Bizimle iletişime geçin

Kişisel Gelişim

Geleceğin gözde meslekleri: Yapay et uzmanlığı, uzay seyahatı rehberliği

Salgınla genetik, iklim değişikliği ve tarım ön plana çıkarken, gelecek neslin meslek tercihlerini yapay zeka, nesnelerin interneti, artırılmış ve sanal gerçeklik belirleyecek.

Geleceğin gözde meslekleri: Yapay et uzmanlığı, uzay seyahatı rehberliği

Salgın herkesin hayatında kalıcı değişikliklere yol açarken, yeni neslin meslek seçimlerini de ters yüz edecek gibi görünüyor.

McKinsey’in 2030’a kadar 100 milyondan fazla insanın (16 çalışandan 1’i) yeni mesleklerde iş bulmak zorunda kalacağını açıklamasının ardından Bank of America’nın “geleceğin meslekleri” raporu da gözde olacak mesleklere ışık tuttu:

Yapay et uzmanı: Gıda talebinin artması, yapay et girişimlerini hızlandırdı. Eat Just’ın laboratuvar tavuğunun onay alması gıda mühendislerine olan talebi artıracak.

Nanotıp cerrahı: Hastalar gelecekte kendilerini iyileştirecek mini robot doktorları yutmayı bile kabul edecek.

Yapay zeka biyoloğu: DNA dizilimlerini değiştirerek hastalıkları iyileştirmeyi hedefleyen CRISPR tekniği, bu konuda uzman biyologları gözde yapacak. 

Yabani tarım stratejisti: İklim değişikliğini azaltmak ve gıda üretimini artırmak için karbon emisyonunu düşüren tarım teknolojilerinde uzmanlaşanların değeri anlaşılacak.

İklim jeomühendisi: Geleceğin bilim insanları stratosferik kimyasallar kullanarak gezegeni hızla soğutmanın bir yolunu bulmakla görevlendirilebilecek.

Etik algoritma programcısı: 2019’da 100 milyon dolara uluşan sektör daha da büyüyecek. Robot işçilere ahlaki değerlerin öğretilmesi zorunlu olacak.

Veri gizliliği yöneticisi: Evden çalışma kişisel verilerin siber saldırı riskini artırdığı için bu konunun uzmanlarına daha çok ihtiyaç duyulacak.

Sanal gerçeklik influencer’ı: Instagram gönderisi başına 1 milyon dolardan fazla para kazanılmasıyla bu rol sanal ve artırılmış gerçekliğe evrilecek.

BOŞ ZAMAN PLANLANACAK

Otomasyon arttıkça insanlar ve makinelerin 2025 yılına kadar işlerine eşit miktarda zaman harcayabilmeleri mümkün hale gelecek. Bu da, insanların sıradan işlere ayırdıkları zamanı azaltarak, eğlenceye dolayısıyla boş zamanlarını planlamaya olan ihtiyaçlarını öne çıkaracak. Bu da bu işi meslek haline getiren insanların gözde olmasını sağlayacak.

UZAYA BİR-İKİ

Uzayın ticarileştirilmesinin hızlanmasıyla birlikte başta zenginler olmak üzere birçok insan uzay seyahatine çıkmak isteyecek. Rekabetin artmasıyla birlikte fiyatların düşmesi de ilgiyi körükleyecek. Bu da uzay konusunda uzman tur rehberlerine gereksinimi artıracak. Jeff Bezos’un uzay şirketi Blue Origin, 20 Temmuz’da fırlatılmak üzere turizm roketi New Shephard’la seyahat için için halka açık artırma yapacağını duyurdu bile.

Nuray Tarhan/Sözcü

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kişisel Gelişim

TÜSİAD’dan 100 Bin gence teknoloji eğitimi

Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD), dijital dönüşümü desteklemek için başlattığı “İşim Gücüm Geleceğim” projesi kapsamında, dört yılda 100 bin gencin, “aranılan uzmanlık alanlarında” eğitimi hedefleniyor

TÜSİAD dan 100 Bin gence teknoloji eğitimi

Projenin tanıtımında konuşan TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski,”İşim Gücüm Geleceğim Projesi ile ülkemizde teknoloji üretim ve kullanma yetkinliğinin artırılması vizyonuna paralel olarak işgücünün bu dönüşüme ayak uydurması konusunda katkı sağlamayı amaçlıyoruz” dedi.

TÜSİAD’dan yapılan açıklamaya göre, genç profesyoneller, www.isimgucumgelecegim.org web sitesinden başvurarak, başta yapay zekâ ve veri analitiği olmak üzere, geleceğin teknoloji alanlarıyla ilgili ücretsiz eğitim alabilecekler.

