Bizimle iletişime geçin

Sağlık

Kulak Arkasında Ağrı Neden Olur, Nasıl Geçer?

Kulak Arkasında Ağrı Neden Olur, Nasıl Geçer?

Kulak arkasındaki ağrının birçok farklı nedeni olabilir. Basit bir soğuk algınlığı sırasında ortaya çıkabileceği gibi, bölgedeki sinir veya kaslardan da kaynaklanabilir. Ağrıya neden olan genellikle şişmiş lenf bezleridir. Ayrıca, çene ve diş hastalıkları da kulak arkası ağrısına yol açabilir…

Makaleye Genel Bakış

  • Kulak Arkası Ağrısının Nedenleri
  • Kas Gerginliği
  • Lenf Bezi Şişmesi
  • Okzipital Nevralji
  • Mastoidit
  • Çene Eklemi Sorunları
  • Kulak Arkasındaki Ağrı Yüz Felcinin Belirtisi Olabilir mi?
  • Kulak Arkasındaki Ağrı Nasıl Geçer?

Kulak Arkası Ağrısının Nedenleri

Kulakların arkasındaki ağrının altında yatan sebepler şaşırtıcı derecede karmaşıktır. Ağrının türü de farklılık gösterebilir. Bazı kişilerde sadece donuk, spesifik olmayan bir ağrı hissedilirken, bazılarında kulak çınlaması, akıntı, baş veya çene ağrısı da görülür. Bununla birlikte, ağrı çoğu zaman geçici ve zararsızdır.

Keskin bir ağrı, orta kulak iltihabının en karakteristik belirtilerinden biridir. Kulak arkasındaki bir kemik enfeksiyonunun neden olduğu ağrı ise genellikle zonklama olarak tanımlanır. Buna ek olarak, diş veya çene eklemi sorunları da kulak arkası ağrısı ile ilişkilendirilebilir. Özellikle yirmilik yaş dişlerinin iltihabı, bazen kulak arkasına yayılabilir.

Kas Gerginliği

Kulakların arkasındaki ağrının oldukça yaygın bir nedeni boyun ve boğaz kaslarındaki gerginliktir. Böyle bir durumda, başı eğmek veya çevirmek de ağrıya neden olabilir. Çene kaslarındaki gerginlik de kulak arkasında ağrıya yol açabilir. Çenenin kulaklara olan yakınlığı, ağrının neden orada da hissedildiğini açıklar.

Gerginliğin olası nedenleri örneğin fiziksel stres, kötü duruş veya cereyanda kalmak olabilir. Fizyoterapi, masaj ve esneme egzersizleri gerginliğin giderilmesine ve böylece kulak arkasındaki ağrıların giderilmesine yardımcı olur.

Lenf Bezi Şişmesi

Lenf bezleri kulakların arkasında da bulunur. Bunlar vücudun diğer bölgelerindeki lenf bezleri gibi, bağışıklık savunma görevlerini yerine getirirler. Kulak arkasındaki lenf bezleri, iltihaplanma ve bulaşıcı hastalıklarla meydana gelen immünolojik reaksiyonların bir parçası olarak şişebilir. Ağrılı bir şekilde şişlik oluşması burada oldukça normaldir. Bu nedenle, kulak arkasında ağrı da oluşabilir.

Bademcik iltihabı ve diş iltihabı da sıklıkla kulağın arkasındaki lenf bezlerinin ağrılı bir şekilde şişmesine yol açar. Bu tür retroauriküler şişlik zararsızdır ve genellikle iki hafta içinde kendi kendine kaybolur. Ancak, üç haftadan uzun süren herhangi bir şişlik, öncelikle malign bir nedeni dışlamak için bir doktor tarafından kontrol edilmelidir.

Bununla birlikte, glandüler ateş ve iltihaplanma gibi uzun süreli hastalıklar bağlamında, kulak arkasındaki böyle ağrılı bir lenf nodu şişmesi üç haftadan uzun sürebilir. Ancak bu lenf nodu şişlikleri özel bir tedavi gerektirmez. Altta yatan enfeksiyon veya iltihaplanma ayrı ayrı tedavi edilir. Sebep ortadan kalktığında, kulakların arkasındaki ağrı da geçer.

