Bizimle iletişime geçin

Bilim

Geleceği şekillendirmesi beklenen öne çıkan teknolojiler

Geleceği şekillendirecek teknolojiler… Akıllı televizyonlar, robot asistanlar, akıllı saatler, sürücüsüz araçlar gibi günlük hayata giren tüm yenilikler, alışkanlıklarda ve yaşamın işleyişinde değişimlere neden oluyor.

Geleceği şekillendirmesi beklenen öne çıkan teknolojiler

Geleceği şekillendirecek teknolojiler… Akıllı televizyonlar, robot asistanlar, akıllı saatler, sürücüsüz araçlar gibi günlük hayata giren tüm yenilikler, alışkanlıklarda ve yaşamın işleyişinde değişimlere neden oluyor.

Geleceği şekillendirmesi beklenen öne çıkan teknolojiler

Her geçen gün birbirinden ilginç birçok yeni teknoloji de hayatımıza girmeye devam ediyor. Bu teknolojilerden bazıları ise günlük hayatı tamamen değiştirecek cinsten.

Veri transfer hızında yeni bir çağ açacağı düşünülen Li-Fi teknolojisi, internete ışıkla erişim imkânı sunuyor. Diğer bir deyişle Li-Fi, verilerin transferi için Wi-Fi teknolojisinin kullandığı radyo dalgalarını değil, ışığı kullanıyor. Bilim insanları veri transferlerinin çok daha hızlı gerçekleştirilmesine olanak sunacak Li-Fi teknolojisini yakın gelecekte günlük hayata dahil etmeyi planlıyor.

Hiper Ulaşım

Toplu taşımacılıkta yeni rüya olarak tanımlanan hiper ulaşım projeleriyle, şehirlerarası yolcukların gelecekte 1 saate indirilmesi planlanıyor. Başka bir şehre giderken onlarca saati yolda harcamaya son verecek olan bu sistemler, bir uçağın hızından daha hızlı bir şekilde iki nokta arasındaki ulaşımı sağlayacak.

Yapay Zeka (AI) en öne çıkan teknolojiler arasında

Geleceği şekillendirmesi beklenen öne çıkan teknolojiler

Geleceğin teknolojileri denilince ilk akla gelen genellikle Yapay Zeka oluyor. Yapay zeka; bilgisayar kontrolündeki robotların, insanlara benzer davranış ve becerilere sahip olması şeklinde tanımlanabilir. Ciddi oranda yatırım alan ve hayatımızın merkezine yerleşmeye başlayan bir teknoloji olan yapay zekanın, gelecekte hemen her sektörde karşımıza çıkacağı ve dünyayı köklü biçimde değiştireceği düşünülüyor.

Yapay zeka ve makine öğreniminin veri analizindeki değeri, 3 farklı kategoriye ayrılabilir: Hız, ölçek ve kolaylık. Hız ve ölçek, veri analitiğine bir insan yerine bir yapay zekayı atamak hem işin daha hızlı bitmesini hem de daha tutarlı olmasını sağlayacaktır.

Blockchain (Blok zinciri)

Blockchain ya da Türkçe karşılığıyla blok zinciri teknolojisinin temeli kriptografi uzmanları Stuart Haber ve Scott Stometta tarafından 90’lı yılların başında atıldı. Blockchain teknolojisi, kripto para birimleriyle anılsa da; aslında pek çok endüstride kullanılıyor ve neredeyse tüm iş modelleri için köklü dönüşümlere yol açacağına inanılıyor.

Bitcoin, Etherium, Litecoin, Ripple gibi kripto para birimleri de bu Blockchain altyapısını kullanıyor.

Kuantum bilgisayarlar

Geleceği şekillendirmesi beklenen öne çıkan teknolojiler

Google, geçtiğimiz yıl kuantum bilgisayarların, en hızlı bilgisayarın 10 bin yılda tamamlayacağı bir görevi, 200 saniyede bitirdiğini açıkladı. BCG danışmanlıktan Philipp Gerbert; “Bu muhteşem bir başarı. Klasik bilgisayarları ne kadar geride bıraktıkları tartışmalı olsa bile, öne geçtikleri çok açık. Şüpheleri haksız çıkarmayı başardılar” diyor.

