Bizimle iletişime geçin

Pratik Bilgiler

Japon Gülü Bakımı: En İyi Çiçeklenme İçin İpuçları

Japon gülü (Hibiscus rosa-sinensis), ebegümecigiller familyasının en popüler iç mekan ve saksı bitkilerinden biridir. Rengarenk ihtişamı ve zarif büyümesiyle, bulunduğu yerleri egzotik bir çiçek bahçesine dönüştürebilir. Büyük huni şeklindeki çiçekleri, beyaz, sarı, turuncu, pembe ve kırmızı renk yelpazesine sahiptir.

Japon Gülü Bakımı: En İyi Çiçeklenme İçin İpuçları

Japon gülü (Hibiscus rosa-sinensis), ebegümecigiller familyasının en popüler iç mekan ve saksı bitkilerinden biridir. Rengarenk ihtişamı ve zarif büyümesiyle, bulunduğu yerleri egzotik bir çiçek bahçesine dönüştürebilir. Büyük huni şeklindeki çiçekleri, beyaz, sarı, turuncu, pembe ve kırmızı renk yelpazesine sahiptir.

Düzinelerce farklı Japon gülü türü vardır ancak bunlardan sadece iki türü popülerdir. Bu iki ana türden ilki, Hibiscus syriacus olarak sınıflandırılan dayanıklı dış mekan türüdür. İkinci tür ise tropikal olan Hibiscus rosa-sinensis türüdür. Genellikle iç mekanlarda yetiştirilir ve doğası gereği sıcak ortamları sever. Çiçek açma dönemi ise Mayıs’tan Ekim’e kadardır.

Japon Güllerinin Özellikleri

Bu çekici bitkiler bir dizi canlı renkte gelir. Renkli çiçekleri ve zengin yeşil yaprakları, çiçeklenme mevsimi boyunca saksılara, bordürlere veya pencere pervazlarına renk katacaktır. Dışarıda yetişen türlerin bakımı daha kolaydır. Bol miktarda ışık aldıkları sürece her yıl düzenli olarak çiçek açarlar.

İç mekanlar için uygun olan türleri, tropikal bölgelerden geldiği için soğuğa dayanıklı değildir. Bu nedenle, yıl boyuncu don görülmeyen bölgelerde yetiştirilmesi uygundur. Japon gülü, nerdeyse tüm yıl boyunca periyodik aralıklarla açan gür çiçekleriyle görenleri hayran bırakır. Hibiscus rosa-sinensis, yeterli alan varsa boy ve genişlikte bir çalı gibi büyür ve yüksek boyutlara ulaşabilir.

  • Ilık ve güneşli ila tam güneşli alanlar idealdir.
  • Sabit oda sıcaklığında yıl boyunca yetiştirilebilmesi mümkündür.
  • Odada tutuluyorsa, öğle güneşine ve aşırı sıcağa duyarlıdır.
  • Yaz aylarında dışarı çıkarılmalıdır. Korunaklı avlular, balkonlar ve teraslar idealdir.
  • Humus bakımından zengin ve kompostla zenginleştirilmiş toprakları tercih eder.

Japon Gülü Bakımı Nasıl Yapılır?

Japon gülü, gün ortasında güneşi doğrudan almadığı aydınlık bir ortama ihtiyaç duyar. Sıcak yaz günlerinde ise dışarıda korunaklı bir yerde durmayı sever. Toprağı iyi şekilde drene edilmiş (geçirgen), taze ve besin açısından zengin olmalıdır. İlkbahar mevsiminde yapılacak doğru budama, dallanmayı ve çiçeklenmeyi teşvik eder. Yeterli sulama ve gübreleme, özellikle çiçeklenme dönemi için önemlidir. Ayrıca dona karşı duyarlı olduğundan, kışın evde aydınlık bir yerde yerde korunmalıdır.

Toprak Seçimi ve Ekimi

Bakım açısından talepkar olan Japon gülü, sürekli taze ve besin açısından zengin toprağa ihtiyaç duyar. Toprağı çok ıslak tutulmamalıdır. Bu nedenle, dikim toprağının daha geçirgen olması için birazcık kumla karıştırılması tavsiye edilir. Ekim toprağı hafif asidik, pH değeri ideal olarak 6.5 ile 6.8 arasında olmalıdır. Bir kaba ekiyorsanız, iyi süzülen saksı toprağı tercih etmelisiniz. Asitli bitkiler için tasarlanmış karışımlar idealdir. Kap temiz olmalı ve alt kısmında drenaj delikleri bulunmalıdır.

