Bizimle iletişime geçin

Pratik Bilgiler

Muz Nasıl Saklanır? Muzun Kararmasını ve Bozulmasını Geciktiren Pratik Çözümler

Muz Nasıl Saklanır? Muzun Kararmasını ve Bozulmasını Geciktiren Pratik Çözümler

Enfes görünümlü sarı muzların birkaç gün sonra kahverengi bir renge bürünmesi ve ardından bozularak çöpe atılması az rastlanan bir senaryo değil. Nitekim, Türkiye genelinde her yıl 2,3 milyon ton meyve ve sebze mutfaklardaki uygunsuz saklama koşulları nedeniyle çöpe atılıyor. Bu israfın ülke ekonomisine verdiği zarar ise yılda 200 milyon lirayı aşıyor.

Türkiye genelinde, yalnızca 1 yılda mutfaklardan çöpe giden sebze ve meyve miktarının 2,3 milyon ton olduğunu biliyor muydunuz? Bu israf, hem mikro ölçekte aile bütçesine hem de makro ölçekte ülke ekonomisine büyük zarar veriyor. İsrafa yol açan en önemli etkenleri ise bilinçsiz alışveriş ve yanlış saklama koşulları oluşturuyor. Bu nedenle, pazardan veya marketten satın aldığımız ürünleri daha uzun süre bozulmadan saklamak için uygun muhafaza koşullarını bilmemiz önem arz ediyor.

GizliSoru.Com ekibi olarak, mutfaklardaki meyve israfını bir nebze de olsa azaltmayı sağlayabilecek bir makale hazırladık. Yazının devamında, muzun çabuk kararmasını ve hemen bozulmasını engellemek için işinize yarayabilecek birkaç pratik ev çözümünü bulacaksınız. Muz nasıl saklanır? Hep birlikte inceleyelim…

Muzlar Neden Kararır?

Muzların hayat serüveni yeşil renk ile başlar. Yeşil muzlar sararır ve zamanında tüketilmezse üzerinde oluşan koyu benekler çoğalarak muzun tamamında kahverengi bir görüntü oluşturur. Aslında bu döngü, bir bakıma muzun olgunlaşma sürecidir. Muzdaki bu değişimi veya bir başka ifadeyle olgunlaşmasını sağlayan şey ise çoğu bitkide doğal olarak bulunan etilen gazıdır.

Meyvelerin çoğu olgunlaştıkça daha az etilen üretse de elma, domates ve muzlarda etilen gazı salınımı giderek artar. Yüksek miktarda etilen, enzimatik esmerleşme ismi verilen bir reaksiyon sonucu muzdaki sarı renk pigmentlerinin kahverengi pigmentlere dönüşmesine neden olur. Aslında bu süreç meyvenin olgunlaşması için gereklidir ancak kendi ”gaz hapishanesinde” uzun süre kalan meyve, olgunlaşmakla kalmaz ve zamanla çürümeye başlar.

Muz Nasıl Muhafaza Edilir?

Muzların neden karardığını öğrendiğimize göre şimdi de bu süreci olabildiğince geciktirmek için neler yapabileceğimize göz atalım. İşte işinize yarayabilecek birkaç ipucu…

Muzların saplarını streç naylon ile sarın: Muzlardaki kararmaya neden olan şeyin etilen gazı olduğundan bahsetmiştik. Muzlar bu gazı sap kısımlarından salgılar. Bu kısımları naylon streç film ile sarmak etilen gazının salınımını olabildiğince azaltır. Bu da muzun daha geç kararacağı anlamına gelir. Bu işlemi, demet halindeki muzlara yapabilirsiniz ancak daha iyi bir sonuç için muzları tek tek ayırın ve her birinin saplarını tek tek sarın.

Kararmaya başlayan muzu diğerlerinden ayırın: Muzlar olgunlaştıkça daha çok etilen gazı salınımı yapar. Demet içindeki herhangi bir muz kararmaya başlamışsa, kısa süre sonra diğerlerini de karartacaktır. Bu nedenle, tam olgunlaşan bir muzu diğerlerinden ayırmak akıllıca bir fikirdir.

