Bizimle iletişime geçin

Yaşam

Hayatı Ertelemeden Yaşamanın Çözüm Yolu Nedir?

İş hayatımızda olsun günlük hayatımızda olsun, bizi yapacaklarımızdan alıkoyan bir engel var. Minicik, tatlı gözüken bu engel kimi zaman çok büyük fırsatları kaçırmamıza yol açıyor. Erteleme denen bu sinsi hastalık bünyene bir kere girdi mi kolay kolay kaçamazsın ondan.
“Beş dakika sonra başlarım” cümlesini ruhunda hissetmeye başladığın an oradan koşarak uzaklaş çünkü dipsiz bir kuyunun dibine doğru düşmeye başlıyorsun. Merak etme, bu illetten kurtulmanın çeşitli yöntemleri var, ben sana en basitini söyleyeceğim bu yazıda. Bir beş dakika oyun oynayayım, geleyim başlarız olur mu?
Kimi zamanlar arkadaşlarımızla dışarıda eğlenirken eve dönüp çalışmamız gerektiği aklımıza gelir ve ortamdan ayrılma süremizi uzatmaya çalışırız ya, benim de çözümüm buna yönelik. Burada, geçiş süreci bize acı veren şey. Ertelemenin bünyemize girmesini sağlayan varlık, geçiş sürecidir. Arkadaşlarımla eğlenceli vakit geçirirken birden aylık raporlara dalmak ağır gelir bize.

Bir zamanlar yeşil çay, benim için zehirle denk bir içecekti. Şimdi ise gün içinde canımın çektiği ve zevk alarak içtiğim bir içecek. Bu nasıl mı oldu? Komik gelebilir ama geçiş sürecimi, pratikle kolaylaştıra kolaylaştıra bu duruma geldim.
Doktorumun tavsiyesi doğrultusunda yeşil çay içmem gerekiyordu. Yeşil çay, keyfi değil zorunlu bir içecekti artık benim için. Bu yüzden istemeye istemeye başladım içmeye, daha doğrusu içememeye.
İlk günler bardağın çoğu doluydu saatler sonra bile. Yeşil çayın vücudum için iyi olduğunu düşüne düşüne gün geçtikçe yudum sayımı arttırdım ve bir bardak yeşil çayı içecek duruma geldim. İlk başlarda ağzım yüzüm yamula yamula içtiğim içeceği, şimdi bayıla bayıla içiyorum.
Bu sitede “Konfor alanından uzaklaş. Konfor alanından ayrıldığında başarılı olabilirsin” cümlelerini sık görmüşsündür. Yeşil çay içerken uyguladım ben bunu. Konfor alanım olan kahveden, tadı hoşuma gitmeyen yeşil çaya geçişim konfor alanımdan uzaklaşmaktı benim için.

“Çağatay abartma abi, altı üstü bir yeşil çay içmeye başlamışsın” diyebilirsin ama alışkanlıklarımda yaptığım bu değişiklik, iradem sayesinde istediğim şeyleri yapabileceğimi gösterdi bana.
Erteleme konusunda sana yol gösterecek birçok içerik yazdık bu sitede. Dünyanın belki de en yaygın hastalığı olan erteleme için özel mobil uygulamalar, kitaplar, makaleler var. Bunların hepsinin buluştuğu nokta “irade” kelimesinden geçiyor. Kendini, bu işi yapman gerektiğine ikna ettikten sonra, geçiş sürecinin acısını azaltmış olursun.
Beş dakika sonra başlayıp yapacağın işi şimdi başla ve beş dakika önce bitir. Böylelikle bu beş dakikalık süreçte kafanı kurcalayan işini tamamlamış ve sonraki beş dakika daha özgür olursun. Erteleme, özgürlüğün zıttı bana göre. “Zaman zaman bu işi yarın hallederim” derken buluyorum kendimi ve o akşam o işi düşünerek yatıyorum yatağa. Halbuki o gün halletsem o işi, yatağa girerken o iş kafamı kurcalamayacak ve daha kaliteli bir uyku yaşayacağım.

Sabah alarmlarımda kullanmadığım bir özeliktir ertele. Sonuç olarak o yataktan kalkacağım değil mi? Erteleyerek kendimi kandırmanın bir anlamı bulunmuyor. Kendimi uyanmaya ikna ederek yataktan çıkıyorum ve uykudan uyanmaya geçiş acısını olabildiğince azaltmaya çalışıyorum.
Erteleme konusunda en büyük düşmanımız geçiş süreci. Bu süreci ne kadar kolaylaştırırsan ertelemeyi de o kadar azaltmış oluyorsun aslında. Bunu düzenli pratikle, kendini ikna etmenle ve iradenle başarabilirsin. Konfor alanından daha erken ayrılarak işini daha kısa sürede tamamlayıp zihnini özgürleştirebilirsin.
Senin, geçiş sürecinde en çok acı yaşadığın olay ne? Yeşil çay örneğimi düşünerek, zamanla yendiğin bir erteleme hikayen var mı?