Doğru Konum

Güneşi seven tropikal bir bitki türü olan Japon gülü, pencerenin yakınlarında aydınlık bir konumda bulundurulabilir. Ayrıca yaz aylarında balkon ve teras gibi yerler de uygundur. Soğuk mevsimlerde odada veya kış bahçesinde iyi bir şekilde büyümeye devam edebilir. Sadece 10 derece kadar soğuğa dayanabilir. Yağmura karşı korunaklı bir yere ihtiyacı vardır çünkü çiçekler ıslandığında zarar görebilir.

Sulama ve Gübreleme

Japon gülünün bakımı yapılırken, biraz titizlik gösterilmesi şarttır. Bitkinin ihmal edilmesi onu çabucak rahatsız eder. Yaprak ve çiçek dökerek buna tepki gösterir. Özellikle çiçeklenme döneminde çok susar. Bu süre zarfına her gün sulanması gerekir ancak su basmasına karşı dikkatli olunmalıdır. Bunu önlemek için iyi drenajlı bir saksı tercih edilebilir.

İlkbaharda yani büyüme mevsimi boyunca, haftada bir doz sıvı gübre uygulamak gerekir. Çünkü yapraklarının ve çiçeklerinin büyümesi için bu dönemde çok fazla enerjiye ihtiyaç duyar. Ek olarak, sulama yaparken yaprakları ıslatmamaya çalışın. Nemli yapraklar, küf gibi hastalıkların üreme alanıdır.

Budama Çiçeklenmeyi Uyarır

Japon gülü, ilkbaharda makasla şekillendirilir. Bitkinizi düzenli olarak budamak, dallanmayı teşvik edecek ve çiçeklerin bolluğunu artıracaktır. Bir önceki yılın sürgünlerini biraz kısaltın ve gerekirse bitkiyi biraz seyreltin. Bitkinizin yükselerek büyümesini istiyorsanız, yan dalları kesmeniz gerekecektir. Böylece sadece ana sürgün daha güçlü gelişecektir. Ayrıca gövdenin ayakta durabilmesi için bir çubukla sabitlenmesi gerekir.

Bitkiniz yetersiz bakım nedeniyle çiçek açamayacak kadar yaşlı ve tembelse, budama yapılması tekrar canlanmasına yardımcı olacaktır. Bunu yapmak için tüm dallar farklı yüksekliklerde kısaltılmalı ve bitki yeniden filizlenecek şekilde inceltilmelidir. Not: Bu gençleştirme uygulamasından sonra, bitkiniz sonraki dönem çiçek vermeyecektir. Çiçeklenme bir sonraki yıl mümkün olacaktır.

Kış Mevsiminde Japon Gülü Bakımı

Japon gülü, tropik bölgelerdeki köklerinden dolayı soğuğa karşı çok hassastır. Kış mevsiminde hayatta kalmak için donmayacağı bir yere ihtiyaç duyar. Balkonda veya terasta bulunduruluyorsa, dışarının sıcaklığı 12 derecenin altına düşer düşmez kışlık mahallere alınmalıdır. Kış başlamadan önce solmuş yapraklar ve dallar ayıklanmalıdır. 16 ila 18 derecelik bir yer idealdir.

Kış aylarında daha az sulama yapılır ve dinlenme aşamasında gübre uygulamaları durdurulur. Ancak kök kısmının tamamen kurumaması gerekir. Japon gülü, sonraki çiçeklenme dönemi için dinlenme süresine ihtiyaç duyar. Bu nedenle kışın açan tomurcuklar alınmalıdır. Bu yapılmazsa, sonraki dönem zayıf ve kötü çiçekler açması muhtemelidir.

Japon Gülü Nasıl Çoğaltılır?

Japon gülü, koşullar uygunsa kolayca çoğaltılabilir. Bunu yaparken, ana bitkiden alınan gövde veya tohum kullanılabilir. Fakat tohumla çoğaltılan Japon gülü ana bitkisine sadık kalmayacaktır. Bu nedenle tohumlama yöntemi daha az yaygındır.

