Bizimle iletişime geçin

Sağlık

Göğüs Ucu Çatlakları Neden Olur? Meme Başı Çatlağına İyi Gelen Çözüm Önerileri

Meme ucu çatlakları hem erkek hem de kadınlarda ortaya çıkabilse de yaygın olarak kadınlarda görülen rahatsız edici bir durumdur. Çatlaklara neden olan ana etkenler genellikle, emzirme, sürtünme veya altta yatan diğer cilt rahatsızlıklarıdır. Sorunun kaynağını bilerek bu doğrultuda önlem almak, göğüs ucu çatlaklarından kurtulmanıza yardımcı olabilir.

Göğüs Ucu Çatlakları Neden Olur? Meme Başı Çatlağına İyi Gelen Çözüm Önerileri

Meme ucu çatlakları hem erkek hem de kadınlarda ortaya çıkabilse de yaygın olarak kadınlarda görülen rahatsız edici bir durumdur. Çatlaklara neden olan ana etkenler genellikle, emzirme, sürtünme veya altta yatan diğer cilt rahatsızlıklarıdır. Sorunun kaynağını bilerek bu doğrultuda önlem almak, göğüs ucu çatlaklarından kurtulmanıza yardımcı olabilir.

Göğüsleri sarmalayan cilt ve özellikle meme ucunu da içine alan areola isimli koyu renkli halkanın bulunduğu bölge, vücudun geri kalan kısmındaki cildin çoğundan daha hassastır. Bu nedenle, basit bir sürtünme bile meme uçlarının tahriş olarak çatlamasına veya yaraların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Yaygın olarak kadınlarda görülen göğüs ucu çatlakları konusunda birincil suçlular çoğu zaman, emzirme, sürtünme, yanlış sütyen seçimi ve altta yatan diğer cilt sorunlarıdır. Bununla birlikte, ani kilo değişiklikleri, hamilelik, ergenlik ve göğüs büyütme operasyonları gibi faktörler meme ucu çatlaklarına zemin hazırlayabilir.

Göğüs Uçlarım Neden Çatlıyor?

El, kol, bacak veya ayak gibi vücudunuzun herhangi bir noktasında meydana gelebilecek hafif şiddetli bir sürtünme muhtemelen canınızı acıtmayacaktır. Ancak söz konusu göğüs uçlarınız olduğunda, basit bir sürtünme bile çatlaklara ve hatta yaralara neden olabilir. Bunun nedeni, meme ucu bölgesindeki cildin hassas yapıda olmasıdır. Peki ama bu hassas bölgenin tahriş olmasına ne sebep oluyor? Meme başı çatlaklarının nedeni ve çözüm önerileri için okumaya devam edin…

Emzirme nedeniyle oluşan meme çatlakları: Emziren annelerin yaklaşık %40’ının göğüs ucu yarası sorunu yaşadığını biliyor muydunuz? Bebekler annelerini emmeyi öğrenirken fazladan çaba harcarlar ve bu mandallama meme uçlarında çatlaklara neden olabilir. Ayrıca, bebeğinizi emzirmek yerine biberonla veya kaşıkla beslediyseniz ve sonrasında yeniden emzirmeye başladıysanız, göğüs uçlarınızda çatlaklar ortaya çıkabilir. Bunun nedeni, biberondan beslenmeye alışık olan bebeğin, anne memesinden nasıl emmesi gerektiğini bilmeyerek zorlamasıdır.

Göğüs ucu çatlaklarınızın emzirme nedeniyle olduğunu düşünüyorsanız, bebeğinizin meme başınızı tam olarak kavradığından emin olun. Hemşire veya ebenizden uygun emzirme pozisyonlarını öğrenin. Emzirme sonrası göğüslerinizi havalandırın ve pamuklu sütyenler kullanın.

Sürtünmeyle ilgili meme ucu çatlakları: Göğüs ucu çatlaklarının yaygın nedeni emzirme olsa da bekar kadınları ve hatta nadiren erkekleri etkileyebilir. Çoğunlukla spor yapan kişilerde görülen bu çatlakların nedeni terleyen ciltle kıyafetin sürtünmesidir. Koşucular, yüzücüler, fitness yapan kişiler ve terlemeyle ilişkili diğer tüm spor dallarıyla uğraşan kişiler meme ucu çatlaklarını deneyimleyebilir.

