Bizimle iletişime geçin

İş Dünyası

Steve Jobs ve Apple’ın Geleceği Hakkındaki Korkusu

Harika bir mucit veya lider kaybettiğimizde, hepimizde büyük bir boşluk oluşturur. Kaybettiğimiz şey için olan bu özlem, “bir sonraki Michael Jordan’ın ayakkabılarını doldurmak için yeni birini bulma” arayışına girmemize neden oluyor.
Ne yazık ki, bu kişi selefini ne kadar iyi oynarsa oynasın, asla aynı olmayacaktır. Yenilik, sizden önce birisinin yapmadığı bir şekilde, dünyayı kendi tarzında değiştirme arzusuna duyulan açlık ile gelmelidir.
Bu nedenle, yenilik çoğu zaman kendi sektörünü değiştirebilecek vizyona sahip ve yüksek risk alabilen “küçük adam”dan ya da “önemsiz kimse”den gelir.
Şirketler sermayelerle birlikte büyük bir şirket haline geldikçe risk almalarını engelleyen bir çok engelle karşılaşıyorlar. İster katı bir yönetim kurulu, ister zayıf şirket kültürü, isterse hepsini kaybetme korkusu olsun, var olan şirketlerin riskli, yenilikçi hamle yapma becerileri yok.
Apple 2011’de Steve Jobs’dan çok daha fazlasını kaybetti. Eşsiz, asi niteliiğini kaybettiler. Steve’in sorumluluğuyla, iş normlarına ve yatırımcılarının ve yönetim kurullarının beklentilerine aykırı çalışan, maliyetlerini düşürme tavrına sahiplerdi. Steve dünyayı değiştirmeye başlamıştı ve nasıl olacağını umursamıyordu.
Dikkat çekici bir örnek vermek gerekirse Steve, Carly Fiorina’ya ve HP’ye kendi markalı iPod’larını vermesi ve böylece HP / Compaq bilgisayarlarının iTunes Müzik mağazasının Windows Media Player yerine medyayı kullanmasına izin vermesidir.
Tim Cook’un kontrolünde ise, Apple’ın lüks bir IoT mücevher mağazasına dönüştüğünü ve internete bağlanan güzel mücevherleri sunduğunu gördük. Tim, operasyon yöneten  ve uygulamacı tip bir adam. Elbette, Apple’ı Amerika’nın en karlı şirketi ve kısa sürede başarısızlığa süremez.Ancak Steve ile aynı isyankar tavıra sahip değil.
Optimizasyon ve kazançlar üzerine yoğunlaşmış sistemin şirkete önderlik etmesine izin vererek, yaratıcılık ölür. Bunun yerine, mevcut cihazlarda marjinal değişimlere odaklanmalılar.
2011’den bu yana iPhone’un tasarımı 5’ten 6’ya geçerken bir kez değişti. Evet su geçirmez hale getirdiler, kulaklık girişini kaldırdılar, ve kamerayı onuncu kez geliştirdiler. Fakat ufak değişiklikler dışında dikkate değer büyük bir yenilik yoktu. 
Motorola, Jobs’dan beklenebilecek bir şekilde en büyük riskini alarak modüler telefon telefonu Moto Z’yi yarattı. Motorola açıkça yenilik konusunda Apple’ı yenmişti. Yeni MacBook Pro’daki Touch Bar her ne kadar umut vadediyor olsa da, cihazın tamamı yenilikçi olmaktan oldukça uzak. USB girişlerinin ve SD kart okuyucusunun kalkmasıyla, günlük işlerimizi halletmede kullandığımız temel özellikleri kaybettik.

Apple, yenilikçi olmaya nasıl geri dönebilir?

