Bizimle iletişime geçin

Sağlık

Hamilelikte Basur Neden Olur? Gebelikte Hemoroide Ne İyi Gelir?

Yakın tarihli bir araştırmaya göre, hamile kadınların yaklaşık % 45’i hemoroid veya halk arasındaki diğer adıyla basur sorunu yaşıyor. Can sıkıcı bir rahatsızlık olmasına rağmen, anne veya bebek için ciddi bir risk unsuru değildir. Bununla birlikte, gebelikte basurun nedenlerini bilmeniz ve bu doğrultuda önlem almanız, süreci daha rahat geçirmenize yardımcı olabilir.

Hamilelikte Basur Neden Olur? Gebelikte Hemoroide Ne İyi Gelir?

Yakın tarihli bir araştırmaya göre, hamile kadınların yaklaşık % 45’i hemoroid veya halk arasındaki diğer adıyla basur sorunu yaşıyor. Can sıkıcı bir rahatsızlık olmasına rağmen, anne veya bebek için ciddi bir risk unsuru değildir. Bununla birlikte, gebelikte basurun nedenlerini bilmeniz ve bu doğrultuda önlem almanız, süreci daha rahat geçirmenize yardımcı olabilir.

Hemoroid veya yaygın bilinen diğer ismiyle basur, hayatı tehdit eden ciddi bir sağlık riski oluşturmasa da en çok can sıkan rahatsızlıklardan biri. Kanama, ağrı, kaşıntı ve meme şeklinde şişme gibi yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren semptomlarına rağmen, sorunun anüs veya rektal bölgede olması nedeniyle çoğu kişi utanıyor ve doktora gitmek istemiyor. Neyse ki, hamilelik dönemindeki basur çoğu zaman ek bir tedaviye gerek kalmadan doğumun ardından kendiliğinden geçebiliyor. Öte yandan, hamilelikteki basurun sebepleri hakkında bilgi sahibi olmanız ve birkaç ev çözümünü denemeniz şikayetlerinizin büyük ölçüde azalmasını sağlayabilir. İşte, hamilelikte basur yaşayanlar için faydalı bir rehber…

Hamilelikte Basur Nedenleri

Hamile kadınların neredeyse %45’inin basur olduğunu biliyor muydunuz? Hemoroid, bebek bekleyen anne adayları arasında yaygın bir sorundur. Bununla birlikte, en çok hamilelik döneminde kabızlık sorunu olanlarda görülür. Ayrıca, bazı kadınlar hamileyken ilk kez hemoroid olurken, daha önce hemoroid olan kadınların gebelik döneminde tekrar yakalama olasılığı daha yüksektir. Peki ama bu duruma neden olan asıl şey nedir?

Hamilelik sırasında basur oluşumunun birkaç yaygın nedeni vardır. Bunlardan ilki, karnınızdaki bebeğinizin gün geçtikçe büyümesiyle birlikte (özellikle 25. haftadan itibaren) rahminizin de büyümesi ve pelvisinize baskı yapmasıdır. Bu durum, anüsünüzün ve rektumunuzun yakınındaki damarlar üzerinde çok fazla baskı oluşturur ve sonuç olarak söz konusu damarlar şişerek basur ismi verilen meme şeklindeki ağrılı sarkmalara neden olur.

Gebelikteki hemoroidin diğer nedeni, progesteron hormonundaki artıştır. Progesteron seviyesinin artması, damar duvarlarını gevşeterek şişmeye daha yatkın hale getirir. Bu olduğunda, hemoroid yaşamaya riskiniz artar. Ek olarak, damarları büyüten kan hacmindeki artış da hamilelik döneminde hemoroid oluşumuna katkıda bulunabilir.

Hamilelikteki basurun bir diğer nedeni ise kabızlıktır. Hamilelik dönemindeki hormonal değişimler, sindirim sisteminizi yavaşlatarak kabızlığa zemin hazırlayabilir veya aldığınız demir takviyeleri kabızlığa katkı sağlayabilir. Son olarak, bazı kadınlar hamilelik sırasında basur olmasa bile doğum esnasındaki ıkınma nedeniyle basur olabilir. Neyse ki, bunların hepsi kısa vadeli sorunlardır ve çoğu zaman kendiliğinden geçer.

