Bizimle iletişime geçin

Gündem

Erdoğan: Parklarda yatanların öğrencilikle alakası yok, bunlar Gezi Parkı’nın bir başka versiyonu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Barınamıyoruz Hareketi’yle ilgili, “Bazı park, bahçelerde bankların üzerinde yatanların bir kısmının öğrencilikle alakası yok, güya sözde öğrenci. Bunlar Gezi Parkı’nın bir başka versiyonu” dedi.

Erdoğan: Parklarda yatanların öğrencilikle alakası yok, bunlar Gezi Parkı nın bir başka versiyonu

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, üniversitelerin açılmasına kısa bir süre kala yurt veya ev bulamayan öğrencilerin başlattığı ‘Barınamayanlar’ eylemine ilişkin, “Bir kısmının öğrencilikle alakası yok, sözde öğrenciler; aynen Gezi Parkı’nın başka versiyonu” dedi.

Kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Erdoğan, Türkiye ekonomisinin salgın şartlarını ve ‘daha önce yaşadığı kimi sıkıntıları’ geride bıraktığını öne sürerken, “Türkiye ekonomisi hak ettiği yere doğru hızla yol alıyor” ifadesini kullandı. İstihdam kapasitesinin arttığını söyleyen Erdoğan, “Uluslararası yatırımcıların ülkemize olan ilgisi giderek artıyor. Türkiye’nin ekonomideki gerçek potansiyelini, gücünü, fotoğrafını yansıtmayan haberlere kimsenin itibar etmediğini zaten biliyoruz. Gelişen, kalkınan, güçlenen Türkiye’den rahatsız olanlar, içerdeki tellallarını da kullanarak halkımızın moralini bozmaya çalışıyor” dedi.

“Türkiye, dünyanın en fazla sayıda öğrenci yurduna ve yatağına sahip ülkesidir”

Gelecek hafta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde akademik yıl açılış töreni gerçekleştireceğini ve çok sayıda üniversitenin eğitime başlayacağını belirten Erdoğan, öğrencilerin yaşadığı barınma problemine de değindi. Erdoğan, Barınamayanlar Hareketi’ni de hedef aldığı açıklamasında şunları söyledi:

“Türkiye, dünyanın en fazla sayıda kamu yüksek öğrenim öğrenci yurduna ve yatağına sahip ülkesidir. Bunun altını çizerek özellikle vurgulamak istiyorum, son zamanlarda bazı park, bahçe, buralardaki bankların üzerinde yatanlar, açık ve net söylüyorum, bunların bir kısmının öğrencilikle alakası yok. Sözde öğrenciler, aynen Gezi Parkı olayı neyse, bunun bir başka versiyonudur.”

1,5 milyona yakın öğrenciye yılın 12 ayı 650 TL burs veya kredi verildiğini vurgulayan Erdoğan, “CHP’nin dönemlerinde, 30-40 kişinin doluştuğu yerlerden oluşan ranza tipi yataklarda yatardık, biz oralardan geldik, geçtik. Öyle yurtlarımız vardı. Şimdi ise 3-4 kişilik, bazalı, banyolu, dolaplı, internetli, otel standardında odalara dönüştürdük. Yurtlarda kalan öğrencilerimize biz geldiğimizde 45 liracık veriyorlardı. Bunu da şimdi 650 liraya çıkardık” şeklinde konuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Salgından gelişmiş ülkeler çok daha fazla zarar görmüştür. İklim değişikliğinin sebep olduğu afetler de gelişmiş ülkelerde çok daha ağır kayıplara yol açıyor. Türkiye olarak kendimizle birlikte tüm insanlığın ortak hissiyatını ifade eden bir duruş sergiliyoruz. Dün bizim küresel sistemdeki çarpıklıklara itirazlarımıza kayıtsız kalanlar, bugün aynı yaklaşımları dillendirmeye başladı.

“Suriye’den Afganistan’a, Libya’dan Karadağ’a, Filistin’den Kıbrıs’a kadar dünyanın kanayan. yarası mahiyetindeki kriz alanlarında sergilediğimiz ilkeli duruşu bu sürece verdiğimiz katkılar olarak değerlendiriyoruz. Güvenliği ve refahı, kendi vatandaşlarımızla birlikte tüm dünya için istemek bize medeniyetimizin ve tarihimizin emridir. BM’nin hızla gerçekleştirilecek yapısal dönüşümüyle geleceğin dünyasında tüm insanlığın ortak çatısı haline gelmesi için gayret gösteriyoruz. Bu yaklaşımımızı tüm platformlarda anlatmayı sürdüreceğiz. Dünyamız onarılmaz yaralar almadan bu sürecin tamamlanmasını diliyoruz.

“New York ziyareti vesilesiyle yeni Türkevi binasının açılışını gerçekleştirdik. Yeni Türkevi binamızı dışişleri eski bakanlarımızdan rahmetli İhsan Sabri Çağlayangil’in 1977’de ülkemize kazandırdığı BM’nin tam karşısındaki alandı. Yeni Türkevi binamız Osmanlı ve Selçuklu mimarisinden esintiler taşımasıyla şimdiden şehrin sembol eserlerinden biri haline geldi.

