Bizimle iletişime geçin

Gündem

Öz ailesinde sular durulmuyor! Yalıdan sonra şimdi de kayıp 186 Milyon kavgası

Dünyaca ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz’ün ailesinde sular durulmuyor.

Öz ailesinde sular durulmuyor! Yalıdan sonra şimdi de kayıp 186 Milyon kavgası

Sahte vasiyetname düzenlemesi ile gündeme gelen Nazlım Suna Öz’ü bu sefer diğer kardeşi Seval Öz, babaları Mustafa Öz’ün tedavi gördüğü dönemde banka hesabından sahte belge ile toplamda 186 milyon 250 bin lira çektiği iddiasıyla şikayet etti.

Dünyaca ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz ve kardeşi Nazlım Suna Öz’ün arasında sular durulmuyor. Prof. Dr. Mehmet Öz, kardeşinin sahte vasiyetname düzenlediğinden şüphelendiğini belirtip bilirkişi incelemesi talep etmiş, inceleme sonunda vasiyetnamenin fotomontajla oluşturulmuş olduğu sonucuna varılmıştı.

Prof. Dr. Mehmet Öz açtığı davada Nazlım Suna Öz ve diğer şüphelilerin cezalandırılmasını istemiş, hem Türk hem ABD vatandaşı olan Nazlım Suna Öz’e yurt dışına çıkış yasağı konulmasını, tüm taşınmazları üzerine de tedbir konulmasını talep etmişti.

SAHTE İMZA

Mustafa Öz’ün 2008 tarihli dilekçesi İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki dava dosyasına sunulduktan sonra, Nazlım Suna Öz’ün avukatı daha önce hiç bahsi geçmeyen 22 Ocak 2018 tarihli bir vasiyetnameyi dava dosyasına sunmuştu.

Nazlım Suna Öz’ün ayrıca dava dosyasına sunduğu bilirkişi raporunda, el yazılarının Mustafa Öz’e ait olduğu belirtiliyordu. Rapor, Nazlım Suna Öz’ün talebiyle noterde tasdik ettirilmişti. Vasiyetnamenin gerçekliğiyle ilgili şüphe duyan Prof. Dr. Mehmet Öz’ün talebi üzerine bilirkişi heyeti inceleme yapmıştı.

RAPOR VERİLDİ

Hazırlanan raporda, “22 Ocak 2003 tarihli ‘Vasiyetname’ ve ‘Senet ve Vasiyetname’ başlıklı ikişer sayfalık belgelerden yararlanılarak, bu belgelerin muhtelif yerlerinden alınan 5 ayrı bölüm ve parçanın, imza ile birlikte tamamen boş bir kağıda veya imzalı ve üst tarafı boş bir kağıda özel konumlandırılarak aktarılması ile fotomontaj suretiyle oluşturulmuş bulunduğu sonucuna varılmıştır” denilmişti.

YÜKLÜ MİKTARDA PARA ÇEKİLMİŞ

Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yargılama devam ederken raporunda verilmesi üzerine bu sefer Seval Öz, 2015 ve 2018 yılları arasında babaları Mustafa Öz’ün hasta olduğu, hastanede tedavi edildiği dönemde Nazlım Öz tarafından sahte belge ile banka hesabından belirli aralıklarla yüklü miktarda para çekildiğini iddia etti.

KENDİ HESABINA 50 MİLYON

Mahkeme tarafından yapılan inceleme doğrultusundan Nazlım Suna Öz’ün babası Mustafa Öz’ün tedavi gördüğü dönemde banka hesabından kendi şahsi hesabına üç yıl boyunca toplamda 50 milyon 750 bin lirayı sahte belge ile geçirdiği tespit edildi.

MİLYONLARIN NEREYE GİTTİĞİ BELLİ DEĞİL

Nazlım Suna Öz’ün ayrıca bahsi geçen yıllarda parça parça toplamda 135 milyon 500 bin lirayı başka bir hesaba transfer edildiği tespit edildi. Seval Öz, Asliye Hukuk Mahkemesi’nde devam eden davada mahkeme tarafından özel bankaya müzekkere yazıldığı, 135 milyon 500 bin liranın hangi hesaba aktarıldığını bildirmelerini talep etti.

YENİ SUÇ DUYURUSU

Defalarca kez müzekkere yazılmasına rağmen cevap verilmediğini iddia eden Seval Öz, hem kardeşi Nazlım Suna Öz hem de özel bankayı savcılığa şikayet etti. Toplamda 186 milyon 250 bin liranın kardeşi tarafından sahte belge ile haksız yere çekildiğini dile getiren Öz ailesi paranın kendilerine iade edilmesi talebinde bulundu.

Deniz Yusufoğlu/Sabah

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

Sosyete şokta! Ünlü iş insanı evinde ölü bulundu

Sub Karaköy’ün kurucusu ünlü iş insanı Fırat Özgöçer, Cihangir’deki evinde ölü bulundu. Boyner Holding’in patronu Cem Boyner’in kızı Elif Boyner’le yaşadığı birliktelikle gündeme gelen Özgöçer’in şüpheli ölümü araştırılıyor.

