Bizimle iletişime geçin

Kültür

Peaky Blinders Dizisinin Ana Karakteri Thomas Shelby’den 6 Liderlik Dersi

Peaky Blinders dizisinin ana karakteri ve ailesinin lideri olan Thomas Shelby, dizi boyunca liderlik konusunda hepimize dersler veriyor.
Azimli, ciddi ve disiplinli olan Thomas Shelby, 1. Dünya Savaşında savaşmış ve savaş sonrası şehrine geri dönmüştür. Bu dönüş onun karakterini şekillendiren en önemli olaylardan biri olmuştur. Özellikle ilk sezonda bu liderlik vasfını çok daha ağır görebiliyoruz.
Thomas Shelby’nin liderlik konusunda bize vereceği 6 derse detaylıca bakalım:


1) Çevrenden fikir al, son kararı kendin ver.

Çoğu konuda yapacakları hamlenin planını oluştururken herkesin fikrini alan Thomas, son kararı kendisi veriyor ve böylelikle otoritesini güçlü tutmuş oluyor. Çevresinden aldığı fikirleri kendisi de yorumlayarak hamlenin kararını tek bir yerden çıkartmaya özen gösteriyor.


2) Risk al.

Bir ekip içerisinde ilk riski her zaman lider olarak kendisi alan Thomas, çevresindekilere güven duygusunu böyle veriyor. Risk alması aynı zamanda ilerleme konusunda somut bir adım görevi görüyor. Liderler risk almazsa, ekibi de riskten korkar. Tommy risk alma konusunda cesaretli davranıyor.


3) İyi iletişim kur ve ilham ver.

Ekibinin nabzını iyi tutan Tommy, ekibinin ne istediğini, nasıl bir ruh halinde olduklarını sürekli kontrol ederek onlara ilham vermeye çalışıyor.
Örneğin 1. sezonun sonlarında Arthur ile olan konuşması, Tommy’nin iletişim yeteneklerinin ne kadar güçlü olduğunu ve çevresine nasıl ilham verdiğini kanıtlar nitelikte.


4) Toplantıları kısa ve net tut.

Verimli toplantılar durumu netleştirir, problem çözer ve ekibin beraber hareket etmesi konusunda yardımcı olur. Aynı zamanda bir toplantıyı verimli yapan uzunluğu değil, nasıl geçtiğidir. Bunun farkında olan Tommy, aile toplantılarını kısa ve net yapar.


5) Ne istediğini bil.

Thomas, hedef belirleyip o hedefe doğru ilerlerken çevresindeki insanların da bu hedefe kilitlenmesini sağlıyor. Yüksek organizasyon yeteneği sayesinde hem hedeflerine ilerliyor hem de liderliğini sağlamlaştırıyor.


6) Disiplini elden bırakma ve öğrenmeye devam et.

Her konuda ekibinden bir adım önde olan Tommy, uzmanlığını dinç tutuyor ve bu bildiklerini çevresine aktararak ekibine değer katıyor. Kendisi gelişirken, çevresi de gelişiyor. Aynı zamanda önceliklerinden hiçbir zaman ödün vermemesi de Tommy’nin odağının hiçbir zaman dağılmamasını sağlıyor.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kültür

Hugo ve Nebula Ödüllerine Layık Görülmüş Ufkunuzu Açacak 18 Kitap

İsimlerinden de anlaşılacağı üzere bilim kurgu dünyasının en büyük iki ödülü olan Hugo Ödülü ve Nebula Ödülü’nün tek ölçütü kalitedir.
Hugo Ödülü; her yıl bir önceki yıl yapılan en iyi bilim kurgu çalışmalarına farklı kategorilerde verilen bir ödüldür. İsmi, bilim kurgu dergisi Amazing Stories’in kurucusu olan Hugo Gernsback’ten gelir.
Nebula Ödülü; her sene Amerikan Bilim Kurgu Yazarları Derneği tarafından verilmektedir.

1) Dune – Frank Herbert

 Modern edebiyatın en epik mesih anlatılarından olan Dune, Paul Atreides’in hikayesini anlatır. Atreides ailesi, evrendeki en değerli madde olan melanj baharatının tek kaynağı olan Arrakis gezegeninin kontrolüne sahiptir. Bu kontrole sahip olmanın getirdiği olumsuzluklar büyük bir karmaşaya neden olur.


2) The Stone Sky – N.K. Jemisin

New York Times Bestseller’e giren kitap, insanlığın kurtuluşunun veya yok oluşunun iki kadına bağlı olduğunu anlatıyor. Essun, Alabester Tenring’in gücünü devralıyor ve bununla birlikte kızı Nassun’u bulmayı ve her bir orojen çocuğunun güvenli bir şekilde büyüdüğü bir dünya oluşturmayı umuyor.