TÜSİAD’ın üyeleri arasında yapmış olduğu anket çalışmasının ortaya çıkardığı insan kaynağı ihtiyacını temel alan, “İşim Gücüm Geleceğim” platformu, genç profesyonellerin ilgi duydukları alanlardaki çevrimiçi eğitimlerden ücretsiz olarak faydalanmalarına olanak sağlıyor.  Platformda “Veri Bilimi, Yazılım Geliştirme, Veri Analizi ve Görselleştirme, Bulut Çözümleri, Mobil Uygulama Geliştirme, Yapay Zekâ, Siber Güvenlik” olmak üzere yedi eğitim programı bulunuyor.

Kaslowski: Projeyle teknoloji kullanımının artırılmasını amaçlıyoruz

Projenin tanıtım toplantısının açılış konuşmasını yapan TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski, teknolojinin hızlı gelişimi ve değişen iş modelleri nedeniyle, yeni nesil dijital beceri ve yetkinliklerle donatılmış insan kaynağı ihtiyacının istihdam politikaları açısından öncelikle değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Kaslowski, şunları söyledi:

“Gerek dijital dönüşümün getirdiği paradigma değişimi gerekse şu an içinde bulunduğumuz Covid-19 süreci dijital dönüşüme salt teknoloji perspektifinden değil, iş yapış biçimlerinin, işlerin ve istihdamın dönüşümü perspektifinden de bakmamız gerekliliğini pekiştirmiştir. TÜSİAD olarak istihdamın yeniden nasıl şekilleneceğini anlamak için iki konuya odaklanılması gerektiğine inanıyoruz. İlki mevcut çalışanların bu dönüşüme uyumu, diğeri ise yeni jenerasyonun bu dönemin gerektirdiği, ihtiyaç duyduğu yetkinliklerle donatılmış olarak iş hayatına atılmasıdır. Yaptığımız rapor çalışmaları ve farkındalık etkinliklerinde gerek mevcut işgücünün gerekse yeni jenerasyonun dönüşümünün öneminin altını çiziyoruz. İşim Gücüm Geleceğim Projesi ile ülkemizde teknoloji üretim ve kullanma yetkinliğinin artırılması vizyonuna paralel olarak işgücünün bu dönüşüme ayak uydurması konusunda katkı sağlamayı amaçlıyoruz.”

Kaslowski, platformla, iş dünyasının ihtiyaç duyduğu dijital becerilerle donatılmış nitelikli insan kaynağının artırmasını ve bu kaynağın istihdam olanaklarıyla buluşmasına yardımcı olmasını hedeflediklerini vurguladı.

Sevim: Geleneksel ekonomilerin yerini dijital ekonomiler alıyor

TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Dijital Yuvarlak Masa Başkanı Serkan Sevim de, Türkiye’nin dinamik nüfusunun birçok alanda olduğu gibi teknoloji ve inovasyon alanında da önemli bir potansiyel oluşturduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

“Dünya ekonomilerinin kökten dönüşüm sürecine tanıklık ediyoruz. Geleneksel ekonomilerin yerlerini dijital ekonomilere bıraktığı günümüzde pandemi dijital dönüşümü inanılmaz hızlandırdı ve hayati hale getirdi. Küresel ölçekte dijital teknoloji ürünleri ve ticaretinde de köklü dönüşümler yaşanıyor. Dijitalleşme ile Türk iş dünyası olarak bizim de global rekabet, sürdürülebilirlik ve inovasyon için teknolojinin itici güzünden çok daha fazla yararlanmamız lazım. Yeni iş kollarından, yeni mesleklerden bahsediyoruz. Bu nedenle gençlerimize katma değeri yüksek beceriler kazandırarak, onlara yenilikçi kariyer ve gelişim olanakları sunmalıyız. İşim Gücüm Geleceğim Projesi ile de bu amaçla önemli bir adım atıyoruz.”

Aydın: Dijital beceriyle donatılmış nitelikli insan kaynağının önemi artıyor

TÜSİAD Bilgi ve İletişim Teknolojileri Çalışma Grubu Başkanı Burak Aydın da konuyla ilgili değerlendirmesinde şöyle dedi: “Sürdürülebilir rekabet avantajı sağlayabilmek amacıyla 21. yüzyıl dijital beceri ve yetkinlikleriyle donatılmış nitelikli insan kaynağı her geçen gün önemini artırıyor.  Nitelikli insan kaynağı bütün dünyada az bulunan ancak yüksek talep gören bir kaynak ve dijital ekonominin dönüşümün en önemli itici gücü. TÜSİAD İşim Gücüm Geleceğim Projesi ile yeni nesil teknolojiler odağında öğrencilerin ve genç profesyonellerin ücretsiz online eğitim platformu aracılığı ile dijital yetkinliklerinin ve becerilerinin geliştirilmesini ve yüksek talep gören kaynak havuzuna eklemeyi hedefliyoruz böylelikle istihdam olanakları ile buluşmalarına yardımcı olmayı amaçlıyoruz.” (DHA)

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Kardeş kavgasından çıkan 2 dev marka! Ağabeyi 42, kardeşi 84 Milyar Dolarlık servete sahip

Hindistan’da pembe dizileri aratmayan bir kavgadır Ambani ailesinde yaşananlar. 2000’li yılların başında birlikte çalışan Anil ve Mukesh Ambani, 2009 yılında doğalgaz fiyatları ile ilgili yaşadıkları sorun nedeniyle işlerini ayırdı.

