Bizimle iletişime geçin

Sağlık

Kadınlarda Hormon Bozukluğu Belirtileri ve Nedenleri

Kadınlarda Hormon Bozukluğu Belirtileri ve Nedenleri

Hormonlar büyüme, gelişme, onarım, üreme, sindirim ve metabolizma için gereklidir. Çünkü vücutta organların işlevlerini yerine getirmelerini sağlayan kimyasal haberciler olarak görev yaparlar. Bu nedenle, vücuttaki hormonal dengesizlik bir sağlık sorunun belirtisi olabilir. Bununla birlikte, hormon bozukluklarının belirtileri erkeklerde ve kadınlarda farklılık gösterir.

Kadın cinsiyet hormonlarındaki bozukluklar, duygusal faktörler, aşırı kilo değişiklikleri veya bazı ciddi hastalıklar dahil olmak üzere bir dizi farklı faktörden kaynaklanabilir. Hormon dengesizliğinde kendini gösterebilen tipik belirtiler, kilo değişikliği, uyku sorunları, akne, libido düşüklüğü ve güçlü ruh hali değişimleri olabilir.

Hormon Dengesizliklerinin Tetikleyicileri

Hormon terimi, vücuttaki önemli süreçlerden sorumlu olan bir grup maddeyi tanımlar. Hormonal denge, vücudun çok hassas bir alanıdır. En küçük tutarsızlıklar bile çok çeşitli şikayetlere veya hastalıklara yol açabilir. Hormonal dengesizliklere neden olabilecek dört ana tetikleyici şunlardır:

  • D vitamini eksikliği
  • Radyasyona maruz kalma, çevredeki kirleticiler ve bazı ilaçlar
  • Hormonal etkisi olan maddeler
  • Stres

Kadınlarda Hormon Bozukluğu Neden Olur?

Kadınlar ve erkekler, hormon bozukluklarından farklı şekilde etkilenirler. Kadınlık hormonları hem zamana hem de adetlere göre daha değişken ve karmaşıktır. Bu nedenle, hormon bozukluğu kadınlarda erkeklerden çok daha sık görülür. 

Kadınlarda en bilenen hormonlar östrojen veya progesterondur. Bunların kadın döngüsü ve libido üzerinde büyük etkisi vardır. Ayrıca böbrek üstü bezi tarafından üretilen kortizol hormonu da nispeten iyi bilinmektedir. İnsülin de bir hormondur. Bu pankreasta üretilir ve kan şekeri seviyesini düzenlemekten sorumludur.

Adet döngüsü birkaç hormon tarafından düzenlenir. Beynin bir parçası olan hipotalamus, her ay beynin uzantıları olan hipofiz bezinden geçen kimyasallar üretir. Bu maddeler hipofiz bezini hormonlar üretmesi ve salgılaması için uyarır. Sonrasında yumurtalıklara etki eden bu hormonlar, aynı zamanda kadın cinsiyet hormonları olan östrojen ve progesteron üretimini de uyarır.

Bu döngü bir dizi faktör tarafından bozulabilir. Hipotalamus, duygusal faktörler, aşırı kilo değişiklikleri veya diğer ciddi hastalıklardan etkilenebilir. Tedavi edilmeyen bir hormon bozukluğu çeşitli hastalıkları tetikleyebileceği gibi, bazı hastalıklar da sırayla hormonal bir bozukluğa neden olabilir. Örneğin, belirli ilaçların uzun süre kullanılmasında bu durum söz konusu olabilir. Özellikle kortizonun hormonları bozduğu bilinmektedir. Ancak çeşitli çevresel kirleticiler ve bazı tümör hastalıkları da hormonlara ağır bir yük bindirerek dengeye zarar verebilir.

Kadınlarda Hormon Bozukluğu Belirtileri

Hormonlar kanda çok küçük konsantrasyonlarda dolaşırlar ve kısa bir süre sonra parçalanırlar. Böylece vücut bu haberci maddelerle dolup taşmaz. Hormon metabolizması, yani hormonların birikmesi ve parçalanması kesin bir düzenlemeye tabidir. Bir hormon başarısız olursa veya bir madde çok fazla ya da çok az üretilirse, organizmanın metabolizmasında bozukluklar meydana gelir.