Robotlar

Teknoloji denildiğinde hemen akla gelen ve bilim kurgu filmlerinin vazgeçilmez aktörleri arasında yer alan robotlar elbette gelecekte de hayatımızda olacaklar. Günümüzde endüstriyel üretimde, özellikle de otomotiv sektöründe önemli bir role sahip olan robotlar farklı sektörlerde ve ev işlerinde de yayın olarak kullanılıyor.

Akıllı Şehirler

Sağlık, enerji, ulaşım gibi hizmetlerin kalite ve performansının daha yüksek olduğu, sürdürülebilirlik, kaynak tüketimi, geri dönüşüm gibi konuları ön plana çıkartan, güvenlik, ekonomik büyüme gibi konulara odaklanan ve tüm bunlar için bilişim teknolojilerinden faydalanan şehirler akıllı şehirler olarak adlandırılıyor. Akıllı şehirler ile daha yaşanılabilir şehirler ve daha yaşanılabilir bir dünya hedefleniyor.

Hologram

İleri düzeyde hologram teknolojilerine sadece film sektörü gibi alanlarda rastlasak da, bu teknoloji her geçen yıl kendini katlayarak geliştiriyor. Herhangi bir görüntünün istenilen bir yerde yansıma olarak görünebilmesine olanak sunan hologram teknolojisinin yakın zamanda sağlık, güvenlik, oyun, eğitim ve eğlence sektörlerinde daha sık kullanılacağı ifade ediliyor.

5. Nesil Mobil Telekomünikasyon Hizmeti: 5G

QualcommAT&T, Verizon, Nokia, Ericsson ve Huawei gibi teknoloji devleri, küresel 5G ağının stabil ve hızlı bir şekilde gelişmesi için çalışıyor. Dünyanın en iyi Android telefon üreticileri, şimdiden 5G destekleyen telefonları piyasaya sürüyor. Türkiye’ye henüz gelmese de 5G, 2020 yılında küresel olarak kullanılmaya başlandı.

Nöroteknoloji

Geleceği şekillendirmesi beklenen öne çıkan teknolojiler

İnsan beynini yapay zekaya entegre edecek çalışmalar bir süredir gündemde. Henüz emekleme aşamasında olan bu çalışmaların önümüzdeki 5 yılda yol kat etmesi bekleniyor. Beynimizin tüm fonksiyonlarının kontrol edilebilmesine imkan tanıyan bu teknolojiler ile alzheimer ve şizofreni gibi rahatsızlıkların kalıcı olarak tedavi edilebileceği öngörülüyor.

Nanobotlar

Geleceği şekillendirmesi beklenen öne çıkan teknolojiler

Robotik dünyanın en ilgi çekici alt dallarından biri olarak adlandırılan nanobotlar, gelecekte sıkça duyacağımız kavramlardan biri olacak. Mikroskobik boyutlardaki nanobotlar, vücudu içeriden tarayarak hastalıkları tespit edebilecek ve sorunlu bölgeleri iyileştirmek için kullanılacak.

Sanal asistanlar, günlük hayatımızı büyük oranda kolaylaştıracak

Siri veya Google Asistan gibi sanal asistanlar, hala birçok konuda teknolojik olarak gerideler zira bir mesajı bile sadece konuşarak tamamen doğru yazamayabiliyorsunuz. 2020 yılında ise konuşan yapay zekalar, büyük bir ilerleme kaydedecek.

Microsoft, konuşan yapay zeka sistemi üzerinde sırf konuşulanı doğru duyabilsin diye çok sıkı bir çalışma sürdürüyor. Belki 2020 yılında değil ancak kısa bir süre sonra bir telefonun arayüzünün tamamen konuşan bir yapay zekadan oluştuğunu görebiliriz.