“Aziz milletim, BM Genel Kurulundaki hitabımızda ülkemiz için milat olduğuna inandığım bir müjdeyi de sizlerle ve tüm dünya ile paylaştım. Türkiye 2053 vizyonumuzun ilk ve en kritik hedeflerinden biri olduğuna inandığım iklim değişikliği konusunda yeni ve tarihi bir adım atıyor. Ülkemiz 2015 yılında Paris İklim Anlaşması’na muvafakat veren devletler arasında yer alıyor.

Yükümlülükler kısmındaki adaletsizliklere itirazımız sebebiyle onay sürecini başlatmamıştık. Önümüzdeki ay Meclis’in yeni yasama yılının başlamasıyla bu anlaşmayı onaylama kararı aldık. İnşallah kasım ayında Glasgow’da yapılacak iklim değişikliği zirvesine kadar onay sürecini tamamlamış olacağız. Girdiğimiz bu yeni yol Türkiye’nin kalkınma hamlelerinde yaptığı en keskin tercihlerden birini ifade ediyor. Her ne kadar birileri bunun altında bizim imzamız var diye yapılan işi değersiz hale getirmeye çalışsa da gerçekten tarihi bir karar aldık. Anlaşmalara taraf olduğu halde hiçbir yükümlülüklerini yerine getirmeyenler, Türkiye’yi bu sebeple eleştiremeyecekler.

AB başta olmak üzere ekonomik ve sosyal kalkınmamıza destek talep edeceğimiz çevrelerin karşısına artık daha güçlü bir şekilde çıkacağız. Bu tercih bizim için bir lüks, bir kayıp, bir taviz değil. Tam tersine bugünden geleceğe hazırlanmanın yol haritası olacaktır. Dünya iklim değişikliğine bağlı büyük göçlerin arifesindeyken, bizim böyle bir sürecin dışında kalmamız düşünülemez. Nasıl sömürgeciliğe, terörizme, her türlü ayrımcılığa karşı mücadele ediyorsak, iklim değişikliğinin yol açacağı sonuçlar konusunda da biz dik duracağız. İlgili kurumlarımız şimdiden ülkemizin 2053 tarihli olan net 0 emisyon konusunda eylem planlarını hazırlamaya başlamıştır. Hayatımızın her boyutunu kuşatan bu eylem planlarını Meclis’imizin onayının ardından yürürlüğe koyacağız. Bu kolay bir süreç olmayacaktır ama başaracağımızdan hiç şüphemiz yoktur. Türkiye’de yeşil kalkınma devrimini inşallah milletimize biz kazandıracağız.

“MÜSİAD’ın genel kurulunda iş dünyamızla bir araya geldik. Şişecam’ın yeni fabrikasının açılışını yaptık. Külliyemizde kamu işçilerimizle bir araya geldik. Kırşehir’de esnaf ve sanatkarlarla buluştuk. Mersin’de nükleer güç santralini ziyaret edip toplu açılış törenine katıldık.

Önceki gün de havacılık, uzay ve teknoloji festivalinde milli teknoloji hamlemizin ürünlerine ve gençlerimizin heyecanına şahitlik ettik. ABD’de de toplantılarımız oldu. Tüm bu programlarda gördüğümüz şudur: Türkiye ekonomisi salgın şartlarını ve daha önce yaşadığı kimi sıkıntıları hızla geride bırakarak hak ettiği yere doğru hızla yol alıyor. İstihdam kapasitesi hızla artıyor, uluslararası yatırımcıların ülkemize olan ilgisi giderek artıyor. Hatırlarsanız, salgın döneminde tüm dünyada adeta kepenkler indirilirken, biz üretimi ve istihdamı sürdürebilmek için devletimizin imkanlarını seferber ettik. Sanayide çarkların durmaması, ticaretin kesintiye uğramaması için her türlü gayreti gösterdik. Kamu yatırımlarını kararlılıkla sürdürdük. Salgının kontrol altına alınmasıyla birlikte başladığımız ziyaretlerin hepsinde çok sayıda altyapı ve üstyapı yatırımının resmi açılışını gerçekleştirdik.

“Geçtiğimiz günlerde aldığımız güzel bir haber de ülkemizin 1323 ülkenin yer aldığı küresel inovasyon endeksinde 10 basamak birde sıçrayarak tarihinin en yüksek notuna ulaşmasıydı. Bu başarıyla orta üst gelir grubunda dördüncü sırada olan Türkiye inşallah daha iyi yerlere gelecektir. Yakaladığımız bu başarıda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. 

