Bizimle iletişime geçin

Sağlık

Malnütrisyon Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Sonuçları

Yetersiz beslenme anlamına gelen malnütrisyon, gıda alımı ile vücudun enerji ve besin ihtiyacı arasında bir dengesizlik olduğunda ortaya çıkar. Özellikle yaşlılarda görülen bu durum, akut veya kronik hastalıklarda gelişebilir. Olası nedenler, tümör hastalıkları, depresyon, sosyal izolasyon, çiğneme ve yutma problemlerine kadar uzanmaktadır.

Malnütrisyon Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Sonuçları

Yetersiz beslenme anlamına gelen malnütrisyon, gıda alımı ile vücudun enerji ve besin ihtiyacı arasında bir dengesizlik olduğunda ortaya çıkar. Özellikle yaşlılarda görülen bu durum, akut veya kronik hastalıklarda gelişebilir. Olası nedenler, tümör hastalıkları, depresyon, sosyal izolasyon, çiğneme ve yutma problemlerine kadar uzanmaktadır.

Temel olarak, ilgili kişi besin açısından ihtiyaç duyduğundan daha az gıda tükettiğinde, her zaman yetersiz beslenme söz konusudur. Malnütrisyon olarak adlandırılan bu durum, yetersiz beslenmenin yanı sıra vücudun besinleri kullanımı bozulduğunda da görülebilir.

Makaleye Genel Bakış – © MorTilki.com

  • Malnütrisyon Nedir?
  • Malnütrisyon Biçimleri
  • Malnütrisyon Belirtileri
  • Malnütrisyon Nedenleri ve Risk Faktörleri
    • İştah Kaybı (Anoreksi)
    • Yutma ve Geçiş Bozuklukları
    • Çiğneme ve Yutma Bozuklukları
    • Tat ve Koku Alma Duyusundaki Değişiklikler
    • Yiyecekleri Sindirme Sorunları (Dispepsi)
    • Besinlerin Emilimi ile İlgili Sorunlar (Malabsorpsiyon)
    • İlaç Tedavisi
    • Diğer Faktörler

Malnütrisyon Nedir?

Malnütrisyon (yetersiz beslenme), bir kişinin enerji, protein ve diğer besin ihtiyaçlarını gıda yoluyla yeterince karşılayamaması durumunda ortaya çıkar. Bu, besin tedariki ile vücudun besin ihtiyacı arasındaki dengeyi bozar. Bozulan denge de vücuttaki maddelerin kontrolsüz bir şekilde parçalanmasına yol açar.

Özellikle ciddi akut veya kronik hastalıklarda tıbbi açıdan uygun bir yetersiz beslenmenin gelişme riski vardır. Ancak sürekli stresli veya stresli durumlarda bile beslenme durumu kötüleşebilir. Yaşlı insanlar özellikle risk altındadır. İştah azalması, tat değişiklikleri veya yaşla birlikte ortaya çıkan çiğneme ve yutma sorunları, malnütrisyonun en yaygın nedenleridir.

Hastalıkla ilişkili malnütrisyon, kronik hastalıkları olan bireylerde yaygın bir olgudur. Birçok yaşlı insan, iştah, koku ve tat azalması veya çeşitli diş ya da ağız sorunları nedeniyle daha az yemek yer. Ayrıca hastanede uzun süre yatışlar da bunda bir rol oynayabilir. Araştırmalar, yaşlıların çoğunun hastane yemeklerinin yarısından daha azını yediğini göstermektedir.

Malnütrisyon Biçimleri

Uzmanlar, hastalık durumunda gıda alımının tıbbi tedavinin önemli bir parçası olarak görülmesi gerektiğine inanmaktadır. İyi beslenme, başarılı bir rehabilitasyon ve çeşitli sekellerden (hastalıklardan kalan doku bozuklukları) kaçınmak için bir ön koşuldur.

Yetersiz beslenme nedeniyle aşırı kilo verilirse, iç organlar ve bağışıklık sistemi de olumsuz etkilenir. Doktorlar, böyle durumlarda iki yetersiz beslenme biçimi arasında ayrım yapar:

  • Nicel yetersiz beslenme: Birçok yaşlı insan, niceliksel yetersiz beslenmeden muzdariptir. Artık vücutlarına gıda yoluyla yeterli kaloriyi sağlayamazlar. Bu da kilo kaybına, halsizliğe ve enfeksiyona yatkınlığa yol açabilir.
  • Nitel yetersiz beslenme: Proteinler, vitaminler, mineraller ve eser elementler gibi önemli yaşamsal maddeler yetersiz emilirse, vücudun bilişsel, psikolojik ve motor düzeydeki işlevler azalır. Yani gerekli gıdalar olamadan vücudun işleyişi bozulur, vücut hastalıklara karşı daha duyarlı hale gelir ve bağışıklık sistemi giderek zayıflar. Bu yetersiz beslenme biçimi genellikle yavaş gerçekleşir ve hemen fark edilmez.

Malnütrisyon Belirtileri

Yetersiz beslenme birçok sorunla kendini gösterebilir. Çeşitli besinler vücutta sayısız önemli işlevi yerine getirir. Bunların alımında uzun süreli bir eksiklik söz konusuysa, kişide farklı belirtiler ortaya çıkabilir. Örneğin karbonhidrat eksikliği, baş ağrılarını, dolaşım problemlerini, zayıf konsantrasyon ve görme bozukluklarını tetikleyebilir. 