Bu bozuklukların bazı belirtileri hemen fark edilirken, bazılarının da araştırılması gerekir. Bunlar genellikle zararsız bir açıklaması olan yaygın semptomlardır. Ancak bazen daha şiddetli hormon bozukluklarına bağlı olabilir. Bu nedenle, bir hormon bozukluğundan şüphelenenler, mutlaka doktora danışmalı ve semptomların neyden kaynaklandığını netleştirmelidir.

Kilo Alımı veya Kaybı

Hormonal dengesizlikler hem kilo alınmasına hem de kaybedilmesine neden olabilir. Katı bir diyet uygulanıyor ve düzenli egzersiz yapılıyor olsa dahi, kilo alınması mümkündür. Bunun nedeni, hormon seviyelerindeki bir dengesizlik olabilir. Aynı şey, diyetle ilgili olmayan anormal kilo kaybı için de geçerlidir.

Artan yaşla birlikte, kontrollü bir diyet uygulansa ve kilo vermek için aşırı çaba sarf edilse bile kiloyu kontrol etmek zor olabilir. Bu, hormonlardaki dengesizlikten kaynaklanıyor olabilir. Diyabet, tiroid bozuklukları, Cushing sendromu ve polikistik over sendromu (POS) gibi hormonal değişiklikler, kilo alımı ile bağlantılı çeşitli durumlardır.

Yorgunluk, Depresyon ve Güçsüzlük

Yorgunluk, depresyon ve enerji eksikliği, tiroid hormonları üreten hipotiroidizm adı verilen yetersiz aktif bir tiroid bezinden kaynaklanabilir. Tiroid hormonları vücudun enerjiyi nasıl kullandığını kontrol eder. Bu nedenle, kalp atışları da dahil olmak üzere vücuttaki hemen hemen her organı etkiler.

Yeterli tiroid hormonu olmadan vücudun birçok işlevi tam olarak yerine getirilemez. Kadınların hipotiroidizm geliştirme olasılığı erkeklerden çok daha fazladır. Hastalık ayrıca 60 yaşından büyük kişilerde daha yaygındır.

Sindirim Sorunları

İrritabl Barsak Sendromu (İBS), ishal, gaz, şişkinlik, karın ağrısı ve kabızlık gibi semptomlar, vücuttaki hormonal dengesizlikten kaynaklanabilir. İBS, vücudun hormonal dengesizliği olduğuna dair bir sinyal verme yolu da olabilir. Ayrıca mide ve bağırsak yolunun hücre yapısında hormon reseptörleri vardır. Hormon seviyeleri değiştikçe sindirim süreci de değişir.

Uyku Problemleri

Uyku sırasında vücut, döngüyü düzenlemek için yumurtalıklardan progesteron salgılar. Bu hormonun düşük seviyelerde olduğu durumlarda, gevşemede veya uykuya dalmada zorluk yaşanabilir. Menopozdaki kadınların östrojen seviyeleri daha düşüktür ve gece terlemeleri ile şişliklerden muzdariptir. Özellikle sabahları uyanınca hissedilen yorgunluk, kadınlarda hormon dengesizliğinin bir belirtisi olabilir.

Sık Sık Baş Ağrısı

Baş ağrısının ortaya çıkmasının birçok nedeni vardır. Ancak birçok kadın, östrojen seviyeleri düştüğünde de bu durumdan muzdariptir. Bu genellikle adetten hemen önce olur. Hormon bozukluğundan kaynaklanan baş ağrıları ve migren, ağrı kesicilerle rahatlatılabilir. Bununla birlikte, sağlıklı beslenmek, yeteri sıvı alımı ve günlük egzersizler de baş ağrılarını azaltmaya ve hormonları dengede tutmaya yardımcı olabilir.

Düzensiz Adet

Kadınların dörtte biri, hormonal dengesizliklerden kaynaklanan düzensiz dönemlere sahiptir. Aşırı adet ağrısı veya ağır kanama, adet döngüsü bozukluğunun ve dolayısıyla hormonal dengede bir bozukluğun göstergesi olabilir. Amenore, menoraji, dismenore veya oligomenore gibi şikayetler de olabileceğinden, bu durumun teşhis ve tedavisi mutlaka bir doktor tarafından yapılmalıdır.

Güçlü Ruh Hali Değişimleri

Östrojen ve progesteron, beyindeki nörotransmitterlerin yanı sıra serotonin, dopamin ve norepinefrin gibi hormonları da etkiler. Hormon bozukluklarının en sık görülen semptomlarından biri depresyon başlangıcıdır. Önce ruh hali değişimleri ve sinirlilik ile başlar. Ancak hormonal bozukluk zamanında tedavi edilmezse veya fark edilmezse, hasta orta ila şiddetli depresif dönemler yaşayabilir. Basitçe anlatmak gerekirse, depresyon özel bir hormonal bozukluk türüdür.