Ek olarak, kararmaya başlayan muzu, olgunlaşmamış bir domatesin veya elmanın yanına koymanız, bu meyvelerin çabucak olgunlaşmasını sağlar. Ya da tam tersi olarak olgunlaşmış bir elmayı, yeşil bir muzun yanına koymanız, muzun daha çabuk sararmasına neden olur.

Muzları naylon poşetlerde muhafaza etmeyin: Son yıllarda file pazar torbaları nispeten yaygınlaşsa da çoğumuz naylon poşetleri kullanıyoruz. Pazar veya market alışverişi sonrası eve geldiğinizde, muzları naylon poşetlerden çıkarmayı ihmal etmeyin. Poşetler, meyvelerin hava almasını engeller ve hemen çürümelerine neden olacak nemli bir ortam oluşturur.

Diğer meyve ve sebzelerle birlikte saklamayın: Muzların çabuk bozulmasını engellemek için elma, armut, domates ve avokado gibi etilen üreten meyvelerle karıştırmamalısınız. Karışık olarak bir arada depolanan bu meyveler kısa zaman içinde hızla olgunlaşır ve çürümeye başlar.

Muzları baş aşağı asmayı deneyin: Bu yöntemi herkes yapmayı tercih etmez ancak yine de muzların uzun süre bozulmadan kalabilmesi için etkili bir yoldur. Muzları sap kısmından aşağı doğru sallandırarak asmayı deneyin. Böylelikle oksijenin muzların etrafında akmasına izin verecek ve etilenin meyve etrafında toplanmasını engellemiş olacaksınız.

Uygun sıcaklıkta muhafaza edin: Muzlar tropik iklim meyveleridir. Bu nedenle fazla soğuk havayı sevmezler. Saklama koşulları için en iyi ortam 10 ila 14 derece arasıdır. Bu koşullarda, bozulmadan 7 ila 10 güne kadar tazeliğini koruyabilirler. Diğer yandan, muzlar soğuğu sevmese de buzdolabında saklanabilir ancak buzdolabında muhafaza edilen muzların kabuğu daha kısa sürede kararır. Bununla birlikte, içi bir süre daha tazeliğini korur.

Muzun buzlukta saklanışı: Muz buzluğa atılır mı? Evet, ancak öncesinde kabuklarını soymanız gerekir. Kabuğunu soyduğunuz muzu küçük dilimlere ayırın veya isteğinize göre püre haline getirin. Kararmayı engellemek için üzerine birkaç damla limon ya da portakal suyu sıkın. Bu yöntem, kabuğu soyulmuş patates ve elmanın kararmaması için de kullanılabilir. Ardından hava almayacak şekilde ağzı kapalı buzdolabı poşetlerine veya kapaklı saklama kutularına koyarak buzlukta muhafaza edin. Bu şekilde 4 ila 7 ay tazeliğini koruyabilir.

Muz Kabuğu Nasıl Kolay Soyulur?

Muz kabuğunu soymaya çoğumuz sap kısımlarından başlarız ancak muzların sap kısımları daha lifli ve mukavemetli olduğu için direnç gösterir. Muz soymanın en kolay ve zahmetsiz yolu alt ucundan başlamaktır.

Ek olarak, muz kabuklarını dişlerinizi parlatmak, siğilleri gidermek, sivrisinek ısırığı kaşıntısını azaltmak, ayakkabılarınızı parlatmak, cilt lekelerini ve kırışıklıklarını gidermek gibi amaçlar doğrultusunda kullanarak değerlendirebilirsiniz.

Sonuç:

Muzların kararmasına neden olan şey meyvenin doğal olarak ürettiği etilen gazıdır. Diğer birçok meyvenin aksine, muzlar olgunlaştıkça daha çok metilen salınımı yapar. Bu da muzların daha çabuk kararıp bozulacağı anlamına gelir. Yine de kararan muzlar genellikle yemek için halen güvenlidir ve afiyetle tüketilebilir.

