Bizimle iletişime geçin

Kadın

Şampuana Şeker Eklemek Ne İşe Yarar? Şampuanınıza Ekleyebileceğiniz 6 Doğal Malzeme

Şampuana Şeker Eklemek Ne İşe Yarar? Şampuanınıza Ekleyebileceğiniz 6 Doğal Malzeme

Tüketimi sınırlandırılması gereken üç beyazdan (şeker, un ve tuz) biri olan şeker vücudumuzun dostu olmasa da saç bakımızı söz konusu olduğunda harika işler başarabilir. Şekerli şampuan, saçları derinlemesine temizlemekle kalmaz aynı zamanda saç derisini eksfoliye eder ve nemlendirir.

Saç ve cilt bakımı konusunda her gün yeni bir trendle karşılaşıyor olmalısınız. Bir yandan, sürekli yeni ürünlerini piyasaya süren kozmetik endüstrisi, diğer yandan her evde bulunabilen malzemelerle yapılan maske tarifleriyle öne çıkan doğal güzellik uzmanları. Bugün, son dönemde popüler olan bu örneklerden birini mercek altına alacağız. Şampuana şeker eklemek! İlk bakışta akıllarda soru işaretleri uyandıran bu yöntem aslında saçınızı derinlemesine temizleyebilir ve ölü deriden arındırarak eksfoliye edebilir. Dahası, saçlarınıza nem kazandırarak daha canlı bir görünüme kavuşturabilir.

Şampuan kutusuna toz şeker eklemek çılgınca bir fikir gibi görünebilir. Evet, şeker nedeniyle yapış yapış olan saçları düşünmek bile korkunç. Ancak, şekerli şampuanın saça uygulanması düşündüğünüz kötü senaryoyla sonuçlanmıyor. Yani, son aşamaya geçtiğinizde saçınızda herhangi bir kalıntı bırakmadan kolayca çözülüp durulanacak. 1 kutu şampuana 1 kaşık toz şeker karıştırarak elde edebileceğiniz bu ev yapımı solüsyon, gıcır gıcır bir saç temizliğinin yanı sıra kafa derinizdeki ölü derileri nazikçe çıkaracak. Ayrıca, saçlarınıza ekstra nem ve yumuşaklık ekleyerek daha iyi bir görünüm kazandıracak.

Şekerli Şampuan Nasıl Yapılır?

Şekerli şampuanın faydalarını okuduktan sonra, bununla saç yıkama fikri size cazip geldiyse, 1 kutu şampuana 1 kaşık toz şeker ekleyip karıştırabilirsiniz. Ancak, sonuçlardan memnun kalıp kalmayacağınızı bilmediğiniz için 1 kutu şampuanın hepsini şekerlendirerek riske atmak istemeyebilirsiniz. Bu nedenle, öncelikle az bir karışım yaparak saçlarınızı yıkayın. Örneğin, 2 yemek kaşığı şampuana, 1 çay kaşığı toz şeker karıştırın ve saçlarınıza uygulayın. Sonuçlardan memnun kalırsanız şampuanınızın geri kalanına şeker katın.

Uygulama konusuna gelince, her zamanki gibi saçlarınızı yıkamak dışında fazladan bir şey yapmanıza gerek yok. Saçlarınızı nemlendirin ve ardından şekerli şampuanla parmak uçlarınızla nazikçe masaj yaparak köpürtün. Son aşamada ılık bol su ile durulayın. Öte yandan, her yıkamada şekerli şampuan kullanmanıza germez. Her üç ila beş yıkamada bir kere şekerli şampuan kullanmanız yeterli olacaktır.

Şampuanıma Başka Neler Ekleyebilirim?

