Bizimle iletişime geçin

Kişisel Gelişim

İçimiz hep çocuk: Ebeveyn tutumlarının kariyer ve sosyal hayatımıza etkisi

 Aşırı mükemmeliyetçi ebeveyn, aşırı koruyucu, aşırı hoşgörülü ve mutsuz ebeveynlik nedir? Böyle ailelerde büyüyen çocuklar iş ve sosyal hayatlarında neler yaşıyorlar?

Ebeveyn tutumlarının kariyer ve sosyal hayatımıza etkisi

 Aşırı mükemmeliyetçi ebeveyn, aşırı koruyucu, aşırı hoşgörülü ve mutsuz ebeveynlik nedir? Böyle ailelerde büyüyen çocuklar iş ve sosyal hayatlarında neler yaşıyorlar?

“Dünyaya bir kez bakarız, çocuklukta.
Geri kalanı hatıradır.”
— Louise Glück

Mutsuz, huzursuz, enerji vampiri insanlarla sosyal hayatta da iş hayatında da ne kadar sık karşılaşır olduk. Kuşak değiştikçe mutsuzluk oranı da katmerleniyor sanki. Birçoğumuz ‘şimdiki gençler şanslı bizim zamanımızda bu kadar fırsat yoktu’ derken gençler mutsuzluktan dem vuruyor. Hem şanslı (?) hem mutsuz bu gençlere ön yargıyla yaklaşıp onları hoşnutsuz olarak etiketlemesi işin kolayı ve ne yazık ki çoğu insan bu kolaycılığı tercih ediyor. Peki, ama işin zor yanı ne? Tabi ki gerçeğimizle yüzleşmek.

Her evin, ailenin dinamiği farklıdır dolayısıyla her ebeveynin çocuğuna karşı takındığı tutum da değişkenlik gösterir. Tutumlar değişse de tüm anne babalar çocuğu için en iyi ve kendince doğru olanı yapmak ister. Niyet böyle olunca objektiflik kayboluyor yanlışlara savunma kalkanı hazırlanıyor ve mutsuz bir gençlik hızla yetişiyor.

Bu gençler farklı toplumsal rollerle başka insanların hayatlarında iş arkadaşı, yönetici, patron, nişanlı, eş olarak yer edinecekler ve çocuklukta edindiği deneyimleriyle bu ilişkilerine yön verecekler. Ya mutsuz, huysuz, enerji vampiri olarak ya da mutlu, çevresi tarafından sevilen biri olarak anılacaklar. İşte tam da bu sebepten dolayı objektif bir şekilde ebeveyn olarak çocuğunuza hangi tutumları sergilediğinizi neleri değiştirmeniz gerektiğini düşünerek bu yazımı okumanızı öneririm.

Aşırı mükemmeliyetçi ebeveynlik

Yetkinlikleri, yetenekleri, kapasitesi, zekâ türüyle her çocuk farklı her çocuk özeldir. Mükemmeliyetçi ebeveynler bu farklılıkları görmezden gelerek hareket ederler. Mükemmeliyetçi anne babalar önce kendileri mükemmel olmaya çalışırlar.

Çocuklarını en iyi şekilde yetiştirebilmek için ellerinden geleni yapar, her türlü fedakârlığı göze alırlar. Kendi çocukluk dönemlerinde gerçekleştiremediklerini çocuklarının gerçekleştirebilmesi için uğraşırlar. Bu davranışlarının sonucunda da benzer davranışları çocuklarından beklemeye başlarlar.

“Mükemmel bir çocuk olmalarını” yani yaptıkları her şeyi en iyi şekilde, birincilikle yapmalarını, hep dört dörtlük olmalarını isterler. Mükemmeliyetçi anne-babalar için, başarılı olmak normal ve olması gereken bir durumdur, bu nedenle takdir edilmesi gerekmez, başarısızlık ise asla affedilemeyecek, şiddetle eleştirilecek bir durumdur.

Başarıyı hiçbir zaman takdir etmeyen bu ebeveynler, notlarda bir kere bile düşme olduğunda ciddi bir telaş, kaygı ve öfke yaşarlar. Mükemmeliyetçi anne-babalar, çocuklarına hata yapma hakkı tanımazlar. Hata yapan, başarısız olan çocuk, ailesinin sevgisini kaybedeceğini düşünür. Bu tür aileler için tüm yaşam, başarı odaklıdır. Çocuklarını da bu düşünce yapısına uygun biçimde yetiştirirler.