İlginizi çekebilir: Kulak arkasında yağ bezesi neden çıkar?

Okzipital Nevralji

Oksipital nevralji, boynun üst kısmına ve kulak arkasına yayılan şiddetli ateşin yanı sıra, bölgede bıçak saplanır veya elektrik çarpar gibi bir ağrıya neden olur. Karakteristik ağrı anidir, başın sadece bir tarafını etkiler ve basit hareketlerle tetiklenir. Ağrı hastalığın tek belirtisi değildir. Oksipital nevraljiden muzdarip insanlar genellikle baş dönmesi, mide bulantısı, kulak çınlaması ve kulak arkasında basınç hissinden şikayet ederler.

Mastoidit

Mastoidit, kulağın arkasında ve altında bulunan temporal kemiğin mastoid sürecinin nadir görülen bir enfeksiyonudur. Mastoidit tipik olarak tedavi edilmeyen veya başarısız bir şekilde tedavi edilen akut orta kulak enfeksiyonunun bir sonucu olarak ortaya çıkar. Kulak arkasındaki ağrı bu durumun tek belirtisi değildir. Ayrıca ateş ve baş ağrısını da içerir.

Mastoidit belirtileri varsa, hemen bir doktora danışmalısınız. Tedavi edilmezse menenjit, kafatası kemiğinin enfeksiyonu ve hatta yüz sinirinin felci gibi yıkıcı sonuçlara yol açabilir.

Çene Eklemi Sorunları

Temporomandibular eklem, çenenin kafatasına bağlandığı kulağın ön tarafındadır. Çene eklemi rahatsızlıkları, bu eklemi ve çevresindeki kasları etkileyen problemlerden kaynaklanır. Öncelikli belirtisi çiğneme sırasındaki rahatsızlıktır. Aynı zamanda yüz, baş, boyun ve kulak arkasına yayılan ağrı da hissedilebilir. Kulak çınlaması, baş ağrısı ve baş dönmesi gibi farklı belirtiler de ortaya çıkabilir.

Kulak Arkasındaki Ağrı Yüz Felcinin Belirtisi Olabilir mi?

Kulağın arkasındaki ağrı, yüz felcinden bir ila iki gün önce ortaya çıkar. Yüz felci, yüzün iki yarısından birinin etkilendiği bir felçtir. Etkilenen tarafta yüz ifadeleri bozulur. Bu nedenle göz artık düzgün kapatılamaz ve ağzın bir köşesi aşağı doğru sarkar. Çene ve boyundaki ağrı da tipiktir.

Yüz felci genellikle bir süre sonra kendi kendine geçen geçici bir felçtir. Çeşitli faktörler, sinir kanalını daraltan ve sinire baskı uygulayan iltihaplı şişmeye yol açabilir. Çoğu durumda, doktor semptomlar için tanınabilir herhangi bir neden belirleyemez.

Kulak Arkasındaki Ağrı Nasıl Geçer?

Kulak arkasındaki ağrının, yukarıda da belirtildiği gibi bazıları oldukça ciddi olabilen birçok nedeni vardır. Bu nedenle, kulak akıntısı, boyun tutulması, boyun ağrısı, nörolojik semptomlar ve ışığa duyarlılık gibi herhangi bir ek şikayet durumunda doktora danışmanız en iyisidir.

Kulak arkasındaki ağrının tedavisi nedene bağlıdır. Örneğin, kulağın arkasındaki ağrı orta kulak enfeksiyonundan kaynaklanıyorsa, doktorunuz muhtemelen bir antibiyotik reçete edecektir. Mastoidit, intravenöz antibiyotikler ve enfekte sıvının cerrahi drenajı dahil daha agresif bir tedavi yaklaşımı gerektirir.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Locoderm Krem Ne İşe Yarar, Nasıl Kullanılır?

Locoderm Krem Ne İşe Yarar, Nasıl Kullanılır?

