Bizimle iletişime geçin

Bilim

Türkiye Uzay Ajansı Başkanı: Türk astronotu uzaya biz götürmeyeceğiz, öyle bir kabiliyetimiz yok

Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım: Astronot nasıl olacak derseniz, onda zaten Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gidip geliniyor. O programa dahil olarak bir Türk insanını, Uluslararası Uzay İstasyonu’na göndermeyi planlıyoruz. Yani biz götürmeyeceğiz. Öyle bir kabiliyetimiz yok. Zaten Uluslararası Uzay İstasyonu’nun ortakları arasında Türkiye de yok. Dolayısıyla biz bir ülkenin kotasından istifade ederek hangi ülkeyle anlaşıyorsak, astronotumuzu oraya göndereceğiz.

Türkiye Uzay Ajansı Başkanı: Türk astronotu

Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım: Astronot nasıl olacak derseniz, onda zaten Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gidip geliniyor. O programa dahil olarak bir Türk insanını, Uluslararası Uzay İstasyonu’na göndermeyi planlıyoruz. Yani biz götürmeyeceğiz. Öyle bir kabiliyetimiz yok. Zaten Uluslararası Uzay İstasyonu’nun ortakları arasında Türkiye de yok. Dolayısıyla biz bir ülkenin kotasından istifade ederek hangi ülkeyle anlaşıyorsak, astronotumuzu oraya göndereceğiz.

Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım: Türk astronotu uzaya biz götürmeyeceğiz, öyle bir kabiliyetimiz yok.

Yıldırım, “Biz ilk 10 sene yani 2030 sonuna kadar bir program açıkladık. Birkaç sene içerisinde sonraki programın da çalışmaları başlayacak. Belki orada insanlı uçuşlar gündeme gelebilir. Çünkü insanlı uçuş çok riskli. Çok ciddi risk barındırıyor. Türkiye henüz buna hazır değil” diye konuştu.

“Bazı konular yanlış anlaşıldı”

Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım, açıklanan program ile yaptığı açıklamada, bazı konuların yanlış anlaşıldığını belirtti.

Hedefin 2028 yılında Ay’a yerli ve milli imkanlarla yumuşak iniş yapabilmek olduğunu söyleyen Yıldırım, “2028 yılı sonuna kadar biz kendi imkanlarımızla yani Türkiye’deki teknolojimiz, yerli milli imkanlarımızla olabilecek en üst seviyede bunları kullanarak Ay’a bir yumuşak iniş yapmak. Tabii ki insansız bunlar, insan yok bu devrede. Ay’a yumuşak iniş yaparak bir gezen aracı, Rover’ı Ay yüzeyine indirip orada bilimsel çalışmalar yapmak. Nihai maksadımız bu. 2028 sonuna kadar. Bu hedefi açıklarken bu gibi uzun bir zincirden oluşuyor” diye konuştu.

Bu zincirin birçok halkasının bulunduğunu belirten Yıldırım, şunları kaydetti:

Birçok halkası var bu zincirin.

1. halkası uzay aracımızın dünyadan dünya yörüngesine çıkartılması.

2. halka roket motorumuzun ateşlenmesi.

3. halka bu ateşlemeden sonra alınan ivmeyle Ay’a doğru bir yörünge takip ederek ulaşılması. 390 bin kilometre yol katedilecek ve 3 gün sürecek.

4. aşama Ay’ın yörüngesine girilmesi.

5. aşama Ay’a yumuşak iniş yapılması.

6.’sı Rover’ın indirilmesi.

7.’si Rover’ın topladığı bilgilerin ülkemize aktarılarak değerlendirilmesi.

Bu programın hiç denenmeden ilk defa 2028 yılında yapıldığı zaman büyük risk oluşturacağını ifade eden Yıldırım, “Gerçekleşmeme ihtimali çok artacaktı. Herhangi bir yerde takılma olduğu zaman program başarısız görülecekti. Bu yüzden biz 2023’de bir ara misyon koyarak bu zincir halklarının bazılarını denemek istiyoruz” dedi.