  • Sürekli koşulla sevmeyi öğrendikleri için etrafındaki kişileri de koşullu severler. Hiçbir zaman sevildiklerinden emin olmaz, ilişkilerinde kendilerini güvende hissetmezler.
  • Başaramadıklarında büyük hayal kırıklığı yaşarlar ve kendilerini değersiz hissederler, çok sık depresyon yaşayabilirler.
  • Başarısızlığa tahammül edemedikleri için ekip arkadaşları üzerinde baskı uygulayan bir ekip üyesi olmakla birlikte şayet yönetici pozisyonunda bulunurlarsa hoşgörüsüz, katı kuralcı, empatisi düşük ve çalışanlar tarafından sevilmeyen bir yönetici olabilirler.
  • Her konuda aşırı kaygılı ve tedirgin olurlar, özellikle de performans gerektiren konularda kaygı düzeyleri çok yüksek olur.
  • Kariyer hedeflerini kendi istek ve yetkinliklerine göre değil anne babasının hayalleri, istekleri ve onlara layık olma çabası içinde belirler.
  • Anne – baba başta olmak üzere hayatındaki kişilere karşı (arkadaş, sevgili, eş) kendini, başarılı olduğunu hep kanıtlama isteği ve çabası içinde olurlar.

Aşırı koruyucu ebeveynlik

Genellikle çocuklukta ailesi tarafından yeterli sevgiyi görmeyen veya travmatik bir evlat kaybı yaşayan ebeveynlerin gösterdiği çocuğun sürekli korunduğu, tek başına hareket etmesine izin verilmediği, her işinin ebeveyn tarafından çözüldüğü ebeveynlik tutumudur. Anne babanın çocuğu aşırı koruması, çocuğa gerektiğinden fazla kontrol ve özen göstermesi anlamını taşır. Bunun sonucunda çocuk başkalarına bağımlı kişilik geliştirebilir, öz güveni olmayan bir kişi haline gelir. Aşırı koruyucu ailede yetişen çocuklar kendi başına karar vermekten aciz, sormadan, danışmadan bir şey yapmayan, girişim yeteneklerinden yoksun olurlar.

  • Ailede bu bağımlılık duygusuyla büyüyen çocuklar iş ve sosyal hayatlarında da aynı şekilde bağımlı olabilecekleri, kendilerine hizmet edecek arkadaşlar, sevgililer ve eşler isterler. Bu istekleri karşılanmadığında mutsuz ve huzursuz olurlar.
  • Öz güvenleri düşük olurlar.
  • Lider ruhlu kişiler olmazlar. Çoğunlukla bir ekip üyesi olurlar ancak ekip içinde de daima kendisine destek olacak birine ihtiyaç duyarlar.
  • Çocukluk döneminde becerilerini ortaya çıkarmaları sıklıkla engellendiği için potansiyellerinin farkında olmazlar, çoğunlukla da potansiyellerini hiç kullanmazlar.
  • Potansiyellerini kullanamamaları, verimsiz çalışmaları, sürekli desteğe ihtiyaç duymaları, inisiyatif kullanamamaları ve karar verme sorunu yaşadıkları için iş hayatında sıklıkla tutunma sorunu yaşarlar; dolayısıyla çalışma süreleri çok kısa sürer.

Aşırı hoşgörülü ebeveynlik

Aşırı hoşgörülü ebeveynlik, tek çocuklu ve orta yaşın üzerinde çocuk sahibi olan ailelerde sıklıkla görülür. Bu tutum, çocuğa aşırı sevgi verildiği, yaptırımın olmadığı, kuralların sınırlarla belirlenmediği, çocuğun her istediğinin anında yerine getirildiği, çocuk merkezli anne baba tutumudur. Evin reisi çocuktur ve kuralları çocuk belirler. Çocuğun hataları daima tolere edilir, görmezden gelinir. Çocuğa tanınan haklar sınırsız, görev ve beklentiler en az düzeydedir.

  • Aşırı hoşgörülü anne baba tutumuyla yetişen çocuklar, kuralsızlığa alıştıkları için sınırlarını bilemez, isteklerini erteleyemez, istekleri ertelendiğinde hırçınlaşırlar.
  • Her istediğini ailesine yaptırmayı alışkanlık haline getiren çocuk, bu tavrı yetişkinlikte de sergiler ve çevresindeki kişilerden beklentiye girer. İş ve sosyal hayatlarında uyum problemi yaşar.
  • Bu tutumla yetiştirilen çocuklar; her istediklerini elde ettikleri için doyumsuz olur, eleştiri kabul etmez, gururlu, kibirli, sabırsız bireyler olarak yaşamlarını sürdürürler.
  • Hatalarının hep tolere edilmesini isterler, hataları yüzlerine vurulduğunda agresifleşebilirler.

