Bizimle iletişime geçin

Yaşam

Ölüm Hakkında Düşünmenin 5 Şaşırtıcı Faydası

Bir gün sıradan bir kontrol için hastaneye gittiniz ve ölümcül bir hastalığa yakalandığınızı öğrendiniz. Ne yaparsınız? Hayatınıza aynı şekilde mi devam etmek mi istersiniz yoksa Breaking Bad’teki Walter White gibi bir şeyleri değiştirmek mi? Walter gibi abartmamanızı öneririm. 🙂

İnsan, meyvenin çekirdeğini taşıması gibi, ölümü kendi içinde taşımaktadır. – Maria Rilke

Bir gün ölecek olacağınızı hatırlamak ve bu bilinçle hareket etmek sandığınızdan daha olumlu sonuçlara sebep olabilir. Gelin, ölümü hatırlamanın faydalarına daha yakından bakalım.

1) Anılarınız aniden çok canlı bir hal kazanır.

Ölümle karşı karşıya kaldığınızda garip bir zaman yolcusu olabilirsiniz. Bakkala girdiğinizde bile beyniniz inanılmaz derecede canlı anılarla dolup taşabilir ve kedinizin horlamasıyla uyandığınız bir gün gibi, ayrıntılarla dolu güzel anılarınızı hatırlayabilirsiniz. Bir anda ortaokula sonra liseye ve belki 30. yaş gününüze gidebilirsiniz.
Yıllardır görmediğiniz sevdiğiniz ve hatta pek de sevmediğiniz insanların seslerini duymak ve eski günleri yad etmek isteyebilirsiniz.


2) Depresyona bakış açınızı değiştirir.

Depresyon günümüzün en yaygın rahatsızlıklarından birisi. Hepimizin inişleri çıkışları mutlaka olacak, bazılarımız bunları daha keskin bir şekilde yaşayacak. Fakat mutsuz olma ve her şeyi olumsuz görme halinin bir yarış olmadığını ve bu şekilde bir yere varamayacağınız düşüncesine sorgulamanız gerekiyor. Ölümü hatırlamak da bu sorgulamanıza yardımcı olan durumlardan biridir.


3) Boşa harcadığınız zamanların değerini öğretir.

Ölüm hakkında düşüncelere daldığınızda, muhtemelen geçmişe dair boşa geçen zamanlarınız acı bir hatıra olarak gözünüzün önünden geçecektir. Tabii ki her insanın boş yapmaya hakkı var ancak son günleriniz geldiğinde geçmişe baktığınızda bu zamanlarınızı hatırlarken nasıl hissedeceğinizi bir kere daha düşünün. Belki de yeterince dolu dolu yaşamamış gibi hissedeceksiniz. Hangimiz bunu isteriz ki?


4) Kırdığınız kalplerin gönlünü almak için size şans verir.

Ölüm kapınızı çalmadan önce kırdığınız insanların gönlünü almak için harekete geçin. Doğru olanı yapmanın verdiği içinizi kaplayan huzurun karşısında şaşıracaksınız.


5) Küçük şeylere gereğinden fazla üzülmemenizi öğütler.

Ölüm daima gözünün önünde olsun, o zaman asla adi endişelere düşmezsin ve hiçbir şeyi fazla hırsla arzu etmezsin. – Epiktetos

Tartışmalar, küslükler, kalp kırmalar; kaybedilen bir eşyanın ve kazanılamayan bir sınavın arkasından tutulan yaslar, birkaç kuruşun hesabını yapmalar… Hepimizi en az bir kez üzüntüye boğan böylesine ufak meselelerin, ölümün yanında bir koca hiç olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam

Bu Ürünleri Satın Alırken İki Kere Düşünün: Genellikle Alınıp Kullanılmayan 9 Ürün

İnsanların birincil harcamaları; yemek, kıyafet, konaklama, tatil zamanı, sağlık ihtiyaçları ve ulaşımdır. Bununla birlikte, gizemli bir “Diğer Harcamalar” kategorisi de var. Araştırmaya göre, ortalama bir kişi gerçekten ihtiyaç duymadığı eşyalara yıllık kazancının yaklaşık yarısını harcıyor. Bu durum gösteriyor ki hayati olmayan şeyler için yapılan harcamalardan kurtulursak, gayrimenkul satın almak veya uzun süredir arzulanan bir tatile gitmek gibi konular için büyük miktarda para biriktirebiliriz.


