Bizimle iletişime geçin

Girişimcilik

Mülakatlarda Sıkça Soruluyor: Masum Gibi Görünen 10 Kritik Soru ve Cevapları

İlk kez bir iş görüşmesine gidecek olanlar ya da biraz daha tecrübe kazanmış olup yeni iş görüşmelerine gidecek sizler için ufak bir derleme yapmak istedim. Malum okullar bitti, yaz tatilinin de sonuna geldik, işe alımların yoğunlaştığı bir döneme girmiş bulunuyoruz.
İş görüşmelerinde kendinizi tanıtma aşamasından sonra, İnsan Kaynakları çalışanının birtakım sorularına maruz kalırsınız. Bunlara genelde diyoruz. Kimileri gerçekten sıkıcı ve klişe olsa da kimi sorular nutkunuzun tutulmasına neden olabilir ve böyle bir durumda en son isteyeceğiniz şey ise ortamda derin bir sessizliğin olmasıdır.
İş görüşmelerinde en sık karşılaşabileceğiniz, biraz klişe ama bir o kadar da zorlayıcı 10 soru ve cevapları;

1) Diyelim ki işvereniniz sizin için yıl dönümü partisi hazırladı. Pastanın üzerinde sizi tanımlayacak beş kelime ne olurdu?

İlk bakışta çok anlamsız gibi gözükse de sorunun asıl amacı, sizin gözünüzden yöneticinizin sizi nasıl gördüğünüzü ölçmektir. Bu soruyu cevaplamadan önce kendinize şunu sorun: çalışma arkadaşlarınız sizi nasıl tanımlar?
Yaratıcı cevaplar vermekten çekinmeyin, ama laf kalabalığından da uzak durun. Yıl dönümü pastanızda koca bir paragraf yazı görmek istemezsiniz.


2) Geçmişten kiminle bir akşam yemeği yemek isterdin ve neden?

Bu soruya cevap vermeden önce ise geçmişte ve günümüzde kime hayranlık duyduğunuzu düşünün. Bir yazar, bir oyuncu, bir bilim insanı, hatta çalıştığınız sektörden biri dahi olabilir. Ardından “Onun yaptığı şeylerden hangilerini takdir ediyorum? Bana ilham veren özellikleri neler? Neden arkadaş olabileceğini düşünüyorsun? Yemekte olsan neler konuşurdun? ” sorularını kendinize sor.


3) Seni tanımlayan bir marka söyle.

Evet soruyu doğru duydunuz. Sevdiğiniz değil, sizi somutlaştıran bir marka. İlk duyduğunuzda sizi uzun uzun düşündürecek bir soru olsa da, soruyu cevaplarken kişisel değerlerinizi düşünmeniz yeterli olacaktır. Örneğin aile ve etik değerlere önem veriyorsanız bu değerler ile özdeşleşen ve özünde bu değerleri barındıran şirketleri düşünün. Bu ortak değerleri paylaştığınız şirketleri sayın ve sizin için bu değerlerin neden önemli olduğunu da vurgulamayı unutmayın.


4) Gerekli tüm bilgilere sahip olmadığınız bir anda yapmak zorunda olduğunuz bir kararı açıklayın.

Görüşmeye hazırlanarak gittiğinizi varsayalım, bu da demek oluyor ki bu güne kadar gerçekleştirdiğiniz her türlü başarılarınızı anlatmaya ve bunları fırsata çevirmeye hazırsınız. Bu başarılardan birini kullanarak sorudaki duruma benzer bir durumu anlatabilirsiniz. O işin üstesinden gelirken hangi bilgiler eksikti, neler yapılması gerekti ve nelerin üstesinden geldiniz? Bu sorunun asıl amacı böylesi zor durumlarda nasıl tahammül ettiğiniz ve zorluklar karşısında ne gibi önlemler aldığınızı gözlemlemektir.


5) Beni savunduğun bir fikre ikna et, sonra da bu fikrin tam tersine.