En etkili çoğaltma yöntemi, ana bitkiden alınan kesimlerdir. İlkbaharın sonlarına doğru alınacak yumuşak gövdeli kesim, çoğaltma için uygundur. Köklendirme hormonu yayılmayı teşvik edebilir ancak normal yöntemle de ekilebilir. Yeni ekilen gövde büyüyene kadar, doğrudan güneş ışığından uzak tutulmalıdır. Çoğaltma yaparken, nemi ve ısıyı korumak için plastik paketleme yöntemi kullanılabilir. Köklenme genellikle 8 hafta sürer ve bu süre zarfında nemli tutulması gerekir. Kökler oluştuktan sonra da daha büyük bir kaba alınabilir.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pratik Bilgiler

Difenbahya Çiçeği Bakımı, Özellikleri, Çoğaltma ve Yaprak Hastalıkları

Difenbahya, dekoratif yapraklarıyla ön plana çıkan popüler bir ev bitkisidir. Araceae ailesinin bu üyesi, iç mekanlardaki havayı temizleme özelliğine sahiptir. Türlerin çoğu temelde yeşil renge sahiptir ancak bazıları canlı, yoğun sarı veya beyaz bir desenle büyür. Tüm difenbahya çiçeği türlerinin bakımı kolaydır ve bulundukları ortamlarda tropikal bir atmosfer oluştururlar.

Difenbahya Çiçeği Bakımı, Özellikleri, Çoğaltma ve Yaprak Hastalıkları

Difenbahya, dekoratif yapraklarıyla ön plana çıkan popüler bir ev bitkisidir. Araceae ailesinin bu üyesi, iç mekanlardaki havayı temizleme özelliğine sahiptir. Türlerin çoğu temelde yeşil renge sahiptir ancak bazıları canlı, yoğun sarı veya beyaz bir desenle büyür. Tüm difenbahya çiçeği türlerinin bakımı kolaydır ve bulundukları ortamlarda tropikal bir atmosfer oluştururlar.

Orta ve Güney Amerika’nın tropikal yağmur ormanlarına özgü bir bitki olan difenbahya, alışagelmedik görünüme sahip dekoratif yaprakları nedeniyle birçok evde yaygın olarak yetiştirilir. Difenbahya özleri, siyanojenik glikozitler ve aptalcain gibi zehirli bileşenler içerir. Bu maddelerden bazıları, böcek ve fare zehirlerinde kullanılır.

Difenbahya Çiçeği Özellikleri ve Bakımı

Difenbahya seguine adlı popüler tür, saksı boyutuna, bakıma ve konum koşullarına bağlı olarak 60 santimetre yüksekliğe kadar ulaşabilir. Kısa, kalın gövdeli, iri, saplı, dik ve çok yoğun yapraklara sahiptir. Bitki yaşlandıkça, gövdenin alt kısımlardaki yapraklar yavaş yavaş dökülür. Yaşlı bitkiler bu şekilde gövdelerini geliştirler.

Difenbahya bitkisinde en dikkat çeken şey, dekoratif desenli yapraklarıdır. 45 cm uzunluğa kadar erişebilen bu yapraklar genişçe oval veya elips şeklindedir. Temel yaprak renkleri yeşildir. Çeşitliliğe bağlı olarak, farklı boyutlarda sarı veya beyaz lekelere sahiptir. Bitkinin yaşı ilerledikçe yaprak yapısı da değişebilir.

Difenbahya nadir olarak çiçek üretir. Diğer arum bitkilerinde olduğu gibi, çiçekler sadece daha yaşlı bitkilerde gelişir. Çiçek salkımları arum ailesine özgü koçanlar şeklindedir ve kılıf benzeri açık yeşil bir kuşakla çevrilidir. Göze çarpmayan ve sadece birkaç gün dayanan çiçek koçanları, beyaz ile krem ​​rengindedir.