Hormonal dengesizliğin tipik belirtileri, aşırı östrojen ve progesteron eksikliği nedeniyle kişinin sıklıkla ruh hali değişimleri, sinirlilik, öfke ve ağlama nöbetlerinden şikayetçi olmasıdır. Konuşma terapisi, bu durumdan etkilenen bazı bireyler için ruh hali değişimlerini hafifletebilir. Ayrıca şeker ve nikotin alımını sınırlamak da hormonal dalgalanmaları azaltabilir.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Dudak Kuruması Neden Olur? Kuruyan Dudaklara Ne İyi Gelir?

Dudak Kuruması Neden Olur? Kuruyan Dudaklara Ne İyi Gelir?

Dudak kuruması özellikle belli dönemlerde oldukça sık karşılaşılan bir cilt sorunudur. Sadece görünüşüyle can sıkıcı olmakla kalmayarak, aynı zamanda ağrı ve rahatsızlığa da neden olabilir. Kuruluğun yanı sıra çatlaklar, kızarıklık, artan hassasiyet ve ciltte karıncalanma ile karakterizedir. Birçok kişi için kaçınılması zor gibi görünen dudak kuruması, takip edilmesi kolay çeşitli yöntemlerle tedavi edilebilir.

Dudaklardaki kuruluğun ve pul pul bir hale gelmesinin birçok nedeni bulunmaktadır. Yaygın nedenler; tahriş edici maddeler, rüzgar, soğuk hava, güneş ve mekanik strestir. Örneğin dudakları ısırmak veya dille nemlendirmek, kısa süre sonra bölgedeki sıvıyı daha da azaltarak kuruluğu tetikleyebilir.

  • Soğuk havalarda: Kuru ve soğuk hava, dudakların kurumasına ve çatlamasına neden olur. Kış mevsiminde atmosferden gelen kuru kontrast da diğer bir faktördür.
  • Sıcak havalarda: Yaz aylarında kuru rüzgarlar yaygındır. Ek olarak, güneşe daha fazla maruz kalma ve susuz kalma gibi dudak kurumasına neden olabilecek başka etkenler de vardır. 
  • Uzun süre dışarıda kalmak: Yorucu spor aktiviteleri ile birlikte rüzgara, soğuğa veya sıcağa uzun süre maruz kalmak, dudak kuruluğu olasılığını artırır.

Dudaklar Neden Kurur?

Dudak bölgesindeki cilt yapısı, vücudun diğer bölgelerine kıyasla oldukça hassastır. Yağ bezlerinden yoksun olması nedeniyle, kuru hava ve değişen sıcaklıklar gibi basit etkenler bile dudaklarda kuruluk oluşturabilir. Aşağıda sıralanan başlıklar, dudak kuruluğunun ana nedenleridir.

Vücudun Dehidrasyonu

Dehidrasyon (vücudun alınan sıvıdan fazlasını tüketmesi sonucu oluşan anormallikler), dudak kurumasının en yaygın nedenlerinden biridir. Dudaklarda cildin geri kalanı gibi yağ bezleri yoktur ve bu nedenle dudakların nem kaybetme olasılığı daha yüksektir. Hava kuruysa, kuru ve çatlamış dudaklardan muzdarip olma eğilimi daha fazladır. Susuzluk dehidrasyonun geç bir belirtisi olduğundan, su içmek için susayana kadar beklenmemelidir. Bu nedenle, dudak kurumasını önlemek ve dudakların yeterince nem kazanması için günde en az 8 bardak su tüketmek gerekir.

Dille Dudakları Nemlendirmek

Birçoğunun dudaklarını diliyle sürekli nemlendirme alışkanlığı, bölgedeki sıvı eksikliğini daha da kötüleştirir. Dudakların dille nemlendirilmesi sadece birkaç saniye etkilidir. Tükürük saniyeler içerisinde buharlaşır ve kuruluk geri döner. Bu alışkanlığınız varsa, en kısa zamanda kurtulmanız önerilir.

Tahriş Edici Maddeler

Bazı diş macunları, kurumuş dudaklara neden olabilecek tahriş edici maddeler içerir. Bu bileşene sodyum lauril sülfat denir. Sodyum lauril sülfat içeren diş macunlarını kullanmaktan kaçınmalıdır. Bunun yerine başka bir marka seçilebilir veya doğal diş macunları tercih edilebilir. 

