Bizimle iletişime geçin

Bilim

Geleceğe damga vurması beklenen cep telefonu teknolojileri

Hemen hemen tüm ihtiyaçlarımıza cevap veren akıllı cep telefonu teknolojileri hızla gelişiyor. Yeni çiplerden 5G’ye, pil ömründen sanal gerçekliğe, giyilebilir teknolojilerden hayatımızı değiştirecek Yapay Zeka’ya cep telefonlarını neler bekliyor?

cep telefonu teknolojileri

Hemen hemen tüm ihtiyaçlarımıza cevap veren akıllı cep telefonu teknolojileri hızla gelişiyor. Yeni çiplerden 5G’ye, pil ömründen sanal gerçekliğe, giyilebilir teknolojilerden hayatımızı değiştirecek Yapay Zeka’ya cep telefonlarını neler bekliyor?

Geleceğe damgasını vurması beklenen cep telefonu teknolojileri neler?

Akıllı cep telefonları, alışverişten eğlenceye gündelik hayatta ihtiyaç duyduğumuz neredeyse tüm beklentilerimizi karşılamayı sürdürüyor.

Yapılan araştırmalar* 2020’de dünya genelinde akıllı telefon kullanıcıları sayısının 3,5 milyar’ı geçtiğini gösterirken telefon kullanım alışkanlıkları da artış göstemeye devam ediyor. 2018’de Amerika’da yapılan bir araştırma**, kullanıcıların telefonlarını günde 48 kez açtıklarını ortaya koyarken, Z kuşağında bu sayının 79’a çıktığı görülüyor.

Elektronik ürünlerini en uygun fiyat, en kaliteli hizmet ve güvenilir alışveriş yaklaşımıyla ulaştırmak üzere 2008 yılında kurulan İncehesap.com verilerine göre, mobil cihazların kullanımı hızla artıyor.

Önümüzdeki döneme damgasını vurması beklenen cep telefonu teknolojileri neler?

Yeni çipler performans artışı ve enerji verimliliği sağlayacak

Önümüzdeki dönemde telefonların işlem güçleri her geçen gün artmaya devam edecek. Böylece cep telefonlarımızla daha yüksek işlem gücü gerektiren uygulamaları sorunsuzca çalıştırabileceğiz.

A.I. AM THE CHOSEN ONE – Huawei Ascend 910 ve MindSpore lansmanından

Dünyanın en büyük yarı iletken üreticisinin önümüzdeki sene 3 nm mimarisine dayalı çiplerin seri üretimine başlayacağı biliniyor. 3 nm mimarisine sahip işlemcili cep telefonlarında %15-35 performans artışı beklenirken, cihazların %25-35 arasında enerji verimliliği sağlayacağı da öngörülüyor.

5G ezberleri bozacak

Önümüzdeki dönemin bir diğer önemli gelişmesi ise 5G teknolojisinin yaygınlaşması olacak. 5G teknolojisinin hayatımıza girmesiyle birlikte mobil cihaz kullanma deneyimimizin iyileşmesinin yanında; akıllı şehir, akıllı ev çözümleri ve otonom araçların kullanımı konusundaki gelişmelere de tanıklık edeceğiz.

Daha geniş bir frekans aralığında, daha yüksek internet hızlarına ulaşılmasını sağlayan hücresel veri altyapısı olan 5G tüm dünyada yaygınlaştığında, mobil cihaz kullanım deneyimlerinde büyük bir dönüşüm yaşanacak. Bu paralelde; video izleme, oyun oynama ve benzeri aksiyonlar kesintisiz bir şekilde gerçekleşecek.

Cep telefonları tek şarjla 5 gün kullanılabilecek

Halen mobil cihazlarda lithium-ion (Li-ion) piller kullanılıyor. Cep telefonlarının sürekli artan enerji ihtiyaçları kapsamında bu alanda yapılan çalışmalar da hız kesmeden sürüyor. Bir telefonu 5 güne kadar çalıştırabilecek ve doğaya daha az zarar veren yeni nesil pil teknolojileri üzerine çalışmalar devam ediyor.

