Bizimle iletişime geçin

Bilim

Kanlı Ay tutulması nedir? Süper Ay Tutulması ne anlama geliyor?

İki yıl aradan sonra 26 Mayıs Çarşamba günü gerçekleşecek olan ilk Ay tutulması bu kez hem Süper Ay, hem de Kanlı Ay olarak bilinen kozmik fenomenler ile kesişecek.

kanlı ay tutulması

İki yıl aradan sonra 26 Mayıs Çarşamba günü gerçekleşecek olan ilk Ay tutulması bu kez hem Süper Ay, hem de Kanlı Ay olarak bilinen kozmik fenomenler ile kesişecek.

Kanlı Ay Tutulması 26 Mayıs Çarşamba günü (bugün) en net şekilde Pasifik bölgesinden görülebilecek. Doğu Asya’nın yanı sıra Kuzey Amerika’nın Batı yarısı ve Güney Amerika’nın güneyi de bu ender görüntüde en iyi manzaraya sahip olacak.

Dünya doğrudan ay ve güneş arasında geçerken Ay tutulması yaklaşık 15 dakika sürecek. Ancak ‘Kanlı Ay’ manzarası beş saat kadar sürecek. Bu kırmızımsı-turuncu renkli Ay görüntüsü, tutulmuş Ayın yüzeyine yansıyan Dünya atmosferindeki tüm gün doğumu ve gün batımının sonucu olarak gerçekleşiyor.


En iyi manzara Hawaii’de olacak

NASA’nın Lunar Reconnaissance Orbiter proje bilimcisi Noah Petro,” Hawaii bu gösterideki en iyi koltuğa sahip ve daha sonra Kaliforniya ve Pasifik Kuzeybatı olacak” diyor. Yeni Zelanda ve Avustralya’nın da birinci sınıf bir manzaraya sahip olacağını aktarıyor.

12 yıl boyunca Ay’ın etrafında dönen Orbiter uydusu, tutulma sırasında da ay yüzeyindeki sıcaklık değişikliklerini ölçecek. Petro, Hawaii’nin Mauna Kea’sının üstündeki teleskopların da ayı izleyeceğini söyledi.

Güneş tutulmasından farklı olarak Ay tutulmalarına çıplak gözle bakmakta herhangi bir sakınca bulunmuyor.

Kanlı Ay nedir, neden ‘kanlı Ay’ deniliyor?

Ay Dünya’nın gölgesine girerken ilk etapta karanlık görünüyor. Tam olarak gölgeye girdiğinde ise kırmızı ve turuncu arasında bir renge bürünüyor.

Ayın bu renge bürünmesinin sebebiyse gökyüzünün mavi görünmesiyle aynı. Atmosfere giren güneş ışınları renklerine ayrılarak farklı oranda yansımaya maruz kalıyor. En kırılgan renk mavi gündüzleri gökyüzüne rengini verirken, en az kırılgan renk kırmızıysa atmosferi geçip aya tutulma sırasında bu rengi veriyor.

Cambridge Üniversitesi Astronomi Profesörü Andrew Fabian durumu “Kanlı Ay deniyor çünkü güneşten gelen ışınlar Ay’a giderken Dünya’nın atmosferinden geçiyor ve atmosfer bu ışınları kırmızıya çeviriyor. Gün batımı sırasında gökyüzünün kızıla dönmesiyle aynı sebepten.” şeklinde açıkladı.

NASA’dan Gezegensel Jeolist Noah Petro ise ‘Kanlı Ay’ için “Ay yüzeyine gün doğumlarını ve gün batımlarını yansıtmak gibi” ifadelerini kullandı.

NASA bilim adamlarına göre tutulma sırasında Ay üzerinden Dünya’yı gözlemleyen bir kişi, bu nedenle dünyayı kaplayan turuncu-kırmızı bir renk hüzmesi görüyor.

Bir sonraki Ay tutulması Mayıs 2022’de gerçekleşecek.