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam

İmamoğlu: Kanuni Sultan Süleyman portresi eser alıcısı tarafından İBB’ye bağışlandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, İngiltere’deki müzayadede 350 bin sterline satılan Kanuni Sultan Süleyman’ın portresinin eser alıcısı tarafından İBB’ye bağışlandığını açıkladı. 

kanuni portresi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, İngiltere’deki müzayadede 350 bin sterline satılan Kanuni Sultan Süleyman’ın portresinin eser alıcısı tarafından İBB’ye bağışlandığını açıkladı. 

İmamoğlu paylaşımında, “Evine Dönüyor! Mart ayında İngiltere’deki müzayedede rekor fiyata satılan Kanuni Sultan Süleyman portresi eser alıcısı tarafından İBB’ye bağışlanmıştır. Böylesi kıymetli bir eserin İstanbul’a bağışlanması ve İBB’ye duyulan güven gurur verici. İstanbul’a hayırlı olsun.” ifadesini kullandı.

Kanuni Sultan Süleyman’ın portrede 43 yaşında olduğu düşünülüyor

İngiltere’de müzayede evi Sotheby’s’in yaptığı açık artırmada Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın portresi 350 bin sterline (4 milyon TL) satıldı.

Sotheby’s’den yapılan açıklamada portrenin 19’uncu yüzyıldan bu yana Fransız bir aileye ait olduğu belirtildi.

Portrenin 16’ncı yüzyılda, İtalyan ressam Cristofano Dell’ Altissimo tarafından yapıldığı belirtilirken, portrenin diğer benzer portrelerden farklı olarak bakır levha üzerine çizildiği açıklandı. Tarihsel olarak portrenin Sultan Süleyman’ın Irak ile İran’ı fethettiği, Preveze Deniz Savaşı’nda Papa ve müttefiklerine karşı zafer kazandığı zaman dilimine denk geldi aktarıldı.

Kanuni portresi İBB’ye bağışlandı.

Portrede Sultan Süleyman’ın 43 yaşında olduğunun düşünüldüğü aktarılıyor.

İBB, geçen yıl Fatih Sultan Mehmet’in portresini almıştı

Geçen yıl Londra’da yapılan açık artırmada İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fatih Sultan Mehmet’in portresini 935 bin sterlin (o dönem yaklaşık 8 milyon lira) ödeyerek satın almıştı.

Okumaya devam et

Yaşam

Duyduğunuzda İşin İçinden Çıkamayıp Anlaşmaya Varamayacağınız 6 Paradoks

Paradoks, görünüş olarak doğru bir ifadenin çelişki yaratmasıdır. Tanımı sıkıcı görünse de aslında eğlenceli ve soyut düşünceyi besleyen düşüncelerdir. Türkçede karşılığı yanıltmaç ve çatışkı olarak verilir. Paradokslar kendiliğinden oluşabildiği gibi matematikçi ve ünlü düşünürlerin yarattığı paradokslarda vardır. Bu tip paradokslar, matematik ve bilimde yeni buluşlara yol açarken düşünce biçimini de değiştirebilir.


1) Epimenides Paradoksu

Epimenides Paradoksu, mantıktaki bir paradokstur. Giritli bir filozof olan Epimenides, “Giritliler, her zaman yalancıdır.” demiştir. Bu ifade, Epimenides Paradoksu olarak adlandırılır. Sebebi ise:
1. Eğer tüm Giritliler yalancı ise, Epimenides de Giritli olduğu için onun da yalancı olması gerekir. Eğer Epimenides yalancıysa, tüm dedikleri gibi, “Tüm Giritliler yalancıdır” ifadesi de yalan olur. Doğru söylediğine inanırsak yalan söylediğini anlamış oluyoruz. Yani bu ifade hem doğru hem yanlıştır.
2. Eğer tüm Giritlilerin yalancı olduğu önermesini yanlış kabul edersek, kendisi de Giritli olan Epimenides’in doğru söylemiş olması gerekir. O zaman, “Tüm Giritliler yalancıdır” ifadesi doğru olmalıdır. Kafamız karıştı, değil mi?
3. Ve son olarak bir önermenin hem doğru hem yanlış olması mümkün değildir.