Sporcu bir kişiliğiniz varsa ve meme başı çatlaklarınızın sürtünme nedeniyle olduğundan şüpheleniyorsanız, sporcu sütyeni kullanmayı deneyin. Her antrenman sonrası mutlaka duş alın. Egzersiz sonrasındaki zamanlarda, polyester (naylon) sütyenler yerine penye türü pamuklu sütyenleri kullanın.

Diğer cilt sorunları nedeniyle oluşan göğüs ucu çatlakları: Emziren bir anne ve bir spor bağımlısı değilseniz, meme uçlarınızdaki çatlakların sorumlusu aslında diğer cilt rahatsızlıkları olabilir. Dermatit, egzama, sedef hastalığı ve alerjik reaksiyonların tümü, deri döküntülerine neden olabilecek başlıca durumlardır. Kızarıklık meme uçlarının üzerindeyse, cildiniz kuruyabilir, pul pul dökülebilir ve çatlayarak yarılabilir. Dahası, bu çatlaklar kanayabilir veya enfekte olarak ve akıntıya yol açabilir.

Egzama ve sedef gibi herhangi bir cilt rahatsızlığınız varsa, göğüs ucu çatlaklarından kurtulmak için öncelikle bu hastalıkların tedavisini olmanız gerekir. Size yakın bir hastanenin cildiye (dermatoloji) bölümünden randevu alarak doktorunuza şikayetlerinizi anlatın.

Göğüs ucu çalaklarının az görülen diğer nedenleri: Vücutta ani değişikliklerin oluştuğu dönemlerde veya durumlarda meme başı çatlakları yaşanabilir. Bunlardan bazıları, ergenlik dönemine girmek, hızlı kilo alıp vermek, hamile kalmak (genellikle 27. haftadan itibaren), mastit ve meme implantları gibi göğüs büyütme operasyonlarıdır. Ayrıca, aile geçmişinizde bu sorunu deneyimleyen kişiler varsa genetik olarak göğüs ucu çatlağı geliştirme riskiniz daha yüksektir.

Göğüs Ucu Çatlaklarına Ne İyi Gelir?

Meme başı çatlaklarının nedeni emzirme veya sürtünmeyle ilgiliyse, aşağıdaki ev çözümleri muhtemelen işe yarayacaktır. Ancak, sorununuz altta yatan başka bir cilt rahatsızlığından kaynaklanıyorsa, göğüs çatlaklarınız enfekte olmuşsa veya çatlaklardan akıntı sızıyorsa bir doktordan yardım almanız gerektiğini unutmayın.

Emzirme kaynaklı meme çatlakları için:

  • Emziren anneler için özel olarak formüle edilmiş lanolin krem kullanın.
  • Çatlamış göğüslere anne sütü sürmek geleneksel bir ev tedavisidir. Çatlak bölgelere sütünüzden sürün.
  • Emzirme sonrasında meme uçlarınızı bir süreliğine havalandırın.
  • Bebeğinizin, meme ucunuzu tam olarak kavramasını sağlayın ve uygun emzirme pozisyonları hakkında bilgi edinin.
  • Çatlak yalnızca bir memenizdeyse, emzirmeye ilk olarak sorunsuz olanla başlayın.
  • Emzirme esnasındaki acıyı azaltmak için, bebeğinizi beslemeye başlamadan önce göğüs uçlarınıza buz küpü veya buz torbası uygulayın. Bu yöntem, hem daha az canınızın yanmasını hem de meme ucunuzun dikleşmesini sağlayacaktır.
  • 1 fincan suya yarım çay kaşığı tuz karıştırın. Tuzlu suya küçük bir pamuk parçasını batırıp çatlaklara sürün. Emzirme öncesi göğüslerinizi su ile durulayın.
  • Emzirme sonrası rahatlama sağlamak için sıcak su ile nemlendirilmiş bir havluyla göğüslerinize ılık kompres yapın.
  • Gerçekten ihtiyaç duymuyorsanız sütyen kullanmayın ancak zorunlu hissediyorsanız penye türü pamuklu olanları tercih edin.
  • Cildinizi kurutabilecek sert sabunlardan, duş jellerinden ve deodorant gibi kozmetik ürünlerden kaçının.

