Bizimle iletişime geçin

Pratik Bilgiler

Kauçuk Çiçeği: Özellikleri, Bakımı ve Püf Noktalar

1980’li yıllarda birçok oturma odasına, merdiven boşluğuna ve ofis ortamına renk katan kauçuk çiçeği, son yıllarda yeniden revaçta. Botanik adı Ficus elastica olan süs bitkisi, elastik, koyu yeşil ve parlak yapraklara sahiptir. Bakımı kolay ve çok sağlam olan bu tropikal süs ağacı, aynı zamanda uzun ömürlü olmasıyla da bilinir.

Kauçuk Çiçeği: Özellikleri, Bakımı ve Püf Noktalar

1980’li yıllarda birçok oturma odasına, merdiven boşluğuna ve ofis ortamına renk katan kauçuk çiçeği, son yıllarda yeniden revaçta. Botanik adı Ficus elastica olan süs bitkisi, elastik, koyu yeşil ve parlak yapraklara sahiptir. Bakımı kolay ve çok sağlam olan bu tropikal süs ağacı, aynı zamanda uzun ömürlü olmasıyla da bilinir.

İç mekan bitkileri arasında klasiklerden olan kauçuk çiçeği, yeni gelişmekte olan yapraklarını kırmızı bir tabaka ile sararak korur. Bu yapraklar dökülme eğiliminde değildir ve zengin dallı taçlı bir ağaç gibi büyür. Yapraklar elips şeklinde, dokunuşta kösele gibi ve parlaktır. Zarif ve kompakt bir büyüme şekli geliştirerek, odalar için uygun yüksekliklere ulaşır.

Kauçuk Çiçeği Özellikleri

Bir saksı bitkisi olan kauçuk çiçeği, saksının konumuna ve boyutuna bağlı olarak yaklaşık 100 ila 200 santimetre yüksekliğe ve 80 ila 100 santimetre genişliğe kadar büyür. 30 cm uzunluğa kadar olan yaprakları, tüm kenar boşlukları ve belirgin yaprak uçları ile geniş oval yapıdadır. İki ila beş santimetre uzunluğunda sapları vardır.

Yaprağın üst tarafı, çeşidine bağlı olarak koyu yeşil ya da alacalı sarı renkte parlar ve alt tarafı açık yeşildir. Çiçeklenme nadir olarak görülür. Kauçuk çiçeğinin bulunduğu konum yeterince ışık alıyorsa, bir süre sonra geniş bir taç oluşturur. Ancak elverişsiz ışık koşullarında seyrek dallanır veya hiç dallanmaz.

  • Hindistan ve Endonezya’ya özgü bir bitkidir.
  • Dayanıklıdır ve yaprak dökmez.
  • Yaprak uzunluğu 40 cm’ye kadar büyüyebilir.
  • 18 ° C’nin üzerindeki sıcaklıklar uygundur.
  • Örümcek akarlarına ve böceklere karşı hassastır.
  • Bitkinin özü alerjiye neden olabilir.

Kauçuk Çiçeği Bakımı

Yemyeşil ve büyük yapraklarına rağmen, kauçuk çiçeği sadece orta derecede sulanır. Sulamadan önce, toprağın hala nemli olup olmadığını veya suya ihtiyacı olup olmadığını anlamak için parmakla kontrol edilir. Aksi takdirde aşırı sulama bitkiye zarar verilebilir. Yüzey kuruysa bitkiye yeni su verilir.

Zamanla, büyük yeşil yaprakların üzerine bir yandan kirli görünen diğer yandan bitkinin faaliyetini bozan bir toz tabakası yerleşir. Kirler yumuşak ve nemli bir bezle silinebilir. Bitkinin yıkanması uygundur ancak öncesinde saksı kısmı büyük bir folyo torbaya yerleştirilir ve gövdeye bağlanır. Yıkama sonrası, yaprakların üzerinde kireç lekesi kalmaması için yumuşak bir bezle silinerek kurulanır.

Yer Seçimi

Kauçuk çiçeğinin sağlıklı bir şekilde büyüyebilmesi için çok fazla ışığa ihtiyacı vardır. Doğal olarak yetiştiği tropikal ormanlarda, güneş ışığını yakalayabilmek için diğer ağaçların üzerinde epifitik olarak gelişir. Bütün bu nedenlerden dolayı, her gün birkaç saat güneş ışığında kalması gerekir. Yapraklar ne kadar renkli olursa ışık ihtiyacı o kadar yüksektir. 

