Bizimle iletişime geçin

Yaşam

Fazla Zamanımı Nasıl Değerlendirdiğime Dair 18 Maddelik Bir Liste

Zamanı değerli yönde kullanmak ve onun yarattığı baskı biraz stresli olabiliyor. Ne zaman fazladan zamanım olsa telefondan ayrılamam ya da televizyonda bulurum kendimi. Fakat, neredeyse her zaman zamanımı daha iyi değerlendirebilirdim üzüntüsünü de yaşarım. Elimizdeki zamanı daha iyi kullanmak günlük hayatımızı düzenlemekle beraber gelecekteki versiyonlarımıza yatırım için de faydalı olacaktır. Kim olursak olalım hangi mesleği yapıyorsak ne kadar meşgul olduğumuz veya para kazandığımız fark etmeksizin zamanımızı değerli kullanmayı öğrenebilmeliyiz.
İlham verici yazar Darius Foroux kendi deneyimleriyle bu konuda bize ışık tutuyor:
Her ne kadar normalleşme süreçleri başlamış olsa da hala karşı karşıya olduğumuz koronavirüs krizinde sadece bir umut ışığı var: Elimizde çok fazla zamanımız var. Dünyanın bir krizde olması kimsenin yararına değil ama yine de sağlıklı olduğumuz sürece önümüzde hayat boyu bizi bekleyen fırsatlar olacak. Önümüzdeki 3-6 aylık tüm planlarınız iptal oldu. Sadece bugün var.
Her günü yaşamak zorundayız. Aslında çoğumuz saat başı yaşıyoruz. Telefonlarımıza ve televizyonlarımıza yapıştık. Haberleri takip etmemiz gerekiyor. Ama bu gerçekten gerekli mi? Artık bir sürü zamanımız var. Bu değerli zamanın en iyi kullanımı bu mu?
Bir dakikalığına düşünün bunu. Sonunda hayat normale dönecektir. Hepimiz spor salonuna, restoranlara, ofise vb. gideceğiz. Evlerinde ailemizi ve dostlarımızı ziyaret edeceğiz, tekrar el sıkışacağız.
Tüm bunlar bittiğinde, şu anda günlerinizi nasıl geçirdiğinizden memnun kalacak mısınız?
Kendinize karşı dürüst olun. Benim cevabım geçen haftaya kadar hayırdı. Milyonlarca insan gibi ben de bütün gün haberleri tükettim. Bir noktada, mesaj açıktı.
Ama izlemeye devam ettim. Neden? Cevap açık: Haberin şoku karışıklığa neden oluyor.
Artık zamanımızla ne yapacağımızı bilmiyoruz. Dürüst olmak gerekirse, bu yeni bir şey değil. Stoacı filozof Seneca’nın Hayatın Kısalığı Üzerine söylediği ünlü sözünde:
“Yaşamak için çokça zamanımız var, ama çok fazlasını israf ediyoruz.”
Zamanımızı normalden daha fazla harcıyoruz. Kendinize sorun; karantina altındayken yaptığım şeyler zamanıma değer mi? Ben bunu yaptım. Ancak boşuna zaman harcadığımız faaliyetleri değerli faaliyetlerden ayırmak zordur.
Bir egzersiz olarak oturup hangi aktivitelerinizin zamanınıza değer olduğunu düşünün. Bu kişisel bir egzersizdir, herkes farklı şeylere değer verir.
Size fazla zamanımı nasıl geçirdiğime dair bir fikir vermek için, şu anda değerli olduğunu düşündüğüm 18 aktivitenin bir listesini yaptım.

1) Bol Bol Uyumak: Hiç bir yerde olmanız gerekmiyor. Geceleri 8-9 saat uyuyamazsanız, gün boyunca bazı şekerlemelerle telafi edin. Uyumak, bağışıklık sisteminiz için iyidir ve kendinizi daha iyi hissedersiniz. Ancak düşünce yapınızı ayarlamanız gerekir; telefonunuzu almak yerine bir yastık alın.

