Bizimle iletişime geçin

Pratik Bilgiler

Ojenin Bozulduğunu Nasıl Anlarız? Ojelerin Bozulmaması İçin Saklama Önerileri

Ojenin Bozulduğunu Nasıl Anlarız? Ojelerin Bozulmaması İçin Saklama Önerileri

Yıldırım hızında bozulmaya müsait maskaraların aksine, ojeler iki yıla kadar raf ömrü olan en temel güzellik ürünlerinden biridir. Ancak yine de son kullanma tarihinden önce ojenizin bozulduğunu ve artık çöpe atılması gerektiğini gösteren bazı işaretler ortaya çıkabilir.

Favori ojeniz ile tırnaklarınızı boyamaktan daha basit bir güzellik lüksü yoktur. Fakat, oje şişeniz uzun zamandır rafınızda bekliyorsa belki de çöpe atma zamanınız gelmiştir. Peki ama ojenizle vedalaşmanız gerektiğini nasıl anlarsınız? Aslında bu konuda birkaç küçük ipucu size fikir verebilir. Aşağıda, ojelerin bozulduğunu gösteren çeşitli işaretlerin yanı sıra, raf ömrünü artırmak için uygun saklama koşullarını ve ayrıca oje sürmeye ara vermeniz gereken durumları bulacaksınız…

Ojenin Bozulduğu Nasıl Anlaşılır?

Diğer pek çok kozmetik ürününün aksine, ojeler uzun süreli raf ömrüyle bilinen tırnak cilalarıdır. Aslında, şişe kapağı hiç açılmamış veya uygun saklama koşullarında muhafaza edilmiş ojeler en az 18 ay, muhtemelen 24 ay bozulmadan bekleyebilir. Ancak yine de şişe üzerindeki son kullanma tarihlerine güvenmek yerine, bozulmuş bir ojenin belirtilerini gözlemlemek daha gerçekçi olabilir. Öyleyse, bu belirtilere hep birlikte göz atalım.

Karışmayan, dibe çökmüş ojeler: Ojeler ilk kullanımından sonra muhtemelen en az 1,5 yıl kalitesini koruyabilir. Eğer satın aldıktan sonra şişeyi hiç açmadıysanız bu süre daha uzundur. Ancak bu, her ojenin son kullanma tarihinden önce bozulmayacağı anlamına gelmez. Ojelerin bozulduğunun ilk belirtisi, koyu kıvamlı maddelerin dibe çökmesi ve kuvvetli bir sallamayla bile karışmıyor olmasıdır.

İçinde küçük parçalar olan kristalleşmiş ojeler: Oje sürdükten sonra çoğu kadının yaptığı en büyük hatalardan biri şişe kapağını iyice kapatmamaktır. Uzun süre ağzı açık bekleyen ojelerdeki çözücüler buharlaşır ve kristalleşmeye benzer küçük parçacıklar ortaya çıkar. Bu olduğunda ojeler yeniden eski kıvamına döndürülemez.

Katılaşmış ojeler: Koyu kıvamlı katılaşmış ojeleri inceltmek için aseton karıştırmanın işe yaradığını duymuş olabilirsiniz ancak gerçek şu ki, asetonlar ojelerin formülünü parçalayan ve kalitesini bozan etkiye sahiptir. Bu durumda, oje inceltici kullanmanız mümkün ancak bu ürünlerin de bir maliyeti olduğundan, ojeyi çöpe atmak daha iyi bir fikir olabilir.

Renk ve kıvamı bozulan ojeler: Ojelerin bozulduğunu gösteren diğer belirtiler ise renginin değişmesi, parlaklığını kaybetmesi, sakız kıvamı alarak sünmesi, tırnak üzerine eşit şekilde sürüldüğünde bile renk tonunda farklılıkların olması, akıcı olmaması ve topaklanmaların oluşmasıdır. Tüm bunlar, ojenizi çöpe atmanız gerektiğinin en bariz göstergeleridir.