Şampuana şeker katmak konusunda endişeleriniz varsa saçlarınıza iyi gelebilecek başka doğal malzemeleri de kullanmayı düşünebilirsiniz. İşte, çeşitli saç koşulları için şampuanınıza ekleyerek kolayca hazırlayabileceğiniz bazı doğal tarifler…

Ballı şampuan: Bir doğa mucizesi olan bal, genel sağlık ve cilt faydalarının dışında saçlarınızda da harika işler başarabilir. Özellikle kuru, kabaran, kıvırcık saçlarınız varsa şampuana bal eklemek akıllıca bir fikirdir. Ballı şampuan ayrıca, saçlarınıza ipeksi bir doku kazandırır, nemlendirir ve saç köklerini güçlendirir.

2 yemek kaşığı şampuana 1 çay kaşığı süzme bal ekleyip karıştırın ve saçlarınızı yıkayıp durulayın. Şampuan dışında bir başka tarif için 1 ölçü zeytinyağı ile 1 ölçü balı karıştırıp saçlarınıza masaj yaparak sürün. 15 dakika bekletip her zamanki gibi yıkayın.

Limonlu şampuan: Limon, kepek gibi mantar enfeksiyonlarını temizleyen doğal mantar ve mikrop önleyici özelliklere sahiptir. Sitrik asit ve C vitamini içeriği, kafa derisinde kepek ve birikintilerin giderilmesine yardımcı olan doğal peeling ve temizleme maddesi olarak çalışır.

2 yemek kaşığı şampuanın içine 2 yemek kaşığı limon suyu sıkın ve karıştırın. Doğal limonlu şampuanınızla birkaç dakika boyunca saç deriniz ve saç tellerinize nazikçe masaj yapın. Son aşamada durulayıp her zamanki gibi şekillendirin.

Gül suyu ve şampuan: Kuruyan kabaran saçları canlandırmak, kepeği azaltmak, hızlı saç uzamasını sağlamak ve bazı kafa derisi sorunlarını gidermek gül suyunun saça faydalarından bazılarıdır. Eğer elinizde bol miktarda varsa, yalnızca gül suyu ile saçlarınızı durulayabilirsiniz.

Saçlarınızı durulamak için yeterli gül suyuna sahip değilseniz, o halde şampuana ekleyin. 2 yemek kaşığı şampuana 1 yemek kaşığı doğal gül suyu ekleyip karıştırın. İstediğiniz sıklıkta kullanın.

Uçucu yağlar ve şampuan: Çay ağacı yağı veya lavanta, kepek ve kuru saç derisini tedavi etme kabiliyetiyle bilinen uçucu yağlardır. Ayrıca, karanfil yağı, macadamia yağı (cadı fındığı), çörek otu yağı, badem yağı, nane yağı ve çörek otu yağı gibi pek çok doğal yağın saçlara uygulanması mümkündür.

Sıradan şampuanınızı esansiyel yağlarla daha güçlü bir formül haline getirmek için en sevdiğiniz uçucu yağdan 3 – 5 damla kullanmanız yeterli olacaktır. 2 yemek kaşığı şampuana birkaç damla uçucu yağ damlatıp karıştırın ve saçlarınızı yıkayıp ılık suyla durulayın.

Aloe veralı şampuan: Kulağa şaşırtıcı gelse de aloe vera bitkisinin jelinde saça fayda sağlayabilecek 80’e yakın bileşen bulunur. Bu çok yönlü bitkiden elde edilen jel, kepeği azaltır, yağlı saçları temizler, saç uzamasını teşvik eder, cansız saç tellerini onarır ve kötü çevresel koşullara karşı saçlara koruma sağlar. Bakınız: Aloe veranın saça faydaları

Pek çok farklı malzemeyle aloe vera saç maskesi yapılabileceği gibi yalnızca şampuana eklenerek kullanılabilir. Bunun için 2 yemek kaşığı şampuana 1 çay kaşığı aloe vera jeli eklemeniz yeterlidir. Karışımla saçlarınızı istediğiniz sıklıkta yıkayabilirsiniz.