1) Ekstra kozmetik ürünler

Kozmetik çantanızda sadece bir kez kullanılan kaç ürün var? Kırmızı göz farı, siyah ruj vb. Onları satın alırken çekici görünseler de günlük hayatta neredeyse hiç kullanılmazlar.
Kozmetik çantanız için başka bir satın alma işlemi yapmadan önce kendinize “Bu ürünü haftada en az bir kez kullanacak mıyım?” Diye sorun. Kulağa şaşırtıcı geliyor olabilir, ancak ucuz malzeme yerine, pahalı ve iyi düşünülmüş kozmetik ürünler satın almak bütçenizi korumanıza yardımcı olabilir. Gördüğünüzü alma alışkanlığı ucuz olsa bile cüzdanınızı boşaltır.


2) Evcil hayvanlar için pahalı oyuncaklar

Üzücü ama genellikle oyuncak ne kadar pahalı olursa, evcil hayvanınız o kadar az ilgi gösterir. Kediniz muhtemelen garip bir top yapısını görmezden gelecek ve uzaktan kumandalı bir farede korkacak, ancak buruşuk bir kağıda veya normal bir şişe kapağına heyecanlanacaktır. Köpeğiniz herhangi bir yeni oyuncağa memnuniyetle kemirecek, ancak yavruluğundan beri alıştığı eski oyuncak ile daha fazla ilgilenecektir.
Evcil hayvanınızı gerçekten mutlu etmek istiyorsanız, onlara pahalı oyuncaklar almak yerine daha fazla ilgi göstermeniz yeterli olacaktır.


3) Spor ekipmanları

Düzenli olarak spor yapmaya kararlı mısın? Yine de kardiyo için spor malzemeleri satın almak için acele etmeyin. Örnekler, çoğu durumda, balkonda veya yatak odasında toz toplayacağını ve kendinize işkence etmenin yeni bir yolu olacağını göstermektedir. Kararlılığınızı test etmek istiyorsanız, bir ay boyunca spor salonuna kaydolun.
Antreman için evden ayrılmak istemeyen biriyseniz, kendinize pilates veya halter için bir lastik alın; neredeyse hiç yer kaplamazlar. Kardiyo egzersizine gelince, fitness uzmanları herhangi bir ekipman gerektirmeyen ve tamamen kendi vücut ağırlığınızla çalışabileceğiniz birçok hareket geliştirdiler.


4) Kötü tasarlanmış eşyalar

Kendinizi bir yapı markette bulduğunuzda, gözünüze güzel gözüken şeyleri satın almak isteyebilirsiniz. Derin bir nefes alın ve bunu yapmayı bırakın. Eve döndüğünüzde, aniden o eşya için yer olmadığını, evinizle uyumsuz olduğunu ya da kullanışsız olduğunu fark edebilirsiniz.
Yeni bir iç mekan ürünü satın almadan önce, bir ölçüm bandı alın ve yeni öğenin yerleştirilmesi gereken yeri ölçün. Sonra bu şeye neden ihtiyacınız olduğunu, hangi işlevleri yerine getireceğini ve hayatınızı daha rahat hale getirip getirmeyeceğini düşünün.


5) Tatil sırasında alınan eşyalar

Tatildeyken aldığımız eşyaları evde açarken bunlara para verdiğimize inanmak çok zor olabiliyor. Yeşil renkte bir şemsiye, yırtık tüyleri olan tuhaf bir şapka, parçalara ayrılan bir sürü biblo…
Alışveriş yapmadan bir seyahat düşünemiyor musunuz? Gittiğiniz ülke ya da şehirde satın almaya değer şeylerle ilgili önerileri okuyun ve gerçekten almak istediklerinizin bir listesini yapın. Deri cüzdan 3 Michelin yıldızlı bir restoranda akşam yemeği kadar pahalı olsa bile, size uzun yıllar eşlik edecektir. Gelecekteki mutfak başarılarının umuduyla dürtüsel olarak satın alınan bir köri kavanozu ise, mutfak dolabının derinliklerinde şanlı bir şekilde ölecektir.