Sürtünme kaynaklı meme çatlakları için:

  • Kaba malzemelerden yapılmış giysilerden kaçının.
  • Egzersiz esnasında sporcu sütyeni kullanın.
  • Spor öncesinde su geçirmez yumuşatıcı krem sürün.
  • Yara bandı ile meme uçlarınızı kapatarak sürtünmeyi engellemeyi deneyin.
  • Antrenman sonrasında mutlaka duş alarak vücudunuzu terden arındırın.
  • Egzersiz sonrasındaki zamanlarda pamuklu sütyen kullanın ve mümkün olduğunca göğüslerinizi havalandırın.

Meme Ucu Çatlakları İçin Kullanabileceğim Doğal Yağlar Var mı?

Evet, var! Bazı doğal yağların cilt çatlaklarına iyi geldiği biliniyor ve yüzyıllardır doğal ev ilacı olarak kullanılıyor. Aloe vera jeli, zeytinyağı ve Hindistan cevizi yağı aradığınız doğal çözüm olabilir. Bu yağlardan herhangi biriyle meme başı ve çevresine nazikçe masaj yapın. Yalnızca, emziren bir anneyseniz, bebeğinizi beslemeden önce göğüslerinizi yağdan arındırdığınızdan emin olun.

Ev çözümlerini denemenize rağmen durumunuzda bir iyileşme göremiyorsanız, doktora gitmeniz gerektiğini unutmayın. Göğüslerinizdeki çatlaklardan akıntı geliyorsa, ateşiniz yükseliyorsa veya sorununuz yaşam kalitenizi önemli seviyede düşürecek bir hal aldıysa doktorunuza muayene olmaktan çekinmeyin.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Diyette doğru bilinen 7 yanlış!

Diyette doğru bilinen 7 yanlış: Limonlu su içmek, smoothie ağırlıklı beslenme, karbonhidratı tamamen kesmek, esmer şeker kullanmak, su yerine çay, kahve ve bitki çayları içmek, kahveye tereyağı eklemek… Bu uygulamalar ne kadar doğru?

diyette doğru

Diyette doğru bilinen 7 yanlış: Limonlu su içmek, smoothie ağırlıklı beslenme, karbonhidratı tamamen kesmek, esmer şeker kullanmak, su yerine çay, kahve ve bitki çayları içmek, kahveye tereyağı eklemek… Bu uygulamalar ne kadar doğru?

Diyette doğru bilinen 7 yanlış hakkında bilgi veren Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, “Kilo verme kararı alıp hızla internete koşmadan önce kendinize şu soruyu sormalısınız: Böyle bir mucize diyet ya da iksir varken dünyada ve ülkemizde aşırı kilo ve obezite görülme sıklığı nasıl hızla artmaya devam ediyor?! Fazla kilolardan kurtarmayı ve incecik bir görüntüye kavuşturmayı vadeden şok diyetler, depresyon, halsizlik, konsantrasyon bozukluğu, saç dökülmesi, safra taşı oluşumu ve kalp sağlığını olumsuz etkileyebilecek ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Toplumda doğru sanılan bazı yanlış diyet uygulamaları da sağlığı olumsuz etkileyebilirken, kilo verememe konusundaki kaygıları da artırıyor” diyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, toplumumuzda diyette doğru bilinen 7 yanlışı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Limonlu su içmek

Limonlu su içmek vücudunuzdaki toksinleri atmanıza yardımcı olmaz, yağ yakmaz ve vücudunuzu alkali yapmaz! Sadece günlük su tüketimi ve C vitamini alımınızın artmasını sağlar. Kendiniz için iyi bir şey yapıyor hissi verdiği ve gün içinde iyi bir motivasyon sağladığı bir gerçek. Eğer böyle bir rutininiz varsa ve herhangi bir mide rahatsızlığınız yoksa devam edebilirsiniz. Ancak düzenli tüketimde gün içinde dişleriniz aside maruz kaldığı için zamanla diş minelerinize zarar verebileceğini unutmayın.