Kablosuz şarj teknolojilerinde de gelişmeler yaşanıyor. İlerleyen süreçte kullanıcıların kablosuz şarja daha fazla adapte olabileceği öngörülüyor. Ayrıca tüm bu gelişmeler paralelinde; Wi-Fi ya da benzeri bir radyo frekans yöntemi ile kablosuz şarj teknolojilerinin geliştirilmesi konusundaki teorik çalışmalar da sürüyor.

Telefonla çekilen filmler görmeye başlayacağız

Multimedya içeriğini destekleyen uygulamalar ve sosyal medya platformlarının sayısı arttıkça daha kaliteli içerik üretebilecek ekipmana sahip telefonlara olan ihtiyaç da çoğalıyor.

Bu ihtiyaç kapsamında hareket eden üreticiler her yeni model telefonda daha iyi bir lens ve daha kaliteli görüntü sağlayan kameralar geliştiriyor. Önümüzdeki süreçte, ön ve arka kameraları daha iyi görüntü kaydeden ve film çekmeye bile olanak tanıyan cep telefonu modelleriyle karşılaşabileceğiz.

Sanal gerçeklik teknolojileri eğitim alanında kullanılabilecek

Son dönemde “sanal gerçeklik” kavramını daha çok duymaya devam ediyoruz. Her geçen gün farklı alanlarda kullanımına şahit olduğumuz sanal gerçeklik teknolojisinin, cep telefonlarına entegre edilerek uzaktan eğitim ve çalışma sisteminin yaygınlaşması kapsamında, eğitim, personel yetiştirme gibi alanlarda da kullanılabileceği öngörülüyor.

Cep telefonu teknolojileri gelişimini sürdürecek 

İncehesap.com Kurucu Ortağı Nurettin Erzen; “Yapılan araştırmalar akıllı cep telefonu kullanımının sürekli arttığını gösteriyor. Gerek sosyal medya platformlarının yaygınlaşması gerekse de her ihtiyaca cevap veren uygulamaların yaygınlaşmasıyla bu oran katlanarak artmaya devam edecektir. Bu kapsamda yeni teknolojilerin geliştirilmesi de tabi kaçınılmaz oluyor. Önümüzdeki dönemde geliştirilecek yeni çipler, 5G teknolojisi, yeni nesil bataryalar ve sanal gerçeklik teknolojilerinin hayatımızda daha çok yer edineceğini düşünüyoruz” dedi.

Holografik görüntüler

Hologramlar senelerdir bilim kurgu evreninin üzerinde durduğu bir konu. Kanada’da bir üniversitede araştırmacılar, Holoflex prototipi üzerinde çalışıyor. Holoflex hem holografik hem de esnek, kullanıcıların üç boyutlu ekranı bükmelerine olanak tanıyan bir teknoloji. Hala geliştirme aşamasında olan ve dünyanın ilk holografik, esnek akıllı telefonu olarak lanse edilen Holoflex, geleceğin holografik telefonlarının başlangıcı olabilir.

Çekilip uzayan ekranlar

Esnek ekranlar yakın gelecekteki en öngörülebilir şeylerden. Şu anda birkaç şirketin katlanabilir telefonlar üzerinde çalıştığını biliyoruz. Ekran konusundaki bir sonraki adım esnek ekranlar olacak diye düşünülüyor.

Telefonunuzu cebinizden çıkartıp iki köşesinden çekerek ekranı büyüttüğünüzü düşünün. Kullandıktan sonra ise aynı şekilde küçülterek cebinize koyduğunuzu. Böyle bir teknolojinin gerçekleşmesi için sadece ekranın değil içindeki bileşenlerin de esnetilebilir olması gerekiyor. Bu şu an için zor gibi görünse de Michigan Üniversitesi’ndeki araştırmacılar gerilebilir elektronikler için bir gelecek olduğunu öngörüyorlar.

Giyilebilir cep telefonu teknolojilerinden düşünce yoluyla yönlendirmeye

Giyilebilir cep telefonu teknolojileri

Arayüzlere yönelik araştırmalar, ileride fiziksel bir ekran ve mikrofona ihtiyacımız olmayabileceğinin ihtimalini gösteriyor. Gelecekte telefonların, giysiler veya diğer aksesuarlara entegre edileceği tahmin ediliyor.