3) Karanlığın Sol Eli – Ursula K. Le Guin

Karanlığın Sol Eli, gezegenimize çok benzeyen Kış isimli bir gezegende geçmektedir. Bu gezegende, yılın en sıcak olduğu zamanlarında bile yarı kutup iklimi yaşanmaktadır. Tüm yaşayanlar çift cinsiyetlidir (androjen). Cinsel kimliğin herhangi bir anlam ifade etmediği gezegende, kişiler hormonal durumlarına bağlı olarak kadın ya da erkek olabilmektedir.


4) Adalet – Ann Leckie

Uzaklarda, buzdan bir gezegende, Breq adlı bir asker görevini tamamlamaya çok yaklaşıyor. Bir zamanlar, Toren Adaleti’ydi – binlerce askeri birbirine bağlayan yapay zekaya sahip devasa bir yıldız gemisi. Şimdi, bir ihanet onu mahvediyor ve intikam duygusu ile kırılgan bir insan bedeni içine hapsoluyor.


5) Halka Dünya – Larry Niven

Galaksi çekirdeğindeki patlamalar, Puppeteerleri endişelendiriyor. Patlamaların radyoaktif etkileri ortaya çıkmadan önce taşınmak istiyorlar. Fakat bir uygarlığın taşınması nasıl olacak nereye yerleşecekler? Cevabı uzayın bilinmeyen bir köşesinde bulunan Halka Dünya…


6) Blackout/All Clear – Connie Willies

 2060 yılında geçen roman, zaman yolculuğuna çıkıp 2.Dünya Savaşı’na giden kahramanlarımızın geri dönemeyişini ve orada yaşananları anlatıyor. Ve sonuçta anlaşılan bir şey var ki: hiçbir tarihçi geçmişi değiştiremez.


7) İşte Tanrılar – Isaac Asimov

Evrenler arası bir roman olan İşte Tanrılar, Plutonyum-186 izotopunun var olabileceği farklı fizik yasalarıyla işleten bir evrenden bahsediyor.


8) The Windup Girl – Paolo Bacigalupi

Emiko, Windup kız. Garip ve güzel bir yaratık. Yeni İnsanlardan biri olan Emiko, insan değildir, bir mühendislik oluşumudur. Bir iş adamının kaprislerini tatmin etmek için programlanan Emiko, Bangkok sokaklarına terk edilince yaşadıkları anlatılır.


9) Rama’yla Buluşma – Arthur C. Clarke

Bir zamanlar Ay’ın yüzeyini delik deşik eden esteroitler, Dünya için de tehlike oluşturuyorlar. 2077 yılının 11 Eylül gününde düşen bir esteroit, Padua ve Verona şehirlerini yeryüzünden silince insanlar için Uzay Muhafızı projesini hayata geçirmek kaçınılmaz olur.


10) The Yiddish Policemen’s Union – Michael Chabon

Altmış yıl boyunca, Yahudiler, Holokost’un ayetlerini ve yeni doğan İsrail devletinin şok edici 1948 çöküşünü takiben “geçici” güvenli bir sığınak olan Sitka Federal bölgesinde refah içinde gelişti. Ancak şimdi bölge Alaskan kontrolüne geri dönecek ve hayalleri sona erecek. Bir kez daha tarihin gelgitleri onları süpürüp bilinmeyen bir yere taşımakla tehdit ediyor.


11) Mülksüzler – Ursula K. Le Guin

Mülksüzler, kendilerine Odocu diyen insan topluluğunu anlatıyor. Odoculuk ise anarşizmdir.


12) Paladin of Souls – Lois McMaster Bujold

Hain savaş tarafından tehdit edilen ve iblisler tarafından kuşatılmış topraklarda, delilik laneti serbest bırakılan ve güvenilmez bir Tanrı tarafından manipüle edilen Kraliyet Dowager Ista, bir alemin nesli tükenmekte olan ruhlarını korumak için umutsuz bir mücadeleye dalar.


13) Bitmeyen Savaş – Joe Haldeman

Er William Mandella, bir kahramandır. İstemediği halde seçkin askerlerden oluşan bir bölüğe alınır ve bir savaşta çarpışmak üzere uzaya fırlatılır. Mandella, döndüğünde dünyayı bıraktığı gibi bulamaz çünkü zaman genişlemesinden dolayı Mandella aylarla yaşlanırken dünya yıllarla yaşlanmıştır.


14) Amerikan Tanrıları – Neil Gaiman

Gölge, son üç yılını hapishanede geçirmiştir ve tahliye olmasına iki gün kala eşinin ölüm haberini alır. Cenazeye katılmak için uçağa biner ve yanına esrarengiz bir adam olan Bay Çarşamba oturur. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.


15) Gateway – Frederik Pohl

Gateway, tam gelişmiş bilim kurgusal evreni olan, çok sayıda büyüleyici soru soran bir romandır. Evren ise ana karakter değildir.