Her şeyden önce cevap vermeden önce bir fikir düşünmeniz gerekli.  Bu illa ki kendi fikriniz olmayabilir. Yöneticiye aklında bir fikir olup olmadığını sorun. Eğer sizden düşünmenizi isterse, önceki işinizde ekip arkadaşlarınızla tartıştığınız bir konu ya da günlük hayatta tartıştığınız bir başka konu hakkındaki fikrinizi söyleyebilirsiniz. Fikrinizi savunurken “hangi konumdaydınız, o konumun tam zıttı neydi” gibi soruların cevaplarını düşünün.
Bu sorunun sorulmasının asıl amacı fikirleriniz takımdaki diğer insanlarla uyuşmasa bile, kendi fikirlerinizi karşı tarafa aktarıp aktaramadığınızı görebilmektir.


6) Çalışma arkadaşınızın sinir bozucu bir huyu var ve bu davranış yaptığınız işin kalitesini düşürüyor. Bu sorunu nasıl çözersiniz?

Oldukça kafa karıştırıcı bir soru olsa da çalışma arkadaşlarınızla sorunları nasıl çözdüğünüzü gözlemlemek için güzel bir sorudur. Eğer daha önce böyle bir durum yaşadıysanız avantajlısınız. Eğer olmadıysa da “sizi ne sinirlendirebilirdi, benzer bir durumu engellemek ve çalışma arkadaşınızla aranızın bozulmaması için ne tür önlemler alırdınız” sorularını düşünün.


7) Gazetenin ilk hangi sayfasını okursun? Bu davranışın senin hakkında bize ne anlatır?

Bu sorunun da asıl amacı sizi bir birey olarak daha detaylı tanımaktır. Cevaplarken gazetedeki hangi tarz başlıkların ilginizi çektiğini düşünün; teknoloji, moda, güncel haberler gibi. Ardından ilginizi çeken alanın profesyonel hayatınız ile bağlantısını düşünün. Örneğin, teknoloji haberleri daha çok ilginizi çekiyorsa teknolojiyi sevdiğinizi ve bu alanda her gün yeni bilgiler öğrenmeyi sevdiğinizden bahsedebilirsiniz. Bu, değişime açık olduğunuzu ve trendleri yakından takip eden biri olduğunuzu gösterir.


8) Özgeçmişini bir kenara bırak ve seni sen yapan şeyleri söyle.

Mülakatta gittikçe gerildiniz ve karşınızdaki kişi böyle bir cümle söyledi. Daha da gerilmeye hiç gerek yok, ortamı yumuşatmak ve gerginliği azaltmak için söylenen cümlelerden biridir bu. Böyle bir durumda özgeçmişinizde yazan şeyleri tekrarlamamaya özen gösterin. Çünkü karşınızdaki çoktan sizi araştırmış ve kariyer hedeflerinizi, gelecek planlarınızı okumuştur. Onun yerine, neden bu sektörü tercih ettiniz, tercih etmenizin arkasında yatan hikaye nedir? Sizi bu sektörde farklı kılan şey nedir? Sizi değerli kılan ve sizin için önemli üç özellik nedir? Bu sorulara kendi içinizde cevap verip karşınızdakine aktarabilirsiniz.


9) Eski işvereniniz ile yaşadığınız sorunlar nelerdi?

Ne olursa olsun, ayrıldığınız veya daha önce çalıştığınız bir şirketttek yöneticinizi ya da çalışma arkadaşınızı küçümsememeli ve çok sert eleştirmemelisiniz. Sorunun tasarlanma amacı neden yeni bir iş aradığınızı anlamaktır. Cevabı şirketlerde ya da kişilerde aramak yerine kendinizde arayın. Size teklif edilenden daha yüksek bir kariyer hedefiniz mi var ya da daha zorlayıcı bir pozisyon mu istiyorsunuz?