Kuru oda havasını tolere edebilmesine rağmen, tropikal bir bitki olarak aslında ılık ve nemli iklimi sever. Bu nedenle, kauçuk çiçeğine zaman zaman kireçsiz su püskürtülmelidir. Oda sıcaklığı 16 ° C’nin altına ve asla 10 ° C’nin altına düşmemelidir. Özellikle soğuk hava akımlarına kesinlikle tahammül edemez. Yaz aylarında ise göz kamaştırıcı öğle sıcağından korunduğu sürece açık havada, balkonda veya terasta yetiştirilebilir.

Toprak ve Saksı

Bir ev bitkisi olarak kauçuk çiçeği, turba, odun veya hindistancevizi liflerinin eklenebileceği yüksek kaliteli kompost bazlı saksı toprağı gerektirir. Kullanılan toprakta yüksek geçirgenliğe ve orta düzeyde besin içeriğine her zaman dikkat etmek önemlidir. Çiçeğin kökleri için sınırlı bir alan bir avantaj olduğundan, çok büyük bir saksı kullanılması gerekmez.

Kauçuk çiçeğinin en sevmediği şey su basmasıdır. Bu nedenle saksının dibinde bir drenaj deliği olması gereklidir. Bununla birlikte, çakıl taşları veya çömlek parçaları gibi fazla suyu emebilen bir altlık kullanılabilir. Bu, kauçuk çiçeğinin çok sevdiği sıcak ve nemli bir iklim oluşturmaya yardımcı olur.

Sulama ve Gübreleme

Kauçuk çiçeğinin çok fazla suya ihtiyacı yoktur ve kısa vadeli kuraklığa dayanabilir. Sulama, toprağın üst yüzeyi tamamen kuruyunca yapılmalıdır. Genel olarak, tüm Ficus elastica türleri az su ve az besinle idare eder. Ayrıca verilen suyun her zaman oda sıcaklığında olması gerekir.

Sadece 6 haftada bir, piyasada satılan sıvı tam gübre veya yeşil bitki gübresi ile beslenmesi gerekir. Kauçuk çiçeği, toprağa hindistan cevizi veya odun liflerinin eklenmesi şartıyla, bu karşımı gübre olarak da tolere eder. Gübreleme sadece ilkbahar ve yaz aylarında yapılır. Kışın gübreye ihtiyacı yoktur.

Yaprakların Bakımı

Kauçuk çiçeğinin tüm güzelliğinin korunması için büyük parlak yapraklar özel ilgi gerektirir. Yapraklardaki tozlar düzenli olarak temizlenmelidir. Bitkinin konumu mutfakta veya mutfağa yakınsa, gür yeşil yaprakları ince bir yağ tabakasının kaplaması muhtemeldir. Bu kaplama bitkinin sadece doğal güzelliğine zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda mevcut ışığı en iyi şekilde kullanma yeteneğini de etkiler. Yapraklardaki toz ve kiri nemli bir bezle belirli aralıklarla dikkatlice temizlemek yeterlidir.

İpucu: Yaprakları parlak tutmak için zaman zaman muz kabuklarının içi ile ovalanabilir. Yosun suyunun da bu etkiye sahip olduğu söyleniyor.

Budama

Kauçuk çiçeği kapalı alanlarda yetiştirildiği zaman, doğal ortamlarındaki aşırı yüksekliklere asla ulaşmaz. Ancak yine de belirli büyüklüklere erişebilir. Böyle bir durumda, aşağıdaki bilgiler dikkate alınarak budama yapılmasında bir sakınca yoktur.

  • Budama için en iyi zaman Ocak ve Şubat aylarıdır.
  • Bitkinin tahriş edici sıvısından korumak için eldiven kullanılmalıdır.
  • Bitkinin özellikle üst kısmı, steril ve keskin bir bıçakla istenilen yükseklikte kesilir.
  • Bitkinin özsuyunun halılarda veya giysilerde çıkarılması zor lekeler bırakabileceği unutulmamalıdır.