16) Forever Peace – Joe Haldeman

 Ngumi Savaşı şiddetlenir. Yanmış bir asker ve onun bilim insanı sevgilisi, evreni kare biçime koyan bir sırrı keşfeder.


17) Dreamsnake – Vonda N. McIntyre

Uzak bir gelecekte, Holokost sonrası dünyada, Yılan adında genç bir şifacı dünyayı dolaşır, hastaları iyileştirir, ve arkadaşı olan uzaylı dreamsnake ile yaralanır.


18) Doomsday Book – Connie Willis

Kivrin için, insanlık tarihindeki en ölümcül dönemlerden birinde bir çalışma hazırlamak, on dördüncü yüzyılın hastalıklarına karşı aşılama yapmak ve tek başına seyahat eden bir kadın için bir mazeret icat etmek kadar basitti.


Bu içerikler de ilginizi:

Okumaya devam et

Kültür

The Queen’s Gambit Dizisi Hakkında Şaşırarak Okuyacağınız 26 Enfes Bilgi

Netflix’in son zamanlardaki en çok ilgi gören yapımlarından The Queen’s Gambit’te 1950’li yıllarda Kentucky’de bir yetimhanede büyüyen satranç dâhisi bir kız olan Beth Harmon’un hikayesi anlatılıyor.
Dizi hakkında çok akıllıca detaylar ve birtakım ilginç bilgiler var. Gelin birlikte bakalım.
Dikkat! Bu içerik spoiler içermektedir.

1) Anya Taylor-Joy bu projedeki Beth rolünden önce satrançla ilgili hiçbir şey bilmiyormuş. Ve öğrenmesinin bu dünyaya girmesine çok katkıda bulunduğunu açıklamış.

Kısa bir süre içinde satranç hakkında okumaya, araştırmaya başlamış.


2) Satranç oynanan sahnelerdeki hamlelerin hepsi önceden satranç danışmanları Garry Kasparov ve Bruce Pandolfini tarafından hazırlanmış. Bu ikili ayrıca bütün aktörlere de yardım etmiş.

Netflix, ana hedeflerinden birinin “eğer bir satranç uzmanı diziyi izlerken bir hata bulursa, herhangi bir hareketin yanlışlığından dolayı hikayeden çıkarılmamasını sağlamak” olduğunu açıklamış. Oyunun özgünlüğünü sağlamak için dizide uzun süredir satranç koçu ve uzman Bruce Pandolfini ve Rus satranç büyük ustası Garry Kasparov’un yardımı alınmış…


3) Aslında dizinin yaratıcısı Scott Frank, Borgov rolünü oynaması için Garry Kasparov’u istemiş ancak Kasparov bu teklifi reddederek sadece danışmanlık yapmış.


4) Ekranlarda görülen bütün satranç sahneleri, hızlı satranç maçları sahneleri de dahil olmak üzere aktörler tarafından gerçekten oynanmış.

Anya bu hızlı maçların dizideki en sevdiği kısımlar olduğunu söylemiş.


5) Beth’in son bölümdeki tamamen beyaz olan kombini, satrançtaki vezir taşına bir referanstır.

Final bölümündeki son kıyafeti olarak Beth, şapkasıyla beraber tamamen beyaz ve göz alıcı bir kıyafet giyiyor. Bu kıyafet, Beth’i beyaz vezir satranç taşının görsel bir temsiline dönüştürüyor. Dizinin kostüm tasarımcısı Gabriele Binder, Vogue ile yaptığı röportajda; “Fikir, onun artık satranç tahtasında kraliçe olduğunu ve satranç tahtasının dünya olduğunu ifade etmek için” diye açıklama yapmış.


6) Alma’nın ölümü bu sahne sayesinde önceden tahmin edilmiş olabilir.

Çoğu izleyicinin muhtemelen gözden kaçırdığı en etkileyici detaylardan biri, Reddit’teki bir kullanıcı tarafından dikkat edilen bir ayrıntıydı. Bu sahnede Alma, otelin aynasına bakarken görülüyor – çekimin sahnesi, 19. yüzyıl ressamı Charles Allan Gilbert’ın “All Is Vanity” adlı ünlü bir çizimine benziyor. Resimde hem aynaya bakan bir kadın hem de bir insan kafatasına gözüküyor. Bu sahne, Alma’nın dizide canlı olarak görüldüğü son sahne oldu.

7) Dizide toplam 7 bölüm bulunması, bir piyonun vezir olması için geçmesi gereken kare sayısını ifade ediyor.

Dizinin yapısıyla ilgili ilginç bir ayrıntı bulunuyor. Bildiğiniz gibi “The Queen’s Gambit” mini dizisi yedi bölümden oluşuyor. Dizi yapısı, bir piyonun kraliçe olmak için tahtada geçmesi gereken yedi kareyi yansıtıyor olabilir…


8) “Ben Snyder’da ölü yakalanmam” dedikten birkaç yıl sonra Beth, Margaret ile Ben Snyder’in mağazasında tanışıyor.