Kapağı açılmayan ojeler: Oje kullanımı sonrasında, asetonla şişe ağzının çevresini ve kapak içini silerek temizlemek ve şişeyi dik pozisyonda bekletmek önemlidir. Aksi halde, bir sonraki kullanımda kapağı açmakta zorlanabilir ve hatta açamayabilirsiniz. Bu olduğunda, oje şişenizi sıcak su dolu kapta birkaç dakika bekletmeniz kolay bir çözüm olabilir ancak tüm uğraşlarınıza rağmen kapak açılmıyorsa, ojenizle vedalaşın gitsin.

Ojenin Bozulmaması İçin Ne Yapılmalı?

Oje sürmeyi hepimiz seviyoruz ve aslında favorimiz olmayan renklerdeki ojeleri bile satın alıyoruz. Bir hevesle satın aldığınız ama yıllardır evinizde beklettiğiniz ojeleriniz varsa onları gerçekten kullanacak mısınız? Herhangi bir şeye duygusal olarak bağlıysanız, her zaman ihtiyacınızdan daha fazlasını satın alabilirsiniz! Bu nedenle, yalnızca ihtiyacınız olan ürünü satın alın. Bu, israfın önüne geçmenin ilk kurallarından biridir.

Ojelerin çöpe gitmesini engellemek için bir diğer önemli konu saklama koşullarıdır. Ojeler, doğrudan güneş ışığından uzakta, serin ve mümkünse karanlık bir ortamda saklanmalıdır. Ayrıca, şişeler yan yatırılmamalı ve şişe boynu her kullanım sonrası asetonlu pamukla silinerek temizlenmelidir.

Oje Kullanmaya Ne Zaman Ara Vermeliyim?

Uzun süreli oje kullanımının tırnaklara zarar verdiği sır değil. Aşağıdaki belirtilerden bazılarını el veya ayak tırnaklarınızda gözlemliyorsanız, oje konusunda biraz molaya ihtiyacınız var demektir.

  • Tırnaklarınız sararıyorsa
  • Tırnak üstünde soyulmalar meydana geliyorsa
  • Tırnak çatlama sorunu yaşıyorsanız
  • Tırnak etleriniz kuruyor veya çatlıyorsa
  • Tırnaklarınız güçsüzleşmeye başladı ve inceldiyse

Tüm bu belirtiler, ojelerin ve oje sökücü asetonların tırnaklarınızda oluşturabileceği yaygın sorunlardır. Bir tırnağın kütikülden uca kadar tamamen çıkması dört ila altı ay arasında zaman alır. Bu süre zarfında tırnaklarınız yenilenecek ve eski sağlıklı haline yeniden kavuşacaktır. Öte yandan, aylarca ojesiz tırnaklarla dolaşmak sizin için uygun değilse, en azından üç veya dört haftalık bir ara verin. Ojesiz, doğal tırnaklarında en az ojeliler kadar çekici olabileceğini unutmayın!

Ayrıca, hassas tırnaklara sahipseniz tırnak sertleştirici oje kullanmayı düşünün, tırnaklarınızı veya tırnak etlerinizi ısırarak kopartmayın. Kuruluktan şikayetçiyseniz sık sık nemlendirin ve E vitamini yağı satın alarak hem tırnaklarınıza hem de tırnak etlerinize sürün.

Son olarak, kullandığınız ojenin içeriğinde ne olduğunu bilmek de önemlidir. Bazı oje markaları toluen, formaldehit ve dibutil ftalat içerir. Bu maddelerin tümü tırnakların zamanla çatlamasına ve kırılmasına neden olabilir.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pratik Bilgiler

Ağda Kalıntıları Nasıl Geçer? Ciltteki Sir Ağda Kalıntılarını Temizleme Yolları

Ağda Kalıntıları Nasıl Geçer? Ciltteki Sir Ağda Kalıntılarını Temizleme Yolları

Kabul edelim, ağda yapmak eğlenceli bir iş değil. Ancak, geride bıraktığı pürüzsüz ten ve kılların daha geç uzayacak olması nedeniyle çoğumuzun tercih ettiği bir yöntem. Fazlaca can yakıyor olması ve geride bıraktığı yapış yapış kalıntılar ise en büyük handikapları. Her ne kadar ağdanın can yakmasını tam olarak engellemenin bir yolu olmasa da geride bıraktığı sir ağda kalıntılarını çıkarmanın birkaç kolay yolu var.

