Bizimle iletişime geçin

Gündem

Mustafa Kemal, çay partisiyle düşmanı nasıl aldattı?

Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi uzmanı Ümit Doğan, Büyük Taarruz’un hikayesini Hürriyet’e anlattı: “Büyük Taarruz öncesinde dönemin gazetesinde Atatürk’ün çay ziyafeti vereceğine ilişkin bir haber çıktı… Oysa Atatürk o sırada Büyük Taarruz için titiz bir hazırlık içindeydi.”

Mustafa Kemal, çay partisiyle düşmanı nasıl aldattı?

“Türk milletinin her zaferi bizim için kıymetlidir ama Büyük Taarruz’un yeri bambaşkadır” diyen Ümit Doğan, Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’ndaki istihbarat faaliyetleri üzerine de çalışmalar yapan bir isim. ‘Kurtuluş Savaşı’nda Atatürk’ün İstihbarat Faaliyetleri- Milli Ajanlarımız’ isimli bir kitabı olan Doğan, Büyük Taarruz’dan hemen önce yaşananları şöyle anlatıyor:

Hürriyet’ten Ece Çelik’in haberine göre “1922 yılının haziran ayında, Büyük Taarruz öncesi son kontrolleri yapan Atatürk, taarruz planını önce Erkan-ı Harbiye Reisi Fevzi Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ve Müdafaa-i Milliye Vekili Kazım Paşa ile paylaşmıştı.

Atatürk’ün taarruz planı, askeri gücümüzün büyük çoğunluğunu düşman cephesinin dış yanında ve etrafında toplayarak düşmanı yok etmekti. 27- 28 Temmuz’da Akşehir’de yapılan toplantıda, 15 Ağustos’a kadar hazırlıkların tamamlanmasına karar verildi.

Hakimiyet-i Milliye gazetesinin 20 Ağustos 1922 tarihli nüshasında ‘Çay Ziyafeti’ başlık bir haber yayımlandı. Atatürk’ün köşkte bir çay ziyafeti vereceği ilan edildi. Herkes onun çay ziyafeti vermesini beklerken o Büyük Taarruz’u başlatmak üzere Ankara’dan ayrılmıştı.

ZÜBEYDE HANIM BİLE HABERSİZDİ

Taarruz planı o kadar gizliydi ki Atatürk, Zübeyde Hanım’a bile çay ziyafeti vereceğini söylemişti: ‘(…) sefer kıyafetlerimi giyerek anneme veda için odasına gittim. Elini öptüm, izin istedim. ‘Nereye?’ dedi. ‘Çay ziyafetine’ dedim. ‘Bu kıyafet ziyafete mahsus değil’ dedi. Biz gittikten, saatler geçtikten sonra meraklanmış, Merkez Kumandanı’nı çağırtmış.

‘Nerede benim oğlum?’ ‘Efendim, çay ziyafetine gitti.’ ‘ Hayır, çay ziyafetine gitmedi. Ben biliyorum, o savaşa gitti. Bir kâğıt kalem getirin, benden ona bir mektup yazın.’ Zübeyde Hanım, cepheye gittiğini bildiği oğlunun azmini kuvvetlendirmek için şu mektubu göndermişti:

“Oğlum, seni bekledim. Dönmedin. Çay ziyafetine gideceğini söyledin. Ama ben biliyorum, sen cepheye gittin. Sana dua ettiğimi bilesin. Harbi kazanmadan dönme. Annen.” Zaferle sonuçlanan bir harekât gerçekleştiren Atatürk ve silah arkadaşlarının insanüstü çabasını vurgulayan Doğan, “30 Ağustos’ta düşman tamamen çembere alındı ve imha harekâtı başladı. 31 Ağustos sabahı Yunan ordusunun büyük bir kısmı imha edilmiş, birçok Yunan askeri esir alınmış, birçoğu da İzmir’e doğru kaçmaya başlamıştı” dedi.

İNGİLİZ KEMAL’İN İSTİHBARATI

DOĞAN, Türkiye’nin kaderini belirleyen bu zaferde istihbarattaki başarıların önemini şu sözlerle anlatıyor: “İstihbarat faaliyetlerindeki başarı, cephedeki başarıyı da beraberinde getirmişti.