Ayrıca bazı meyve asitleri ve özellikle turunçgiller de dudakları tahriş eder. Ek olarak, sakız, şeker veya diş macununda kullanılan sinnamatlar da dudakları tahriş edebilir. Bu durumlarda, satın almadan önce içerdikleri maddeler hakkında bilgi sahibi olmak için ürün etiketleri kontrol edilmelidir.

Alerjiler

Kobalt ve nikel dahil olmak üzere bazı maddelere olan alerjiler, dudak kurumasına neden olabilir. Bazı diş macunları guaiazulen içerirken, bazı rujlar da tahrişe ve alerjiye neden olabilen propil gallat veya fenil salisilat içerir. Bu bileşenleri ihtiva eden ruj ve diş macunlarını kullanmaktan kaçınmalıdır. Ayrıca gıda boyası gibi bazı gıda bileşenleri de alerjiye ve kuru dudaklara neden olabilir. Hangi alerjene tepki verdiğinizden emin değilseniz, doktorunuza başvurmalısınız.

Sadece Ağızdan Nefes Almak

Ağzınızdan nefes aldığınızda dudaklarınız havayla daha fazla temas eder ve bu nedenle kurur. Uyku apnesi, sinüzit ve soğuk algınlığı gibi bazı durumlar ya da hastalıklar, ağzınızdan daha sık nefes almanıza neden olabilir. Bu gibi durumlarda mutlaka bir doktora danışılarak tedavi olunması gerekmektedir.

İlaç Kullanımı

Depresyon, anksiyete, ağrı, şiddetli akne, soğuk algınlığı ve burun alerjilerini tedavi etmek için kullanılan bazı ilaçlar, genellikle yan etki olarak dudak kuruluğuna neden olur. Dudaklarınızda meydana gelen kuruluğun ilaçlardan kaynaklandığından şüpheleniyorsanız, nedenini öğrenmek için doktorunuzla görüşmelisiniz.

Daha Az Bilinen Nedenler

Yukarıda bahsedilen nedenler sizi ilgilendirmiyorsa, dudak kurumasının çok yaygın olmayan başka sebepleri de bulunmaktadır. Kurumuş dudakların diğer olası nedenleri şunlardır:

  • B12 vitamini eksikliği
  • Niasin eksikliği (özellikle ağız kenarlarında çatlaklara neden olur)
  • Mantar enfeksiyonu
  • Hipervitaminoz A (A vitamini zehirlenmesi)
  • Şeker hastalığı
  • Kawasaki hastalığı gibi bazı kan hastalıkları
  • Sjögren sendromu (dudak kuruması da dahil olmak üzere çeşitli semptomlarla kendini gösteren otoimmün hastalık)
  • Makrositoz (artan kan hücresi boyutu ile karakterize bir durum)

Dudak Kuruluğunun Tedavisi İçin İpuçları

Dudaklarınızı yumuşak, taze ve sağlıklı tutmak için öncelikle kendinizi durumu kötüleştiren şeylere maruz bırakmaktan kaçınmalısınız. Bununla birlikte, dudaklarınızda koruyucu bir bariyer oluşturan kremler/dudak balmları kullanılabilir. Ayrıca yeterli su içememek de dudaklarınızı kurutabilir. Bu nedenle, günlük yeterli sıvı alımı önemlidir.

Uygun Dudak Ürünlerini Seçin

Dışarıda çok zaman geçiren biriyseniz, güneş koruyucu özellikli bir dudak kremi seçebilirsiniz. Uzun süredir çatlamış dudaklarla ilgili sorunlarınız varsa, kakao yağı veya diğer besinleri içeren bir ürün tercih edebilirsiniz. Dudak kuruluğuna sağlıksız görünüm de eşlik ediyorsa, dudaklarınıza sağlıklı bir ışıltı kazandırabilecek dudak balsamı kullanabilirsiniz.

Ayrıca nemi muhafaza edebilen bazı dudak kremleri, dudak kuruluğu problemini önlemeye ve tedavi etmeye yardımcı olabilir. Karite yağı, E vitamini ve hindistancevizi yağı gibi maddeler içeren kremler özellikle etkilidir.