“Öyle bir kabiliyeti 2023’e kadar kazanamıyoruz”

Başkan Yıldırım, 2023’teki Ay’a çıkma programında uzaya yakın yörüngeye yerli imkanlarla çıkılmayacağını söyleyerek şunları kaydetti:

“Çünkü öyle bir kabiliyeti 2023’e kadar kazanamıyoruz. Bunu yakın yörüngeye çıkaracak kabiliyete Türkiye sahip değil. Belki 2023’de de olmayacak belki 2025’te de olmayacak. Daha sonrasında bunu hedefliyoruz. Dolayısıyla bu safhayı bu zincirin bu ilk halkasını uluslararası iş birliği ile yapacağız. Bu kabiliyete sahip olan bir ülkeyle iş birliği yaparak bizi, aracımızı yakın yörüngeye çıkarmalarını sağlayacağız. Aynı bir uydunun yörüngeye gönderilmesi gibi anlayabiliriz.

Kendi roket motorumuzu ki şu anda kendi motorumuz büyük ölçüde hazır. Ben de katıldım testlerine, fırlatmaları yapıldı. Statik ateşlemeleri yapıldı. Çok yakın zamanda da uzaya hazır hale gelebilecek durumda. Bu motorumuzu uzayda ateşleyerek Ay’a doğru yol alacağız. 3 günlük bir sefer yapılacak. Bu sefer esnasında uzay aracımız yerden kontrol edilecek. Ay’a varıldığında, Ay’ın yörüngesine girilmeden bir sert inişe yönlenecek. Bunu şöyle izah edebiliriz. Bu iniş takımları açılmayan bir uçağın yere inmesi gibi düşünülebilir.

Araç hasar görecektir, kırılacaktır. Bilerek yapılmış bir sert iniş. Biz de ilk seferde bunu yaparak o safhaya kadar olan süreci kontrol etmiş olacağız. Tecrübe kazanmış olacağız. Böylece 2028’deki misyona hazırlık yapmış olacağız. Bu konunun yanlış anlaşılmaması lazım. ‘Ne var canım Ay’a neden çarpıyorsunuz’ gibi sözler söyleniyor. Doğru eleştiriler değil bunlar. Buradaki maksadımız bizim 2028’deki misyonumuz için prova yapmak. Ama bunun sembolik de bir önemi var. Ayrıca Türk bayrağını da Ay’a ulaştırmış olacağız. Ay’a kadar gidebildiğimizi göstereceğiz. Bu çok önemli bir şey.”

“İlk 10 senelik programda insanlı uçuş hedefi yok”

TUA Başkanı Yıldırım, ilk 10 senelik programda insanlı uçuş hedefinin olmadığının altını çizerek şöyle devam etti:

“Biz ilk 10 sene yani 2030 sonuna kadar bir program açıkladık. Birkaç sene içerisinde sonraki programın da çalışmaları başlayacak. Belki orada insanlı uçuşlar gündeme gelebilir. Çünkü insanlı uçuş çok riskli. Çok ciddi risk barındırıyor. Türkiye henüz buna hazır değil. Dolayısıyla böyle bir şey söylersek bu ayakları yere basan bir şey olmaz. Şimdilik ilk programda yok. Sonrasında o düşünülecek konulardır. Öncelikle bu kabiliyetleri kazanmamız lazım.

“Zaten Uluslararası Uzay İstasyonu’nun ortakları arasında Türkiye de yok”

Dolayısıyla bu ilk 10 senede yok ama astronot programımız var. Astronot nasıl olacak derseniz. Onda biz zaten Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gidip geliniyor. O programa dahil olarak bir Türk insanını, Uluslararası Uzay İstasyonu’na göndermeyi planlıyoruz. Yani biz götürmeyeceğiz. Öyle bir kabiliyetimiz yok. Zaten Uluslararası Uzay İstasyonu’nun ortakları arasında Türkiye de yok.