Birinci İnönü Savaşı’ndan hemen önce Yunan cephesini gezerek bilgi toplayan İngiliz Kemal’in, düşmanın durumunu İsmet Paşa’ya rapor etmesinin ardından Türk ordusunun zaferi gelmişti.

Felah Grubu’ndan Yüzbaşı Kemal Bey’in Fransız karargâhında bulunan ve Yunan ordularının nerelere konuşlandığını gösteren haritanın bir kopyasını Mustafa Kemal’e ulaştırması da şüphe yok ki tarihî önem taşımaktaydı.”

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

Emekli hakim nasıl dolandırıldı! Para cinlere gitmiş

Kendisini Hz. Ali’nin görevlendirdiğini söyleyen cinci hoca Uğur Akyol’a 550 bin liralarını kaptıran emekli Danıştay hâkimi S.Y.’nin avukat kızları duruşmada yaşadıklarını anlattı.

Emekli hakim nasıl dolandırıldı! Para cinlere gitmiş

Hakimin kızı S.Y., “Kiste iyi gelen macun için ortak olduk. Sanık babama ‘Aya bakar mısın?’ diyor. Babam aya baktığında Hz. Ali’nin silüetini görüyor. Anne ve babamı dini hassasiyetleriyle kandırdı” dedi.

Emekli Danıştay hakimi S.Y. ile Avukat kızlarının şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmada, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisini Hz. Ali’nin görevlendirdiğini söyleyen Cinci Hoca Uğur Akyol’a ‘sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı’ ve ‘dini inançların istismarı suretiyle dolandırıcılık’ suçlarından 66 yıl hapis istemiyle dava açtı. Bakırköy 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen duruşmaya Akyol’a 550 bin lirasını kaptıran S.Y.’nin iki kızı katıldı.

‘BİZİ MACUNLA KANDIRDI’

Hürriyet’ten Burcu Purtul Uçar’ın haberine göre Emekli Danıştay hâkiminin avukat kızı S.Y., yaşananları şöyle anlattı:

“Sanık ile babamın bir arkadaşı aracılığıyla tanıştık. Kadınların kistine iyi gelen bir macun yaptığını ve ortak aradığını söyledi. Anne ve babam da yatırımcı oldu. Ofis tuttular. Bu kişi bizim ailemizdeki dini hassasiyetimizi fark ederek ailemizin içine sızdı. 2016 yılının Ramazan ayında sürekli bizimle vakit geçirdi, dini konuşmalar yaptı. Annemle babam kendisinden çok etkilendi. Hatta ona Uğur Bey değil Seyit diye sesleniyorlardı. Kardeşim ve ben daha uzak duruyorduk. Somut bir şey olmadığından anne ve babama bir şey diyemiyorduk.

Daha sonra annem yaşadığı şeyin ne olduğunu bilmediğimiz bir şekilde rahatsızlandı. Her gördüğü kişiyi sanık sanıyordu. Kendi kendine konuşuyordu. Aklını kaybetmiş gibiydi, yemeden içmeden kesilmişti, uyuyamıyordu. Sanık ise annemin bu durumuna karşı ‘Anneniz çok güzel bir sürece girdi, çok iyi mertebelere yükseldi. Benim danışmanlığımda çok iyi olacak’ diyordu. Bir süre sonra annem intihara kalkıştı ama sanık kendisinin bizim ailemize koruyucu olarak geldiğini söylüyordu. Bu şekilde babamı etkisi altına aldı. Biz de babamın aldığı kararları sorgulamazdık. Ancak çok iyi kazandığımız dönemde biz bir anda kazanamamaya başlayıp sanığın mal varlığını ve bindiği lüks araçları, zenginleştiğini görünce biz de sorgulamaya başladık.