Muzların kararmasını engellemek için, sap kısımları streç film ile sarılabilir, baş aşağı asılabilir veya uygun oda sıcaklığında saklanabilir. Ayrıca, diğer meyvelerle birlikte depolamak ve naylon poşetlerde saklamak muzların hemen çürümesine neden olur.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pratik Bilgiler

Ayakkabı Nasıl Boyanır? Deri Ayakkabı Boyamanın Püf Noktaları

Ayakkabı Nasıl Boyanır? Deri Ayakkabı Boyamanın Püf Noktaları

Ne kadar modaya uygun giyinirseniz giyinin, kıyafetinizi ışıldayan bir ayakkabıyla taçlandırmıyorsanız, şık bir görünümden uzaksınız demektir. Neyse ki, ayakkabı boyamak kolaydır ve bunun için ressam edasında maharetli ellere sahip olmanız gerekmez.

Ayakkabılar dış görünüşünüzün odak noktalarından biridir. Bu nedenle, şık bir profil çizmek için ayakkabıların temiz ve boyalı olmasına dikkat etmek gerekiyor. Deri ayakkabıların boyanması oldukça kolay olmasına rağmen uygulama esnasında yapılan birkaç hata ve yanlış boya kullanımı, ayakkabının kısa sürede çatlamasına ve yıpranmasına neden olabiliyor. Öyleyse, evde ayakkabı boyamanın püf noktalarına hep birlikte göz atalım…

Kundura Ayakkabılarımı Nasıl Boyayabilirim?

Deri kundura ayakkabılarınızı boyamak için iki farklı boya seçeneğiniz var. Bunlardan birincisi, boyama süngeri ve cilası içinde olan yeni nesil boyalar. Diğeri ise boyadan sonra ayrıca cila sürülerek parlatılması gereken geleneksel ayakkabı boyaları. Şimdi bu iki alternatife de kısaca değinerek, nasıl boyanmasıyla birlikte avantajlarını ve dezavantajlarını sıralayalım…

Kendinden cilalı ayakkabı boyaları: Yeni nesil ayakkabı boyalarında ayrıca cila sürmenize veya fırçalamanıza gerek yoktur. Cilası içinde olan bu boyaların küçük bir de boyama süngeri bulunur.

Boyayacağınız ayakkabının kuru ve temiz olmasına özen gösterin. Nemli bir ayakkabıyı boyarsanız, kuruduktan sonra beyaz çizgilerin oluştuğunu görebilirsiniz (özellikle siyah ayakkabılarda). Ayrıca, ıslak deriye boya tam olarak nüfuz etmez ve parlatmaz. Bu nedenle, ayakkabınız nemliyse kurumasını bekleyin ve üzerindeki çamur, kir, toz vb. temizleyin.

  • Boyanmayan nokta kalmaması için varsa bağcıkları çözün.
  • Boya kutusuyla birlikte gelen süngeri krem boyaya batırıp, oval hareketlerle fazla bastırmadan ayakkabınıza sürün.
  • Normal ev sıcaklığında boyanın kuruması fazla uzun sürmez. 5 ila 10 dakika sonra giymeniz için hazır olmalıdır.

Eksileri ve artıları: Kendinden cilalı hazır boyaların kullanımı oldukça basit ve pratiktir. İlkokul çağındaki çocuklar bile bunlarla ayakkabılarını boyayabilir. Ancak, bu boyaların uzun süre kullanımı ayakkabı derisinde çatlaklara ve yıpranmalara neden olabilir.

Cilasız ayakkabı boyaları: Cilasız ayakkabı boyalarını günümüzde kunduracılar ve ayakkabı boyacıları kullanıyor. Ancak yine de ”geleneksellikten vazgeçmem” diyen biriyseniz bu boyalardan satın alarak ayakkabılarınızı boyayabilirsiniz.

Boyayla birlikte bir boyama süngerine, cilaya, fırçaya ve son adımda parlatmak için küçük bir kadife bez parçasına ihtiyacınız olacak.