Çoğaltma

Kauçuk çiçeğini çoğaltmak için çeşitli yöntemler bulunur. Önerilen yöntem, ana bitkiden kesilen dalların kullanılmasıdır. Budanan dalın üstteki hariç tüm yaprakları kesilir ve dinlendirilmiş suyun içerisinde köklenmeye bırakılır. Çoğaltma için kullanılan dalın altı ila sekiz santimetre olması tavsiye edilir. Suyun iki veya üç günde bir değiştirilmesi gerekir. Suda bekletilen bitkinin kökü 8 ila 10 santim uzunluğa erişince saksıya aktarılır.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pratik Bilgiler

Ayakkabılar Çamaşır Makinesinde Nasıl Yıkanır? Ayakkabı Yıkama ve Kurutmanın Püf Noktaları

Eski çamaşır makinelerinde kirli ayakkabıları yıkamak iyi bir fikir değildi. Günümüz teknolojik makinelerinde ise güvenle yıkama yapmayı sağlayan birçok ek program ve özellik bulunuyor. Ancak yine de ayakkabıları çamaşır makinesine atmadan önce bilinmesi gereken birkaç önemli detay var…

Ayakkabılar Çamaşır Makinesinde Nasıl Yıkanır? Ayakkabı Yıkama ve Kurutmanın Püf Noktaları

Eski çamaşır makinelerinde kirli ayakkabıları yıkamak iyi bir fikir değildi. Günümüz teknolojik makinelerinde ise güvenle yıkama yapmayı sağlayan birçok ek program ve özellik bulunuyor. Ancak yine de ayakkabıları çamaşır makinesine atmadan önce bilinmesi gereken birkaç önemli detay var…

Ayakkabılar çamaşır makinesinde yıkanır mı? Evet, yıkanır! Ancak, ayağınızdan çıkarıp, herhangi bir kirli giysi gibi direkt olarak çamaşır makinesine atmanızı tavsiye etmiyoruz. Yıkama döngüsü esnasında ayakkabılarınızın yıpranmaması ve pırıl pırıl temizlenmesi için izlenmesi gereken birkaç adım var. Aşağıda, yıkamadan en iyi sonucu almak için bilmek isteyebileceğiniz birkaç püf noktasını ve kurutma aşamasında dikkat etmeniz gereken bazı detayları bulacaksınız. Ayrıca, işleme başlamadan önce ayakkabılarınızın yıkanabilir özellikte olup olmadığını anlamanızı sağlayabilecek kısa bir bilgilendirmeyle karşılaşacaksınız.

Hangi Ayakkabılar Çamaşır Makinesinde Yıkanabilir?

Ayakkabılarınızı çamaşır makinesine atıp atmama konusunda kafanızda soru işaretleri varsa, genellikle tabanlığın üzerine yapıştırılan veya yazılan bakım etiketini inceleyin. Ayakkabınızı uzunca bir süredir kullanıyorsanız etiket kavlamış veya yazı silinmiş olabilir. Bu durumda, ayakkabı türünüzü göz önünde bulundurmanız gerekecek. Genel bir kural olarak, naylon, pamuk, polyester ve ketenden üretilen ayakkabıların yanı sıra koşu, yürüyüş, tenis vb. gibi tüm spor ayakkabılar, deterjan kullanılarak çamaşır makinesinde yıkamak için güvenlidir.

Öte yandan, deri kunduralar, süetler ve kauçuk ayakkabılar ne yazık ki makinede yıkamaya uygun değildir. Ayrıca, ipek gibi hassas malzemelerden yapılan ayakkabılar, topuklu stilettolar, üzerinde boncuk ya da nakış gibi süslemeleri olan ayakkabılar da çamaşır makinesinde yıkanmamalıdır.

Çamaşır Makinesinde Ayakkabı Yıkama Kılavuzu

Çamaşır makinesinde ayakkabı yıkamak kolaydır ancak öncesinde biraz hazırlık gerektirir. Bu nedenle, en iyi sonuç için aşağıdaki adımları takip etmenizde fayda var.

Kaba kir ve çamuru temizleyin: Çamaşır makineleri normal seviyedeki kirleri temizlemek için dizayn edilmiştir. Bu nedenle, ayakkabınızın üzerinde çamur birikintisi veya topaklanmış pislikler varsa öncelikle bunları temizlemeniz gerekir. Ayakkabı tabanındaki çizgilerde biriken kalıntılar için kürdan kullanabilir veya eski bir diş fırçasıyla kaba kirden ayakkabınızı arındırabilirsiniz.