6) Yeni bir hobi için fazla büyük bir set

Yeni bir hobiye başlamak harika bir fikir, ancak aklınızda bulundurmanız gereken tek şey, hevesinizi teşvik edeceğini umarak dükkanın yarısını satın almamaktır.
Küçük şeylerle başlayın. Resim yapmak için; kağıt, kalem ve suluboya. Tığ işi kanca ve örme için; birkaç iplik ve iğne yeterli olacaktır. Fazla malzeme alıp evde yer kaplamanıza ya da cüzdanınızı boşaltmanıza hiç gerek yok.


7) Peluş oyuncaklar

Evimize peluş eşyalar almak biranlığına mantıklı gözükse de aslında hiç de mantıklı değildir. Genellikle aldıktan birkaç gün sonra; oyuncaklara karşı ilgisizleşiriz, bir kenarda toz toplarlar ve atmaya da kıyamayız.
Evinizde bir sıcaklık yaratmak istiyorsanız, kendinize peluş oyuncaklar yerine birkaç yumuşak yastık ve battaniye alın. Zihinsel ve fiziksel olarak rahat hissetmenizi sağlarlar. Dahası, onları atmak istediğinizde ağır ve üzücü duygulara neden olmaz.


8) Outdoor spor malzemeleri

Yılda sadece birkaç kez kullanmak için bisiklet veya paten satın almak son derece kârsızdır. Zaten şehir hayatında bisiklet sürebildiğimiz nadir alan var ve bunları çoğunda da bisiklet kiralanabiliyor. Yılda 2-3 kere bisiklet kiralamak evinizde yer kaplayacak bir ürün satın almaktan çok daha ucuz olacaktır.
Tabii işe gitmek için bisiklet veya scooter sürmek tamamen farklıdır. Bu durumda, arabanız ya da toplu taşıma için harcama yapmadan, hayatınıza daha fazla etkinlik getirerek paradan tasarruf etmek mükemmel olacaktır.


9) Elektronik aksesuarlar

Teknolojinin modern gelişimi ile, araçlar sürekli olarak güncellenmektedir. Bu yüzden yeni satın alınan bir Walkman hızlıca rafa kaldırıldı, çünkü telefondan müzik dinlemeye başladık. Cazibesine kapılmadan önce kendinize “Bu cihaza gerçekten ihtiyacım var mı?” Diye sorun. Kenara attığımız eşyalarımız henüz eskimemişti ve gerekli tüm fonksiyonları mükemmel bir şekilde yerine getirebiliyordu. Elektronik bir aksesuar alırken artık iki kere düşünme zamanı; sonuçta ısıtmalı bir USB bardaklık gerçekten gerekli mi?

Okumaya devam et

Yaşam

Yazın Sağlıklı Beslenme Rehberi: Formda Kalmak İçin Kesinlikle Uygulamanız Gereken 8 Öneri 

Yazın gelmesi, hemen hemen herkes için tatilin ve dinlenmeyle geçecek günlerin başlaması anlamına geliyor, öyle ki kışın yorgunluğunu atmak için çoğu insan tatil beldelerinin yolunu tuttu bile. Öte yandan yazın başlaması, aynı zamanda yeni kararlar almak ve bunları uygulamaya koymak için de harika bir fırsat. Halihazırda sağlıklı bir yaşam tarzını benimsediyseniz bu önerilerin birçoğuna zaten aşina olabilirsiniz, öte yandan yaz günleri beslenme düzeninde yüksek sıcaklıklara istinaden önemli değişiklikler yapılmasını gerektiriyor.
Sizin için derlediğim 8 basit öneriyi önümüzdeki üç ay süresince devam ettirmeniz, kışın da bu beslenme düzenini sürdürmeniz için harika bir fırsat olabilir. Sahilde nasıl gözükeceğini şimdiden hayal edenlerden yazın sayısı artan davetlerde, özellikle de mezuniyetlerde, giymeyi planladığı giysilerin içine kış kiloları sebebiyle giremeyenlere kadar herkes şok diyetlere yönelmişken, uygulanabilir ve uzun süreli sağlıklı bir beslenme biçimi geliştirmek, verdiğiniz kiloları kısa sürede geri almamanız ve kendinize yasaklar getirmek yerine her şeyin sağlıklı alternatifine yönelerek yediklerinizden keyif almanız açısından daha akıl karı olacaktır.