BONUS: Mutsuz ebeveynlik

Çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey birbirini seven birbirine saygı gösteren bir anne babanın yanında olmaktadır. Her anne baba için çocuğu kıymetlidir ve çocuğuna duyduğu sevgi hiçbir şeye benzemez. Ancak bu sevgiyi gösterme şekli sadece çocuğa olan davranışlarla sınırlı değildir.

Eşlerin birbirine olan davranışları da çocuğun kendini değerli ve iyi hissetmesinde etkilidir. Bu nedenle mutsuz bir ailede büyümek bir çocuğun yetişkinliğinde de etkisini gösterecek izler bırakır. ‘Babasıyla hiç anlaşamıyoruz’, ‘Karımla hiç mutlu değilim’, ‘ Eşimle sürekli kavga ediyoruz ‘, ‘Boşanacağız da çocuklar var….’ gibi ifadeler ilerleyen dönemlerde çocuğun da benzer ilişkiler yaşayabileceğinin göstergesidir. Mutsuzlukla harmanlanmış bir ailede büyümek mi yoksa ayrılmış ama dengesini koruyan bir iletişimle devam eden bir ailede büyümek mi?  Elbette, çocuk için dengeli bir ortam daha sağlıklı olacaktır. Neden mi?

  • Nasıl mutlu edeceğini bilmiyor.
  • Kendini hep değersiz görüyor.
  • İlişkilerinde hep çatışmadan besleniyor.
  • Kaygı düzeyi yüksek bir yetişkin oluyor.

Bir çocuğa ne zaman yaklaşsam içimde iki duygu birden uyanır, şu an olduğu kişiye karşı hassasiyet ve olabileceği kişiye karşı saygı.” der Louis Pasteur. Bu sözü ebeveynlik kılavuzumuz haline getirebilirsek sağlıklı ve mutlu bireyler yetiştirebiliriz. Mutlu, huzurlu, umutlu bir geleceğe ilerlemek dileğiyle…

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kişisel Gelişim

Bu 4 Kişilik Rengine Göre Öğrenme Biçiminiz Nasıl Olmalı?

Herkesin, kendine özgü karakter özellikleri vardır. Yaşam tarzı, ihtiyaçlar, hayattan beklentiler, motivasyon biçimleri herkese göre farklılık gösterebilir. Ancak bazı noktalarda, kişilik özellikleri benzerlik gösterebilir. Eski Yunan’da modern tıbbın kurucusu Hipokrat, insanların benzer özellikler taşıdığını gözlemlemiş ve vücut salgılarına göre gruplandırmıştır. Hipokrat, hangi gruba olduğu belirlendiği takdirde, kişilerin yaşam biçimleri ve olaylara bakış açılarının önceden belirlenebileceğini keşfetmiştir.
Zamanla, Hipokrat’ın bu davranış kategorileri birçok araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. İsviçreli psikolog Carl G Jung, temel kişilik çalışmalarını da, yaptığı geniş kapsamlı psikolojik araştırma çalışmaları ile Insights modelini geliştirmiştir. Insights modeli ile, kişisel farkındalığı artırmak ve başkalarının kişiliklerini daha iyi anlamak mümkündür.
Insights modeli ile kendinizi tanıdıktan sonra, kendinize en uygun öğrenme tarzını da keşfedebilirsiniz.
Insights modeli, kişilik özelliklerinde birbiriyle etkileşen enerjileri dört renk altında toplamıştır: Soğuk Mavi, Toprak Yeşili, Güneş Sarısı ve Ateş Kırmızısı.

1) Soğuk Mavi

Enerjisi yüksek, içe dönük kişiliklerdir. Analitik bir zekaya sahip olan mavi kişiliğe sahip olanlar, çevrelerindeki olayları bilme ve anlamlandırma ihtiyacı duyarlar. Mükemmeliyetçi, planlı ve programlıdırlar. Asalet ve ciddiyeti temsil eden mavi kişilikler, disiplini sever, kuralcı, düzenli ve tertiplidirler.

Öğrenme biçimi: Gözlem ve analize dayalı öğrenme biçimiyle öğrenirler. Genellikle kendi başlarına öğrenmeyi tercih eden bu kişiler, grup eğitimlerinde geri planda kalır ve gözlem yapar. Eğitime iyi bir şekilde hazırlanırlar. Eğitim materyalleriyle öğrendiklerini destekler, öğrendikleri üzerine düşünür ve analiz ederler.