Ağdayla istenmeyen tüyleri almak acı vericidir ve diğer yöntemlere göre daha zahmetli olabilir. Dahası, batık, kızarıklık ve tahriş gibi sonuçları yaygındır. Tüm bu eksilerine rağmen kılların 4 haftaya varan geç çıkma süresi ve geride bıraktığı ipeksi pürüzsüz ten nedeniyle sık tercih ediliyor. Ağda salonlarında, güzellik merkezlerinde veya ev ortamında yapılabilen bu çok yönlü tüy alma yönteminin geride bıraktığı en sinir bozucu şey ise yapışkan kıvamlı kalıntılar. Neyse ki, sir ağda sonrası ciltteki kalıntıları çıkarmak kolaydır ve bunun için her evde bulunması muhtemel birkaç malzeme kullanılabilir. Ağda kalıntıları nasıl temizlenir? İşte, deneyebileceğiniz 5 kolay ev çözümü…

Makaleye Genel Bakış

  • Sir Ağda Kalıntıları Ciltten Nasıl Çıkar?
  • Sıcak Su Yöntemi
  • Yemeklik Sıvı Yağlar
  • Vazelin
  • Alkol
  • Buz Küpleri

Sir Ağda Kalıntıları Ciltten Nasıl Çıkar?

Ağdayı ciltten çıkarmanın en kolay yolu, ağda temizleme yağıdır. Peki ama evde ağda temizleme yağı kalmadıysa ne yapacaksınız? Bu durumda, aşağıdaki çözüm yolları imdadınıza yetişebilir.

Sıcak Su Yöntemi

Öncelikle en kolay yöntemden bahsedelim. Kalıntı çok fazla değilse sıcak su işe yarayabilir. Sıcak suda ıslakttığınız bir bezi ağda kalıntısı olan bölgede 1 ila 2 dakika bekletip başka bir bezle silin. Bu yöntemin işe yarayıp yaramayacağı konusunda şüpheleriniz varsa veya olumlu sonuç alamadıysanız aşağıdaki diğer seçeneğe geçin.

Yemeklik Sıvı Yağlar

Sir ağda kalıntılarını temizlemek söz konusu olduğunda, mutfağınızda bulunan yemeklik sıvı yağlar, ağda temizleme yağları kadar etkili çalışabilir. Zeytinyağı, ayçiçek yağı, kanola yağı, fındık yağı hatta bebe yağı veya başka bir şey, hiç fark etmez.

Bir bez veya pamuk parçasını yağa batırarak iyice ıslatın. Cildinizdeki ağda kalıntılarının üzerine sürün ve 1 ila 2 dakika kadar bekletin. Son aşamada, yağlı bölgeyi başka bir bezle silerek kalıntılardan kurtulun.

Vazelin

Cildi nemlendirmek için kullandığımız vazelin ağda kalıntılarını gidermek konusunda da işe yarayabilir. Yağ yöntemiyle aynı çalışma prensibine sahip olan vazelini, ”elinizi korkak alıştırmadan” bol miktarda sir ağda kalıntısı üzerine sürün. Sonrasında, vazelinin işini yapması için 4 – 5 dakika beklemeniz gerekecek. Yumuşak bir bezle silerek final yapın.

Alkol

Kaç kişinin evinde alkol şişesi vardır bilmiyorum ama eğer sizde mevcutsa bu iş için gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz. Yumuşak bir bezi veya pamuk parçasını alkolle ıslatıp dairesel hareketlerle ağda kalıntılarına sürün. İstediğiniz sonuca ulaştıktan sonra, alkolün cildinizi tahriş edebileceği ihtimaline karşı nemlendirici krem veya losyon uygulayın.

Buz Küpleri

Kumaşa yapışan sakızı çıkarmak için buz uygulandığını hatırlıyor musunuz? Buz, aynı etkiyi cildinize yapışan sır ağda kalıntılarını gidermek için de gösterebilir. Buzdolabınızın buzluğundan buz küplerini alın ve yapışkan kalıntıların üzerinde gezdirin. Yaklaşık 1 dakika sonra kalıntılardan kurtulduğunuzu görmelisiniz.