Dolayısıyla biz bir ülkenin kotasından istifade ederek hangi ülkeyle anlaşıyorsak, astronotumuzu oraya göndereceğiz. Buradaki maksadımız bilimsel deneyler yapabilmek. Çünkü yer çekimsiz ortamda deneyler yapmak yeryüzünde mümkün olmuyor. Bu çok kıymetli bir fırsat bizim için. Şu anda 560’ın üzerinde insan uzaya çıktı fakat içlerinde bir Türk vatandaşı yok. Bizim de bir vatandaşımızın bu çalışmaları yapmak üzere uzaya gitmesini arzu ediyoruz. Bizim Ay’a ya da başka bir yere insan göndermek gibi bir hedefimiz yok. Ay’a gidecek olan misyon tamamen insansız misyondur.”

“Uzayda var olacağız, var olmak zorundayız”

“Uzayda var olacağız, var olmak zorundayız. Uzayda izi olmayanın Dünya’da sözü olmayacak” diye konuşan Yıldırım, “Biz uzayda olmak mecburiyetindeyiz. Şöyle eleştiriler de alınıyor. ‘Ülkemizin başka ihtiyacı yok mu? Fakir insanlarımız var’ diyenler oluyor. Bunun bununla hiçbir ilgisi yok. Uzayda olmazsak esas biz fakirleşmeye mahkumuz” diye konuştu. Yıldırım, şu açıklamaları yaptı:

“Önümüzdeki dönemde hep aşağıya gideceksiniz. Çünkü Dünya’da olacak her şey uzaydan yönetilecek, uzaydan kontrol edilecek, müdahale edilecek. Her şey uzaydan olacak. Keşke daha evvel başlasaydık. Aslında Türkiye uzay çalışmalarına başlayalı çok oldu. 20 seneden de fazla oldu ama bir Uzay Ajansı’nın kurulmamış olması dolayısıyla bu uzay faaliyetlerinin tek elden koordine edilememesi bize biraz zaman kaybettirdi. Verimliliğimizi düşürdü, ilerleme hızımızı düşürdü. Çok şey yapıldı. Yerli uydular yapıyoruz, fırlattık daha da fırlatılacak. Roket çalışmaları yapıyoruz. Altyapı, sistemler geliştiriliyor. Tek elden kontrolü israfı önleyecek hem de hızlanmamızı sağlayacak.” (İHA)

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

En iyi fiyat performans monitör modelleri ve fiyatları

Fiyat performans konusunda en iyi monitör modellerini değerlendirmek isteyenler, farklı kriterleri göz önünde bulundurulmalı.

monitör modelleri fiyatları

Fiyat performans konusunda en iyi ni değerlendirmek isteyenler, farklı kriterleri göz önünde bulundurulmalı.

Çoğu zaman yeni bir ürün satın alımında öncelik fiyat olsa da ekran boyutu, tepki süresi ve yenileme hızı gibi pek çok farklı kriter, monitör satın alınması sırasında dikkat edilmesi gerekenler arasında. Performansı ile sizi yani ınızı yarı yolda bırakmayacak bir arıyorsanız, fiyat aralığınızı biraz daha geniş tutabilir ve en iyi fiyat performans monitörlerine göz atabilirsiniz.

Excalibur 24.5″ E24FHD – 1.699 TL

“Excalibur Oyuncu Monitör” sloganı ile tanıtımı yapılan Excalibur monitör, 24.5 inç genişliğinde. Oyundaki tüm alanlar üzerinde hakimiyet kurmayı sağlayan monitör, 1ms tepkime hızı ve 165hz yenilenme hızıyla oyuncuların vazgeçemediği modeller arasında yer alıyor. Tüm ekran kartları ve yeni oyunlar ile uyumlu olan model üstün yenileme hızı ile birlikte FPS konusunda da ideal bir durumda. 1920 x 1080 çözüldüğünün desteklendiği monitör, daha fazla ayrıntı ve görüntü kalitesi sunmayı başarıyor. Üstelik görüş açısıyla da rakiplerine göre fark yaratan model 170/160 dereceye kadar görüş açısı desteği sunuyor. Ekranın dikkat çeken bir diğer özelliği ise yükseklik ayarının yapılabilmesi. Yatay ve dik kullanımı da destekleyen Excalibur, uygun fiyatıyla uzun yıllar boyunca kullanılabilecek kalitede.

