Bizimle iletişime geçin

Kişisel Gelişim

Hamburgerle başladı, bugün 1.9 Milyar Doları var!

Dünyanın en büyük kripto para piyasalarından biri olan Binance’in kurucusu ve CEO’su Changpeng Zhao’nun çok ilginç bir hikayesi var. Sadece 6 ay içinde milyar dolar değerine ulaşan Binance’in arkasındaki bu kişiyle mutlaka tanışmalısınız…

Hamburgerle başladı, bugün 1.9 Milyar Doları var!

Kripto paralar ve kripto para borsaları son dönemde gündemden düşmüyor. Türkiye’deki borsalarla ilgili peş peşe kapanma haberleri gelirken Insider, dünyadaki en büyük kripto para borsalarından biri olan Binance’in kurucusu, yüzde 30’luk hisse sahibi ve CEO’su Changpeng Zhao’yla ilgili çok ilginç bir profil yayımladı.

Bazılarına göre sadece 180 günde dünyanın en zengin insanlarından biri haline gelen Zhao’nun hikayesi ve anlattıkları sektörün uzağında kalanlar için bile oldukça çarpıcı. İşte Insider’dan derlediğimiz satır başlarıyla bir kripto milyarderin portresi… 

Kısaca “CZ” olarak bilinen Changpeng Zhao, 1,9 milyar dolarlık servetiyle Forbes’un yakın zamanda açıklanan milyarderler listesine kripto para zenginleri klasmanından giriş yaptı. Ama kendisi “Ben Forbes sıralamalarına pek takılmıyorum. Bence bir noktadan sonra bu sıralama anlamsız bir metrik haline geliyor” diyor.

Bununla birlikte Zhao, istediğini yapabilecek kadar para sahibi olmanın önemli bir olgu olduğunu da yadsımıyor. Zira 1977’de Çin’in Jiangsu eyaletinde doğan ve 12 yaşındayken ailesiyle birlikte Çin’den Kanada’ya göç eden Zhao, bugünkü servetine ulaşmadan önce bir hamburgercide ızgara başında köfte çeviriyor, benzin istasyonunda gece vardiyasında müşterilerin depolarını dolduruyordu. Yani çok parası olmamanın ne demek olduğunu da gayet iyi biliyor.

Zhao, Çin’de yaşarken, eğitimci olan anne ve babasının peşinde birkaç yılda bir şehir değiştiriyordu. Kanada’ya göç ettikten 10 yıl sonra bu kez Tokyo’ya, New York’a ve son olarak da iş için Şanghay’a taşındı. Ev fikrinin kendisi için fiziksel bir adresten çok coğrafi sınırları aşan bir iç dünya olduğunu belirten Zhao, bu sayede sürekli seyahat etmekte ve yer değiştirmekte zorlanmadığını belirtiyor.

ÇOK TAŞINMAK KRİPTO PARANIN YOLUNU AÇTI

Binance’in dünyanın birçok farklı yerinde ofisleri bulunuyor. Pandemi nedeniyle bir yıldır Asya kıtasında yaşayan Zhao, daha önce birkaç ayda bir taşınıp farklı lokasyondaki çalışanları ve kullanıcılarıyla birlikte zaman geçiriyordu. “Çok taşınma gibi bir huyum var ama bu bana dünyayla daha fazla temas imkanı sağlıyor” diyen Zhao’nun, kripto para borsası işine girme vizyonunun altında da bu alışkanlığı yatıyor.

Sık seyahat eden bir kişi olarak geleneksel paralarla işlem yapmanın ve farklı para birimleri arasındaki geçişlerin yarattığı zorlukları ilk elden yaşayan Zhao, “Sınır ötesi işlemlerde geleneksel para kullanmak çok zor ve döviz kurları nedeniyle büyük zarar ediyorsunuz. Havaalanında döviz aldığınız her seferde yüzde 10 kayıp yaşıyorsunuz yani maliyet çok yüksek” diyor.