“Türkiye’nin ekonomideki gerçek potansiyelini, gücünü, fotoğrafını yansıtmayan haberlere kimsenin itibar etmediğini zaten biliyoruz. Gelişen, kalkınan, güçlenen Türkiye’den rahatsız olanlar, içerdeki tellallarını da kullanarak halkımızın moralini bozmaya çalışıyor. Biz bakanlıklarımızla, kurumlarımızla, Cumhur İttifakıyla büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda mücadele etmeyi sürdürüyoruz. İnşallah 2023 hedeflerimize ulaşarak ülkemizi küresel rekabet liginin en üstüne çıkartmış ve gençlerimize 2053 vizyonunu hayata geçirebilecekleri bir Türkiye emanet edebilir hale geleceğiz. Herkesten biraz vicdanlı, insaflı tutumlar beklemenin hakkımız olduğuna inanıyoruz. 

“Eğitim en büyük yatırımı yaptığımız alandır. Bu yıl her kademedeki eğitim kurumunun faaliyetini yüz yüze sürdürmesi konusunda kararlı bir tutum ortaya koyduk. İlkokul, ortaokul ve liselerde başlayan eğitim öğretim faaliyeti başarıyla yürüyor. Yaklaşık 1,5 yıllık aranın ardından elbette ufak tefek aksaklıklar olmuştur. Yüz yüze eğitimin sağlıklı yürütülebilmesi için 722 milyonluk bir ödeneği yerlerine ulaştırdık. Öğrencilerimizin neredeyse tamamının derslere katılması, çocuklarımızın okulu özlediğini gösteriyor. Bugünden itibaren de pek çok üniversitemiz önceden ilan ettikleri takvime uygun şekilde eğitim öğretim faaliyetlerini başlattılar. Önümüzdeki hafta külliyemizde ortak bir akademik yıl açılış töreni gerçekleştiriyoruz. 

“Öğrencilerimizin barınma ihtiyacı için yoğun bir talep ortaya çıktı. Türkiye, dünyanın en fazla sayıda kamu yüksek öğrenim öğrenci yurduna ve yatağına sahip ülkesidir. Bunun altını çizerek özellikle vurgulamak istiyorum, son zamanlarda bazı park, bahçe, buralardaki bankların üzerinde yatanlar, açık ve net söylüyorum, bunların bir kısmının öğrencilikle alakası yok. Sözde öğrenciler, aynen Gezi Parkı olayı neyse, bunun bir başka versiyonudur. Ülkemizde 190 olan yurt sayısını 774’e, 182 bin olan yatak kapasitesini 719 bine biz çıkardık. Ayrıca, özel yurtlarımızın 300 binin üzerindeki kapasitesi öğrencilerimizin hizmetindedir. Kamu ve özel olarak yurt sayıları İngilterede 350 bin, Almanyada 290 bin, Hollanda’da 113 bin, İspanya’da 91 bin seviyesindedir. Ülkemiz 1 milyonu aşkın kapasitesiyle bu konuda açık ara birincidir. 81 ilimizin tamamında şu güzelim yurt binalarımız öğrencilerimizin hizmetindedir. Bu yıl yurt başvuruları kurum tarihinin en yüksek rakamı olan 624 bine yükselmiştir. Görüldüğü gibi odalarımızda 1, 2, 3 yataklı yurtlarımız var. Yapılan başvuruların yüzde 70’ine denk gelen 430 bini yerleştirilmiştir. Ailelerinin yanında kalmakta olan, burs ve kredi olarak, biz şu anda 1,5 milyon öğrencimize burs ve kredi veriyoruz.

Bay Kemal, bunlardan haberin var mı? Ev veya pansiyon türü yerlerde kalmayı tercih eden öğrencilerimiz de bulunmaktadır. Zaten kaydı olanlarla birlikte yurt kapasitelerinin tamamına yakını öğrencilerimizin hizmetine sunulmuştur. Yurtlarımızın kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Proje ve ihale aşamasında olan yurtlarımızla 110 binin üzerinde yatağı hizmete sunacağız. Eskiden değerli kardeşlerim, işte CHP’nin dönemlerinde, 30-40 kişinin doluştuğu yerlerden oluşan ranza tipi yataklarda yatardık, biz oralardan geldik, geçtik. Öyle yurtlarımız vardı. Şimdi ise 3-4 kişilik, bazalı, banyolu, dolaplı, internetli, otel standardında odalara dönüştürdük. Yurtlarda kalan öğrencilerimize biz geldiğimizde 45 liracık veriyorlardı. Bunu da şimdi 650 liraya çıkardık. Ayrıca 570 lira beslenme yardımı yapıyoruz. Yılın 12 ayı boyunca 1,5 milyona yakın öğrencimize burs veya kredi veriyoruz. Biz hükümete geldiğimizde bu rakamın sadece 45 lira olduğunu da hatırlatmak istiyorum. Tüm bunlar eser ve hizmetlerimizin sadece bir kısmıdır. Bu ülkenin gençlerinin diledikleri seviyeye kadar eğitim görmelerini sağlayacak altyapıyı da biz kurduk.”