Locoderm, topikal kortikosteroidler (veya kısaca steroidler) sınıfına dahil bir ilaçtır. Bu, halk arasındaki ifadeyle kremin kortizonlu olduğu anlamına gelir. Egzama, temas alerjisi ve sedef hastalığı gibi kızarıklığın, kaşıntının, şişliğin veya pullanmanın eşlik ettiği cilt rahatsızlıklarında kullanılır.

Makaleye Genel Bakış

  • LOCODERM Krem Nedir, Ne İçin Kullanılır?
    • Locoderm krem kortizonlu mu?
  • Uyarı ve Önlemler
  • LOCODERM Krem Nasıl Uygulanır?
  • LOCODERM Krem Yan Etkileri

LOCODERM Krem Nedir, Ne İçin Kullanılır?

Locoderm, krem ve merhem formlarında satışa sunulan topikal bir ilaçtır. Belirli cilt sorunlarının neden olduğu kaşıntı, şişlik, kızarıklık, pul pul döküntüler veya tahriş gibi rahatsız edici semptomları gidermek için kullanılır. Yaygın olarak, egzama, sedef hastalığı ve temas alerjisi dahil steroid ilaçlara yanıt veren cilt durumları için reçetelenir. Ancak, burada bahsetilmeyen başka bir dermatolojik rahatsızlık için de doktorunuz bu kremi veya merhemi kullanmanızı önermiş olabilir.

Locoderm kremin her bir gramı 1 mg (%0.1) hidrokortizon 17 butirat ihtiva eder. İçeriğinde bulunan diğer maddeler, parafin, yumuşak beyaz parafin, setostearil alkol, polietilenglikol setosteraileter, propil parahidroksibenzoat, butil parahidroksi benzoat, susuz sitrik asit, susuz trisodyum sitrat ve saflaştırılmış sudur.

Locoderm krem kortizonlu mu?

Evet, bu krem kortizonludur. Locoderm kremin etkin maddesi olan hidrokortizon butirat, kortikosteroidler veya kısaca steroidler olarak adlandırılan ilaç sınıfına dahildir. Topikal steroid ilaçlar, ciltte alerjiye neden olan bazı kimyasal habercilerin üretimini bloke ederek çalışır ve kızarıklık, tahriş, şişlik, pullanma veya kaşıntı gibi rahatsız edici semptomları giderir.

Burada bilinmesi gereken önemli bir nokta, çoğu durumda steroid ilaçların altta yatan durumu tedavi etmediği, semptomları gidererek geçici olarak rahatlama sağladığıdır. Örneğin, egzamanın neden olduğu kaşıntı ve kızarıklık gibi semptomları ortadan kaldıracak ancak muhtemelen egzamanızı tamamiyle yok etmeyecektir.

Uyarı ve Önlemler

  • Suçiçeği, uyuz, uçuk ve sivilce dahil olmak üzere, mayaların, mantarların, bakterilerin, virüslerin veya parazit enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılmaz. Ayrıca, perioral dermatit, vücut çatlakları, gül hastalığı (rosacea), balık derisi hastalığı, yaralar ve ülserli cilt lezyonları için kullanılmamalıdır.
  • Hamilelik kategorisi C’dir. Hamilelik ve emzirme döneminde kullanmadan önce doktor bilgilendirilmeli, doktorun onay verdiği durumlarda fayda sağlayabilecek minimum miktar ve en kısa süreli tedavi hedeflenmelidir.
  • Çocuk yaş grubunda mecburi olmadıkça kullanılması önerilmez. Çocuk hastalarda kullanılması zorunluysa, doktorun kullanım yönergelerine uyulmalı, geniş vücut alanlarına uygulamaktan ve uzun süreli kullanımdan kaçınılmalıdır.
  • Kremin etkin maddesine veya içeriğindeki herhangi bir yardımcı maddeye karşı duyarlılığı olanlar kullanmamalıdır.
  • Gözlere ve göz kapaklarına sürülmemelidir.

LOCODERM Krem Nasıl Uygulanır?