Otonom drone’lar ve internete bağlı araçlar

Yıllardır bu konular hakkında konuşuyoruz ve hala teknolojik olarak fazla bir ilerleme kaydedilemedi ancak 5G ve Wi-Fi 6 sayesinde akıllı şehirler, otonom drone’lar ve ağa bağlı araçlara kavuşmaya çok yakın olabiliriz. Bu konuda ilk atağı Tesla şirketinden görebiliriz ancak otonom araç olayı, sadece Elon Musk’ın atılımı değil.

Intel/Nvidia/Qualcomm ve BMW/Volvo/Ford gibi şirketler birlikte çalışıyor; Uber, kendi otonom araç filosunu kurmaya hazırlanıyor ve Amazon, siparişlerinizi otonom drone’lar ile ulaştırmak için sıkı bir çalışma yürütüyor. 2020 yılında direkt olarak görmesek de bu teknolojileri yakın gelecekte göreceğimizden emin olabilirsiniz.

Uluslararası danışmanlık, vergi ve denetim şirketi KPMG’nin hazırladığı Küresel Otomotiv Raporu, otomotiv sektöründe 2030 yılına kadar yaşanacak gelişmelerle ilgili öngörüler sunuyor.

Rapora göre sektördeki ana trendlerin ilk sırasına bu yıl da bağlanabilirlik ve dijitalleşme yerleşti. Araştırmaya katılan sektör yöneticilerinin yüzde 59’u, 2030 yılına kadar bağlanabilirlik ve dijitalleşmenin bir numaralı trend olacağını düşünüyor. Araştırmanın küresel sonuçları, sektör geneline uyan tek bir trend olmadığını da gösteriyor. Rapora göre bu durum, otomotiv sektörünün genel bir yeniden yapılanma süreci geçirdiğinin göstergesi.

Gelecekte kararları bulutta barınan yapay zekalar verecek

Artık bilgi çağındayız ve veri artık her şeyden önemli. Bulut teknolojisi sayesinde bu veriler kolay bir şekilde tek bir programla işlenebilecek ve yöneticilere iş geliştirme konusunda tavsiyeler verebilecek. Belki de ilerleyen zamanlarda tüm kararları şirketlerin bulut teknolojisinde barınan yapay zekalar alacak.

Bulut teknolojisi birçok sektörde kullanılabiliyor. Örneğin eğitimde öğretmenler derste kullandıkları notları, bilgileri bulutta saklayıp her an her yerde erişebiliyorlar. Hizmet sektöründe yer alan herhangi bir şirket, müşterilerinin datalarını bulutta tutarak ihtiyaçlarına hızlı bir şekilde nokta atışıyla cevap verebiliyor.

Veya sağlık sektöründe hastanelerin ve sağlık kuruluşlarının hasta verilerini, daha doğru değerlendirme ve kişiselleştirilmiş tedavi sağlamalarına yardımcı olabilecek analizlere ulaşmalarını sağlanabiliyor. Şu an bir hastanede çekilen röntgenin sisteme yüklenip herhangi bir hastanede doktor tarafından görülebilmesi yine bulut teknolojisinin bir sonucu.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Google Earth Timelapse ile 37 yılda dünyanın değişimi

Google Earth yeni özelliğiyle iklim değişikliğinin 37 yılda yarattığı tahribatı gözler önüne serdi. Onlarca yılda meydana gelen küresel değişimleri göstermek için 20 petabayt uydu görüntüsü kullanıldı.

Google Earth Timelapse

Google Earth yeni özelliğiyle iklim değişikliğinin 37 yılda yarattığı tahribatı gözler önüne serdi. Onlarca yılda meydana gelen küresel değişimleri göstermek için 20 petabayt uydu görüntüsü kullanıldı.

Google, Google Earth için yıllardır yaptığı en büyük güncellemeyi duyurdu: “Timelapse” adlı yeni özellik sayesinde gezegenimizin son 37 yılını görüntüleme olanağı.