Türkiye’den görülmeyecek

Avrupa, Afrika ve Batı Asya bu manzarayı göremeyecek. Ancak internette canlı yayınlar mevcut olacak. Yine de dünyanın her yerindeki insanlar normalden daha parlak bir Ay görecekler.

Ay Dünya’dan 357 bin km uzaklıkta ve dolunay formunda olacak. Bu yakınlık ve dolunay olması sebebiyle de ‘Süper Ay’ olacak ve her zamankinden biraz daha parlak ve büyük görünecek.

Tutulmalar göz kamaştırıcı astronomik olaylar arasında yer alıyor ve dünyada milyonlarca kişinin ilgisini aynı anda gökyüzüne çeviriyor.

Ay ve Güneş tutulmalarını izlemek isteyen insanların yeni bir turizm sahası yaratmış olmasına şaşırmamalı.

Bugün Doğu Asya, Avustralya ve Pasifik ile Amerika boyunca gözlenebilecek bir Kanlı Ay Tutulması olacak.

Ancak bu, tutulma türlerinden yalnızca biri.

Şili Özerk Üniversitesi Bilim İletişimi Merkezi’nden astrofizikçi Juan Carlos Beamin, “Resimli Astronomi” adlı kitabında, “Genellikle iki tip tutulmadan bahsedilir: Ay tutulması ve Güneş tutulması. Ancak teknik olarak iki yıldızın dahil olduğu üçüncü bir tip daha vardır” diyor.

Tutulma tiplerini ve kendi içlerindeki çeşitlerini derledik:

Güneş tutulması nedir?

Ay, Dünya çevresindeki hareketi sırasında Güneş ile gezegenimiz arasında hareket ederken nadiren Güneş ışığını bloke ediyor ve Güneş tutulması meydana geliyor.

Başka bir deyişle, Ay’ın gölgesi Dünya yüzeyine düşüyor.

Güneş tutulmalarının da çeşitleri var ve tutulmalar Ay’ın ne kadarlık gölgesinin Dünya’ya düşeceğine göre farklılık gösteriyor.

Tam Güneş tutulması

Tam Güneş tutulması sırasında Güneş, Dünya ve Ay öyle hizalanıyor ki, Ay gezegenimizin belirli kısımlarında Güneş ışığını tamamen bloke ediyor ve kısa süreliğine havanın kararmasına neden oluyor.

NASA’nın ifadesiyle, tam Güneş tutulmalarını astronomik bir rastlantıya borçluyuz. Güneş Ay’dan 400 kat daha büyük ve aynı zamanda Dünya’ya 400 kat daha uzak.

NASA bu durumu şöyle açıklıyor:

“Buradaki geometri şunu söylüyor: Eğer kusursuz biçimde hizalanırlarsa, Dünya’nın belirli bölgelerinden bakıldığında Ay, Güneş’in yüzeyini tamamen kapatıyor ve tam Güneş tutulması meydana geliyor.”

Dünya üzerinde yalnızca küçük bir bölümde Ay, Güneş ışığını tamamen bloke ediyor. Tam tutulmanın görülebildiği noktaların dışında Güneş tutulması parçalı olarak görülebiliyor.

Tam tutulma görülen noktalardan uzaklaştıkça, Güneş’in daha küçük kısmının Ay tarafından örtüldüğü görülüyor.

Şilili astrofizikçi Juan Carlos Beamin, “Teoride, en uzun Güneş tutulması 7 dakika 32 saniye sürebilir” diyor.

Öte yandan bu gök olayı sanıldığı kadar “nadiren” gerçekleşmez: Her 18 ayda bir Güneş tutulması yaşanıyor.

Asıl nadir olan, tam Güneş tutulmasının aynı noktadan tekrar görülebilmesidir, ki bu her 375 senede bir gerçekleşiyor.