PARA CİNLERE GİTMİŞ

Sanık da bize ‘Babanız size sürpriz yapıp ev yaptırıyor’ dedi ve bize bir proje gösterdi. Daha sonra biz sanığın hesaplarına sürekli bir para akışı olduğunu fark ettik. Biz fakirleşirken o zenginleşince durumu anlamış olduk. Sonra sanık hesabına gelen paraları anneme musallat olmuş cinlerden kurtulmak için harcandığını, bize de musallat olmaması için kurbanlar kesip hayır işlerine yatırdığını, bunun için de çok ciddi paralar harcadığını söyledi. Bu gerekçeyle üstüne bir de babama kredi çektirdi. Bizim aç kaldığımız zamanlar oldu. Sanık bizden aldığı paralarla lüks araçlarla geziyor, benim babamsa hasta haliyle metrobüslerde sürünüyor. Sanık ‘Sürekli sizi izliyorum’ şeklinde konuşuyordu. Dini yönünün yanında kendisinin derin devlet olduğunu, babamı mesleğini icra ettiği dönemde sürekli doğru yoldan çıkarmak için sınadıklarını ama babamın hiçbir zaman doğru yoldan ayrılmadığını söylüyordu. Bazı insanlara kendisinin şifacı olduğunu, bazılarına doktor bazılarına ise avukat olduğunu söylüyordu. Biz anne ve babamıza ‘Bu insana nasıl bu kadar güveniyorsunuz?’ diye sorduk. Babamın anlattığı, balkonda otururken sanık babama ‘Aya bakar mısın’ diyor. Babam aya baktığında Hz. Ali’nin silüetini görüyor daha sonra bu silüet babama doğru yaklaşıyor. Bunu anneme de yapıyor ve annem aklını kaybediyor.”

Mahkeme, sanık ile müşteki S.Y. arasındaki para transferlerinin tespiti için hesap hareketlerinin incelenmesine hükmederek duruşmayı erteledi.

‘ODADA KÖŞE KAPMACA OYNADIK’

Sanığın kendisine cinsel sorular da sorduğunu belirten S.Y., “Ben iş için Denizli’ye gittiğimde o da zorla peşimden geldi. Bana ‘Biraz iç rahatla, gel sana içki ısmarlayayım. Benim sana ne kadar düşkün olduğumu biliyorsun değil mi?’ şeklinde konuşuyordu. Biz o gün kendisiyle odada köşe kapmaca oynadık resmen. Daha sonra ellerimi tutup bana sarılmaya çalıştı. Onunla tartıştım. Kendisinden şikâyetçiyim” dedi.

Okumaya devam et

Gündem

Sedat Peker açıkladı: Erkam Yıldırım ile kumar masasında olan ikinci kişi ortaya çıktı

Singapur’da kumar oynarken görüntülenen eski başbakan Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım’ın yanında oturan kişinin Aliağa Deniz Ticaret Odası Başkanı Adem Şimşek olduğu iddia edildi.

Sedat Peker açıkladı: Erkam Yıldırım ile kumar masasında olan ikinci kişi ortaya çıktı

Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) güvenlik nedeniyle paylaşımlarını engellediğini duyuran Sedat Peker’in tweet’lerini kendi hesabından paylaşan gazeteci Erk Acarer, İzmir Aliağa’daki gemilerin altına kaynak yapılarak kokain taşınmasıyla ilgili yeni paylaşımlar ve iddialarda bulundu. 

“Erkam Yıldırım’ın kokainle imtihanı sürüyor” diyen Acarer’in paylaşımları şöyle: 

“Binali Yıldırım’ın İzmir sevgisinin nedeni anlaşılıyor. Hatta bu sadece İzmir değil Aliağa sevgisi. Şimdi gelelim gemilerin altına kokokinlerin kaynak yapılması iddialarına… Gemilerin, İzmir Aliağa’da havuz alanlarına alınarak uyuşturucunun orada çıkarıldığı ve böylece piyasaya verildiği ileri sürülüyordu.

Aliağa kimin elinde? Erkam Yıldırım’ın poker masası fotoğrafında oturan şahıs Adem Şimşek. Şimşek ailesi, İzmir Aliağa’da gemi söküm ve kumanya tedarikçiliği yapıyor.