2) Toprak Yeşili

Rahatlatıcı ve huzur verici bu renk, sükuneti ve uyumu simgeler. Bu renk kişiliğe sahip olanlar, ilişkilerine değer verir, çatışmadan çekinirler. Diğer karakterlere göre soğukkanlıdırlar ve fikirlerini, sakin ve kararlı bir biçimde savunurlar. Kendileriyle barışık olan yeşil kişilikler, bir an evvel işlerini bitirip dinlenmek ister, rahat bir kişiliğe sahiptirler.

Öğrenme biçimi: Yansıtıcı öğrenme biçimiyle öğrenirler. Deneyimler aracığıyla bilgi toplamalarının ardından, araştırarak, bilgileri zihinlerinde tartarak ve yansıtarak öğrenmeyi tercih ederler. Gözlem yapmalarına, somut deneyimlerden bilgi toplamalarına izin verilmesi gereken bu kişiler, öğrendiklerini sistematik bir şekilde işler ve bunları değerlendirerek öğrenir.


3) Güneş Sarısı

Arkadaş canlısı, neşeli ve genellikle olumlu düşünen bu kişiler, insan ilişkilerine önem verir. Hayatın eğlenceli geçmesi gerektiğine inanırlar. Girişkendirler. Çalışma alanları dağınıktır. Ayrıntılar üzerine düşünmezler, dikkatsizdirler ama her zaman parlak fikirleri vardır. Sorunlara ilginç çözümler bulurlar ve çok meraklıdırlar.

Öğrenme biçimi: Deneyimsel öğrenme biçimiyle öğrenirler. Mavi kişiliklerin aksine, başkalarıyla birlikte öğrenmekten keyif alırlar. Geçmiş konuları analiz etmek yerine, gelecekle ilgili bir vizyon oluşturarak nasıl ilerleyebileceklerini hesaplarlar. Deneyimleyerek öğrenen bu kişiler için workshoplar, uygun eğitimlerdir.


4) Ateş Kırmızısı

Güçlü ve kararlı kişilerdir. Hedef ve sonuçlara odaklanır, kendilerine güvenirler. İş odaklıdırlar, iyi organize ederler, kimseden yardım istemezler ve emir almaktan hiç hoşlanmazlar. Sonuç odaklı ve iş bitiricidirler. Başkalarına liderlik etmeyi severler.

Öğrenme biçimi: Pragmatik öğrenme biçimiyle öğrenirler. Harekete geçip işlerin gerçek hayatta nasıl işe yaradığını görerek öğrenirler. Öğrenirken kontrol sahibi olmayı severler ancak gereksiz gördükleri bilgiler nedeniyle yavaşlatılmaktan nefret ederler. İlgilerini çeken alanlarda daha derine inmelerini sağlayacak e-öğrenme uygulamaları, öğrenmelerine yardımcı olabilir.


Kişilik özelliklerinizin uyduğu renklere göre öğrenme biçimlerini uygulamak, işinizi kolaylaştırabilir. Bunların hiçbirine tam anlamıyla uymuyor da olabilirsiniz. Bu durumda, bu öğrenme biçimlerinden hepsini deneyimleyerek kendinize en uygun olanı keşfetmek sizin elinizde.

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Motivasyonun Babası Zig Ziglar’dan Potansiyelinizi Açığa Çıkaracak 19 Başarı İpucu

Pazarlamacı ve yönetici olarak birçok firmada çalışan Zig Ziglar’ın herkes tarafından motivasyonun babası olarak görülmesinin bir sebebi var, o da güçlü stratejileri ve onu iş dünyasının en iyilerinden biri yapacak net fikirleri.
2010’dan ölümüne kadar dünyayı dolaşarak kişisel gelişim ve motivasyon konuşmalarıyla zihinlere kazınan Ziglar’dan doğru eylemde bulunmanız ve potansiyelinizi ortaya çıkarmanız için size ilham verecek 19 başarı ipucu:

1. Spesifik ve detaylı bir hedef oluşturun.

“Bir ev inşa etmek için bir plana ihtiyacınız vardır. Aynı şekilde bir hayat inşa etmek için, bir plan veya hedefiniz olması daha önemlidir.”

Ziglar’dan ilk başarı ipucu kendinize belirli hedefler koymaktır, çünkü hedefler odaklanmanıza yardımcı olur. Ziglar, hedefleri şöyle sınıflandırıyor:
Büyük hedefler: Heyecan uyandıran ve sizi motive eden hedef türüdür. Gerileme yaşarsanız, bu büyük hedeflere odaklanmak ilerlemenize yardımcı olacaktır.
Uzun vadeli hedefler: Bunlar aylık ve yıllık hedefleri içerebilir.
Günlük hedefler: Günlük hedefler, uzun vadeli hedeflerinize tutarlı bir şekilde ilerlemenize yardımcı olur.