Gebelikte Hemoroid Nasıl Önlenir?

Hamilelikte basuru önlemenin kesin bir yolu yoktur ancak birkaç püf noktasına dikkat etmeniz, bu sorunu yaşama olasılığınızı azaltabilir. Bunlar:

  • Lif bakımından zengin yiyecekler tüketin
  • Günlük 8 ila 10 bardak su içmeyi ihmal etmeyin
  • Tuvalette ıkınmayın ve uzun süre beklemeyin
  • Ağır kaldırmaktan kaçının
  • Tuvalet ihtiyacınız geldiğinde ertelemeyin (tutmayın)

Hamilelikte Basura Ne İyi Gelir?

Hamilelik dönemindeki hemoroid, annenin veya bebeğin sağlığını tehdit edebilecek ciddi bir durum değildir. Bununla birlikte, yoğun şekilde basur kanamanız oluyorsa, semptomlarınız ağrılı hale gelmişse ve sosyal yaşantınızı olumsuz etkiliyorsa bir doktora muayene olmanız gerekir. Hafif seyreden durumlarda, aşağıdaki ev çözümleri işinize yarayabilir.

Ilık suya oturma banyosu: Ilık suyla banyo yapmanız veya alternatif olarak bir leğene ılık su doldurarak 10 dakika boyunca oturmanız rahatlama sağlayabilir.

Baskıyı hafifletmek: Uzun süreler boyunca oturmak veya ayakta durmak, baskıyı fazlalaştıracağından basur şikayetlerinizin artmasına neden olabilir. Sürekli oturmak veya uzun süre ayakta kalmaktansa, saat başı kısa bür yürüyüş yapmayı deneyin. Oturma esnasında, sert sandalye yerine yumuşak bir yastık üzerine oturmayı deneyin.

Sol tarafa doğru yatmak: Sırtüstü yatmak yerine (20. haftadan itibaren sırtüstü yatmak zaten tavsiye edilmez) sol tarafınıza doğru yatın. Sırtüstü yatmak veya uzun süre oturmak rektal bölgedeki basıncı artırarak durumun kötüleşmesine katkıda bulunabilir. Gebelikte ideal uyku pozisyonları için bakınız: Hamilelikte hangi tarafa yatılmalı?

Bol su içmek ve lifli yiyecekler tüketmek: Hamilelikte basura neden olan etkenlerden birinin kabızlık olduğundan bahsetmiştik. Yüksek lif oranına sahip yiyecekler yemeniz ve bol su içmeniz iyi gelecektir. Ayrıca, bir bardak organik kuru erik suyu içmeniz rahatlamanızı sağlayabilir.

Şişliği azaltmak için soğuk kompres: Sıcakta maddelerin hacmi genişler, soğukta ise tam tersi olarak daralır. Şişen yerlere buz torbası uygulanmasının asıl nedeni budur. Aynı şey anüsünüzde oluşan basur memelerindeki şişliğini azaltmak için de geçerlidir. Günde birkaç kezden fazla olmamak şartıyla, buz torbası ya da soğuk kompres uygulamanız şişliğin azaltabilir.

Kegel egzersizleri: Kegel egzersizleri, rektumunuzu desteklemeye yardımcı olan ve rektal bölgedeki dolaşımı iyileştirebilen pelvik taban kaslarını güçlendirir. Vajinal ve rektal bölgedeki kasları sıkarak ve gevşeterek yapılan bu egzersizin en büyük avantajı, aklınıza gelebilecek her yerde yapılabilmesidir. (evde, arabada veya ofiste) Pelvik kaslarınızı sıkın ve yaklaşık 8 – 10 saniye tutun. Hemen ardından 8 – 10 saniyede gevşetin. Sabah, öğlen ve akşam olmak üzere günde 3 kez her defasında 10 kere pelvik egzersizlerini uygulayın.

Hamilelikte Basur Normal Doğuma Engel mi?