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ben taarruzdayım, kitabımda geri adım atmak yok!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 büyükelçi meselesiyle ilgili ABD basınında yer alan manşetlere ilişkin, “Ben nasıl geri adım attım? Ben taarruzdayım. Benim kitabımda geri adım atmak yok” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ben taarruzdayım, kitabımda geri adım atmak yok!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan’daki temaslarının ardından dönüş uçağında gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu.

10 büyükelçi kriziyle ilgili “Atmış olduğumuz adım birilerine gövde gösterisi değil, sadece Türkiye’de görev yapan büyükelçilerin Türkiye’nin iç işlerine müdahil olmaması anlamındadır” diyen Erdoğan, “Bu ülkede görev yapan büyükelçinin, neyin nereye varacağını çok iyi bilmesi lazım. Bilmiyorsa, Viyana Sözleşmesi’nin 41’inci maddesini hatırlatmış olduk” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, ABD basınında yer alan ‘Erdoğan geri adım attı’ manşetlerine ilişkin soruya “Ben nasıl geri adım attım? Ben taarruzdayım. Benim kitabımda geri adım atmak yok” diye cevap verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden ile Glasgow’da gerçekleştirecekleri görüşmede, F-35 meselesini ele alacaklarını söyledi.

Erdoğan ayrıca, yüzde 7 seçim barajı teklifini MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin kabul ettiğini belirtti.

Erdoğan’ın açıklamaları şu şekilde:

“Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in davetine icabetle, Azerbaycan’a gerçekleştirdiğimiz günübirlik çalışma ziyaretini, verimli bir şekilde tamamladık. Kardeş Azerbaycan’ı son olarak haziran ayında ziyaret etmiştim. İlham Kardeşimle, Şuşa’nın ardından bu defa da işgalden kurtarılan Füzuli ve Zengilan’da bir araya geldik.

Ziyaretimizde, Azerbaycan’ın, işgalden kurtarılan topraklarında hayata geçirdiği yeniden imar ve kalkınma çalışmalarını yakından gördük. Bölgedeki ekonomik kapasitenin canlandırılmasına, ulaştırma hatlarının ihyasına ve yenilerinin inşasına dair faaliyetleri birlikte incelemiş olduk. Azerbaycan’ın başarılarıyla, en az Azerbaycanlı kardeşlerimiz kadar biz de mutlu oluyoruz. Türkiye olarak, bu projelerin parçası olduğumuz için gurur duyuyoruz.

Ziyaretimiz kapsamında, 8 ay gibi rekor bir sürede tamamlanan Füzuli Uluslararası Havalimanı’nın açılışını, kardeşim Cumhurbaşkanı Aliyev’le birlikte gerçekleştirdik. Böylelikle kilit önemdeki bir hava ulaştırma güzergahı, hayata geçirilmiş oldu. Bu havalimanı, sadece Azerbaycan için değil, Kafkasların geneli için de ulaştırma konusunda katma değer sunabilecek potansiyele sahiptir. Azerbaycan’ın, bölgenin kalkınma önceliği yönündeki iradesinin tezahürü olan ve çok kısa sürede tamamlanan bu önemli ulaştırma merkezinin faaliyete geçirilmesinde emeği bulunan herkesi tebrik ediyorum.

‘Azat edilen Azerbaycan topraklarının, yakın zamanda bölgede örnek refah merkezi olacağına inanıyorum’

Ziyaretim vesilesiyle, yine bölgedeki ulaştırma için önemli bir yere sahip olan karayolları inşasıyla ilgili çalışmaları da yerinde inceledik; bunların temel atma törenine iştirak ettik. Şirketlerimiz tarafından bölgede sürdürülen karayolu inşaatı çalışmaları hakkında yetkililerimiz ve çalışanlarımızdan bilgi aldık. Türkiye olarak, bölgesel barış ve istikrarın tesisinde ulaştırma hatlarının önemini her zaman vurguladık.

Ziyaretim sırasında, bölgenin yeniden kalkındırılması amacıyla başlatılan akıllı tarım projeleri kapsamında, Zengilan’ı da ziyaret ettik ve buradaki Akıllı Tarım Kampüsünün temelini, kardeşim Sayın Aliyev’le birlikte attık. İşgalden kurtarılan bölgelerde, tarım üretiminin modern ve sürdürülebilir yöntemlerle yeniden başlamasını, 30 yıla yakın süren işgalin çevreye verdiği tahribatın yaralarının sarılması bakımından önemsiyoruz.

Azat edilen Azerbaycan topraklarının, yakın zamanda bölgede örnek birer üretim ve refah merkezi olacağına gönülden inanıyorum. Tüm bu alanlarda ilgili kurumlarımız, kuruluşlarımız ve firmalarımız Azerbaycanlı kardeşleriyle omuz omuza çalışıyor.

-Siz de ifade ettiniz, bölgede büyük bir değişim var. Türkiye’nin de desteğiyle büyük bir kalkınma hamlesi yapılıyor, Füzuli Havalimanı açıldı. Zengezur Koridorunun da hayata geçirilmesi planlanıyor. Bütün gelişmeler bölgeyi, Türkiye’yi, diğer ülkelerle ilişkilerimizi nasıl etkileyecek?