Proteinlerdeki bir eksiklik bağışıklık sistemini zayıflatır, hastalıkların iyileşme süresini geciktirir ve kas kütlesinde azalmaya yol açar. Demir eksikliği, uzun vadede soluk cilt, kalıcı yorgunluk ve bitkinlik ile tanınan anemiye yol açar. Bu nedenle, aile üyelerinden biri kısa sürede kilo verirse, yiyecek alımı açıkça zorlaşırsa veya iştahı önemli ölçüde düşerse uyarılmalıdır. Bağırsak şikayetleri veya kusma ve ishal nedeniyle yüksek miktarda besin kaybı varsa da özel dikkat gösterilmelidir.

Semptomların kapsamı ve malnütrisyonun sonuçları, büyük ölçüde yetersiz beslenmenin ne kadar şiddetli olduğuna bağlıdır. Hafif bir yetersiz beslenme, genellikle yalnızca zayıflık, yorgunluk, iştahsızlık ve dikkat eksikliği gibi spesifik olmayan semptomları tetikler. Öte yandan uzun süredir devam eden veya ciddi bir yetersiz beslenme, daha net ve daha ciddi sonuçlara sahip olabilir ve önemli organ işlevlerini bozabilir.

Malnütrisyon (yetersiz beslenme) aşağıdaki sonuçlara yol açabilir:

  • Genel zayıflık
  • Tükenmişlik
  • İskelet kaslarının parçalanması
  • Kas gücü kaybı
  • Hareketler sırasındaki bozukluklar
  • Düşme ve kırık kemik riskinde artış
  • Kalp kası kütlesinde ve pompalama gücünde azalma
  • Kardiyak aritmiler
  • Daha zayıf ve daha kısa nefeslerle solunum kaslarında azalma
  • Zayıflamış bağışıklık sistemi ve dolayısıyla enfeksiyonlara karşı artan duyarlılık
  • Yara iyileşmelerinin gecikmesi
  • Nörolojik bozukluklar
  • Bunama

Malnütrisyon Nedenleri ve Risk Faktörleri

Yaşlıların yetersiz beslenmesinin nedeni çeşitli faktörlerle ilişkilidir. Bireysel durumlarda, malnütrisyon genellikle tek bir faktöre değil, birkaçına dayanır. Yaşlılığın yan etkilerine ek olarak, kişisel bağlam, mevcut hastalıklar ve akut ameliyatlar önemli rol oynamaktadır. Yaşlılıkta yetersiz beslenmenin en yaygın nedenleri şunlardır:

İştah Kaybı (Anoreksi)

Kronik veya ciddi hastalıkları olan birçok insanın iştahı azdır ve bu nedenle az yemek yerler. Bu da uzun vadede yetersiz beslenmeye yol açar. Ciddi enfeksiyonlar (tüberküloz veya HIV gibi), tümör hastalıkları ve otoimmün hastalıklar örnek olarak gösterilebilir. Bu hastalıklarla ilişkili zihinsel stres, kaygı ve depresyon da iştah üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olabilir. Ayrıca erken oluşan tokluk hissi, tat ve koku alma duyusundaki değişiklikler de bunda rol oynayabilir.

Yutma ve Geçiş Bozuklukları

Gastrointestinal sistemden yiyecekleri hareket ettirme sorunları, yetersiz beslenmenin bir başka olası nedenidir. Bu tür sorunlar kronik daralma (stenoz) ile ortaya çıkan ince bağırsak ve Crohn hastalığıdır. Yemek borusu veya mide gibi bölgelerde oluşan kötü huylu bir tümörün neden olduğu daralma, yemek yemeyi zorlaştırabilir ve dolayısıyla yetersiz beslenmeye neden olabilir.

Bu tür tümörler bir yandan mekanik bir engel haline gelebilirken, diğer yandan sindirim sisteminin hareketliliğini de engelleyebilirler. Bu durum, örneğin pankreas kanserinde olduğu gibi, kanserle ilişkili olarak mide veya yemek borusunun çıkarılmasından sonra da meydana gelebilir.

Çiğneme ve Yutma Bozuklukları

Diş sorunları, mantar enfeksiyonları (pamukçuk) ve ağız ülserleri gibi bazı durumlar çiğnemeyi o kadar zorlaştırabilir ki etkilenenler yemek yemekten kaçınırlar. Ayrıca ağız kuruluğu (ilaçlar veya tükürük bezi hastalığı sonucu), çiğneme ve yutmada sorunlara neden olabilir. Ek olarak, felçli hastalarda sıklıkla yetersiz beslenmeye katkıda bulunabilecek yutma bozuklukları vardır.

Tat ve Koku Alma Duyusundaki Değişiklikler

Kişide tat ve koku alma duyusu bozulursa, bu genellikle iştahı da etkiler. Etkilenenler çok az besin tüketir ve bu da uzun vadede yetersiz beslenmeye neden olur. Yaşlılık, virüs veya tümör hastalıkları, tat ve koku alma duyusunda meydana gelen değişikliklerin olası nedenleri arasındadır.