Margaret, Beth’in lisesinden, kahverengi ayakkabılarından dolayı Beth’e zorbalık yapan bir kız. Bir sahnede, Beth, Margaret’in okulun kütüphanesinde erkek arkadaşıyla sevişirken yakalar. O sahnede Margaret şunu söyler: “Ben Snyder’da ölü yakalanmam.” Birkaç yıl sonra, beşinci bölümde Beth, Ben Snyder’in mağazasında alışveriş yaparken Margaret ile karşılaşır. Ne diyebiliriz, gerçekten tatmin edici bir döngü.


9) Bay Schaibel’in sakladığı gazete kupürlerinden birinin manşetinde “Beth Harmon Tüm Kadınların Aptal Olmadığını Kanıtlıyor” yazıyor.

Bay Schaibel’in bodrum katındaki ofisinde, Beth’in başarısını öven ve kabul eden tüm gazete küpürleri arasında, “Beth Harmon tüm kadınların aptal olmadığını kanıtlıyor” yazan bir manşet bulunuyor. Bu ayrıntı, Beth’in yüzleşmek zorunda olduğu kadın düşmanlığını vurgulayan bir başka ipucudur.

10) Cleo, Beth’i sabote etmesi için gönderilen bir Rus köstebek olabilir.

Cleo, Beth ile Benny’nin dairesinde buluşan gizemli bir Fransız mankendir. Kendisi Beth’in Borgov’a karşı oynadığı maçtan bir önceki gece, Beth’i alkollü bir eğlenceye davet ediyor. Pek çok izleyici, Beth’in Borgov ile en önemli maçından önceki gece Cleo’nun tesadüfen ortaya çıkma şeklini şüpheli buluyor. Reddit’te Cleo’nun Beth’i sabote etmek için Rus ekipleri için çalıştığına dair bir teori bile bulunuyor.


11) Beth’in tavanda satranç oynadığı sahnelerde hep Bay Shaibel’in eski tahtasını kullanır.

Dizi boyunca, Beth’in tavanda bir satranç oyununu görselleştirdiği birçok sahne var. Yeterince yakından bakarsanız, tavan oyunlarının hepsinde kullanılan satranç seti, Beth’in Bay Shaibel ile satranç oynamayı öğrenirken kullandığı taşlar olduğunu fark edebilirsiniz…


12) Beth’in matematik dersindeki sahnede annesinin ne iş yaptığı hakkında biraz ipucu veriyor.

İlk bölümde Beth, annesi Alice Harmon tarafından yazılan “Tek Terimli Temsiller ve Simetrik Sunumlar” başlıklı bir kitabı alırken görülür. Bu sahne, izleyicilere Beth’in annesinin yetenekli bir matematikçi olduğunu gösterir.

13) Beth’in tüm dizi boyunca giydiği kareli giysiler satranç tahtasını çağrıştırmak için kullanılmış.

Dizinin kostüm tasarımcısı Gabriele Binder, Vogue ile yaptığı röportajda, “Her zaman bir karakterin içinde olup bitenleri dışarıda giydikleriyle göstermeye çalışırım ve ekose deseninin Anya’nın karakteri için ilginç olacağını düşündüm.” demiş.


14) Beth satrançtan ilk kazandığı ödüllerden biri ile kendisine lisesindeki popüler kızların giydiği ayakkabılardan kalıyor.

Lisenin ilk gününde Beth, kahverengi ayakkabıları yüzünden popüler kızlar tarafından zorbalığa uğrar. İkinci bölümdeki aynı sahnede kamera aşağı inerek tüm bu kızların siyah beyaz Oxford tarzı ayakkabılar giydiklerini gösterir. Bölümün ilerleyen kısımlarında, Beth bir satranç turnuvasında ilk nakit ödülünü kazanır ve alışverişe gider – bu ödülle ilk satranç setini ve elbisesini satın alır. Ama fark etmemiş olabileceğiniz şey, kendisine tüm popüler kızların giydiği bir çift ayakkabı almış olmasıdır.


15) Beth son maçında, ilk bölümde giydiği ve üzerinde adı yazan elbiseye çok benzer bir elbise giyiyor.

İlk bölümde, Beth yakalı ve açık gri bir elbise giyiyor. Son bölümde de yakası da olan aynı renk elbiseyi giyerken görülüyor. Bu elbisenin rengi Beth’in “ev” duygusunu temsil ediyor. Bir kez daha ‘eve’ dönebileceği bir an yaratmak istedikleri için, Moskova’daki son turnuvasında da aynı renk elbiseyi giyiyor.

16) Dizinin sonlarında doğru Beth’in ruj tonu, Alma’nın eskiden kullandığı ruj tonuna benziyor.