2) Egzersiz Yapmak: Evde spor alanınız yok mu? Yatak odanızı bunun için dönüştürün. Birkaç ağırlık ve bazı direnç bantları alın. Şimdi hazırsınız. Evde spor yapmak hakkında bir milyon YouTube videosu var.
3) Sevdiğiniz İnsanlarla Zaman Geçirmek: Bu zamanı yakın ailemle birlikte geçiriyorum. Bu daha çok, gerçekten önemsediğiniz insanların etrafında olmakla ilgilidir. Bu ruhunuza iyi gelecek ve size enerji verecektir.
4) Vücudunuzun Nasıl Çalıştığını Öğrenmek: Herkes bedeninin nasıl işlediğini bilmelidir. Sağlık ve zindelik ile ilgili en son bilimsel araştırmaları da okumayı seviyorum.
5) Günlük Tutmak: Bir günün sonunda oturmak ve düşünmek her zaman iyidir. Bugün ne yaptım? Ne öğrendim? Yarın ne yapacağım? Bu soruları yanıtlamak, geçireceğiniz en iyi zamandır.
6) Yeni Bir Beceri Öğrenmek: Her zaman yeni bir beceri öğreniyor ol. Brezilya Jiu-Jitsu’yu bir buçuk yıl önce uygulamaya başladım. Ama şimdi derslere gidemiyorum. Bir süre okçuluk da aldım. Neyse ki, ofisimde yeterli yerim var, bu yüzden küçük bir kapalı okçuluk kurdum. Her zaman yeni bir beceri öğrenmek istiyorum çünkü bana her zaman öğrenci olduğumu hatırlatıyor.
7) Finansal Strateji Oluşturmak: Farklı insanların yatırım stratejilerini okumayı ve duymayı seviyorum. Kendimi değerli bir yatırımcı olarak görmeme rağmen, tüccarların hangi gün ne yaptığını hala düşünüyorum. Finansmanla ilgileniyorum çünkü zor kazanılan paramı boşa harcamak istemiyorum. Koronavirüs krizi sona erdiğinde bu kullanışlı olacaktır.

8) İyi Filmler ve Televizyon Programları İzlemek: Bazen TV programlarını ard arda kısa sürede izleyen insanlarla dalga geçiyorum. Bunun hala gününüzü kaybettirdiğini düşünüyorum. Ama filmleri ve iyi programları seviyorum. Günün sonunda, bir film veya en fazla iki bölüm izlemeyi seviyorum. Sağlıklı olduğum sürece, artık filmleri ve programları art arda kısa zaman içinde tüketmeyeceğim. En iyi Netflix dizileri listesine göz atabilirsiniz.
9) Müzik Dinlemek: Çok müzik dinlerim. Bana ilham ve enerji veriyor. En iyi şey ruh halinize uyan müzik dinlemek.
10) Okumak: Güne okuma ile başlıyorum ve kapatıyorum ve bir günü bile asla kaçırmam.
11) Hayat Hakkında Konuşmak: Sizinle aynı zihniyete sahip biriyle iyi bir sohbet etmek güzeldir. Sığ sohbetlerden nefret etmek için kendimi geliştirdim. Bu yüzden artık derin bir bağım olmayan insanlarla zamanımı boşa harcamıyorum.
12) Haberleri Gözden Geçirmek: Evet, kendimi haberlerden tamamen soyutlamıyorum. Hala neler olduğunu bilmek istiyorum. Ama tüketimimi günde 3/4 kez ile sınırlandırıyorum. Son birkaç gündür sadece akşam haberlerini izliyorum, bu kadar.
13) Yeni Kitaplar Keşfetmek: Okumak istediğim kitaplara göz atarak saatler harcayabilirim. Ama aşırıya kaçmamaya çalışıyorum. Aksi takdirde, kitaplar hakkında gerçek kitabı okumaktan daha fazla okursunuz.