Smoothie ağırlıklı beslenmek

Herhangi bir karışım tüketerek zayıflanabileceğine olan inanış arttıkça farklı formlarda tüketebileceğimiz birçok alternatif oluşmaya başladı. Bunlar evlerimizde yapabileceğimiz tariflerin yanı sıra ticari olarak “öğün yerine geçen” birçok smoothie şeklinde de karşımıza çıkıyor. Oysa iştah sinyalleriniz için önemli bir faktör olan çiğnemeyi göz ardı etmek doğru olmadığı gibi, blenderdan geçen yiyeceklerin lif oranı, vitamin ve minerallerinin kaybolmasına yol açıyor. Üstelik bu tip beslenme modelleri birçok insan için sürdürülebilir değildir.

Kilo vermek için bir süre dişinizi sıkabilir ve sıvı formda öğün tüketmekte zorlanmayabilirsiniz ancak peki ya sonra? Zayıflattığını düşündüğünüz ve çoğunlukla sağlıklı diye etiketlenen bu içecekler kalori alımınızın kontrolsüz olmasına neden olabilir ve sizi hedeflediğiniz ağırlık kaybından uzaklaştırabilir.

Karbonhidratı tamamen kesmek

Karbonhidratlar vücutta su ile birlikte depolanır. Karbonhidrat depomuz olan glikojen bir insanda ortalama 500 gr kadardır. Uzun süre düşük karbonhidratlı beslenmek bu depoların boşalmasına yol açar. Dolayısıyla azalan glikojen deponuzla birlikte karbonhidratı depolarken kullanılan suya da ihtiyaç olmadığından tartıya hızla yansıyan bir kilo kaybı görürsünüz.

Burada kaybedilen kilonun beslenme planınıza karbonhidratı yeniden eklediğinizde geri döneceği göz ardı edilmemelidir. Diyette alınan karbonhidratın türü oldukça önemli. Basit şeker, basit şeker içeren ve beyaz un ile yapılan yiyeceklerden uzak durmak gerekir. Ancak enerji gereksinimimize uygun, protein, kompleks karbonhidrat ve yağ oranları dengeli bir diyet ile kilo verme sürecini yönetebilirsiniz.

Kalori saymak  

Hedeflenen kiloya ulaşıncaya kadar günlük ne kadar kalori aldığınız elbette önemli. Ancak tek başına aldığınız kalori miktarını hesaplamak doğru bir davranış değişikliği olmadığı gibi, kalıcı kilo kaybını getirmez. Burada bilmemiz gereken en önemli nokta, her kalorinin eşit olmadığıdır. Tüm kalorilerin aynı miktarda enerjiye sahip olduğu doğrudur ancak insan vücudu yalnızca kalori değil molekül sayar bir yapıdadır. Yiyecek tercihleriniz, neyi, ne kadar yediğinizden daha önemli olabilir. Bu nedenle kilo verme sürecinde yalnızca kalori alımına takılmadan, her besin grubundan yeterli, dengeli ve çeşitlilik sağlayarak beslenmek önemlidir.

Esmer şeker kullanmak

“Çayımı kahvemi şekersiz içemiyorum ama esmer şeker kullanıyorum.” diyenlerdenseniz ikisi arasında küçük farklar olması dışında esmer şekerin sağlık üzerine etkileri beyaz şekerden pek farklı değil. Beyaz şeker elde etmek için işlem sırasında çıkarılan melaslar, esmer şeker elde etmek için yeniden ekleniyor. Esmer şeker önemsiz denilebilecek miktarlarda mineral ve vitamin içerse de bu esmer şekerin daha iyi olduğu anlamına gelmiyor.

Kısacası her ikisi de şeker ve renginin koyu olması esmer şekeri ‘diyet dostu’ yapmıyor. Özellikle ülkemizde tüketimi yüksek miktarlarda olan çay ve kahveye eklenen şekeri tüketmemek günlük basit şeker alımınızla birlikte kalori alımınızı da düşürerek kilo verme sürecinizi desteklemekle kalmayıp sağlığınız üzerine oldukça olumlu etkileri olan bir davranış değişikliğini beraberinde getirecektir.

Su yerine çay, kahve ve bitki çayları içmek

Su şüphesiz en sağlıklı içecek. Besinlerin sindirim, emilim ve hücrelere taşınması; zararlı atıkların vücuttan uzaklaştırılması gibi birçok metabolik süreç için elzem olan su, gün içinde yeteri kadar tüketilmediğinde kilo verme sürecini de yavaşlatabilir. Vücut susuz kaldığında sindirim enzimleri ve bağırsaklar yavaşlayarak kilo artışına neden olabilir.