Hamilelik sırasında vücudunuz pek çok fiziksel değişimden geçerken, hemoroid bir başka istenmeyen sorun olabilir. Ancak iyi haber şu ki, bunlar genellikle sizin sağlığınızı veya bebeğinizin sağlığını riske atmaz. Hamilelik döneminde basur yaşayan çoğu kadının şikayetleri doğumdan sonraki süreçte kendiliğinden geçer. Ayrıca, hamileyken basur olmanız normal doğum yapamayacağınız anlamına gelmez. Hemoroid, normal doğuma engel teşkil eden bir durum değildir.

Hemoroid tedavisi için kullanılan çok sayıda krem veya fitil var ancak hamile olduğunuzu ve herhangi bir ilacı veya bitkisel tedaviyi doktor onayı olmadan kullanmamanız gerektiğini unutmayın. Basur nedeniyle oluşan ağrı, kanama, yanma ve kaşıntı gibi şikayetleriniz yaşamınıza müdahale ediyorsa, bir doktora muayene olun ve bebeğiniz için risk oluşturmayacak ilaçlar konusunda doktorunuzla konuşun.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Ağızda Acı Tat Neden Olur? Acı Tat Hissi Neyin Belirtisidir?

Ağızda acı bir tat hissedilmesi, tat alma duyusuna müdahale eden çeşitli durumlardan kaynaklanır. Genellikle zararsız ve geçici olan ağızdaki acı tat, çoğunlukla yetersiz ağız hijyeni, tüketilen bazı gıdalar veya sağlıksız alışkanlıkların bir sonucudur. Ancak bazı hastalıkların bir belirtisi de olabilir. Ağızdaki acı tat sürekli tekrarlıyor veya kalıcı ise sistemik bir hastalık mevcut olabilir.

Ağızda Acı Tat Neden Olur? Acı Tat Hissi Neyin Belirtisidir?

Ağızda acı bir tat hissedilmesi, tat alma duyusuna müdahale eden çeşitli durumlardan kaynaklanır. Genellikle zararsız ve geçici olan ağızdaki acı tat, çoğunlukla yetersiz ağız hijyeni, tüketilen bazı gıdalar veya sağlıksız alışkanlıkların bir sonucudur. Ancak bazı hastalıkların bir belirtisi de olabilir. Ağızdaki acı tat sürekli tekrarlıyor veya kalıcı ise sistemik bir hastalık mevcut olabilir.

Özellikle soğuk mevsimlerde ortaya çıkan tat bozuklukları, tıp dilinde disguzi olarak adlandırılır. Acı tat çoğu zaman tüketilen gıdalara verilen bir tepkidir ve bazen günler sonra ortaya çıkar. Bununla birlikte, en geç birkaç gün sonra normale dönmelidir. Eğer düzelme olmazsa, bir doktor tarafından altta yatan nedenin açıklığa kavuşturulması önemlidir.

Ağızda Acı Bir Tat Oluşmasının Olası Nedenleri

Ağızda acı tat hissi, spesifik olmayan bir belirtidir ve uzun süre devam ederse birçok hastalığın ortaya çıkışına işaret edebilir. Sık sık meydana gelirse, günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde etkiler. Özellikle sabahları ağızdaki acılığın en yaygın nedenlerinden biri kötü ağız hijyenidir. Ağız bakımının yetersiz yapılması, dilde sarı tabaka ile birlikte acı bir tat ve kuruluk oluşmasına neden olur.

Tüketilen Gıdalar

Örneğin roka, kereviz, greyfurt ve kuruyemişler gibi bazı yiyecekler, dilin birkaç gün sonra hala algılayabileceği acı maddeler içerir. Buna bazen ağızda yanma hissi de eşlik edebilir. Bu rahatsızlık hissi birkaç gün sürebilir ancak daha sonra genellikle kaybolur. Ek olarak, çok sert kahveler veya uzun süre demlendirilen siyah çay da ağızda benzer etkiler bırakabilir.

Vitamin ve Besin Eksikliği

Ağızdaki acı tattan B12 vitamini veya çinko eksikliği sorumlu olabilir. Bununla birlikte, besin takviyelerine başvurulmadan önce, hangi vitaminlerin eksik olup olmadığını belirlemek için kan sayımı yaptırılması gerekmektedir. Çünkü bunun tam tersine, vücutta çok fazla demir, bakır veya çinko olması da acı tat hissedilmesine yol açabilir.