Difenbahya İçin Yer Seçimi ve Sıcaklık

Tropikal bir bitki türü olması nedeniyle, çok fazla ısıya (21 ila 30 santigrat derece) ve yüksek neme ihtiyaç duyar. Aydınlık ve nemli bir yer, difenbahya çiçekleri için idealdir. Bununla birlikte, yaprakları uzun vadede sıcaklık dalgalanmalarına ve soğuk hava akımlarına tahammül edemezler. Karanlık bir yerde uzun süre durursa, parlak renklerini hızla kaybeder.

Difenbahyanın yaprakları doğrudan güneş ışığına duyarlıdır. Özellikle sıcak yaz günlerinde öğle güneşine maruz kalması, yapraklarda yanıkların oluşmasına yol açabilir. Kışın bitki için en uygun sıcaklık, 15 ila 18 santigrat derece arasındadır. Ayrıca aydınlatma gereksinimleri de yazın olduğu kadar yüksektir.

Difenbahya Nasıl Bir Toprakta Yetiştirilir?

Difenbahya çiçeğinin en iyi şekilde büyüyebilmesi için besinler ve humus açısından zengin bir toprak kullanılması gerekir. Turba veya kompost bazlı saksı toprağı kullanılabilir. Dikim sırasında, sık sulama sonucu köklerde su birikmesini önlemek için saksının dibinde iyi bir drenaj olduğundan emin olunmalıdır. Bitki ayrıca hidroponik yetiştirme için uygundur ve daha sonra tamamen inorganik bir toprağa yerleştirilebilir.

Difenbahya Çiçeği Nasıl Sulanır?

Bitkinin toprağı tüm yıl boyunca nemli olmalı fakat asla ıslak olmamalıdır. Difenbahya çiçeğinin nispeten yüksek su ihtiyacı olduğu için düzenli sulama şarttır. Ancak çok fazla sulanırsa, su basması ve dolayısıyla kök çürümesi riski vardır. Bu yüzden sulamalar arasında toprağın yüzeyinin hafifçe kurumasına izin verilmelidir.

Balya çok ıslanırsa, bitki saksısından çıkarılır ve balya kalın bir şekilde gazeteye sarılır. Sonuç olarak, topraktaki fazla su hızla çekilir. Bitkinin etrafındaki nemin olabildiğince yüksek olması için saksı suyla dolu geniş bir altlığa yerleştirilebilir. Özellikle kış mevsiminde, nem ihtiyacının karşılanabilmesi için yapraklara yağmur suyu veya damıtılmış su püskürtülmelidir.

Difenbahya Çiçeği Gübreye İhtiyaç Duyar mı?

Bu bitkilerin beslenme gereksinimleri orta düzeydedir. Difenbahya, ilkbahardan sonbahara kadar olan büyüme evresi sırasında her 14 günde bir orta konsantrasyonlarda sıvı gübre ile desteklenir. Kışın besin maddelerine olan ihtiyacı düşüktür. Bu nedenle, Ekim’den Şubat ayına kadar daha az sıklıkta (dört haftada bir) ve daha idareli gübreleme yeterlidir.

Difenbahya Saksı Değişimi ve Budama

Yaklaşık iki yılda bir saksı değişimi yeterlidir. Daha yaşlı bitkilerde ise üç ila dört yıllık bir döngü uygundur. Difenbahya çiçeği için en uygun saksı değişimi zamanı bahardır. Yeni saksının eskisinden biraz daha büyük olmasına dikkat edilmelidir. Genellikle difenbahya bitkisinin budanmasına gerek yoktur. Ancak solmuş ve rengi atmış yaprakların kesilmesinde sakınca yoktur.

Önemli not: Difenbahya yaprakları zehirli olduğundan ve bitki özsuyuyla temasın cilt ile mukoza zarında tahrişe neden olabileceğinden, saksı değiştirirken veya budama yaparken lastik eldiven kullanmak gerekir.

Difenbahya Çiçeği Nasıl Çoğaltılır?

Difenbahya, gövdenin dibinde oluşan kesimler kullanılarak çoğaltılabilir. Gövdeden yaklaşık beş santimetre uzunluğunda parça kesilir ve uygun bir toprağın üzerine yatay olarak yerleştirilir. Sonrasında, yetiştirme kabı folyo veya şeffaf bir örtü ile kaplanır. Bu örtü sayesinde oluşan yüksek nem, kesimlerin kök salma şansını önemli oranda artırır.