Gün içinde tükettiğiniz çay, kahve, bitki çayı gibi içecekler su alımınıza katkı sağlar ancak her zaman olacağı gibi kilo verme hedefiyle başladığınız süreçte de doğrudan su tüketmeniz daha faydalı olacaktır. Sağlıklı yetişkin bir birey kilosu başına 30-35 ml, ortalama 2-2.5 litre su tüketmelidir.

Kahveye tereyağı eklemek

Kahveye çeşitli yağlar ekleyerek içmek son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz ve birçok kişinin yaptığı bir uygulama. Şekersiz kahve ölçülü tüketildiğinde içerdiği kafein miktarına bağlı olarak metabolizmayı hızlandırır ve iştah üzerine etkileri ile kilo verme sürecini destekler.

Ancak kahveye hindistancevizi yağı veya tereyağı eklemek bir bardak kahveden alacağımız enerjiyi arttırmanın yanı sıra düzenli olarak fazla miktarda doymuş yağ tüketimine yol açarak zamanla kolesterol seviyelerinin yükselmesine neden olabilir. Kilo vermeniz ve yağ yakmanızdaki temel prensip gün içindeki enerji dengesinde harcanan kalorinin alınan kaloriden fazla olması yani kalori açığı oluşturmanızdır.

Okumaya devam et

Sağlık

K Vitamini Vücutta Ne İşe Yarar? K Vitamini Olan Yiyecekler

K Vitamini Vücutta Ne İşe Yarar? K Vitamini Olan Yiyecekler

Yağda çözünen vitaminlerden biri olan K vitamini, kanın pıhtılaşmasında, hücre büyümesinde ve kemik metabolizmasında önemli bir rol oynar. Ispanak, brokoli ve lahana gibi yeşil sebzeler yüksek miktarda K vitamini içerir. K vitamini etkisine sahip yaklaşık 100 bileşik vardır ancak insanlar için sadece K1 ve K2 vitaminleri önemlidir.

K1 vitamini (filokinon) gıda yoluyla vücuda emilirken, K2 vitamini (menakinon) bağırsak bakterileri tarafından üretilir. Beslenme uzmanları, bağırsak bakterileri tarafından üretilen K2 vitamininin vücuda tedarikte çok önemli bir rol oynamadığını varsayıyorlar. Vücuttaki sınırlı depolama kapasitesi nedeniyle, K vitaminin besinler yoluyla günlük olarak alınması önemlidir.

K Vitamininin Vücuttaki Görevleri Nelerdir?

İnsan vücudunda belirli proteinleri üretmek için K vitamini gereklidir. Esas olarak bunlar kanın pıhtılaşması için gerekli proteinlerdir. K vitamini, pıhtılaşma faktörlerinin oluşması için gerekli olmasının yanı sıra C ve S proteinlerinin oluşturulmasına da yardımcı olur. K vitamini olmadan kandaki pıhtılaşma süreci etkilenir ve vücut kanamayı durduramaz.

K vitamininin diğer önemli etkileri; menopoz sonrası kadınlarda kemik kaybını engellemesi, kan damarları ve kıkırdak gibi yumuşak dokularda kalsiyum birikimini önlemesidir. Ayrıca gözlerdeki, böbreklerdeki, karaciğerdeki, kan damarlarındaki ve sinir hücrelerindeki süreçleri (hücre bölünmesi gibi) düzenlemeye ve onarım süreçlerine yardımcı olur.

Hangi Yiyecekler K Vitamini İçerir?

Özellikle yeşil sebzeler güçlü K vitamini kaynaklarıdır. Örneğin, lahana 0,8 mg’dan fazla K vitamini / 100 g, ıspanak 0,3 mg’dan fazla K vitamini / 100 g içerir. K vitamini ısıya ve oksijene karşı stabildir; yemek pişirirken sadece hafif bir vitamin kaybı olur. Bununla birlikte, K vitamininin UV ışınlarına duyarlı olduğu unutulmamalıdır. Bu, sebzelerin karanlıkta saklanması gerektiği anlamına gelir.