Yiyecekleri Sindirme Sorunları (Dispepsi)

Alınan besinlerin kullanılabilmesi için vücudun önce bunları küçük parçalara ayırması gerekir. Bu, diğer şeylerin yanı sıra hazımsızlık gibi çeşitli sindirim sorunlarını beraberinde gerektirir. Ayrıca kronik inflamasyon (pankreatit) veya kanser (pankreas karsinomu) durumunda, pankreas salgısı eksiktir ve bu da gıdanın vücut tarafından kullanımını bozar. Bu nedenle, yeterli besin tüketilse bile malnütrisyon gelişebilir.

Aynı şey, vücudun safra asidini aşırı derecede kaybetmesi ve böylece artık sindirim için uygun olmaması durumunda da ortaya çıkabilir. Böyle bir safra asidi kaybı sendromu, Crohn hastalığı olan kişilerde ince bağırsağın (terminal ileum) son bölümünün çıkarılması gerektiğinde ortaya çıkar.

Besinlerin Emilimi ile İlgili Sorunlar (Malabsorpsiyon)

Mide ve ince bağırsakta meydana gelen çeşitli hastalıklar, besinlerin emilimini bozabilir ve yeterli gıda alımına rağmen malnütrisyon gelişebilir. Atrofik gastrit ve çölyak hastalığı bunlara örnek olarak gösterilebilir. Ayrıca ince bağırsağın büyük bir bölümünün hastalık nedeniyle alınması da emilim bozukluğu ile sonuçlanabilir.

İlaç Tedavisi

Bazı ilaçların kullanımı da yetersiz beslenmeye neden olabilir. Örneğin iştahsızlık, antibiyotiklerin, sakinleştiricilerin, trisiklik antidepresanların, opiyatların (güçlü ağrı kesiciler) ve digoksinin (kalp ilaçları) bir yan etkisi olabilir. 

Tat değişikliğine genellikle ağrı kesiciler (analjezikler), diyabet ilaçları (antidiyabetik ilaçlar), yüksek tansiyon ilaçları (antihipertansif ilaçlar), sitostatikler (kanser ilaçları), bazı antibiyotikler (penisilin, markolidler) veya psikotrop ilaçlar (zihinsel hastalıklara karşı ilaçlar) neden olur.

Ağız kuruluğu ise sakinleştiriciler (sakinleştiriciler), Parkinson ilaçları, antidepresanlar, beta blokerler (kardiyovasküler ilaçlar), alerji ilaçları (antihistaminikler) veya diüretikler ile yapılan tedavinin sonucudur.

Ayrıca birçok sitostatik, opiyat, antibiyotik, yüksek tansiyon ilaçları, antidepresanlar ve antifungal ajanlar, gıda alımını etkileyen mide bulantısına neden olur. Bu tür ilaçların yan etkileri, uzun vadede yetersiz beslenmeye katkıda bulunabilir.

Diğer Faktörler

Sosyal izolasyon, yalnızlık, yoksulluk veya keder gibi faktörler, birçok yaşlı insanda yetersiz beslenme gelişmesine yol açabilir. Örneğin kişinin hayat arkadaşı ölürse, yemeği seçme ve hazırlama motivasyonu düşer. Sonuç, tek taraflı veya düzensiz gıda alımıdır. Felç veya başka bir hastalığın sonucu olarak kişinin hareket kabiliyetini kaybetmesi de bunda bir rol oynar. Alışveriş yapmayı ve yemek hazırlamayı zor bulanlar, genellikle yiyecek alımını ihmal ederler.

Duyusal algının azalmasına bağlı açlık ve tokluk düzenlemesindeki değişiklikler gibi sık görülen yaş değişiklikleri de yetersiz beslenmenin gelişmesinde rol oynayabilir. Aynı şey artan unutkanlık, kafa karışıklığı ve bunama için de geçerlidir. Bazı yaşlı hastalar yemek yemeyi unutabilirler.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Makattan Sümüksü Akıntı Gelmesi Nedenleri

Mukus, bağırsaklarınız tarafından doğal olarak üretilen kaygan, sümüksü bir maddedir. Dışkının bağırsaklarda kaygan bir şekilde hareket etmesine yardımcı olurken, bağırsak duvarını aşındırıcı atıklardan koruyabilir. Dahası, kolon duvarlarından sıvı kaybını önlemeye yardımcı olarak nemli tutar. Ancak, üretilen mukus miktarı fazla olduğunda makattan geldiği görülebilir ve bu bir şeylerin yolunda gitmediğinin işareti olabilir.

Makattan Sümüksü Akıntı Gelmesi Nedenleri

Mukus, bağırsaklarınız tarafından doğal olarak üretilen kaygan, sümüksü bir maddedir. Dışkının bağırsaklarda kaygan bir şekilde hareket etmesine yardımcı olurken, bağırsak duvarını aşındırıcı atıklardan koruyabilir. Dahası, kolon duvarlarından sıvı kaybını önlemeye yardımcı olarak nemli tutar. Ancak, üretilen mukus miktarı fazla olduğunda makattan geldiği görülebilir ve bu bir şeylerin yolunda gitmediğinin işareti olabilir.

Makaleye Genel Bakış – © MorTilki.com

  • Makattan Gelen Sümüksü Sıvının Ne Olduğunu Anlamak
  • İnflamatuar Bağırsak Hastalığı (İBH)
  • Hemoroid (Basur)
  • Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar (CYBE)
  • Gıda Kaynaklı Enfeksiyonlar
  • İrritabl Bağırsak Sendromu (Huzursuz Bağırsak Sendromu)
  • Anal Apse ve Anal Fistül
  • Makatta Akıntı İçin Hangi Doktora Gidilir?