14) Oyun Oynamak: Masa oyunları, kartlar ve hatta video oyunları. Düşünmenizi ve yaratıcı olmanızı gerektiren bir şey yapın.
15) Gülmek: Şaka yapmayı seviyorum. Hayat zor ve kendi kendinize gülmezseniz, sadece zorlaştırırsınız. Zor zamanlarda bu çok önemlidir. Nasıl güleceğinizi bilmiyorsanız en sevdiğiniz komedyenin bir podcastini dinleyin. Ne demek istediğimi öğreneceksiniz.
16) Meditasyon Yapmak: Sadece zihninizi gözlemleyerek, bir kriz sırasında nasıl çalıştığınız hakkında çok şey öğrenebilirsiniz. Korkuya nasıl tepki veriyorsunuz? Bütün gün hakkında ne düşünüyorsunuz? Sadece gözlemleyin ve öğrenin. Bu size daha fazla iç sakinlik getirecektir.
17) Hedefleriniz Üzerinde Çalışmak: Hayatınızı ilerletmek için harcadığınız her dakika, harcamaktan pişman olmamanız gereken zamandır.
18) Bir Şey Yaratmak: Herkes evde bir şeyler yaratmalı. Zaten sahip olduklarınızla neler yapabileceğinizi düşünün. Şu anda iki yeni kitap ve bir çevrimiçi kurs üzerinde çalışıyorum. Dijital ürünler veya hizmetler oluşturabilirsiniz ancak kaynaklarınız varsa fiziksel bir şey de oluşturabilirsiniz. Yaratıcı olun.

Bu listeyi oluştururken, bir koronavirüs krizi olsun ya da olmasın tüm bunları yapabileceğimi fark ettim. Aslında, bunları yapmam gerekiyor. Bir günün sonunda, geriye dönüp düşünmelisiniz, “Eğer bu benim son günüm olsaydı, ben halimden memnunum.” Bunu dürüstçe söyleyebilir misiniz? Bu, her günü senin son gibi yaşamakla ilgili değil. Herkes bunu yapsaydı, tam bir anarşi olurdu.
Bunun yerine, zamanınızı iyi geçirdiğinizden emin olun. Günlerinizi nasıl geçirdiğinizle gurur duyuyor musunuz? Evet yanıtı veriyorsanız, asla pişmanlıkla yaşamayacaksınız.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam

Nietzsche’nin Üstinsanı Olmak İçin Benimsemeniz Gereken 4 Şey

“İnsan bir iptir ki hayvanla üstinsan arasına gerilmiştir. Uçurumun üstünde bir ip. Tehlikeli bir geçiş, tehlikeli bir yolculuk, tehlikeli bir geriye bakış, tehlikeli bir ürperiş ve duraksayış.” -Friedrich Nietzsche

Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt isimli kitabında Übermensch (üstinsan) kavramını kullandı. Ona göre insan, aşılması gereken bir varlıktı. Maymun insanın gözünde neyse insan da üstinsan için öyle olmalıydı.
Üstinsan denildiğinde insanların aklına genellikle süper kahramanlar gelse de bu kahramanları oluşturanlar, fiziksel özelliklere dikkat etmişlerdir. Nietzsche ise olayı psikolojik boyutta incelemiştir ve insan evriminin bir sonraki aşamasını düşünmüştür.


1) Kendi değerlerini yarat.

“Kendinize sahip olma ayrıcalığını ödemek için hiçbir ücret çok yüksek değildir.”

Nietzsche’nin üstinsanı özgür fikirli olmalıdır çünkü ancak özgür fikirli insanlar kendi değerleri yaratabilirler. Ayrıca üstinsan, diğer insanların neye hayranlık duyduklarına bakarak hareket etmemelidir. Bu konuda Goethe, Napolyon, Montaigne ve Voltaire gibi karakterler Nietzsche’yi oldukça etkilemiştir. Nietzsche, üstinsana en yakın isim olarak Goethe’yi görür.


2) Stratejik yollarla bencil olmayı öğren.

Bencillik Nietzsche için çok da kötü bir kavram değildir. Aksine insanın başkalarına yardıma koşmadan önce kendine yardım etmesi gerektiğini söyler ve bu doğrultuda daha mühim şeyler adına yapacağınız tüm bencillikleri kabul eder.

“Egoizm asil bir ruhun temelidir.”