Difenbahya Hastalıkları

Bitki çok zehirli olmasına rağmen, yapraklarını emmeyi seven çok sayıda zararlıya maruz kalabilir. Hastalıklar ve bakım hataları, yaprakların durumundan hızlı bir şekilde anlaşılabilir. Yaprakları solduğunda, kıvrıldığında ve hatta düştüğünde, bunun altında yatan neden genellikle aşırı sulamadır. Yapraklar izlerini kaybedip koyu yeşile dönerse, bitkinin yeri çok karanlıktır. 

Açık sarı yapraklar, bitkinin çok fazla güneşte kalmasının sonucudur. Kahverengi yaprak lekeleri, güneş ışığından veya kuru ısıtma havasından kaynaklanan yanıklardan kaynaklanır. Bu durumda, kuru hava örümcek akarlarını da çekeceğinden, bitkinin konumu çabucak değiştirilmelidir. Unlu Bitler (Mealybug) adlı bitki böceği, difenbahya çiçeğinin üzerinde dolaşmayı sever. Bu zararlılar yaprakların üzerinde ve altında bulunan yünlü ağlardan tanınabilir. Bitkiye düzenli olarak su püskürtülmesi, böceklerin oluşmasını önlemeye yardımcı olacaktır.

Okumaya devam et

Pratik Bilgiler

Kauçuk Çiçeği: Özellikleri, Bakımı ve Püf Noktalar

1980’li yıllarda birçok oturma odasına, merdiven boşluğuna ve ofis ortamına renk katan kauçuk çiçeği, son yıllarda yeniden revaçta. Botanik adı Ficus elastica olan süs bitkisi, elastik, koyu yeşil ve parlak yapraklara sahiptir. Bakımı kolay ve çok sağlam olan bu tropikal süs ağacı, aynı zamanda uzun ömürlü olmasıyla da bilinir.

Kauçuk Çiçeği: Özellikleri, Bakımı ve Püf Noktalar

1980’li yıllarda birçok oturma odasına, merdiven boşluğuna ve ofis ortamına renk katan kauçuk çiçeği, son yıllarda yeniden revaçta. Botanik adı Ficus elastica olan süs bitkisi, elastik, koyu yeşil ve parlak yapraklara sahiptir. Bakımı kolay ve çok sağlam olan bu tropikal süs ağacı, aynı zamanda uzun ömürlü olmasıyla da bilinir.

İç mekan bitkileri arasında klasiklerden olan kauçuk çiçeği, yeni gelişmekte olan yapraklarını kırmızı bir tabaka ile sararak korur. Bu yapraklar dökülme eğiliminde değildir ve zengin dallı taçlı bir ağaç gibi büyür. Yapraklar elips şeklinde, dokunuşta kösele gibi ve parlaktır. Zarif ve kompakt bir büyüme şekli geliştirerek, odalar için uygun yüksekliklere ulaşır.

Kauçuk Çiçeği Özellikleri

Bir saksı bitkisi olan kauçuk çiçeği, saksının konumuna ve boyutuna bağlı olarak yaklaşık 100 ila 200 santimetre yüksekliğe ve 80 ila 100 santimetre genişliğe kadar büyür. 30 cm uzunluğa kadar olan yaprakları, tüm kenar boşlukları ve belirgin yaprak uçları ile geniş oval yapıdadır. İki ila beş santimetre uzunluğunda sapları vardır.

Yaprağın üst tarafı, çeşidine bağlı olarak koyu yeşil ya da alacalı sarı renkte parlar ve alt tarafı açık yeşildir. Çiçeklenme nadir olarak görülür. Kauçuk çiçeğinin bulunduğu konum yeterince ışık alıyorsa, bir süre sonra geniş bir taç oluşturur. Ancak elverişsiz ışık koşullarında seyrek dallanır veya hiç dallanmaz.

  • Hindistan ve Endonezya’ya özgü bir bitkidir.
  • Dayanıklıdır ve yaprak dökmez.
  • Yaprak uzunluğu 40 cm’ye kadar büyüyebilir.
  • 18 ° C’nin üzerindeki sıcaklıklar uygundur.
  • Örümcek akarlarına ve böceklere karşı hassastır.
  • Bitkinin özü alerjiye neden olabilir.