Saçlarınıza iyi gelen doğal malzemeyi bulmak için birkaç deneme yapmanız gerekebilir. Yukarıda sayılan 6 doğal malzemeyi sırasıyla şampuanınıza ekleyip sonuçları gözlemleyin. Sizin için en iyisinin hangisi olduğuna karar verdiğinizde düzenli olarak kullanabilirsiniz.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

Bebekler Ne Zaman Oturur? Bebeklerin Oturma, Dönme ve Emekleme Aşamaları

Bebekler Ne Zaman Oturur? Bebeklerin Oturma, Dönme ve Emekleme Aşamaları

Sabırsızlık ve heyecanla geçen 9 ayın sonrasında minik yavrunuzu kucağınıza aldınız ve şimdi onun ne zaman kendi başına hareket edebileceğini merak ediyorsunuz. Bunun için kırmızı çizgilerle belirlenmiş net bir zaman çizelgesi olmasa da bebeğinizin döndüğünü, oturduğunu, emeklediğini ve hatta yürüdüğünü görmeniz düşündüğünüz kadar uzun sürmeyecek.

Bebek bakımı ve gelişimi hakkında acemi bir anneyseniz, ufaklığın hareket kabiliyeti konusundaki kilometre taşlarını merak etmeniz gayet normal. Aslında, bebekler tahmin ettiğinizden daha hızlı büyür ve siz farkında olmasanız bile her hafta yeni gelişmeler kaydeder. Bununla birlikte, hareket kabiliyetlerindeki değişiklikler her bebekte aynı aylarda olmayabilir. Yine de ortalama bir zaman diliminden bahsetmek yanıltıcı olmayacaktır.

Makaleye Genel Bakış

  • Bebekler Ne Zaman Oturmaya Başlar?
  • Bebekler Kaçıncı Ayda Emekler?
  • Bebekler Ne Zaman Yürümeye Başlar?

Bebekler Ne Zaman Oturmaya Başlar?

Bebeğin oturabiliyor olması basit bir eylem olarak görünse de emekleme, ayakta durma ve yürüme gibi diğer önemli kilometre taşlarına giden yol arasında bir köprüdür. Bu sayede, hem çevresini daha fazla keşfetmeye başlayarak öğrenme süreci hızlanacak, hem de daha eğlenceli zaman geçirecektir.

Bebeklerin kendi başlarına oturabilmeleri için öncelikle başlarını dik tutabilmeleri ve yeterli üst vücut gücüne sahip olmaları gerekir. Her ne kadar  2. ay civarında başlarını nispeten dik tutabilseler de genellikle desteğe ihtiyaç duyarlar. Desteksiz olarak başlarını dik tutabilmeleri ve yatakta dönmeleri yaklaşık 4. ayda başlar. Bu, oturabilme sürecine yaklaştığının ilk işaretidir. Yüz üstü yatarlarken ileri doğru kendilerini itmeleri ve dönmeleri de bir başka belirtidir.

Çoğu bebek 4 ila 6. aylar arasında dönme veya yuvarlanma konusunda ustalaşır ve oturma becerisini kazanır ancak yine de bu süre zarfında dengeli oturmak için desteğe ihtiyaç duyabilirler. 9. ay ve sonrasında bebeklerin büyük bir kısmı desteğe ihtiyaç duymadan oturma kabiliyetini geliştirmiş olur.

Bebekler Kaçıncı Ayda Emekler?

Bebeğiniz oturma becerisini geliştirdikten sonra diğer aşama emeklemektir. Tipik olarak çoğu bebek 9. ay civarında emeklemeye başlar ancak bazıları 6 ila 7. ay gibi daha erken dönemde bile emekleyebilir. Bununla birlikte, bazı bebekler emekleme evresini atlayarak direkt olarak oturma, ayakta durma ve yürüme evresine geçebilir. Bebeğinizin ortopedik veya nörolojik bir sorunu yoksa endişe etmeniz gerekmez.

