Bizimle iletişime geçin

Gündem

Erdoğan’dan hakim ve savcılara uyarı: Leke sürdürmeyin

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hakim ve savcılara “Vicdanınızla kararlarınız arasına hiçbir gücün, hiçbir maddi değerin girmesine müsaade etmeyin” diye seslendi.

Erdoğan dan hakim ve savcılara uyarı: Leke sürdürmeyin

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde 24. Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları Kura Töreni’nde yaptığı konuşmada ”Yakında her ilde sulh komisyonlarını devreye alıyoruz. Böylece yargının iş yükünü düşüren bir çözüm yolunu daha hukuk sistemimize kazandırmayı hedefliyoruz” dedi.

Törende bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

Bugün kura çekerek görevlerine başlayacak olanları tebrik ediyorum. Kadınlarımızın başarılarıyla temayüz ettiğini görüyoruz. Mesleki eğitim süreçlerini birincilikle bitiren kadın hakim ve savcıları kutluyorum. Ülkemizde toplam 21 bin 844 hakim ve savcı görev yapmaktadır. 6 sene önce teröristler tarafından makamında kalleşçe şehit edilen Mehmet Selim Kiraz başta olmak üzere şehit düşen yargı mensuplarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Son 19 yılda adliye kapısını adaletin kapısı haline getirmek için tarihi nitelikte bir çok adım attık. Hakim – savcı sayısını neredeyse 2.5 kat arttırarak mahkemelerimizin yükünü hafiflettik. İnfaz koruma memurlarının yıpranma paylarından hakim ve savcılarımızın çalışma şartlarına kadar her alanda iyileştirmelere gittik.

2021 BİTMEDEN YENİ ADLİYE BİNAMIZIN TEMELİNİ ATMAYI PLANLIYORUZ

Adalet kalkınma ve büyümenin de lokomotifidir. Adaletin sağlanmadığı, adalete güvenin zedelendiği toplumda siyasi iradenin kalkınmaya yönelik yapacağı hamleler de eksik kalmaya mahkumdur.  Adalet terazisinin doğru tartması kadar adaletin gecikmemesi de önemlidir. Bu ilkeden hareketle göreve geldiğimizden beri adalet sisteminin hızlı işlemesi için çaba harcıyoruz. Hakim ve savcıları merdiven altında sandalyelerde adalet dağıtmak gibi utanç sahnelerinden kurtardık. Adli yıl açılışında 10 bloktan oluşan yeni Yargıtay binamızı törenle hizmete aldık. 6 ayrı binaya bölünmüş Yargıtay’ı tek çatı altında toplayarak kalite ve vakit kaybının önüne geçtik. Ankara’ya modern bir adliye binası yapmak için çalışmalarımız devam ediyor. 2021 yılı bitmeden yeni adliye binamızın temelini atmayı planlıyoruz.

Adaletin tecellisi için sağlıklı bir çalışma ortamının önemi elbette tartışma götürmez. Ama sadece modern binalar yapmakla adaletin tesis edilemeyeceği de bir gerçektir. Temel şart, güçlü, tarafsız ve bağımsız bir hukuk sisteminin varlığıdır. Yargı camiamız uzun yıllar boyunca ya vesayetçilerin ya da halka rağmen halkçılık yapan jakoben düşüncenin tasavvuru altında kalmıştır. Bir sağdam bir soldan gençlerin darağacına gönderildiği dönemler yaşadık. Uyduruk davalarla başbakanların asıldığı yüz kızartıcı durumlara şahitlik ettik. Darbecileri ayakta alkışlayan sözde yargı mensupları gördük. Haksız ithamlara ve eleştirilere rağmen 2002’den bu yana ülkemizde adaleti hakim kılmak, insan hakları ve demokrasi standartlarını yükseltmek için reform irademizi daima canlı tuttuk. 

Kamuoyumuz ile paylaştığımız Yargı Reformu Strateji Belgesi ile İnsan Hakları Eylem Planı, reform irademizin en son belgeleridir. Yargı paketlerimizi hızla hayata geçirdik. Birinci yargı paketinde ceza muhakemesinde ciddi değişiklikler yaptık. Özellikle ifade özgürlüğünde hak arama yollarını genişlettik. E-Duruşma uygulamasını yargının hizmetine sunduk. Salgın sürecinde yargı camiamız ve vatandaşlarımız bu uygulamadan büyük fayda sağladı. Türkiye’nin adalet ve kalkınma başarısının sırrı devletin milletle beraber yol yürümesi ve yol yürürken de kendisini sürekli olarak yenileyebilmesidir. 

