dizinin yaratıcısı Scott Frank, Borgov rolünü oynaması için Garry Kasparov’u istemiş ancak Kasparov bu teklifi reddederek sadece danışmanlık yapmış.


4) Ekranlarda görülen bütün satranç sahneleri, hızlı satranç maçları sahneleri de dahil olmak üzere aktörler tarafından gerçekten oynanmış.

Anya bu hızlı maçların dizideki en sevdiği kısımlar olduğunu söylemiş.


5) Beth’in son bölümdeki tamamen beyaz olan kombini, satrançtaki vezir taşına bir referanstır.

Final bölümündeki son kıyafeti olarak Beth, şapkasıyla beraber tamamen beyaz ve göz alıcı bir kıyafet giyiyor. Bu kıyafet, Beth’i beyaz vezir satranç taşının görsel bir temsiline dönüştürüyor. Dizinin kostüm tasarımcısı Gabriele Binder, Vogue ile yaptığı röportajda; “Fikir, onun artık satranç tahtasında kraliçe olduğunu ve satranç tahtasının dünya olduğunu ifade etmek için” diye açıklama yapmış.


6) Alma’nın ölümü bu sahne sayesinde önceden tahmin edilmiş olabilir.

Çoğu izleyicinin muhtemelen gözden kaçırdığı en etkileyici detaylardan biri, Reddit’teki bir kullanıcı tarafından dikkat edilen bir ayrıntıydı. Bu sahnede Alma, otelin aynasına bakarken görülüyor – çekimin sahnesi, 19. yüzyıl ressamı Charles Allan Gilbert’ın “All Is Vanity” adlı ünlü bir çizimine benziyor. Resimde hem aynaya bakan bir kadın hem de bir insan kafatasına gözüküyor. Bu sahne, Alma’nın dizide canlı olarak görüldüğü son sahne oldu.

7) Dizide toplam 7 bölüm bulunması, bir piyonun vezir olması için geçmesi gereken kare sayısını ifade ediyor.

Dizinin yapısıyla ilgili ilginç bir ayrıntı bulunuyor. Bildiğiniz gibi “The Queen’s Gambit” mini dizisi yedi bölümden oluşuyor. Dizi yapısı, bir piyonun kraliçe olmak için tahtada geçmesi gereken yedi kareyi yansıtıyor olabilir…


8) “Ben Snyder’da ölü yakalanmam” dedikten birkaç yıl sonra Beth, Margaret ile Ben Snyder’in mağazasında tanışıyor.

Margaret, Beth’in lisesinden, kahverengi ayakkabılarından dolayı Beth’e zorbalık yapan bir kız. Bir sahnede, Beth, Margaret’in okulun kütüphanesinde erkek arkadaşıyla sevişirken yakalar. O sahnede Margaret şunu söyler: “Ben Snyder’da ölü yakalanmam.” Birkaç yıl sonra, beşinci bölümde Beth, Ben Snyder’in mağazasında alışveriş yaparken Margaret ile karşılaşır. Ne diyebiliriz, gerçekten tatmin edici bir döngü.


9) Bay Schaibel’in sakladığı gazete kupürlerinden birinin manşetinde “Beth Harmon Tüm Kadınların Aptal Olmadığını Kanıtlıyor” yazıyor.

Bay Schaibel’in bodrum katındaki ofisinde, Beth’in başarısını öven ve kabul eden tüm gazete küpürleri arasında, “Beth Harmon tüm kadınların aptal olmadığını kanıtlıyor” yazan bir manşet bulunuyor. Bu ayrıntı, Beth’in yüzleşmek zorunda olduğu kadın düşmanlığını vurgulayan bir başka ipucudur.

10) Cleo, Beth’i sabote etmesi için gönderilen bir Rus köstebek olabilir.

Cleo, Beth ile Benny’nin dairesinde buluşan gizemli bir Fransız mankendir. Kendisi Beth’in Borgov’a karşı oynadığı maçtan bir önceki gece, Beth’i alkollü bir eğlenceye davet ediyor. Pek çok izleyici, Beth’in Borgov ile en önemli maçından önceki gece Cleo’nun tesadüfen ortaya çıkma şeklini şüpheli buluyor. Reddit’te Cleo’nun Beth’i sabote etmek için Rus ekipleri için çalıştığına dair bir teori bile bulunuyor.


11) Beth’in tavanda satranç oynadığı sahnelerde hep Bay Shaibel’in eski tahtasını kullanır.

Dizi boyunca, Beth’in tavanda bir satranç oyununu görselleştirdiği birçok sahne var. Yeterince yakından bakarsanız, tavan oyunlarının hepsinde kullanılan satranç seti, Beth’in Bay Shaibel ile satranç oynamayı öğrenirken kullandığı taşlar olduğunu fark edebilirsiniz…


12) Beth’in matematik dersindeki sahnede annesinin ne iş yaptığı hakkında biraz ipucu veriyor.