1) Susuz kalmayın.

Sıvı alımı, yazın dikkat etmeniz gereken başlıca nokta. Uzmanlar, yetişkin bir erkeğin minumum 13, yetişkin bir kadınınsa 9 bardak sıvı tüketmesi gerektiğinin altını çizerken, sadece içerek değil, yediğiniz besinler aracılığıyla da vücudunuzun bu ihtiyacınızı karşılayabileceğinizi belirtiyorlar.
İnsan beyninin %73’ü sudan oluşur, bu da demek oluyor ki; çok fazla egzersiz yaptıktan sonra ya da sıcak havada gerekli olan suyu vücudunuza almadığınız takdirde, düşünme ve anlama yetileriniz doğrudan etkileniyor. Bir araştırmada, 90 dakikalık bir egzersizden sonra incelenen yetişkin bireylere ait beyinlerin zarlarında (meninkslerde) yüksek miktarda büzüşme gözlenmiş, öyle ki görüntünün kurumaya bırakılmış bir süngeri andıracak kadar belirgin olduğunu not düşmüş araştırmacılar.
Aslında, vücudunuzdaki su ağırlığının %2 oranında azalması bile (68 kilo ağırlığındaki bir bireyde 1.3 kg anlamına geliyor bu), kısa süreli belleğinizde, odaklanmanızda ve görsel algılamanızda ciddi sorun yaşamanıza sebebiyet veriyor. Tat alma duyusunun kaybı, ağız kuruluğu ve baş dönmesi de geri kalan negatif etkilerden sadece bazıları.
Peki bol miktarda su içmek haricinde na yapmalısınız? Daha ferahlatıcı, taze ve su oranı fazla ürünler tüketmeye özen gösterin. Meyve ve sebzelerin çoğu, %80- %95 oranında sudan oluşuyor, ayrıca karpuz, susam, Hindistan cevizi, salatalık, nane ve rezene tohumu, yaz günlerinde ferahlatıcı etkileriyle size destek olacak besinlerden.


2) Izgara yaparak kaloriden tasarruf edin.

Konu protein kaynağı olan besinlerin pişirilmesine geldiğinde, et ve diğer hayvansal gıdaları ızgara olarak tüketmek, pişirme esnasında herhangi bir baharat ya da malzeme eklemeniz söz konusu olmadığından kalori konusunda tasarruf yapmanızı sağlayacaktır. Etleri hafif bir sosla marine etmek ve ızgarada pişirmek, ekstra yağ alımınızı da sınırlandıracak, zira kış aylarında kalori deposu yahni, güveç gibi alternatifler farkında olmadan sizi kilo alma, hatta kolestrol tehlikesiyle baş başa bırakabiliyor farkında olmasanız da.


3) Yaz sebze ve meyvelerinin keyfini çıkarın.

Yazın, sofraların hem yaza mahsus sebzelerle hem de çilek, kiraz, karpuz, kavun, şeftali gibi sevmeyenin neredeyse olmadığı meyvelerle renklendiği bir gerçek. İşin güzel yanı, bütün bu besinler hem su oranlarının yüksekliği, hem düşük kalorileri, hem de yüksek hacimleri sebebiyle verdikleri uzun süreli doygunluk hissi yönünden sağlıklı beslenme açısından anahtar rol oynuyorlar. 100 gram çilek yalnızca 26 kaloriyken, aynı miktarda üzüm sadece 67, kirazsa 40 kaloriye tekabül ediyor. Plaj çantanızdan eksik etmeyin.
İlginç bir bilgi: greyfurt, kayısı ve karpuz gibi likopen yönünden zengin meyveler, güneşin zararlı UV ışınlarının etkilerini önleyerek cildinizi koruyorlar, bu sayede kanser riskini de büyük ölçüde azaltıyorlar.