İddialara göre Suriye ve Lübnanlılarla da iyi ilişkileri var. Adem Şimşek’in abisi Osman Şimşek, 2019 yılında büyük ekonomik kriz ve istikrarsızlık nedeni ile ticaret açısından son derece riskli Venezüella ile iş yapmayı tercih etti.

Venezüella’dan sökülmek için iki adet tanker satın aldı. Bunların sökümü Aliağa’da bulunan Şimşekler Tersanesi’nde gerçekleştirildi.”  

‘SUÇ ÜLKESİNE DÖNÜŞTÜ’

Tankerlerin Yıldırım ailesinin çabalarıyla getirildiğini iddia eden Acerer, “Osman Şimşek, eski Gemisender başkanı. Şimdi Aliağa Deniz Ticaret Odası Başkanlığı yapıyor.

Yıldırım ve Şimşek aileleri çok yakın. Yıldırım ailesi, 2019 yılında, Binali Yıldırım’ın başbakanlığı dönemimde, Şimşek ailesinin Aliağa’daki evine konuk oluyor. Sonuç olarak geldiğimiz yer çok açıktır. Türkiye, siyasetin en tepe noktasından başlayarak bir suç ülkesine dönüşmüş durumda. Kaçakçılığın her türü aracılar ile yapılırken, yurttaş yokluk içinde kıvranıyor” ifadelerini kullandı. 

Okumaya devam et

Gündem

Erdoğan: Parklarda yatanların öğrencilikle alakası yok, bunlar Gezi Parkı’nın bir başka versiyonu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Barınamıyoruz Hareketi’yle ilgili, “Bazı park, bahçelerde bankların üzerinde yatanların bir kısmının öğrencilikle alakası yok, güya sözde öğrenci. Bunlar Gezi Parkı’nın bir başka versiyonu” dedi.

Erdoğan: Parklarda yatanların öğrencilikle alakası yok, bunlar Gezi Parkı nın bir başka versiyonu

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, üniversitelerin açılmasına kısa bir süre kala yurt veya ev bulamayan öğrencilerin başlattığı ‘Barınamayanlar’ eylemine ilişkin, “Bir kısmının öğrencilikle alakası yok, sözde öğrenciler; aynen Gezi Parkı’nın başka versiyonu” dedi.

Kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Erdoğan, Türkiye ekonomisinin salgın şartlarını ve ‘daha önce yaşadığı kimi sıkıntıları’ geride bıraktığını öne sürerken, “Türkiye ekonomisi hak ettiği yere doğru hızla yol alıyor” ifadesini kullandı. İstihdam kapasitesinin arttığını söyleyen Erdoğan, “Uluslararası yatırımcıların ülkemize olan ilgisi giderek artıyor. Türkiye’nin ekonomideki gerçek potansiyelini, gücünü, fotoğrafını yansıtmayan haberlere kimsenin itibar etmediğini zaten biliyoruz. Gelişen, kalkınan, güçlenen Türkiye’den rahatsız olanlar, içerdeki tellallarını da kullanarak halkımızın moralini bozmaya çalışıyor” dedi.

“Türkiye, dünyanın en fazla sayıda öğrenci yurduna ve yatağına sahip ülkesidir”

Gelecek hafta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde akademik yıl açılış töreni gerçekleştireceğini ve çok sayıda üniversitenin eğitime başlayacağını belirten Erdoğan, öğrencilerin yaşadığı barınma problemine de değindi. Erdoğan, Barınamayanlar Hareketi’ni de hedef aldığı açıklamasında şunları söyledi:

“Türkiye, dünyanın en fazla sayıda kamu yüksek öğrenim öğrenci yurduna ve yatağına sahip ülkesidir. Bunun altını çizerek özellikle vurgulamak istiyorum, son zamanlarda bazı park, bahçe, buralardaki bankların üzerinde yatanlar, açık ve net söylüyorum, bunların bir kısmının öğrencilikle alakası yok. Sözde öğrenciler, aynen Gezi Parkı olayı neyse, bunun bir başka versiyonudur.”