Locoderm kremin tipik kullanımı günde 1 ila 3 uygulamadır. Cilt rahatsızlığınız giderildikten sonra kullanım sıklığı azaltılarak günde 1 kez veya haftada 2 – 3 kez (örneğin; pazartesi, çarşamba, cuma) kullanılabilir.

Bir haftada 30 ila 60 gramdan daha fazla kullanılması tavsiye edilmez. Genel olarak haftada en fazla 1 – 2 tüp 30 gram LOCODERM kullanmalısınız. Bununla birlikte, kullanım yönergeleri için doktorunuzun veya eczacınızın söylediklerini dikkate almanız esas olanıdır.

Uygulama esnasında sorunlu cilt alanına az miktarda kremi ovalarak sürün. İnce bir film tabakası şeklinde krem katmanı olması yeterlidir. Tedavi ettiğiniz alan elleriniz değilse, uygulama sonrasında ellerinizi yıkayın.

Aşırı krem sürmeniz veya önerilenden daha sık uygulamanız söz konusu rahatsızlığınızı çabuk iyileştirmeyeceği gibi yan etki riskini artırır. Bu nedenle, tavsiye edilenden daha fazla kullanmayın.

LOCODERM Krem Yan Etkileri

Diğer tüm ilaçlarda olduğu gibi Locoderm kremin de bazı yan etkileri olabilir. Yanma hissi, kaşıntı, aşırı kıllanma, kılcal damarların belirgin hale gelmesi veya cilt renginde değişiklik olabilir. Bununla birlikte, uzun süreli tedavi, ilacın uygulanmasından sonra üzerinin kapatılması, geniş vücut alanlarına uygulama, çocuklarda kullanım, koltuk altı, yüz veya genital bölge gibi kıvrımlı ya da hassas bölgelere uygulama yan etki riskini artırabilen faktörlerdir.

Bu merhemin size sağlayacağı faydalarının olası yan etki riskinden daha ağır bastığı için doktorunuz tarafından reçetelendirildiğini unutmayın. Sizi rahatsız eden herhangi bir istenmeyen etkiyle karşılaşırsanız, bununla nasıl başa çıkabileceğinizi veya alternatif tedavi seçenekleri hakkında doktorunuzla görüşün.

Sorumluluk reddi: Mortilki.com olarak amacımız işinize yarayacak en doğru bilgileri sunmaktır. Ancak, söz konusu tıbbi tedaviler olduğunda ilaçlar herkesi farklı etkileyebileceğinden, burada yazılanların (olası yan etkiler dahil) eksiksiz olduğunu garanti edemeyiz.

Ayrıca, genel sağlık durumunuza, yaşınıza, rahatsızlığınızın şiddetine ve hatta bazen kilonuza göre toplam tedavi süresiniz ya da kullanmanız gereken doz miktarı değişkenlik gösterebileceğinden, herhangi bir ilacın kullanımında doktorunuzun veya eczacınızın talimatlarını esas almalı ve kutu içinden çıkan prospektüsü anlayarak okumalısınız.

Dikkat: Bu ilaçta 2016 yılında isim değişikliği yapılmış olup, ”Locoid Merhem”, ”Locoid Lipokrem” ve ”Locoid Krem” isimli ürünler artık ”Locoderm %0.1 Merhem”, ”Locoderm %0.1 Lipokrem” ve”Locoderm %0.1 Krem” isimleriyle eczanelerde satışa sunulmaktadır.

Toplam raf ömrü 3 yıldır ve 25 derecenin altındaki oda sıcaklığında muhafaza edilmelidir.