O nedenle nereye giderse gitsin ödemelerini kripto parayla yapmaya çalıştığını belirten Zhao, “Bazen de geleneksel paraya ihtiyacım oluyor. O zaman bir arkadaşıma gidip ‘Bana 500 dolar verir misin? Karşılığında sana Binance Coin veririm’ diyorum. Çoğu evet diyecek kadar nazik oluyor, ben de böylece idare edebiliyorum” diye konuşuyor.

2013’TE BITCOIN’LE TANIŞTI

Kripto para işine girmesinin tek sebebi seyahatlerde yaşadığı zorluklar değil elbette. 2013 yılında Bitcoin’in ürün sunumuyla karşılaşan Zhao, kripto para fikrinin kendisine ilk andan itibaren çok çekici geldiğini belirtiyor.

“Faydalarını hemen anladım. Doğrulamak istediğim nokta arkasında bir topluluk olup olmadığıydı” diyen Zhao aynı yıl Aralık ayında Las Vegas’ta yapılan Bitcoin konferansına katıldı ve Bitcoin’in arkasındaki topluluğun internette okuduğu üzere “uyuşturucu baronları” değil çoğunlukla yazılım geliştiriciler olduğunu gördü.

“‘Gelecek bu’ diye düşündüm. İnternetten bile daha büyük bir şey olacağını anladım. Trendi yakalayabilecek durumda değildim, alt kademe bir yazılımcıydım. Ama bunu kaçıramam diye düşündüm ve varımı yoğumu bu işe yatırdım” diyen Zhao, konferanstan hemen sonra 2005 yılında kurucuları arasında yer aldığı Şanghay merkezli Fusion Systems’dan ayrıldı. Hatta ertesi yıl dairesini satıp parasıyla Bitcoin aldı.

Aldığı zaman 600 dolar olan Bitcoin’in değeri 2 yılda 200 dolara düşse de Zhao yılmadı ve Bitcoin’lerini elden çıkarmadı. Sadece çok zorda kaldığı zamanlarda küçük miktarlarda satışlar yaptığını belirten Zhao, ilk aldığı Bitcoin’leri bugün hala elinde tuttuğunu da belirtiyor.

BINANCE KURULALI 4 YIL BİLE OLMADI AMA… 

Zhao, üç yıl sonra Haziran 2017’de Binance’i kurdu. Binance 15 milyon dolarlık kripto para hacmiyle açıldığı günden 180 gün sonra işlem hacmi anlamında en büyük kripto para piyasası haline geldi ve 1 milyar dolar değerini gördü. Hayırseverlik, yatırım ve satın alma gibi birçok alt kanalı bulunan Binance, haziran ayında da NFT piyasasını devreye sokmaya hazırlanıyor.

BNB kısaltmasıyla bilinen Binance Coin’in değeri ise 30 Nisan’da 614,15’ı gördü. Bu da şirketin değerinin 94 milyar dolara ulaştığı anlamına geliyor.

Birçok kişi Binance’in 180 günde başarıya ulaşmasını övgü ve bazen de eleştiriyle karşılarken, bu kişilerin 180 günden önceki emeği ve başarısızlıkları görmediğini düşünüyor. Binance’ten önce 5 başarısız start-up’ı hayata geçiren Zhao, “İnsanlar bunu söylediklerinde öncesindeki 17 yılı görmezden geliyor. O dönemde farklı şeyler denedim, deneyim kazandım, bir ekip ve bir ilişkiler ağı kurdum. Birçok başarısızlık yaşadım. Benim için 180 gün değil 17 yıl artı 180 gün” diye konuşuyor.