Şu an itibarıyla altyapı ve üst yapıda Türk firmalarının Azerbaycan’da çok ciddi bir potansiyele sahip olduğunu görüyoruz. Şu an itibarıyla altyapı inşaatlarında Türk firmaları çok ciddi işler almış durumdalar. İndiğimiz Füzuli Havalimanında 12 Türk firması Azerbaycanlı kardeşleriyle birlikte çalıştılar ve 8 ay gibi kısa bir zamanda burayı yetiştirdiler. Şimdi iki tane daha havalimanının inşası devam ediyor. Onların da süratle, 1 yıl içinde bitirileceği planlanmış vaziyette. Akıllı tarım dediğimiz olayda da şu anda yoğun bir şekilde Türkiye-Azerbaycan birlikteliğiyle akıllı tarım yapılıyor ve bununla ilgili çalışmalar da yine kararlı bir şekilde devam ediyor. Bunun yanında hayvancılıkta da şu anda başarılı bir çalışmanın olduğunu bizzat gördük. Bu başarılı çalışmayla birlikte bir taraftan mayın temizliği de sürüyor. Mayından arındırılmış olan arazilerde şu an itibarıyla gerek Azerbaycan’a gerekse Türkiye’ye yönelik kazan-kazan esasına göre, tarım ve hayvancılık başlamış vaziyette. En az 5-10 bin kadar angus türü hayvan buraya getirilmek suretiyle burada besi hayvancılığı cinsinden bir çalışmanın yapılacağını, bununla da özellikle Azerbaycan’ın et ithalatını minimize edeceklerini bizlere söylediler. Bu da gösteriyor ki şu anda tarımda ve hayvancılıkta bu noktada çok ciddi sıçrama olacak. Aynı şekilde altyapı ve üstyapıda yine Türkiye-Azerbaycan iş birliğiyle çok ciddi kararlı bir adım atılmış vaziyette.

‘İran, aklıselimle hareket etmeli’

– Gerek şahsınız gerek Sayın Aliyev Ermenistan’a kalıcı barış için masaya gelmesi çağrısında bulunmuştunuz, hatta 6’lı bir komisyon önermiştiniz; İran ve Gürcistan’ın da içinde olacağı. Bugün Ermenistan’a yönelik bu çağrıyı da tekrarladınız. Ama İran son dönemde “İsrail’i buraya getirdiniz” bahanesiyle Azerbaycan’ı ciddi şekilde tehdit ediyor; diğer taraftan da Ermenistan’la yeni iş birliği arayışlarına girerek sanki sizin ve Sayın Aliyev’in çabalarını baltalamaya çalışıyor gibi bir görüntü var. Siz bunu nasıl yorumluyorsunuz?

İlham Bey’le bu konunun da müzakeresini yaptık. İlham Bey kararlı bir duruş içerisinde ve o kararlı duruşundan da herhangi bir taviz vermiyor. Dedi ki “Bizim İsrail’e yönelik verilmiş bir tavizimiz yok. Biz İsrail’le her türlü mal mübadelesi içerisinde adım atabiliriz. Farklı ülkelerle nasıl adım atıyorsak, burada da aynı şekilde İsrail’le bu tür ilişkilerimiz vardır ve bundan sonra da olacaktır.” Bu konularda da ülkeler birbirlerinin karar mekanizmalarını etkilememeli, etkileyemez. Temennimiz odur ki İran da burada aklıselim ile hareket ederse İran ve Azerbaycan arasında herhangi bir sıkıntı yaşanmamış olsun.

‘Viyana Sözleşmesinin 41’inci maddesini onlara hatırlatmış olduk’

-10 büyükelçiden gerilimi düşüren bir açıklama geldi. Aslında sizin yaptığınız bu çıkış Davos’taki “one minute” çıkışına benzeyen bir çıkış olarak nitelendirildi. Ne yaşandı bu süreçte? Biden ile görüşme öncesinde Amerika Birleşik Devletleri’nden geri adım mantığındaki adım, süreci nasıl etkileyecek bundan sonrası için, nasıl olmalı süreç?

Bizim atmış olduğumuz adım birilerine gövde gösterisi değil, sadece Türkiye’de görev yapmakta olan büyükelçilerin Türkiye’nin iç işlerine müdahil olmaması anlamındadır. Herhangi bir büyükelçi görev yaptığı ülkenin iç işlerine müdahale yetkisine sahip değildir. Viyana Sözleşmesinin 41’inci maddesini bunların benden daha iyi bilmeleri lazım. Çünkü büyükelçilerin kendileriyle ilgili bu tür sözleşmeleri adım adım uygulaması lazım, adım adım takip etmesi lazım. Kaldı ki sen Türkiye’de görev yapıyorsun; Türkiye’de görev yapan bir büyükelçi, Türkiye’nin bir kabile devleti olmadığını bilmesi lazım. Türkiye gibi böyle kadim bir tarihe sahip olan bu ülkede görev yapan büyükelçi neyin nereye varacağını çok iyi bilmesi lazım. Eğer bunu bilmiyorsa Viyana Sözleşmesinin 41’inci maddesini onlara hatırlatmış olduk. Olay bu kadar basit.