2) Theseus’un Gemisi

Felsefi bir paradoks olan Theseus’un Gemisi, Yunan efsanesine göre Girit’ten zafer ile dönen gemi Atina’da hatıra olarak uzun süre muhafaza edilir. Zamanla geminin tahtaları çürümeye başlar ve yenileriyle değiştirilir. Bir süre sonra, gemide değiştirilmeyen parça kalmamıştır. Bu durumda, gemi halen Theseus’un Gemisi midir, yoksa başka bir gemi mi olmuştur?


3) Dede Paradoksu

Zaman yolculuğu yapan birinin geçmişine dönüp dedesini, babaannesiyle tanışmadan öldürdüğünü düşünelim. Bu durumda, onun varlığı mümkün olmayacaktır. Ama o zaman geriye dönüp dedesini de öldürmüş olamaz. Bu durumun paralel evrenlerle açıklanabileceğini söyleyen teoriler vardır. Bu teoriye göre, dedesini öldüren kişi gelecekte yaşamasa da dedesini öldürdüğü zaman diliminde yaşamını sürdürebilir, dedesi öldükten sonra evren dallanır ve başka bir evrende yaşamaya devam eder.


4) Euplides (Kum Yığını) Paradoksu

Euplides, kum tanelerinden yığın oluşturulamayacağını iddia etmiştir çünkü hiçbir kum tanesi bir “yığın” değildir. Yani yığın olmayan bir şeyin üzerine kum tanesi ekleyerek yığın oluşturmamız mümkün değildir. Daha açık bir anlatışla, “yığın” olması için sınır nedir? Yani 1 milyon kum tanesi yığın oluşturuyor diyelim, bir kum tanesini aldığımızda yığın olmayacak mı?


5) Yamyam Paradoksu

Bir mantıkçı, adada yamyamların eline düşer. Yamyamlar, ellerine düşen her yabancıyı yediklerini, nasıl yiyeceklerine de bir soruyla karar verdiklerini, eğer, soruya doğru cevap verirse haşlanarak, yanlış cevap verirse kızartılarak yiyeceklerini söylerler. Mantıkçıya “Seni haşlayarak mı yiyeceğiz, kızartarak mı yiyeceğiz?” diye sorarlar. Mantıkçı bir süre düşünür ve cevap verir: Kızartarak! Yamyamlar burada ikileme düşerler, paradoks da burada başlıyor. Eğer kızartarak yerlerse mantıkçı doğru cevap vermiş olur, doğru cevap verdiği için haşlanması gerekir. Eğer haşlayarak yerlerse mantıkçı yanlış cevap vermiş olur, bu defa kızartarak yemeleri gerekir. Böylece mantıkçı, yamyamların elinden kurtulur.


6) Kral Paradoksu

Kral, ülkesinde bir yarışma açar. “İşte bu yalan!” diyebileceği bir yalanla karşılaştığında sahibine bir küp altın vereceğini söyler. Yalancılar akın akın saraya geldiler ve yalanları bir bir sıraladılar. Ancak kralı tatmin eden bir yalan çıkmadı ortaya.
Derken bir adam geldi elinde boş bir küple ve dedi ki:
-Dedeniz zamanında savaşa çıkarken hazinede yeterli altın olmadığından benim dedemden borç aldı ve borcu torunum torununuza ödeyecek diye bir söz verdi. Artık borcunuzu ödemenin zamanı geldi.
Kral, “bu gerçekten yalan” diye tepki verince adam ödülünü istedi. Ancak ödülü vermek istemeyen kral, “belki de olabilir” deyince adam, “O halde borcunuzu ödeyin.” dedi.

Okumaya devam et

Yaşam

Önceden Nefret Ettiğimiz Şeyleri Neden Sevmeye Başlarız?

Salt maruz kalma etkisi, farkında olmadan tercihlerimize rehberlik edebilen bir olgudur. Bir yıl içinde, şu anda nefret ettiğiniz bir şeyi beğenebilirsiniz.
Yaşınız ilerledikçe tercihlerinizin neden değiştiğini merak ettiniz mi? Mesela küçükken zeytini sevmiyorken şimdi zeytinsiz bir kahvaltı düşünemiyor olabilirsiniz. Ya da önceden nefret ettiğin biri şu an en yakın arkadaşın olmuş olabilir. Bunlar salt maruz kalma etkisinin örnekleri, yaşamımız boyunca tercihlerimizi değiştirebilecek güçlü bir psikolojik fenomen.
Kendinizi ‘Ah, bundan nefret ederdim’ derken yakalarsanız, o zaman bu etkiyi yaşıyor olabilirsiniz.