NE EV NE ARABA, BÜTÜN SERVETİ KRİPTO PARADA

Binance’in kısa zamanda hızla büyümesi ve kripto paraların da son bir yılda akıl almaz değerlere ulaşmasıyla Zhao’nun serveti 1,9 milyar doları buldu. Ancak diğer milyarderlerin aksine onun yatı, lüks otomobilleri, özel jetleri ya da milyarlarca dolar değerinde evleri yok. Bütün parasını Bitcoin ve BNB’ye yatıran Zhao, “Bu süslü şeyleri ben anlamıyorum. Çevreme baktığımda değerini koruyacak ve zamanla değerlenecek hiçbir fiziksel varlık görmüyorum. Hiçbir şey kripto paralar kadar değerini korumaz ve hiçbir şey kripto paralar kadar hızlı büyümez” diye konuşuyor.

Ara sıra bilgisayar, telefon gibi teknolojik cihazlara para harcasa da bunların da kısa sürede değer kaybetmesine üzüldüğünü de saklamıyor. “Normalde bir cihazı aşağı yukarı bir ay kullanıyorum. Taşınacağım zaman atıyorum. Bu nedenle fiziksel varlık yatırımları yapmıyorum” diyen Zhao, kripto zengini olarak kalmaya kararlı. 

Ancak zamanı olmadığı için Binance’te listelenen diğer kripto paralarla da ilgilenmiyor. Başka paralara yatırım yapmak için günlerce hatta haftalarca derin araştırmalar yapmak zorunda olduğunu belirten Zhao, “Bunları anlamadan yatırım yapmam. Şahsen sadece Bitcoin ve BNB istiyorum” diyor.

‘DARBOĞAZIMIZ PARA DEĞİL İNSANLAR’

Binance’in özellikle son bir yıldaki hızlı büyümesi üzerine de konuşan Zhao, “Halen dünyadaki birçok büyük kuruluştan daha fakiriz ama şu anki büyüklüğümüzde yapmak istediklerimizi yapabilecek kadar paraya sahibiz” diyor ve ekliyor: “Bizim darboğazımız para değil. Şu an bizim darboğazımız insanlar.”

Zira Binance’in büyüme hızının gerektirdiği yeni projelere uygun elemanların bulunması oldukça zorlayıcı bir süreç. Zhao, “Sıkıntılarımız para konusundan çok insan konusunda. Şu an elimizdeki para bunun 10 katı olsa bile bu hızımıza çok fazla katkı sağlamaz” diye konuşuyor.

Şirketin günlük operasyonlarıyla ilgilenmeyi bir süre önce bırakan Zhao, bugün daha çok işe alım süreçleriyle ilgileniyor. “Üst düzey strateji noktasından bakarsak, bence bir CEO vaktini üç şeyle geçirmek ister: Fon bulmak, doğru yönü belirlemek ve doğru insanları bulmak” diyen Zhao, kendisinin ilk iki maddeyle uğraşması için çok fazla sebebi olmadığını bu nedenle zamanını sonuncuya ayırdığını belirtiyor.

BİR MİLYARDERİN 15 SAATLİK BİR GÜNÜ

Peki CZ’nin bir günü nasıl geçiyor? 

Haftada 4 saat çalışmak gibi konforlara ya da 4’te kalkıp bir saat meditasyon yapmak gibi sabah rutinlerine sahip olmayan Zhao bir gününü şöyle anlatıyor:

“Ben geç uyurum ve güne geç başlarım. Sabah 9 gibi iş başı yapıyorum ve aşağı yukarı gece yarısına kadar çalışıyorum. Aralarda rasgele molalar verdiğim de oluyor. Hatta çok yorulduğumda gidip biraz kestiriyorum. Ama her gün ortalama 15-20 toplantıya ve görüşmeye giriyorum.”

Pandemi döneminde bu görüşmelerin sayısı günde 25-30’u bulmuş. Elbette bunda geçtiğimiz bir yılda kripto paralarda yaşanan yükseliş nedeniyle Binance’in çok hızlı büyümesinin de etkisi büyük. Zhao çok hızlı büyümenin içeride yönetim sorunlarına, koordinasyon problemlerine ve iletişim kopukluklarına yol açabildiğini belirterek, böyle zamanlarda devreye girdiğini ifade ediyor.