Kauçuk Çiçeği Bakımı

Yemyeşil ve büyük yapraklarına rağmen, kauçuk çiçeği sadece orta derecede sulanır. Sulamadan önce, toprağın hala nemli olup olmadığını veya suya ihtiyacı olup olmadığını anlamak için parmakla kontrol edilir. Aksi takdirde aşırı sulama bitkiye zarar verilebilir. Yüzey kuruysa bitkiye yeni su verilir.

Zamanla, büyük yeşil yaprakların üzerine bir yandan kirli görünen diğer yandan bitkinin faaliyetini bozan bir toz tabakası yerleşir. Kirler yumuşak ve nemli bir bezle silinebilir. Bitkinin yıkanması uygundur ancak öncesinde saksı kısmı büyük bir folyo torbaya yerleştirilir ve gövdeye bağlanır. Yıkama sonrası, yaprakların üzerinde kireç lekesi kalmaması için yumuşak bir bezle silinerek kurulanır.

Yer Seçimi

Kauçuk çiçeğinin sağlıklı bir şekilde büyüyebilmesi için çok fazla ışığa ihtiyacı vardır. Doğal olarak yetiştiği tropikal ormanlarda, güneş ışığını yakalayabilmek için diğer ağaçların üzerinde epifitik olarak gelişir. Bütün bu nedenlerden dolayı, her gün birkaç saat güneş ışığında kalması gerekir. Yapraklar ne kadar renkli olursa ışık ihtiyacı o kadar yüksektir. 

Kuru oda havasını tolere edebilmesine rağmen, tropikal bir bitki olarak aslında ılık ve nemli iklimi sever. Bu nedenle, kauçuk çiçeğine zaman zaman kireçsiz su püskürtülmelidir. Oda sıcaklığı 16 ° C’nin altına ve asla 10 ° C’nin altına düşmemelidir. Özellikle soğuk hava akımlarına kesinlikle tahammül edemez. Yaz aylarında ise göz kamaştırıcı öğle sıcağından korunduğu sürece açık havada, balkonda veya terasta yetiştirilebilir.

Toprak ve Saksı

Bir ev bitkisi olarak kauçuk çiçeği, turba, odun veya hindistancevizi liflerinin eklenebileceği yüksek kaliteli kompost bazlı saksı toprağı gerektirir. Kullanılan toprakta yüksek geçirgenliğe ve orta düzeyde besin içeriğine her zaman dikkat etmek önemlidir. Çiçeğin kökleri için sınırlı bir alan bir avantaj olduğundan, çok büyük bir saksı kullanılması gerekmez.

Kauçuk çiçeğinin en sevmediği şey su basmasıdır. Bu nedenle saksının dibinde bir drenaj deliği olması gereklidir. Bununla birlikte, çakıl taşları veya çömlek parçaları gibi fazla suyu emebilen bir altlık kullanılabilir. Bu, kauçuk çiçeğinin çok sevdiği sıcak ve nemli bir iklim oluşturmaya yardımcı olur.

Sulama ve Gübreleme

Kauçuk çiçeğinin çok fazla suya ihtiyacı yoktur ve kısa vadeli kuraklığa dayanabilir. Sulama, toprağın üst yüzeyi tamamen kuruyunca yapılmalıdır. Genel olarak, tüm Ficus elastica türleri az su ve az besinle idare eder. Ayrıca verilen suyun her zaman oda sıcaklığında olması gerekir.

Sadece 6 haftada bir, piyasada satılan sıvı tam gübre veya yeşil bitki gübresi ile beslenmesi gerekir. Kauçuk çiçeği, toprağa hindistan cevizi veya odun liflerinin eklenmesi şartıyla, bu karşımı gübre olarak da tolere eder. Gübreleme sadece ilkbahar ve yaz aylarında yapılır. Kışın gübreye ihtiyacı yoktur.