Bu yıl 4 Aralık’ta da tam Güneş tutulması yaşanacak ancak bunu tamamen deneyimlemek için Antartika’da olmanız gerekiyor.


Halkalı Güneş tutulması

Ay, Dünya’dan daha uzak olduğu zamanlarda daha “küçük” görünüyor ve bu konumundayken Güneş ışığını tam olarak kapatamıyor.

Böyle zamanlarda Güneş’in etrafında bir halka görünümü oluyor ve ortasında Ay’ın silüeti görülebiliyor. Buna Halkalı Güneş tutulması deniyor.

Tam Güneş tutulmasında olduğu gibi Halkalı Güneş tutulmasını da Dünya’da izleyebileceğiniz noktalar bir rota oluşturuyor.

10 Haziran 2021’de de Kanada’nın belirli kısımlarından, Grönland adasından ve Rusya’dan tam olarak görülebilecek Halkalı Güneş tutulması yaşanacak.

NASA’ya göre bu tutulma, nadiren de olsa 10 dakikadan fazla izlenebilir ancak genellikle 5-6 dakikadan fazla sürmez.

Melez Güneş tutulması

Şilili astrofizikçi Beamin, bu gök olayını şöyle açıklıyor:

“Ay, Güneş’i tamamen kapatacak uzaklıktadır ancak tam tutulma olmadan önce az da olsa Dünya’dan uzaklaşır ve Güneş’i kapatamaz ve yaşanan olay bir Halkalı Güneş tutulmasına dönüşür.”

Tam tersi de mümkün: Halkalı tutulma olarak başlayan olay, Ay’ın Dünya’ya yaklaşmasıyla Tam Güneş tutulmasına dönüşebilir.

Melez tutulmalar tüm Güneş tutulmaları içinde yüzde 4’ü oluşturur. NASA, son olarak 2013’te Melez Güneş tutulması görüldüğünü, 20 Nisan 2023’te Endonezya, Avustralya ve Papua Yeni Gine’den izlenebilecek bir tane daha görülebileceğini söylüyor.

Ay Tutulması nedir?

Ay tutulması, Dünya’mız Güneş ile Ay arasına girerek Ay’a düşen ışığı kestiğinde gerçekleşiyor.

Bir başka deyişle, Ay tutulması sırasında Dünya’nın gölgesini Ay üzerinde görebiliriz.

Güneş tutulmasından bir farkı da şu: Güneş tutulmasının ne kadar görülebileceği, Dünya üzerindeki gözlemicinin konumuna bağlı. Ay tutulmasında ise gezegenimizin neresinde olursanız olun, Ay gökyüzünde görülebildiği müddetçe Ay tutulmasını da izleyebilirsiniz.

Güneş tutulmasının derecesi de coğrafi konuma bağlı. Ay tutulmasında ise gözlemcinin coğrafi konumu, tutulmanın derecesini belirlemiyor.

Ay tutulmalarının da üç tipi var:

Tam Ay tutulması (Kanlı Ay tutulması)

NASA’ya göre Tam Ay tutulması sırasında, Ay ve Güneş, Dünya’nın tam ters yönlerinde hizalanıyor.

NASA, “Ay bütünüyle Dünya’nın gölgesinde kalıyor olsa da, bir miktar Güneş ışığı Ay’a ulaşır” diye ekliyor.

Ancak bu Güneş ışığı Dünya’nın atmosferinden geçerken, mavi ışığın büyük kısmı atmosfer tarafından filtreleniyor ve Ay kırmızı görünüyor. Bu nedenle bu olaya “Kanlı Ay tutulması” da deniliyor.

Dünyamızın yarıçapı, Ay’ınkinin dört katı genişliğinde olduğu için, gölgesi de geniş ve tam Ay tutulması 104 dakikaya kadar sürebilir.

26 Mayıs 2021’de tanıklık edeceğimiz de tam olarak bu.

Güney Amerika, Güneybatı Asya, Avustralya ve ABD’nin batısında bulunan gözlemciler, gökyüzünün açık olması durumunda bu gök olayına 14 dakikalığına tanıklık edebilecek.