HER İLDE SULH KOMİSYONLARINI DEVREYE ALIYORUZ

Meclisimizin iradesine sunacağımız yeni yargı paketlerinde talep ve beklentileri kolaylaştırıcı bir yaklaşımla sağlamayı esas alacağız. İcra konularını, aile hukuku alanında çocukla kişisel ilişki kurulmasından tamamen çıkaracağız. Çocuğun üstün yararını hakim kılacağız. İdari sulh usulü, sistemi rahatlatacak bir uygulama olacak. Vatandaşlarımızın kamu ile uyuşmazlıklarında mahkeme mahkeme dolaşmadan hakkına kavuşmasını sağlayacağız.

Yakında her ilde sulh komisyonlarını devreye alıyoruz. Böylece yargının iş yükünü düşüren bir çözüm yolunu daha hukuk sistemimize kazandırmayı hedefliyoruz. Bugün bir hakime düşen yıllık dosya sayısı adli yargıda 709. İş yükünde son 10 yılda düşüş sağlandığını görüyoruz, bu oranı daha da aşağıya çekecek alternatifler düşünüyoruz. Hakim – savcı yardımcılığı müeessesini de yeni adli yılda milletimizin hizmetine sunacağız.

Hakim ve savcılık mesleğine adım atacak genç kardeşlerim, bu yapılanların hedefine ulaşması ancak nitelikli insan kaynağı ile mümkündür. Yorulmadan okumanız, teori ve pratiği yakından takip etmeniz bu millete olan borcunuzdur. 

Erdoğan, sözlerini noktalarken hakim ve savcılara şöyle seslendi:

“Hakimin, savcının lisanı makul sürede vereceği adil karardır. Önünüze gelecek her dosyanın içinde en az bir insanın hikayesi, en az bir insanın istikbali ve kaderi olduğunu asla unutmayın. Vazifenizi icra ederken hukukun üstünlüğü ilkesine ve masumiyet karinesine lütfen leke sürdürmeyin. İnancı, konumu, kökeni, kimliği ne olursa olsun tek bir vatandaşımızın dahi hakkının, hukukunun yenilmesine rıza göstermeyin.

‘Vicdanınızla kararlarınız arasına hiçbir gücün girmesine müsaade etmeyin’

Adaleti sağlamanın ölçüsü, sosyal medyada atıp tutan kalabalıkların tutumu değil kanundur, nizamdır, mahşeri vicdandır. Vicdanınızla kararlarınız arasına hiçbir gücün, hiçbir maddi değerin girmesine müsaade etmeyin. İnşallah sizlerin de çabalarıyla adalet sistemimizin işleyişini güçlendirecek, yargıya ve kararlarına güveni en üst düzeye çıkarmaya devam edeceğiz. “

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

‘Muz alamıyoruz’ diyen vatandaşla dalga geçen Suriyeliler sınır dışı edilecek

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, sosyal medyada bazı kullanıcıların başlattığı muz akımı ile ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, “Provokatif muz yeme videosu çeken 7 Suriyeli, adli işlemlerinin ardından sınır dışı edilecek” denildi.

Muz alamıyoruz  diyen vatandaşla dalga geçen Suriyeliler sınır dışı edilecek

Gerçekleştirilen sokak röportajında bir vatandaş hayat pahalılığına dikkat çekerek, “Ben muz yiyemiyorum, siz kilolarca muz alıyorsunuz…” ifadelerini kullandı. Bu ifadenin ardından Suriyeli sığınmacılar video paylaşım sitelerinde “Muz yeme” akımı başlattı.

Sosyal medyada peş peşe yayılan görüntülerin büyük tepki çekmesi üzerine İçişleri Bakanlığı Göç İşleri Genel Müdürlüğü’nden bir açıklama geldi.