Makattan Gelen Sümüksü Sıvının Ne Olduğunu Anlamak

Burun delikleriniz dışında vücudunuzdaki başka bölgelerde de doğal olarak mukus olduğunu biliyor muydunuz? Sümüksü bir madde olan mukus, doğal olarak bağırsaklarda da üretilir ve aslında birden fazla önemli amaca hizmet eder. Bunlardan bazıları, dışkıyı kayganlaştırarak hareketini kolaylaştırmak, sert kıvamlı atıklardan bağırsak duvarını korumak, kolon duvarından sıvı kaybını önlemek ve bölgeyi nemli tutmaktır. Herhangi bir nedenden dolayı bağırsaklardaki mukus üretimi arttığında makattan dışarı sızabilir. Rektal akıntı olarak tanımlanan bu durum, halk arasında makattan sümüksü akıntı veya sıvı gelmesi olarak adlandırılır.

Rektal akıntısı olan çoğu insan, iç çamaşırında veya taharet esnasında jöle benzeri sümüksü sıvıyı fark eder. Ayrıca, sık tuvalete gitme dürtüsü duyabilir, yalnızca mukus veya çok az dışkıyla birlikte mukus boşaltımı yapabilirler. Bunlarla birlikte, sorunun altta yatan nedenine bağlı olarak, anal kaşıntı, makatta ağrı, ishal, kabızlık, kanama ve karın ağrısı gibi rahatsız edici başka durumları deneyimleyebilirler. Beyaz veya sarı akıntı enfeksiyon olduğu anlamına gelebilirken pembe veya kırmızı renk kanama olduğunu gösterebilir. Peki ama tüm bunların perde arkasında ne var?

Makattan sümüksü akıntı gelmesinin hemoroid (basur), gıda kaynaklı enfeksiyonlar, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, inflamatuar bağırsak hastalığı, irritabl bağırsak sendromu (huzursuz bağırsak sendromu), anal fistül ve anal apse gibi pek çok nedeni olabilir.  Aşağıda, bu olası senaryoları tartışıyoruz ve ayrıca rahatsızlığınızla ilgili olarak sağlık kuruluşlarının hangi bölümüne gitmeniz gerektiğine değiniyoruz.

İnflamatuar Bağırsak Hastalığı (İBH)

Kısaca İBH olarak adlandırılan bu rahatsızlık, bağırsakların iltihaplanması durumuyla karakterize hastalıkları tanımlar. Bağırsakların iltihaplanması aşırı mukusa neden olabilir. En yaygın iki İBH, crohn hastalığı ve ülseratif kolittir.

Crohn hastalığı genellikle ince bağırsakla ilişkilidir ancak bazen kolonu da (kalın bağırsak) etkilediği görülür. Kolonu etkileyen kişilerde anüsten kan, irin veya mukus akıntısı gelmesi mümkündür. Anti-inflamatuar ilaçlar ana tedavidir.

Ülseratif kolit ise bağırsakları etkileyen ayrı bir inflamatuar durumdur. Genellikle alt bağırsakları ve rektumu etkiler. Karın ağrısına, idrar kaçırmaya ve anüsten kan ve mukus akıntısına neden olabilen iltihaplanmayla karakterizedir.

Bilim insanları İBH’nin neden olduğunu tam olarak çözebilmiş değiller. Ancak, birkaç olası nedenden kaynaklanabileceğini düşünüyorlar. Bunlardan bazıları, genetik faktörler, sık olarak çok yağlı yemekleri tüketmek, stres, anormal bağışıklık tepkileri ve antibiyotikler, doğum kontrol hapları gibi ilaçların yan etkileridir.

Hemoroid (Basur)

Hemoroid veya yaygın bilinen diğer ismiyle basur, anüs ve rektal bölgedeki damarların şişmesi ile karakterize çok yaygın görülen anorektal tıbbi bir durumdur. Kabızlık, hamilelik, uygun olmayan beslenme alışkanlıkları veya bağırsak hareketleri sırasında zorlanma nedeniyle oluşabilir.

Basurun yaygın belirtileri arasında, makat bölgesinde kaşıntı, rahatsızlık hissi, ağrı, kanama, şişlik ve rektal akıntıdır. Aloe vera, hindistan cevizi yağı, çobançantası bitkisi, ılık banyo, sarımsak ve çay ağacı yağı gibi geleneksel ev çözümleri basura iyi gelebilirken, özellikle ilerlemiş vakalarda bir uzmandan yardım almak gereklidir.

Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar (CYBE)

Makattan sümüksü sıvı gelmesine neden olabilecek CYBE’ler genellikle ters ilişkinin sonucunda bulaşır. Ancak, normal cinsellik sonrasında genital bölgedeki enfeksiyonun anal bölgeye yayılması da mümkündür. Bu hastalıklardan bazıları, bel soğukluğu, klamidya, frengi, insan papilloma virüsü (HPV) ve uçuk virüsü olan herpes simpleks virüsü tip 2’dir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar oldukça rahatsız edici olmasına rağmen büyük çoğunluğunun günümüz modern tıbbında tedavisi kolaydır. Başka birinden CYBE kapmış olduğunuzu düşünüyorsanız kısa zaman içinde doktorunuzdan randevu alarak gerekli tedavi adımlarını izleyin.