Tutulma, Dünya’ya çok yakın bir noktada gerçekleştiğinden ‘Süper’, Mayıs ayında gerçekleştiği içinse “Çiçek” eki getiriliyor ve 26 Mayıs’ta yaşanacak tutulmaya bu nedenle “Süper Çiçek Kanlı Ay” ismi de veriliyor.

Parçalı Ay tutulması

İsminden de anlaşılabileceği gibi, parçalı Ay tutulmasında Ay’ın yalnızca bir kısmı Dünya’nın gölgesinde kalıyor.

Tutulmanın derecesine göre, koyu kırmızı ve bazen de kömür grisi bir gölge görülebiliyor.

Bu renkler, gölgede kalan ve ışık alan bölgeler arasındaki farklılıktan kaynaklanıyor.

NASA’ya göre parçalı Ay tutulması yılda iki kez gerçekleşiyor.

Bir sonraki parçalı Ay tutulması 18-19 Kasım’da bekleniyor ve Kuzey-Güney Amerika’dan, Avustralya’dan ve Avrupa ile Asya’nın belirli kısımlarından izlenebilecek.

Gölgeli Ay tutulması

Bu olay, Ay Dünya’nın yarı gölgesinden geçerken gerçekleşir ve daha zayıf bir gölge oluşuyor.

Dolayısıyla bu tutulmalar daha az belirgindir ve insan gözü tarafından kolaylıkla algılanamıyor.

Bu nedenle bu tutulmalar genellikle gök olayları takvimlerinde kendisine yer bulamıyor.

Yıldız tutulmaları

Tüm tutulmalar Güneş ve Ay arasında gerçekleşmiyor. Uzaklardaki yıldızlar arasında da tutulma olabiliyor.


Şilili astrofizikçi Juan Carlos Beamin, “Yıldızların yaklaşık yarısı, iki ya da daha çok yıldızla sistem halinde bulunur. Galaksimizde birçok yıldız, ortak bir kütle merkezi etrafında hareket halindedir ve bu hareketleri sırasında tutulmalar gerçekleşir” diyor.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Araştırma: BionTech ve Moderna aşıları sperm sayısını artırıyor

Miami Üniversitesi’nde yapılan bilimsel araştırmaya göre, Pfizer-BioNTech ve Moderna aşıları sperm sayısını ve kalitesini artırıyor.

BionTech sperm

Miami Üniversitesi’nde yapılan bilimsel araştırmaya göre, Pfizer-BioNTech ve Moderna aşıları sperm sayısını ve kalitesini artırıyor.

ABD’de Miami Üniversitesi Üroloji Bölümü tarafından yapılan bilimsel çalışmaya göre, mRNA yöntemiyle üretilen Pfizer-BioNTech ve Moderna aşıları sperm sayısı ve kalitesini önemli ölçüde artırıyor.

Miami Üniversitesi Üroloji Bölümü tarafından yapılan araştırmanın sonuçları, Amerika Tabipler Birliği’nin JAMA isimli hakemli tıp dergisinde yayınlandı. Araştırma, iki doz mRNA aşısı olmuş erkeklerin sperm sayılarının ve kalitesinin arttığını gösterdi.


Araştırma yaş ortalaması 28 olan 45 sağlıklı erkek üzerinde yapıldı. 45 erkekten 21’i Pfizer-BioNTech, 24’ü de Moderna aşısı oldu. Erkeklerden aşı öncesi ve sonrasında sperm örnekleri alındı ve ikinci dozdan sonraki 75 gün boyunca takip numuneleri alındı.

Erkeklerde, başlangıçta 26 milyon/ml olan sperm sayısı iki doz aşı sonrasında 30 milyon/ml oldu. Aşı öncesi 36 milyon/ml sperm sayısına sahip olan erkeklerin sperm sayısı da 44 milyon/ml’e yükseldi.