3) Acı çekmeyi, iyi şeylerin gerekli bir parçası olarak görün.

“Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız; önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz.”

Hayat zordur, acıdır. Hüzün, sefalet, keder ve varoluşsal huzursuzluk hepsi korkunç derecede gerçektir, çünkü bizler kendimiz olağanüstü bir gerçekliğiz. Öyle olmasaydı, hiçbirini hissetmezdik. Ama öyledir ve bu nedenle de sevgi, mutluluk, sevinç, eşitlik, ihtiyat ve hatta aydınlanma hissederiz.


4) Kendinizi yalnızca dünyaya adayın.

“Yalvarırım kardeşlerim, dünyaya bağlı kalın; size ‘dünyadakinden daha üstün umutlardan’ söz edenlere inanmayın. Bilerek ya da bilmeyerek, sizi zehirliyorlar onlar.”

Nietzsche insan türünün kültür yoluyla kurtuluşa ulaşabileceğini düşünüyordu. Bu sebeple üstinsanın, kültürün pratik uygulamalarıyla ilgilenerek toplum zihniyetini yetiştirmesi gerektiğini söyler. Bu yolda doğa üstü güçlere ve inanışlara hiçbir şekilde yer yoktur.

Okumaya devam et

Yaşam

Corona’ya karşı Danser Encore (Yeniden dans) salgını: Flash mob videoları çoğalıyor

Corona kısıtlamalarından bunalan Batı Avrupalılar yaklaşık bir yıldır her fırsatta sokaklarda buluşup, şarkı söyleyip dans ederek bu yeni hayat düzenini protesto ediyor. Fransız şarkıcı HK’nın yeni sözler yazarak güncelleştirdiği Danser Encore şarkısı artık bu protestoların ortak melodisi oldu. Birçok Avrupa şehri bu parçayı kendi dillerinde söyleyerek flash mob videosu hazırlıyor.

Danser Encore

Corona kısıtlamalarından bunalan Batı Avrupalılar yaklaşık bir yıldır her fırsatta sokaklarda buluşup, şarkı söyleyip dans ederek bu yeni hayat düzenini protesto ediyor. Fransız şarkıcı HK’nın yeni sözler yazarak güncelleştirdiği Danser Encore şarkısı artık bu protestoların ortak melodisi oldu. Birçok Avrupa şehri bu parçayı kendi dillerinde söyleyerek flash mob videosu hazırlıyor.

Tüm dünyada sosyal hayatı alt üst eden Corona düzenlemelerinin ana akıma yansımayan başka birçok etkisi var. Tali zarar (Collateral damage) olarak adlandırabileceğimiz olumsuz sonuçlarının, Corona’ya karşı alınan önlemlerin sağladığı kazanımların yanında çok daha etkili olduğu artık daha da aşikar. Corona pandemisini inkar eden ya da alınan önlemleri yanlış bulan Avrupalılar bir yılı aşkın süredir sokak gösterileriyle ülkelerinin politikacılarının aldığı pandemi önlemlerini protesto ediyor.

Özellikle işsiz kalan müzisyen ve sanatçıların yönlendirdiği sokak ya da sosyal medya aksiyonları diğerlerinin yanında daha da öne çıkıyor. Yakın zamanda Youtube’da #allesdichtmachen# adı altında 53 Alman sinema ve tiyatro oyuncusunun hazırladığı satirik video farklı düşünen iki kesimden çok büyük tepki ve tezahürat almıştı. Oldukça fazla eleştiri almış olsa da, bu videolar yayınlandıktan sonra Almanya’da Corona önlemlerinin tali zararları ve Corona politikalarından kaynaklanan toplumsal kutuplaşma daha çok konuşulur oldu.

Göstericilerin sosyal medyada anlaşarak, şehrin belli bir noktasında buluşup, spontane bir şekilde şarkı söyleyip dans ettiği ve akabinde dağıldığı flash mob olarak bilinen etkinlik ise Batı Avrupa şehirlerinde en çok kullanılan protesto şekli. Bu sokak eylemlerinde birkaç aydır söylenilen Danser Encore adlı şarkı da Corona rejimi karşıtlığının sembolü oldu.