Belirli Gıdaları Tüketmekten Kaçının

Dudaklarda oluşan kurumayı önlemek için yukarıda belirtilen durumların yanı sıra, asit veya diğer tahriş edici maddeler bakımından yüksek gıdalardan da kaçınılmalıdır. Örneğin domatesler çok fazla asit içerir. Aynı zamanda acı biberler, mango kabukları ve soslar da dahil olmak üzere bazı diğer tahriş edici yiyecekler diyetinizden çıkarılmalıdır.

Okumaya devam et

Sağlık

Albümin Nedir? Görevleri ve Albümin Düşüklüğü Nedenleri

Albümin Nedir? Görevleri ve Albümin Düşüklüğü Nedenleri

Albümin karaciğerde oluşur ve kandaki en önemli proteinlerden biridir. Örneğin hormonlar, yağ asitleri ve ilaçlar gibi maddelerin kanda taşınması için büyük öneme sahiptir. Albümin değerleri, karaciğer hastalığı, böbrek hastalığı ve bağırsak hastalığında görülen protein eksikliği ve protein kaybının değerlendirilmesi için incelenir.

Albümin, örneğin karaciğer hücre hasarında veya böbrek hasarında meydana gelebilecek anormal protein kayıplarında bozulan bir protein sentezini araştırmak ve takip etmek için kullanılır. Açlık, vücutta iltihaplanma ve bağırsak yoluyla albümin kaybı durumlarında da düşük değerler görülmektedir.

Albümin Nedir ve İşlevleri Nelerdir?

Albümin kanda en bol bulunan proteindir. Kolloid ozmotik basıncı (sıvının vücut dokularından uzaklaştırılması ve kan dokularına taşınması) koruma görevinin yanı sıra, kan sıvısının kan dolaşımında kalmasını sağlar. Yetersiz beslenme sırasında, hasta genellikle kanda çok düşük seviyelerde albümin alır. Bu da yetersiz kolloid ozmotik basınca ve vücut dokularında artan sıvı birikimine (ödem) yol açar.

Albümin ayrıca bir taşıyıcı protein görevi görür. Örneğin tiroid hormonları ve steroid hormonları gibi bazı hormonların yanı sıra, yağ asitleri gibi suda çözünmeyen maddelerin kanda taşınmasına yardımcı olur.

Albüminin vücutta iki ana özelliği şunlardır:

  • Kandaki suyun ozmotik kuvvetlerle kan damarlarından çıkıp dokulara ulaşmasını engellemek.
  • Hormonlar, yağ asitleri ve bazı ilaçlar gibi suda çözünmeyen maddeleri kanda taşımak.

Kandaki Albümin Neden Ölçülür?

Albüminin vücudun çeşitli işlevlerine ne kadar dahil olduğu göz önüne alındığında, değeri analiz etmek için birçok farklı neden vardır. Albümin değerinin analizi, vücuttaki sıvı dengesinin nasıl göründüğüne dair bir göstergedir. Bununla birlikte, vücudun beslenme durumuna dair önemli ipuçları da elde edilir.

Karaciğer hasarı veya karaciğer hastalığından şüphelenildiğinde albümin üretimi düşebilir ve böbrek hastalıklarında bazen idrar yoluyla normalden daha fazla albümin kaybedilebilir. Aynı şekilde, bazı bağırsak hastalıklarında seviyeler düşebilir.

Karaciğer hastalığının belirtileri şunlardır:

  • Sarılık (cilt ve gözlerin sararmasına neden olan bir durum)
  • Yorgunluk
  • Kilo kaybı
  • İştah kaybı
  • Koyu renkli idrar

Böbrek hastalığının belirtileri şunlardır:

  • Karın, uyluk veya yüz çevresinde şişme
  • Özellikle geceleri daha sık idrara çıkma
  • Köpüklü, kanlı veya kahverengi idrar
  • Mide bulantısı
  • Ciltte kaşıntı

Yüksek Albümin Değeri Ne Anlama Gelir?

Kan dolaşımından da sıvı kaybedildiği için özellikle dehidrasyon ile bağlantılı olarak artan bir albümin değeri görülür. Bu da kandaki albüminin yoğunlaşmasına ve seviyelerinin yükselmesine neden olur. Sıvı dengesi geri yüklendiğinde, değer genellikle normalleştirilir.

Düşük Albümin Değeri Ne Anlama Gelir?