İlaç Tedavi ve Hormonal Değişiklikler

Bazı ilaçlar yan etki olarak ağızda acı bir tada neden olabilmektedir. Özellikle antibiyotik kullanan bir çok kişi bunu fark edebilir. Ancak ilaç terapisi bittikten sonra ağızda oluşan kötü tadı tekrar kaybolur. Ağızda acılığa ve kuruluğa neden olabilen geniş bir ilaç grubu vardır. Bunlar; yüksek tansiyon, astım veya kronik obstrüktif akciğer hastalığı için kullanılan ilaçlardır.

Hamilelik veya menopoz da sıklıkla ağızda acı olarak algılanan tat bozukluklarını tetikler. Hamilelik sırasında kadınlarda acı bir tat hissedilebilir. Çünkü değişen hormon salınımı, tat duyusu üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Menopoz başlangıcında da vücut hormonal değişikliklere alışana kadar tat algısı bir süre değişebilir. Hormonal değişim tamamlandığında ise tat alma duyusu tekrar tamamen normale dönecektir.

Tat Bozukluğu

Tat ve koku duyusu birbirini tamamlar. Burun, ağız ve boğazda, bir şeyler yedikten veya içtikten sonra tat algılama moleküllerini kraniyal sinirler aracılığıyla beyne ileten sayısız sinir hücresi bulunur. Tadı algılamadan bu sinirlerden üç tanesi sorumludur. Kulak veya boğaz bölgelerinde yapılan bir ameliyat sonrası bu sinirler zarar görebilir ve bu da tat bozukluğuna neden olabilir.

Soğuk Algınlığı

Basit bir soğuk algınlığı bile ağızda acı tada neden olabilir. Acı tadın muhtemelen en zararsız nedeni budur. Bu birçok kişi tarafından sık sık hissedilir. Soğuk algınlığı ile birlikte burun akıntısı meydana gelir ve sonrasında burun tıkanır. Böyle durumlarda tüketilen hiçbir şeyin tadı alınamaz ya da her şey hafif acı bir tada sahiptir. Soğuk algınlığı geçtikten sonra tat alma duyusu normale dönecektir.

Yetersiz Ağız Hijyeni

Ağızdaki acı tat özellikle sabahları ortaya çıkıyorsa, bunun nedeni gece ağızda biriken bakterilerdir. En çok nikotin veya alkol tüketimiyle tetiklenir. Ağız çalkalandıktan sonra ya da biraz su içtikten sonra genellikle kaybolur. Ancak ağızda sabahları hissedilen acı tat kalıcıysa, bir diş hekimine görünmek gerekir. Diş etlerinde iltihap olup olmadığı veya diş dolgularının değiştirilmesinin gerekip gerekmediği belirlenir. Dilde sarı bir renk oluşturan dil plağı da ağız boşluğunda yanma veya kuruluk hissi ile ilişkilendirilebilir.

Hastalıklar

Ağızdaki rahatsız edici acı tat, bazı hastalıkların belirtilerinden biri olabilir. Örneğin diyabet, multipl skleroz veya epilepsi, bazen ağızda acı tadın eşlik ettiği hastalıklardır. Buna karın ağrısı, mide ekşimesi, bulantı ve kusma eşlik ediyorsa safra kesesi taşları mevcut olabilir. Ağızdaki acı tada kuru cilt eşlik ediyorsa, karaciğer veya pankreas bozukluklarını düşündürür. Tüm bu durumların netlik kazanması için doktor muayenesi şarttır.

Baş ve boyun kanseri için uygulanan kemoterapi veya radyasyon terapileri de ağızda acı bir tada neden olabilir. Ayrıca tedavi edilmeyen şeker hastalığı da olası bir nedendir. Bu hastalıklara ek olarak, yaşa bağlı tat değişikliği, stres ve psikolojik durumlar gibi başka olası nedenleri de vardır. Tüm bu nedenlerden dolayı, uzun süreli ya da tekrarlayan ağızdaki tat değişiklikleri her durumda dikkate alınmalıdır.