4) Hafif içeceklere yönelin, taze sıkım meyve sularını soğuk meşrubatlara tercih edin ve hepsinden önemlisi: kalorilerinizi içmeyin!

En sevdiğiniz yaz içeceklerinin içerisindeki şeker oranı ve kalori miktarı, sizi şu kenarlarına konulmuş küçük besin değerleri tablosuna ilk defa bakıyorsanız fazlasıyla şaşırtabilir. Elbette ki sağlıklı beslenme için ne yediğinize dikkat etmeniz önemli, ama içtikleriniz kimi zaman yediklerinizden de fazla etkiye sahip olabiliyor.
Daha sık susadığınız sıcak yaz günlerinde, kola, gazoz, soğuk çay gibi soğuk meşrubatlara, enerji içeceklerine ve içerisinde tahmin edebileceğinizden kat kat fazla kalori ve şeker barındıran alkollü kokteyllere yöneliyor olabilirsiniz, ama bu içeceklerin diyetinize yahut sağlıklı beslenme rutininize bir paket cipsten bile daha kötü etki edebileceğinizi aklınızda bulundurun. Hararetinizi su hariç bir içecekle gidermek istiyorsanız, portakal ya da kavun suyu (tabii taze sıkılmış olmaları gerekiyor) ideal alternatifler olabilirler. Doğal maden suyu (aromasız) ve basitçe hazırlayabileceğiniz ya da son zamanlarda marketlerden de temin edebileceğiniz alkali suları ve detoks sularını da tercih edebilirsiniz ayrıca.
Son olarak, yaklaşık 44 mililitre tekilanın (tek bir shot anlamına geliyor bu) 104 kalori içerdiğini, tek bir Piña Colada’nınsa 650 (tamamen şekerden gelen) kalori anlamına geldiğini, ki bu da 540 kalorilik bir Big Mac menüden dahi fazla oluyor, aklınızın bir köşesine not edin ve yazın alkol tüketecekseniz dahi, daha düşük kalorili seçeneklere yönelin ve şuruplu kokteyllerden uzak durun.


5) Ulaşabileceğiniz yerlerde sağlıklı atıştırmalıklar bulundurun.

Akşam yemeğine daha çok var, hava sıcak ve canınız bir şeyler atıştırmak istiyor. Buzdolabını açtığınızda önünüzde uzanan seçeneklerin yıkamanız ve soymanız gereken meyveler, bir de tek yapmanız gerekenin kapağını açmak olduğu çikolatalı dondurma olduğunu gördünüz. Eh, yapacağınız seçim sağlıklı alternatif olmayabilir. Öte yandan önceden meyveleri soyup doğrayarak hazır bir şekilde buzdolabına koymuş, hatta besin değerleri ve kalorilerini göz önünde bulundurarak kendinize çantanıza atabileceğiniz atıştırmalıklar hazırlamış olsaydınız, şu an o dondurmayı mideye indirerek diyetinizi bozduğunuz için vicdan azabı duymuyor olabilirdiniz.
Peki canınız dondurma çektiyse gerçekten? Favori meyvelerinizi dondurmaya ya da internette birbirinden farklı pek çok tarif bulabileceğiniz sağlıklı ev yapımı dondurmalardan ya da yoğurt yahut süt ekleyerek ferahlatıcı bir smoothie hazırlamaya ne dersiniz?
Ek olarak aklınızda bulundurun: her ne kadar kuruyemişler içerdikleri yüksek lif oranı ve kaliteli yağ ve karbonhidratlarla beslenme düzeninize dahil etmeniz için harika olsalar da, taze meyveler daha doyurucu olmaları ve daha fazla su içermeleri yönüyle, yazın öncelik vermeniz gereken atıştırmalıklar.


6) Hafif öğünlere yönelin ve porsiyonlarınızı küçültün.