Kardeş kavgasından çıkan 2 dev marka! Ağabeyi 42, kardeşi 84 Milyar Dolarlık servete sahip

Hatta kavgaları, derin bir düşmanlığa kadar ilerledi. Anil Ambani 42, kardeşi Mukesh Ambani ise 84 milyar dolarlık servete sahip.

Hindistan’ın en zengin iki kardeşinin hikayesi bana nedense Dassler kardeşler arasındaki kavgayı hatırlatır. Almanya’nın Bavyera Eyaleti’nde şu anda 24 bin kişinin yaşadığı küçük Herzogenaurach’ta 1898 yılında Rudolf, 1900 yılında Adolf dünyaya gelir.

Amatör olarak ayakkabıcılık eğitimi alan her iki kardeş, Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından annesinin mutfağında ilk ayakkabı üretimlerine başlar. 1924 yılında henüz 20’li yılların ortasında ilk ayakkabı fabrikasını “Gebrüder Dassler Schuhfabrik” (Dassler Kardeşlerin Ayakkabı Fabrikası) adlı tesis ile kuran kardeşler, 1928 yılındaki olimpiyatlarla adlarını duyurmaya başlar. 1936 yılında Berlin’de düzenlenen Yaz Olimpiyatları’nda Afro-Amerikalı Jesse Owens’ın ayaklarına girmeyi başarırlar.

Owens’ın ayakkabılarla 4 altın madalya kazanması bir anda Dassler kardeşleri, uluslararası arenada da tanınır hale getirir.

Ancak Dassler kardeşlerin kaderi, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla bir dönüşüme girer ve Alman askerlerine bot üreten bir markaya dönüşür.

AĞABEYİ, KARDEŞİNİN İHBARI İLE TUTUKLANDI

Almanya’nın müttefik güçler tarafından bombalanması, kardeşler arasında ilk önemli kavganın fitilini yakar. Zaten zor geçinen Dassler kardeşlerin eşleri arasında patlak veren tartışmanın ardından ipler tamamen kopar. Rudi’nin Amerikan askerleri tarafından yakalanmasına da kardeşi Adolf ’un ihbarının neden olduğu düşünülür.

Rudi savaş kampına giderken, Adolf yarıda bıraktığı işlerin başına geçer savaşın ertesinde. Atılan köprüler ayrılığın da mesajı olur. 1948 yılında Dassler kardeşler hem işlerini hem de ilişkilerini ayırır.

Adolf, kendi isminin kısaltması olan “Adi” ve soyadı olan Dassler’deki “Das”ı bir araya getirir; Adidas’ı kurar.

Rudolf ise benzer bir şekilde Ruda’yı yaratır. Taklit olduğunu düşünerek bu isimden vazgeçer ve Puma markasını oluşturur.

Her iki kardeş de fabrikalarını Aurach nehrinin kenarına kurar. Rekabet, kentin ekonomisinin bel kemiğini oluşturur adeta. Kardeşler arasındaki amansız kavga, önce çalışanlara ardından da kente yayılır.

Kent Adidas ve Puma olarak ikiye bölünür neredeyse. Puma’da çalışanlar Adidas çalışanlarının gittiği marketten alışveriş yapmaz, iki fabrikada çalışanlar arasında evlilik dahi yasaklanır. Rudi 1974’te, Adolf ise 1978 yılında hayatını kaybeder.

Neredeyse 30 yıl birbirleriyle konuşmazlar ve son nefeslerini de bu şekilde verirler. Hatta ölümden sonra bile devam eder bu ayrılık. Aynı mezarlıkta ama uzak mesafelerde…

2009 yılında bu düşmanlığı iki fabrikanın çalışanları sona erdirmeye karar verir. Yeşil sahalarda düzenlenen bir dostluk maçıyla, 60 yıllık kavga sona erer.

57 bin çalışanı bulunan Adidas’ın 21 milyar Euro cirosu var. Puma’nın ise 15 bin çalışanı ve 5.5 milyar Euro cirosu.