Okumaya devam et

Sağlık

Yüzde Uyuşma Hissinin Nedenleri

Uyuşma, sinirlerdeki azalmış hassasiyetlerden kaynaklanır. His duyusu azaldığında, beyne dış uyaranlarla ilgili hiçbir bilgi aktarılmaz veya sadece sınırlı olarak aktarılabilir. Yüzde oluşan uyuşma gibi duyusal bozukluklar, çoğunlukla yüz sinirindeki hasarlardan kaynaklanır. Ayrıca multipl sklerozun (MS hastalığı) yüz ve uzuvlarda uyuşukluğa neden olduğu bilinmektedir.

Yüzde Uyuşma Hissinin Nedenleri

Uyuşma, sinirlerdeki azalmış hassasiyetlerden kaynaklanır. His duyusu azaldığında, beyne dış uyaranlarla ilgili hiçbir bilgi aktarılmaz veya sadece sınırlı olarak aktarılabilir. Yüzde oluşan uyuşma gibi duyusal bozukluklar, çoğunlukla yüz sinirindeki hasarlardan kaynaklanır. Ayrıca multipl sklerozun (MS hastalığı) yüz ve uzuvlarda uyuşukluğa neden olduğu bilinmektedir.

Başın sol ve sağ tarafından aşağı doğru inen bir çift sinir, yüzün ağrı, sıcaklık ve dokunma gibi hislerine izin verir. Farklı sinirler de yüzün hareketini kontrol eder. Bu sinirlerle ilgili herhangi bir sorun, yüzün belirli kısmındaki hissi ortadan kaldırabilir. His kaybı, bazı hastalıkların yanı sıra diş ameliyatı, yaralanma ve hatta ters bir pozisyonda uyuduktan sonra da olabilir.

Yüz Uyuşmasının Nedenleri

Yüzdeki uyuşukluğun birçok nedeni olabilir. Prensip olarak, bir sinire verilen hasar veya tahriş bu his kaybının sorumludur. Örneğin; zona veya multipl skleroz durumunda periferik sinir iltihabı meydana gelebilir. Yüzdeki uyuşmaya felç semptomları eşlik ediyorsa, inme olası bir neden olarak düşünülmeli ve vakit kaybetmeden acil tıbbi yardım alınmalıdır.

Multipl Skleroz (MS Hastalığı)

Uyuşma, MS hastalığının ilk ve en yaygın belirtilerinden biridir. Oluşması durumunda, yüzde veya vücudun diğer kısımlarında his kaybı yaşanabilir. Multipl skleroz, bağışıklık sisteminin sinir liflerini koruyan katmana saldırması olarak özetlenebilir. Bu katmanda meydana gelen bir hasar, sinirlerin işlevini yerine getirmesine mani olur.

Zona Hastalığı

Bu sinir enfeksiyonu, suçiçeğine neden olan herpes virüslerinden kaynaklanır. Zona hastalığı, yüz veya vücudun farklı kısımlarında ağrılı kızarıklıklar oluşturabilir. Fakat bazen de sadece tek gözün çevresinde ortaya çıkar. Kızarıklık oluşmadan yaklaşık 1 ila 5 gün önce, cildin etkilenen kısmında uyuşma, karıncalanma, yanma, ağrı ve kaşıntı hissi meydana gelebilir.

İnme (Felç)

Beyne kan ve oksijen pompalayan bir kan damarı tıkandığında veya patladığında ortaya çıkan tıbbi bir acil durumdur. İnmeyi işaret eden durumlardan biri de yüzün aniden uyuşmaya başlaması ya da sarkmasıdır. Kan ve oksijen olmadan beyin hücreleri hızla ölür ve kontrol ettikleri vücut kısmı çalışmayı durdurur.

Felç durumunda, geçen her dakika hayati öneme sahiptir. Tedavi olmadan ne kadar uzun süre beklenirse, kalıcı beyin hasarı riski o kadar yüksek olur. Bu nedenle, yüzde ani uyuşukluk, halsizlik, görme güçlüğü veya baş dönmesi hissedilirse, derhal tıbbi yardım alınması önemlidir.