Sir ağda kalıntılarının cilde yapışarak inatçı davranmasının ve leke bırakmasının en önemli nedeni cildinizin kuru olmasıdır. Bu sebeple, ağdadan 1 gün önce cildi nemlendirmek iyi bir fikirdir. Ayrıca, ağdadan önce pudra uygulamak ve çok uzun kılları makasla kırpmak işinize yarayabilir.

Okumaya devam et

Pratik Bilgiler

Yaş Pasta Nasıl Saklanır? Yaş Pastaların Saklama Koşulları ve Bozulma Süresi

Yaş Pasta Nasıl Saklanır? Yaş Pastaların Saklama Koşulları ve Bozulma Süresi

Özel günlerin vazgeçilmezi olan yaş pastalar lezzetli olduğu kadar yüksek kalorilidir. Bu nedenle, çoğu zaman satın alınan pastanın tamamı tüketilmez. Bu durumda yaş pastanın geri kalanını bozulmadan muhafaza etmek için uygun saklama koşullarına dikkat etmek önemlidir.

Özel bir etkinlik için yaş pasta kesip mumlara üflediyseniz öncelikle tebrik ederiz. Görünen o ki, pastanın hepsini bitiremediniz ve kalan kısmının nasıl saklanması gerektiği kafanızda soru işaretleri oluşturuyor (aksi halde bu yazıyı okuyor olmazdınız). Başka bir senaryo ise pastanızı kendiniz yaptınız (veya satın aldınız) ancak misafirlere ikram etmek için önünüzde hayli zaman var ve bu süre boyunca pastanın dayanıp dayanmayacağını bilmek istiyorsunuz. Hangi durumda olursanız olun, yaş pastanızın saklama koşulları ve bozulma süresi hakkında merak ettiklerinizi yanıtlayabilecek basit cevaplarımız var…

Yaş Pasta Ne Kadar Sürede Bozulur?

Bildiğiniz gibi yaş pastalar çabucak bozulmaya müsait malzemelerden yapılır. Nitekim, içeriğinde bulunan süt, yumurta ve krema gibi malzemelerin bozulma süresi kısadır. Bu nedenle, yaş pastaların fazla bekletilmeden tüketilmesi en iyisidir. Peki ama bu süre ne kadar olmalı?

Yaş pastanızı ileri bir tarih için saklamayı düşünmüyorsanız ve kısa sürede tüketecekseniz mutfak tezgahınızda bekletebilirsiniz. Dışarıda bekleme süresi 1 ila 2 gündür. Ancak, sıcak yaz mevsimindeyseniz bu sürenin kısalabileceğini unutmayın.

Orta süreli saklama için buzdolabı biçilmiş kaftandır. Buzdolabına koyduğunuz yaş pasta ortalama 5 ila 7 güne kadar tüketilebilir durumda kalabilir. Elbette pastayı açık olarak değil, hava almayacak şekilde kapalı kaplarda bekletmeniz koşuluyla. Bu konuya aşağıda daha detaylı değineceğiz.

Son seçenek ise tahmin edeceğiniz üzere buzlukta saklamak. Yaş pastalar dondurulduğu takdirde 4 ila 5 ay kadar bozulmadan bekleyebilir. Ancak, yaş pastayı dondurarak bu kadar uzun süre saklamak lezzet kaybına yol açabilir.

Satın aldığınız yaş pastanın en iyi ihtimalle 1 gündür tezgahta beklediğini hesaba katmanız gerekiyor. Yani, pasta yapılır yapılmaz satın almıyorsunuz! Bu yüzden, normal saklama süresinden daha önce tüketmeniz en mantıklısı olacaktır. Ayrıca, kesilmiş veya dilimlenmiş pastaların, kesilmemiş olanlara göre daha çabuk bozulacağını unutmayın.

Yaş Pasta Nasıl Muhafaza Edilir?