4 boyutlu bir deneyim halinde derlenen 24 milyon uydu fotoğrafının mümkün kıldığı özellik, herkesin dünyanın nasıl değiştiğini görebileceği ve şu an karşı karşıya olduğumuz çevre sorunlarını daha iyi kavrayabileceği anlamına geliyor.

Arama devinin duyurusunda bir Google temsilcisi “Son yarım yüzyılda gezegenimiz insanlık tarihinin başka bir anında görülenden çok daha hızlı bir çevresel değişime tanıklık etti. Birçoğumuz kendi topluluklarımızda bu değişimleri deneyimledik. Ben de geçen yıl eyaletteki orman yangınları sırasında evlerinden tahliye edilen binlerce Kaliforniyalıdan biriyim. Başkaları için iklim değişikliğinin etkileri, mesela eriyen buz tabakaları ve kaybolan buzullar soyut ve çok uzak görünüyor” dedi.

Google Earth’teki Timelapse özelliğiyle değişen gezegenimizin çok daha net bir resmi parmak uçlarımızda: Bu sadece sorunları değil, aynı zamanda çözümleri ve onlarca yıl içinde ortaya çıkan büyüleyici güzellikteki doğa olaylarını gösteren bir resim.

‘i geliştirmek için Google, Carneige Mellon Üniversitesi’nin CREATE Laboratuvarı’ndaki uzmanlarla birlikte çalışarak “orman değişimi”, “kentsel büyüme”, “ısınan hava sıcaklıkları”, “enerji kaynakları” ve gezegenin “kırılgan güzelliği” olmak üzere 5 çevresel konuda rehberlik aldı.

Thwaites Buzulu (Antarktika) 1984

Thwaites Buzulu (Antarktika) 2020

Buzulbilimciler, Antarktika kıtasındaki Thwaites Buzulu’nu dünyadaki “en önemli” ve “en riskli” buzul olarak tanımlıyor. Hatta bazıları bu buzulu “kıyamet günü” olarak adlandırıyor.

Devasa boyutlardaki bu buzulun yüzölçümü aşağı yukarı Britanya adası kadar. Dünyada deniz suyu seviyesindeki yükselişin yüzde dördü bu buzuldan geliyor. Tek bir buzul için bu çok ciddi bir oran. Uydu verileri, erime hızının da giderek arttığını gösteriyor. Bu buzulun tamamen erimesi halinde, deniz seviyesinin de yarım metreden fazla yükseleceği tahmin ediliyor.

Google Earth Timelapse projesinde 20 petabaytlık uydu görüntüsü kullanıldı

Böylesine teknolojik bir başarı kolay elde edilmedi. 20 petabaytlık uydu görüntüsünü katrilyonlarca pikselden oluşan 4,4 terapiksel boyutlu tek bir video mozaiğinde derlemek Google Cloud’da iki milyon saatten fazla işlem zamanı aldı. Google Earth, önümüzdeki 10 yıl içinde Timelapse için yeni görüntülerle yıllık olarak güncellenecek.

Google Earth’ün tarihi tuhaf bir tarih. Teknoloji başlangıçta Irak Savaşı esnasında, CIA’den yatırım alırken savaş alanlarını görselleştirmek için kullanıldı.

İstanbul 1985

İstanbul 2020

Google 2004’te o dönemki adıyla “Earthviewer” programını geliştiren Keyhole şirketini tek seferde tamamıyla satın aldı. O zamanlar Google Earth’teki görüntülerin çoğu piyasada ABD askeri uydularından temin edilebilen verilerdi. Ne var ki şirket nihayetinde hassas alanları mozaiklemek zorunda kalmamak için bunu kendi geliştirdiği ve telif hakkına sahip olduğu Sokak Görüntüsü içeriğiyle değiştirdi.

Google Earth’te görülebilen tek gezegen kendi gezegenimiz değil. 2017’de Google, yazılıma gezegenlere, cüce gezegenlere, aylara ve Uluslararası Uzay İstasyonu’na bakabilme özelliğini ekledi.