Gıda Kaynaklı Enfeksiyonlar

Halk arasında gıda zehirlenmesi olarak bilinen besin kaynaklı hastalıklar, birçok farklı bakteri, virüs ve parazit türünün neden olabileceği enfeksiyonlardır. Bulantı, kusma, ishal gibi yaygın semptomlarına ek olarak makattan sümüksü akıntı gelmesine neden olabilir. Salmonella, nörovirüs, şigelloz, enterik kampilobakteriyoz, campylobacter, entamoeba ve e. coli yaygın enfeksiyonlardan bazılarıdır.

Gıda kaynaklı enfeksiyonların büyük çoğunluğu kendi kendine geçer ancak bazı durumlarda antibiyotik tedavisi gerekebilir. Bununla birlikte, kusma ve ishalin neden olduğu su kaybını telafi etmek için iyileşme sürecinde bol su içmek önemlidir.

İrritabl Bağırsak Sendromu (Huzursuz Bağırsak Sendromu)

Toplumun %10’undan fazlasını etkileyen bu hastalık kalın bağırsağın kronik bir bozukluğudur. Kısaca IBS olarak tanımlanan huzursuz bağırsak sendromu ishal, gaz, karın krampları, şişkinlik ve bazen kabızlıkla el ele gider.

IBS’nin bilinen kesin bir nedeni yoktur. Uzmanlar, stresin ve bazı yiyeceklerin etken rol oynadığını düşünüyor. Yaşam tarzı değişiklikleri, probiyotikler ve bazı ilaçlar durumu kontrol altına alabilir.

Anal Apse ve Anal Fistül

Anal apseler içi irinle dolu enfekte doku keseleridir ve genellikle enfekte anal bezlerin içinde gelişirler. Rektal akıntı, şişlik, kabızlık, anal bölgede ağrı yaygın belirtileridir. Tedavi edilmezse enfeksiyon çevre dokulara yayılabilir ve bazı durumlarda enfekte apse ile derideki bir açıklık arasında tünel oluşturabilir. Bu duruma anal fistül denir.

Her iki durumunda evde tedavisi mümkün değildir. Bu nedenle, doktorunuzdan randevu alarak gerekli tedavi adımlarını izlemeniz şarttır.

Yukarıda sayılanlara ek olarak, rektal akıntının daha az görülen diğer nedenleri arasında, proktit, rektal prolapsus ve oldukça nadir görülen anal kanserdir.

Makatta Akıntı İçin Hangi Doktora Gidilir?

Rektal akıntı, genellikle altta yatan bir durumun varlığına işaret ettiği için endişeye neden olabilir. Ancak soğuk kanlılığınızı yitirmeniz için neden yok. Günümüz modern tıbbında bu tür rahatsızlıkların teşhisi ve tedavisi kolaydır. Öncelikle, genel cerrahi veya eğer mümkünse proktoloji bölümünden randevu alınız. Proktoloji, kalın bağırsak, rektum ve makat bölgesi hastalıkları ile ilgilenen tıp dalıdır. Doktorunuz, birkaç sorunun ardından fiziksel muayene yapabilir ve ardından bazı testleri yaptırmanızı isteyebilir. Sorunun kaynağını belirledikten sonra uygun tedavi aşamasına geçecektir.

Okumaya devam et

Sağlık

Metsil Damla Ne İşe Yarar, Nasıl Kullanılır?

Mide ve bağırsaklarda biriken aşırı gaz şişkinlikle birlikte ağrıya neden olabilir. Metsil Damla, aşırı gazın yol açtığı bu gibi durumlarda, gaz kabarcıklarının parçalanmasına yardımcı olarak rahatlama sağlayan bir ilaçtır. İçeriğinde bulunan etkin madde Simetikon, bebekler, yaşlılar ve yetişkinler için güvenlidir.

Metsil Damla Ne İşe Yarar, Nasıl Kullanılır?

Mide ve bağırsaklarda biriken aşırı gaz şişkinlikle birlikte ağrıya neden olabilir. Metsil Damla, aşırı gazın yol açtığı bu gibi durumlarda, gaz kabarcıklarının parçalanmasına yardımcı olarak rahatlama sağlayan bir ilaçtır. İçeriğinde bulunan etkin madde Simetikon, bebekler, yaşlılar ve yetişkinler için güvenlidir.

Makaleye Genel Bakış – © MorTilki.com

  • Metsil Damla Ne İçin Kullanılır?
  • Metsil Gaz Damlası İçeriği
  • Metsil Damla Nasıl Kullanılır?
  • Metsil Damla Yan Etkileri
  • Doz Aşımı ve Kaçırılan Doz
  • Hamile ve Emziren Annelerde Metsil Damla Kullanımı

Metsil Damla Ne İçin Kullanılır?