Peki şimdi bu cihazları beyninizle ilişkilendirilmiş bir arayüze bağladıktan sonra uygulamaları ve mesajları sadece düşünce yoluyla okuyup yönlendirdiğinizi hayal edin. Black Mirror dizisinden çıkma bir fikir gibi görünse de akıllı telefonların son 30 yıldaki değişimini göze alırsak gelecekte böyle bir şey mümkün olabilir.

Yapay zeka ile ultra akıllı cep telefonları

Yapay zeka kavramı, özellikle bilim-kurgu ve fantastik senaryoların başlıca öğelerinden biri oldu. Kendini geliştiren, kendi kendine öğrenebilen sistemler ve yazılımlar gibi kimi zaman güldüren kimi zaman ise ürküten yapay zeka kavramı artık cebimize sığacak hale geldi! Akıllı telefon döneminden sonra şimdi de zeki telefonlar dönemi başlıyor dersek hiç de yanlış olmaz.

Huawei, Kirin 970 adını verdiği işlemci ile dünyada ilk kez yapay zekaya sahip bir işlemci üretti. Bu mobil işlemci, sahip olduğu NPU (Neural-network Processing Unit) -Türkçe: Nöral Ağ İşlemcisi- ile yapay zeka işlemleri çok daha hızlı ve güç tüketimi konusunda tasarruflu gerçekleşecek.

NPU nedir?

NPU birimi, bu zamana kadar kullanılan mobil işlemcilere kıyasla 25 kat daha hızlı işlem gücü sunan ve bu avantaja rağmen güç tüketimi konusunda da 50 kata varan güç tasarrufu sağlayan bir teknolojidir.

Bu performans karşılaştırması, NPU’ya sahip bir işlemcinin CPU+GPU ve CPU kombinasyonlarına kıyasla ne kadar yüksek performans sunabileceğini açık bir şekilde gösteriyor.

Yapay zekanın asıl vurucu olacağı nokta ise, akıllı telefonlardaki sanal asistanlar ile kuracağı iletişim. Siri, Bixby, Google Assistant gibi yardımcılara ek olarak, Google TensorFlow, Facebook Caffe2, ve Android NN gibi yapay zeka platformlarıyla uyumlu olması da bu işlemciyi avantajlı konuma geçirecek.

NPU’nun avantajları neler?

Bir telefonda NPU neye yaracak diye düşünenler için ise gündelik olarak yaptığınız şeyleri takip edip öğrenen bir telefon örneğini verebiliriz. Bu telefon NPU birimi ve gerekli yazılım desteği sayesinde, tüm alışkanlıklarınızı öğrenebilecek. Uyku saatiniz, uyanma saatiniz, ofise veya eve dönüş saatlerinizi öğrenebilen ve buna göre programlamalarınızı yapan bir zeka… Gerçekten etkileyici olabilir.

Qualcomm ise NPU birimini insan beynine benzerliği tanımlıyor. Geleneksel işlemciler bir işlemi yapmak için onu tetikleyecek bir tanım bekler ancak NPU birimleri tıpkı bir insan beyni gibi çalışır. Bir işlemi yapmak için öncesinde başka bir işlemin gerçekleşme zorunluluğunu da ortadan kaldırır.

Akıllı telefonların “zeki” telefonlara evrilmesi konusundaki ilk adımlar atıldı. Bakalım yakın gelecekte bizleri ne kadar zeki telefonlar bekliyor? Telefonların yapay zekaya sahip olması size ne ifade ediyor? Aşağıda yorum olarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Kaynak: Statista. “Number of smartphone users worldwide from 2016 to 2021” https://www.statista.com/statistics/330695/number-of-smartphone-users-worldwide/

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Google Earth Timelapse ile 37 yılda dünyanın değişimi

Google Earth yeni özelliğiyle iklim değişikliğinin 37 yılda yarattığı tahribatı gözler önüne serdi. Onlarca yılda meydana gelen küresel değişimleri göstermek için 20 petabayt uydu görüntüsü kullanıldı.