Emekleyen bebeklerin hareket etme özgürlüğü olduğundan ebeveynlerin bu süreçten itibaren dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır. Zemin hijyenine azami dikkat edilmesi, yutulmaya müsait küçük nesnelerin ortada bırakılmaması, bebeğin ulaşabileceği yerlerden kırılabilir veya kesici eşyaların ya da kimyasal temizlik ürünlerinin kaldırılması ve prizlerin kapatılması bunlardan bazılarıdır.

Bebekler Ne Zaman Yürümeye Başlar?

Bebeğin yürümeye başlamanın ilk evresi, sınırlı süre de olsa ayakta durmasının ardından kanepe veya koltuktan tutunarak ilerlemesiyle başlar. Bu genellikle 9 ila 12 ay arasında olur. Sonraki aşama desteğe ihtiyaç duymadan gezinmektir. Bazıları 1 yaşında önce yürümeye başlasalar da genellikle 14. ayda çocuklar yürümeye başlar. Bazı bebeklerin yürümesi 18. ayı bulabilir. Çocuğunuz 1,5 yaşına gelmesine rağmen halen yürüyemiyorsa bir çocuk doktoruna götürmeniz gerekebilir.

Yüzüstü veya yan dönmek, oturmak, emeklemek ve yürümek bebeklerin önemli dönüm noktaları, motor veya fiziksel gelişimlerinin bir parçasıdır. Zaman çabuk geçiyor ve bu önemli anlar gözden kaçabiliyor. Bebeğinizin kilometre taşlarına şahit olurken onunla konuşmayı ve sevginiz göstermeyi ihmal etmeyin. Son olarak, her bebeğin farklı aylarda bu deneyimleri yaşayabileceğini unutmayın.

Okumaya devam et

Kadın

Hamilelikte Arı Sokması Tehlikeli mi?

Hamilelikte Arı Sokması Tehlikeli mi?

Arı sokması herkesin kaçındığı bir durum olsa da yakın zamanda bebek bekleyen anne adayları için daha fazla endişe verici olabilir. Ancak, soğukkanlılığınızı kaybetmeniz için hiçbir neden yok. Arı sokmasına karşı bilinen bir alerjiniz yoksa, hem siz hem de bebeğiniz güvende demektir.

Özellikle yaz aylarında bal ve eşek arılarının sokması yaygındır. Çoğu durumda, biraz kızarıklık, şişlik ile kısa süreli bir acıdan daha fazlası yaşanılmaz ve ciddi bir sağlık riski oluşturmaz. Aslında, sizi sokan eğer bir bal arısıysa, sizden daha çok kendine zarar vermiş demektir. Nitekim, bal arıları iğnelerini bıraktıktan sonra yaşayamazlar. Ancak, eşek arıları ve diğer böcek türleri soktuktan sonra yaşamaya devam edebilirler. Yani, defalarca sokabilir ve zehirlerini enjekte edebilirler. Peki ama arı sokması sonrası vücuda alınan söz konusu zehir hamileler üzerinde ne kadar zararlı olabilir?

Makaleye Genel Bakış

  • Hamilelikte Arı Sokması Bebeğe Zarar Verir mi?
  • Arı Sokmasına Karşı Nasıl Önlem Alırım?
  • Arı Sokarsa Ne Yapmalıyım?
  • Ne Zaman Doktora Gitmeliyim?

Hamilelikte Arı Sokması Bebeğe Zarar Verir mi?

Bazı insanlar neye alerjisi olduğunu tam olarak bilirken, bazıları bu durumdan habersizdir. Hamile kadınlar, alerjik olmadıklarını biliyorlarsa, bal veya yaban arısı sokmasından endişe duymaları gerekmez. Yani evet, arı sokması hem anne hem de doğmamış bebek için bir tehdit oluşturmaz.