Açıkçası, Apple’ın dünyanın önde gelen yenilikçisi olma zamanı bitmiş olabilir.
Steve Blank, bir makalede, operasyon odaklı CEO Tim Cook’un Apple’daki karmaşık ve türbülanslı süreci atlatıp sistematik bir yapı oluşturduğunu belirtiyor. Bu öngörülebilirlik açısından harika (yatırımcılar için), ancak yaratıcılığın ölmesini hızlandıran bir durumdur.
Steve Jobs, Tim Cook’un CEO olarak atanması durumunda bunun olacağını biliyordu. , Jobs satış ve pazarlama insanlarının şirketleri devralması ve yaratıcı, ürüne odaklı kişileri karar verme aşamasında toplantılardan çıkarmaları hakkında konuşuyor. Devam ediyor, “Sonuç olarak, şirketler büyük ürün yapmanın ne demek olduğunu unutuyorlar.”

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İş Dünyası

Murat Ülker: Ben borsada oyuncu değilim ki kar veya zarar edeyim

pladis Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, yeni yatırım ve satın alma için bütçelerinin bulunduğunu söyledi.

Murat Ülker: Ben borsada oyuncu değilim ki kar veya zarar edeyim

pladis Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, gazetecilerle gerçekleştirdiği sohbet toplantısında önümüzdeki döneme dair yatırım planlarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Yıldız Holding olarak satın aldıkları şirketleri büyütüp stratejik firmalara satmaya gayret ettiklerini aktaran Ülker, “Ana işimizle ilgili olmayan şirketlerimizi satıyoruz. Yıldız, son 3-4 yılda farklı ülkelerde 22 tane fabrika satmış. Geriye 58 tane kalmış. Alanlardan çok şükür hiç kimse gelip de ‘yumurta aldım, sarısı çıkmadı’ demedi. Bunlar işte iyi bir intiba oluyor. Yani böylelikle başkaları da ‘Türkiye’ye yatırım yapayım’ der.” ifadelerini kullandı.

“Cebimizde bütçemiz var”

Ana işlerine odaklanırken yeni yatırım fırsatlarını kolladıklarını belirten Ülker, “Cebimizde bir para var, bütçemiz var ama bu fırsattır yani. Mesela Godiva’da da bana bunu çok sormuştunuz hatırlarsanız, ‘niye aldın’ diye. Satılıyordu ondan aldık yani. Godiva’yı alalı kaç yıl oldu? Ondan sonra başka bir çikolata markası falan da satılmadı. Kimse kimseye bir şey satmadı. Demek ki almasaydık bir daha da bir şey alamayacaktık.” şeklinde konuştu.

Mısır ve Suudi Arabistan’da aldıkları şirketlerde kapasite problemi olduğuna işaret eden Ülker, “Yeteri kadar mal yapıp veremiyoruz, o fabrikalar yetmiyor. Ya gidip fabrika alacağız ya makine alacağız, ilave edeceğiz. Bir yolunu bulup büyümemiz lazım. Hep bu fırsatlar var. Bunlar için bir bütçe yapıyoruz ama bunun haricinde bir de finansal bütçemiz var. Orada da ‘biz şu kadar büyüklükte bir iş olursa bunu alabiliriz. Bu bölgede şöyle stratejik bir yatırım düşünebiliriz.’ diyoruz.” ifadelerini kullandı.

COVID-19 salgını ve seyahat yasaklarının bu gelişmeler için engel olduğunu belirten Ülker, “Mesela gidip bir ülkede birisiyle görüşmem lazım. İş yapacağız orada. Ne ben gidebiliyorum ne o gelebiliyor. İşte herhalde Dubai’de buluşacağız. Bakıyoruz, lego oynar gibi, kiminki yeşil? Bu buraya yeşil liste, ben orada kırmızıyım, gelemem gibi böyle komik işler yani bu COVID işi.” diye konuştu.

Bisküvide 2’nci, çikolatada 7’nci

pladis olarak 21 ülkede operasyonlarının, 11 ülkede 25 fabrikayla üretimlerinin bulunduğunu anımsatan Murat Ülker, şunları kaydetti: “Ama esas mühim olan bu operasyonumuzun imalat, dağıtım, satışımızın olduğu ülkelerde 4 milyar insan yaşıyor. Bunlara da potansiyel tüketicimiz diye bakıyoruz. Şimdi hepsi bizim ürünlerimizi yemiyor ama yedireceğiz inşallah. Bisküvide şu anda dünyada 2’nci, çikolatada 7’nci sıradayız. Demek ki öncelikle çikolatada büyümemiz lazım. Sağ olsun işte Godiva da böyle çift haneli büyümelerle yardımcı oluyor ama bu arayı kapatmak için daha epey yolumuz var. 7’den 3’e gelmek için iki mislinden fazla büyümek lazım.”