Google Earth Timelapse

Google Earth yeni özelliğiyle iklim değişikliğinin 37 yılda yarattığı tahribatı gözler önüne serdi. Onlarca yılda meydana gelen küresel değişimleri göstermek için 20 petabayt uydu görüntüsü kullanıldı.

Google, Google Earth için yıllardır yaptığı en büyük güncellemeyi duyurdu: “Timelapse” adlı yeni özellik sayesinde gezegenimizin son 37 yılını görüntüleme olanağı.

4 boyutlu bir deneyim halinde derlenen 24 milyon uydu fotoğrafının mümkün kıldığı özellik, herkesin dünyanın nasıl değiştiğini görebileceği ve şu an karşı karşıya olduğumuz çevre sorunlarını daha iyi kavrayabileceği anlamına geliyor.

Arama devinin duyurusunda bir Google temsilcisi “Son yarım yüzyılda gezegenimiz insanlık tarihinin başka bir anında görülenden çok daha hızlı bir çevresel değişime tanıklık etti. Birçoğumuz kendi topluluklarımızda bu değişimleri deneyimledik. Ben de geçen yıl eyaletteki orman yangınları sırasında evlerinden tahliye edilen binlerce Kaliforniyalıdan biriyim. Başkaları için iklim değişikliğinin etkileri, mesela eriyen buz tabakaları ve kaybolan buzullar soyut ve çok uzak görünüyor” dedi.

Google Earth’teki Timelapse özelliğiyle değişen gezegenimizin çok daha net bir resmi parmak uçlarımızda: Bu sadece sorunları değil, aynı zamanda çözümleri ve onlarca yıl içinde ortaya çıkan büyüleyici güzellikteki doğa olaylarını gösteren bir resim.

‘i geliştirmek için Google, Carneige Mellon Üniversitesi’nin CREATE Laboratuvarı’ndaki uzmanlarla birlikte çalışarak “orman değişimi”, “kentsel büyüme”, “ısınan hava sıcaklıkları”, “enerji kaynakları” ve gezegenin “kırılgan güzelliği” olmak üzere 5 çevresel konuda rehberlik aldı.

Thwaites Buzulu (Antarktika) 1984

Thwaites Buzulu (Antarktika) 2020

Buzulbilimciler, Antarktika kıtasındaki Thwaites Buzulu’nu dünyadaki “en önemli” ve “en riskli” buzul olarak tanımlıyor. Hatta bazıları bu buzulu “kıyamet günü” olarak adlandırıyor.

Devasa boyutlardaki bu buzulun yüzölçümü aşağı yukarı Britanya adası kadar. Dünyada deniz suyu seviyesindeki yükselişin yüzde dördü bu buzuldan geliyor. Tek bir buzul için bu çok ciddi bir oran. Uydu verileri, erime hızının da giderek arttığını gösteriyor. Bu buzulun tamamen erimesi halinde, deniz seviyesinin de yarım metreden fazla yükseleceği tahmin ediliyor.

Google Earth Timelapse projesinde 20 petabaytlık uydu görüntüsü kullanıldı

Böylesine teknolojik bir başarı kolay elde edilmedi. 20 petabaytlık uydu görüntüsünü katrilyonlarca pikselden oluşan 4,4 terapiksel boyutlu tek bir video mozaiğinde derlemek Google Cloud’da iki milyon saatten fazla işlem zamanı aldı. Google Earth, önümüzdeki 10 yıl içinde Timelapse için yeni görüntülerle yıllık olarak güncellenecek.

Google Earth’ün tarihi tuhaf bir tarih. Teknoloji başlangıçta Irak Savaşı esnasında, CIA’den yatırım alırken savaş alanlarını görselleştirmek için kullanıldı.

İstanbul 1985

İstanbul 2020

Google 2004’te o dönemki adıyla “Earthviewer” programını geliştiren Keyhole şirketini tek seferde tamamıyla satın aldı. O zamanlar Google Earth’teki görüntülerin çoğu piyasada ABD askeri uydularından temin edilebilen verilerdi. Ne var ki şirket nihayetinde hassas alanları mozaiklemek zorunda kalmamak için bunu kendi geliştirdiği ve telif hakkına sahip olduğu Sokak Görüntüsü içeriğiyle değiştirdi.