İlk bölümde Beth, annesi Alice Harmon tarafından yazılan “Tek Terimli Temsiller ve Simetrik Sunumlar” başlıklı bir kitabı alırken görülür. Bu sahne, izleyicilere Beth’in annesinin yetenekli bir matematikçi olduğunu gösterir.

13) Beth’in tüm dizi boyunca giydiği kareli giysiler satranç tahtasını çağrıştırmak için kullanılmış.

Dizinin kostüm tasarımcısı Gabriele Binder, Vogue ile yaptığı röportajda, “Her zaman bir karakterin içinde olup bitenleri dışarıda giydikleriyle göstermeye çalışırım ve ekose deseninin Anya’nın karakteri için ilginç olacağını düşündüm.” demiş.


14) Beth satrançtan ilk kazandığı ödüllerden biri ile kendisine lisesindeki popüler kızların giydiği ayakkabılardan kalıyor.

Lisenin ilk gününde Beth, kahverengi ayakkabıları yüzünden popüler kızlar tarafından zorbalığa uğrar. İkinci bölümdeki aynı sahnede kamera aşağı inerek tüm bu kızların siyah beyaz Oxford tarzı ayakkabılar giydiklerini gösterir. Bölümün ilerleyen kısımlarında, Beth bir satranç turnuvasında ilk nakit ödülünü kazanır ve alışverişe gider – bu ödülle ilk satranç setini ve elbisesini satın alır. Ama fark etmemiş olabileceğiniz şey, kendisine tüm popüler kızların giydiği bir çift ayakkabı almış olmasıdır.


15) Beth son maçında, ilk bölümde giydiği ve üzerinde adı yazan elbiseye çok benzer bir elbise giyiyor.

İlk bölümde, Beth yakalı ve açık gri bir elbise giyiyor. Son bölümde de yakası da olan aynı renk elbiseyi giyerken görülüyor. Bu elbisenin rengi Beth’in “ev” duygusunu temsil ediyor. Bir kez daha ‘eve’ dönebileceği bir an yaratmak istedikleri için, Moskova’daki son turnuvasında da aynı renk elbiseyi giyiyor.

16) Dizinin sonlarında doğru Beth’in ruj tonu, Alma’nın eskiden kullandığı ruj tonuna benziyor.

Görünüşe göre, Beth’in dizinin sonuna doğru kullandığı ruj renginin arkasında gizli bir mesaj var. Netflix bir videoda, “Alma’nın koyu ruju, temel özelliklerinden biridir. Makyaj tasarımcısı Daniel Parker, dizi ilerledikçe Beth’in kendi ruj tonlarının, ikinci annesine bir ithaf olması için gittikçe onunkine daha fazla benzer olmasını planladı” açıklamasını yapmış.


17) Son bölümde, Beth’in hala ilk aldığı satranç setini kullandığı görülüyor.

Beth bir satranç turnuvasında ilk nakit ödülünü kazandıktan sonra, alışverişe gider ve ilk satranç setini satın alır. Yedinci bölümde, Beth, Luchenko’yu nasıl yeneceğini bulmak için otel odasına gittiğinde, hala aynı satranç setini kullandığı görülüyor.


18) Dizinin sonunda Beth ve Borgov’un maçında, Beth beyazlarla oynadığında döngü tamamlanmış oluyor.

Beth’in yetimhane bekçisi Bay Shaibel’e karşı oynadığı ilk satranç oyununda beyaz renk ile oynuyor ve bu ona avantaj sağlıyor. Beth, Borgov’a karşı son maçında da beyaz renkli taşlar oynadığında her şey tam bir döngü oluyor.

19) Dizideki Benny karakteri ise gerçek hayattaki Amerikalı usta satranç oyuncusu Bobby Fischer’dan esinlenerek yaratılmış. Bobby Fischer 13 yaşındayken kazandığı ‘Yüzyılın Oyunu’ isimli galibiyetiyle biliniyor.

Harry Beltik’in oyun stili ise gerçek bir satranç oyuncusu olan Magnus Carlsen’den ilham almıştır.


20) ‘The Queen’s Gambit’ dizisinin büyük bir çoğunluğu Amerika Birleşik Devletleri’nde geçse de çekimler Berlin’de yapılmış.


21) Dizideki Alma karakterini oynayan Marielle Heller, ‘A Beautiful Day in the Neighborhood’, ‘Can You Ever Forgive Me?’ ve ‘What the Constitution Means to Me’ gibi filmlerin yönetmenidir.

Marielle, “yıllar boyunca yönetmenlik yaptıktan sonra oyunculuğa dönmek oldukça heyecanlıydı ve sıradaki büyük projem ne olacak bilmiyorum” diye açıklama yapmış…

22) Ekranda gözüken, Beth’in kafasında kurduğu satranç hamleleri gerçek hamleler olduğu için daha sonra özel efektleri yapan takım da satranç oynamayı öğrenmiş.