Tabi Amerika’nın büyükelçisi de bu işe karıştığı için herhalde Biden nezaket gösterisinde bulundu ve ilk açıklama oradan geldi. Zaten Amerika’dan açıklama gelince diğer 9 tanesi de ona tabi olmak suretiyle bu iş böylece kapanmış oldu.

– ABD ve büyükelçiler krizini konuşurken, bir yandan Amerika gazetelerinde bazı manşetler gördük bugün. Sizinle ilgiliydi o manşetler; “Erdoğan krizden kaçtı, geri adım attı” gibi… Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben nasıl geri adım attım? Ben taarruzdayım. Benim kitabımda geri adım atmak yok.

‘Biz bildiğimizi okuruz’

-10 büyükelçiyle ilgili kriz bitti ama bir taraftan da Avrupa Konseyi’ndeki süreç devam ediyor. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi kasımın sonunda Türkiye’nin sözleşmeyi ihlal edip etmediğine ilişkin olarak bir süreç başlatabilir. Bununla ilgili olarak değerlendirmeniz nedir? Çünkü eğer bu tarihe kadar Osman Kavala serbest bırakılmazsa, AİHM’in vereceği bir görüş bu anlamda belirleyici olacak herhalde. Ne söylersiniz acaba? Beklentiniz nedir?

Benim herhangi bir beklentim yok. Benim sadece tek beklentim var; biz bildiğimizi okuruz. Konsey bildiğini mi okur; okusun. Onlar ne okuyor; dinleriz, görürüz. AİHM’inkini de Konsey’inkini de dinleriz; dinledikten sonra da biz üzerimize düşeni yaparız. Gereği neyse bunu yapacağız. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olarak bu makamda bulunduğum sürece üzerime düşen görevi dört dörtlük yaparım. Acaba şu ne der, bu ne der; bunlara hiç bakmam. Benim aldığım terbiye bu, yetişme tarzım bu. Ölene kadar da aynen bu istikamette devam ederim, devam edeceğim.

-10 büyükelçi hadisesi yaşanırken sizin duruşunuz, tepkiniz, tavrınız ortadaydı ancak örneğin CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere bazı çevrelerden de “Nazikçe uyarıyorlar, bunlara neden tepki gösteriyorsunuz?” gibi buna benzer açıklamalar geldi. Bazıları da “Non grata ilan etmek bizi yalnızlaştırır” dedikten sonra, onlar geri adım attıktan sonra da bunun bir diplomatik başarı olduğunu söylemeye başladılar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunlardan biri de geçmişte Bakü’de büyükelçi olarak görev yapmıştı, şimdi CHP’de güya siyaset yapıyor. İlham Bey’le konuşurken o bile “Ben bu adamı bir daha bu kapıdan içeri sokmam” dedi. Çünkü Azerbaycan’a da ihanet etti. Sen önce bir defa büyükelçilik yaptığın ülkenin siyasetine saygılı olmayı öğren. Bunu öğrenmedi ki bu adam. Şu anda da rastgele işte nasıl olduysa siyaset yapıyor. Biz bu tür siyasetçileri cepten çıkarıyoruz. Bunların siyaseti öğrenmeleri için daha çok fırın ekmek yemeleri lazım. Bunlar büyükelçilik yapmış, siyasetçilik değil. Siyasetçilik başka bir şey, büyükelçilik başka bir şey.

‘Biden’la Glasgow’da görüşeceğiz’

– Roma ve Glasgow’da dünya liderleriyle görüşeceksiniz, hem G20 hem BM İklim Zirvesi kapsamında. Özellikle ABD Başkanı Joe Biden ile görüşmenizde hangi başlıklar masada olacak? Daha önce ABD F-16 ile ilgili talebini iletmişti. Bu konuda teknik görüşmeler sürüyor. Bu görüşmeler ne aşamada? Biden’dan ne gibi taleplerimiz olacak?

Roma’nın gündemi ile Glasgow’un gündemi şu anda değişmiş gibi gözüküyor. Büyük ihtimalle Roma’da değil ama Glasgow’da görüşmemiz olacak. Bu görüşmede de tabi ki en önemli maddemiz; malum bizim F-35 konumuz var. F-35’le ilgili olarak bizim 1 milyar 400 milyon dolarlık yapmış olduğumuz bir ödeme var. Bu ödemeyle ilgili olarak da tabi ki bunun bize geri ödeme planının nasıl olacağını kendileriyle görüşmemiz gerekecek. Bu konuda mükaleme ne getirecek ne götürecek; onu kendileriyle görüşerek öğreneceğiz. Alt düzeyde aldığımız bazı bilgiler var. Bize F-16 verme konusunda gelen bazı bilgiler… Bize gelen bilgi, bunlarla bu işi ödeme gibi bir plan olduğu yönünde. Bu doğru mudur, değil midir; bunları kendilerinden öğreneceğiz. En üst düzeyde de bunu tabi benim Sayın Biden ile konuşmam isabetli olacaktır. Eğer böyleyse ona göre bir anlaşma yoluna gitmiş olacağız.