Geçici İskemik Atak

Yüzdeki uyuşma da dahil olmak üzere felç ile aynı semptomlara neden olan geçici iskemik atak, felç gibi beyindeki bir pıhtıdan kaynaklanır. Ancak felçten farklı olarak, pıhtı daha hızlı kaybolur ve belirtiler sadece birkaç dakikada sürer. Yüzün herhangi bir tarafı aniden uyuşursa, konuşma güçlüğü veya diğer felç belirtileri ortaya çıkarsa, acil tıbbi yardım alınmalıdır.

Psikosomatik Etkenler

Yüzdeki uyuşmanın arkasında bir hastalık yoksa, psikosomatik bir bozukluk da göz önünde bulundurulur. Genellikle geçmişte travmatik deneyimler yaşamış bireylerde ortaya çıkar. Stresli bir durumla tekrar karşılaşılırsa, etkilenenler fiziksel semptomlarla reaksiyona girerler. Ancak herhangi bir fiziksel hastalığa bağlı değildir. Psikosomatik bozukluk grubunun çoğunluğunda, kendini uyuşma veya ağrı olarak gösterebilen dissosiyatif duyarlılık ve duyu bozukluğu vardır.

Stres Kaynaklı Yüz Uyuşması

Uzayan stres evresinde, kandaki bir stres hormonu olarak kortizol seviyesi yükselir. Bu, uzun vadede bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve kişiyi iltihaplanmaya daha duyarlı hale getirebilir. Bunun bir örneği, suçiçeği virüsünü yeniden aktive eden ve yüzdeki sinirlere saldıran zonadır. Yüzde uyuşma hissi burada ortaya çıkabilir ancak genellikle şiddetli ağrı, kabarcıklar veya kızarıklık gibi farklı durumlar da eşlik eder.

Migren Nedeniyle Yüz Uyuşması

Migren, yüzdeki uyuşmanın başka bir nedeni olabilir. Şiddetli tek taraflı baş ağrısının yanı sıra mide bulantısı, ışığa ve gürültüye duyarlılık gibi belirtilere de sahiptir. Bununla birlikte, migren aurası adı verilen fokal nörolojik semptomlar, migren atağından önce bile ortaya çıkabilir.

Bu semptomlara görme alanı bozuklukları, fibrilasyon, konuşma bozuklukları ve his bozuklukları örnek gösterilebilir. Bu nedenle, migren hastalarında ani yüz uyuşması bir aura olabilir. Yüzdeki uyuşma gibi migren auralarını genellikle şiddetli bir baş ağrısı izler fakat bazen de ortaya çıkmayabilir.

Ayrıca hemiplejik migren, baş ağrısıyla birlikte vücudun bir kısmını uyuşmuş veya zayıf hissettirebilen nadir bir migren türüdür. Uyuşukluk yüzde, kolda veya bacakta meydana gelebilir. Bu belirtiler birkaç saatten birkaç güne kadar devam edebilir.

Tümör Kaynaklı Yüz Uyuşması

Kanserli olmayan ve iyi huylu olarak adlandırılan bazı tümörler, yüzdeki hisleri ve hareket kabiliyetini kontrol eden sinirlerin yakınında veya üzerinde gelişebilir. Bu tümörler büyüdükçe yüzdeki sinirlere baskı uygulayabilir. Sonrasında ortaya çıkan belirtiler, hangi sinirin fonksiyonun etkilendiğine bağlı olarak değişir. Örnek vermek gerekirse, çiğneme güçlüğü yaşanabilir veya yüzde uyuşma olabilir. Bunlarda ek olarak, yüz kasları zayıflayabilir veya işitme problemleri de olabilir.

Beyin Anevrizması

Beyin arterinin duvarındaki şişkin bir noktadır. Çok küçük olması durumunda hiçbir belirti göstermeyebilir. Ancak anevrizma büyüdükçe beyin dokularına ve sinirlerine baskı yapabilir. Bu da yüzün bir tarafında uyuşmaya yol açabilir. Ayrıca çift görme veya yalnız bir gözde ağrı hissedilebilir. Beyin anevrizması sızdırır veya patlarsa, beyin kanamasına neden olabilir. Sonrasında çok şiddetli baş ağrısı oluşur ve acil tedavi gerektirir.