Yaprakların Bakımı

Kauçuk çiçeğinin tüm güzelliğinin korunması için büyük parlak yapraklar özel ilgi gerektirir. Yapraklardaki tozlar düzenli olarak temizlenmelidir. Bitkinin konumu mutfakta veya mutfağa yakınsa, gür yeşil yaprakları ince bir yağ tabakasının kaplaması muhtemeldir. Bu kaplama bitkinin sadece doğal güzelliğine zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda mevcut ışığı en iyi şekilde kullanma yeteneğini de etkiler. Yapraklardaki toz ve kiri nemli bir bezle belirli aralıklarla dikkatlice temizlemek yeterlidir.

İpucu: Yaprakları parlak tutmak için zaman zaman muz kabuklarının içi ile ovalanabilir. Yosun suyunun da bu etkiye sahip olduğu söyleniyor.

Budama

Kauçuk çiçeği kapalı alanlarda yetiştirildiği zaman, doğal ortamlarındaki aşırı yüksekliklere asla ulaşmaz. Ancak yine de belirli büyüklüklere erişebilir. Böyle bir durumda, aşağıdaki bilgiler dikkate alınarak budama yapılmasında bir sakınca yoktur.

  • Budama için en iyi zaman Ocak ve Şubat aylarıdır.
  • Bitkinin tahriş edici sıvısından korumak için eldiven kullanılmalıdır.
  • Bitkinin özellikle üst kısmı, steril ve keskin bir bıçakla istenilen yükseklikte kesilir.
  • Bitkinin özsuyunun halılarda veya giysilerde çıkarılması zor lekeler bırakabileceği unutulmamalıdır.

Çoğaltma

Kauçuk çiçeğini çoğaltmak için çeşitli yöntemler bulunur. Önerilen yöntem, ana bitkiden kesilen dalların kullanılmasıdır. Budanan dalın üstteki hariç tüm yaprakları kesilir ve dinlendirilmiş suyun içerisinde köklenmeye bırakılır. Çoğaltma için kullanılan dalın altı ila sekiz santimetre olması tavsiye edilir. Suyun iki veya üç günde bir değiştirilmesi gerekir. Suda bekletilen bitkinin kökü 8 ila 10 santim uzunluğa erişince saksıya aktarılır.

Okumaya devam et

Pratik Bilgiler

Un Nasıl Saklanır? Unu Bozulmadan Uzun Süre Muhafaza Etmenin Yolları

Hamur işleri konusunda maharetli bir ev kadınıysanız, kilerinizin en gözde malzemelerinden biri hiç şüphesiz undur. Un, pasta ve böreklerin vazgeçilmezi olduğu gibi evde kendi ekmeğini yapmak isteyenlerin de favorisidir. Çok amaçlı bu tahıl tozunu daha uzun süre kullanabilmenin ilk şartı ise uygun saklama koşullarına dikkat etmektir.

Un Nasıl Saklanır? Unu Bozulmadan Uzun Süre Muhafaza Etmenin Yolları

Hamur işleri konusunda maharetli bir ev kadınıysanız, kilerinizin en gözde malzemelerinden biri hiç şüphesiz undur. Un, pasta ve böreklerin vazgeçilmezi olduğu gibi evde kendi ekmeğini yapmak isteyenlerin de favorisidir. Çok amaçlı bu tahıl tozunu daha uzun süre kullanabilmenin ilk şartı ise uygun saklama koşullarına dikkat etmektir.

Un, ev aşçılarının kilerinde her zaman önemli bir malzeme olmuştur ancak özellikle son dönemde dünya genelindeki herkes tarafından daha fazla un kullanılmaya başlandı. Nitekim, buğday unu evimizde pişirdiğimiz ve tükettiğimizi birçok besinin temelini oluşturuyor. Uygun olmayan saklama koşulları ise her yıl milyonlarca ton unun tüketilemez hale gelmesine neden oluyor. Öyleyse, bu besleyici tahıl tozunu daha uzun süre muhafaza edebilmek için nasıl saklanılması gerektiğine değinelim ve un hakkında birkaç kısa bilgiye yer verelim.

En basit haliyle un, tahıl tanelerinin öğütülmesiyle elde edilen toz kıvamlı bir besin maddesidir. Dünya genelinde en yaygın kullanılan un buğday unudur. Buğdaylar temel olarak 3 kısımdan oluşur. Bunlar; kabuk (kepek), rüşeym (embriyo) ve tane içidir (endosperm). Beyaz un sadece endosperm içerirken tam buğday ununda diğer iki parça da bulunur. Beyaz un daha az yağ içerdiğinden, uzun süre dayanabilir ancak tam buğday, beyazdan iki kat daha fazla yağ içerir ve bu nedenle kolayca ekşiyebilir veya bozulabilir.