SINIR DIŞI EDİLECEKLER

Genel Müdürlük’ten yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi;

Bir sokak röportajında yer alan ‘Ben muz yiyemiyorum, siz kilolarca muz alıyorsunuz…’ söylemi sonrası yabancı uyruklu olduğu değerlendirilen kişilerce muhtelif sosyal medya platformlarından provokatif amaçlı ‘muz yeme’ eylemi içerikli video ve paylaşımın dolaşıma sokulduğu görülmüştür.

*Emniyet Genel Müdürlüğümüzün ilgili birimleri tarafından bahse konu provokatif paylaşımlara ilişkin yürütülen çalışmalar sonucunda elde edilen ilk bulgular doğrultusunda yabancı uyruklu 7 şahıs yakalanmış olup adli işlemlerinin tamamlanmasının ardından haklarında sınır dışı etme işlemleri başlatılacaktır.

*Söz konusu provokatif paylaşımların tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması ve bu paylaşımları yapan tüm şahıslar hakkında gerekli adli ve idari işlemlerin titizlikle ve eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi için çalışmalar devam etmektedir.

Okumaya devam et

Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ben taarruzdayım, kitabımda geri adım atmak yok!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 büyükelçi meselesiyle ilgili ABD basınında yer alan manşetlere ilişkin, “Ben nasıl geri adım attım? Ben taarruzdayım. Benim kitabımda geri adım atmak yok” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ben taarruzdayım, kitabımda geri adım atmak yok!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan’daki temaslarının ardından dönüş uçağında gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu.

10 büyükelçi kriziyle ilgili “Atmış olduğumuz adım birilerine gövde gösterisi değil, sadece Türkiye’de görev yapan büyükelçilerin Türkiye’nin iç işlerine müdahil olmaması anlamındadır” diyen Erdoğan, “Bu ülkede görev yapan büyükelçinin, neyin nereye varacağını çok iyi bilmesi lazım. Bilmiyorsa, Viyana Sözleşmesi’nin 41’inci maddesini hatırlatmış olduk” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, ABD basınında yer alan ‘Erdoğan geri adım attı’ manşetlerine ilişkin soruya “Ben nasıl geri adım attım? Ben taarruzdayım. Benim kitabımda geri adım atmak yok” diye cevap verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden ile Glasgow’da gerçekleştirecekleri görüşmede, F-35 meselesini ele alacaklarını söyledi.

Erdoğan ayrıca, yüzde 7 seçim barajı teklifini MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin kabul ettiğini belirtti.

Erdoğan’ın açıklamaları şu şekilde:

“Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in davetine icabetle, Azerbaycan’a gerçekleştirdiğimiz günübirlik çalışma ziyaretini, verimli bir şekilde tamamladık. Kardeş Azerbaycan’ı son olarak haziran ayında ziyaret etmiştim. İlham Kardeşimle, Şuşa’nın ardından bu defa da işgalden kurtarılan Füzuli ve Zengilan’da bir araya geldik.

Ziyaretimizde, Azerbaycan’ın, işgalden kurtarılan topraklarında hayata geçirdiği yeniden imar ve kalkınma çalışmalarını yakından gördük. Bölgedeki ekonomik kapasitenin canlandırılmasına, ulaştırma hatlarının ihyasına ve yenilerinin inşasına dair faaliyetleri birlikte incelemiş olduk. Azerbaycan’ın başarılarıyla, en az Azerbaycanlı kardeşlerimiz kadar biz de mutlu oluyoruz. Türkiye olarak, bu projelerin parçası olduğumuz için gurur duyuyoruz.

Ziyaretimiz kapsamında, 8 ay gibi rekor bir sürede tamamlanan Füzuli Uluslararası Havalimanı’nın açılışını, kardeşim Cumhurbaşkanı Aliyev’le birlikte gerçekleştirdik. Böylelikle kilit önemdeki bir hava ulaştırma güzergahı, hayata geçirilmiş oldu. Bu havalimanı, sadece Azerbaycan için değil, Kafkasların geneli için de ulaştırma konusunda katma değer sunabilecek potansiyele sahiptir. Azerbaycan’ın, bölgenin kalkınma önceliği yönündeki iradesinin tezahürü olan ve çok kısa sürede tamamlanan bu önemli ulaştırma merkezinin faaliyete geçirilmesinde emeği bulunan herkesi tebrik ediyorum.