Bağcıkları ve tabanlıkları çıkarın: Ayakkabı bağcıklarınızı ve tabanlıkları elde yıkayabileceğiniz gibi makineye de atabilirsiniz. Makinede yıkama esnasında bağcıkların hareketli parçalara dolaşmaması ve en iyi şekilde yıkanması için bir sonraki adımda anlatılan, fermuarlı yastık kılıfı veya file yıkama torbasına ayakkabılarınızla birlikte koyarak çamaşır makinenize atın.

Yıkama için yastık kılıfı veya file torba kullanın: Hem ayakkabılarınızın hem de çamaşır makinenizin zarar görmemesi için yastık kılıfı veya file yıkama torbası kullanmak iyi bir fikirdir. Ayakkabılarınızı fermuarlı bir yastık kılıfına koyun ve ağzını kapatıp çamaşır makinesine atın. Yıkama fileniz yoksa ve yastık kılıfınız fermuarlı değilse, ayakkabı bağcıklarıyla kılıfın ağzını bağlamak yaratıcı bir çözümdür.

Ayakkabılarla birlikte eski havluları da yıkayın: Çamaşır makinelerinde yıkanan şeylerin tambura zarar vermemesi için yükün eşit miktarda dağıtılmış olması gerekir. Eğer tambur içinde eşit olmayan bir yük dağılımı varsa, merkezkaç kuvvetiyle dönen tamburun işleyişi bozularak sorunlar ortaya çıkabilir. Bu riskin önüne geçmek için ayakkabılarınızla birlikte birkaç eski havluyu da makineye atmanızda fayda var. Havluların daha önce yıkanmış olması veya beyaz olması önemli çünkü ilk kez yıkadığınız bir havlu rengini bırakarak ayakkabılarınızda istenmeyen renk değişimlerine neden olabilir.

Deterjanı koyun ve yıkama programını ayarlayın: Ayakkabıları yıkamak için toz veya sıvı deterjan kullanabilirsiniz ancak bu iş için en ideali sıvı çamaşır deterjanlarıdır. Makinenizin yıkama gözüne sıvı deterjan ekleyip yıkama programını ayarlayın. Bu aşamada, makinenizi 30 dereceyi geçmeyecek bir sıcaklığa ayarlayın ve narinler için olan kısa programı seçin. 400 ila 500 devir spor ayakkabılarınız için idealdir. Uzun yıkama programlarının ve yüksek sıcaklıkların ayakkabınıza zarar verebileceğini unutmayın.

Yıkadığım Ayakkabılarımı Nasıl Kurutmalıyım?

Yıkama programı tamamlandıktan sonra son adım olarak kurutma işlemine geçmeniz gerekiyor. Çoğu ayakkabı türü her ne kadar çamaşır makinesinde yıkanabilse de kurutma makinelerine atmak için uygun yapıda değildir. Bu nedenle, ayakkabılarınızı kurutma makinesinde kurutmaya çalışmayın. Ayrıca, güneş ışığı, kalorifer petekleri veya soba gibi direkt ısı kaynaklarına ayakkabılarınızı maruz bırakmayın.

Kurutma için en güvenli seçenek olarak gölge bir açık alanda ayakkabılarınızı bekletin. Kuruma esnasında ayakkabılarınızın şekli bozulabileceğinden veya kırışabileceğinden içine biraz destek koymanız akıllıca olacaktır. Eski gazeteleri buruşturup ayakkabınızın içine doldurun. Eski gazeteler, kuruma esnasında ayakkabılarınızın şeklini korumakla kalmaz, aynı zamanda nemi emerek daha kısa sürede kurumalarına yardımcı olur.

Ortamın sıcaklığına ve nem seviyesine bağlı olarak ayakkabılarınızın kuruması 1 ila 2 günü bulabilir. Tamamiyle kuruduktan sonra bağcıklarını ve tabanlıklarını yerleştirip hijyenik ayakkabılarınızın keyfini sürün!

Ayakkabılarım Makinede Yıkamak İçin Uygun Değil, Ne Yapmalıyım?

Ayakkabılarınız çamaşır makinesinde yıkamak için uygun değilse veya en sevdiğiniz pabuçlarınıza zarar verme riskini göze alamıyorsanız o halde elde yıkamayı deneyebilirsiniz.