Samsung LC24F396FHMXUF 23,5″ – 1.349 TL

Kavisli ekrana sahip olan Samsung monitör, daha geniş bir görüş alanı elde edilmesini sağlıyor. Oyunlar için derinlik elde edilmesini de kolaylaştıran monitör, böylece fiyat performans konusunda da tüm bu özellikleriyle ön plana çıkmayı başarıyor. Kullanıcıların mevcut pozisyonları göz önünde bulundurularak özel bir şekilde üretilen monitörde 1800R ekran eğrisi bulunuyor. Standart düz ekranlara göre gözleri daha az yoran bu teknoloji, üstelik arka planındaki özel teknolojisi ile daha canlı ve gerçekçi renkler sunabiliyor. 3000:1 kontrast oranı, oyun modu gibi farklı özellikler, monitörün dikkat çeken diğer özellikleri arasında bulunuyor.

ACER 23.8″ Ka242ybi – 1.024 TL

Full HD çözünürlüğe sahip olan monitörde, renkler daha gerçekçi ve parlak. Özellikle metin üzerindeki tüm detaylara hakim olmanızı sağlayacak netliğe sahip monitör 23.8 inçlik genişliğinde. 75hz yenileme hızı ile rakiplerinin biraz gerisinde olsa da bu konuda özel bir teknoloji kullanan Acer, aradaki farkı kapatmayı başarıyor. Göz yorgunluğunun önlenebilmesi adına özel koruma panellerine sahip olan üründe, uzun süreli kullanımlarda da avantajlı. Tasarım gibi farklı işlerde kullanılacak olması halinde 6 eksende ayarlanabilir ton ve renk uygunluğuna sahip olan monitör, böylece çok amaçlı kullanımlarda da ideal durumda.

ASUS VP249QGR 23.8″ 1.348 TL

Asus’u değerlendirmek isteyenler için ön plana çıkan VP249QGR, 24 inç. 144hz görüntü yenileme hızına sahip olan monitörde geniş izleme açısı bulunuyor. Oyun ya da diğer multimedya içeriklerinde etkileyici bir performansa sahi olan monitörde özel bir aydınlatma sistemi bulunuyor. Böylece karanlık bölgelerde daha net görüntüler elde edilmesine imkan sağlanırken kullanıcılar için özellikle karanlık görüntülerde işi daha kolay bir hale getiriyor.

MSI Optix G241 – 2.049 TL

Listenin son sırasında ise MSI tarafından geliştirilen Optix g241vc bulunuyor. Özel panele sahip olan ekranda, 1920 x 1080 çözünürlük destekleniyor. Oyun oynama, film izleme gibi pek çok farklı etkinlikte en iyi performansı ve verimi sunacak olan monitör, çok daha yüksek etiket fiyatlarına sahip monitörlerden çok daha yüksek özellikleri barındırıyor. 178° geniş görüntüleme açısı, göz yormayı önleyen özel blue LED teknolojileri ve çerçevesiz tasarımı ile dikkat çeken VP249QGR’de akıllı siyah renk ayarı da bulunuyor. Yüksek yenileme hızı sayesinde takılmaları, kırılmaları ortadan kaldıran monitör değerlendirilebilecek en iyi fiyat performans monitör modelleri arasında yer alıyor.

Okumaya devam et

Bilim

“Google, okurların yüzde 90,6’sını iktidar medyasına yönlendiriyor”

Viyana merkezli Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) yeni raporuna göre Google, Türkiye’de haber arayan okurların yüzde 90,6’sını iktidar medyasına yönlendiriyor.

google iktidar medyası

Viyana merkezli Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) yeni raporuna göre Google, Türkiye’de haber arayan okurların yüzde 90,6’sını iktidar medyasına yönlendiriyor.

IPI Türkiye Ulusal Komitesi Başkan Yardımcısı Emre Kızılkaya ve gazeteci Burak Ütücü’nün hazırladığı “Yeni Ana Akım Yükseliyor (Ve Desteğe İhtiyacı Var)” başlıklı raporda, Türkiye’de bağımsız yayıncıların ve iktidara yakın kuruluşların dijital medyadaki etkisi ayrıntılı olarak incelendi.