Görünüşe göre, Beth’in dizinin sonuna doğru kullandığı ruj renginin arkasında gizli bir mesaj var. Netflix bir videoda, “Alma’nın koyu ruju, temel özelliklerinden biridir. Makyaj tasarımcısı Daniel Parker, dizi ilerledikçe Beth’in kendi ruj tonlarının, ikinci annesine bir ithaf olması için gittikçe onunkine daha fazla benzer olmasını planladı” açıklamasını yapmış.


17) Son bölümde, Beth’in hala ilk aldığı satranç setini kullandığı görülüyor.

Beth bir satranç turnuvasında ilk nakit ödülünü kazandıktan sonra, alışverişe gider ve ilk satranç setini satın alır. Yedinci bölümde, Beth, Luchenko’yu nasıl yeneceğini bulmak için otel odasına gittiğinde, hala aynı satranç setini kullandığı görülüyor.


18) Dizinin sonunda Beth ve Borgov’un maçında, Beth beyazlarla oynadığında döngü tamamlanmış oluyor.

Beth’in yetimhane bekçisi Bay Shaibel’e karşı oynadığı ilk satranç oyununda beyaz renk ile oynuyor ve bu ona avantaj sağlıyor. Beth, Borgov’a karşı son maçında da beyaz renkli taşlar oynadığında her şey tam bir döngü oluyor.

19) Dizideki Benny karakteri ise gerçek hayattaki Amerikalı usta satranç oyuncusu Bobby Fischer’dan esinlenerek yaratılmış. Bobby Fischer 13 yaşındayken kazandığı ‘Yüzyılın Oyunu’ isimli galibiyetiyle biliniyor.

Harry Beltik’in oyun stili ise gerçek bir satranç oyuncusu olan Magnus Carlsen’den ilham almıştır.


20) ‘The Queen’s Gambit’ dizisinin büyük bir çoğunluğu Amerika Birleşik Devletleri’nde geçse de çekimler Berlin’de yapılmış.


21) Dizideki Alma karakterini oynayan Marielle Heller, ‘A Beautiful Day in the Neighborhood’, ‘Can You Ever Forgive Me?’ ve ‘What the Constitution Means to Me’ gibi filmlerin yönetmenidir.

Marielle, “yıllar boyunca yönetmenlik yaptıktan sonra oyunculuğa dönmek oldukça heyecanlıydı ve sıradaki büyük projem ne olacak bilmiyorum” diye açıklama yapmış…

22) Ekranda gözüken, Beth’in kafasında kurduğu satranç hamleleri gerçek hamleler olduğu için daha sonra özel efektleri yapan takım da satranç oynamayı öğrenmiş.


23) Anya oldukça büyük bir Harry Potter hayranı ve ‘The Queen’s Gambit’ dizisinde Harry Beltik, ‘Harry Potter’ filmlerinde ise Dudley karakterini oynayan Harry Melling’i görünce çok sevinmiş…

Anya, Buenos Aries’ten Londra’ya 6 yaşındayken taşınmış ve İngilizceyi Harry Potter kitaplarından öğrenmiş.


24) Beth’in her sahnedeki ruj renkleri ayrı ayrı seçilmiş ve renkler Beth’in yaşını temsil ediyormuş.

Makyaj ve saç tasarımcısı Daniel Parker, “Dudaklar ve kirpikler bir karakterin ne yaptığını ya da davranışlarını temsil eden en önemli şeylerden biridir. Sonlara doğru Beth’in ruj rengi ölen annesine bir övgü olarak kabul edilebilir.” diye açıklama yapmış.

25) Anya, senarist Scott Frank ve saç tasarımcısı Daniel Parker birbirlerinden habersiz bir şekilde Beth’in kızıl saçları olmasına karar vermiş. Beth’in saç modellerini yapmak için ise peruk kullanılmış.

Daniel Parker, “Bazen gün içinde 3 farklı saç değiştiriyoruz. Bunları peruksuz yapmamız imkansız.” diye açıklama yapmış.


26) Ve son olarak, Anya, Beth’in Rus parkında satranç oynadığı final sahnelerini çekerken hep ağlamış çünkü o an Beth için çok mutlu olmuş.

Kaynak: , ,

Okumaya devam et

Kültür

IMDb, 2020 Yılına Damga Vuran 10 Diziyi Açıkladı

Dijital dünyanın en büyük sinema, dizi, belgesel, TV şovu platformu olan IMDb, her yıl Aralık ayında o yılın en iyilerini açıklıyor. IMDb şimdi de bu yıla damga vuran en iyi dizileri açıkladı.
Peki bu diziler hangileri? Gelin birlikte bakalım.