10) Bana çalıştığınız en kötü yöneticiyi anlatın.

Aman dikkat. Tuzak soru. Eski yöneticinizi yermeden önce işe alımdaki kişinin özgeçmişinizi okuduğunu, çalıştığınız yerleri bildiğini hatta oradaki yöneticilerinizi tanıyor olabileceğini unutmayın. Bunun yerine ne tarz bir yönetim biçiminin sizin için uygun olmadığından bahsedebilirsiniz. Eğer hiç kötü bir yöneticiniz olmadıysa da yeni bir tane yaratmayın. Bırakın karşınızdaki kişinin sizin eski yöneticiler hakkında dürüstçe ne düşündüğünüzü öğrenmesine izin verin. Bu davranış sizin farklı pozisyonlarda ve farklı yöneticiler ile nasıl çalıştığınızı gösteren güzel bir referans olacaktır.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Girişimcilik

Neden En Az İki Kariyeriniz Olmalı?

Kendinizi sadece tek bir mesleğe bağlı hissetmemelisiniz. Bir şey ilginizi çekiyorsa, bunun için harekete geçin.
Yenilenebilir enerji üzerine çalışmak isteyen bir avukatla ya da roman yazmak isteyen bir yazılımcıyla ya da peyzaj tasarımcısı olmayı hayal eden bir editörle tanışmak rastlaması çok da zor bir şey değildir. Hatta belki siz de şu anki işinizden çok farklı bir kariyere geçiş yapmayı hayal ediyorsunuz. Ancak bu sıçramayı çok az kişi başarabiliyor. Bu geçişin maliyeti çok yüksek gibi görünüyor ve başarı olasılığı da bir hayli uzak.
Tek bir kariyer yolculuğunda günden güne tükeniyor gibi hissetmek ve bunun asla değişmeyeceğine düşünmek de hiç kolay değil. Dolayısıyla en iyisi iki şeyi birden yapmak. İki kariyer, birinden hep daha iyidir. Ve emin olun iki kariyere bağlı kalarak her ikisi için de faydalar sağlayacaksınız.
Kabir Sehgal’in 4 mesleği var: kurumsal stratejist, ABD Deniz Kuvvetleri Subayı, kitap yazarı ve plak yapımcısı. İnsanların ona sıkça sorduğu iki soru var. Birincisi “Ne kadar uyuyorsunuz?”, ikincisi “Her şeyi yapmak için zamanı nasıl buluyorsunuz?” Bolca uyuduğunu ve her şeyi yapmak için de zamanlar yarattığını söylüyor. Kendisi bu sorularla ilgili şunu söylüyor:

“Bu sorular nedenlerimin ve motivasyonlarımın kalbine ulaşmıyor. Bunun yerine şöyle daha açıklayıcı bir soru harika olurdu: “Neden birden fazla kariyeriniz var?” Oldukça basit, birçok işte çalışmak beni daha mutlu ve daha tatmin ediyor. Ayrıca her işte daha iyi performans göstermeme yardımcı oluyor.”


Beceri Gelişiminizi Sübvanse Edin

Sehgal şöyle diyor:

“Kurumsal işim kariyerimi sübvanse ediyor. Bir yapımcı olarak hiç bir referansa sahip olmadığından, hiç kimse bana müziğini yapmam için para vermeyecekti ve ilk etapta yapımcı olmam için beni motive eden para değildi. Bu caz ve klasik müzik tutkumdu. Bu nedenle, bu yeni sektörde deneyim kazanabilmek için gönüllü oldum. Gündelik mesleğim bana sadece albüm yapma ayrıcalığı kazandırmakla kalmadı aynı zamanda yapımcı olarak başarılı olabilme becerilerimi de verdi. Çünkü bu işi yapmak aynı zamanda iyi bir üretici olmayı, vizyon oluşturmayı, bir personel işe almayı, zaman çizelgesi oluşturmayı, para kazanmayı gerektiriyor. Bir düzineden fazla albüm çıkardıktan ve birkaç Grammy kazandıktan sonra yapımcılar ve müzisyenler beni prodüktör olarak işe alıp alamayacaklarını görmeye başladılar.”