Okumaya devam et

Sağlık

Çinko Ne İşe Yarar? Çinko İçeren Yiyecekler Listesi

Çinko Ne İşe Yarar? Çinko İçeren Yiyecekler Listesi

Çinko, organizmaya günlük olarak sağlanması gereken hayati eser elementlerden biridir. Güçlü bir bağışıklık sisteminde ve enerji üretiminde önemli bir rol oynar. Ayrıca bazı hormonların oluşumunda yer almasının yanı sıra, yaraların iyileşmesini ve kas gelişimini destekler…

Demirden sonra vücutta en çok bulunan eser element çinkodur. Çinko, çok sayıda metabolik süreçte yer alır. Örneğin, vücudun büyüme süreçlerinde ve bağışıklık sistemini güçlendirmede önemli bir gereksinimdir. Çinko eksikliği, yara iyileşme bozuklukları, cilt egzaması, algı veya hafıza sorunları ve bulaşıcı hastalıklara karşı daha yüksek duyarlılığa neden olabilir.

Makaleye Genel Bakış

  • Çinko Nedir?
  • Çinko Ne İşe Yarar?
  • Çinko İçeren Yiyecekler Nelerdir?
  • Çinko Emilimini Neler Engelleyebilir?
  • Çinko Eksikliği ve Sonuçları
  • Vücudun Ne Kadar Çinkoya İhtiyacı Var?
  • Aşırı Çinko Alımının Zararları

Çinko Nedir?

Çinko vücuttaki tüm organlarda, dokularda ve sıvılarda bulunan temel eser elementlerdendir. Bu, insan yaşamı için gerekli olduğu ancak vücudun kendisi tarafından üretilemeyeceği anlamına gelir. Ayrıca vücut çinko depolayamaz. Bu nedenle, düzenli olarak yiyeceklerle birlikte alınması gerekir.

Çinko, çok sayıda enzim ve proteinin bir bileşenidir. Bu bağlamda, vücutta çok sayıda reaksiyonda görev alır, örneğin:

  • Hücre büyümesinde ve yara iyileşmesinde
  • Çeşitli metabolik süreçlerde
  • Bağışıklık sisteminde
  • Hamilelik sırasında çocuk gelişimi için

Çinko vücudun savunma sisteminin bir parçasıdır ve hastalıklara karşı etkili koruma sağlayabilir. Bununla birlikte, çinkonun aşırı dozu zararlı olabilir ve zehirlenme belirtilerine yol açabilir.

Çinko Ne İşe Yarar?

Çinko, karbonhidratların, yağların, proteinlerin, nükleik asitlerin ve diğer mikro besinlerin sentezinde yer alan 300’den fazla enzimin etkisi için gereklidir. Bağışıklık, iltihaplanmayı azaltma, antioksidan, bilişsel işlev ve daha fazlası için önemlidir.

Çinko, yara iyileşmesini destekler ve ayrıca bir anti-inflamatuar etkiye sahiptir. Olumlu etkileri arasında bağışıklık sistemini güçlendirmesi de yer almaktadır. Beyaz kan hücrelerinin oluşumu için vazgeçilmezdir. Bu işlevlerinin yanı sıra tiroid ve testosteron hormonları ile insülinde bulunur.

Çinko ayrıca hücre ve organ yapılarında, hücre bölünmesinde, büyümede, kanın pıhtılaşmasında, görme, tat ve koku almada rol oynar. (Kaynak)

Çinko eksikliği için risk grupları; sindirim bozukluğu olan kişiler, vejeteryanlar, hamile ve emziren kadınlar, aşırı alkol tüketenler ve orak hücre hastalığı olan kişileri içerir.

Çinko İçeren Yiyecekler Nelerdir?

Temel olarak vücut, hayvansal gıdalardan alınan çinkoyu bitkisel gıdalardan daha iyi kullanır. Ne yazık ki sebzeler ve bazı tahıllar, bağırsakta çinko emilimini engelleyebilen bir bileşik olan fitat (fitik asit) içerir. Bununla birlikte, birçok bitki aynı zamanda iyi çinko kaynaklarıdır.

Hayvansal gıdalardan elde edilebilen en iyi iyi çinko kaynakları şunlardır:

  • İstiridye (en yüksek miktarda çinko içerir)
  • Et (sığır eti, kümes hayvanları)
  • Balık ve deniz canlıları
  • Peynir
  • Yoğurt
  • Süt

Bitkisel çinko kaynakları:

  • Fasulyeler
  • Hububat
  • Kaju fıstığı, ceviz ve badem
  • Yulaf ezmesi
  • Bezelye
  • Kabak çekirdeği

Çinko Emilimini Neler Engelleyebilir?