Yazın, vücudunuzun besinleri sindirmesi daha zordur ve sıcak hava da midenizin kışın alabileceğinden çok daha az miktarda besin alabilmesine sebep olur. Ağırdan ziyade hafif öğünler tercih etmenin yanı sıra porsiyonlarınızı küçültmek, mide problemleri yaşamanızın önüne geçecektir. İştahınızın çok açık olduğunu ya da yemekten sonra doymadığınızı hissediyorsanız, her öğünden önce ve sonra bir bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.


7) Lifli besinler tüketin.

Lifli besinler tok hissetmenizi ve bu sayede az yemenizi sağlar. Doğal olarak vitamin ve antioksidan yönünden zengin besinlerde bol miktarda bulunan ve yaşlanmaya karşı etkisi kanıtlanmış olan lifli gıdalardan günde 25-35 gram tüketmeye özen gösterin. Bu besinleri parlak renkleriyle ayırt edebilirsiniz: ıspanak, domates, avakado, kabağın yanı sıra turunçgiller, böğürtlen, çilek ve kiraz gibi meyveler, günlük beslenmenize dahil etmeyi es geçmemeniz gereken lifli besinlerden yalnızca bazıları.
Peki lifli besinleri beslenme düzeninize nasıl dahil edebilirsiniz? İşte size kolayca uygulayabileceğiniz birkaç tavsiye:
Güne yüksek lif içeren karmaşık yapılı karbonhidratlarla başlayın: yulaf gibi tam taneli tahıllar, böğürtlenli ve beyaz değil kepek unlu muffin ya da çilek reçeli sürdüğünüz çok tahıllı bir ekmek ideal seçimler olacaktır. Ayrıca gün içinde atıştırmak için hazırladığınız sandviçlere de birkaç gram lif eklemek için tam tahıllı ekmek kullanabilir, domates, marul, soğan ya da rendelenmiş havuçla zenginleştirebilirsiniz. Esmer pirinç ve son zamanlarda hemen hemen her yerde karşınıza çıkan kinoa da yüksek oranda lif içermeleri sebebiyle tercih edebileceğiniz besinler arasında. Pişirmek besinlerin lif oranını azalttığından, her öğününüzde çiğ sebze ve meyvelere tabağınızda yer vermeye özen gösterin. Son olarak kuruyemişler ve baklagiller, özellikle de mercimek lif yönünden oldukça zengin olduklarından, ana ve ara öğünlerinizde es geçmemeniz gereken besinler arasında yer alıyorlar.


8) Proteinleri es geçmeyin.

Her ana ve ara öğününüzde içeriğinde yüksek oranda protein olan bir besin tüketmeyi ihmal etmeyin, zira proteinler yağ yakmak ve kas kazanmak açısından anahtar rol üstelenen başlıca besin grubu. Özellikle de yoğun bir egzersizi takriben, örneğin kaslarınızı zorladığınız bir yüzme sonrası, protein içeren herhangi bir gıda tüketmek, kas oranınızı arttırmanın tartışmasız olarak en temel koşulu.
Aldığınız protein miktarını arttırmak için, aşağıdaki birkaç öneriyi aklınızın bir köşesine not alın:
Yazın, özellikle de tatildeyseniz, pek çok farklı çeşidine kolayca ulaşabileceğiniz deniz mahsullerini tüketmek, vücudunuza proteinin yanı sıra bol miktarda omega 3 sağlayacaktır, bu sebeple haftada en az iki kere balık yemeyi rutin haline getirebilirsiniz.
Sıcak yaz günlerinde atıştırmak için paketli gıdalara ya da hazır dondurmalara yönelmeden önce, içine taze meyve, kuruyemiş ve yulaf koyduğunuz buz gibi bir kase yoğurdun hem besin değeri yüksek, hem de kalorisi abur cubur alternatiflerine oranla oldukça düşük bir ara/ ana öğün seçeneği olduğunu unutmayın.
Yumurta beyazının saf protein açısından ne kadar zengin olduklarını duymuşsunuzdur, ama bilmiyor olabileceğiniz, içinde hiç yağ bulunmadığı ve büyük bir boy yumurtanın beyazının tamı tamına 4 gram protein ve yalnızca 17 kalori içerdiği!
Uzakdoğu restoranlarında sıklıkla karşılaştığınız edamame gerçekten de iyi bir atıştırmalık alternatifi ve ayrıca harika bir protein kaynağı. Marketlerde donmuş ürün reyonunda bulabilirsiniz, üstelik tüketmek için tek yapmanız gereken birkaç dakika boyunca kaynar suda bekletmek.