‘Azat edilen Azerbaycan topraklarının, yakın zamanda bölgede örnek refah merkezi olacağına inanıyorum’

Ziyaretim vesilesiyle, yine bölgedeki ulaştırma için önemli bir yere sahip olan karayolları inşasıyla ilgili çalışmaları da yerinde inceledik; bunların temel atma törenine iştirak ettik. Şirketlerimiz tarafından bölgede sürdürülen karayolu inşaatı çalışmaları hakkında yetkililerimiz ve çalışanlarımızdan bilgi aldık. Türkiye olarak, bölgesel barış ve istikrarın tesisinde ulaştırma hatlarının önemini her zaman vurguladık.

Ziyaretim sırasında, bölgenin yeniden kalkındırılması amacıyla başlatılan akıllı tarım projeleri kapsamında, Zengilan’ı da ziyaret ettik ve buradaki Akıllı Tarım Kampüsünün temelini, kardeşim Sayın Aliyev’le birlikte attık. İşgalden kurtarılan bölgelerde, tarım üretiminin modern ve sürdürülebilir yöntemlerle yeniden başlamasını, 30 yıla yakın süren işgalin çevreye verdiği tahribatın yaralarının sarılması bakımından önemsiyoruz.

Azat edilen Azerbaycan topraklarının, yakın zamanda bölgede örnek birer üretim ve refah merkezi olacağına gönülden inanıyorum. Tüm bu alanlarda ilgili kurumlarımız, kuruluşlarımız ve firmalarımız Azerbaycanlı kardeşleriyle omuz omuza çalışıyor.

-Siz de ifade ettiniz, bölgede büyük bir değişim var. Türkiye’nin de desteğiyle büyük bir kalkınma hamlesi yapılıyor, Füzuli Havalimanı açıldı. Zengezur Koridorunun da hayata geçirilmesi planlanıyor. Bütün gelişmeler bölgeyi, Türkiye’yi, diğer ülkelerle ilişkilerimizi nasıl etkileyecek?

Şu an itibarıyla altyapı ve üst yapıda Türk firmalarının Azerbaycan’da çok ciddi bir potansiyele sahip olduğunu görüyoruz. Şu an itibarıyla altyapı inşaatlarında Türk firmaları çok ciddi işler almış durumdalar. İndiğimiz Füzuli Havalimanında 12 Türk firması Azerbaycanlı kardeşleriyle birlikte çalıştılar ve 8 ay gibi kısa bir zamanda burayı yetiştirdiler. Şimdi iki tane daha havalimanının inşası devam ediyor. Onların da süratle, 1 yıl içinde bitirileceği planlanmış vaziyette. Akıllı tarım dediğimiz olayda da şu anda yoğun bir şekilde Türkiye-Azerbaycan birlikteliğiyle akıllı tarım yapılıyor ve bununla ilgili çalışmalar da yine kararlı bir şekilde devam ediyor. Bunun yanında hayvancılıkta da şu anda başarılı bir çalışmanın olduğunu bizzat gördük. Bu başarılı çalışmayla birlikte bir taraftan mayın temizliği de sürüyor. Mayından arındırılmış olan arazilerde şu an itibarıyla gerek Azerbaycan’a gerekse Türkiye’ye yönelik kazan-kazan esasına göre, tarım ve hayvancılık başlamış vaziyette. En az 5-10 bin kadar angus türü hayvan buraya getirilmek suretiyle burada besi hayvancılığı cinsinden bir çalışmanın yapılacağını, bununla da özellikle Azerbaycan’ın et ithalatını minimize edeceklerini bizlere söylediler. Bu da gösteriyor ki şu anda tarımda ve hayvancılıkta bu noktada çok ciddi sıçrama olacak. Aynı şekilde altyapı ve üstyapıda yine Türkiye-Azerbaycan iş birliğiyle çok ciddi kararlı bir adım atılmış vaziyette.