1,5 milyona yakın öğrenciye yılın 12 ayı 650 TL burs veya kredi verildiğini vurgulayan Erdoğan, “CHP’nin dönemlerinde, 30-40 kişinin doluştuğu yerlerden oluşan ranza tipi yataklarda yatardık, biz oralardan geldik, geçtik. Öyle yurtlarımız vardı. Şimdi ise 3-4 kişilik, bazalı, banyolu, dolaplı, internetli, otel standardında odalara dönüştürdük. Yurtlarda kalan öğrencilerimize biz geldiğimizde 45 liracık veriyorlardı. Bunu da şimdi 650 liraya çıkardık” şeklinde konuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Salgından gelişmiş ülkeler çok daha fazla zarar görmüştür. İklim değişikliğinin sebep olduğu afetler de gelişmiş ülkelerde çok daha ağır kayıplara yol açıyor. Türkiye olarak kendimizle birlikte tüm insanlığın ortak hissiyatını ifade eden bir duruş sergiliyoruz. Dün bizim küresel sistemdeki çarpıklıklara itirazlarımıza kayıtsız kalanlar, bugün aynı yaklaşımları dillendirmeye başladı.

“Suriye’den Afganistan’a, Libya’dan Karadağ’a, Filistin’den Kıbrıs’a kadar dünyanın kanayan. yarası mahiyetindeki kriz alanlarında sergilediğimiz ilkeli duruşu bu sürece verdiğimiz katkılar olarak değerlendiriyoruz. Güvenliği ve refahı, kendi vatandaşlarımızla birlikte tüm dünya için istemek bize medeniyetimizin ve tarihimizin emridir. BM’nin hızla gerçekleştirilecek yapısal dönüşümüyle geleceğin dünyasında tüm insanlığın ortak çatısı haline gelmesi için gayret gösteriyoruz. Bu yaklaşımımızı tüm platformlarda anlatmayı sürdüreceğiz. Dünyamız onarılmaz yaralar almadan bu sürecin tamamlanmasını diliyoruz.

“New York ziyareti vesilesiyle yeni Türkevi binasının açılışını gerçekleştirdik. Yeni Türkevi binamızı dışişleri eski bakanlarımızdan rahmetli İhsan Sabri Çağlayangil’in 1977’de ülkemize kazandırdığı BM’nin tam karşısındaki alandı. Yeni Türkevi binamız Osmanlı ve Selçuklu mimarisinden esintiler taşımasıyla şimdiden şehrin sembol eserlerinden biri haline geldi.

“Aziz milletim, BM Genel Kurulundaki hitabımızda ülkemiz için milat olduğuna inandığım bir müjdeyi de sizlerle ve tüm dünya ile paylaştım. Türkiye 2053 vizyonumuzun ilk ve en kritik hedeflerinden biri olduğuna inandığım iklim değişikliği konusunda yeni ve tarihi bir adım atıyor. Ülkemiz 2015 yılında Paris İklim Anlaşması’na muvafakat veren devletler arasında yer alıyor.

Yükümlülükler kısmındaki adaletsizliklere itirazımız sebebiyle onay sürecini başlatmamıştık. Önümüzdeki ay Meclis’in yeni yasama yılının başlamasıyla bu anlaşmayı onaylama kararı aldık. İnşallah kasım ayında Glasgow’da yapılacak iklim değişikliği zirvesine kadar onay sürecini tamamlamış olacağız. Girdiğimiz bu yeni yol Türkiye’nin kalkınma hamlelerinde yaptığı en keskin tercihlerden birini ifade ediyor. Her ne kadar birileri bunun altında bizim imzamız var diye yapılan işi değersiz hale getirmeye çalışsa da gerçekten tarihi bir karar aldık. Anlaşmalara taraf olduğu halde hiçbir yükümlülüklerini yerine getirmeyenler, Türkiye’yi bu sebeple eleştiremeyecekler.