Sosyete şokta! Ünlü iş insanı evinde ölü bulundu

Ankaralı işadamı Fırat Özgöçer, son derece cool bir otel olan Sub Karaköy’ün kurucusuydu.

Otelinde Madonna’yı ağırlayan ve sosyetede önemli dostları olan Fırat Özgöçer, evinde ölü bulundu.

Bir dönem Boyner Holding’in patronu Cem Boyner’in kızı Elif Boyner’le yaşadığı aşkla gündeme gelen Özgöçer’in ölümü sosyetede de şaşkınlığa neden oldu.

Olayla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Özgeçer’in intihar mı ettiği yoksa bir cinayete mi kurban gittiği yönündeki tüm soru işaretlerinin soruşturma kapsamına alındığı belirtildi.

ÇEVRESİ SESSİZ

2007’de geldiği İstanbul’da önce ilaç şirketinde bir deneyim yaşayan ardından Sub Karaköy’ü ve bir süre sonra da Portus House Karaköy’ü açan Fırat Özgöçer, girişimci tarafıyla tanınıyordu.

Birçok önemli partilere katılan ve yurt dışından çok önemli misafirleri ağırlayan Fırat Özgöçer’in ölümüyle ilgili yakın çevresi yorum yapmak istemedi.

Genetik mühendisi olmasına rağmen asla mesleğini yapmayı düşünmeyen Fırat Özgöçer, çevresi tarafından çok sevilen biriydi.

Dilek Yaman Demir/Sabah

Okumaya devam et

Gündem

TikTok’ta meşhur olmak isterken 15 yıl hapsi istendi

Konya’da süt toplama merkezinde, kazanda süt banyosu yaptığı iddia edilen Emre Sayar ile o anları cep telefonuyla kaydedip görüntüleri paylaşan arkadaşı Uğur Turgut’un, 2’şer yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmalarına devam edildi.

TikTok ta meşhur olmak isterken 15 yıl hapsi istendi

Konya’da bir süt toplama merkezinde ‘süt banyosu’ olayıyla gündeme gelen Emre Sayar ile Uğur Turgut’un yargılanmalarına devam edildi.

Tutuksuz yargılanan 2 işçi hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’nca iddianame hazırlandı. İddianamede, Türk Ceza Kanunu’nun 185. maddesinde yer alan ‘İçilecek sulara veya yenilecek veya içilecek veya kullanılacak veya tüketilecek her çeşit besin veya şeylere zehir katarak veya başka suretlerle bunları bozarak kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşüren kimseye 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilir’ kapsamında yargılanmaları talep edildi. 

İddianamede Emre Sayar’ın, kazan içine bir miktar sıcak su doldurduktan sonra bir miktar da iş yerinde bulunan sütten eklediğinin tespit edildiği belirtildi. Sayar’ın iç çamaşırlarıyla kazana girip Turgut’un da görüntüleri çektiği, ardından kazandaki sıvının boşaltıldığına yer verildi.

Tanık hakkında zorla getirme kararı

5. Ağır Ceza Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın 2. duruşmasına Uğur Turgut ve taraf avukatları katıldı. Bir önceki duruşmada tanık olarak dinlenilmesi talep edilen iş yeri çalışanı Mustafa Coşkun’un duruşmaya katılmaması üzerine, Coşkun hakkında zorla getirme kararı çıkartıldı. Duruşma ileri bir tarihe ertelendi.

Ne olmuştu?

Konya’da süt toplama merkezinde, işçilerden Emre Sayar’ın kazanda süt banyosu yaptığı ana ait görüntüler, Uğur Turgut tarafından sosyal medyada paylaşılmıştı. 6 Kasım 2020 günü hızla yayılan görüntülere tepki yağmıştı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın talimatıyla firmanın Meram Sanayi Sitesi’ndeki süt toplama merkezine giden Tarım ve Orman İl Müdürü Ali Ergin ve beraberindeki ekip, iş yerini denetlemişti.

Yapılan denetim sonucu iş yerindeki ürünler imha edilmişti, işletme onay belgesi iptal edilip, faaliyetlerinden menedilerek, mühürlenip kapatılmıştı.

Çalışanların hijyen belgesinin olmaması nedeniyle 2 kişiye bin 700 lira ve 5996 Sayılı Kanunu gereği hijyen gerekliliklerini aykırılıktan 13 bin 934 lira para cezası uygulanmıştı.

Ayrıca Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuş, soruşturmanın ardından gözaltına alınan Emre Sayar ve Uğur Turgut, 7 Kasım günü sevk edildikleri mahkemece tutuklanmıştı.

2 işçi, 6 gün tutuklu kaldıktan sonra 12 Kasım’da avukatlarının bir üst mahkemeye itirazı üzerine tutuksuz yargılanmak üzere tahliye olmuştu.

Okumaya devam et

Gündem

Murat Yalçıntaş’ın paylaştığı son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikayesi

Prof. Nevzat Yalçıntaş, bugünü göremedi. Oğlu Murat Yalçıntaş, Facebook hesabına babasıyla çekilmiş bu son fotoğrafını koydu.