Salt Maruz Kalma Etkisi Nedir?

İnsanların sadece onlara aşina oldukları için bir şeyler tercih etmelerine neden olan psikolojik bir olgudur. Bir şeye ne kadar çok maruz kalırsanız, kendinizi onu severken bulabilirsiniz.
Bu bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde gerçekleşebilir. Aynı şeyi ne kadar çok tecrübe ederseniz o kadar tanıdık hale gelir ve beklediğinizden daha fazla ondan keyif almaya başlarsınız.
Salt maruz kalma etkisi işe yarar çünkü bir şeylere aşina olmaktan zevk alırız. Kendimizi güvende hissederiz ve elimizden geldiğince aşina olduğumuz şeyleri ararız.
Eğer bunun hala doğru olup olmadığından emin değilseniz örneklerine bakalım:


Müzik

İlk kez duyduğunuz bir şarkıdan nefret ettiğinizi düşünün ama sürekli duyuyorsunuz, her yerde çalıyor. Zamanla ona alışıyor ve çalma listenize ekliyorsunuz. Tanıdık geldi mi? Salt maruz kalma etkisinin en basit örneklerinden biri.

Bu bilinçsiz maruz kalmanın yaygın bir örneğidir çünkü şarkıyı ne kadar sık dinlediğinizin farkında bile olmayabilirsiniz. Sonra bilinçli olarak dinlediğinizde veya dinlediğinizi fark ettiğinizde, ilk dinlediğinizden daha fazla keyif aldığınızı göreceksiniz. Sonunda, kendinizi şarkıya eşlik ederken bulacaksınız.


İnsanlar

İlk izlenimin çok önemli olduğu söylenir ancak bu her zaman doğru olmayabilir. Biriyle ne kadar çok zaman geçirirseniz size o kadar tanıdık gelir. Bu, onlarla daha fazla ortak nokta bulacağınız anlamına gelir. İlk başta sizi rahatsız eden şeyler de daha tanıdık gelecek ve onlarla daha fazla zaman geçirdikçe alışacaksınız.
Birini bu şekilde tanıdıktan sonra, tuhaflıklarına aşina olduğunuzdan onları daha çok sevme eğilimine girebilirsiniz. Birçok arkadaşlık, iki kişinin birbirinden ciddi şekilde hoşlanmamaları ile başlar. Bununla birlikte, zamanla ilişki, aşinalık ortaya çıktıkça büyür.


Yemek

Yaşımız ilerledikçe lezzet tomurcuklarımızın değiştiği ve daha önceden sevmediğimiz şeylerden keyif aldığımız doğrudur. Bununla birlikte, bu aynı zamanda salt maruz kalma etkisinin bir ürünü olabilir.

Zeytinin tadını sevmiyor olabilirsiniz ancak onları pizzada veya soslarda yersiniz. Sonunda, başka şeyler yedikçe tada alışırsınız ve size tanıdık gelir. Bu yavaş bir süreçtir ve bunun olduğunu bile fark etmeyebilirsiniz. Bununla birlikte, zaman geçtikçe, kendinizi zeytini kendi iradenizle yerken bulabilirsiniz.


Salt Maruz Kalma Etkisi Ne Kadar Etkilidir?

Çalışmalar, maruz kalma süresi arttıkça bu etkinin de arttığını göstermiştir. Yani, bir şeyi ilk kez deneyimlediğinizde, bundan hoşlanmayabilirsiniz. Sonra, ikinci kez deneyimlediğinizde, belki birkaç gün sonra, biraz daha seversiniz. Bu devam ettikçe ve deneyim daha tanıdık hale geldikçe, daha fazla sevmeye başlayacaksınız.
Aşinalığın ilerlemesi için birkaç kez maruz kalma gerekir, bu nedenle etkinin oluşması zaman alır. Bu, aynı şeyi tekrar tekrar deneyimlerseniz, deneyimler arasına zaman girdiğinde zevk almaya başlamayacağınız anlamına gelir.
Çocukların yetişkinler kadar maruz kalma etkisinden muzdarip olmadığı da bulunmuştur. Bunun nedeni, çocuklar tanıdık olanlardan ziyade yeni şeylerden zevk alma eğilimindedir. Fakat yaşlandıkça, bir şeye ne kadar aşina olursanız, o kadar çok zevk alırsınız.


Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com