Tam tahıllar, tahıllar ve sebzeler gibi bazı bitki bazlı gıdalar fitat içerir. Fitat, fitik asidin kimyasal bir şeklidir. Bunlar çinkoyu bağlayabilir ve böylece çinkonun gıdalardan emilimini engelleyebilir.

Hayvansal protein çok az tüketildiğinde veya hiç tüketilmediğinde, yüksek bir fitat alımından söz edilir. Daha sonra bağırsaktaki çinko emilimi karışık bir diyete kıyasla yüzde 45’e kadar azalabilir. Bu nedenle, vejeteryan veya vegansanız, çinko açısından zengin kepekli tahılları ve baklagilleri ıslatmalı, asitlendirmeli veya ekşi maya ile fermente etmelisiniz. Bu fitat içeriğini düşürür.

Bilmekte fayda var: Tam tahıllı ürünler, ihtiyacı karşılamaya iyi bir katkı sağlayacak kadar çok çinko içerir. Örneğin 100 gram tam tahıllı ekmek 1,5 miligram çinko içerirken, aynı miktarda beyaz ekmek sadece 0,7 miligram çinko içerir.

Çinko Eksikliği ve Sonuçları

İnsan vücudunda çinkonun yerini alabilecek başka bir madde yoktur. Yeterli tedarik düzenli olarak sağlanmazsa, çinko eksikliği gelişebilir. Orta derecede bir eksiklik genellikle uzun süre tespit edilemeyen ve spesifik olmayan sistematik semptomlara yol açar.

Çinko, 300’den fazla enzimin bir bileşeni olduğu için hemen hemen tüm vücut süreçlerinde önemli bir rol oynar. Bu nedenle, çinko eksikliği vücuttaki çok sayıda süreci etkiler. Çinko eksikliğine genellikle doğuştan çinko emilim bozukluğu veya sindirim sistemindeki kronik hastalıklar neden olur. Yeterince besin emilmemesine yol açarlar.

Çinko eksikliğinin olası belirtileri şunlardır:

  • Yorgunluk, enerji eksikliği
  • Konsantrasyon eksikliği, öğrenme güçlüğü
  • Enfeksiyonlara ve iltihaplanmaya karşı artan duyarlılık
  • Yaraların zor iyileşmesi
  • İltihaplı cilt değişiklikleri
  • Saç dökülmesi, saç incelmesi
  • Kırılgan tırnaklar, tırnaklarda beyaz noktalar
  • Büyüme bozukluğu
  • Duyusal bozukluklar
  • Mantar enfeksiyonları
  • Atlet ayağı
  • Depresyon
  • Anemi
  • Kilo ve/veya iştah kaybı
  • Gelişimsel yetersizlikler (çocuklarda)
  • Büyüme geriliği (çocuklarda)

Vücudun Ne Kadar Çinkoya İhtiyacı Var?

Çinko hayati (temel) bir eser element olduğundan, insan vücudunun düzgün çalışması için belirli bir miktara ihtiyacı vardır. Çinko alımı için referans değerler yaşa, cinsiyete ve ayrıca yetişkinlerde fitat alımına göre değişir. Hamile ve emziren kadınlar için değerler hamile olmayan kadınlara göre biraz daha yüksektir.

Günlük çinko gereksinimi için ortalama referans değerler şunlardır:

  • Kadınlarda günde 8 miligram
  • Erkeklerde günde 14 miligram
  • Hamile kadınlarda günde 9 miligram (gebeliğin dördüncü aydan itibaren günde 11 miligram)
  • Emzirme döneminde günde 13 miligram (bu daha yüksek gereksinim, normal yiyeceklerle de kolayca karşılanabilir)

Aşırı Çinko Alımının Zararları

Optimal çinko alımı, hayvansal gıdaları da içeren dengeli bir diyetle karşılanabilir. Gereksinimin yiyecekler yoluyla karşılanmasının avantajı, zararlı etkileri olabilecek aşırı çinko alımı riski oluşturmamasıdır. Yetişkinlerde çinko alımı için önerilen üst sınır 40 mg’dır. Akut çinko zehirlenmesinin olası belirtileri mide bulantısı, kusma, iştahsızlık, ishal, karın krampları ve baş ağrılarıdır.