Google Earth’te görülebilen tek gezegen kendi gezegenimiz değil. 2017’de Google, yazılıma gezegenlere, cüce gezegenlere, aylara ve Uluslararası Uzay İstasyonu’na bakabilme özelliğini ekledi.

Okumaya devam et

Bilim

İnternet şikayetleri yüzde 117 arttı: Bari filmi duraksamadan izleyebileyim!

İnternet hizmetine olan talebin artması beraberinde şikayetleri de getirdi. Tüketicilerin sorun yaşadığı konuları derleyen Şikayetvar verilerine göre, internet servis sağlayıcıları sektöründe 2019’da 90 bin 397 olan şikayet sayısı 2020’de yüzde 117 artarak 196 bin 92’ye yükseldi. Şikayetler arasında, “Bari filmi duraksamadan izleyebileyim,  taşındıktan 15 gün sonra internet bağlanabildi” gibi ifadeler yer aldı. 

internet şikayetleri

İnternet hizmetine olan talebin artması beraberinde şikayetleri de getirdi. Tüketicilerin sorun yaşadığı konuları derleyen Şikayetvar verilerine göre, internet servis sağlayıcıları sektöründe 2019’da 90 bin 397 olan şikayet sayısı 2020’de yüzde 117 artarak 196 bin 92’ye yükseldi. Şikayetler arasında, “Bari filmi duraksamadan izleyebileyim,  taşındıktan 15 gün sonra internet bağlanabildi” gibi ifadeler yer aldı. 

İnternet şikayetleri yüzde 117 arttı: Bari filmi duraksamadan izleyebileyim!

Salgın döneminde uzaktan çalışmaya geçilmesi ve online eğitimler internet hizmetine olan talebin de artmasına sebep oldu. Talep artışı beraberinde şikayet artışlarını da getirdi. Tüketicilerin bir referans kaynağı olarak başvurduğu ve satın alma kararıyla ilgili araştırma yaptığı Şikayetvar, internet servis sağlayıcılarla ilgili en çok şikayet edilen konuları inceledi.

Şikayetvar verilerine göre, kullanıcılar en çok vaat edilen kadar hızlı olmayan internetten şikayetçi oldu. Arızaların giderilmemesi, internetin sürekli kopması öne çıkan diğer şikayet konuları olurken verilere göre bir önceki yılla kıyaslandığında şikayetler 2020’de yüzde 117 arttı. 2021’in ilk ayındaysa internet servis sağlayıcılarla ilgili toplam 16 bin 786 şikayet geldi.

Pandemiyle birlikte şikayetler yüzde 282 arttı

Şikayetvar verilerine göre, internet servis sağlayıcıları sektöründe 2019’da 90 bin 397 olan şikayet sayısı 2020’de yüzde 117 artarak 196 bin 92’ye yükseldi. 2019 mart, nisan, mayıs ve haziran aylarıyla 2020’nin aynı dönemi karşılaştırıldığında pandeminin etkisinin şikayet sayısına yansıdığı görüldü. Bu sektörde 2019’un ilgili döneminde 24 bin 430 olan şikayet sayısı yüzde 282 artışla 2020’nin mart, nisan, mayıs ve haziran aylarında 69 bin 134’e çıktı.

2020’nin Nisan ayında 24 bin 283 şikayet geldi

Pandemi döneminde evlere kapanan tüketicilerin başta iş ve eğitim amacıyla kullandıkları internet; alışverişten oyuna, dizi-film izlemeden sevdikleriyle iletişim kurmaya kadar birçok alanda vazgeçilemez bir araç oldu. Bu durum Şikayetvar verilerine de yansıdı.