  • Yeşil sebzeler (ıspanak, lahana, marul, maydanoz)
  • Brokoli, rezene, avokado
  • Lahana turşusu
  • Ayçiçeği, kolza tohumu ve soya fasulyesi yağı gibi bitkisel yağlar
  • Kırmızı lahana
  • Süt ve süt ürünleri
  • Et (sakatat, kas eti)
  • Yumurtalar
  • İncir, nar, böğürtlen ve kivi gibi meyveler

K Vitamini Vücut Tarafından Nasıl Emilir?

K vitamini, yağda çözünen bir vitamin olduğu için pankreastaki safra asitleri ve enzimler yardımıyla gıdalardan bağırsak hücrelerine emilir. Daha sonra kilomikron adı verilen yağ taşıyıcılarında lenfatik sistem yoluyla karaciğere taşınır. Orada yağ-protein bileşiklerinde depolanır veya paketlenir. Sonrasında da bu formda kanda hücrelere taşınır. K vitamini hücrelerde LDL reseptörleri aracılığıyla emilir. Bununla birlikte, A ve C vitaminleri çok yüksek miktarda alındığında, K vitamininin emilimi engellenebilir.

K Vitamini Eksikliği Kendini Nasıl Gösterir?

K vitamini gıdalarda yeterli miktarda bulunduğundan ve aynı zamanda bağırsak florası tarafından sağlandığından, normal diyette K vitamini eksikliği nadirdir. Hafif bir K vitamini eksikliği, konsantrasyon bozuklukları, yorgunluk, halsizlik, enfeksiyonlara yatkınlığın artması ve baş ağrısı ile kendini gösterir. Ancak bunlar, diğer hastalıklar ve eksikliklerle birlikte ortaya çıkan oldukça spesifik olmayan semptomlardır. Kan pıhtılaşması değerleri belirlenerek, K vitamini eksikliği çok hızlı bir şekilde doğrulanabilir.

  • Sağlıklı insanlarda K vitamini eksikliği son derece nadirdir.
  • Bebeklerde K vitamini eksikliğine sahip olma olasılığı biraz daha yüksektir.
  • K vitamini eksikliği pıhtılaşma sistemini etkiler.
  • Sindirim sistemindeki kronik hastalıkları ve uzun süreli antibiyotik kullanımı, K vitamini eksikliğine yol açabilir.

K vitamini eksikliği, yaralanmalardan ve burun kanamalarından kaynaklanan artmış kanamalarda kendini gösterir. Ciddi durumlarda, örneğin mide ve bağırsak ülserlerinde organ kanaması mümkündür. Kemik yoğunluğu da K vitamini eksikliği ile azalır ve bu da daha sık kemik kırılmalarına neden olabilir.

Bebeklerde K Vitamini Eksikliği

Sağlıklı yetişkinlerde çok sık görülmeyen K vitamini eksikliği, özellikle yenidoğan bebeklerde daha çok ortaya çıkar. Bu, bazı genetik sorunlar ve bebeklerin ilk birkaç ay yetersiz beslenmesinden kaynaklanır. Örneğin, annenin K vitamininin plasenta yoluyla çocuğa taşınması bozulursa, K vitamini eksikliği geliştirirler. Ayrıca anne sütü yoluyla yetersiz K vitamini alımı da bir neden olabilir. Ek olarak, bebeklerin bağırsakları henüz K vitamini üreten bakteriler tarafından yeterince kolonize edilmemiştir ve pıhtılaşma faktörlerinin oluşumu daha büyük çocuklarda olduğu kadar belirgin değildir.

Tüm bunlarla birlikte, bebekler için K vitaminin karşılanması çok önemlidir. Bir eksiklik beyinde, deride ve bağırsaklarda kanama riskini artırabilir. Bu sebeple, yenidoğanlarda eksikliği önlemek için ilk takip muayenelerinde bir rutin olarak K vitamini enjeksiyonu uygulanır. 

Okumaya devam et

Sağlık

Metastaz Nedir? Belirtileri ve Oluştuğu Yerler

Metastaz Nedir? Belirtileri ve Oluştuğu Yerler

Kanser hücreleri kendilerini orijinal tümörden ayırabilir, kan ve lenf damarları yoluyla diğer organ veya dokulara yayılabilir. Bu durum tıp dilinde metastaz olarak adlandırılır. Metastazlar, kanserin ilerlediğinin bir işaretidir. Metastaz varsa, kanser hücrelerinin orijinal tümörden ayrıldığı ve farklı bölgelerde ek tümörlerin oluştuğu anlamına gelir.