Gaz yapma potansiyeline sahip yiyecekler, mamalar veya hava yutmak gibi nedenlerden dolayı mide ve bağırsaklarda gaz birikmesi yaygındır. Biriken aşırı gaz, şişkinliğe ek olarak ağrılı basınç oluşturabilir. Bebeğinizde veya 2 yaş üstü çocuğunuzda söz konusu gaz sorunları varsa, doktorunuz Metsil Damla reçetelemiş olabilir. Zira, ilacın içeriğindeki etkin madde Simetikon, gastrointestinal sistemdeki gaz kabarcıklarının yüzey gerilimini azaltarak çalışır ve fazla gazın neden olduğu rahatsızlığı giderir. (Kaynak) Bununla birlikte, Metsil Damla yalnızca gaz giderici olup, ince bağırsak tıkanıklığı ve kabızlık gibi durumlarda işe yaramaz.

Metsil Damla ayrıca, cerrahi operasyonların ardından meydana gelen gaz gerginliği, mide-bağırsak ülseri, divertikülit, postkolesistektomi sendromu, kronik kolesistit gibi gaz çıkarılamamasının soruna neden olabileceği durumlarda ve karın bölgesi röntgen çekimi öncesinde gazdan kurtulmak için kullanılır. Tüm bunların dışında, bu makalede belirtilmeyen başka bir durum için de doktorunuz bu ilacı reçetelemiş olabilir.

Öte yandan, Metsil gaz gidericinin farklı formları olduğunu bilmek önemlidir. Bebeklere Metsil damla reçetelenirken, daha büyük çocuklara Metsil Şurup, yetişkinlere ise Metsil çiğneme tableti önerilebilir. Söz konusu ilaç formlarının hepsi Simetikon isimli aynı etkin maddeye sahiptir. Simetikonun, yenidoğan bebekler ve yaşlılar dahil tüm yaş grupları için güvenli olduğu düşünülmektedir.

Metsil Gaz Damlası İçeriği

Metsil Damla içeriğindeki etkin madde Simetikondur (Her bir damlasında 66.6 mg bulunur). İlacın içindeki diğer yardımcı maddeler ise, karbopol 934 p, hidroksipropil metil selüloz, sodyum benzoat, sodyum sakarin, food red 7, metil parahidroksibenzoat, propil parahidroksibenzoat, vanilya, frambuaz esansı, sodyum sitrat-Sitrik asit ve saf sudur.

Metsil Damla Nasıl Kullanılır?

Metsil Damla dahil olmak üzere tüm ilaçlarda dozajlama için esas olan doktorun yönergeleridir. Ancak, doktorunuz veya eczacınız aksini belirtmediyse aşağıdaki gibi kullanın.

  • Metsil Damla ağız yoluyla alınan bir ilaçtır. Kullanmadan önce şişeyi iyice çalkaladığınızdan emin olun.
  • Sabah, öğlen, akşam ve yatmadan önce olmak üzere günde 4 kez kullanılması tavsiye edilir.
  • Bebeğiniz 2 yaş altındaysa günde 4 kez, 8 damla (20 mg)
  • Çocuğunuz 2 yaşından büyükse günde 4 kez, 15 damla (40 mg) kullanılmalıdır.
  • Damlayı bebeğinizin direkt olarak ağzına damlatabileceğiniz gibi bebeğinizin içme suyuna veya herhangi bir içeceğine damlatarak da içirebilirsiniz.
  • Yaşlılar için özel bir dozaj programına gerek yoktur.

Metsil Damla Yan Etkileri

Metsil Damlanın etkin maddesi olan Simetikonun ciddi bir yan etkisi yoktur. Bununla birlikte, bazı hastalarda hafif ishal ve mide bulantısı raporlar edilmiştir. Simetikon oral yoldan emilmediği için böbrek hasarı, hipertansiyon ve hiperglisemi gibi sistemik yan etkilerin oluşması beklenmez.

Öte yandan, nadiren de olsa Metsil Damlanın daha ciddi yan etkileri olabilir. Ellerde, yüzde, ayaklarda, dudaklarda ve solunumu engelleyebilecek şekilde boğazda şişme ciddi etkilerdir. Elbette bunlar çok nadiren görülür ve aslında bu ilacı kullanan çoğu kişi herhangi bir yan etki yaşamaz.

İlacın kullanımından sonra herhangi bir olumsuzlukla karşılaşırsanız, kullanımını durdurun ve doktorunuzla iletişime geçin. Ayrıca, içeriğinde bulunan herhangi bir maddeye karşı alerjiniz olduğunu biliyorsanız kullanmayın.

L-tiroksin veya Levotiroksin ismiyle bilinen ve genellikle Tiroit bozukluklarında kullanılan ilaçlarla, Metsil damlanın aynı anda kullanılması önerilmez. Her iki ilacın kullanılması gerekiyorsa, ikisinin alınması arasında en az 4 saat bırakılmalıdır.

Doz Aşımı ve Kaçırılan Doz

Kullanmanız gerekenden daha fazla Metsil Damla kullandıysanız, bu durumun hayatı tehdit edebilecek seviyede ciddi sorunlara yol açması beklenmez. Simetikon doz aşımı için ilacı kesmekten başka bir tedavi yoktur.

Kaçırılan doz konusunda ise ilacı kullanmayı unutursanız, bunun için endişelenmeniz gerekmez. Unutulanı telafi etmek için üst üste 2 doz almaktan kaçının. Diğer kullanım zamanı geldiğinde normal programınızdan devam edin.