Okumaya devam et

Sağlık

Bademcik Taşı Neden Olur? Belirtileri ve Tedavisi

Bademcik taşları, bademciklerin kript denilen dokularında oluşan beyaz veya sarımsı yapılardır. Birkaç milimetre boyutundadırlar ve genellikle katı ya da ufalanan bir maddeden oluşurlar. Bademcik taşı çoğunlukla zararsızdır ancak yutma güçlüğü ve ağız kokusuna neden olabilir. Bununla birlikte, bademcikleri sık sık iltihaplanan kişilerin etkilenme olasılığı daha yüksektir.

Bademcik Taşı Neden Olur? Belirtileri ve Tedavisi

Bademcik taşları, bademciklerin kript denilen dokularında oluşan beyaz veya sarımsı yapılardır. Birkaç milimetre boyutundadırlar ve genellikle katı ya da ufalanan bir maddeden oluşurlar. Bademcik taşı çoğunlukla zararsızdır ancak yutma güçlüğü ve ağız kokusuna neden olabilir. Bununla birlikte, bademcikleri sık sık iltihaplanan kişilerin etkilenme olasılığı daha yüksektir.

Bademciklerin oluklarında ortaya çıktığı ve küçük beyaz-sarı taşlara benzediği için bu şekilde adlandırılmıştır. Boyutları değişebilir ancak çapları genellikle beş ila altı milimetreden fazla değildir. Bademcik taşları, yiyecek artıklarından, ölü mukoza hücrelerinden ve beyaz kan hücrelerinden oluşurlar.

Bademcik Taşı Nasıl Oluşur?

Bademciklerin görevi, vücuda gıda yoluyla giren patojenleri bağışıklık sistemine bildirmektir. Damak kemerinin arkasındaki yumuşak alanın her iki tarafında da bulunurlar. Yüzeyleri ise bağırsağın yüzeyine benzer şekildedir. Bu pürüzlü yüzey, tıpta kript olarak adlandırılan oluklar oluşturur. Yemek artıkları, ölü hücreler, beyaz kan hücreleri, bakteriler ve depolanan kalsiyum tuzları bu kriptlere girer. Bunlar normalde çiğneme sırasında damak kasları gerilince fark edilmeden yutulur.

Ancak yukarıda belirtilen maddeler bazen bademciklerin oluklarında birikebilir. Başlarda peynir benzeri bir dokuya sahip bu birikintiler, ilerleyen zamanlarda sertleşir ve kıvamı taş gibi görünür. Genellikle bademcik oluklarının derinliklerinde bulunan ancak yüzeye de ulaşabilen bu maddeler, bademcik taşı olarak adlandırılırlar.

Bademcik Taşı Belirtileri

Bademcik taşları genellikle rahatsızlığa neden olmaz ve yemek yerken fark edilmeden yutulur. Çoğu zaman belirti göstermediklerin dolayı, tıbbi muayene sırasında tesadüfen keşfedilirler. Bununla birlikte, bademcik taşının bileşenleri hoş olmayan bir kokuya sahiptir. Bu nedenle, özellikle büyük bademcik taşları ağız kokusuna neden olabilir.

Nadir durumlarda, büyük bademcik taşları damak arkasında yabancı cisim hissini de tetikleyebilir. Bu durumdan etkilenen bazı kişiler, boğazlarında yabancı cisim varmış gibi hissederler ve sürekli boğazlarını temizleme ihtiyacı duyarlar. Bu en çok yutkunma sırasında fark edilir. Ayrıca bademciklerde şişlik ve ağrı da hissedilebilir.

Kural olarak, bademcik taşları birkaç milimetredir. Boğazda oluşan beyaz veya sarımsı noktalar bademcik taşlarını gösterebilir. Genellikle dil ile hissedilebilirler. Aynı zamanda ağız kokusuna da yol açarlar.

Bademcik Taşlarının Nedenleri

Bademcik taşları temelde herkeste bulunur ancak genellikle o kadar küçüktür ki fark edilmezler. Neden bazılarında daha sık görüldükleri veya neden büyüdükleri tam olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte, doktorlar bademciklerin büyüklüğünün bunda bir rol oynadığından şüphelenmektedir. Büyük bademciklere sahip kişilerde, kript olarak isimlendirilen oluklar genellikle daha derindir. Bu da bademcik taşı oluşumunu kolaylaştırır.