  • Ayakkabınızın bağcıklarını çıkarın. Kirden ve tozdan arındırarak boyamaya hazır hale getirin.
  • Süngeri boyaya batırıp oval hareketlerle ayakkabınıza sürün.
  • Birkaç dakika bekledikten sonra oval hareketlerle sürerek cilayı deriye yedirin.
  • Cilanın tam olarak dağıtılması için fırçalayın. (Fırçanız yoksa bu adımı atlayabilirsiniz)
  • Son aşamada, küçük bir kadife bez parçasını ayakkabınıza sürerek cilanın parlamasını sağlayın.

Eksileri ve artıları: Geleneksel ayakkabı boyalarını kullanmak biraz daha zaman alır ve birkaç ekipman gerektiğinden zahmetli olabilir. Öte yandan, bu boyalar ayakkabının derisini besler ve yüzeydeki kırılmaları engeller.

Ayakkabımı Boyarken Nelere Dikkat Etmeliyim?

  • Islak veya nemli ayakkabıları boyamaktan kaçının
  • Kurutmak için soba ve kalorifer peteği gibi direkt ısı kaynaklarını kullanmadan oda sıcaklığında bekletin
  • Ayakkabınızın orijinal boya rengiyle aynı renk boya kullanın
  • Özellikle koyu bir renkten açık renge geçmek zordur. Renk değişikliği için bir ayakkabı tamircisi veya boyacısından yardım isteyin.
  • Mümkünse her gün aynı ayakkabıyı giymeyin, bir gün arayla ayakkabınızı dinlendirin
  • Boyanın deriyi beslediğini ve boyasız kullanılan ayakkabıların daha erken yıpranıp eskiyeceğini unutmayın
  • İşiniz bittiğinde, kurumamaları için boyanızın ve cilanızın kapağını kapatın
  • Süet ayakkabılardaki lekeleri gidermek için kurşun kalem silgilerini kullanın.

Okumaya devam et

Pratik Bilgiler

Ağda Kalıntıları Nasıl Geçer? Ciltteki Sir Ağda Kalıntılarını Temizleme Yolları

Ağda Kalıntıları Nasıl Geçer? Ciltteki Sir Ağda Kalıntılarını Temizleme Yolları

Kabul edelim, ağda yapmak eğlenceli bir iş değil. Ancak, geride bıraktığı pürüzsüz ten ve kılların daha geç uzayacak olması nedeniyle çoğumuzun tercih ettiği bir yöntem. Fazlaca can yakıyor olması ve geride bıraktığı yapış yapış kalıntılar ise en büyük handikapları. Her ne kadar ağdanın can yakmasını tam olarak engellemenin bir yolu olmasa da geride bıraktığı sir ağda kalıntılarını çıkarmanın birkaç kolay yolu var.

Ağdayla istenmeyen tüyleri almak acı vericidir ve diğer yöntemlere göre daha zahmetli olabilir. Dahası, batık, kızarıklık ve tahriş gibi sonuçları yaygındır. Tüm bu eksilerine rağmen kılların 4 haftaya varan geç çıkma süresi ve geride bıraktığı ipeksi pürüzsüz ten nedeniyle sık tercih ediliyor. Ağda salonlarında, güzellik merkezlerinde veya ev ortamında yapılabilen bu çok yönlü tüy alma yönteminin geride bıraktığı en sinir bozucu şey ise yapışkan kıvamlı kalıntılar. Neyse ki, sir ağda sonrası ciltteki kalıntıları çıkarmak kolaydır ve bunun için her evde bulunması muhtemel birkaç malzeme kullanılabilir. Ağda kalıntıları nasıl temizlenir? İşte, deneyebileceğiniz 5 kolay ev çözümü…

Makaleye Genel Bakış

  • Sir Ağda Kalıntıları Ciltten Nasıl Çıkar?
  • Sıcak Su Yöntemi
  • Yemeklik Sıvı Yağlar
  • Vazelin
  • Alkol
  • Buz Küpleri

Sir Ağda Kalıntıları Ciltten Nasıl Çıkar?

Ağdayı ciltten çıkarmanın en kolay yolu, ağda temizleme yağıdır. Peki ama evde ağda temizleme yağı kalmadıysa ne yapacaksınız? Bu durumda, aşağıdaki çözüm yolları imdadınıza yetişebilir.