  • Kumaş ayakkabılar için 2 bardak ılık su ve bir çay kaşığı bulaşık deterjanından oluşan kolay bir yıkama solüsyonu hazırlayın. Eski bir diş fırçasıyla ovalayarak lekeleri çıkarıp durulayın.
  • Deri ayakkabılar için bir ölçüye bir ölçü olacak şekilde ılık su ve beyaz sirkeyi karıştırın. Eski bir bezi sirkeli suya batırın ve ayakkabınızı silin. Ayrıca bakınız: Sararan ayakkabı nasıl beyazlatılır?
  • Ayakkabılarınız temiz görünüyor ancak kötü kokuyorsa, sorunu gidermek için ayakkabılarınızın içine karbonat serpiştirin ve akşamdan sabaha bu şekilde bekletin. Gelecekte ayakkabılarınızın kokmasını engellemek için her gün aynı ayakkabıyı giymeyin. Ek olarak, çoraplar kokuya neden olan teri emebileceğinden, çorapsız ayakkabı giymekten kaçının.

Okumaya devam et

Pratik Bilgiler

Ojenin Bozulduğunu Nasıl Anlarız? Ojelerin Bozulmaması İçin Saklama Önerileri

Yıldırım hızında bozulmaya müsait maskaraların aksine, ojeler iki yıla kadar raf ömrü olan en temel güzellik ürünlerinden biridir. Ancak yine de son kullanma tarihinden önce ojenizin bozulduğunu ve artık çöpe atılması gerektiğini gösteren bazı işaretler ortaya çıkabilir.

Ojenin Bozulduğunu Nasıl Anlarız? Ojelerin Bozulmaması İçin Saklama Önerileri

Yıldırım hızında bozulmaya müsait maskaraların aksine, ojeler iki yıla kadar raf ömrü olan en temel güzellik ürünlerinden biridir. Ancak yine de son kullanma tarihinden önce ojenizin bozulduğunu ve artık çöpe atılması gerektiğini gösteren bazı işaretler ortaya çıkabilir.

Favori ojeniz ile tırnaklarınızı boyamaktan daha basit bir güzellik lüksü yoktur. Fakat, oje şişeniz uzun zamandır rafınızda bekliyorsa belki de çöpe atma zamanınız gelmiştir. Peki ama ojenizle vedalaşmanız gerektiğini nasıl anlarsınız? Aslında bu konuda birkaç küçük ipucu size fikir verebilir. Aşağıda, ojelerin bozulduğunu gösteren çeşitli işaretlerin yanı sıra, raf ömrünü artırmak için uygun saklama koşullarını ve ayrıca oje sürmeye ara vermeniz gereken durumları bulacaksınız…

Ojenin Bozulduğu Nasıl Anlaşılır?

Diğer pek çok kozmetik ürününün aksine, ojeler uzun süreli raf ömrüyle bilinen tırnak cilalarıdır. Aslında, şişe kapağı hiç açılmamış veya uygun saklama koşullarında muhafaza edilmiş ojeler en az 18 ay, muhtemelen 24 ay bozulmadan bekleyebilir. Ancak yine de şişe üzerindeki son kullanma tarihlerine güvenmek yerine, bozulmuş bir ojenin belirtilerini gözlemlemek daha gerçekçi olabilir. Öyleyse, bu belirtilere hep birlikte göz atalım.

Karışmayan, dibe çökmüş ojeler: Ojeler ilk kullanımından sonra muhtemelen en az 1,5 yıl kalitesini koruyabilir. Eğer satın aldıktan sonra şişeyi hiç açmadıysanız bu süre daha uzundur. Ancak bu, her ojenin son kullanma tarihinden önce bozulmayacağı anlamına gelmez. Ojelerin bozulduğunun ilk belirtisi, koyu kıvamlı maddelerin dibe çökmesi ve kuvvetli bir sallamayla bile karışmıyor olmasıdır.

İçinde küçük parçalar olan kristalleşmiş ojeler: Oje sürdükten sonra çoğu kadının yaptığı en büyük hatalardan biri şişe kapağını iyice kapatmamaktır. Uzun süre ağzı açık bekleyen ojelerdeki çözücüler buharlaşır ve kristalleşmeye benzer küçük parçacıklar ortaya çıkar. Bu olduğunda ojeler yeniden eski kıvamına döndürülemez.