Öte yandan, arı zehrine (sokmasına) karşı alerjisi olduğunu bilen gebe kadınların kısa süre içinde bir sağlık kuruluşuna başvurarak tıbbi yardım almaları önemlidir. Aksi halde, anne adayının komaya girmesine ve nihayetinde hem annenin hem de bebeğin yaşanımı yitirmesine neden olabilecek anafilaktik şoka yol açabilir.

Arı Sokmasına Karşı Nasıl Önlem Alırım?

Eğer hamile bir kadınsanız ve geçmişteki deneyimlerinizden arı sokmasına karşı alerjiniz olduğunu biliyorsanız her şeyden önce bu durumu yaşamamak için karşı önlem almalısınız. Aşağıdaki birkaç öneri arılar konusunda ”korkulu rüya” görmenizi engelleyebilir.

  • Arı kovanlarından ve yuva yaptığı bölgelerden uzak durun.
  • Evinizin arka bahçesinde olsa bile yalın ayak dolaşmayın.
  • Çiçek kokulu parfüm, deodorant, saç ve cilt bakım ürünlerini kullanmayın.
  • Özellikle piknik alanlarında ve diğer açık alanlarında tabağınızın kapağını kapalı tutun.
  • Çiçek baskısı ve parlak renkleri olan kıyafetleri giymeyin. (En azından dışarıda)
  • İçi görünmeyen, kapağı açılmış kutu veya şişelerdeki içecekleri içmeyin.
  • Çöp kutu ve konteynerlerinden uzak durun.

Arı Sokarsa Ne Yapmalıyım?

Arı sokmasına karşı alerjiniz yoksa basit birkaç ilk yardım adımını uygulamanız yeterli olmalıdır. Bunlar:

  • Kaşınıyor olsa da kaşımamaya çalışın.
  • İğneyi cımbızla çıkarın ve bol sabunlu suyla bölgeyi yıkayın
  • Sokulan yerin şişmesini engellemek için buz torbası uygulayarak soğuk kompres yapın.
  • Acıyı ve kaşıntıyı azaltmak için az miktarda süzme bal sürün.
  • Arı zehrini nispeten etkisiz hale getirmek için sirke kullanabilirsiniz. Temiz bir bezi elma sirkesiyle ıslatıp sokulan bölgenin üzerinde bekletin.

Ne Zaman Doktora Gitmeliyim?

Arı sokmasına karşı alerjisi olmayan kadınlar, gebeliğin kaçıncı ayında olurlarsa olsunlar çoğu durumda tıbbi yardım almaları gerekmez. Ancak, alerjisi olanlar zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Ek olarak, aşağıdaki semptomlardan birini veya birkaçını kendinizde gözlemliyorsanız derhal 112’yi aramanız veya acil yardım için hastaneye başvurmanız gerekir.

  • Nefes alırken zorlanıyorum
  • Nabzım hızlanıyor
  • Başım dönüyor
  • Midem bulanıyor ve kusuyorum
  • Zihin karmaşası yaşıyorum
  • Dilim veya boğazım şişmeye başladı
  • Tenimin rengi soluklaştı
  • Ateşim çıktı
  • Kendimi iyi hissetmiyorum

Sonuç olarak kısaca özetlemek gerekirse, kişi hamile olsun veya olmasın eğer alerjisi yoksa arı sokması nedeniyle panik yapmasına gerek yoktur. Normal durumda, arı sokması anneye veya bebeğe zarar vermez. Alerjisi olan kişiler ise zaman kaybetmeden tıbbi yardım almalıdır.

Okumaya devam et

Kadın

Bebeklere Eldiven Giydirilmeli mi? Yenidoğanlarda Eldiven Kullanımı

Bebeklere Eldiven Giydirilmeli mi? Yenidoğanlarda Eldiven Kullanımı

Bebeğinin yumuşak ve hassas cildinin, kesilmesi zor keskin tırnaklar tarafından çizilmesini hiçbir anne istemez. Bu nedenle, henüz hamilelik dönemindeyken alınacaklar listesinin ilk sıralarına yazılır bebek eldivenleri. Peki ama bu eldivenleri minik yavrunuza gerçekten giydirmek zorunda mısınız?