HEDEF FRENE BASMAKTI AMA OLMADI

Aslına bakılırsa Binance’in 2021 hedeflerinde işe alımları yavaşlatmak öne çıkıyordu çünkü Zhao şirketin yaşadığı sorunların personelin hızla çoğalmasından kaynaklandığını düşünüyordu. Ancak hem işin hem de kullanıcı sayısının hızla büyümesi, çalışanların yükünü artırınca acilen yeni alımlar yapılması şart oldu.

Bugüne kadar kurduğu altı start-up’ta binlerce kişiyi işe alan Zhao, bu bağlamda gençlere tavsiyelerde de bulunuyor. Zhao gençlerin “üç şeyin kesişimi”nin peşinde koşmasını söylüyor. Bunlardan ilki iyi oldukları bir şey, ikincisi hoşlarına giden bir şey, üçüncüsü de diğer insanları için değeri olan bir şey.

“Bu üçünün kesişimini bulmak zorundasınız. Eğer bulursanız ve Binance’in bu şeye ihtiyacı varsa o zaman sizi işe almak isteriz” diyen Zhao sadece teknik becerisi olan insanlarla değil, yaptıkları işe tutkuyla bağlı olan insanlarla çalışmak istediklerini de sözlerine ekliyor.

Sevin Turan/Hürriyet

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kişisel Gelişim

TÜSİAD’dan 100 Bin gence teknoloji eğitimi

Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD), dijital dönüşümü desteklemek için başlattığı “İşim Gücüm Geleceğim” projesi kapsamında, dört yılda 100 bin gencin, “aranılan uzmanlık alanlarında” eğitimi hedefleniyor

TÜSİAD dan 100 Bin gence teknoloji eğitimi

Projenin tanıtımında konuşan TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski,”İşim Gücüm Geleceğim Projesi ile ülkemizde teknoloji üretim ve kullanma yetkinliğinin artırılması vizyonuna paralel olarak işgücünün bu dönüşüme ayak uydurması konusunda katkı sağlamayı amaçlıyoruz” dedi.

TÜSİAD’dan yapılan açıklamaya göre, genç profesyoneller, www.isimgucumgelecegim.org web sitesinden başvurarak, başta yapay zekâ ve veri analitiği olmak üzere, geleceğin teknoloji alanlarıyla ilgili ücretsiz eğitim alabilecekler.

TÜSİAD’ın üyeleri arasında yapmış olduğu anket çalışmasının ortaya çıkardığı insan kaynağı ihtiyacını temel alan, “İşim Gücüm Geleceğim” platformu, genç profesyonellerin ilgi duydukları alanlardaki çevrimiçi eğitimlerden ücretsiz olarak faydalanmalarına olanak sağlıyor.  Platformda “Veri Bilimi, Yazılım Geliştirme, Veri Analizi ve Görselleştirme, Bulut Çözümleri, Mobil Uygulama Geliştirme, Yapay Zekâ, Siber Güvenlik” olmak üzere yedi eğitim programı bulunuyor.

Kaslowski: Projeyle teknoloji kullanımının artırılmasını amaçlıyoruz

Projenin tanıtım toplantısının açılış konuşmasını yapan TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski, teknolojinin hızlı gelişimi ve değişen iş modelleri nedeniyle, yeni nesil dijital beceri ve yetkinliklerle donatılmış insan kaynağı ihtiyacının istihdam politikaları açısından öncelikle değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Kaslowski, şunları söyledi:

“Gerek dijital dönüşümün getirdiği paradigma değişimi gerekse şu an içinde bulunduğumuz Covid-19 süreci dijital dönüşüme salt teknoloji perspektifinden değil, iş yapış biçimlerinin, işlerin ve istihdamın dönüşümü perspektifinden de bakmamız gerekliliğini pekiştirmiştir. TÜSİAD olarak istihdamın yeniden nasıl şekilleneceğini anlamak için iki konuya odaklanılması gerektiğine inanıyoruz. İlki mevcut çalışanların bu dönüşüme uyumu, diğeri ise yeni jenerasyonun bu dönemin gerektirdiği, ihtiyaç duyduğu yetkinliklerle donatılmış olarak iş hayatına atılmasıdır. Yaptığımız rapor çalışmaları ve farkındalık etkinliklerinde gerek mevcut işgücünün gerekse yeni jenerasyonun dönüşümünün öneminin altını çiziyoruz. İşim Gücüm Geleceğim Projesi ile ülkemizde teknoloji üretim ve kullanma yetkinliğinin artırılması vizyonuna paralel olarak işgücünün bu dönüşüme ayak uydurması konusunda katkı sağlamayı amaçlıyoruz.”

Kaslowski, platformla, iş dünyasının ihtiyaç duyduğu dijital becerilerle donatılmış nitelikli insan kaynağının artırmasını ve bu kaynağın istihdam olanaklarıyla buluşmasına yardımcı olmasını hedeflediklerini vurguladı.

Sevim: Geleneksel ekonomilerin yerini dijital ekonomiler alıyor

TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Dijital Yuvarlak Masa Başkanı Serkan Sevim de, Türkiye’nin dinamik nüfusunun birçok alanda olduğu gibi teknoloji ve inovasyon alanında da önemli bir potansiyel oluşturduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

“Dünya ekonomilerinin kökten dönüşüm sürecine tanıklık ediyoruz. Geleneksel ekonomilerin yerlerini dijital ekonomilere bıraktığı günümüzde pandemi dijital dönüşümü inanılmaz hızlandırdı ve hayati hale getirdi. Küresel ölçekte dijital teknoloji ürünleri ve ticaretinde de köklü dönüşümler yaşanıyor. Dijitalleşme ile Türk iş dünyası olarak bizim de global rekabet, sürdürülebilirlik ve inovasyon için teknolojinin itici güzünden çok daha fazla yararlanmamız lazım. Yeni iş kollarından, yeni mesleklerden bahsediyoruz. Bu nedenle gençlerimize katma değeri yüksek beceriler kazandırarak, onlara yenilikçi kariyer ve gelişim olanakları sunmalıyız. İşim Gücüm Geleceğim Projesi ile de bu amaçla önemli bir adım atıyoruz.”

Aydın: Dijital beceriyle donatılmış nitelikli insan kaynağının önemi artıyor

TÜSİAD Bilgi ve İletişim Teknolojileri Çalışma Grubu Başkanı Burak Aydın da konuyla ilgili değerlendirmesinde şöyle dedi: “Sürdürülebilir rekabet avantajı sağlayabilmek amacıyla 21. yüzyıl dijital beceri ve yetkinlikleriyle donatılmış nitelikli insan kaynağı her geçen gün önemini artırıyor.  Nitelikli insan kaynağı bütün dünyada az bulunan ancak yüksek talep gören bir kaynak ve dijital ekonominin dönüşümün en önemli itici gücü. TÜSİAD İşim Gücüm Geleceğim Projesi ile yeni nesil teknolojiler odağında öğrencilerin ve genç profesyonellerin ücretsiz online eğitim platformu aracılığı ile dijital yetkinliklerinin ve becerilerinin geliştirilmesini ve yüksek talep gören kaynak havuzuna eklemeyi hedefliyoruz böylelikle istihdam olanakları ile buluşmalarına yardımcı olmayı amaçlıyoruz.” (DHA)

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Kardeş kavgasından çıkan 2 dev marka! Ağabeyi 42, kardeşi 84 Milyar Dolarlık servete sahip

Hindistan’da pembe dizileri aratmayan bir kavgadır Ambani ailesinde yaşananlar. 2000’li yılların başında birlikte çalışan Anil ve Mukesh Ambani, 2009 yılında doğalgaz fiyatları ile ilgili yaşadıkları sorun nedeniyle işlerini ayırdı.