Okumaya devam et

Yaşam

Attila Atasoy röportajı: Müzik beklemez ve durmaz!

Attila Atasoy, Türk Pop Müziği’nin temel taşlarını döşeyen sanatçılardan biri… Müziğe başladığı ilk yıllardan bugüne dek sanat yaşamı… 

attila atasoy

Attila Atasoy, Türk Pop Müziği’nin temel taşlarını döşeyen sanatçılardan biri… Müziğe başladığı ilk yıllardan bugüne dek sanat yaşamı… 

Attila Atasoy, kaliteden ödün vermeyen sound’u ile Türk Pop Müziği’ne unutulmaz yapıtlar armağan eden müzisyenlerden biridir. Uluslararası festivallerde aldığı ödüller, besteleri, şarkı sözleri, listebaşı şarkıları, duygusal yorumu ile yıllar boyu müzikseverlerin kalbinde taht kuran ünlü sanatçı, son altı ay içerisinde çıkardığı ‘Hoşçakal’ ve ‘Seferi’ parçalarıyla bir kere daha adını en çok dinlenenler arasına yazdırdı. Her dönem pop müziğin zirvesinde yer almayı başaran Attila Atasoy ile hoş bir söyleşi gerçekleştirdik; müziğe başladığı ilk yılları, ürettiği yapıtları, duygularını, başarılarını ve müzik dünyasındaki gelişmeleri konuştuk.

Attila Atasoy: Hoşçakal bir aşk ve veda şarkısı, Müjdat Gezen’in harika şiirini İlkim Karaca harika bestelemiş, bana teklif ettiler. Zaten ilk dinleyişte aşık oldum şarkıya. O duyguyla seslendirme kaldı bana. Her defasında gözlerim doluyor. Seyrederken yitirdiğimiz dostlarımız ve yakınlarımızı düşünerek hep beraber ağlıyoruz. Pandemi şarkısı olup çıktı. Kayıtları Kadıköy’de Sonay Yağız aranjörlüğündeki bir stüdyoda yapıldı. İlkim maskesiyle beni aldı götürdü, sadece şarkıyı söylerken maskeyi çıkardığımı hatırlıyorum (Gülüyor). Selim’in stüdyosu Akatlar’daki Stüdyo Maestro’da da aynısı oldu (Gülüyor).

Benim hayat felsefemi de betimleyen Seferi ile neşelendik biraz. Seferi, yolda olma ve bu nedenle de bazı mecburiyetlerden muaf olma hali. O yollarda, farklı coğrafya ve kültürlerde kendi hakkından gelmiş birinin o dinginlikle sevgiliye kollarını açması ve el ele, sırt sırta çok şeyi başarabileceklerini müjdelemesini anlatıyor. Sözlerinde katkım var ama beste Selim Çaldıran ve Nalan Yıldız’ın ortak çalışması. Aranjör de Selim Çaldıran. İlk pasajları geçen yıl yaz sonu Assos Çanakkale arasında direksiyon sallarken çıktı (Gülüyor).

Attila Atasoy: Ben 7 yaşında Türk Sanat Müziği söyleyen biriydim. Çocukken, bütün okullarda her türlü müzik ve tiyatro etkinliğinin başrolündeydim. Yani, 5 yaşında başladığım bir serüven bu. Doğuştan geliyor… Daha sonra gençlik ve bestecilikle birlikte, yeni çağın getirisi pop akımında kişilikli sentezler üretebilmek için yola çıktım. Tek yayın kuruluşu olan TRT’nin koşulları çok ağırdı. Denetimler filan… Özgür olmak istedim, o yüzden pop müziğini seçtim.

Attila Atasoy: Heyecan… Heyecan… Muhteşem Timur Selçuk Büyük Orkestrası eşliğinde heyecan… heyecan…

Attila Atasoy: Ödüller her zaman teşvik edici ve özgüven kazandırıcı şeylerdir. Hele benim gibi kendine güvensiz, ‘aman oğlum’lar ile yetişmiş bir çocuk için hem aileme hem de müzik piyasasına kendimi kanıtlama merhalelerimdir. Tabii kıskananlar, küçümseyenler olmuştur. Her zaman olur.