Hamile ve Emziren Annelerde Metsil Damla Kullanımı

Metsil gaz giderici damlanın etkin maddesi olan Simetikon, sistemik olarak emilmediğinden hamile kadınlarda ve emziren annelerde güvenli olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte, hamile veya emziren bir kadının kullanıp kullanmaması gerektiğine doktor karar vermelidir. Gebeyseniz veya bu yönde şüpheniz varsa, herhangi bir ilacı kullanmadan önce bu durumu doktorunuzla paylaşın.

Bu ilaç ayrıca, böbrek ve karaciğer rahatsızlığı olanlar için de bilinen bir risk taşımamaktadır. Ek olarak, yiyeceklerle etkileşime girmez ve araç kullanımını etkilemesi beklenmez.

Metsil gaz damlasını direkt güneş görmeyen serin bir ortamda kutusunda saklayın ve çocukların ulaşamayacağı yerde muhafaza edin. Metsil Damla 2022 yılı fiyatı 13.50 Liradır. Eczanelerde satılır.

Okumaya devam et

Sağlık

Ayak Morarması Neden Olur?

Ayak tabanları, yumuşak bir yastık görevi üstlenen şok emici yağ tabakasıyla kaplıdır. Darbelere ve aşınmaya karşı mukavemetli olsa da yaralanma, kalitesiz ayakkabı ve spor kazaları gibi dış etkenler sonucu zarar görerek morarabilir. Ayrıca, bazı hastalıklar nedeniyle de ayak tabanlarında, üstünde veya bileklerinde morarma oluşabilir.

Ayak Morarması Neden Olur?

Ayak tabanları, yumuşak bir yastık görevi üstlenen şok emici yağ tabakasıyla kaplıdır. Darbelere ve aşınmaya karşı mukavemetli olsa da yaralanma, kalitesiz ayakkabı ve spor kazaları gibi dış etkenler sonucu zarar görerek morarabilir. Ayrıca, bazı hastalıklar nedeniyle de ayak tabanlarında, üstünde veya bileklerinde morarma oluşabilir.

Çoğu ayak morarması ve şişliği, çarpma, sıyrık, takılma, düşme, spor yaralanmaları, ayak bileğinin burkulması veya hatta sadece yürümek, koşmak ve sert yüzeylerde zıplamak gibi küçük bir travma veya yaralanmadan kaynaklanır. Bunlar olduğunda, derinin yüzeyine yakın kan damarları zedelenerek bölgede çürük oluşur ve cildin altındaki dokulara az miktarda kan sızmasına izin verir.

Elbette, ayak morarmasına neden olan tek etkenler küçük kazalardan ibaret değildir. Periferik arter hastalığı, ilaç yan etkileri, kırıklar, Raynaud fenomeni, purpura ve yaşlanma sürecinin doğal bir parçası olarak ayaklarda morluk oluşabilir. Aşağıda tüm bu olası senaryoları tartışıyor ve neler yapabileceğinize değiniyoruz.

Makaleye Genel Bakış – © MorTilki.com

  • Yaşlılık
  • Purpura
  • Raynaud Fenomeni
  • Periferik Arter Hastalığı
  • Kırıklar
  • Metatarsalji
  • Kullanılan Bazı İlaçlar
  • Ayak Morluğunun Diğer Nedenleri
  • Ne Zaman Doktora Gitmeliyim?
  • Ayak Morarmasına Ne İyi Gelir?

Yaşlılık

Ayaklar, konforlu bir yürüyüşe yardımcı olmak ve küçük darbeleri bertaraf etmek için yastık gibi çalışan yağ tabakasıyla kaplıdır. Kaçınılmaz bir son olan yaşlanma sürecinde kolajenin azalması ve cildin incelmesine ek olarak söz konusu yağ tabakası da incelir. Aslında, 50 yaşına gelindiğinde ayaklardaki yağ korumasının yaklaşık %50’si kaybolur. (Kaynak) Bu olduğunda, ayaklarınız daha çabuk hasar görmeye ve morarmaya yatkın hale gelir.

Purpura

Latince ”mor” kelimesinden gelen purpura, vücuttaki morumsu lekeleri ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Küçük kan damarlarından (kılcal damarlar) kendiliğinden kan sızmasından kaynaklanır. Purpura ile ilişkilendirilebilecek tıbbi durumlardan bazıları şunlardır:

  • Lupus, romatoid artrit ve henoch-schönlein purpurası gibi otoimmün hastalıklar
  • Menenjit, mononükleoz, Rocky Mountain benekli humması ve kızamık gibi bazı bulaşıcı hastalıklar
  • Aspirin, nonsteroid (steroid olmayan) antiinflamatuar ilaçlar, antibiyotikler, antihistaminikler ve antikoagülanlar (kan cıvıtıcılar) gibi bazı ilaçlar
  • Böcek ısırıkları
  • Lösemi
  • Trombositopeni (pıhtılaşmayla ilgili sorunlara neden olabilecek düşük trombosit sayısı)
  • Vaskülit (kan damarı iltihabı)

Raynaud Fenomeni

Raynaud fenomeni veya Reyno hastalığı olarak adlandırılan bu durum el ve ayaklardaki kan dolaşımını etkiler. Reyno hastalığından muzdarip kişilerde damarları büzülerek kan akışını keser. Azalan kan akışının bir sonucu olarak el ve ayak parmakları maviye, beyaza, mora veya kırmızıya döner. Renk değişikliği, uyuşma, karıncalanma ve olası ağrı ve ayak parmaklarınızı ve parmaklarınızı kullanmada zorluklarla birlikte gider.