Türkiye’de son dönemde daha çok dijitale yatırım yaptıklarını kaydeden Ülker, son 5 yılda Türkiye’deki toplam yatırımlarının 3,9 milyar TL olduğunu bildirdi. Öte yandan, 2018’den bu yana tüm alacaklı bankalara toplam 4,3 milyar dolar ödeme yaptıklarını söyleyen Ülker, yükümlülüklerini eksiksiz ve ödeme takviminden önce yerine getirdiklerini aktardı.

“Ben borsada oyuncu değilim ki kar veya zarar edeyim”

Şirketlerinin borsadaki performansına ve sosyal medyada kendisinin “borsada kar veya zarar ettiği” şeklindeki yorumlara da değinen Ülker, “Ben alıp satmıyorum ki kar veya zarar edeyim. Bu, burada duruyor, bunun hissedarıyım. Hisse senedini alıp satan insanlar kar veya zarar ediyor. Ben borsada oyuncu değilim. Şirketlerimiz fazla paramızı dünya borsalarında değerlendiriyor. Dünya tahvillerinde değerlendiriyoruz. Global şirketler de böyle yapar ve bundan da iyi para kazanıyoruz.” açıklamasını yaptı.

Okumaya devam et

İş Dünyası

Sosyete bu yasak aşkla çalkalanıyor! Ünlü Mücevherci Naim Gençoğlu da ‘Azgın Teke’ sendromuna yakalandı!

Uzun bir dönem sosyetik isimlerde baş gösteren Azgın Teke Sendromu, pandemide hortladı

Sosyete bu yasak aşkla çalkalanıyor! Ünlü Mücevherci Naim Gençoğlu da  Azgın Teke  sendromuna yakalandı!

Orta yaş krizinin çözümünü evinin dışında arayan erkekleri ifade eden bu sendrom, bu kez ünlü mücevher markası Jival’in 62 yaşındaki patronu Naim Gençoğlu’nda baş göstermiş! 

Sabah’tan Bülent Cankurt’un haberine göre sosyete kulislerinde Top 10’un zirvesinde olan bu dedikoduya göre; Naim Bey gönlünü, 30’lu yaşlarda, üç çocuklu, emlakçılık yapan bir kadına kaptırmış. Yasak aşkı uğruna eşiyle yaşadığı Kandilli’deki evini terk etmiş.

Uzun bir dönem sosyetik isimlerde baş gösteren Azgın Teke Sendromu, pandemide hortladı! Orta yaş krizinin çözümünü evinin dışında arayan erkekleri ifade eden bu sendrom, bu kez ünlü mücevher markası Jival’in 62 yaşındaki patronu Naim Gençoğlu’nda baş göstermiş!

Evet, yanlış okumadınız… Özlem Gençoğlu ile 30 küsur yıldır evli olan, bu evlilikten 28 yaşında bir kızı, Mayıs 2019’da milyon euro harcayarak Venedik’te evlendirdiği 30 yaşında bir oğlu ve 11 aylık da bir torunu olan Gençoğlu, koronanın kol gezdiği bu dönemde, bu sendroma yakalanmış.

Sosyete kulislerinde Top 10’un zirvesinde olan bu dedikoduya göre; Naim Bey gönlünü, 30’lu yaşlarda, üç çocuklu, emlakçılık yapan bir kadına kaptırmış.

Yasak aşkı uğruna eşiyle yaşadığı Kandilli’deki evini terk eden Naim Bey, bir de bunu etrafta böbürlene böbürlene anlatıyormuş!