Politik şarkılarıyla tanınan ve gerçek adı Kaddour Hadidi olan Cezayir asıllı, 1976 doğumlu Fransız müzisyen HK, grubu “HK et les Saltimbanks” ile seslendirdiği Danser Encore şarkısını ilk defa Aralık 2020 Youtube’da yayınlamıştı. Şarkı flash mob olarak ilk defa bu yılın Mart ayında Fransa’nın çeşitli şehirlerinde söylenmeye başlandı. Akabinde aynı gösteri tarzı Almanya şehirlerine sıçradı. Şarkının bugün Fransızca’nın yanında Almanca, Flamanca ve İspanyolca olarak birçok Avrupa şehrindeki Corona Politikaları karşıtlığı gösterilerinde söyleniyor.

Başka bir Fransız müzisyen Calogero Joseph Salvatore Maurici‘nin 2008 yılında çıkardığı albümündeki orijinal Danser Encore’un melodisini, şarkıcı Teoman da 2009 yılında çıkardığı İnsanlık Halleri albümünde Çoban Yıldızı adıyla Türkçeleştirip seslendirmişti. Teoman Türkçe metinde ve kendi çektiği video klipinde muhabere meydanında savaşan bir askerin ölüm hakkındaki duygularını anlatıyordu.

Danser Encore şarkısıyla ülkelerinin politik Corona kurallarını protesto eden insanların genel düşüncesini Münih Flashmob videosunun 6. dakikasında konuşan gencin sözleri en net şekilde özetleyebilir:

“Ben buradayım çünkü, müziğin ve dansın gücünü kullanarak insanlara yaşamanın ne demek olduğunu tekrar hatırlatmak istiyorum. Ölümden kaçmak için yaşamayı yasaklamak mantıksız, ben asıl o zaman ölmüş olurum. Benim hayat görüşüme göre “yaşamak” bu değil. Benim emin olduğum ve güvendiğim bir bağışıklık sistemim var. İsterim ki herkes böyle düşünsün. Korkusu olan tabii ki maske takabilir, kendini izole edebilir. Ama ben yaşamak istiyorum.”

Gezi Parkı eylemleri benzeri bu barışçıl ve yaratıcı eylemler, “Hayatımız için dans ediyoruz” sloganıyla Avrupa başta olmak üzere tüm demokratik ülkelerde hızla yayılırken, Türkiye’de bu konuda henüz bir faaliyet gerçekleşmedi.

Fransız müzisyen HK’nın Corona sonrası yeni sözler yazdığı Danser Encore’un sözlerinin Türkçe tercümesi şu şekilde:

Yeniden Dans

Yeniden dans etmek istiyoruz
Fikirlerimizin bedenimizi nasıl sarmaladığını görmek…
Hayatımızı gerçek tınısıyla yaşamak

Göçmen kuşlar gibiyiz,
hiç bir zaman uysal ve gerçekten bilge olmayan.
Körü körüne teslim olmayacağız.
Şafak vakti ve her koşulda,
bu sessizliği bozmak için geleceğiz.

Her akşam haber programında,
iyi kral yeni kuralları duyurmak için konuştuğunda,
isyankarlığımızı göstermeye devam edeceğiz,
ama her zaman zarafetle.

Araba – Metro – Çalışmak – Tüketmek…
kendi rızamızla imzaladığımız anlaşma.
Sadece bir reçete saçmalığı.
Düşünene vah, dans edene vah…
Her yeni otoriter kural,
her güvenlik önlemi…
bizi sizden daha da uzaklaştırıyor.
Bilincimizi sınırlamak için
bu ısrar biraz fazla değil mi?

Bu kadar kolay manipüle olmayalım,
tüm bu mantıksız insanlar tarafından.
Bize bol bol korku satmak isteyenlerden
kendimizi nasıl uzak tutacağımızı görelim.
Ahlaksızca üzerimizde baskı kurmaya çalışanlardan.