Hedeflerinizi planladıktan sonra onları nasıl gerçekleştireceğinizle ilgili bir plan yapabilirsiniz. Hangi engellerle karşı karşıya olduğunuzu, öğrenmeniz gereken şeyleri ve hedeflerinize ulaşmak için tanışmanız gereken kişileri öğrenin.
Başlangıçta her şeyi anlamanıza ve anlamlandırmanıza gerek yoktur. Hedeflerinizi ve planlarınızı, zaman ilerledikçe ve işler netleştikçe değiştirebilirsiniz.

2. Hedeflerinizi somutlaştırın.

“Hedefinize ulaşmak istiyorsanız onu görmeli, koklayabilmeli, dokunabilmeli ve tadabilmeli, nasıl göründüğünü ve kendi zihninizde neler hissettiğinizi bilmelisiniz.”

Hayal gücü, sizin emrinizde olan en güçlü araçtır. Bu aracı düzgün kullanırsanız mucizeler elde edebilirsiniz.
Bu yüzden rahatlamak, zihninizi temizlemek ve gerçekten yaşamak istediğiniz türden bir yaşamı canlandırmak için her gün birkaç dakikanızı ayırın. Kendinizi bir ev sahibi olmak ya da bir tatil yapmak gibi hayatınızda istediğiniz güzel şeylerle hayal edin. Bunu yaparken, hayallerinizi gerçekleştirirken hissedeceğiniz duyguları da taklit edin.

Hedeflerinizi bu şekilde somutlaştırmak, tavrınızı değiştirmenize yardımcı olur, sizi sınırlayan inançlarınızdan sıyırır ve bilinçaltınız, zihninizi olumlu ve güçlendirici inançlarla yeniden programlar, böylece hedeflerinize daha hızlı hareket edebilirsiniz.


3. Sabah ilk iş olarak gününüzü planlayın.

“Her sabah, yapacağınız şeyleri aklınızdan geçirin. Günü planlarken sizi heyecanlandıran şeyleri düşünmek, vücudunuzu yeniler ve enerjinizi yükseltir.”

Günlük hedeflerinize ulaşmanızı sağlayacak güçlü taktik, sabah ilk iş olarak gününüzü planlamanızdır. Sessizce oturup bugün yapacağınız tüm şeyleri ve nasıl yapacağınızı zihninizde somutlaştırabilirsiniz. Gününüzü bu şekilde görselleştirirken, zamanınızı mükemmel bir şekilde kullanmanıza yardım edecek ve sizi motive edecek pozitif enerjiyle çevrelenirsiniz.


4. Başarı için faydalı alışkanlıklar edinin.

“Motivasyon ilerlemene yardımcı olur, alışkanlık başarıya ulaştırır.”

Ziglar, motivasyonun sonsuza dek sürmeyeceğini ancak bir kez oluşan alışkanlıkların sonsuza dek sürdüğünü belirtir. Alışkanlık edinmek başlangıçta zordur ancak oluştuğunda zahmetsizce onu devam ettirirsiniz.
Başarıya ulaşmak için, kötü alışkanlıklarınızı iyi olanlarla değiştirmelisiniz. Örneğin, iyi bir alışkanlık, sabahın erken saatlerinde uyanmak, gününüzü planlamak ve dikkatinizi dağıtmadan 1-2 saat çalışmak olabilir. Unutmayın ki art arda 21 gün boyunca bir hareketi tekrarlarsanız alışkanlık haline gelir.


5. Yapabileceğinize inanın.

“Hedeflerinize ulaşmadan önce, yapabileceğinizi ya da yapamayacağınızı düşündüğünüzde genel olarak haklı çıkarsınız.”

Eğer derinlerde ise, hedeflerinize ulaşmak için gerekenlere sahip olduğunuza inanmazsınız ve asla onlara ulaşamazsınız. Bu nedenle, yeteneklerinizi inanmanız ve hedeflerinize ulaşmak için kendinizi desteklemeniz çok önemlidir. Ne zaman kendinizden şüphe duyacak düşünceleriniz ortaya çıkarsa, onlara dikkat vermeyin. Bunun yerine odak noktanızı düşüncelerinizi güçlendirmeye ve motivasyonunuzu yükseltmeye yönlendirin.


6. Fikirlerinizi optimize edin.

“Unutma, zihninde olup bitenler yüzünden olduğun yerdesin. Ve zihnindekileri değiştirerek ne olduğunu ve nerede olduğunu değiştirebilirsin.”