Sıcak Su Yöntemi

Öncelikle en kolay yöntemden bahsedelim. Kalıntı çok fazla değilse sıcak su işe yarayabilir. Sıcak suda ıslakttığınız bir bezi ağda kalıntısı olan bölgede 1 ila 2 dakika bekletip başka bir bezle silin. Bu yöntemin işe yarayıp yaramayacağı konusunda şüpheleriniz varsa veya olumlu sonuç alamadıysanız aşağıdaki diğer seçeneğe geçin.

Yemeklik Sıvı Yağlar

Sir ağda kalıntılarını temizlemek söz konusu olduğunda, mutfağınızda bulunan yemeklik sıvı yağlar, ağda temizleme yağları kadar etkili çalışabilir. Zeytinyağı, ayçiçek yağı, kanola yağı, fındık yağı hatta bebe yağı veya başka bir şey, hiç fark etmez.

Bir bez veya pamuk parçasını yağa batırarak iyice ıslatın. Cildinizdeki ağda kalıntılarının üzerine sürün ve 1 ila 2 dakika kadar bekletin. Son aşamada, yağlı bölgeyi başka bir bezle silerek kalıntılardan kurtulun.

Vazelin

Cildi nemlendirmek için kullandığımız vazelin ağda kalıntılarını gidermek konusunda da işe yarayabilir. Yağ yöntemiyle aynı çalışma prensibine sahip olan vazelini, ”elinizi korkak alıştırmadan” bol miktarda sir ağda kalıntısı üzerine sürün. Sonrasında, vazelinin işini yapması için 4 – 5 dakika beklemeniz gerekecek. Yumuşak bir bezle silerek final yapın.

Alkol

Kaç kişinin evinde alkol şişesi vardır bilmiyorum ama eğer sizde mevcutsa bu iş için gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz. Yumuşak bir bezi veya pamuk parçasını alkolle ıslatıp dairesel hareketlerle ağda kalıntılarına sürün. İstediğiniz sonuca ulaştıktan sonra, alkolün cildinizi tahriş edebileceği ihtimaline karşı nemlendirici krem veya losyon uygulayın.

Buz Küpleri

Kumaşa yapışan sakızı çıkarmak için buz uygulandığını hatırlıyor musunuz? Buz, aynı etkiyi cildinize yapışan sır ağda kalıntılarını gidermek için de gösterebilir. Buzdolabınızın buzluğundan buz küplerini alın ve yapışkan kalıntıların üzerinde gezdirin. Yaklaşık 1 dakika sonra kalıntılardan kurtulduğunuzu görmelisiniz.

Sir ağda kalıntılarının cilde yapışarak inatçı davranmasının ve leke bırakmasının en önemli nedeni cildinizin kuru olmasıdır. Bu sebeple, ağdadan 1 gün önce cildi nemlendirmek iyi bir fikirdir. Ayrıca, ağdadan önce pudra uygulamak ve çok uzun kılları makasla kırpmak işinize yarayabilir.

Okumaya devam et

Pratik Bilgiler

Yaş Pasta Nasıl Saklanır? Yaş Pastaların Saklama Koşulları ve Bozulma Süresi

Yaş Pasta Nasıl Saklanır? Yaş Pastaların Saklama Koşulları ve Bozulma Süresi

Özel günlerin vazgeçilmezi olan yaş pastalar lezzetli olduğu kadar yüksek kalorilidir. Bu nedenle, çoğu zaman satın alınan pastanın tamamı tüketilmez. Bu durumda yaş pastanın geri kalanını bozulmadan muhafaza etmek için uygun saklama koşullarına dikkat etmek önemlidir.