Düşük albümin seviyeleri, kendi kendine düzelen geçici bir durumdan veya tedavi gerektiren bir duruma kadar çeşitli nedenlere bağlı olabilir. Albümin seviyeleri, üretim bozulduğunda, protein yıkımı arttığında, protein kaybı arttığında ve/veya kan sulandırıldığında az ya da çok azalabilir.

Düşük albümin karaciğer hastalığına neden olabilir. Tam olarak hangi tip karaciğer hastalığının mevcut olabileceğini belirlemek için karaciğer enzim testleri veya bir karaciğer paneli istenebilir. Ayrıca etkilenen kişi, durum ileri bir aşamaya ulaşana kadar normal veya normale yakın albümin seviyelerine sahip olabilir. Örneğin, karaciğer sirozu olan kişilerde albümin genellikle (her zaman değil) düşüktür. Siroza ilerlememiş çoğu kronik karaciğer hastalığında ise albümin genellikle normaldir.

Düşük albümin seviyeleri, aynı zamanda böbreklerin albüminin kandan idrara sızmasını ve kaybolmasını engelleyemediği bir böbrek hastalığı olduğu anlamına da gelebilir.

Ayrıca iltihaplanma, şok ve yetersiz beslenmede de düşük albümin seviyeleri görülebilir. Ek olarak, Crohn hastalığı veya çölyak hastalığı gibi vücudun proteini düzgün bir şekilde emmediği ve sindiremediği veya bağırsaktan büyük miktarda proteinin kaybolduğu durumlarda görülebilirler.

Düşük bir albümin değeri, aşağıdakiler gibi birkaç başka koşulda da görülebilir:

  • Enfeksiyon
  • Ameliyat
  • Kronik hastalık
  • Şeker hastalığı
  • Az çalışan tiroid bezi (hipotiroidizm)
  • Kalp yetmezliği
  • Bazen hamilelik nedeniyle kan hacminde artış

Not: Hamile kadınlar, ikinci ve üçüncü trimesterlerde daha düşük albümin seviyelerine sahip olabilir. Doğum kontrol hapları da değerleri düşürebilir.

Albümin Değerini Başka Hangi Faktörler Etkileyebilir?

Albümin değeri vücudun birçok sisteminden etkilendiğinden, bazı nedenlere bağlı olarak hızla değişebilir. Örneğin diyabet veya kalp yetmezliği tedavisi görüyorsanız, doktor albümin seviyenizi sık sık test etmeyi seçebilir. Normal beslenmeye sahip, zayıf olmayan ve herhangi bir ilaç tedavisi görmeyen sağlıklı bir bireyseniz, albümin değerinin çok sık test edilmesine gerek yoktur.

Testten önceki gün, test sonucunu etkileyebileceğinden alkol ve yağlı yiyecekler tüketmekten kaçınmalısınız. Normal bir değişken olarak hafif sapma gösteren albümin değeri de ortaya çıkabilir. Referans aralığı, sağlıklı bir deney grubunun % 95’ini içerir. Bu, sağlıklı bireylerin % 5’inin hastalıkla bağlantılı olmadan referans aralığının dışında kaldığı anlamına gelir. Buna normal varyant denir.

Albümin Değerleri Kan veya İdrar Testiyle Belirlenebilir mi?

Albümin hem kanda hem de idrarda ölçülebilir. Kandaki albümin esas olarak karaciğer fonksiyonunu ve beslenme seviyesini değerlendirmek için kullanılır. İdrar-albümin-kreatinin oranı yoluyla belirlenen idrardaki albümin seviyesi, böbrekten ne kadar protein sızdığının bir ölçüsüdür. Dolayısıyla, bozulan protein sentezinin böbrekteki hasarının ya da etkisinin dolaylı bir ölçüsüdür.

Okumaya devam et

Sağlık

Ayak Bileği Ağrısı Neden Olur? Ayak Bileğinde Ağrı ve Yanma Nedenleri

Kemikler, kaslar, kıkırdak, bağ ve tendon adı verilen dokulardan oluşan ayak bileği eklemi, ayak ve bacağın buluşma noktası olmasının yanı sıra ayağın hareket kabiliyetinden sorumludur. Ekleminizi oluşturan yapılardan herhangi biri zarar gördüğünde, ağrı, yanma hissi, şişlik veya karıncalanma gibi rahatsız edici belirtileri deneyimleyebilirsiniz.