23) Anya oldukça büyük bir Harry Potter hayranı ve ‘The Queen’s Gambit’ dizisinde Harry Beltik, ‘Harry Potter’ filmlerinde ise Dudley karakterini oynayan Harry Melling’i görünce çok sevinmiş…

Anya, Buenos Aries’ten Londra’ya 6 yaşındayken taşınmış ve İngilizceyi Harry Potter kitaplarından öğrenmiş.


24) Beth’in her sahnedeki ruj renkleri ayrı ayrı seçilmiş ve renkler Beth’in yaşını temsil ediyormuş.

Makyaj ve saç tasarımcısı Daniel Parker, “Dudaklar ve kirpikler bir karakterin ne yaptığını ya da davranışlarını temsil eden en önemli şeylerden biridir. Sonlara doğru Beth’in ruj rengi ölen annesine bir övgü olarak kabul edilebilir.” diye açıklama yapmış.

25) Anya, senarist Scott Frank ve saç tasarımcısı Daniel Parker birbirlerinden habersiz bir şekilde Beth’in kızıl saçları olmasına karar vermiş. Beth’in saç modellerini yapmak için ise peruk kullanılmış.

Daniel Parker, “Bazen gün içinde 3 farklı saç değiştiriyoruz. Bunları peruksuz yapmamız imkansız.” diye açıklama yapmış.


26) Ve son olarak, Anya, Beth’in Rus parkında satranç oynadığı final sahnelerini çekerken hep ağlamış çünkü o an Beth için çok mutlu olmuş.

Kaynak: , ,

Okumaya devam et

Kültür

Peaky Blinders Dizisinin Ana Karakteri Thomas Shelby’den 6 Liderlik Dersi

Peaky Blinders dizisinin ana karakteri ve ailesinin lideri olan Thomas Shelby, dizi boyunca liderlik konusunda hepimize dersler veriyor.
Azimli, ciddi ve disiplinli olan Thomas Shelby, 1. Dünya Savaşında savaşmış ve savaş sonrası şehrine geri dönmüştür. Bu dönüş onun karakterini şekillendiren en önemli olaylardan biri olmuştur. Özellikle ilk sezonda bu liderlik vasfını çok daha ağır görebiliyoruz.
Thomas Shelby’nin liderlik konusunda bize vereceği 6 derse detaylıca bakalım:


1) Çevrenden fikir al, son kararı kendin ver.

Çoğu konuda yapacakları hamlenin planını oluştururken herkesin fikrini alan Thomas, son kararı kendisi veriyor ve böylelikle otoritesini güçlü tutmuş oluyor. Çevresinden aldığı fikirleri kendisi de yorumlayarak hamlenin kararını tek bir yerden çıkartmaya özen gösteriyor.


2) Risk al.

Bir ekip içerisinde ilk riski her zaman lider olarak kendisi alan Thomas, çevresindekilere güven duygusunu böyle veriyor. Risk alması aynı zamanda ilerleme konusunda somut bir adım görevi görüyor. Liderler risk almazsa, ekibi de riskten korkar. Tommy risk alma konusunda cesaretli davranıyor.


3) İyi iletişim kur ve ilham ver.

Ekibinin nabzını iyi tutan Tommy, ekibinin ne istediğini, nasıl bir ruh halinde olduklarını sürekli kontrol ederek onlara ilham vermeye çalışıyor.
Örneğin 1. sezonun sonlarında Arthur ile olan konuşması, Tommy’nin iletişim yeteneklerinin ne kadar güçlü olduğunu ve çevresine nasıl ilham verdiğini kanıtlar nitelikte.


4) Toplantıları kısa ve net tut.

Verimli toplantılar durumu netleştirir, problem çözer ve ekibin beraber hareket etmesi konusunda yardımcı olur. Aynı zamanda bir toplantıyı verimli yapan uzunluğu değil, nasıl geçtiğidir. Bunun farkında olan Tommy, aile toplantılarını kısa ve net yapar.


5) Ne istediğini bil.

Thomas, hedef belirleyip o hedefe doğru ilerlerken çevresindeki insanların da bu hedefe kilitlenmesini sağlıyor. Yüksek organizasyon yeteneği sayesinde hem hedeflerine ilerliyor hem de liderliğini sağlamlaştırıyor.


6) Disiplini elden bırakma ve öğrenmeye devam et.

Her konuda ekibinden bir adım önde olan Tommy, uzmanlığını dinç tutuyor ve bu bildiklerini çevresine aktararak ekibine değer katıyor. Kendisi gelişirken, çevresi de gelişiyor. Aynı zamanda önceliklerinden hiçbir zaman ödün vermemesi de Tommy’nin odağının hiçbir zaman dağılmamasını sağlıyor.

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com