Büyüdükçe, bilinçsiz bir şekilde çevremizden birçok olumsuz ve sınırlayıcı inancı özümseriz. Bu inançlardan uzaklaşmamak sizi sınırlar. Bu düşünceleri inceleyin ve ortaya çıktıkları yeri kapatın. Dikkatinizi olumsuz düşüncelerden olumlu ve güçlendirici cümlelere doğru değiştirin. Kendi kendinize olumlu telkinlerde bulunarak bilinçaltınızı programlayın.


7. Olumlu bir öz imaj oluşturun.

“Kendini kazanan olarak göremiyorsan, kazanan olarak performans gösteremezsin.”

Kendinizi zihninizin gözünde nasıl algıladığınız, başarılı olup olmayacağınızı belirleyen en önemli faktörlerden biridir.
Kendinizi, başarıya ulaşmak için gerekenlere sahip biri olarak düşünürseniz başarı elde edersiniz. Ancak yeterince iyi olmadığınızı düşünüyorsanız, bu düşünceyi size yansıtan realiteyi göreceksiniz. Aslında, şu andaki realiteniz, içinizde tuttuğunuz öz imajı yansıtır.Bu nedenle, zihninizde kendinizin sahip olduğu görüntü türünün bilincinde olun. Kendinize şu soruları sorun: Başarıya ulaşabileceğimi düşünüyor muyum? Başarıyı hak ettiğime inanıyor muyum? Kendimi herkesin aradığı bir kazanan olarak görüyor muyum? Sadece kendi imajınızın bilincinde olmak, onu olumsuzdan olumluya değiştirmenize yardımcı olabilir.


8. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü konusunda endişelenmeyin.

“Eleştirilerden rahatsız olmayın. Unutmayın ki bazı insanların sahip oldukları başarının tek tadı, size zarar verdikleri zamandır.”

İnsanların her zaman söyleyecek bir şeyleri olacaktır ve herkesi memnun edemezsiniz. Zamanınızı ve enerjinizi diğer kişilerin eylemleri ve görüşleri hakkında endişelenerek harcamayın. Dikkatinizi önceliklerinize odaklayın, çünkü önemli olan budur.


9. Hatalarınızdan ders alın.

“Eğer yenilgiden ders alıyorsan gerçekten kaybetmemiş olursun.”

Sadece insanlar hata yapar. Bu nedenle önemli olan hatalarınızın üzerinde durmamak. Bunun yerine kendinize, hatalarınızın size ne öğretmeye çalıştığını sorun. Bunu yaparken hatalarınızdan ders alın çünkü kişisel gelişiminiz için önemli bir faktördür.


10. Her zaman öğrenmeye açık olun.

“Hayat bir sınıftır. Sadece yaşam boyu öğrenmeye istekli olanlar sınıfın başına geçebilirler.”

Her şeyi bildiğini sandığın an, büyümeyi bıraktığın andır. Başarılı olmak için büyümeye devam etmeniz gerekiyor. Her zaman açık fikirli olun ve öğrenmeye her zaman açık olun. İnancınıza, öğretilerinize ve ideolojilerinize köle olmayın.


11. Gecikmiş memnuniyeti hayatınızda uygulayın.

“Başarısızlığın ve mutsuzluğun temel nedeni, şu anda istediğin için en çok istediğin şeyi yapmaktır.”

Çalışmalar, gecikmiş memnuniyetin başarıya ulaşmada kilit bir faktör olduğunu kanıtlamaktadır. Dikkat dağıtıcı şeylerin veya kısa vadeli zevklerin, uzun vadeli zevklerinize ve gelecekteki ödüllerinize ulaşmaktan uzaklaşmasına izin vermemeyi alışkanlık haline getirin. Bunun için ne kadar çok pratik yaparsanız, öz kontrolünüz o kadar güçlü olur, uzun vadeli hedeflerinize o kadar hızlı yaklaşırsınız.


12. Benliğinle sağlam ilişkiler kur.

“Tanrı ile olan ilişkinin dışında sahip olacağın en önemli ilişki kendinle olan. Başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kurmak için içsel, duygusal ve ruhsal olarak sağlıklı olmalıyız.”

Kendinizle zaman geçirin. Kendinizi tanıyın ve anlayın. Kendinizi ne kadar çok tanırsanız, gerçek doğanız, arzularınız ve hedeflerinizle o kadar çok temas kurarsınız. Benzer şekilde, yalnızca kendinizi tanıyarak başkalarını da tanımaya başlayabilirsiniz. Sadece kendinizi severek, doğru insanları hayatınıza çekmeye başlayabilirsiniz. Bu özelliklerin tümü başarı için çok önemlidir.