Özel bir etkinlik için yaş pasta kesip mumlara üflediyseniz öncelikle tebrik ederiz. Görünen o ki, pastanın hepsini bitiremediniz ve kalan kısmının nasıl saklanması gerektiği kafanızda soru işaretleri oluşturuyor (aksi halde bu yazıyı okuyor olmazdınız). Başka bir senaryo ise pastanızı kendiniz yaptınız (veya satın aldınız) ancak misafirlere ikram etmek için önünüzde hayli zaman var ve bu süre boyunca pastanın dayanıp dayanmayacağını bilmek istiyorsunuz. Hangi durumda olursanız olun, yaş pastanızın saklama koşulları ve bozulma süresi hakkında merak ettiklerinizi yanıtlayabilecek basit cevaplarımız var…

Yaş Pasta Ne Kadar Sürede Bozulur?

Bildiğiniz gibi yaş pastalar çabucak bozulmaya müsait malzemelerden yapılır. Nitekim, içeriğinde bulunan süt, yumurta ve krema gibi malzemelerin bozulma süresi kısadır. Bu nedenle, yaş pastaların fazla bekletilmeden tüketilmesi en iyisidir. Peki ama bu süre ne kadar olmalı?

Yaş pastanızı ileri bir tarih için saklamayı düşünmüyorsanız ve kısa sürede tüketecekseniz mutfak tezgahınızda bekletebilirsiniz. Dışarıda bekleme süresi 1 ila 2 gündür. Ancak, sıcak yaz mevsimindeyseniz bu sürenin kısalabileceğini unutmayın.

Orta süreli saklama için buzdolabı biçilmiş kaftandır. Buzdolabına koyduğunuz yaş pasta ortalama 5 ila 7 güne kadar tüketilebilir durumda kalabilir. Elbette pastayı açık olarak değil, hava almayacak şekilde kapalı kaplarda bekletmeniz koşuluyla. Bu konuya aşağıda daha detaylı değineceğiz.

Son seçenek ise tahmin edeceğiniz üzere buzlukta saklamak. Yaş pastalar dondurulduğu takdirde 4 ila 5 ay kadar bozulmadan bekleyebilir. Ancak, yaş pastayı dondurarak bu kadar uzun süre saklamak lezzet kaybına yol açabilir.

Satın aldığınız yaş pastanın en iyi ihtimalle 1 gündür tezgahta beklediğini hesaba katmanız gerekiyor. Yani, pasta yapılır yapılmaz satın almıyorsunuz! Bu yüzden, normal saklama süresinden daha önce tüketmeniz en mantıklısı olacaktır. Ayrıca, kesilmiş veya dilimlenmiş pastaların, kesilmemiş olanlara göre daha çabuk bozulacağını unutmayın.

Yaş Pasta Nasıl Muhafaza Edilir?

Yaş pastaları saklarken önemli nokta hava almayacak şekilde saklama kaplarında tutmaktır. Birkaç saat veya 1 gün boyunca açık vaziyette bekletmenizde elbette sakınca yok ancak daha uzun süreler için pastanın dışarıyla irtibatını kesmeniz gerekiyor. Bunun ilk nedeni, pastaların buzdolabı gibi ortamlardaki kötü kokuyu çekebilmeleri. İkinci nedeni ise açık olarak bekletilen pastaların daha hızlı bayatlayıp bozuluyor olması.

Yuvarlak veya dikdörtgen plastik pasta-kek saklama kapları harika olsa da buzdolabına veya buzluğa sığmayabiliyor. Bu durumda pastanızı dilimleyerek daha küçük kaplara koyabilir veya bir diğer seçenek olan streç filmle sarmayı deneyebilirsiniz. Ancak, yaş pastalar şekil olarak bozulmaya müsait olduklarından streç naylon kullanmayı son çare olarak düşünmek isteyebilirsiniz. Öte yandan, kısa süre tezgah üstünde bekletmek için ise temiz boş bir leğeni ya da derin bir kabı pastanızın üzerine ters çevirerek kapatabilirsiniz.

Yaş pastanızın kremasında veya genel görünümünde bekleme nedeniyle bozulmalar olmuşsa (çatlama gibi), kötü kokmaya başlamışsa veya ekşimsi kötü bir tadı varsa güvenli tarafta kalmak için çöpe fırlatın gitsin. Ne de olsa sağlık riske atılmaz ve bir pasta için hastane yollarına düşmeye değmez!

Okumaya devam et

Copyright © 2020 GizliSoru.Com