AB başta olmak üzere ekonomik ve sosyal kalkınmamıza destek talep edeceğimiz çevrelerin karşısına artık daha güçlü bir şekilde çıkacağız. Bu tercih bizim için bir lüks, bir kayıp, bir taviz değil. Tam tersine bugünden geleceğe hazırlanmanın yol haritası olacaktır. Dünya iklim değişikliğine bağlı büyük göçlerin arifesindeyken, bizim böyle bir sürecin dışında kalmamız düşünülemez. Nasıl sömürgeciliğe, terörizme, her türlü ayrımcılığa karşı mücadele ediyorsak, iklim değişikliğinin yol açacağı sonuçlar konusunda da biz dik duracağız. İlgili kurumlarımız şimdiden ülkemizin 2053 tarihli olan net 0 emisyon konusunda eylem planlarını hazırlamaya başlamıştır. Hayatımızın her boyutunu kuşatan bu eylem planlarını Meclis’imizin onayının ardından yürürlüğe koyacağız. Bu kolay bir süreç olmayacaktır ama başaracağımızdan hiç şüphemiz yoktur. Türkiye’de yeşil kalkınma devrimini inşallah milletimize biz kazandıracağız.

“MÜSİAD’ın genel kurulunda iş dünyamızla bir araya geldik. Şişecam’ın yeni fabrikasının açılışını yaptık. Külliyemizde kamu işçilerimizle bir araya geldik. Kırşehir’de esnaf ve sanatkarlarla buluştuk. Mersin’de nükleer güç santralini ziyaret edip toplu açılış törenine katıldık.

Önceki gün de havacılık, uzay ve teknoloji festivalinde milli teknoloji hamlemizin ürünlerine ve gençlerimizin heyecanına şahitlik ettik. ABD’de de toplantılarımız oldu. Tüm bu programlarda gördüğümüz şudur: Türkiye ekonomisi salgın şartlarını ve daha önce yaşadığı kimi sıkıntıları hızla geride bırakarak hak ettiği yere doğru hızla yol alıyor. İstihdam kapasitesi hızla artıyor, uluslararası yatırımcıların ülkemize olan ilgisi giderek artıyor. Hatırlarsanız, salgın döneminde tüm dünyada adeta kepenkler indirilirken, biz üretimi ve istihdamı sürdürebilmek için devletimizin imkanlarını seferber ettik. Sanayide çarkların durmaması, ticaretin kesintiye uğramaması için her türlü gayreti gösterdik. Kamu yatırımlarını kararlılıkla sürdürdük. Salgının kontrol altına alınmasıyla birlikte başladığımız ziyaretlerin hepsinde çok sayıda altyapı ve üstyapı yatırımının resmi açılışını gerçekleştirdik.

“Geçtiğimiz günlerde aldığımız güzel bir haber de ülkemizin 1323 ülkenin yer aldığı küresel inovasyon endeksinde 10 basamak birde sıçrayarak tarihinin en yüksek notuna ulaşmasıydı. Bu başarıyla orta üst gelir grubunda dördüncü sırada olan Türkiye inşallah daha iyi yerlere gelecektir. Yakaladığımız bu başarıda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. 

“Türkiye’nin ekonomideki gerçek potansiyelini, gücünü, fotoğrafını yansıtmayan haberlere kimsenin itibar etmediğini zaten biliyoruz. Gelişen, kalkınan, güçlenen Türkiye’den rahatsız olanlar, içerdeki tellallarını da kullanarak halkımızın moralini bozmaya çalışıyor. Biz bakanlıklarımızla, kurumlarımızla, Cumhur İttifakıyla büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda mücadele etmeyi sürdürüyoruz. İnşallah 2023 hedeflerimize ulaşarak ülkemizi küresel rekabet liginin en üstüne çıkartmış ve gençlerimize 2053 vizyonunu hayata geçirebilecekleri bir Türkiye emanet edebilir hale geleceğiz. Herkesten biraz vicdanlı, insaflı tutumlar beklemenin hakkımız olduğuna inanıyoruz. 