Periferik Arter Hastalığı

Bu hastalık, bacaklardaki atardamarların daralması veya tıkanmasıdır. Arterlerin bir şekilde daralması veya tıkanması ayaklara sınırlı kan akışına neden olur. Ayaklar oksijen eksikliğinden mavi, mor veya pembeye dönebilir.

Periferik arter hastalığına yaygın olarak aile geçmişinde bu durumdan muzdarip olan kişilerde rastlanır. Ayrıca, obezite, sigara kullanımı, diyabet, hipertansiyon, sedanter yaşam tarzı, yaşlılık ve sağlıksız beslenmeyle ilişkilidir. Ek olarak, kadınlara nazaran erkeklerde daha sık görülür.

Kırıklar

Ayak kemiklerinizden birinin kırılmasına veya çatlamasına neden olabilecek ciddi bir darbe, aynı zamanda damarların da zarar görmesine neden olur. Damarlarınız hasar gördüğünde kan akışı sekteye uğrayacak ve doğal olarak morarmalar meydana gelecektir. Aynı şey, ayak bileği burkulmaları için de geçerlidir.

Ayak kemiği kırılması durumunda yaşayacağınız tek belirti morarma değildir. Morluğa ek olarak, şişme, dokunmaya karşı hassasiyet ve şiddetli ağrının ortaya çıkması muhtemeldir.

Metatarsalji

Ayak ön kısmında oluşan ağrıyı tanımlayan bu rahatsızlığın nedeni genellikle ayağın ön kısmına binen tekrarlayıcı yüktür. Kilo almanız veya artrit gibi sorunlardan dolayı yürüyüş şeklinizi değiştirmeniz bu durumu yaşamanıza neden olabilir. Ayrıca, ayağı rahatsız edici kalitesiz ayakkabılar metatarsaljiye zemin hazırlar.

Bir kişide metatarsalji olduğunda ayak ağrısına ek olarak, karıncalanma hissi ve morluklar ortaya çıkabilir. Ancak, herhangi bir morarma olmadan da bu durumun yaşanabileceği unutulmamalıdır.

Kullanılan Bazı İlaçlar

Rivaroksaban ve Varfarin (coumadin) de dahil olmak üzere antikoagülan ismi verilen ve pıhtılaşmaya karşı reçetelenen kan inceltici ilaçları kullanıyorsanız ayaklarınız dahil vücudunuzun genelinde zaman zaman morluklarla karşılaşabilirsiniz. Ayaklarınızdaki veya vücudunuzdaki morarmaların kullandığınız ilaçlar nedeniyle oluştuğunu düşünüyor olsanız bile asla ilacınızı kesmeyin veya dozajını azaltmayın! Doktor onayı olmadan bu tür ilaçların kesilmesi ciddi sonuçlar doğurabilir.

Ayak Morluğunun Diğer Nedenleri

Yukarıdakilere ek olarak, plantar fasya yırtılması, lisfranc yaralanması, spor kazaları, uzun süreli soğuğa maruz kalma, diyabet, lupus, kandaki oksijen azlığı (siyanoz) ve anemi gibi geniş yelpazede pek çok etken nedeniyle ayaklarınızda morumsu bir renk değişimi ortaya çıkabilir. Ayrıca, burada belirtilmeyen başka bir durumdan dolayı da ayaklarınız morarıyor olabilir. Kesin teşhis ve tedavi için size en iyi ve yalnızca doktorunuzun yardımcı olabileceğini unutmayın.

Ne Zaman Doktora Gitmeliyim?

Darbe sonucu oluşan hafif şiddetli morluk için endişelenmeniz gerekmez. Nitekim, hayatın olağan akışı içindeki küçük kazalar sonrası oluşan morluklar genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Bununla birlikte, kırığa neden olabilecek şiddetli darbeler sonucunda veya bilinen hiçbir etken olmamasına rağmen aniden ortaya çıkan morarmalar için doktora gitmeniz şarttır. Ayrıca, yürümekte zorluk çekmeniz, şiddetli ağrınızın olması ve şişliğin inmemesi gibi durumlar sağlık kuruluşundan randevu almanız için yeterli sebeplerdir.

Ayak Morarmasına Ne İyi Gelir?

Ayak morarmasının nedeni altta yatan başka bir hastalıksa evde tedavi edemezsiniz. Ancak, hafif darbelerin oluşturduğu ayağın morarıp şişmesi gibi durumlarda aşağıdaki ipuçları işinize yarayabilir.

  • Ayağınızın üstüne yük bindirmekten kaçının. Yürümek yerine uzanıp istirahat edin
  • Şişlik varsa ayağınızı kalp seviyesinden yukarı kaldırın
  • Darbe sonrası şişliği azaltmak ve rahatlama sağlamak için soğuk kompres yapın
  • Kompresyon bandajı sarmayı düşünün
  • Reçetesiz ağrı kesicilerden alın
  • Önlemek için: Kaliteli ortopedik ayakkabıları kullanın, çıplak ayakla yürümeyin, fazla kilo sorununuz varsa zayıflayın.

Okumaya devam et

Copyright © 2020 GizliSoru.Com