Ayak Bileği Ağrısı Neden Olur? Ayak Bileğinde Ağrı ve Yanma Nedenleri

Kemikler, kaslar, kıkırdak, bağ ve tendon adı verilen dokulardan oluşan ayak bileği eklemi, ayak ve bacağın buluşma noktası olmasının yanı sıra ayağın hareket kabiliyetinden sorumludur. Ekleminizi oluşturan yapılardan herhangi biri zarar gördüğünde, ağrı, yanma hissi, şişlik veya karıncalanma gibi rahatsız edici belirtileri deneyimleyebilirsiniz.

Ayakları bacağa bağlayan ve hareket kabiliyetinden sorumlu olan ayak bileği eklemleri, kemik, kas, kıkırdak ve bağlardan oluşan harika bir mekanizmaya sahiptir. Söz konusu yapılardan herhangi biri zarar gördüğünde bölgesel bir ağrı hissedebilirsiniz. Öte yandan, bilekteki ağrı ve yanmaya neden olan etkenler, burkulmadan kırılmaya, yaralanmalardan artrite kadar pek çok olası etken nedeniyle ortaya çıkabilir. Bu nedenle, ağrının asıl kaynağını öğrenmek ve gerekli tedaviyi almak için ortopedi bölümünden randevu almanız gerekir. Ancak yine de doktoru ziyaret etmeden önce, ayak bileğinizdeki ağrının potansiyel nedenleri hakkında bilgi edinmek isteyebilirsiniz.

Ayak Bileğim Neden Ağrıyor?

Sorunun kaynağına ve şiddetine bağlı olarak, ayak bileği ağrınıza, yanma, karıncalanma, şişlik, morarma gibi ek semptomlar eşlik edebilir. Ayrıca, buz torbasıyla kompres yapmak ve istirahat etmek gibi ev çözümleriyle iyileşebilir veya fizik tedavi ve hatta ameliyat gibi tedavileri almanız gerekebilir. Ayak bileğinizin neden ağrıdığını öğrenmenizin tek yolu bir sağlık kuruluşunda gerekli testleri yaptırmaktır. Bununla birlikte, aşağıdaki potansiyel nedenlerden biri ayak bileğinizdeki ağrının sebebi olabilir…

Burkulma: Ayak bileği ağrıların yaklaşık % 85’inin burkulma sonucu ortaya çıktığını biliyor muydunuz? (Kaynak) Genellikle ayak bileğinin yere doğru bükülmesiyle oluşan burkulmalar, ayak bileğinizdeki bağları gerer ve hatta yırtılmasına neden olabilir. Ayrıca, bileğinizdeki kıkırdak ve tendonlara zarar verebilir.

Osteoartrit: Ayak bileğindeki ağrıya birçok artrit türü neden olabilse de yaygın görüleni osteoartrittir. Halk arasında eklem kireçlenmesi ismiyle de bilinen bu hastalık, eklemlerdeki aşınma ve yıpranmanın bir sonucudur. Bu olduğunda, kıkırdak kaybı sonucunda kemikler birbirine sürtünerek osteofot ismindeki kemik büyümelerini ortaya çıkarabilir. 40 yaşından önce nadir görülür ve yaşlı kişilerin deneyimlemesi daha muhtemeldir.

Kırıklar: Ayak bileği kırıkları bu bölgedeki ağrının bir diğer nedenidir. Ani gelişen, tahammülü zor şiddetli ağrıyla karakterize bilek kırıklarının yaygın belirtileri, şişlik, morarma ve ayağın üzerine ağırlık vererek basamamadır.

Yukarıda sayılan üç etken, ayak bileği ağrılarının en yaygın nedenleridir. Ancak, daha nadir görülen başka tıbbi sorunlar nedeniyle de ayak bileğiniz ağrıyor olabilir. İşte onlardan bazıları…

Gut hastalığı: Eklemlerde ağrı, yanma, kızarıklık ve şişlik gibi belirtileriyle bilinen gut hastalığı bir tür iltihaplanmadır. Vücutta ürik asit biriktiğinde ortaya çıkar. Normalden daha yüksek ürik asit konsantrasyonu, eklemlerde kristaller biriktirerek keskin ağrıya neden olabilir. Bununla birlikte, ayak bileği ağrısının az rastlanan bir nedenidir ve daha önce gut hastalığı teşhisi konulmuş kişilerde ortaya çıkması daha olasıdır.

Ayrıca, yalancı gut ismiyle de bilinen, pseudogout hastalığı ayak bileği ağrısının az görülen diğer nedenidir. Eklemlerde kalsiyum kristallerinin birikmesi sonucunda ortaya çıkar. Gut hastalığındaki ağrı, yanma, kızarıklık ve şişlik gibi belirtiler yalancı gut hastalığında da görülür.