‘Bahçeli, yüzde 7’yi kabul etti’

– MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli ile önceki bir görüşme gerçekleştirdiniz. Bu görüşmede Siyasi Partiler Kanunu ve yeni Anayasa çalışması gündeme geldi mi? Cumhur İttifakı olarak bu ortak teklifinizi ne zaman kamuoyuyla paylaşacaksınız? Tarih, takvim belli mi?

Tarih, takvimden öte bizim şu anda Cumhur İttifakı ile müşterek attığımız adımı Sayın Genel Başkan ile görüşme imkanımız oldu. MHP’den Anayasa çalışmasıyla ilgili hazırlıklar bize gelmişti. Bu bizim çalışmalarımıza da aynı şekilde bir destek oldu. Onu da zaten planlıyoruz, değerlendiriyoruz. Seçim Yasası ve Siyasi Partiler Kanunu’yla ilgili de Feti Bey’in bizim arkadaşlara vermiş olduğu çalışma metni de arkadaşlarımızın elinde. Burada özellikle yüzde 5, yüzde 7 meselesi gündemdeydi. Bu konuda Devlet Bey, benim yüzde 7 teklifimi kendileri de aynen kabul ettiler. “Bu noktada siz nasıl uygun görüyorsanız bizim için o kabuldür” dediler. Dolayısıyla bu yüzde 7 meselesinin Kanunda bu şekilde olmasını bizler de arkadaşlarımıza söyleyeceğiz. Onun üzerinden hareket edeceğiz. Öbür tarafta tabi Anayasa ile ilgili çalışmalarımız da aynen devam edecek. Arkadaşlarımız bu çalışmayı tamamen bitirdikten sonra o da Meclis gündemine gelecektir. Ama biz de tabi Meclis’te bir altyapının olmasının gereğine inanıyoruz. Bu konuda gönül arzu ediyor ki Meclis’teki diğer siyasi partiler de buna hazır olsunlar, onlar da bu konuda “Tamam biz de yaparız” desinler ama şu anda onlardan aldığımız ses seda tam aksine, böyle bir şey yok.

‘Allah bunların eline bu milleti düşürmesin’

– Son zamanlarda özellikle milli olan bütün kurumlar saldırı altında. Bunlar içerisinde TÜGVA da var; TÜRGEV de ENSAR da var. Çok ciddi iftiralar atıldı, çok ciddi saldırılar yapıldı. Bu vakıflar neden saldırı altında?

Bay Kemal ve yandaşları bir defa hukuk tanımaz bir güruh. Diyelim ki TÜGVA 10 yıllık bir anlaşmayla adadaki bu yeri kiralamış. Anlaşma 10 yıllık bir süre tanıdığı halde daha üçüncü yıldayken kalkıp bunların kiraladıkları yeri zabıtalarla basıp oradan bütün demirbaş eşyalarına varıncaya kadar hepsini dışarı atma gayretleri bir defa bunların tıynetini göstermektedir, bunların cibilliyetini göstermektedir. Bu konuyla ilgili de açıklamaları ilgili bütün arkadaşlarım yaptılar, yapıyorlar. Aynı şey TÜRGEV için geçerli, aynı şey ENSAR için geçerli. Her türlü iftirayı attılar, her türlü yalan dolanı söylediler. Bu bir şeyi gösteriyor, bunların ne denli hukuk tanımaz olduğunu ortaya koyuyor. Eğer bunlarda hukuka saygı olsa, zaten böyle bir adımı da atmazlar, atamazlar. Bu bir şeyi daha ifade ediyor, Allah bunların eline bu milleti düşürmesin. Bunların eline bu ülke kalacak olursa, bu ülkede nelerin olacağını, olabileceğini artık düşünün. Bunların yapmayacakları iş yok. İnsanların sırtındaki ceketi bile alır bunlar. Başka bir şey söylememe gerek var mı?

‘Maaş ödeyemezler’

– Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, “Biz belediyeler olarak hükümetten eşit kaynak alamıyoruz, Belediyeler Birliğinden alamıyoruz” gibi CHP’li belediyelerin ayrımcılığa tabi tutulduğu yönünde bir basın toplantısı yaptı. Hizmet üretemeyişlerinin bir bahanesi mi oluyor bu? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hepsi yalan. Bir defa yasal olarak belediyelerin hakları neyse bu haklarını İller Bankasına yönelik olanı oradan, Hazine Maliye’den almaları gerekeni oradan hiç istisnasız kesinlikle alıyorlar. Bunlar bu parayı almamış olsalar ayakta duracak mecalleri kalmaz, maaş ödeyemezler, yatırım yapamazlar, o derece ciddi manada sıkıntıya girerler. Bütün bunları aldıkları içindir ki bu kadar rahat sağa sola parayı dağıtıyorlar. Bu dediğiniz isim demek ki ne maliyeyi biliyor ne vergi denilen olayı biliyor ne de belediyelerin hangi kaynaklardan nasıl gelir elde ettiğini biliyor. Bunların hiçbirini bilmiyor. Önce bunu öğrensin. CHP’li belediyelerde hizmetlerin ne kadar aksadığını, ne kadar eksik olduğunu herkes görüyor.