‘İran, aklıselimle hareket etmeli’

– Gerek şahsınız gerek Sayın Aliyev Ermenistan’a kalıcı barış için masaya gelmesi çağrısında bulunmuştunuz, hatta 6’lı bir komisyon önermiştiniz; İran ve Gürcistan’ın da içinde olacağı. Bugün Ermenistan’a yönelik bu çağrıyı da tekrarladınız. Ama İran son dönemde “İsrail’i buraya getirdiniz” bahanesiyle Azerbaycan’ı ciddi şekilde tehdit ediyor; diğer taraftan da Ermenistan’la yeni iş birliği arayışlarına girerek sanki sizin ve Sayın Aliyev’in çabalarını baltalamaya çalışıyor gibi bir görüntü var. Siz bunu nasıl yorumluyorsunuz?

İlham Bey’le bu konunun da müzakeresini yaptık. İlham Bey kararlı bir duruş içerisinde ve o kararlı duruşundan da herhangi bir taviz vermiyor. Dedi ki “Bizim İsrail’e yönelik verilmiş bir tavizimiz yok. Biz İsrail’le her türlü mal mübadelesi içerisinde adım atabiliriz. Farklı ülkelerle nasıl adım atıyorsak, burada da aynı şekilde İsrail’le bu tür ilişkilerimiz vardır ve bundan sonra da olacaktır.” Bu konularda da ülkeler birbirlerinin karar mekanizmalarını etkilememeli, etkileyemez. Temennimiz odur ki İran da burada aklıselim ile hareket ederse İran ve Azerbaycan arasında herhangi bir sıkıntı yaşanmamış olsun.

‘Viyana Sözleşmesinin 41’inci maddesini onlara hatırlatmış olduk’

-10 büyükelçiden gerilimi düşüren bir açıklama geldi. Aslında sizin yaptığınız bu çıkış Davos’taki “one minute” çıkışına benzeyen bir çıkış olarak nitelendirildi. Ne yaşandı bu süreçte? Biden ile görüşme öncesinde Amerika Birleşik Devletleri’nden geri adım mantığındaki adım, süreci nasıl etkileyecek bundan sonrası için, nasıl olmalı süreç?

Bizim atmış olduğumuz adım birilerine gövde gösterisi değil, sadece Türkiye’de görev yapmakta olan büyükelçilerin Türkiye’nin iç işlerine müdahil olmaması anlamındadır. Herhangi bir büyükelçi görev yaptığı ülkenin iç işlerine müdahale yetkisine sahip değildir. Viyana Sözleşmesinin 41’inci maddesini bunların benden daha iyi bilmeleri lazım. Çünkü büyükelçilerin kendileriyle ilgili bu tür sözleşmeleri adım adım uygulaması lazım, adım adım takip etmesi lazım. Kaldı ki sen Türkiye’de görev yapıyorsun; Türkiye’de görev yapan bir büyükelçi, Türkiye’nin bir kabile devleti olmadığını bilmesi lazım. Türkiye gibi böyle kadim bir tarihe sahip olan bu ülkede görev yapan büyükelçi neyin nereye varacağını çok iyi bilmesi lazım. Eğer bunu bilmiyorsa Viyana Sözleşmesinin 41’inci maddesini onlara hatırlatmış olduk. Olay bu kadar basit.

Tabi Amerika’nın büyükelçisi de bu işe karıştığı için herhalde Biden nezaket gösterisinde bulundu ve ilk açıklama oradan geldi. Zaten Amerika’dan açıklama gelince diğer 9 tanesi de ona tabi olmak suretiyle bu iş böylece kapanmış oldu.

– ABD ve büyükelçiler krizini konuşurken, bir yandan Amerika gazetelerinde bazı manşetler gördük bugün. Sizinle ilgiliydi o manşetler; “Erdoğan krizden kaçtı, geri adım attı” gibi… Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben nasıl geri adım attım? Ben taarruzdayım. Benim kitabımda geri adım atmak yok.

‘Biz bildiğimizi okuruz’

-10 büyükelçiyle ilgili kriz bitti ama bir taraftan da Avrupa Konseyi’ndeki süreç devam ediyor. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi kasımın sonunda Türkiye’nin sözleşmeyi ihlal edip etmediğine ilişkin olarak bir süreç başlatabilir. Bununla ilgili olarak değerlendirmeniz nedir? Çünkü eğer bu tarihe kadar Osman Kavala serbest bırakılmazsa, AİHM’in vereceği bir görüş bu anlamda belirleyici olacak herhalde. Ne söylersiniz acaba? Beklentiniz nedir?