Yaş pastaları saklarken önemli nokta hava almayacak şekilde saklama kaplarında tutmaktır. Birkaç saat veya 1 gün boyunca açık vaziyette bekletmenizde elbette sakınca yok ancak daha uzun süreler için pastanın dışarıyla irtibatını kesmeniz gerekiyor. Bunun ilk nedeni, pastaların buzdolabı gibi ortamlardaki kötü kokuyu çekebilmeleri. İkinci nedeni ise açık olarak bekletilen pastaların daha hızlı bayatlayıp bozuluyor olması.

Yuvarlak veya dikdörtgen plastik pasta-kek saklama kapları harika olsa da buzdolabına veya buzluğa sığmayabiliyor. Bu durumda pastanızı dilimleyerek daha küçük kaplara koyabilir veya bir diğer seçenek olan streç filmle sarmayı deneyebilirsiniz. Ancak, yaş pastalar şekil olarak bozulmaya müsait olduklarından streç naylon kullanmayı son çare olarak düşünmek isteyebilirsiniz. Öte yandan, kısa süre tezgah üstünde bekletmek için ise temiz boş bir leğeni ya da derin bir kabı pastanızın üzerine ters çevirerek kapatabilirsiniz.

Yaş pastanızın kremasında veya genel görünümünde bekleme nedeniyle bozulmalar olmuşsa (çatlama gibi), kötü kokmaya başlamışsa veya ekşimsi kötü bir tadı varsa güvenli tarafta kalmak için çöpe fırlatın gitsin. Ne de olsa sağlık riske atılmaz ve bir pasta için hastane yollarına düşmeye değmez!

Okumaya devam et

Pratik Bilgiler

Tester Parfüm Nedir, Satın Alınır mı?

Tester Parfüm Nedir, Satın Alınır mı?

Parfüm satın almak için gittiğiniz mağazada veya online alışveriş sitelerinde ”tester” yazısıyla karşılaştıysanız, bunların test için üretilen deneme numuneleri olduğunu isminden (test-er) tahmin etmiş olmalısınız. Tester parfümler, satıştaki bir parfüm şişesinin içinde nasıl bir koku olduğunu öğrenmenizi sağlayan numunelerdir.

Makaleye Genel Bakış

  • Tester Parfüm Ne Demek?
  • Tester Parfüm ile Orijinal Parfüm Arasındaki Fark Nedir?
  • Tester Parfüm Alınır mı?

Tester Parfüm Ne Demek?

Herhangi bir parfümeriye gittiğinizde, farklı markalara ait yüzlerce parfümle karşılaşırsınız. Aradığınız parfüm daha önce kullandığınız ve bildiğiniz bir kokuysa elbette test etmenize gerek olmayabilir. Ancak, satın almayı düşündüğünüz parfümün nasıl koktuğuna dair hiçbir fikriniz yoksa ne yapacaksınız? Zira, parfümlerin paketlerinin açılmasına ve deneme amaçlı sıkılmasına müsaade edilmez.

İşte tam bu noktada tester parfümlere ihtiyaç duyuluyor. Tester parfüm, satıştaki parfüm şişesinde nasıl bir kokunun sizi beklediğini gösteren tanıtım numuneleridir. Tester parfümden az miktarda sıkarak koku hakkında fikir edinebilir ve sonrasında gerçek ürünü satın alır veya almazsınız.

Tester Parfüm ile Orijinal Parfüm Arasındaki Fark Nedir?

Anlatımda, orijinal veya tester olarak iki sınıfa ayrılsa da esasen her ikisi de orijinal üründür. Yani, bir tester şişesinin içindeki sıvı neyse, satın alacağınız şişedeki sıvı da aynıdır. Aralarındaki tek fark ambalajdır. Tester parfümlerin üretim amacı satış olmadığından, üreticiler görselliğe fazla önem vermezler. Genellikle, fazla albenisi olmayan sade beyaz bir şişede bulunurlar. Ek olarak, şişelerin boyutu küçüktür ve büyük çoğunluğu kapaksız gelir.