Hayatları birçok kez film olan düşman kardeşlerin kurduğu her iki şirketin merkezi de kuruldukları kentte hala. Yaşanılan kavgalar da muhtemelen bir fıkra olarak dillerde…

Kerim Ülker/Dünya

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Neden Kendinizi Okumaya Vakit Bulamayacağınız Kadar Çok Kitapla Çevrelemelisiniz?

Uzmanlar yaşam boyu öğrenmenin daha mutlu olmanıza, daha fazla kazanmanıza ve hatta daha sağlıklı kalmanıza yardımcı olacağını söylüyor. Ayrıca, Bill Gates’ten Elon Musk’a kadar en zeki isimler daha zeki ve başarılı olmanın olmanın en iyi yolunun okumak olduğunu vurguluyor. Peki biz ne yapıyoruz? Bir sürü kitap alıyoruz.
Ama hayat yorucu! Pek çok şeye niyetleniyoruz fakat bunlardan çok azını hayata geçirmek mümkün oluyor. Mesela kitaplığınıza bakarsanız okuma niyetiyle alıp bir türlü başlayamadığınız ya da başlayıp bitiremediğiniz kitapları göreceksiniz. Bu sizi rahatsız ediyor mu? Etmeli mi?
Eğer hiç kitap okuyorsanız evet etmeli! Ancak kitap okuyorsanız ve kitap okuma hızınız hiçbir şekilde kitap alma hızınıza ayak uyduramıyorsa, sizin için iyi haberlerimiz var. Okunmamış kitaplarla dolu olan kütüphaneniz bir başarısızlık ya da cehalet işareti değildir, bu bir onur rozetidir! Nasıl mı?
Argüman yazarı ve istatistikçi Nassim Nicholas Taleb kendisinin en çok satan kitabı The Black Swan’da bu konuyu ele alıyor. Taleb, başarılı İtalyan yazar Umberto Eco’nun 30.000 ciltlik dudak uçuklatan kütüphanesi üzerine bir anekdot paylaşıyor.
Eco aslında tüm bu kitapların tamamını okudu mu? Tabii ki hayır. Ama kendini sadece potansiyeli ile değil, daha fazlasıyla yani henüz edinilmemiş bilgilerle çevreliyordu. Bu kütüphane ona bilmediği her şeyi sürekli olarak hatırlatıyordu. Onu entelektüel olarak aç ve sürekli meraklı tutuyordu. Taleb, henüz okumadığınız kitaplarla dolup taşmaya başlayan bir kitaplığın sizin için de aynı etkiyi yaratabileceğini söylüyor ve aynen şöyle yazıyor:

“Böyle bir kütüphane egonuzu tatmin eden bir hobi değil, mütevazı bir araştırma aracıdır. Aslında bu kütüphane, finansal araçlarınız, ipotek faiz oranlarınız ve emlak piyasası gibi bilmediğiniz şeylerin çoğunu içermelidir. Yaşlandıkça daha fazla bilgi ve daha fazla kitap biriktireceksiniz. Raflarda sayısı sürekli artan okunmamış kitaplar size tehditkar bir şekilde bakacak. Aslında ne kadar çok bilirseniz, okunmamış kitapların satırları o kadar büyük olur. Bu okunmamış kitap koleksiyonunu “Antilibrary” olarak adlandıralım.”

Bir Antilibrary, sınırlamalarınızın güçlü bir hatırlatıcısıdır. Bilmediğiniz, yarı bildiğiniz veya bir gün size yanıldığınızı fark ettirecek şeylerin büyük bir kısmı buradadır. Bu hatırlatıcıyla her gün yaşayarak kendinizde öğrenmeye teşvik eden bir tür entelektüel tevazu hissi yaratabilirsiniz.
Taleb diyor ki;

“İnsanlar, CV’lerine neyi çalışmadıklarını ya da deneyimlemediklerini yazmazlar, ama aslında bunu yapsalar iyi olurdu.”

Neden böyle düşünüyor sizce? Belki de çok bilinen şu psikolojik gerçek yüzündendir: En beceriksiz insanlar, yeteneklerinden ve kendinden en az şüphe duyanlardır. Yani az bildiği konu hakkında çok bildiğini hissedenlerdir. Buna sendromu deniyor. Bir şeyleri bilmediğinizi itiraf ettiğinizde daha hızlı öğrenirsiniz.
Bu yüzden çok fazla kitap satın almak için ya da birkaç yüzyıl geçse de asla bitiremeyeceğiniz bir okuma listesine sahip olmak için kendinizi üzmeyi bırakın. Okumadığınız tüm o kitaplar belki de cehaletin bir işaretidir. Ama ne kadar cahil olduğunuzu biliyorsanız, milyonlarca insanın o kadar önündesiniz demektir.

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com