“Eğitim en büyük yatırımı yaptığımız alandır. Bu yıl her kademedeki eğitim kurumunun faaliyetini yüz yüze sürdürmesi konusunda kararlı bir tutum ortaya koyduk. İlkokul, ortaokul ve liselerde başlayan eğitim öğretim faaliyeti başarıyla yürüyor. Yaklaşık 1,5 yıllık aranın ardından elbette ufak tefek aksaklıklar olmuştur. Yüz yüze eğitimin sağlıklı yürütülebilmesi için 722 milyonluk bir ödeneği yerlerine ulaştırdık. Öğrencilerimizin neredeyse tamamının derslere katılması, çocuklarımızın okulu özlediğini gösteriyor. Bugünden itibaren de pek çok üniversitemiz önceden ilan ettikleri takvime uygun şekilde eğitim öğretim faaliyetlerini başlattılar. Önümüzdeki hafta külliyemizde ortak bir akademik yıl açılış töreni gerçekleştiriyoruz. 

“Öğrencilerimizin barınma ihtiyacı için yoğun bir talep ortaya çıktı. Türkiye, dünyanın en fazla sayıda kamu yüksek öğrenim öğrenci yurduna ve yatağına sahip ülkesidir. Bunun altını çizerek özellikle vurgulamak istiyorum, son zamanlarda bazı park, bahçe, buralardaki bankların üzerinde yatanlar, açık ve net söylüyorum, bunların bir kısmının öğrencilikle alakası yok. Sözde öğrenciler, aynen Gezi Parkı olayı neyse, bunun bir başka versiyonudur. Ülkemizde 190 olan yurt sayısını 774’e, 182 bin olan yatak kapasitesini 719 bine biz çıkardık. Ayrıca, özel yurtlarımızın 300 binin üzerindeki kapasitesi öğrencilerimizin hizmetindedir. Kamu ve özel olarak yurt sayıları İngilterede 350 bin, Almanyada 290 bin, Hollanda’da 113 bin, İspanya’da 91 bin seviyesindedir. Ülkemiz 1 milyonu aşkın kapasitesiyle bu konuda açık ara birincidir. 81 ilimizin tamamında şu güzelim yurt binalarımız öğrencilerimizin hizmetindedir. Bu yıl yurt başvuruları kurum tarihinin en yüksek rakamı olan 624 bine yükselmiştir. Görüldüğü gibi odalarımızda 1, 2, 3 yataklı yurtlarımız var. Yapılan başvuruların yüzde 70’ine denk gelen 430 bini yerleştirilmiştir. Ailelerinin yanında kalmakta olan, burs ve kredi olarak, biz şu anda 1,5 milyon öğrencimize burs ve kredi veriyoruz.

Bay Kemal, bunlardan haberin var mı? Ev veya pansiyon türü yerlerde kalmayı tercih eden öğrencilerimiz de bulunmaktadır. Zaten kaydı olanlarla birlikte yurt kapasitelerinin tamamına yakını öğrencilerimizin hizmetine sunulmuştur. Yurtlarımızın kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Proje ve ihale aşamasında olan yurtlarımızla 110 binin üzerinde yatağı hizmete sunacağız. Eskiden değerli kardeşlerim, işte CHP’nin dönemlerinde, 30-40 kişinin doluştuğu yerlerden oluşan ranza tipi yataklarda yatardık, biz oralardan geldik, geçtik. Öyle yurtlarımız vardı. Şimdi ise 3-4 kişilik, bazalı, banyolu, dolaplı, internetli, otel standardında odalara dönüştürdük. Yurtlarda kalan öğrencilerimize biz geldiğimizde 45 liracık veriyorlardı. Bunu da şimdi 650 liraya çıkardık. Ayrıca 570 lira beslenme yardımı yapıyoruz. Yılın 12 ayı boyunca 1,5 milyona yakın öğrencimize burs veya kredi veriyoruz. Biz hükümete geldiğimizde bu rakamın sadece 45 lira olduğunu da hatırlatmak istiyorum. Tüm bunlar eser ve hizmetlerimizin sadece bir kısmıdır. Bu ülkenin gençlerinin diledikleri seviyeye kadar eğitim görmelerini sağlayacak altyapıyı da biz kurduk.”

Okumaya devam et

Copyright © 2020 GizliSoru.Com