13. Yalnız zaman geçirin.

“Kazanan olmak istiyorsanız, sessizliğe zaman ayırmanız gerekiyor. Ve bunu haftada en az üç ila dört kez yapmalısınız.”

Ziglar, yalnız vakit geçirmenin önemli bir savunucusudur. Yalnız zaman geçirmek, kendinizle yeniden bağlantı kurmanıza yardımcı olur. Aynı zamanda zihninizi temizlemenizi ve hayat değiştiren fikirler edinmenizi sağlar. Yani zamanınızı yalnız başınıza hiçbir şey yapmadan geçirmeyi alışkanlık haline getirin.


14. Sizi canlandıran insanlarla etrafınızı kuşatın.

“Kendini, sevdiğin ve en iyisini isteyen insanlarla kuşat!”

Çoğunlukla insanlar iki kategoriye ayrılır: zambaklar ve sülükler. Zambaklar sizi yükseltenler ve sülükler ise modunuzu düşürenlerdir.
Eğer gün boyu sülüklerle çevriliyseniz, enerjinizi kurutacaklardır. Kendinizi daha az motive ve üretken hissetmenize neden olacaklardır. Bunun yerine, kendinizi iyi insanlarla çevrelediğinizde, harekete geçmeniz için kendinizi pozitif enerji ile dolu bulacaksınız.
Öyleyse toksik insanları hayatınızdan çıkarmak için bilinçli bir çaba gösterin ve kendinizi, kendiniz olmanız için ilham veren ve sizi olduğunuz gibi kabul eden insanlarla çevreleyin.


15. Şükretmeyi bilin.

“Edinebileceğimiz tüm tutumların arasında şükretmeyi bilmek elbette en önemli ve hayat değiştiren şey.”

     Minnettarlığı ifade etmek zihniyetinizi yoksunluktan bolluğa çevirir. Bolluğu hissettiğinizde, yaşamınıza çekersiniz. Bu nedenle, her gün hayatınızdaki her şeye şükredin.


16. Zamanınıza değer verin ve onu etkili kullanın.

“Vaktinizi planlamıyorsanız başkaları onu sizin yerinize harcar.”

Zamanı en değerli kaynağınız olarak kullanın. Gününüzü planlama burada devreye giriyor. Belirlenmiş bir planınız olduğunda, üretken olmayan şeylere otomatik olarak hayır demeyi öğrenirsiniz.


17. Yavaş yavaş başlayın ve ilerledikçe gelişin.

“Performansınızın seviyesi, tutku, kararlılık ve isteğe bağlıdır.”

Her şeyi başından çözemezsiniz. Ayrıca, çalıştığınız alanda en başından uzman olmanız da önemli değildir. Sahip olduklarınızda küçük küçük başlayabilir ve ilerledikçe kendinizi geliştirirsiniz. Unutmayın, yarışı kazanmanın yolu yavaş ve istikrarlı olmaktan geçer.


18. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın.

“Kim olduğunuzu ve verilen işi dikkatli bir şekilde araştırın. Sonra kendinizi bu işe adayın. Kendinizden etkilenmeyin. Kendinizi başkalarıyla karşılaştırmayın.”

Hedeflerinize ulaşmak için, güçlü yönlerinizi ve yeteneklerinizi bilmeniz önemlidir. Zayıf noktalarınıza odaklanmak yerine güçlü noktalarınıza odaklanın. Kendinizi başkalarıyla karşılaştırdığınızda eksik olan ve perspektifinizi kaybettiğiniz noktalarınızı görmeye başlarsınız. Bu alışkanlıktan kurtulun ve kendinize odaklanın.


19. Israrcı olun.

“Sert bir karaktere sahipseniz, yaşam oyununda gerekli olan diğer tüm özellikleri geliştirecek ve edineceksiniz.”

Ve son olarak, en önemlisi, işler zorlaştığında bile çabalarınızda ısrarcı olmalısınız.
Ziglar’ın “Zirvede Görüşmek Üzere” adlı kitabı 1975 yılında yayınlanmadan önce 39 kez reddedildi. Kitap bugün hala basılmakta ve bir Amerikan klasiği olarak kabul görmektedir. Israrcı olduğunuz sürece ne kadar yavaş olduğunuz önemli değildir.

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Motivasyon Konuşmacısı Tony Robbins’in 5220$’lık Seminerinden Notlar

Tony Robbins yılda 200.000 insanla görüşüyor ve yılda sadece bir kere seminer veriyor. Bu seminer 6 gün boyunca günlük 12 saatten fazla sürüyor. Katılma ücreti 5,220$ olan seminere dünyanın her tarafından insanlar akın ediyor. Hatta katılım sağlayabilmek için eşyalarını satan birçok insan da mevcut. Seminer oldukça interaktif geçiyor, hatta bazı katılımcılar Robbins ile kendi hikayelerini paylaşıp birebir diyaloglar da kurabiliyor. Seminer Robbins’in katılımcılardan tanımadıkları 12 kişiyle sarılmalarını istemesiyle başlıyor.