Katılaşmış ojeler: Koyu kıvamlı katılaşmış ojeleri inceltmek için aseton karıştırmanın işe yaradığını duymuş olabilirsiniz ancak gerçek şu ki, asetonlar ojelerin formülünü parçalayan ve kalitesini bozan etkiye sahiptir. Bu durumda, oje inceltici kullanmanız mümkün ancak bu ürünlerin de bir maliyeti olduğundan, ojeyi çöpe atmak daha iyi bir fikir olabilir.

Renk ve kıvamı bozulan ojeler: Ojelerin bozulduğunu gösteren diğer belirtiler ise renginin değişmesi, parlaklığını kaybetmesi, sakız kıvamı alarak sünmesi, tırnak üzerine eşit şekilde sürüldüğünde bile renk tonunda farklılıkların olması, akıcı olmaması ve topaklanmaların oluşmasıdır. Tüm bunlar, ojenizi çöpe atmanız gerektiğinin en bariz göstergeleridir.

Kapağı açılmayan ojeler: Oje kullanımı sonrasında, asetonla şişe ağzının çevresini ve kapak içini silerek temizlemek ve şişeyi dik pozisyonda bekletmek önemlidir. Aksi halde, bir sonraki kullanımda kapağı açmakta zorlanabilir ve hatta açamayabilirsiniz. Bu olduğunda, oje şişenizi sıcak su dolu kapta birkaç dakika bekletmeniz kolay bir çözüm olabilir ancak tüm uğraşlarınıza rağmen kapak açılmıyorsa, ojenizle vedalaşın gitsin.

Ojenin Bozulmaması İçin Ne Yapılmalı?

Oje sürmeyi hepimiz seviyoruz ve aslında favorimiz olmayan renklerdeki ojeleri bile satın alıyoruz. Bir hevesle satın aldığınız ama yıllardır evinizde beklettiğiniz ojeleriniz varsa onları gerçekten kullanacak mısınız? Herhangi bir şeye duygusal olarak bağlıysanız, her zaman ihtiyacınızdan daha fazlasını satın alabilirsiniz! Bu nedenle, yalnızca ihtiyacınız olan ürünü satın alın. Bu, israfın önüne geçmenin ilk kurallarından biridir.

Ojelerin çöpe gitmesini engellemek için bir diğer önemli konu saklama koşullarıdır. Ojeler, doğrudan güneş ışığından uzakta, serin ve mümkünse karanlık bir ortamda saklanmalıdır. Ayrıca, şişeler yan yatırılmamalı ve şişe boynu her kullanım sonrası asetonlu pamukla silinerek temizlenmelidir.

Oje Kullanmaya Ne Zaman Ara Vermeliyim?

Uzun süreli oje kullanımının tırnaklara zarar verdiği sır değil. Aşağıdaki belirtilerden bazılarını el veya ayak tırnaklarınızda gözlemliyorsanız, oje konusunda biraz molaya ihtiyacınız var demektir.

  • Tırnaklarınız sararıyorsa
  • Tırnak üstünde soyulmalar meydana geliyorsa
  • Tırnak çatlama sorunu yaşıyorsanız
  • Tırnak etleriniz kuruyor veya çatlıyorsa
  • Tırnaklarınız güçsüzleşmeye başladı ve inceldiyse

Tüm bu belirtiler, ojelerin ve oje sökücü asetonların tırnaklarınızda oluşturabileceği yaygın sorunlardır. Bir tırnağın kütikülden uca kadar tamamen çıkması dört ila altı ay arasında zaman alır. Bu süre zarfında tırnaklarınız yenilenecek ve eski sağlıklı haline yeniden kavuşacaktır. Öte yandan, aylarca ojesiz tırnaklarla dolaşmak sizin için uygun değilse, en azından üç veya dört haftalık bir ara verin. Ojesiz, doğal tırnaklarında en az ojeliler kadar çekici olabileceğini unutmayın!

Ayrıca, hassas tırnaklara sahipseniz tırnak sertleştirici oje kullanmayı düşünün, tırnaklarınızı veya tırnak etlerinizi ısırarak kopartmayın. Kuruluktan şikayetçiyseniz sık sık nemlendirin ve E vitamini yağı satın alarak hem tırnaklarınıza hem de tırnak etlerinize sürün.