2019’un Nisan ayında internet servis sağlayıcılarla ilgili gelen şikayet sayısı 5 bin 993 iken 2020’nin aynı döneminde bu sayı 24 bin 283’e kadar yükseldi. Aynı yılın aralık ayında 23 binin üzerinde şikayet kaydedildi. İnternet servis sağlayıcılarla ilgili 2021’in Ocak ayında 16 bin 786, Şubat ayındaysa 13 bin 452 şikayet ulaştı.

İnternet servis sağlayıcılar ile ilgili en çok şikayet edilen konu başlıkları:

• Vaat edilen internet hızının sağlanamaması

• Arızaların giderilmemesi

• İnternetin sürekli kopması

• İnternette ping düşüklüğü yaşama

• Boş port olmaması

• Nakil yapamama ya da nakil ücretinin fazla olması

• Müşteri temsilcisine bağlanamama

• Hizmet alamama

• Aboneliğin iptal edilmesinde zorluk yaşama

• Abonelik cayma bedelinde fahiş ücret çıkması

• Taahhüt süresinin haber vermeden yenilenmesi

“Öğrenciyim derslerime giremiyorum”

Son zamanlarda sürekli internetimde kopmalar oluyor. Altyapıyla ilgili bir sorunum yok. Fakat sürekli bu durum devam ediyor. Birçok kez arayıp sorunu bildiriyorum arıza kaydı oluşturuluyor ve sorunumu çözüyorlar ama bir süre sonra sorun yine devam ediyor. Öğrenci olduğum için derslerime giremiyorum.

“Taahhüt bitmiş haber vermiyorlar”

Taahhüdüm bitmiş ve sadece beni 1 mesajla bilgilendiriyorlar. Normalde 79 lira ödediğim internete bir ayda 253 lira fatura geldi. Bütün yasal haklarımı kullanacağım. Her gün 5 defa arayanlar taahhüdünüz bitti demek yerine nasıl daha fazla fatura ödetirim diye düşünüyor herhalde.

“Günde 20 kez internet kopar mı?”

Home office çalıştığımız şu günlerde bizi internetten mahrum bırakıyorlar. Her ay 350-400 lira parayı ben sizlere neden ödüyorum? 2 tane sabit internetim var, bir hat kopmasıdır aldı başını gidiyor. Günde 20 defa internet kopar mı?

“İnternet hızı gerçeği”

İnternetim var güya. Hızımın 24mb olması lazım. Aylık 110 TL ödüyorum ama gel gelelim yaptığım testte 4mb download 0.22 upload çıkıyor. Kurumsal hizmet vermemekte bir numarasınız.

“Taşındıktan 15 gün sonra internet bağlanabildi”

Taşınma sürecinde kesilen internetim yeni evime taşındıktan 15 gün sonra bağlanabildi. Bu süreçte telefonumun internetini kullanmak zorunda kaldığım için 300 lira telefon faturası ödedim. Sonrasında 3 aydır ayda 1-2 kez bağlantı sorunları yüzünden arıza kaydı bırakıyorum. 2-3 gün internetimi kullanamıyorum. Taahhüt yüzünden üyeliğimi iptal edip başka alternatiflere yönelemiyorum.

“2021 yılındayız internet yok”

İnternet başvurusu yaptım kaç ay oldu hala altyapı çalışması devam ediyormuş karşı komşumda internet var. Bu altyapı saçmalığı nedir? Buna bir çözüm bulsunlar artık 2021 yılındayız internet yok. Altyapısız internet zaten telefonumda var.

“Bari filmi duraksamadan izleyebileyim”

Eve internet bağladım. 24 Mbps 480p’de bile film izleyemiyorum. Sürekli donuyor. Önceden kullandığım modeme fiber modem olduğu için kullanamazsınız deyip yeni modem adı altında evde boşta duran modemin aynısını getirip bağlamaları kabul edilir değil. Her şeyi kabul ettim, bari filmi duraksamadan izleyebileyim.

Okumaya devam et

Bilim

Araştırma: Sinovac aşısının iki doz etkinliği BioNTech’in tek dozundan bile düşük!