Kronik (uzun süre devam eden) çinko doz aşımı, vücuttaki demir veya bakır seviyelerinde değişikliklere ve bağışıklık sisteminin bozulmasına yol açabilir. Bu nedenle, önerilen maksimum çinko alımı aşılmamalıdır.

Ek olarak, çinko kapsülleri şeklindeki diyet takviyelerine de dikkat edilmelidir. Aşırı miktarda çinko takviyesi alınırsa, maksimum doz kolayca aşılabilir. Kalıtsal bir bozukluk veya inflamatuar bağırsak hastalığı nedeniyle çinko emilimi bariz bir şekilde engelleniyorsa, çinko takviyeleri bu eksikliği giderebilir. Böyle durumlarda, ne kadar çinko almanız gerektiğini doktorunuzla konuşarak netleştirmeniz gerekir.

Okumaya devam et

Sağlık

Ovadril Losyon Ne İşe Yarar, Nasıl Kullanılır?

Ovadril Losyon Ne İşe Yarar, Nasıl Kullanılır?

Ovadril losyon, böcek sokmalarının ve günlük yaşamda meydana gelebilen basit cilt tahrişlerinin neden olduğu kaşıntıyı gidermek için kullanılır. Ayrıca, sürüldüğü bölgedeki hafif şiddetli ağrıları geçici olarak giderir.

Makaleye Genel Bakış

  • OVADRİL Losyon Nedir, Ne İçin Kullanılır?
  • Kullanmadan Önce Neleri Bilmeliyim?
  • OVADRİL Losyon Nasıl Uygulanır?
  • OVADRİL Losyon Yan Etkileri

OVADRİL Losyon Nedir, Ne İçin Kullanılır?

Ovadril losyon, kaşıntıyı ve hafif şiddetli ağrıyı gidermek için kullanılan topikal bir ilaçtır. Yaygın olarak kullanıldığı durumlardan bazıları, sivrisinek ve arı sokması gibi böcek ısırıkları, güneş yanıkları ve gün içinde meydana gelebilen sıyrıklar, yanıklar veya pişikler gibi hafif şiddetli cilt tahrişleridir. Ovadril, söz konusu durumların neden olduğu kaşıntıyı giderir ve ağrıyı azaltır.

Ovadril losyon kaşıntı ve ağrı giderici maharetini içeriğindeki etkin madde kombinasyonuna borçludur. Lidokain hidroklorür bölgesel uyuşma sağlayan lokal anestezik, difenhidramin hidroklorür kaşıntı, kızarıklık veya şişlik gibi semptomları gideren antihistaminik, çinko oksit ise cildin hızla iyileşmesine yardımcı aktif bir bileşendir.

120 gramlık tüplerde kullanıma sunulan OVADRİL, beyaz renkli ve bergamot kokuludur. Sayılan üç etken maddeye ek olarak gliserin, mentol, propilen glikol, benzalkonyum klorür, etil alkol, sodyum karboksi metil selüloz, bergamot esansı ve distile su ihtiva eder.

Kullanmadan Önce Neleri Bilmeliyim?