‘CHP ve HDP’nin verecekleri oy zaten belliydi’

– TBMM’de TSK’nın terörle mücadele için sınır ötesine operasyon yapmasına izin veren tezkere geçti. Ama CHP grup kararı olarak “hayır” oyu verdi tezkereye. Daha öncesinde de HDP eş başkanlarının tezkereyle ilgili “hayır” oyu verilmesi çağrısı vardı CHP’ye. Bir anlamda HDP’nin çağrısına olumlu yanıt vermiş oldular. “CHP yerli, milli değil” diyoruz ama bu çok sembolik oldu açıkçası. Hakikaten CHP’li seçmeni bile şaşırtacak denli bir durum. Çünkü halihazırda Türkiye sınırın ötesinden terör tehdidiyle muhatap. Sizin değerlendirmenizi merak ediyoruz.

Bunlardan farklı bir şey beklenir mi ki… CHP ve HDP’nin verecekleri oy zaten belliydi. Bunlar cibilliyetlerinin gereğini yaptılar. Orada sadece İP farklı bir karar ortaya koymuş oldu ama HDP ile CHP orada zillet ittifakı olarak cibilliyetlerinin gereğini yaptılar. Biz terörle mücadeleyi onların desteğini alarak değil, onların desteğinin tamamen dışında zaten sürdürüyoruz. Bundan sonra da yine aynı kararlılıkla terörle mücadelemizi sürdüreceğiz. Hiç endişeniz olmasın, terörle mücadelede millet bizimle beraber. Ordumuz, jandarmamız, bu noktada bizlerle beraber. Biz terörle mücadelemizi kararlı bir şekilde de Gabar’da, Cudi’de, Tendürek’te, Bestler-Dereler’de, sınır ötesinde, sınır berisinde her yerde sürdürüyoruz.

Okumaya devam et

Gündem

TÜGVA temsilcisi Şahin Çetinalp’in lüks yaşamı gündem oldu!

Üst düzey yönetiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın bulunduğu, TÜGVA’nın İzmir Karşıyaka Temsilcisi Şahin Çetinalp’in değeri milyonları bulan araçlarla paylaşımları, özel ‘AKP’ plakası, aracındaki pahalı şampanya ve lüks villa sosyal medyada gündem oldu.

TÜGVA temsilcisi Şahin Çetinalp in lüks yaşamı gündem oldu!

Yüksek İstişare Kurulu’nda Bilal Erdoğan’ın görev yaptığı ve son dönemde içeriden sızdırılan belgelerle kamu kurumlarına torpilli olarak girdikleri iddialarıyla tepki çeken TÜGVA’nın İzmir Karşıyaka Temsilcisi Şahin Çetinalp’in sosyal medyadan sergilemekten geri durmadığı lüks hayatı dikkat çekiyor.

AKP’Lİ İSİMLERLE DE FOTOĞRAFI VAR

Paylaşımlarda; son model milyon liralık otomobiller ve lüks villa, pahalı mekanlar, özel ‘AKP’ plakası, yurtdışı gezileri, Bilal Erdoğan, AKP Genel Başkanvekili Binali Yıldırım ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ ile fotoğraflar, aracındaki pahalı şampanya şişesi, Ankara’da ‘AKP’ plakalı aracıyla verdiği poz dikkat çekiyor.

“BİR DOSTUMUN…”

Çetinalp, aracında şampanya şişesi bulunmasına ilişkinse, “Beni yedi cihan bilir, içki içemem ama karşı değilim. Herkesin kendi tercihi, bir dostumun ricasıyla düğünü için alınmış, kırılmasın diye duruyor orada uslu uslu” paylaşımını yapmış.

Batuhan Serim/Szöcü

Okumaya devam et

Gündem

Irak ve Suriye tezkeresi 2 yıl daha uzatıldı

Irak ve Suriye’ye asker göndermeyi içeren tezkerenin süresi, CHP ve HDP’nin “hayır” oylarına karşı AK Parti, MHP ve İYİ Parti’nin “evet” oylarıyla 2 yıl daha uzatıldı.

Irak ve Suriye tezkeresi 2 yıl daha uzatıldı

Irak ve Suriye’ye asker göndermeyi içeren tezkerenin süresi, CHP ve HDP’nin “hayır” oylarına karşı AK Parti, MHP ve İYİ Parti’nin “evet” oylarıyla 2 yıl daha uzatıldı.

Okumaya devam et

Copyright © 2020 GizliSoru.Com