Şili’de yapılan çalışmada Sinovac aşısında ilk dozunun virüse karşı sadece yüzde 3 düzeyinde etkinliği olduğu ortaya çıktı. “Sinovac fakir ülkelere bağışlanmalı” diyen Hong Kong Üniversitesi moleküler virologu Prof. Jin Dong-yan, Sinovac aşısının iki doz etkinliğinin BioNTech’in tek dozundan bile düşük olduğunu belirtti. 

sinovac etkinliği

Şili’de yapılan çalışmada Sinovac aşısında ilk dozunun virüse karşı sadece yüzde 3 düzeyinde etkinliği olduğu ortaya çıktı. “Sinovac fakir ülkelere bağışlanmalı” diyen Hong Kong Üniversitesi moleküler virologu Prof. Jin Dong-yan, Sinovac aşısının iki doz etkinliğinin BioNTech’in tek dozundan bile düşük olduğunu belirtti. 

Gerçek zamanlı bir araştırmanın sonucuna göre Çinli Sinovac aşısının ürettiği Covid-19 aşısında, ikinci doz uygulandıktan iki hafta sonra etkinlik yüzde 56 düzeyinde.

Şili Üniversitesi’nce yürütülen araştırmanın sonuçları, Brezilya’daki Sinovac aşısı üçüncü faz çalışmalarında çıkan yüzde 50 etkinlik oranıyla uyumlu.

Dünya Sağlık Örgütü, Covid-19 aşılarında etkinlik oranı için alt sınır olarak yüzde 50’yi belirlemişti.

İlk dozun etkinliği yüzde 3

Şili’deki çalışmada dikkat çeken bir diğer sonuçsa, Sinovac aşısında ilk dozun enfeksiyona karşı sadece yüzde 3 düzeyinde etkinliğinin çıkması.

Bu sonuç Sinovac aşısını tercih edenler için ikinci dozu vurulmanın ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. İkinci dozdan sonra etkinlik önce yüzde 27.7’ye, uygulamadan iki hafta sonraysa yüzde 56’ya çıkıyor.

Yüzde 93’ü Sinovac ile aşılandı

19 milyonluk Şili’de 7,2 milyon kişiye aşı uygulanırken, bunlardan 4,3 milyonu ikinci dozu da vuruldu. İkinci dozu yaptıranların yüzde 93’üne Sinovac aşısı yapıldı.

Sinovac dışında BioNTech ve AstraZeneca aşılarının da onaylandığı ülkede son olarak Çinli CanSino firmasının ürettiği tek dozluk aşı da acil durum listesine eklendi.

Şili’de dün 8 bin 195 yeni ‘corona’ vakası açıklanırken, bu salgın başından bu yana en yüksek günlük vaka oranı olarak kayda geçti. Son 24 saatte 183 kişi Covid-19’dan hayatını kaybederken, toplam can kaybı sayısı 23 bin 979’a yükseldi.

Sinovac aşısının ilk dozunun dört haftalık periyotta anlamlı bir koruma sağlamadığına dikkat çeken Şili Üniversitesi Rektörü Ennio Vivaldi, ikinci dozun önemini vurguladı.

“Sinovac fakir ülkelere bağışlanmalı”

Şili’deki çalışmayı değerlendiren Hong Kong Üniversitesi’nden moleküler virolog Prof. Jin Dong-yan, sonuçların beklendiği gibi çıktığını, bunun Sinovac’ı diğer aşılar yanında daha az talep görecek bir konuma ittiğini belirtti.

Profesör, Hong Kong’daki uygulamayı örnek göstererek, “Bir kişi Sinovac’ın iki dozunu vurulsa dahi elde edilen koruma BioNTech’in tek dozundan bile düşük” dedi.

Jin, Sinovac aşılarını değerlendirmenin en iyi yolunun kaynakları kısıtlı ülkelere bağışlamak olduğunu söyledi.

İsrail’deki bir çalışmada BioNTech aşısında tek dozun yüzde 85 koruma sağladığı görülse de Pfizer firması aşının tamamen etkinliğini göstermesi için iki dozun da vurulması gerektiğini belirtiyor. Firmanın klinik testlerine göre ilk doz yüzde 52.4 koruma sağlarken, ikinci dozdan sonra yüzde 95 koruma elde ediliyor.

Kaynak: –

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com