Metastazlar kanseri vücuda yayar. Söz konusu kanser kolonileri genellikle orijinal tümörden farklıdır. Bu da tedaviyi çok daha zor hale getirir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, kansere bağlı can kayıplarının yüzde 90’ı metastazlardan kaynaklanmaktadır.

Metastaz Nedir?

Vücutta dolaşan belirli hücre türleri (kan hücreleri gibi) dışında, sağlıklı hücreler genellikle tek bir yerde kalır. Bu, örneğin sağlıklı bir karaciğer hücresinin başka bir organa göç edemeyeceği ve orada çoğalamayacağı anlamına gelir. Kanser hücreleri ise sağlıklı hücrelerden farklıdır. Bazı kanser hücreleri kendilerini orijinal tümörden ayırırlar ve başka yerde metastaz oluşturmak için “hareket halinde” olurlar.

Buna bir örnek vermek gerekirse; akciğerlerdeki bir tümöre ait olan hücreler, kan dolaşımı yoluyla beyne göç edebilir ve orada metastaz geliştirebilir. Metastazlar bu nedenle habis bir tümörün “dallarıdır”. Yeni yerlerinde kanser hücreleri yayılmaya devam eder ve orada sağlıklı dokuyu yok ederler.

Metastazların Sınıflandırılması

Metastazların vücuda yayılmasının iki yolu vardır. İlk yol, önce lenf damarları aracılığıyla bitişik lenf düğümlerine ve oradan da kan damarları yoluyla diğer organlara yayılmasıdır (lenfojenik metastaz). İkinci yol ise daha kısadır. Kanser hücreleri doğrudan tümörden kan dolaşımına göç eder ve daha sonra vücuda yayılır (hematojen metastaz).

Kat edilen mesafeye bağlı olarak başka bir sınıflandırma daha kullanılır. Koloniler birincil tümörün yakınında kalırsa, doktorlar bölgesel metastazlardan bahseder. Örneğin, yakın toplama alanındaki lenf düğümleri kolonize edildiğinde durum budur. Bununla birlikte, kanser hücreleri vücudun diğer bölgelerine ve daha uzaktaki organlara göç ederse, bu kolonilere uzak metastaz denir.

Metastazlar Nerede Oluşur?

Kanser hastalığı sırasında çok farklı zamanlarda metastazlar tespit edilebilir. Bazı kişilerde metastazlar ilk tanıda zaten mevcutken, diğerlerin ise tedavi sırasında veya tümör çıkarıldıktan bir süre sonra gelişirler. Metastazların geliştiği yer, tümörün konumu ile tümörden kan ve lenf damarlarının nereye aktığına bağlıdır. Örneğin kolon kanserinde, bağırsaktan gelen kan nedeniyle önce karaciğere yayılır. Meme kanserinde ise öncelikle koltuk altı lenf düğümlerine yayılır.

Kanser türü Metastaz oluşabilecek hedef organ
Meme kanseri Kemikler, karaciğer, akciğerler, beyin
Kolon kanseri Karaciğer, akciğerler, karın zarı, kemikler
Akciğer kanseri Karaciğer, kemikler, beyin, böbrek üstü bezi
Prostat kanseri Kemikler, daha az sıklıkla karaciğer, akciğerler, beyin

Her tümör otomatik olarak metastaza yol açmaz. Bir kanser hücresinin kendisini tümörden ayırabilmesi, vücutta bağışıklık sistemi tarafından fark edilmeden “dolaşabilmesi” ve orijinal dokusunun dışına yerleşebilmesi için belirli özellikler kazanmasıyla mümkündür. Metastaz oluşma riskinin ne kadar yüksek olduğu, genellikle tümör hücrelerinin doku (histolojik) incelemesi ile belirlenebilir.

Bu nedenle, kanser durumunda tümör cerrahi olarak çıkarılsa veya hastanın tümörsüz olduğu kabul edilse bile, kemoterapi gibi daha ileri tedaviler uygulanabilir. Bu destekleyici tedavinin amacı, vücutta zaten dağılmış olabilen ancak görünmeyen kanser hücrelerini yok etmek ve metastaz oluşumunu önlemektir.