Okumaya devam et

Bilim

İnternet şikayetleri yüzde 117 arttı: Bari filmi duraksamadan izleyebileyim!

İnternet hizmetine olan talebin artması beraberinde şikayetleri de getirdi. Tüketicilerin sorun yaşadığı konuları derleyen Şikayetvar verilerine göre, internet servis sağlayıcıları sektöründe 2019’da 90 bin 397 olan şikayet sayısı 2020’de yüzde 117 artarak 196 bin 92’ye yükseldi. Şikayetler arasında, “Bari filmi duraksamadan izleyebileyim,  taşındıktan 15 gün sonra internet bağlanabildi” gibi ifadeler yer aldı. 

internet şikayetleri

İnternet hizmetine olan talebin artması beraberinde şikayetleri de getirdi. Tüketicilerin sorun yaşadığı konuları derleyen Şikayetvar verilerine göre, internet servis sağlayıcıları sektöründe 2019’da 90 bin 397 olan şikayet sayısı 2020’de yüzde 117 artarak 196 bin 92’ye yükseldi. Şikayetler arasında, “Bari filmi duraksamadan izleyebileyim,  taşındıktan 15 gün sonra internet bağlanabildi” gibi ifadeler yer aldı. 

İnternet şikayetleri yüzde 117 arttı: Bari filmi duraksamadan izleyebileyim!

Salgın döneminde uzaktan çalışmaya geçilmesi ve online eğitimler internet hizmetine olan talebin de artmasına sebep oldu. Talep artışı beraberinde şikayet artışlarını da getirdi. Tüketicilerin bir referans kaynağı olarak başvurduğu ve satın alma kararıyla ilgili araştırma yaptığı Şikayetvar, internet servis sağlayıcılarla ilgili en çok şikayet edilen konuları inceledi.

Şikayetvar verilerine göre, kullanıcılar en çok vaat edilen kadar hızlı olmayan internetten şikayetçi oldu. Arızaların giderilmemesi, internetin sürekli kopması öne çıkan diğer şikayet konuları olurken verilere göre bir önceki yılla kıyaslandığında şikayetler 2020’de yüzde 117 arttı. 2021’in ilk ayındaysa internet servis sağlayıcılarla ilgili toplam 16 bin 786 şikayet geldi.

Pandemiyle birlikte şikayetler yüzde 282 arttı

Şikayetvar verilerine göre, internet servis sağlayıcıları sektöründe 2019’da 90 bin 397 olan şikayet sayısı 2020’de yüzde 117 artarak 196 bin 92’ye yükseldi. 2019 mart, nisan, mayıs ve haziran aylarıyla 2020’nin aynı dönemi karşılaştırıldığında pandeminin etkisinin şikayet sayısına yansıdığı görüldü. Bu sektörde 2019’un ilgili döneminde 24 bin 430 olan şikayet sayısı yüzde 282 artışla 2020’nin mart, nisan, mayıs ve haziran aylarında 69 bin 134’e çıktı.

2020’nin Nisan ayında 24 bin 283 şikayet geldi

Pandemi döneminde evlere kapanan tüketicilerin başta iş ve eğitim amacıyla kullandıkları internet; alışverişten oyuna, dizi-film izlemeden sevdikleriyle iletişim kurmaya kadar birçok alanda vazgeçilemez bir araç oldu. Bu durum Şikayetvar verilerine de yansıdı.

2019’un Nisan ayında internet servis sağlayıcılarla ilgili gelen şikayet sayısı 5 bin 993 iken 2020’nin aynı döneminde bu sayı 24 bin 283’e kadar yükseldi. Aynı yılın aralık ayında 23 binin üzerinde şikayet kaydedildi. İnternet servis sağlayıcılarla ilgili 2021’in Ocak ayında 16 bin 786, Şubat ayındaysa 13 bin 452 şikayet ulaştı.