Son olarak, kullandığınız ojenin içeriğinde ne olduğunu bilmek de önemlidir. Bazı oje markaları toluen, formaldehit ve dibutil ftalat içerir. Bu maddelerin tümü tırnakların zamanla çatlamasına ve kırılmasına neden olabilir.

Okumaya devam et

Pratik Bilgiler

Eve Sinen Sigara Kokusu Nasıl Çıkar? Odadaki Sigara Kokusunu Giderme Yolları

Evinizde düzenlediğiniz bir parti, nezaketten uzak bir misafir veya sigara içen bir aile bireyi, tahammülü zor sigara kokusunun odalarınıza sinmesine neden olabilir. Bu kötü kokuyu ortadan kaldırma süreci, kirlenmenin şiddetine bağlı olsa da birkaç pratik çözüm hızlı ve etkili sonuç almanızı sağlayabilir.

Eve Sinen Sigara Kokusu Nasıl Çıkar? Odadaki Sigara Kokusunu Giderme Yolları

Evinizde düzenlediğiniz bir parti, nezaketten uzak bir misafir veya sigara içen bir aile bireyi, tahammülü zor sigara kokusunun odalarınıza sinmesine neden olabilir. Bu kötü kokuyu ortadan kaldırma süreci, kirlenmenin şiddetine bağlı olsa da birkaç pratik çözüm hızlı ve etkili sonuç almanızı sağlayabilir.

Belki yakın zaman önce sigarayı bıraktınız ve bu kötü kokudan sonsuza dek kurtulmak için çözüm yolu arıyorsunuz. Belki de nezaketsiz bir misafir evinizde sigara içti ve evinizin mis kokusunu geri getirmeye çalışıyorsunuz. Hangi sebeple olursa olsun, kapalı mekanlarda içilen sigara tahammülü zor, kalıcı kokulara neden olabilir. Bunun nedeni, sigara dumanının duvarlara, eşyalara ve hatta saçlarınıza (aslında her şeye) nüfuz eden yapışkan reçine ve katran bırakmasıdır. Neyse ki, çözüm yolu basittir ve her evde bulunan birkaç malzemeyle bu iğrenç kokunun üstesinden gelmek mümkündür. İşte, eve sinmiş sigara kokusundan kurtulmak için deneyebileceğiniz birkaç çözüm önerisi…

Evdeki Sigara Kokusunu Gidermek İçin Ne Yapmalı?

Odaya sinen sigara kokusunu yok etme süreci kirlenmenin şiddetine bağlıdır. Bir başka ifadeyle, uzun yıllar boyunca sigara içilen bir evdeki kokunun giderilmesiyle, yalnızca birkaç kez sigara içilmiş evdeki kokunun giderilme süreci aynı olmayacaktır. Ancak yine de aşağıdaki çözüm önerileri her koşulda işinize yarayabilir.

Kül tablalarını boşaltıp evi havalandırmakla başlayın: Evdeki sigara kokusundan kurtulmanın ilk adımı, izmarit ve küllük gibi kötü koku kaynaklarından kurtulmaktır. Kül tablalarını bir poşete dökün ve poşeti evinizin dışındaki çöpe atarak kurtulun. Daha sonra kül tablalarını bulaşık deterjanıyla yıkayıp artık koku yaymadıklarından emin olun.

İkinci adımda evinizdeki pencereleri açarak hava cereyanı sağlayın. Hava cereyanının etkili bir şekilde oluşması için birden fazla pencereyi açmanız gerektiğini unutmayın. Pencereleri açmanıza rağmen ev içinde hiçbir esinti hissetmiyorsanız ve imkanınız varsa pencere önlerine vantilatör koyarak hava sirkülasyonuna yardımcı olun.

Taşınabilir küçük eşyaları güneşe çıkarın: Sigara dumanı kokusunun evinize sinmiş olması, aslında eşyalarınıza da sindiği anlamına gelir. Yapılacak en iyi şey eşyaları güneşe çıkararak havalanmalarını sağlamak ve ardından silerek temizlemektir. Güneşin UV ışınları kötü kokuları nötralize etmeye yardımcı olur. Kitapları, taşınabilir küçük mobilyaları ve kıyafetleri bahçeye ya da balkona çıkararak güneşlendirin. Yalnızca, güneşe uzun süre maruz kalan hassas ve boyalı kumaşlarda renk solması olabileceğini unutmayın.