Manevi, sosyal ve doğal sağlığımız için,
gülüşümüz ve bilgeliğimiz için…
Direnmeye devam edelim,
onların deli saçması kurallarına karşı.

Okumaya devam et

Yaşam

İki resmin hikayesi: Bastille Baskını ve Halka Yol Gösteren Özgürlük

Dünya tarihinde önemli gelişmelerde rol alanlar kişiler tarihte ne kadar önemli bir yere sahipse, bu gelişmeleri resmeden sanatçılar da en az o kadar önemli bir yere sahiptir. Bu yazıda iki önemli tarihsel gelişmeyi resmeden iki önemli ressamdan ve tablolarından bahsedeceğim.

Bastille Baskını

Dünya tarihinde önemli gelişmelerde rol alanlar kişiler tarihte ne kadar önemli bir yere sahipse, bu gelişmeleri resmeden sanatçılar da en az o kadar önemli bir yere sahiptir. Bu yazıda iki önemli tarihsel gelişmeyi resmeden iki önemli ressamdan ve tablolarından bahsedeceğim.

Bunlardan ilki Jean Pierre Houel tarafından çizilen “Prise de la Bastillle” (Bastille Baskını) isimli tablo, diğeri ise Eugene Delacroix tarafından çizilen “La Liberte Guidant le peuple” (Halka Yol Gösteren Özgürlük) isimli tablodur. Bu tabloların her ikisi de, yakın çağ tarihi devrimlerle dolu olan Fransa ile ilgilidir.

1789 Fransız Devrimi, dünya tarihinde bir dönüm noktası oldu. O tarihten sonra bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Özgürlüğe, eşitliğe ve kardeşliğe ilişkin fikirler önce tüm kıtaya sonra tüm Dünya’ya yayıldı. Bu önemli olayın fitilini ateşleyen ise Paris yakınlarındaki bir hapishanenin basılması oldu. Kralın mutlak otoritesinin sorgulanmasını sağlayan olay, 14 Temmuz 1789 tarihinde bu hapishanenin basılmasıydı. Bu önemli olay, dönemin ünlü ressamı Jean Pierre Houel tarafından çizilen “Prise de la Bastillle” (Bastille Baskını) tablosu ile resmedildi.

Prise de la Bastillle (Bastille Baskını)
“La Liberte Guidant le peuple” (Halka Yol Gösteren Özgürlük)

1789 Devrimi’nden sonra 1792’de Fransa’da Cumhuriyet ilan edildi. Daha sonra iktidara gelen Napolyon Bonapart ise kendini imparator ilan etti. Uzun süren savaşların ardından Napolyon yenildi ve ardından Fransa’da anayasal monarşi kuruldu. Bu rejim 1830’a kadar devam etti. 1830’da ise bir halk hareketi başladı. Bourbon hanedanından X. Charles kaçtı ve yerine Orleans hanedanından Louis Philippe geçti. Eugene Delacroix tarafından “La Liberte Guidant le peuple” (Halka Yol Gösteren Özgürlük) isimli tablo da, sonuçları bakımından 1789 devrimindeki kadar köklü değişimlere yol açmamış olan 1830 devrimi anısına yapıldı. Bu resim zamanla o kadar popüler oldu ki tüm dünya devrimleri için de bir simge haline geldi.

Charles Dickens’ın “A Tale of Two Cities” (İki şehrin hikayesi) isimli çok bilinen romanı, Fransız Devrimi sırasında Paris ve Londra’da geçen olayları konu alır. 1789 Devrimi, bu iki şehrin hikayesi üzerinden anlatılmıştır. Yukarıda bahsettiğim iki tablo ise Yakın Çağ Avrupa tarihinin en önemli olaylarını konu almaktadır. Resimlerin ilkinde 1789’daki büyük devrimin fitilini ateşleyen Bastille Baskını, diğerinde ise 1830’da gerçekleşen halk hareketi resmedilmiştir. Dönemin Fransa tarihi de ancak bu iki resimle birlikte anlaşılabilir. Yani Fransa’nın devrim tarihi de aslında bu iki resmin hikayesidir.

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com