Karaciğer Metastazı

Tümör hücreleri kendilerini orijinal tümörlerinden ayırabilir ve daha sonra kan veya lenfatik sistem yoluyla vücuda yayılabilir. Bu tümör hücreleri karaciğere yerleştiğinde karaciğer metastazları oluşur. Genellikle ileri kanser olduğunu gösterir. Karaciğer metastazları kendi başlarına kanser değildir. İyi huylu karaciğer tümörleri veya karaciğer kanseri ile karıştırılmamalıdır. Etkilenenlerin bireysel durumuna bağlı olarak, karaciğer metastazlarını tedavi etmenin çeşitli yöntemleri bulunur.

Not: Karaciğer metastazları, karaciğer kanseri ile aynı şey değildir. Karaciğerdeki metastazlar, kolon kanseri veya meme kanseri gibi başka bir organdaki kanserden kaynaklanır.

Kemik Metastazı

Kemik metastazları, kanser hücrelerinin orijinal tümörden dolaşım yoluyla kemiklere göç ettiği anlamına gelir. Kemiklere yerleşirler ve metastaz adı verilen yeni tümörler oluştururlar. Kemikteki metastazlar kemik kanseri ile aynı şey değildir. Kemik kanseri kemiğin kendi hücrelerinde başlarken, metastazlar ise genellikle orijinal doku özelliklerine sahiptir. Kanser hücreleri kendilerini bir tümörden ayırıp vücudun diğer bölgelerine kan damarları veya lenf damarları yoluyla ulaştıklarında ortaya çıkar.

Kemik metastazları ağrıya neden olabilir ve kemik kırılma riski artar. Terapi, kemik metastazlarının neden olduğu stresi önlemeyi veya hafifletmeyi amaçlamaktadır. Bazı hastalarda hastalığın ilerlemesini de durdurabilir. Bununla birlikte, tam bir tedavi yalnızca etkilenen çok az insanda mümkündür.

Beyin Metastazı

Beyin bu durumdan etkilenirse, beyin metastazlarından veya teknik olarak serebral metastazlardan söz edilir. Beyin metastazı, gerçek beyin tümörlerinden farklıdır. Metastaz durumunda, hücrelerin orijinal olarak nereden geldiğini belirlemek için bir doku numunesi kullanılabilir.

Kalıcı baş ağrıları birçok insan için önemli bir semptomdur. Bununla birlikte, hangi beyin bölgesinin etkilendiğine bağlı olarak felç, görme bozuklukları, mide bulantısı veya nöbetler gibi başka şikayetler de mümkündür. Genel anlamda hangi tedavinin uygun olduğunu söylemek zordur. Altta yatan asıl kanser türü, hastalığın evresi ve genel sağlık gibi faktörler tedavide önemli bir rol oynar.

Metastatik Meme Kanseri ve Belirtileri

Meme kanseri metastazları başka yerlerde meydana gelseler bile, genellikle meme kanseri hücreleriyle aynı biyolojik özelliklere sahip tümör hücreleridir. Meme kanserinde metastaz olasılığı yaklaşık yüzde 25’tir. Böyle bir durumda doktorlar, “metastatik meme kanserinden” söz ederler. Yerleşimler genellikle kemiklerde oluşur ancak diğer organlar (deri, karaciğer, beyin, akciğerler gibi) da etkilenebilir.

Sıklık açısından, meme kanseri hastaları, karaciğer veya akciğer metastazlarından önce kemik metastazları geliştirebilir. Kemik metastazları genellikle omurga bölgesinde meydana gelir. Düşme veya kaza gibi bir açıklaması olmayan kırık kemikler şeklinde de ortaya çıkabilir. Kemiklerdeki metastazlar çok stresli olarak algılanır ve yaşam kalitesini ciddi şekilde sınırlayabilir. Bununla birlikte, modern terapiler kullanılarak ilaçlarla tedavi edilebilirler.

Metastazlar en açık şekilde vücudun etkilenen bölgelerindeki ağrı ile ifade edilir. Ancak metastatik meme kanserinin birçok farklı semptomu vardır. Akciğerlerdeki metastazlar genellikle nefes darlığı veya öksürük ile fark edilir. Beyindeki metastazlar ise sık görülen baş ağrısına veya etkilenen bölgeye bağlı olarak fonksiyonel kısıtlamalara yol açabilir.

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com