Tarsal tünel sendromu: Bu hastalık, ayak bileğindeki sinirin zedelenmesi durumudur. Ayağınızdan ayak bileğinize giden sinir, yaralanma veya şişme sonucu sıkışırsa, ayağınızda ağrılı bir yanma hissi yaşayabilirsiniz. Ağrı bazı durumlarda bacaklar kadar yüksek bölgelerde hissedilebilir.

Nöropati: Nöropati, sinirlerin ağrı iletim sistemleriyle ilgili bir hastalığa atıfta bulunan kapsamlı bir terimdir. Ayak bileği ağrısı söz konusu olduğunda iki tür nöropatiden şüphelenilebilir.

Birincisi, yüksek kan şekeri nedeniyle vücudunuzdaki sinirlere ve kan damarlarına zarar verebilen diyabetik nöropatidir. Bu rahatsızlık, ayaklarda yanma ve ağrı veya karıncalanma hissine yol açabilir. Bir diğeri, diğer semptomları ağrı ve ayaklarda his kaybı olan ve kısaca SFSN ismiyle de bilinen küçük lifli duyusal nöropatidir.

Ayak Bileği Ağrısı Nasıl Geçer?

Yukarıda da belirtildiği üzere ayak bileği ağrısının pek çok nedeni olabilir. Kireçlenme ve kırık gibi durumlarda tıbbi yardım almanız gerekir. Basit nedenler sonucunda gelişen bilek ağrıları için ise aşağıdaki ev çözümleri iyi gelebilir ancak teşhis için öncelikle doktora gitmeniz gerektiğini unutmayın.

İstirahat edin: Ağrının şiddetini artırabileceğinden ve durumu daha da kötüleştirebileceğinden ağrıyan bileğinizin üzerine ağırlığınızı vermekten kaçının. Birkaç gün boyunca dinlenin. Yürümeniz gerekiyorsa koltuk değneği veya baston gibi yardımcı ekipmanları kullanın.

Soğuk kompres uygulayın: Şişliği azaltmak ve yanma hissini gidermek için soğuk kompres yöntemi en sık kullanılan ev çözümlerinden biridir. Buz torbasını bir havluya sarın ve sorunlu bileğinizin üzerinde 15 ila 20 dakika boyunca bekletin. İşlemi günde 3 kez tekrarlayın.

Bandajla sarmayı düşünün: Ağrıyan ayak bileğinizi desteklemek için bir bandajla sarmayı deneyebilirsiniz. Yalnızca, ayağınızı morartacak veya uyuşup karıncalanmasına neden olacak kadar çok sıkı sarmadığınızdan emin olun.

Ayağınızı yüksek bir yere uzatın: Şişmeyi azaltmak ve rahatlama sağlamak amacıyla, sorunlu ayağınızı kalp seviyesinden yükseğe uzatarak istirahat etmeniz iyi bir fikirdir. Birkaç yastığı üst üste koyup ayağınızı üzerine uzatın ve dinlenin.

Ayak bileğinizdeki ağrının şiddetini azaltmak için reçetesiz satılan asetaminofen (parasetamol) veya ibuprofen gibi ilaçları alabilirsiniz. Bileğinizdeki ağrı azaldığında, bileğinizle daireler çizerek hafif egzersizler yapın ancak ağrınız yeniden başlarsa devam ettirmeyin.

Ne Zaman Doktora Gitmeliyim?

Ayak bileğinizdeki ağrı rahat yürümenize engel oluyorsa, geceleri uykunuza müdahale ediyorsa, birkaç gün geçmesine rağmen ağrılarınız sürüyorsa, ateşiniz  çıkıyorsa veya sorunlu bölgede kızarıklık varsa en kısa zamanda bir doktora görünmeniz gerektiğini unutmayın.

Doktorunuz öncelikle fiziki muayene yapacak sonrasında röntgen sonuçlarına bakmak isteyecektir. Ayrıca, artritten şüpheleniyorsa bazı kan testlerini yaptırmanızı isteyebilir. Sonuçlara göre, kortizon iğnesi, basit ağrı kesiciler, kremler veya başka bir ilaç reçeteleyebilir. Ek olarak, fizik tedavisi önerebilir ya da ameliyat olmanız gerektiğini söyleyebilir.

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com