Benim herhangi bir beklentim yok. Benim sadece tek beklentim var; biz bildiğimizi okuruz. Konsey bildiğini mi okur; okusun. Onlar ne okuyor; dinleriz, görürüz. AİHM’inkini de Konsey’inkini de dinleriz; dinledikten sonra da biz üzerimize düşeni yaparız. Gereği neyse bunu yapacağız. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olarak bu makamda bulunduğum sürece üzerime düşen görevi dört dörtlük yaparım. Acaba şu ne der, bu ne der; bunlara hiç bakmam. Benim aldığım terbiye bu, yetişme tarzım bu. Ölene kadar da aynen bu istikamette devam ederim, devam edeceğim.

-10 büyükelçi hadisesi yaşanırken sizin duruşunuz, tepkiniz, tavrınız ortadaydı ancak örneğin CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere bazı çevrelerden de “Nazikçe uyarıyorlar, bunlara neden tepki gösteriyorsunuz?” gibi buna benzer açıklamalar geldi. Bazıları da “Non grata ilan etmek bizi yalnızlaştırır” dedikten sonra, onlar geri adım attıktan sonra da bunun bir diplomatik başarı olduğunu söylemeye başladılar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunlardan biri de geçmişte Bakü’de büyükelçi olarak görev yapmıştı, şimdi CHP’de güya siyaset yapıyor. İlham Bey’le konuşurken o bile “Ben bu adamı bir daha bu kapıdan içeri sokmam” dedi. Çünkü Azerbaycan’a da ihanet etti. Sen önce bir defa büyükelçilik yaptığın ülkenin siyasetine saygılı olmayı öğren. Bunu öğrenmedi ki bu adam. Şu anda da rastgele işte nasıl olduysa siyaset yapıyor. Biz bu tür siyasetçileri cepten çıkarıyoruz. Bunların siyaseti öğrenmeleri için daha çok fırın ekmek yemeleri lazım. Bunlar büyükelçilik yapmış, siyasetçilik değil. Siyasetçilik başka bir şey, büyükelçilik başka bir şey.

‘Biden’la Glasgow’da görüşeceğiz’

– Roma ve Glasgow’da dünya liderleriyle görüşeceksiniz, hem G20 hem BM İklim Zirvesi kapsamında. Özellikle ABD Başkanı Joe Biden ile görüşmenizde hangi başlıklar masada olacak? Daha önce ABD F-16 ile ilgili talebini iletmişti. Bu konuda teknik görüşmeler sürüyor. Bu görüşmeler ne aşamada? Biden’dan ne gibi taleplerimiz olacak?

Roma’nın gündemi ile Glasgow’un gündemi şu anda değişmiş gibi gözüküyor. Büyük ihtimalle Roma’da değil ama Glasgow’da görüşmemiz olacak. Bu görüşmede de tabi ki en önemli maddemiz; malum bizim F-35 konumuz var. F-35’le ilgili olarak bizim 1 milyar 400 milyon dolarlık yapmış olduğumuz bir ödeme var. Bu ödemeyle ilgili olarak da tabi ki bunun bize geri ödeme planının nasıl olacağını kendileriyle görüşmemiz gerekecek. Bu konuda mükaleme ne getirecek ne götürecek; onu kendileriyle görüşerek öğreneceğiz. Alt düzeyde aldığımız bazı bilgiler var. Bize F-16 verme konusunda gelen bazı bilgiler… Bize gelen bilgi, bunlarla bu işi ödeme gibi bir plan olduğu yönünde. Bu doğru mudur, değil midir; bunları kendilerinden öğreneceğiz. En üst düzeyde de bunu tabi benim Sayın Biden ile konuşmam isabetli olacaktır. Eğer böyleyse ona göre bir anlaşma yoluna gitmiş olacağız.

‘Bahçeli, yüzde 7’yi kabul etti’

– MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli ile önceki bir görüşme gerçekleştirdiniz. Bu görüşmede Siyasi Partiler Kanunu ve yeni Anayasa çalışması gündeme geldi mi? Cumhur İttifakı olarak bu ortak teklifinizi ne zaman kamuoyuyla paylaşacaksınız? Tarih, takvim belli mi?