Araştırmada, 45 erkekten sekizinin aşı öncesi oligospermi (çok az sperm olması ya da hiç sperm olmaması durumu) olduğu ve aşı sonrasında normal sperm sayısına ulaştığı görüldü.

Okumaya devam et

Bilim

Müsilaj (deniz salyasının) nedenine ilişkin ilk sonuçlar belli oldu!

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Plankton Araştırma Laboratuvarı, deniz salyasında ilk incelemesini tamamladı. Salyaya tek hücreli canlı türlerinin neden olduğu anlaşıldı. Tek hücreli canlıların çoğalmasında fosfor ve azotun etken olduğunu söyleyen Prof.Dr. Neslihan Özdelice, “2 seneye yakın hepimiz evde kaldık, yoğun deterjan kullandık. Deterjan içeriklerinde yoğun fosfor var. Yeme içme alışkanlığı bile arttı, bunlar bile etken” dedi.

müsilaj nedeni

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Plankton Araştırma Laboratuvarı, deniz salyasında ilk incelemesini tamamladı. Salyaya tek hücreli canlı türlerinin neden olduğu anlaşıldı. Tek hücreli canlıların çoğalmasında fosfor ve azotun etken olduğunu söyleyen Prof.Dr. Neslihan Özdelice, “2 seneye yakın hepimiz evde kaldık, yoğun deterjan kullandık. Deterjan içeriklerinde yoğun fosfor var. Yeme içme alışkanlığı bile arttı, bunlar bile etken” dedi.

Müsilaj (deniz salyasının) nedenine ilişkin ilk sonuçlar belli oldu!

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Plankton Araştırma Laboratuvarı’nda, 23 gün önce Marmara Denizi’nin çeşitli bölgelerinden alınan deniz salyası örnekleri incelendi. İncelenen salyada çok sayıda evsel atık, bakteri ve müsilaja sebep olan tek hücreli canlılar tespit edildi. Tek hücreli canlıların müsilajı arttırmada büyük rol oynadığı saptandı. Bu tespit ile birlikte, deniz sularında hali hazırda bulunan bu tek hücreli canlıların neden bu sene bu denli fazla müsilaja sebep olduğu da araştırılacak, incelemede farklı bir tür de keşfedildi.


Laboratuvarda yapılan incelemelerde İlk izlenimlere göre, bu seneki artışın evsel atıklar gibi dış etkenlerin bu canlıları strese soktuğu, dolayısıyla tek hücreli canlıların daha fazla müsilaja neden olduğu belirlendi. Aynı zamanda yanlış avlanma gibi etkenler de tek hücreli canlıların üremesine yol açarak, müsilajın artmasına sebep olduğu açıklandı.


Yeni bir canlı türü bulduk

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Neslihan Özdelice, “2007-2008 yıllarında gözlemlediğimiz türlerin çoğu, yine bu sene de müsilajdan sorumlu olan türler baskın. Onların dışında farklı olarak bir tür daha gördük. Bu türlerle denemeler yapacağız. Canlıyı belli bir sıcaklık, azot, fosfor kullanarak strese sokarak hangi şartlarda, hangi noktada müsilaj salgıladığını belirleyeceğiz. 2007-2008’de görmediğimiz bir tür daha aktif hale gelmiş halde. Bu senelerden sonra yoğun bir girdi olmuş ki, gerek yağışlarla tarımsal alanlardan girdi, gerek evsel atık oranlarıyla evsel atıklardaki oran da yükselmiş ki, biz bu yapıyı yoğun olarak bu sene görüyoruz” şeklinde konuştu.