Kendisi genellikle kurumsal taraftaki müşterilerini müzik yapım seanslarına davet ettiğini söylüyor. Tüm gün ofiste çalışan biri için sahne arkasında şarkıcılar, müzisyenler ve diğer yaratıcı profesyoneller ile etkileşime girmenin heyecan verici olduğunu söylüyor. Bununla ilgili bir anısından bahsediyor:

“Küba’da albüm yaparken müşterilerimden biri dans müziği müzisyenlerini gözlemledi, “İş yerinde hiç bu kadar eğlenceli iş arkadaşlarım olmadı” dedi. Bu harika deneyim müşterilerim ve benim için olumlu sonuçlar yaratıyor. Dolayısıyla kurumsal ve müzik kariyerim karşılıklı olarak fayda sağlıyor.”


Farklı Çevrelerde Arkadaş Edin

Sehgal’in profesyonal çevresi Wall Street’te çalıştığı yıllarda ilk etapta finansal hizmetler sektöründeki diğer insanlarla sınırlıymış: bankacılar, analistler, ekonomistler. Kendisi o dönem ile ilgili şunları söylüyor:

“Birlikte ele alındığında, hepimiz pazarlar hakkında bir “fikir birliği” görüşü oluştururuz. Ve varlık yöneticisi müşterilerimin çoğu daha farklı bir şeyler arıyorlardı: “Bana çelişkili bir bakış açısı sağlayın.” Diğer bir deyişle, grup düşüncesini yani çoğunluğun fikrini duymak istemiyorlardı. Ben de müşterilerime farklılaştırılmış bir bakış açısı sağlayabilecek insanlar edinmeye karar verdim.”


Gerçek İnovasyonları Keşfedin

Farklı işlerde çalışırken, fikirlerin nerede etkileşime girdiğini ve daha önemlisi nerede etkileşime girmeleri gerektiğini tanımlayabilirsiniz. Disiplinlerarası düşüncenin somutlaşmış örneği olan Steve Jobs’ı bu konuda örnek alabilirsiniz.
Meraklarını ve tutkularını takip ettiğinde, yeni kariyerlerine de ışık getireceksin. Bu seni daha çok tatmin edecek. Birden fazla iş yaparak, hepsini daha iyi yapmayı başarabilirsin.

Okumaya devam et

Girişimcilik

Tek Bir Amacınızın veya Tutkunuzun Olmaması Gerçekten Kötü Bir Şey mi? 

Hayatta herkesin gerçekten bir tutukusu olmalı mı? Amerika’nın En Etkili 50 Kadını’ndan biri olarak seçilen sanatçı, şair, aktivist ve yazar Cleo Wade’in hayatta bir tutkumuzun veya amacımızın olup olmamasının gerekliliği üzerine yaptığı konuşmadan bir kesit aldık. Gelin birlikte bakalım:
İnsanlar size amacınızı bulmanızı söyleyecek. Size tutkunuzu bulmanızı söyleyecekler, fakat gerçekten de böyle mi olmalı? Hepimiz çok sayıda yetenekle, ilgi alanlarıyla ve fikirlerle donatılmış çok katmanlı varlıklarız. Neden tek bir amacımız veya tek bir tutkumuz olması için kendimize baskı yapıyoruz ki?
Hepimiz kendi hayatımızda büyüyor ve değişiyoruz. Yirmilerinizdeki amacınızın otuzlu, kırklı, ellili yaşlarınızda veya sonrasında başka bir şeye dönüşmeyeceğini kim söyleyebilir?