Tarih, takvimden öte bizim şu anda Cumhur İttifakı ile müşterek attığımız adımı Sayın Genel Başkan ile görüşme imkanımız oldu. MHP’den Anayasa çalışmasıyla ilgili hazırlıklar bize gelmişti. Bu bizim çalışmalarımıza da aynı şekilde bir destek oldu. Onu da zaten planlıyoruz, değerlendiriyoruz. Seçim Yasası ve Siyasi Partiler Kanunu’yla ilgili de Feti Bey’in bizim arkadaşlara vermiş olduğu çalışma metni de arkadaşlarımızın elinde. Burada özellikle yüzde 5, yüzde 7 meselesi gündemdeydi. Bu konuda Devlet Bey, benim yüzde 7 teklifimi kendileri de aynen kabul ettiler. “Bu noktada siz nasıl uygun görüyorsanız bizim için o kabuldür” dediler. Dolayısıyla bu yüzde 7 meselesinin Kanunda bu şekilde olmasını bizler de arkadaşlarımıza söyleyeceğiz. Onun üzerinden hareket edeceğiz. Öbür tarafta tabi Anayasa ile ilgili çalışmalarımız da aynen devam edecek. Arkadaşlarımız bu çalışmayı tamamen bitirdikten sonra o da Meclis gündemine gelecektir. Ama biz de tabi Meclis’te bir altyapının olmasının gereğine inanıyoruz. Bu konuda gönül arzu ediyor ki Meclis’teki diğer siyasi partiler de buna hazır olsunlar, onlar da bu konuda “Tamam biz de yaparız” desinler ama şu anda onlardan aldığımız ses seda tam aksine, böyle bir şey yok.

‘Allah bunların eline bu milleti düşürmesin’

– Son zamanlarda özellikle milli olan bütün kurumlar saldırı altında. Bunlar içerisinde TÜGVA da var; TÜRGEV de ENSAR da var. Çok ciddi iftiralar atıldı, çok ciddi saldırılar yapıldı. Bu vakıflar neden saldırı altında?

Bay Kemal ve yandaşları bir defa hukuk tanımaz bir güruh. Diyelim ki TÜGVA 10 yıllık bir anlaşmayla adadaki bu yeri kiralamış. Anlaşma 10 yıllık bir süre tanıdığı halde daha üçüncü yıldayken kalkıp bunların kiraladıkları yeri zabıtalarla basıp oradan bütün demirbaş eşyalarına varıncaya kadar hepsini dışarı atma gayretleri bir defa bunların tıynetini göstermektedir, bunların cibilliyetini göstermektedir. Bu konuyla ilgili de açıklamaları ilgili bütün arkadaşlarım yaptılar, yapıyorlar. Aynı şey TÜRGEV için geçerli, aynı şey ENSAR için geçerli. Her türlü iftirayı attılar, her türlü yalan dolanı söylediler. Bu bir şeyi gösteriyor, bunların ne denli hukuk tanımaz olduğunu ortaya koyuyor. Eğer bunlarda hukuka saygı olsa, zaten böyle bir adımı da atmazlar, atamazlar. Bu bir şeyi daha ifade ediyor, Allah bunların eline bu milleti düşürmesin. Bunların eline bu ülke kalacak olursa, bu ülkede nelerin olacağını, olabileceğini artık düşünün. Bunların yapmayacakları iş yok. İnsanların sırtındaki ceketi bile alır bunlar. Başka bir şey söylememe gerek var mı?

‘Maaş ödeyemezler’

– Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, “Biz belediyeler olarak hükümetten eşit kaynak alamıyoruz, Belediyeler Birliğinden alamıyoruz” gibi CHP’li belediyelerin ayrımcılığa tabi tutulduğu yönünde bir basın toplantısı yaptı. Hizmet üretemeyişlerinin bir bahanesi mi oluyor bu? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hepsi yalan. Bir defa yasal olarak belediyelerin hakları neyse bu haklarını İller Bankasına yönelik olanı oradan, Hazine Maliye’den almaları gerekeni oradan hiç istisnasız kesinlikle alıyorlar. Bunlar bu parayı almamış olsalar ayakta duracak mecalleri kalmaz, maaş ödeyemezler, yatırım yapamazlar, o derece ciddi manada sıkıntıya girerler. Bütün bunları aldıkları içindir ki bu kadar rahat sağa sola parayı dağıtıyorlar. Bu dediğiniz isim demek ki ne maliyeyi biliyor ne vergi denilen olayı biliyor ne de belediyelerin hangi kaynaklardan nasıl gelir elde ettiğini biliyor. Bunların hiçbirini bilmiyor. Önce bunu öğrensin. CHP’li belediyelerde hizmetlerin ne kadar aksadığını, ne kadar eksik olduğunu herkes görüyor.