Sirkeli suyla temizliğe başlayın: Beyaz sirke, sigara kokusu gibi rahatsız edici kokuları yok eden doğal bir bileşendir. 1 ölçüye 1 ölçü olacak şekilde sirkeli su karışımı hazırlayın. Güneşlendirdiğiniz küçük eşyaları, duvarları, zemin parkelerini, kapıları, düğmeleri, armatürleri ve odanızdaki büyük eşyaları sirkeli suyla silin. Bu aşamada sirkenin keskin kokusu sizi rahatsız edebilir ancak bu koku geçicidir ve kısa süre sonra kendiliğinden kaybolur.

Ek olarak, odadaki veya araçtaki sigara kokusunu gidermek için bir kaseye sirke doldurup ağzı açık şekilde akşamdan sabaha bekletmek işinize yarayabilir. Alternatif olarak, bir tencerede sirkeyi kısık ateşte kaynatarak çıkan buhar sayesinde kokulardan kurtulmayı deneyebilirsiniz.

Yüzeylere karbonat serpiştirin: Sodyum bikarbonat (NaHCO₃) veya halk arasındaki yaygın ismiyle karbonat, güçlü bir koku gidericidir. Karbonatın bu konudaki en güzel yanı, kokuları maskelemek yerine direkt olarak emerek ortadan kaldırmasıdır. Araçtaki sigara kokusundan kurtulmak için bir kase karbonatı 24 saat boyunca arabanızda bekletin. Evdeki sigara kokusu için halılarınıza, kitaplığınıza, kanepe ve sandalyelerinize karbonat serpiştirin. Bir gece bekletip elektrik süpürgesiyle süpürün.

Kitaplarınız, dekoratif süs eşyalarınız ve yıkanmayan kumaşlarınızdaki sigara kokusunu gidermek için bir çöp torbasına 1 fincan karbonat döküp eşyalarınızı içine atın. Poşetin ağzını bağlayıp 6 ila 8 saat bekletin. Süre sonunda eşyalarınızı poşetten çıkararak üzerindeki karbonatı silkeleyin.

Perde, nevresim ve giysileri yıkayın: Evinizi baştan aşağı temizlemiş olsanız da daha önceden üzerine koku sinmiş bir kumaşı atladıysanız istediğiniz sonucu alamayabilirsiniz. Perdeleri, çarşafları, yastık kılıflarını, kanepe örtülerini ve kıyafetlerinizi yıkamanız gerekecek. Çamaşır makinesindeki normal bir yıkama döngüsü çoğu zaman etkili sonuç vererek sigara kokusundan kurtulmanızı sağlayacaktır. Ancak yine de içiniz rahat etmiyorsa, 1 fincan karbonat etlenmiş çamaşır deterjanı kullanabilir veya çamaşır makinenize 1 bardak sirke eklemeyi deneyebilirsiniz.

Oda Spreyleri Sigara Kokusunu Gidermekte Etkili mi?

Oda spreyleri veya araç içi kokular kokusundaki en büyük yanılgı, sigara dumanı dahil diğer kötü kokuları yok ettiğinin düşünülmesidir. Ticari olarak satılan pek çok oda spreyleri ve diğer parfümler, kötü kokuları yalnızca maskeler. Bu, aslında rahatsız edici kokunun halen var olduğu ancak burnunuzla algılayamadığınız anlamına gelir. Diğer yandan, sirke ve karbonat gibi doğal bileşenler kokuyu emerek içine hapseder. Öte yandan, kokulu mumlar, hoş kokulu uçucu esansiyel yağlar, tütsüler ve narenciye kabukları evinize güzel koku yaymaya yardımcı olabilir. 

Yukarıdaki basit temizleme adımları, odanıza sinmiş sigara dumanı kokusundan kurtulmanıza yardımcı olacaktır ancak uzun yıllardır sigara içilen bir evde oturuyorsanız, oda kapılarınız dahil tüm evinizi boyatmak, halıları yıkatmak ve bazı eşyaları yenisiyle değiştirmek gibi köklü çözümlere ihtiyaç duyabilirsiniz. Gelecekte, bu tür rahatsız edici kokuların odanıza sinmemesi için evinizde sigara içmeyin (aslında hiç içmeyin) ve içilmesine izin vermeyin. İç mekanlarınızı günlük olarak havalandırın ve düzenli temizliği ihmal etmeyin.

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com