10. ()


İngiltere-ABD ortak yapımı The Crown, İngiltere Kraliçesi II.Elizabeth‘in evliliği ve tahta geçmesi sonrası 10 yıllık dönemi ele alıyor. Dizide 20’li yaşlarının ortasında ve yeni evli bir kadın olarak göreceğimiz II.Elizabeth’in Winston Churchill’le arasındaki iletişime dair önemli detaylara da şahit oluyoruz. Oyuncu kadrosunda Matt Smith, John Lithgow ve Victoria Hamilton gibi isimlerin yer aldığı dizinin yönetmen koltuğunda Stephen Daldry bulunuyor.
IMDb: 8,7 Rotten Tomatoes: %89 Google: %94
Tür: Drama, Tarih
Süre: Ort. Bölüm Uzunluğu 58 dk – Toplamda 5 Sezon 41 bölüm

İnceleme ve yorum: Dizinin merkezinde olan Kraliçe II.Elizabeth ve kraliyet ailesindeki birçok kişi günümüzde hala hayattalar. The Crown buna rağmen çokça eleştiri içeren, yer yer birtakım skandalları anlatan cesur bir dizi. Diziyi kesinlikle bir tarih belgeseli beklentisiyle izlemeyin çünkü gerçek olaylara dayandığı kadar bolca kurgu olaylar da barındırıyor. Kostümüyle, dekoruyla, renkleriyle gerçekten cezbedici bir dönem yapımı. Oyunculuklar ise şairane. Oyuncuların tamamı dizi sektöründe kendini kanıtlamış isimler. Dönem yapımları sevmiyorsanız bile mutlaka şans vermeniz gereken bir dizi olduğunun altını çizelim.


9. ()


Dizi oldukça fantastik bir evrende yaşanıyor; cüceler, elfler, ejderhalar, cadılar ve dahası. Yüzyıllardır insanlar ile bir arada yaşayan farklı türler barışı bozmaya karar verir ve olaylar gelişir. Bu sırada Witcher olarak nam salmış olan ve para için canavarları öldüren Geralt of Rivia, huzuru sağlamaya çalışır. Tüm dengeyi değiştirecek güce sahip olan bir çocuğu korumak isteyen Witcher, vaadedilen çocuğunu ararken bir yandan kötülüklerle diğer yandan ise aşkla savaşacaktır.
IMDb: 8,2 Rotten Tomatoes: %67 Google: %95
Tür: Fantastik, Macera, Aksiyon

İnceleme ve yorum: The Witcher, Netflix’in ilgi ve kullanıcı kaybettiği sıralarda stratejik bir hamle yaparak gündeme bomba gibi düşürdüğü bir yapım! Halihazırda kitabı olan ve oyunu olan bir hikayeyi dizi yapacağını duyurduğu anda hepimiz çok heyecanlandık. Hayal kırıklığı yaşamaktan korktuk fakat dizi büyük çoğunluğu tatmin etmeyi başardı. Diziyle ilgili söylememiz gereken bir diğer şey izleyiciye yaşattığı görsel şölen. Zaten bu dizi, Netflix’in bu zamana kadar en fazla görsel efekt kullanılan yapımıymış. Dizinin en çok eleştirilen tarafı biraz karmaşık olması. Fakat diziyi beğenenler de bu karmaşıklığın diziyi özel kılan şey olduğunu dile getiriyor.


8. Westworld ()


Bizi karanlık bir geleceğe götüren Westworld, zengin bir topluluğa hitap eden bir eğlence parkını konu alıyor. Yapay zekalar, robotlarla dolu bu eğlence parkında ziyaretçiler de oyunun bir parçası. Oynanan her oyun yasal ve zenginlerin oyun içindeki robotlara her şeyi yapabileceği türden tehlikeli bir dünya. Vahşi batı macerası temalı kısımda kimsenin tahmin edemeyeceği bir problem yaşanır. Eğlenceye gelen müşterilerin peşinde keskin bir nişancı vardır. İnsan emrindeki robotların bir hata sonucunda bilinç kazandığı bu tehlikeli oyun insanlar ve robotlar arasındaki çekişmeyi gelecekten günümüze getiriyor. Bu savaşın galibi sizce kim olur?
IMDb: 8,7 Rotten Tomatoes: %82 Google: %92
Tür: Drama, Gizem, Bilim Kurgu
Süre: Ort. Bölüm Uzunluğu 1 saat 2 dk – Toplamda 4 Sezon 29 bölüm


7. The Umbrella Academy ()


The Umbrella Academy’de birbirinden özel yeteneklere sahip kardeşler babalarının ölümüyle bir araya geliyor. Alışılmışın dışında bir süper kahraman dünyası sunan The Umbrella Academy, yarattığı evren ile sizi bir dizi maratonuna çağırıyor. Oyuncu kadrosuna baktığımızda birbirinden başarılı isimleri görebiliriz: Ellen Page, Tom Hopper, David Castañeda, Emmy Raver-Lampman, Robert Sheehan.
IMDb: 8,0 Rotten Tomatoes: %75 Google: %95
Eleştirmen Puanı (Metascore): 61/100
Tür: Aksiyon, Macera, Komedi

İnceleme ve yorum: The Umbrella Academy aslında bir çizgi roman uyarlaması. Ama bildiğimiz Daradevil, Punisher, Batman gibi asil ve karizmatik hikayeye ve karakterlere dayanmıyor. Aksiyonun ve maceranın komedi ile harmanlandığı eğlenceli bir yapım. Fantastik komedi türünde diziler ilginizi çekiyorsa The Umbrella Academy ile keyifli zaman geçirmeniz mümkün.