‘CHP ve HDP’nin verecekleri oy zaten belliydi’

– TBMM’de TSK’nın terörle mücadele için sınır ötesine operasyon yapmasına izin veren tezkere geçti. Ama CHP grup kararı olarak “hayır” oyu verdi tezkereye. Daha öncesinde de HDP eş başkanlarının tezkereyle ilgili “hayır” oyu verilmesi çağrısı vardı CHP’ye. Bir anlamda HDP’nin çağrısına olumlu yanıt vermiş oldular. “CHP yerli, milli değil” diyoruz ama bu çok sembolik oldu açıkçası. Hakikaten CHP’li seçmeni bile şaşırtacak denli bir durum. Çünkü halihazırda Türkiye sınırın ötesinden terör tehdidiyle muhatap. Sizin değerlendirmenizi merak ediyoruz.

Bunlardan farklı bir şey beklenir mi ki… CHP ve HDP’nin verecekleri oy zaten belliydi. Bunlar cibilliyetlerinin gereğini yaptılar. Orada sadece İP farklı bir karar ortaya koymuş oldu ama HDP ile CHP orada zillet ittifakı olarak cibilliyetlerinin gereğini yaptılar. Biz terörle mücadeleyi onların desteğini alarak değil, onların desteğinin tamamen dışında zaten sürdürüyoruz. Bundan sonra da yine aynı kararlılıkla terörle mücadelemizi sürdüreceğiz. Hiç endişeniz olmasın, terörle mücadelede millet bizimle beraber. Ordumuz, jandarmamız, bu noktada bizlerle beraber. Biz terörle mücadelemizi kararlı bir şekilde de Gabar’da, Cudi’de, Tendürek’te, Bestler-Dereler’de, sınır ötesinde, sınır berisinde her yerde sürdürüyoruz.

Okumaya devam et

Gündem

TÜGVA temsilcisi Şahin Çetinalp’in lüks yaşamı gündem oldu!

Üst düzey yönetiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın bulunduğu, TÜGVA’nın İzmir Karşıyaka Temsilcisi Şahin Çetinalp’in değeri milyonları bulan araçlarla paylaşımları, özel ‘AKP’ plakası, aracındaki pahalı şampanya ve lüks villa sosyal medyada gündem oldu.

TÜGVA temsilcisi Şahin Çetinalp in lüks yaşamı gündem oldu!

Yüksek İstişare Kurulu’nda Bilal Erdoğan’ın görev yaptığı ve son dönemde içeriden sızdırılan belgelerle kamu kurumlarına torpilli olarak girdikleri iddialarıyla tepki çeken TÜGVA’nın İzmir Karşıyaka Temsilcisi Şahin Çetinalp’in sosyal medyadan sergilemekten geri durmadığı lüks hayatı dikkat çekiyor.

AKP’Lİ İSİMLERLE DE FOTOĞRAFI VAR

Paylaşımlarda; son model milyon liralık otomobiller ve lüks villa, pahalı mekanlar, özel ‘AKP’ plakası, yurtdışı gezileri, Bilal Erdoğan, AKP Genel Başkanvekili Binali Yıldırım ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ ile fotoğraflar, aracındaki pahalı şampanya şişesi, Ankara’da ‘AKP’ plakalı aracıyla verdiği poz dikkat çekiyor.

“BİR DOSTUMUN…”

Çetinalp, aracında şampanya şişesi bulunmasına ilişkinse, “Beni yedi cihan bilir, içki içemem ama karşı değilim. Herkesin kendi tercihi, bir dostumun ricasıyla düğünü için alınmış, kırılmasın diye duruyor orada uslu uslu” paylaşımını yapmış.

Batuhan Serim/Szöcü

Okumaya devam et

Copyright © 2020 GizliSoru.Com