İnternet servis sağlayıcılar ile ilgili en çok şikayet edilen konu başlıkları:

• Vaat edilen internet hızının sağlanamaması

• Arızaların giderilmemesi

• İnternetin sürekli kopması

• İnternette ping düşüklüğü yaşama

• Boş port olmaması

• Nakil yapamama ya da nakil ücretinin fazla olması

• Müşteri temsilcisine bağlanamama

• Hizmet alamama

• Aboneliğin iptal edilmesinde zorluk yaşama

• Abonelik cayma bedelinde fahiş ücret çıkması

• Taahhüt süresinin haber vermeden yenilenmesi

“Öğrenciyim derslerime giremiyorum”

Son zamanlarda sürekli internetimde kopmalar oluyor. Altyapıyla ilgili bir sorunum yok. Fakat sürekli bu durum devam ediyor. Birçok kez arayıp sorunu bildiriyorum arıza kaydı oluşturuluyor ve sorunumu çözüyorlar ama bir süre sonra sorun yine devam ediyor. Öğrenci olduğum için derslerime giremiyorum.

“Taahhüt bitmiş haber vermiyorlar”

Taahhüdüm bitmiş ve sadece beni 1 mesajla bilgilendiriyorlar. Normalde 79 lira ödediğim internete bir ayda 253 lira fatura geldi. Bütün yasal haklarımı kullanacağım. Her gün 5 defa arayanlar taahhüdünüz bitti demek yerine nasıl daha fazla fatura ödetirim diye düşünüyor herhalde.

“Günde 20 kez internet kopar mı?”

Home office çalıştığımız şu günlerde bizi internetten mahrum bırakıyorlar. Her ay 350-400 lira parayı ben sizlere neden ödüyorum? 2 tane sabit internetim var, bir hat kopmasıdır aldı başını gidiyor. Günde 20 defa internet kopar mı?

“İnternet hızı gerçeği”

İnternetim var güya. Hızımın 24mb olması lazım. Aylık 110 TL ödüyorum ama gel gelelim yaptığım testte 4mb download 0.22 upload çıkıyor. Kurumsal hizmet vermemekte bir numarasınız.

“Taşındıktan 15 gün sonra internet bağlanabildi”

Taşınma sürecinde kesilen internetim yeni evime taşındıktan 15 gün sonra bağlanabildi. Bu süreçte telefonumun internetini kullanmak zorunda kaldığım için 300 lira telefon faturası ödedim. Sonrasında 3 aydır ayda 1-2 kez bağlantı sorunları yüzünden arıza kaydı bırakıyorum. 2-3 gün internetimi kullanamıyorum. Taahhüt yüzünden üyeliğimi iptal edip başka alternatiflere yönelemiyorum.

“2021 yılındayız internet yok”

İnternet başvurusu yaptım kaç ay oldu hala altyapı çalışması devam ediyormuş karşı komşumda internet var. Bu altyapı saçmalığı nedir? Buna bir çözüm bulsunlar artık 2021 yılındayız internet yok. Altyapısız internet zaten telefonumda var.

“Bari filmi duraksamadan izleyebileyim”

Eve internet bağladım. 24 Mbps 480p’de bile film izleyemiyorum. Sürekli donuyor. Önceden kullandığım modeme fiber modem olduğu için kullanamazsınız deyip yeni modem adı altında evde boşta duran modemin aynısını getirip bağlamaları kabul edilir değil. Her şeyi kabul ettim, bari filmi duraksamadan izleyebileyim.

Okumaya devam et

Bilim

Araştırma: Sinovac aşısının iki doz etkinliği BioNTech’in tek dozundan bile düşük!