6. The Queen’s Gambit ()

Dizinin senaryosu, Walter Tevis’in 1983 yılında kaleme aldığı aynı isimli romanına dayanır. 1950’li yıllarda Kentucky’de bir yetimhanede büyüyen satranç dâhisi bir kız Beth Harmon’un hikayesi anlatılır. Sessiz ve somurtkan olan Beth’in oynadığı ilk satranç oyunuyla hayatı değişir. 16 yaşında Amerika Birleşik Devletleri Açık Şampiyonası’nda yarışır. Ancak Beth profesyonel çevreye girdikçe riskler artmaya başlar. Üstelik Beth yetimhanede verilen bir sakinleştirici hapa bağımlı olmuştur. Hapı alkolle alan Beth gün geçtikçe tam bir bağımlıya döner.
IMDb: 8,7 Rotten Tomatoes: %100 Google: %98
Tür: Drama, Mini-dizi
Süre: Ort. Bölüm Uzunluğu 50 Dakika – 1 Sezon 7 Bölüm

İnceleme ve yorum: Konusu satranç üzerinden şekillenen diziden yavaş ve sıkıcı olması beklenebilir. Ancak tüm bu beklentilerin aksine son derece hızlı akan ve izleyiciyi içine çeken bir yapım olmuş. İçine çeken konusu ve oyuncu kadrosunun yanı sıra dizide kadın hakları üzerine vurgular da vardır. “Kendine yetebilen kadın güçlüdür.” düşüncesine yer verilen dizide toplumdaki toplumsal cinsiyet ilişkisi de ele alınır.


5. The Mandalorian ()

Mandalorian, çocukken ailesini kaybeder ve Mandalorianlar tarafından yetiştirilir. Onlara özgü bir maske takar ve yüzünü kimseye göstermez. Karakterimiz bir kafatası avcısı aynı zamanda da silahşördür. Evrenin her yerine hizmet götürür ve para karşılığında işler yapar. Greef Karga, Mandalorian’a bir paketi teslim alıp ona getirme görevi verir. Paketi alır ve bunun çocuğa benzeyen bir varlık olduğunu fark eder. Bu çocuksu varlığın öldürüleceğini anladığında ise onu teslim etmekten vazgeçer. Yeni Galaktik Cumhuriyeti de çocuksu varlığın peşindedir. Mandalorian ise kaçırmaya kararlıdır ve bu yolda eski bir asker olan Cara Dune ona yardım edecektir.
IMDb: 8,7 Rotten Tomatoes: %93 Google: %97
Tür: Aksiyon, Macera, Bilim Kurgu
Süre: Ort. Bölüm Uzunluğu 40 Dakika – 3 Sezon 18 Bölüm


4. ()


Ozark, kara para aklama işinde uzmanlaşmış bir yatırım bankacısı babanın para aklama hikayesini ve bu yolda ailesiyle yaşadığı sorunları anlatıyor. Baba Martin daha fazla para aklamak adına ailesi ile Ozark’a gidiyor. Her şey planda kolay gibi görünse de bu tuhaf yer ve yaşanan problemler yüzünden ailenin ve Martin’in başı bir türlü beladan kurtulmuyor.
IMDb: 8,4 Rotten Tomatoes: %81 Google: %93
Eleştirmen Puanı (Metascore): 66/100
Tür: Suç, Drama, Gerilim
Süre: Ort. Bölüm Uzunluğu 1 saat – Toplamda 1 Sezon 38 bölüm

İnceleme ve yorum: Dizinin baş karakterini oynayan Jason Bateman dizinin aynı zamanda yapımcısı ve dört bölümünün de yönetmeni. Tıpkı After Life’taki Ricky Gervais gibi. Bu da diziye bizce muazzam bir bütünlük katıyor. Ozark, kötü amaçlar için kullanılan dahiyane zekanın zorlu bir para aklama hikayesi! Breaking Bad ile benzerliği sıkça konuşuluyor fakat bizce çok farklı yapımlar. Dizinin renk paleti biraz ağır ve karanlık renklerden oluşuyor. Bu birazcık bunaltıcı olsa da gerilimi sürekli yüksek tutuyor. Ozark’ın aksiyon, gerilim temposu bir an bile düşmüyor. Hikayeler mükemmel şekilde bir araya geliyor ve olay örgüleri çok başarılı.