Kardeş kavgasından çıkan 2 dev marka! Ağabeyi 42, kardeşi 84 Milyar Dolarlık servete sahip

Hatta kavgaları, derin bir düşmanlığa kadar ilerledi. Anil Ambani 42, kardeşi Mukesh Ambani ise 84 milyar dolarlık servete sahip.

Hindistan’ın en zengin iki kardeşinin hikayesi bana nedense Dassler kardeşler arasındaki kavgayı hatırlatır. Almanya’nın Bavyera Eyaleti’nde şu anda 24 bin kişinin yaşadığı küçük Herzogenaurach’ta 1898 yılında Rudolf, 1900 yılında Adolf dünyaya gelir.

Amatör olarak ayakkabıcılık eğitimi alan her iki kardeş, Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından annesinin mutfağında ilk ayakkabı üretimlerine başlar. 1924 yılında henüz 20’li yılların ortasında ilk ayakkabı fabrikasını “Gebrüder Dassler Schuhfabrik” (Dassler Kardeşlerin Ayakkabı Fabrikası) adlı tesis ile kuran kardeşler, 1928 yılındaki olimpiyatlarla adlarını duyurmaya başlar. 1936 yılında Berlin’de düzenlenen Yaz Olimpiyatları’nda Afro-Amerikalı Jesse Owens’ın ayaklarına girmeyi başarırlar.

Owens’ın ayakkabılarla 4 altın madalya kazanması bir anda Dassler kardeşleri, uluslararası arenada da tanınır hale getirir.

Ancak Dassler kardeşlerin kaderi, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla bir dönüşüme girer ve Alman askerlerine bot üreten bir markaya dönüşür.

AĞABEYİ, KARDEŞİNİN İHBARI İLE TUTUKLANDI

Almanya’nın müttefik güçler tarafından bombalanması, kardeşler arasında ilk önemli kavganın fitilini yakar. Zaten zor geçinen Dassler kardeşlerin eşleri arasında patlak veren tartışmanın ardından ipler tamamen kopar. Rudi’nin Amerikan askerleri tarafından yakalanmasına da kardeşi Adolf ’un ihbarının neden olduğu düşünülür.

Rudi savaş kampına giderken, Adolf yarıda bıraktığı işlerin başına geçer savaşın ertesinde. Atılan köprüler ayrılığın da mesajı olur. 1948 yılında Dassler kardeşler hem işlerini hem de ilişkilerini ayırır.

Adolf, kendi isminin kısaltması olan “Adi” ve soyadı olan Dassler’deki “Das”ı bir araya getirir; Adidas’ı kurar.

Rudolf ise benzer bir şekilde Ruda’yı yaratır. Taklit olduğunu düşünerek bu isimden vazgeçer ve Puma markasını oluşturur.

Her iki kardeş de fabrikalarını Aurach nehrinin kenarına kurar. Rekabet, kentin ekonomisinin bel kemiğini oluşturur adeta. Kardeşler arasındaki amansız kavga, önce çalışanlara ardından da kente yayılır.

Kent Adidas ve Puma olarak ikiye bölünür neredeyse. Puma’da çalışanlar Adidas çalışanlarının gittiği marketten alışveriş yapmaz, iki fabrikada çalışanlar arasında evlilik dahi yasaklanır. Rudi 1974’te, Adolf ise 1978 yılında hayatını kaybeder.

Neredeyse 30 yıl birbirleriyle konuşmazlar ve son nefeslerini de bu şekilde verirler. Hatta ölümden sonra bile devam eder bu ayrılık. Aynı mezarlıkta ama uzak mesafelerde…

2009 yılında bu düşmanlığı iki fabrikanın çalışanları sona erdirmeye karar verir. Yeşil sahalarda düzenlenen bir dostluk maçıyla, 60 yıllık kavga sona erer.

57 bin çalışanı bulunan Adidas’ın 21 milyar Euro cirosu var. Puma’nın ise 15 bin çalışanı ve 5.5 milyar Euro cirosu.