Attila Atasoy: ‘Farzet ki Ben Seni Hiç Tanımadım’ yaptığım en iyi albümlerden biri. O zaman piyasa arabeskten kırılırken ben böyle kaliteli bir pop albümle para kazanamamıştım ama sizin kuşağı kazanmışım daha ne olsun (Gülüyor).

‘Avare’ bana hazır geldi. Şöyle ki, yapımcısı Halis Türkyılmaz ve Murat Uğur kendi bestelerinden oluşan albümü benim okumamı istediler. Ben yalnızca bir iki şarkı sözüne müdahale ettim. En önemlisi, bir bestenin sözlerini değiştirmek için Aysel Gürel’e gittim ve ‘Zaman Meyhanesi’ çıktı. Albümün bütün kapak tasarımlarını da ben düşündüm. Şimdilerin ünlü yönetmeni Nisan Akman ile sabahın köründe Galata ve çevresinde çekimler yaptık. Şarkılar, halka yakın melodiler ve samimi duygular içerdiğinden ve tarafımca iyi yorumlandığı için tutuldu sanırım (Gülüyor).


Attila Atasoy: Ben zaten Dilenci, Haberler, Sitem, Birgün Beni Ararsan, Duygusuz, Fırtına, Gizli Çiçek, Anılar, Farzet ki, Ayrılık Sevdaya Dahil gibi birçok bestemle sevildim. Şarkıcılığımın yanısıra besteciliğim ve söz yazarlığımla da ödüller aldım. Bana olmadık herşey ilham verebilir. Bir kuralı yok bu işin. Duygu yüklü anların ürünleridir onlar.

Attila Atasoy: Geçmişte bir plâk yapabilmek için Unkapanı’nı arşınlayan, Ankara’dan İstanbul’a gelmiş bir Eczacılık öğrencisi olarak parklarda sabahladığım oldu. Bir iki kaliteli yapımcı dışında çoğu plâk yapımcısı kebapçıydı. Yayın için bir tek TRT vardı. Onun da ağır denetim koşulları filan… Yani, demem o ki hem kayıt koşulları, hem yayın koşulları, hem de modern yapımcı ve dijital platformlar sayesinde şu anda her şey çok daha kolay. Bir o kadar da kalabalık tabii. Biz TRT’de çıkabilmek için üç ayrı denetime girerdik. Bu nedenle seçkin sesler ve besteler çıkabilirdi ortaya. Şimdi ipini koparan ortada.

Attila Atasoy: Müzik ve duygu hiçbir zaman bitmez. Güncel teknoloji ve anlayış akımının etkisiyle form, söylem veya şekil değiştirebilir ama duygudan vazgeçilemez. Eğlence de gerekir, dans da… Ama dinlence de gerekir, duygu da, sanat da… Günümüzde, isteyene herşey var ve elinin altında… Nasıl tango, folk, rock, hard rock, heavy metal varken bizim ‘pop’ da vardı. Rap varken de R&B varken de olacak.

Attila Atasoy: Her türlü akımın yanında o da farklı soluklarla kendine yer bulacak. Biz nasıl halen Frank Sinatra, Bing Crosby, Andy Williams, Nat King Cole gibi sanatçılardan vazgeçemiyorsak, Pop da öyle olacak.

Attila Atasoy: Öncelikle müzik birliklerinin tek çatı altında toplanması gerekir. Ben, MESAM ve MÜYORBİR’in kurucu üyelerindenim. Bizler cebimizden paralar harcayarak bu birlikleri kurduk. MSG ve MESAM’ın birleşmesi gerekir. MÜYORBİR ve POPSAV’ın daha etkin düzeye ulaşabilmesi gerekir. ‘Huzur hakkı’ amaçlamadan çalışacak arkadaşlara ihtiyaç var. İnşallah zamanla olur.


Attila Atasoy: Müzik beklemez ve durmaz. Sevgiler…

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com