Üzüntüden kahrolduğunu duyduğum Özlem Hanım, affeder mi bilmem ama umarım Naim Bey bu sendromu atlatır!

Okumaya devam et

İş Dünyası

Enka, 500 Milyon Dolarlık projeden neden çekildi?

Enka, Gürcistan devleti ile 2019’da imzaladığı Yap-İşlet Sözleşmesi’ni feshetmek için başvurduğunu açıkladı. Peki, Enka 500 Milyon Dolarlık projeden neden çekildi?

Enka, 500 Milyon Dolarlık projeden neden çekildi?

Türkiye’nin en önemli inşaat şirketlerinden Enka, dün Kamuyu Aydınlatma Platformu’na iki önemli açıklamada bulundu. Bunlardan ilki Enka İnşaat ve Sanayi A.Ş. iştiraklerinden geldi. ENKA UK Construction Ltd. ile GE Steam Power Ltd. arasında HPC Borulama Prefabrikasyon kontratı imzalandı.

İngiltere’nin Somerset bölgesinde yapımı devam etmekte olan Hinkley Point Nükleer Enerji Santrali’nin her iki ünitesinin türbin adalarındaki tüm borulama işlerini kapsayan proje 184 milyon sterline mal olacak ve 56 ayda tamamlanacak. Enka, hangi ülkede 184 Milyon sterlinlik kontrat imzaladı?

Dünya’dan Kerim Ülker’in yazısına göre Enka’nın ikinci açıklaması ise Gürcistan ile alakalı. Enka, Gürcistan devleti ile 2019’da imzaladığı Yap-İşlet Sözleşmesi’ni feshetmek için başvurduğunu açıkladı. Enka, sebep olarak uzun süredir devam eden sözleşme ihlalleri ve mücbir sebepleri gösterdi. Enka’nın Gürcistan’da üstlendiği iki proje uzun zamandır ülkede tartışma konusuydu.

Enka, 2017’de Tiflis Yönetimi ile Namakhvani Cascade HES Projesi’nin geliştirilmesi, inşası ve işletmesi ihalesini kazanmıştı. Projenin yüzde 90’lık kısmını Enka, geri kalan yüzde 10’unu ise Norveçli Clean Energy Group üstlenmişti.

Gürcistan’da Rioni Nehri üzerinde inşa edilecek proje 333 MW’lık Namakhvani ve 100 MW’lık Tvishi hidroelektrik santrallerinden oluşuyordu. Ancak geçen yılın başında Gürcistan’daki çevreciler projenin iptali için gösterilere başladı.

Projelerin büyüklüğü yaklaşık 500 milyon dolar

Bu yılın başında duyurduğumuz haberlerde, Enka için projenin zor bir döneme girdiği, hatta Tiflis Yönetimi tarafından santrallerin iptal edilebileceğini sizlere paylaşmıştık.

Haberimizde Enka’ya ait şantiyelerde yangınların çıktığını, başkent Tiflis’te, Kutaisi kentlerinde binlerce kişinin katıldığı gösteriler yaşandığını duyurmuştuk.

Gürcistan’da Enka için yaşanan süreç bunlarla da sınırlı kalmadı, 22 Şubat 2021’de hükümet değişti. Gürcistan Başbakanı Irakli Garibaşvili, projeler için protesto yapan grupla görüştü, mevcut koşullar altında projenin hayata geçirilmesinin mümkün olmayacağını söyledi.

Garibaşvili, görüşmede “Bildiğiniz gibi bu sorunu devraldım ve üzerinde aktif olarak çalışıyorum. Bu koşullarda projeye devam etmeyeceğimizi söyleyebilirim. Yatırımcıyla görüşüyoruz ve umarım ülkemizin çıkarlarına göre hareket etmeler ve HES’i daha iyi koşullarda inşa etmeleri için umarım bir anlaşmaya varabiliriz” demişti.

Enka, büyük umutlarla girdiği yaklaşık 500 milyon dolarlık iki önemli projede büyük sorunlar yaşadı.

Okumaya devam et

Copyright © 2020 GizliSoru.Com