3. ()


Netflix bilim kurgu dizileri arasında son yılların yükselenlerinden! Bilim kurgu ve gerilim türündeki Dark, küçük bir kasabadaki iki çocuğun kaybolmasının ardından yaşanan gizemli olayları ele alıyor. Hikayenin farklı zaman dilimlerinde geçmesi ve gizemi onu diğer bilim kurgu dizilerinden ayırarak anlaşılması güç bir bulmaca haline getiriyor. Korku ve gerilim dolu dizinin yönetmenliğini Who Am I, Das letzte Schweigen, Nuit Blanche gibi filmlerin yönetmenliğini de yapan Baran bo Odar yapmıştır.
IMDb: 8,8 Rotten Tomatoes: %94 Google: %96
Eleştirmen Puanı (Metascore): 67/100
Tür: Bilim Kurgu, Drama, Gizem, Gerilim
Süre: Ort. Bölüm Uzunluğu 1 saat – Toplamda 3 Sezon 26 bölüm

İnceleme ve yorum: Büyük bir karmaşa ve bir türlü çözülemeyen gizem… Dark her şeyiyle odaklanmayı gerektiren, zihin bulanıklığının tavan yaptığı, zaman kavramının yok olup gittiği son zamanların en etkili etkileyici dizilerinden. Olayları, kişileri, zamanları çözüp kavrayabilmek adına not almanız ve dizinin size verdiği bazı şemalara bakarak diziyi izlemeniz gerekebiliyor. Bu da bu diziyi “otur izle” deneyiminden çok öte bir noktaya taşıyor. Almanca olması da Dark’a bambaşka bir doku katıyor. Ayrıca dizinin birçok noktasında bir sürü ipucu veriliyor. Bu detayları yakalayıp sonuç üzerindeki etkisini görmek, dizinin seyir zevkinin yanı sıra bambaşka bir tatmin sağlıyor. İlk birkaç bölüm size sıkıcı gelebilir. Çok fazla karakter var ve hepsi bir şekilde hikayenin içinde. Fakat birkaç bölüm sonra zihninizi sarıp sarmalayan, düşüncelerinizi fazlaca meşgul eden mükemmel bir dizi izliyor olacaksınız.


2. ()


Tarihin azılı suçlularını bir araya getiren Profesör’ün aklında büyük bir soygun vardır. İspanya Kraliyet Darphanesi’ni soymak için uzun süre plan yapar. Ekibi toplar ve onları eğitmeye başlar. Her türlü ihtimali göz önüne alan Profesör her alanda eğitim verir. Artık plan kusursuz bir şekilde hazırdır ve ekip darphaneye adımını atar. Ardından ise tüm İspanya ve dünya gözü darphaneye çevirir. İçerideki rehineler, dışarıda soygunu destekleyen koca bir kitle, polis teşkilatı, soygun ekibi ve hızla geçen dakikalar. Akıl almaz bir soygun sizi içine çekecek.
IMDb: 8,4 Rotten Tomatoes: %93 Google: %96
Tür: Aksiyon, Suç, Gerilim
Süre: Ort. Bölüm Uzunluğu 1 saat 10 dk – Toplamda 4 Sezon 31 bölüm

İnceleme ve yorum: Çarpıcı sahneleri olan, sosyolojik ve felsefi değerler taşıyan, her fırsatta insan psikolojisinin derinliklerine inen, zekaların hayranlık uyandırdığı ve tansiyonun bir dakika bile düşmediği eşsiz bir macera! Asla standart bir soygun ve aksiyon dizisi değil. Bu görüntüsünün arkasında uçsuz bucaksız derinliği olan bir hikaye. İspanyol dizisi olan La Casa de Papel, Avrupa’dan çıkmış son zamanların tartışmasız en iyi dizisi. Bütün bunların yanında müzikleri, sanat yönetmenliği, oyunculukları, cast’ı, kurgusu ile fenomen olmuş bir yapım! İzlemediyseniz hemen izleyin, derhal! 🙂


1. The Boys ()


Bugüne kadar alıştığınız süper kahraman hikayelerinden çok başka bir dizi, The Boys. Süper kahramanlar güçlerini ve sahip oldukları şöhreti kötüye kullanırlar. Büyük bir şirket tarafından yönetilen süper kahramanların kariyerleri oldukça parıltılı gözükmektedir ve halk da onların daimi destekçisidir. Fakat işler hiç de sanıldığı gibi değildir. Bu yozlaşmış evrende kendilerini kanunu korumaya adamış eski kötülerden oluşan The Boys ekibi onların dilinden anlayacaktır ve kötü kahramanları ortadan kaldırmaya kararlıdır.
IMDb: 8,7 Rotten Tomatoes: %90 Google: %95
Tür: Aksiyon, Komedi, Suç
Süre: Ort. Bölüm Uzunluğu 1 saat – Toplamda 3 Sezon 17 bölüm

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com