Bademciklerin sık iltihaplanmasıyla meydana gelen hasarların da önemli bir rol oynayabileceği düşünülür. Bademcik taşları, yılda birkaç kez bademcik iltihabından etkilenen genç yetişkinlerde özellikle yaygındır. Bademciklerin yüzeyinde oluşan yara ve döküntüler, kriptlerin daralmasına neden olabilir. Bu da ağızdaki kalıntıların uzaklaştırılmasını daha zor hale getirilmekte veya engellenmektedir.

Bademcik Taşlarından En Sık Kimler Etkilenir?

Özellikle sık bademcik iltihabı olan kişilerde bademcik taşı oluşma riski artmaktadır. Çünkü bademciklerin sürekli tahriş olması nedeniyle doku yaralanır ve doğal drenaj bozulur. Ayrıca büyük bademciklere ve geniş kriptaya sahip kişilerin de bademcik taşları ile ilgili problemleri olma olasılığı daha yüksektir. Ek olarak, genç yetişkinlerin bademcik taşlarından çocuklara göre daha sık etkilendiği varsayılmaktadır.

Bademcik Taşları Tehlikeli mi?

Badem taşları genellikle zararsızdır ve etkilenenler tarafından fark edilmez. Akut veya kronik iltihaplanmaya neden olmazlar ve özel olarak tedavi edilmesi gerekmez. Boğaz ağrısı, apse ve yutma güçlüğü gibi sorunlar çok nadiren ortaya çıkar. Bademcik taşının yol açtığı en yaygın sorunlar ağızda kötü bir tat oluşması ve hoş olmayan bir nefestir. Etkilenen çoğu kişi, dişlerini düzenli olarak fırçalamalarına rağmen yetersiz hijyeninden şüphe duyar. Bununla birlikte, bademcik taşları temizlense bile sonra yeniden ortaya çıkar.

Bademcik Taşları Nasıl Teşhis Edilir?

Çoğu durumda, tesadüfen diş hekimi veya KBB uzmanı tarafından fark edilir. Ancak nedeni belirsiz ağız kokusu ve yabancı cisim hissi gibi şikayetler oluşması durumunda, doktor tarafından bademcikler kontrol edilir. Taşların boyutuna, dokusuna ve yüzeyden uzaklığına bağlı olarak, bademciklerde beyaz tortular olarak görünürler. Taşlar çok derinde ise çıplak gözle görülmesi mümkün değildir.

Bazen bademcik taşları, bademcik iltihabı ile ortaya çıkan irin ile karıştırılır. Bir iltihaplanma durumunda bademcikler kızarır, şişer ve enfeksiyona genellikle ateş eşlik eder.

Bademcik Taşı Tedavisi ve Temizlenmesi

Bademcik taşlarının temizlenmesi, rahatsızlığa neden oluyorsa ve sık sık tekrarlayan bademcik iltihabının sonucuysa mantıklıdır. Aksi takdirde doku giderek daha fazla yaralanır. Bademcikler bağışıklık sisteminin önemli bir parçasıdır. Sırf oluşan taşlar nedeniyle bademcikler alınmamalıdır.

Bademcik taşlarından kurtulmak istiyorsanız, evde uygulayabileceğiniz bazı basit seçenekler bulunmaktadır. Ancak çoğu durumda, bu temizleme yöntemlerinden hiçbirinin sürdürülebilir olmadığını bilmelisiniz. Bunlar başarısız olursa, bir KBB doktoru taşları çıkarmak için farklı prosedürler kullanabilir. 

  • Başınızı geriye doğru uzatın ve ağzınızın çatısındaki kasları sıkılaştırmak için ağzınızı arka arkaya birkaç kez açıp kapatın. Damak kaslarının hareketi bademcik taşlarının gevşemesini kolaylaştırmalıdır.
  • Papatya çayı, adaçayı veya tuzlu su ile gargara yapmak ya da güçlü öksürük, bademcik taşlarını olukların dışına itebilir.

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com