“Kelimeler bilinci delip geçme gücüne sahiptir.”

Yüksek sesle ve aktif bir fizyolojiyle yani ayakta dururken ya da zıpladıktan sonra söylenen bir cümle veya dil kalıbının, nöroloji ve fizyoloji aktif kullanıldığı için yeni inançları düzenlemek için mevcut en güçlü araçlar olduğuna inanıyor. Sadece biliyor olmanın sizi daha iyi hale getiremeyeceğini söylüyor. Ne istediğinizi duygusal bir şiddetle konuşmalısınız.


“Hayatınızın herhangi bir bölgesinde ağrılarınız varsa bu büyümek için bir çağrıdır.”

Kendinize “Kabiliyetli ve layık olduğumu nasıl ispatlayabilirim?” şeklinde bir soru yöneltirseniz, benliğinizin buna bağlı olduğunu düşünür ve acı çekersiniz. Hayatımda büyük bir şey yapmazsam ya da büyük ölçüde başarılı olmazsam hayatım boşa gitmiş olurdu diye düşünüp size saygı duyulmayacağını hissedersiniz. Kendinize çok fazla baskı koymanızın sebebi içinizde asla yeterli olamama riskinden korkmanızdır. Sorunuzu değiştirin.

“Şu anda kendimi daha çok nasıl değerlendirebilirim?” gibi bir soru sizi daha iyi bir hale getirmeye yardımcı olur, endişeyi azaltır ve doğru yoldan yönlendirildiğinizi hissettirerek sakinlik duygusunu getirir.


“Depresyon bir hastalık değildir, sadece bir odak modeldir.”

Bir şeye odaklandığınız an, ona bir anlam veriyorsunuz. Bu iyi mi, kötü mü? Bu kişi benimle alay mı ediyor yoksa saygısızlık mı ediyor? Bu bir zorluk mu, yoksa bir hediye mi? En başarılı olanlar hayatlarındaki olaylarını her zaman kontrol etmeye çalışıyorlar. Tüm olayları kontrol edemezsiniz, ancak daima olayların üzerinizde ifade ettiği anlamı denetleyebilirsiniz. Üzerinde yoğunlaştığınız şey, depresif olup olmadığınızı belirleyecektir. Depresyon bir hastalık değildir, sadece bir odak modeldir. Odaklamanızın kontrolünü elinize alarak hayatınızın kalitesini köklü bir şekilde değiştirebilirsiniz.


“Hayatlarımızın kalitesi, duygularımızın kalitesinden başka bir şey değildir. Anlamı ve yaşamı şekillendiren kuvvettir, duygu renkleridir.”

İnsan doğası gereği muhtemelen kontrol edebileceğiniz veya önemli ve özel hissedebileceğiniz durumları ararsınız. Şu anda hedefiniz daha fazla para, kilo vermek, daha başarılı olmak olabilir. Gerçek şu ki dünyanın en zengini olabilirsiniz, kusursuz bir bedene sahip olabilirsiniz ve yine de perişan olabilirsiniz, çünkü gerçekte karşılanmayan ihtiyaçların en temelinde duygusal tatminsizlik yatar.


“Kararlarınızı çıkardığınız anlam verir.”

Hayatınızı kontrol eden büyük ölçüde kendi öyküleriniz. Bu hikayeler, belirli alanlarda harekete geçme veya ilerleme kaydetmenizi engelleyen şeydir. Anlamın efendisi olmalı ve her durumda iyi bir nokta bulmalı ve hayatınızın için daha güçlendirici anlamlar bulmalısınız.


“Kendiniz olmazsanız kendinizi sevmekte zorlanırsınız.”

Bütün hayatımız bir anda değişir. Biri size “Değişiklik yapmam 10 yılımı aldı.” dediğinde o değişimin aslında bir anda gerçekleştiğini anlayın. Uyanırsanız sonsuza dek kontrolü ele alabilirsiniz. İşler o noktada heyecan verici olmaya başlar. Hayatınızın hangi alanı istediğiniz gibi gitmiyor? Sorununuz, sizin armağanınız. Her şeyden çok kendinize emek verin. Sizi kontrol eden inançları ve değerleri keşfederseniz, kendinizi baştan tasarlayabilirsiniz.

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com