 


Asla tek bir amacım olduğunu hissetmemiştim.

bu şekilde yaşamaya çalışmak her zaman stresli ve alışılmışın dışında hissettirdi. Enerjimi tek bir amaç veya tutku üzerinde yoğunlaştırmak yerine, yaptığım her şeye tutku ve amaç getirmek için odaklanmaya çalışıyorum.
Bunu kendime sorarak yapıyorum:

“Kendimle ve çevremdekilerle olan ilişkime amaç ve tutku getirmek için ne tür bir nezaket, özen, neşe ve sabırdan yararlanmalıyım? Hayatımdaki işlere ve görevlere anlam katmak için hangi düzeyde açıklık ve merak sahibi olmalıyım?”


Sevdiği işi bulma yolunda sevmediği işlerle meşgul olmayan birini tanımıyorum.

Ben de kesinlikle o insanlardan biriyim. Ben bebek bakıcılığı da yaptım, turistlere baskılı tişörtler de sattım, ofis yöneticisi olarak da çalıştım. Bu işlerin hiçbiri benim için uygun değildi ama ne yaparsam yapayım, yine de meraklı kalmak için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım.
Aslında sevmediğim işleri yaptığım anlarda kendime “Tamam, bundan hoşlanmamak kolay, ama ondan ne öğrenebilirim?” demenin en önemli şey olduğunu fark ettim.
Ayrıca, çalıştığımız işlerimizin kendimizi nasıl tanımladığımızla ilgili olmadığını da buldum.
Her zaman olmamakla birlikte, en büyük amaç veya tutku duygumuzu hissettiğimiz yer de olabilirler. Fakat genellikle işlerimiz, faturalarımızı ödeme yolumuzdur. Ve bu kesinlikle kötü veya yanlış bir şey değildir.
Arkadaşımın babasının ilk işlerimizden bazılarıyla mücadele ederken bize verdiği en iyi tavsiyelerden biri şuydu:

“Dokuzdan beşe kadar yapmanız gerekenler konusunda strese girmeyin. Beşten dokuza kim olduğunuza odaklanın.” Tek gerçek tutkunuzu veya amacınızı bildiğinizi hisseden biriyseniz bu, yaşamak için harika bir yoldur ve bu konuda sizi tamamıyla destekliyorum. Fakat tutkunuzdan ve amacınızdan o kadar da emin değilseniz bunun sorun olmadığını da bilmenizi isterim. Kendinizi bir fikirle veya hedefle tanımlamaya çalışmaktan vazgeçin. Bunun yerine, parçası olduğunuz her konuşmaya, çalışma alanına ve ev ortamına bir amaç ve tutku getirmeye kendinizi adayın.”


Cleo Wade’nin bu konu üzerine yaptığı TED konuşması:

Video ayarlarından Türkçe altyazıyı açmayı unutmayın.

Okumaya devam et

Girişimcilik

20 Yıllık İş Hayatımda Öğrendiğim En İyi 5 Liderlik Dersi

Bir gruba liderlik yapabilmek bazı durumlarda sanıldığından daha zor olabilir. Siyasi Liderlik Enstitüsü mezunu ve iş gurusu Bernard Coleman liderlik konusunda kendi deneyimleri ve gözlemleriyle bir yazı kaleme almış. Gelin birlikte bakalım:
Liderlik kendi içinde tuzaklar barındıran bir yolculuktur. 20 yıl boyunca teknoloji, politika, kar amacı gütmeyen kuruluşlar ve eyalet hükümeti gibi çeşitli alanlarda çalıştım. O dönemde çok çeşitli liderlerle çalışma fırsatım oldu.
Bununla birlikte, liderliğin en kötü yönlerinden biri kötü tavsiye almak ve o tavsiyeye göre hareket etmektir. Kariyerim boyunca, liderlik tavsiyesi payımı aldım. Bazıları harikaydı ve tabi ki bazıları korkunçtu. Neyin dinlemeye değer olduğunu ve neyin yararsız olduğunu anlamak belli bir düzeyde sezgi gerektiriyor. İşte bir lider olarak büyümekte paha biçilmez bulduğum, aldığım beş bilgelik kısımı sizlerle paylaşıyorum.