Ebeveynlik sevinci yaşayan yeni bir anneyseniz, alınacaklar listeniz hayli kabarık olmalı. Bebek bezleri, zıbınlar, beşik, şapka, eldiven ve çok daha fazlası… Elbette bunların büyük çoğunluğuna mutlaka ihtiyacınız olacak ama eldiven konusunu yeniden gözden geçirmek isteyebilirsiniz. Nitekim, bazı uzmanlar yenidoğanlarda eldivenin gerekli olduğunu düşünürken, bazıları ellerinin serbest kalmasının daha iyi bir seçenek olduğunu söylüyor. Bu noktada, kafa karışıklığını gidermek için bebeklerde eldiven kullanmanın artı ve eksilerini içeren faydalı bir rehber hazırladık. İşte, yenidoğan bebeğinize eldiven takmadan önce bilmek isteyebileceğiniz bazı ana başlıklar…

Makaleye Genel Bakış

  • Bebek Eldiveni Nedir?
  • Bebek Eldiveni Kullanmanın Artıları Nelerdir?
  • Bebek Eldiveni Kullanmanın Eksileri Nelerdir?
  • Bebeğime Eldiven Takmalı mıyım?
  • Bebeklerde Eldiven Ne Zamana Kadar Kullanılmalı?

Bebek Eldiveni Nedir?

Bebek veya yenidoğan eldivenleri, henüz motor becerileri tam olarak gelişmeyen bebeklerin, istemsiz hareketler sonucu tırnaklarıyla ciltlerini çizmelerini engelleyen koruyucu eldivenlerdir. Yetişkinlerin veya büyük çocukların giydikleri eldivenlere benzeseler de onlar gibi yün veya elyaftan değil yumuşak pamuklu kumaştan imal edilirler. Eldivenin kendiliğinden çıkmasını engellemek için bileği hafifçe sarmalayan ancak sıkmayan şeritler bulunur.

Bebek eldivenlerinin düz renk olanlarının yanı sıra eğlenceli baskıları olan pek çok seçeneği vardır. Erkek ve kız çocukları için mavi, pembe veya cinsiyetten bağımsız renklerde olanları mevcuttur. Fiyatları makul düzeyde olan bu eldivenleri, alışveriş sitelerinden, bebek malzemeleri satan mağazalardan ve butik bebek giyim mağazalarından satın alabilirsiniz.

Bebek Eldiveni Kullanmanın Artıları Nelerdir?

ABD Ulusal Uyku Vakfı’na göre, yenidoğanların tırnakları keskin olabilir ve uyku sırasında yüzlerini çizebilirler. Bu nedenle, yumuşak eldivenler söz konusu tehlikeyi ortadan kaldırabilir. Yani evet, minik yavrunuzun cildini çizerek zarar vermesini engellemenin en kolay ve etkili yoludur bebek eldivenleri. Zira, yenidoğanların tırnakları ince ve keskin yapıdadır. Hassas cildine yapılacak en küçük bir darbe, çiziklere ve basit kesiklere neden olabilir.

Bebeğinizin kendi yüzüne zarar vermesini önlemek, eldiven kullanmak için yeterli bir sebep olsa da başka faydalarından da söz edilebilir. Bunlar:

  • Bebekler emerken annelerinin göğüslerini sıkma eğilimindedir. Bu durum anne için acı verici olabilir. Bebeğe eldiven takılarak sorun kolayca çözülebilir.
  • Eldiven kullanmak, bebeklerin parmaklarını emmesinden kaçınmasına yardımcı olabilir.
  • Bebekler gördükleri her yüzeye dokunma ve sonrasında ellerini ağızlarına götürme eğilimindedir. Eldivenler bebeklerin ellerini daha temiz tutmayı sağlayabilir.
  • Kış aylarında parmaklarını daha sıcak tutabilir.