Bu algleri yok etmek, yapabileceğimiz en kötü şey olur

Neslihan Özdelice, “Bu canlılar zaten suda olması gereken canlılar, suya oksijen veren canlılar. Buradaki olay bu canlıları strese sokan bir faktör var. Bu nedenle dışarıya müsilaj salınımı gerçekleşiyor. Bu algleri yok etmek yapabileceğimiz en kötü şey olur. Çünkü bunlar fotosentez yapan ortama oksijen veren canlılar. Bizim bunları strese sokan faktörleri yaratmamız gerekiyor” dedi.

Yoğun deterjan kullandık, bu bile etken


Özdelice, “En çok azot, fosfor dediğimiz yükün fazla olması sorun. 2 seneye yakın hepimiz evde kaldık, yoğun deterjan kullandık. Deterjan içeriklerinde yoğun fosfor var. Koronavirüs dönemi hepimiz evde yoğun deterjan kullandık. Yeme içme alışkanlığı bile arttı bunlar bile etken” diye konuştu.

Okumaya devam et

Bilim

Bilim insanları 8 haftada 3 yaş gençleşmenin yolunu buldu!

Bilim insanları 8 haftada 3 yaş gençleşmenin yolunu buldu! Bulgular, bu yaşam tarzına bağlı kalmanın, hücrelerin biyolojik yaşlanma sürecinde “istatistiksel açıdan anlamlı” azalmalar sağladığını gösterdi.

gençleşmenin dna

Bilim insanları 8 haftada 3 yaş gençleşmenin yolunu buldu! Bulgular, bu yaşam tarzına bağlı kalmanın, hücrelerin biyolojik yaşlanma sürecinde “istatistiksel açıdan anlamlı” azalmalar sağladığını gösterdi.

Yeni bir araştırma bireylerin beslenme düzeni ve yaşam tarzı değişiklikleriyle yaşlanma sürecini gerçekten tersine çevirebileceğini ortaya koydu.

Çığır açan klinik deneyde bilim insanları, DNA metilasyonu ismi verilen kimyasal değişimi dengeleyerek bireylerin biyolojik yaşlarını sadece 8 haftada üç yıl geriletebildiklerini keşfetti.


Araştırmacılar, yaşlanmanın kronik hastalıkların ana nedeni olduğunu söylüyor. Bu nedenle, bir kişinin DNA’sındaki saati geri almak, daha sağlıklı kalmasını ve daha uzun yaşamasını sağlayabilir.

Yeni araştırmada 8 hafta boyunca araştırmacılar bitkisel besinlere odaklanan bir beslenme düzeninin, uykunun, egzersizin ve ek probiyotiklerin uygulandığı bir tedavi programı uygulandı.

Birleşik müdahale programı

Klinik deneyde yaşları 50 ve 72 arasında değişen 43 sağlıklı erkek yer aldı. Bulgular, bu yaşam tarzına bağlı kalmanın, hücrelerin biyolojik yaşlanma sürecinde “istatistiksel açıdan anlamlı” azalmalar sağladığını gösterdi.

Araştırmanın lideri Kara Fitzgerald, “Birleşik müdahale programı, DNA metilasyonu adı verilen biyolojik mekanizmayı hedef almak için tasarlandı” dedi.

Bu erken bulgular, biyolojik yaşın tersine çevrilmesi potansiyelini konu alan çok az sayıdaki çalışmayla tutarlı ve onları büyük ölçüde ilerletiyor gibi görünüyor.

McGill Üniversitesi’nin önde gelen epigenetik uzmanı Moshe Szyf, bu doğal yaklaşımın vücudun yaşlanmasını geciktirmek için ilaçlara başvurmadığını vurguluyor.

Bunun hem bilim insanları hem de halk için önemli, yeni fırsatlar sağlayacağına inanıyorum.

Aging isimli hakemli bilimsel dergide yayımlanan araştırmanın yazarları, şimdi daha fazla kişiyle yeni bir deney tasarladıklarını ifade ediyor.


Fitzgerald, “Şu anda, bu bulguları destekleyeceğini umduğumuz daha büyük bir çalışma için katılımcı topluyoruz” diyor.

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com