Hayatları birçok kez film olan düşman kardeşlerin kurduğu her iki şirketin merkezi de kuruldukları kentte hala. Yaşanılan kavgalar da muhtemelen bir fıkra olarak dillerde…

Kerim Ülker/Dünya

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Geleceğin gözde meslekleri: Yapay et uzmanlığı, uzay seyahatı rehberliği

Salgınla genetik, iklim değişikliği ve tarım ön plana çıkarken, gelecek neslin meslek tercihlerini yapay zeka, nesnelerin interneti, artırılmış ve sanal gerçeklik belirleyecek.

Geleceğin gözde meslekleri: Yapay et uzmanlığı, uzay seyahatı rehberliği

Salgın herkesin hayatında kalıcı değişikliklere yol açarken, yeni neslin meslek seçimlerini de ters yüz edecek gibi görünüyor.

McKinsey’in 2030’a kadar 100 milyondan fazla insanın (16 çalışandan 1’i) yeni mesleklerde iş bulmak zorunda kalacağını açıklamasının ardından Bank of America’nın “geleceğin meslekleri” raporu da gözde olacak mesleklere ışık tuttu:

Yapay et uzmanı: Gıda talebinin artması, yapay et girişimlerini hızlandırdı. Eat Just’ın laboratuvar tavuğunun onay alması gıda mühendislerine olan talebi artıracak.

Nanotıp cerrahı: Hastalar gelecekte kendilerini iyileştirecek mini robot doktorları yutmayı bile kabul edecek.

Yapay zeka biyoloğu: DNA dizilimlerini değiştirerek hastalıkları iyileştirmeyi hedefleyen CRISPR tekniği, bu konuda uzman biyologları gözde yapacak. 

Yabani tarım stratejisti: İklim değişikliğini azaltmak ve gıda üretimini artırmak için karbon emisyonunu düşüren tarım teknolojilerinde uzmanlaşanların değeri anlaşılacak.

İklim jeomühendisi: Geleceğin bilim insanları stratosferik kimyasallar kullanarak gezegeni hızla soğutmanın bir yolunu bulmakla görevlendirilebilecek.

Etik algoritma programcısı: 2019’da 100 milyon dolara uluşan sektör daha da büyüyecek. Robot işçilere ahlaki değerlerin öğretilmesi zorunlu olacak.

Veri gizliliği yöneticisi: Evden çalışma kişisel verilerin siber saldırı riskini artırdığı için bu konunun uzmanlarına daha çok ihtiyaç duyulacak.

Sanal gerçeklik influencer’ı: Instagram gönderisi başına 1 milyon dolardan fazla para kazanılmasıyla bu rol sanal ve artırılmış gerçekliğe evrilecek.

BOŞ ZAMAN PLANLANACAK

Otomasyon arttıkça insanlar ve makinelerin 2025 yılına kadar işlerine eşit miktarda zaman harcayabilmeleri mümkün hale gelecek. Bu da, insanların sıradan işlere ayırdıkları zamanı azaltarak, eğlenceye dolayısıyla boş zamanlarını planlamaya olan ihtiyaçlarını öne çıkaracak. Bu da bu işi meslek haline getiren insanların gözde olmasını sağlayacak.

UZAYA BİR-İKİ

Uzayın ticarileştirilmesinin hızlanmasıyla birlikte başta zenginler olmak üzere birçok insan uzay seyahatine çıkmak isteyecek. Rekabetin artmasıyla birlikte fiyatların düşmesi de ilgiyi körükleyecek. Bu da uzay konusunda uzman tur rehberlerine gereksinimi artıracak. Jeff Bezos’un uzay şirketi Blue Origin, 20 Temmuz’da fırlatılmak üzere turizm roketi New Shephard’la seyahat için için halka açık artırma yapacağını duyurdu bile.

Nuray Tarhan/Sözcü

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com