Bebek Eldiveni Kullanmanın Eksileri Nelerdir?

Bebek eldiveni kullanmanın faydaları her ne kadar cezbedici olsa da bu konuda görüş ayrılığı olduğunu bilmek önemlidir. Karşıt görüşte olan uzmanlara göre, eldiven bebeklere gerçek bir avantaj sağlamıyor. Bebekler yüzlerini kaşısalar bile, bu tür çizikler yara izine veya uzun süreli etkilere neden olmuyor.

Eldivenin bebeklerdeki diğer riskleri veya dezavantajları ise:

  • Bebekler anne karnında sakinleşmek için ellerini kullanırlar. Doğduklarında ve yeni dünyayı algıladıklarında, bu uzuvlarını her zamankinden daha fazla kullanmak isterler. Eldivenlerler bu durumu kısıtlayabilir ve bu da bebekte hayal kırıklığına neden olabilir.
  • Dokunma, (özellikle 3 ila 4 aydan itibaren) bebeklerin dünyayı keşfetme, nesneleri ve insanları tanıma yollarından biridir. Eldivenler bebekleri bu deneyimden mahrum bırakabilir.
  • Eldivenlerdeki boncuklar, pullar, süsler gibi aksesuarlar veya ipler boğulma tehlikesi oluşturabilir.
  • Aşırı ısınmaya neden olabilir. Ancak, yalnızca eldiven kullanımı muhtemelen vücut sıcaklığının düzenlenmesinde bir soruna neden olmayacaktır.

Bebeğime Eldiven Takmalı mıyım?

Bebek eldivenlerinin avantajlarını ve dezavantajlarını okuduktan sonra ne yapmanız gerektiği konusunda ikileme düşmüş olabilirsiniz. Gerçek şu ki, eldiven konusu nihayetinde her ebeveynin bebeği için vermesi gereken kişisel bir karardır. Bebeğinizin eldivenle uyumasına izin verip vermemekten emin değilseniz, öncelikle onu gözlemleyin. Cildine zarar verdiğini gördüyseniz veya yüzünde tırnak çizikleri varsa eldiven giydirmek isteyebilirsiniz.

Ayrıca, tırnaklarını nazik ve dikkatli bir şekilde törpülemek veya kundaklamak farklı çözüm yolları olabilir. Öte yandan, pek çok yenidoğan ve 0-3 aylık pijama takımının kıyafetle birleşik çizik eldiveni vardır. Eldivenli zıbın gibi takımları bebeğinize zaten giydiriyorsanız ayrıca eldiven takmanıza gerek yoktur.

Bebeklerde Eldiven Ne Zamana Kadar Kullanılmalı?

Bu konuda kırmızı çizgilerle belirtilen net bir zaman çizelgesi olmasa da 6. haftadan sonra bebeğinize eldiven takmamak iyi bir fikir olabilir. Nitekim, bebeklerin işlerin nasıl çalıştığını anlaması için gerçekten ellerine ihtiyacı var. Ayrıca, ileri aylarda bile eldiven kullanımı sonrasında bebekler yumruğunu sıkmaya devam edebilir.

Son olarak, bebeğinizin çevreye verdiği tepkilere dikkat etmeniz iyi bir ipucu verebilir. Reflekslerini yönetebilir duruma geldiğinde ve tırnaklarını keserek olası çizik riskini ortadan kaldırdığınızda, bebeğinizin eldivenlerini gönül rahatlığıyla çıkarabilirsiniz.

Eldiven ve şapka kullanımı dahil, bebeğinizle ilgili merak ettiğiniz tüm detayları öğrenmek için ebenize veya çocuk doktorunuza sormaktan çekinmeyin. Onlar size yardımcı olmak için oradalar ve sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duyacaklar.

Okumaya devam et

Copyright © 2020 GizliSoru.Com