Un Nasıl Muhafaza Edilir?

Çok amaçlı unu saklamanın en iyi yolu, onu kağıt torbasından çıkarmak ve unu ideal olarak plastik veya camdan yapılmış hava geçirmez bir kaba koymaktır. Orijinal kağıt ambalajından çıkarmanın nedeni, kağıt paketin havadaki nemi çekmesi ve nemin unun en büyük düşmanı olmasıdır. Ağzı kapaklı plastik veya cam bir kap, unun nemden korunmasına yardımcı olabilir.

Herhangi bir gıda maddesini satın alırken yapılacak en doğru davranış kısa sürede tüketilecek miktarda almaktır. Özellikle un gibi besinlerin ev ortamında çok uzun vadede saklanması mümkün olmayacağından, çuval yerine küçük paketlerde satın almak satın almak en iyisidir. Ancak ne yazık ki son günlerde anormal süreçlerden geçiyoruz. Her ne kadar uygun bir davranış olmasa da çeşitli kaygılar tüketiciyi gıda depolamaya teşvik edebiliyor. Bu durumda yapılacak en iyi şey unu buzdolabı veya derin dondurucu gibi daha soğuk alanlarda muhafaza etmektir.

Konuyu toparlayacak olursak, ihtiyacınız olandan çok fazla un almaktan kaçının. Hangi unu satın alırsanız alın, kağıt poşetten çıkarın ve plastik veya cam hava geçirmez kapaklı bir kaba aktarın. Bu kabı mümkünse buzdolabında veya dondurucuda saklayın. Eğer buzdolabında ve derin dondurucuda un için yer ayıramıyorsanız o halde, garaj ve bodrum gibi serin ve karanlık ancak rutubetsiz yerleri tercih edin. Ayrıca un, etrafındaki kokuları kendine çekebilir. Çevredeki kokulardan izole kalabilmesi için unu muhafaza ettiğiniz kabın ağzı kapaklı, hava geçirmez olması gerektiğini unutmayın.

Un Ne Kadar Dayanır?

Buzdolabı mümkün değilse, çok amaçlı beyaz un 6 ila 9 ay boyunca bozulmadan tazeliğini koruyacaktır. Buzdolabında saklanıldığında bu süre en az 1 yıldır. Öte yandan, tam buğday veya tam tahıllı unlar, bozulabilecek doğal yağların daha fazlasına sahiptir. Bu nedenle, normal oda sıcaklığında 1 ay, daha soğuk ev sıcaklığında 3 ay, buzdolabında 6 ay ve dondurucuda 1 yıl bozulmadan tazeliğini koruyabilir.

Unlardaki yaygın bozulma şekli böceklenme veya kurtlanmadır. Böceklenen unun elendikten sonra kullanılabileceğini iddia edenler olsa da bir kez böceklenen unu bir daha kullanmamak gerekir çünkü gözle görülemeyen küçük kurtçuklar ve yumurtaları elekten geçebilir.

Ununuzda kurtçuk olup olmadığından emin değilseniz, unu birkaç saat güneş ışığına maruz bırakın. Sıkı yüzey kırık görünüyorsa, böceklerin hareket ettiğini varsayabilirsiniz. Unu atın. Yalnızca, bu yöntemin kurt yumurtaları hakkında fikir vermeyeceğini unutmayın.

Unun bozulup bozulmadığını anlamanın bir diğer yolu da koklamaktır. Eğer unda gözle görülür bir sorun yoksa o halde koku duyunuza güvenin. Ekşimsi veya rahatsız edici kötü bir koku alıyorsanız, ne yazık ki artık kullanmak için güvenli değildir. Herhangi bir gıda maddesinin bozulup bozulmadığı konusunda şüpheleriniz varsa ve ne yapacağınızdan emin değilseniz, tüketmek yerine çöpe atmak her zaman en iyisidir.

Son olarak, yeni ve eski un paketlerini birleştirmeyin çünkü bu, yeni unun raf ömrünü kısaltır.

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com