  • 2 yaşından küçüklerde kullanılmaz. 2 yaşından büyük çocuklarda ise mümkün olan en küçük miktar ve en kısa süreli tedavi hedeflenmelidir.
  • Suçiçeği ve kızamıkta kullanılmaz.
  • X-Ray cihazı (röntgen) uygulamaları öncesinde sürülmemelidir.
  • Kabarmış, sulanmış alanlarda, vücudun geniş alanlarına uygulanmamalıdır.
  • Kızarıklık, yanma hissi veya enfeksiyon oluşursa ya da kremin işe yaramadığı düşünülüyorsa kullanımı kesilmelidir.
  • Losyonun içeriğindeki herhangi bir maddeye karşı aşırı duyarlı olanlarda kullanılmamalıdır.
  • Gözlerle, burun içiyle ve ağızla temasından kaçınılmalı, kazara bulaşırsa bol suyla yıkanmalıdır.
  • Gebelik kategorisi C’dir. Hamilelikte kullanılıp kullanılmayacağına doktor karar vermelidir.
  • Losyonun içeriğinde bulunan difenhidraminin anne sütüne geçtiği bilinmektedir. Bu nedenle, emzirme (laktasyon) döneminde kullanılmamalıdır.
  • Hamileyseniz, hamilelik şüpheniz varsa veya bebeğini emziren bir anneyseniz OVADRİL kullanmadan önce doktorunuzu bilgilendirin.

OVADRİL Losyon Nasıl Uygulanır?

Losyonunuzu doktorunuzun veya eczacınızın söylediği şekilde kullanın. Ancak, uzman biri tarafından kullanımına yönelik bilgilendirme yapılmadıysa aşağıdaki adımları izleyin.

  • İhtiyaca göre günde 3 veya 4 kez kullanılabilir. (Günlük kullanılan losyon miktarı toplamda 34 ila 40 gramı geçmemelidir)
  • Kullanmadan önce tüpü sallayarak çalkalayın.
  • Avuç içine az miktarda krem alın ve sorunlu alana nazikçe ovalayarak sürün.
  • Tedavi ettiğiniz alan elleriniz değilse losyonu sürdükten sonra ellerinizi yıkayın.
  • Vücudun çok geniş yüzeyinde ve belirtilenden daha sık veya fazla miktarda kullanmayın.
  • Yanlışlıkla aşırı miktarda losyon sürerseniz veya sağlıklı cilde uygularsanız suyla yıkayın. Losyonunuz suyla yıkandığında kolaylıkla çıkabilecek yapıdadır.

OVADRİL Losyon Yan Etkileri

Diğer tüm ilaçlarda olduğu gibi OVADRİL losyonun da bazı yan etkileri olabilir ancak söz konusu etkiler çoğunlukla hafif şiddetlidir. Losyonun uygulandığı ciltte tahriş (irritasyon), kızarıklık, kaşıntı ve döküntü oluşabilir. Ayrıca, yanlışlıkla gözlerle temas ederse göz tahrişine neden olabilir.

Nadir durumlarda, idrar yapma güçlüğü, bulanık görme, sindirim sistemi rahatsızlığı, uyuşukluk, sinirlilik veya ağız kuruluğu ortaya çıkabilir. Bununla birlikte, önerilen dozu aşmadan yönergelere uygun şekilde kullandığınızda muhtemelen söz konusu istenmeyen etkilerle karşılaşmayacaksınız. Ancak yine de sizi rahatsız eden herhangi bir etkiyle karşılaşırsanız doktorunuzla veya eczacınızla iletişime geçmeyi ihmal etmeyin.

Sorumluluk reddi: Mortilki.com olarak amacımız işinize yarayacak en doğru bilgileri sunmaktır. Ancak, söz konusu tıbbi tedaviler olduğunda ilaçlar herkesi farklı etkileyebileceğinden, burada yazılanların (olası yan etkiler dahil) eksiksiz olduğunu garanti edemeyiz.

Ayrıca, genel sağlık durumunuza, yaşınıza, rahatsızlığınızın şiddetine ve hatta bazen kilonuza göre toplam tedavi süresiniz ya da kullanmanız gereken doz miktarı değişkenlik gösterebileceğinden, herhangi bir ilacın kullanımında doktorunuzun veya eczacınızın talimatlarını esas almalı ve kutu içinden çıkan prospektüsü anlayarak okumalısınız.

OVADRİL losyon 120 gramlık tüplerde, eczanelerde satılır. Raf ömrü 2 yıl olup, 30 derecenin altındaki oda sıcaklığında, nemden ve ışıktan uzak bir yerde saklanmalıdır.

Okumaya devam et

Copyright © 2020 GizliSoru.Com