Murat Yalçıntaş ın paylaştığı son fotoğraf ve ibretlik bir  Yeni Türkiye  hikayesi

Ertuğrul Özkök’ün köşe yazısından alıntı

15 Temmuz 2016 gecesi, saat 22.14’te internet siteleri küçük bir haber geçti.

Eski milletvekili Nevzat Yalçıntaş Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi’nde ölmüştü.

83 yaşındaydı ve ölüm nedeni kalp kriziydi…

Prof. Yalçıntaş, eğitimini Fransa ve İngiltere’de yapmış, parlak bir öğretim üyesiydi.

TRT’nin eski genel müdürlerinden biriydi.

İki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Muhafazakâr kesimin en demokrat insanlarından biriydi…

İktisat fakültesinde eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün hocalığını yapmıştı.

Milli Türk Talebe Birliği’nde verdiği eğitim seminerlerine katılanlardan biri de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dı…

O gece hayata veda ederken, darbeciler Ankara’da, bir zamanlar onun da çatısı altında çalıştığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalıyordu…

Hep şunu merak etmişimdir…

Acaba kalp krizi geçirdiği saatlerde darbeden haberi olmuş muydu?

Olduysa FETÖ polis ve hâkimlerinin ondan 6 yıl önce ailesinde açtığı derin yarayı hatırlamış mıdır…

Şimdi o günden 6 yıl öncesine, 2010 yılına dönelim.

26 Ekim 2010 günü polis 9 kişiyi gözaltına aldı. Bu 9 kişi daha sonra tutuklama istemi ile nöbetçi mahkemeye gönderildi.

Bu kişiler arasında İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş da vardı.

Savcıların iddia ettiği suç bir fuarcılık şirketi ile ilgili olarak rüşvet vermekti…

Rüşvet iddiasının güya “delili” olarak ise Murat Yalçıntaş’ın telefonda avukatına söylediği şu cümle gösterilmişti:

“Yönetim kurulu karar aldı. Her şeyimiz tamam. Gidin halledin…”

Bu operasyona daha renkli bir hava vermek için bir de hikâye uydurulmuştu.

Güya Yalçıntaş ve arkadaşları, rüşvet verme girişimine şu kod adını vermişlerdi: “Aşka yelken açıyoruz.”

Olay İstanbul’da geçiyordu ama nedense buna Ankara Emniyeti el koymuştu.

O gün 9 kişi 5. Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi.

Hâkimin adı Muzaffer Karadağ’dı…

Dokuzunun da tutuklanmasına karar verdi.

Tutuklama gerekçeleri arasında “Delil karartma tehlikesi” ve “Sanıkların yurtdışına kaçma ihtimali” de vardı.

Yalçıntaş 2 Aralık gününe kadar içeride kaldı.

İTO Yönetim Kurulu’nun bütün üyeleri bu olayda başkanları Yalçıntaş’ın arkasında dimdik durdu.

Artık çok iyi biliniyor ki bu olay, FETÖ’cü polis, savcı ve hâkimlerin İTO’yu yıkma ve ele geçirme planlarının ilk adımıydı.

Yani 15 Temmuz günü askeri alanda son noktası vurulacak olan bir darbenin medya ve ordudan sonraki üçüncü sivil ayağıydı.

Bu olaydan 9 ay sonra, 3 Temmuz 2011 sabahı da, FETÖ’nün futbol kulüpleri darbesi başlayacak ve Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, aynı Yalçıntaş gibi evinden alınıp götürülecekti.

Bugüne gelelim…

Önceki gün internet sitelerinde küçük bir haber yayınlandı.

Çoğunluk hissesi Tosyalı Holding’e geçen BMC’nin başına CEO olarak Murat Yalçıntaş getirilmişti…
Yani 11 yıl önce bir FETÖ operasyonunun mağduru olan genç işinsanı…

Prof. Nevzat Yalçıntaş, bugünü göremedi. Oğlu Murat Yalçıntaş, Facebook hesabına babasıyla çekilmiş bu son fotoğrafını koydu.

O kumpastan sonra geçen 11 yıl içinde köprülerin altından çok sular aktı…

Silivri zulüm günlerinde bir sabah evinden alınıp götürülen genç bir işinsanı şimdi Türkiye’nin en önemli sanayi kuruluşlarından birinin başına geçti.

Yürüyüş sporlarına katılıyor… Maratonlarda “Gülmek İyileştirir Derneği”ni destekliyor…

Peki ona ve arkadaşlarına tutuklama kararı veren hâkim ne oldu?

Hemen söyleyeyim.

15 Ekim 2019’da devletin resmi haber ajansı AA şöyle bir haber geçti:

Ankara 5’inci Sulh Ceza Dairesi Hâkimi Muzaffer Karadağ 12 yıl hapse mahkûm edildi….

Gerekçesi?

FETÖ üyeliği…

Üstelik mahkeme, duruşmalar sırasında hiçbir pişmanlık duygusu göstermediği için cezasında en küçük indirime gitmemişti.

Karadağ halen cezaevinde…

Hürriyet

Yazının devamı için

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com