Carolina Herrera, Coco Channel, Paco Rabane, Calvin Klein, Jean Paul Gaultier veya Christian Dior gibi en prestijli markalar ve dünyanın en pahalı parfümleri de dahil olmak üzere tüm üreticiler, müşterilerine ürünlerinin tanıtımını yapmak ve pazarlayabilmek için tester parfümlerini imal etmek zorundadır.

Tester Parfüm Alınır mı?

Elbette yukarıda sayılan bu parfümlerin bazıları servet değerinde ve çoğumuzun bütçesini aşabiliyor. Hal böyle olunca aynı markaya ait tester parfümün ucuza satıldığını duymak kulağa sevindirici gelebiliyor. Peki ama orijinal olduğu iddia edilen tester parfümleri gönül rahatlığıyla satın alabilir misiniz?

Öncelikle tester parfümlerin müşteriye satılmak için üretilmediğini bilmeniz gerekiyor. Zaten bu yüzden ambalajları sıradan, şişeleri oldukça sade ve küçük boyutta! Tester parfümlerin tek amacı, asıl şişedeki koku hakkında tüketiciye bilgi vermektir. Öyleyse, piyasada satışta bulunan ”kamyon dolusu” tester parfüm nereden geliyor? Sahte olabilirler mi? Evet, doğru bildiniz. Yalnızca Türkiye’de değil, tüm dünyada ”ucuz tester parfüm” adıyla satılan parfümlerin neredeyse tamamı sahte. Nadiren orijinalleri çıkabilir ancak bunları da Starbucks kahvesi fiyatına alamayacağınızın garantisini verebilirim!

Bunlara rağmen satışta olan tester parfümlerin, orijinal olduğunu düşünüyorsanız bu konuya biraz daha detaylı değinelim. Tester parfümler sınırlı şişe sayısıyla üretilerek parfümerilere gönderilirler. Çoğu parfüm üreticisi herhangi bir kokuya ait orijinal 12 şişeye karşılık yalnızca 1 küçük şişe tester gönderir. Çok pahalı markalara doğru ilerlediğinizde tester sayısı, 6 şişede 1’e kadar düşer. Yani, bir parfüm ne kadar pahalıysa, o parfüme ait tester o kadar az üretilir. Şimdi düşünün, belirli sayıda üretilen bu tester parfümleri mağazalarda kimse kullanmıyor, satıcının elinde birikiyor ve ucuza size satıyor. Sizce bu senaryonun gerçekleşebilme ihtimali ne kadar yüksek?

Öte yandan, satışta olan tüm tester parfümlerin sahte olduğunu söylemek haksızlık olur. Nadirende olsa orijinal içeriğe sahip testerler satılabiliyor. Ancak, bu parfümlerin çok ucuza satılmadığını ve bu satışların nadiren gerçekleştirildiğini bilmeniz gerekiyor. Ayrıca, yalnızca yetkili bayiler veya kişiler tarafından satışları yapılabiliyor.

Bir tester parfümün gerçekten orijinal olduğundan eminseniz, o halde satın almak mantıklı bir iştir. Muhtemelen, paketlenmiş versiyonundan daha ucuza satın alacaksınız. Dahası, aynı kalitede ve kalıcılıkta olacaktır.

Sonuç:

Testerlar, satıştaki parfümlerin nasıl koktuğu konusunda size yardımcı olmak için üretilen küçük numunelerdir. Bu şişeler, EDT (Eau de Toilette) veya EDP (Eau De Parfum) gibi farklı formatlarda sunulabilen %100 orijinal parfüm içerirler. Orijinal ürünlerden tek farkı yalnızca sunumlarıdır. Şişeleri küçük, sade, beyaz ve çoğu zaman kapaksızdır.

Sınırlı sayıda üretilen tester parfümlerin amacı satış değil, müşteriyi koku hakkında bilgilendirmektir. Her ne kadar orijinal testerların satışları yetkili kişi veya bayilerce yasal olarak yapılabilse de piyasada pazarlananların çoğu sahtedir. Bu nedenle, tester parfüm satın almadan önce iki kez düşünmek ve sorgulama yapmak önemlidir.

Okumaya devam et

Copyright © 2020 GizliSoru.Com