Şili’de yapılan çalışmada Sinovac aşısında ilk dozunun virüse karşı sadece yüzde 3 düzeyinde etkinliği olduğu ortaya çıktı. “Sinovac fakir ülkelere bağışlanmalı” diyen Hong Kong Üniversitesi moleküler virologu Prof. Jin Dong-yan, Sinovac aşısının iki doz etkinliğinin BioNTech’in tek dozundan bile düşük olduğunu belirtti. 

sinovac etkinliği

Şili’de yapılan çalışmada Sinovac aşısında ilk dozunun virüse karşı sadece yüzde 3 düzeyinde etkinliği olduğu ortaya çıktı. “Sinovac fakir ülkelere bağışlanmalı” diyen Hong Kong Üniversitesi moleküler virologu Prof. Jin Dong-yan, Sinovac aşısının iki doz etkinliğinin BioNTech’in tek dozundan bile düşük olduğunu belirtti. 

Gerçek zamanlı bir araştırmanın sonucuna göre Çinli Sinovac aşısının ürettiği Covid-19 aşısında, ikinci doz uygulandıktan iki hafta sonra etkinlik yüzde 56 düzeyinde.

Şili Üniversitesi’nce yürütülen araştırmanın sonuçları, Brezilya’daki Sinovac aşısı üçüncü faz çalışmalarında çıkan yüzde 50 etkinlik oranıyla uyumlu.

Dünya Sağlık Örgütü, Covid-19 aşılarında etkinlik oranı için alt sınır olarak yüzde 50’yi belirlemişti.

İlk dozun etkinliği yüzde 3

Şili’deki çalışmada dikkat çeken bir diğer sonuçsa, Sinovac aşısında ilk dozun enfeksiyona karşı sadece yüzde 3 düzeyinde etkinliğinin çıkması.

Bu sonuç Sinovac aşısını tercih edenler için ikinci dozu vurulmanın ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. İkinci dozdan sonra etkinlik önce yüzde 27.7’ye, uygulamadan iki hafta sonraysa yüzde 56’ya çıkıyor.

Yüzde 93’ü Sinovac ile aşılandı

19 milyonluk Şili’de 7,2 milyon kişiye aşı uygulanırken, bunlardan 4,3 milyonu ikinci dozu da vuruldu. İkinci dozu yaptıranların yüzde 93’üne Sinovac aşısı yapıldı.

Sinovac dışında BioNTech ve AstraZeneca aşılarının da onaylandığı ülkede son olarak Çinli CanSino firmasının ürettiği tek dozluk aşı da acil durum listesine eklendi.

Şili’de dün 8 bin 195 yeni ‘corona’ vakası açıklanırken, bu salgın başından bu yana en yüksek günlük vaka oranı olarak kayda geçti. Son 24 saatte 183 kişi Covid-19’dan hayatını kaybederken, toplam can kaybı sayısı 23 bin 979’a yükseldi.

Sinovac aşısının ilk dozunun dört haftalık periyotta anlamlı bir koruma sağlamadığına dikkat çeken Şili Üniversitesi Rektörü Ennio Vivaldi, ikinci dozun önemini vurguladı.

“Sinovac fakir ülkelere bağışlanmalı”

Şili’deki çalışmayı değerlendiren Hong Kong Üniversitesi’nden moleküler virolog Prof. Jin Dong-yan, sonuçların beklendiği gibi çıktığını, bunun Sinovac’ı diğer aşılar yanında daha az talep görecek bir konuma ittiğini belirtti.

Profesör, Hong Kong’daki uygulamayı örnek göstererek, “Bir kişi Sinovac’ın iki dozunu vurulsa dahi elde edilen koruma BioNTech’in tek dozundan bile düşük” dedi.

Jin, Sinovac aşılarını değerlendirmenin en iyi yolunun kaynakları kısıtlı ülkelere bağışlamak olduğunu söyledi.

İsrail’deki bir çalışmada BioNTech aşısında tek dozun yüzde 85 koruma sağladığı görülse de Pfizer firması aşının tamamen etkinliğini göstermesi için iki dozun da vurulması gerektiğini belirtiyor. Firmanın klinik testlerine göre ilk doz yüzde 52.4 koruma sağlarken, ikinci dozdan sonra yüzde 95 koruma elde ediliyor.

Kaynak: –

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com