1) Sadece son performansın kadar iyisin.

Söylemeye gerek yok ama insanlar iki yıl önceki o büyük galibiyeti değil, son başarınızı hatırlama eğilimindedir. Bu adil olsun ya da olmasın, bu tavsiye son 20 yıllık çalışmamda doğru olduğunu gördüğüm düşüncelerden biri. Buna yenilik önyargısı denir ve sonuçta bir lider olarak tutarlı bir şekilde performans göstermeniz gerekir. Aksi takdirde size kapıyı gösterebilirler.
Bu konuyla ilgili en değerli kelime “tutarlılıktır”. Günün sonunda istikrarlı performans, tavsiyenin doğruluğunu pekiştirir çünkü güvenilir bir şekilde yüksek kaliteli işler üretirsiniz.


2) Bir ya da birkaç kişiye güvenemezsin.

Küresel salgın, liderleri ve patronları pek çok bilinmeyenle uğraştıkları için bazı işleri asgari seviyede tamamlamalarını gerektirdi. Liderler işin ayakta kalmasını, personele ödeme yapılmasını, müşterilere hizmet sunulmasını ve daha birçok şeyi sağlamaya çalıştı. Toplum olarak son zamanlarda hep mücadele içindeyiz ama yoğunluğu çok uzun süre korumak zor.

Böyle durumlarda bir lider olarak kendinizi değil, süreçleri nasıl ölçeklendireceğinizi bulmanız gerekir. Liderlik, çevreye makro bir bakış gerektirir. Ekibinizde kapasite ve yetkinlik geliştirmelisiniz. Bu çalışma bütün işin bir ya da birkaç kişinin kahramanlığına olan bağımlılığını azaltacaktır. Bunun yanı sıra, ekibinizin ek sorumluluklar üstlenmesini ve onları en üst düzeyde performans göstermelerini sağlamak zorundasınızdır.


3) Sahip olduğun tek şey itibarın.

İtibarınız, sizin kartvizitiniz ve ne ile tanındığınızdır. İlkeli veya etik değerlere sahip olmayan birisi olabilirsiniz. Ancak durum ne olursa olsun itibar önemlidir. Liderlik gömleği ile kontrolün sizde olduğuna dair bir beklenti olduğunu anlamak önemlidir.

Büyük bir itibar büyük yetenekleri çekmenize, ekibinize ilham vermenize, yatırımcılar kazanmanıza ve pazar payını ele geçirmenize olanak sağladığı için mıknatıs görevi görür. Korkunç bir itibar ise tam tersini yapar. Yeteneği, yatırımı ve ilgiyi uzaklaştırır.


4) Tutumunuz yüksekliğinizi belirler.

Olumsuz durumlarda olumlu kalmak liderlik için bir zorunluluktur. İnsanlar yönlendirilmek ve ilham almak için liderleri ararlar. Kötü bir tavır bulaşıcı bir şekilde bir ekibi ya da takımı dağıtabilir. Takımın demoralize olup uyumunu kaybetmesine neden olur. Ancak lider pozitifliği aktarabildiğinde korumayı ve soğukkanlı duruşu sağlayabilir.


5) Sarılın.

Temel olarak bu, ilkelerinize bağlı kalmaya devam etmeniz anlamına gelir. Bir lider olarak ilkeli olmalı ve inançlarınıza bağlı kalmalısınız. İnişler ve çıkışlar elbette olacaktır. Ancak doğru olanı yapma konusundaki temel inançlarınıza sarılırsanız zorluklar karşısında tereddüt etmeden ayakta kalabilirsiniz.
Marian Wright Edelman, “Kazanmak zorunda değilsin. Her gün elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak zorundasın.” dediğinde bunu en iyi şekilde ifade etmiş olabilir. Liderlik yolculuğu budur.

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com