68 sayfalık rapor, Türkiye’den 16 bin 104 internet kullanıcısının yer aldığı bir panele, haber konulu aramalardan toplanan 84 bin 430 satırlık Google verisine, sosyal medya platformlarında kaydedilen milyonlarca etkileşime ve 28 medya kuruluşunda görevli gazetecilerle yapılan görüşmelere dayanıyor.

“Youtube’un algoritması da adil ve çoğulcu değil”

Türkiye’de bağımsız medyanın kapasitesine ve ihtiyaçlarına dair bugüne dek yapılmış en kapsamlı araştırmayı sunan raporun sonuçları özetle şöyle:

• “Google’ın algoritması, her gün milyonlarca okurun yaptığı en kritik aramalarda, sonuç sayfasının en üstünde çıkan ‘Başlıca Haberler’ adlı bölümde yüzde 90,6 oranında sadece üç yayıncıya yer veriyor. Bunlar; Hürriyet, Sabah ve Milliyet.

• Google’a ait YouTube’un öneri algoritması da, bağımsız medyanın haber videolarını izleyenleri iktidar medyasının kanallarına yönlendiriyor. Buna karşın iktidar medyasının izleyicileri YouTube tarafından bir ‘yankı odasında’ tutuluyor, onlara bağımsız medyanın videoları önerilmiyor.

• Google’ın öne çıkardığı, iktidar medyası tarafından üretilen haber görünümlü bazı içeriklerde dezenformasyon ve propagandanın sürdüğü saptandı.

• Google ayrıca aldatıcı içerikleri ve tık avcılığını da cezasız bırakmayı sürdürüyor. Bir medya yöneticisinin ifadesiyle Google, bu ihlalleri yapan büyük bir internet sitesi olduğunda bunu görmezden geliyor. Küçük yayıncılar ise daha önemsiz ihlallerde bile derhal cezalandırılıyor ve Google ile iletişim kuramıyorlar.”

“Bağımsız medya, yeni ana akım olma yolunda”

Rapora göre; okurların bağımsız medyaya çok daha fazla ilgi göstermesine rağmen Google algoritmaları bağımsız medyayı baskılayıp iktidar medyasına orantısız bir görünürlük ve dijital gelir avantajı sağlıyor. Raporda, Facebook’un ise “‘hilekârları ve trolleri’ öne çıkaran algoritmasıyla nitelikli gazeteciliği baskıladığı” belirtildi.

Dijital platformların Türkiye medyasında çoğulcu olmayan, olumsuz etkilerine karşın bağımsız gazeteciliğin de hızla büyüdüğü kaydedildi. Rapordaki bulgular şöyle:

• Parçalı yapısı nedeniyle bu kolayca görülemese bile bağımsız medyanın dijital erişimi, son dönemde iktidar medyasını yakaladı ve hatta yer yer geçmeye başladı.

• Bağımsız medya geçen yıl iktidar medyasına kıyasla sosyal medya platformlarında yüzde 16 daha fazla etkileşim aldı.

• Twitter’da bağımsız medya, iktidar medyasından daha geniş ve çeşitli kitlelere erişebildiği için şimdiden ‘ana akım’ kimliğine daha yakın bir manzara sergiliyor.

Hürriyet bir yılda 85 bin takipçi kaybetti

Raporda, “bağımsız medya kuruluşlarının Facebook sayfalarının geçen yıl yüzde 9,6 oranında büyüdüğü” kaydedilirken, “iktidar medyasının yüzde 0,6 küçüldüğü” belirtildi. Örneğin Hürriyet’in Facebook sayfası 1 yıldan kısa bir sürede 85 bin’i aşkın takipçi kaybetti.

Bağımsız haber markalarına erişmek için Google’da arama yapan okur sayısının da iktidar medyasının 3 katına kadar çıktığı aktarılan raporda bağımsız medya kuruluşlarının zayıf yönlerine de dikkat çekilerek nitelikli gazeteciliğin gelişimi için önerilerde bulunuldu. Buna göre bağımsız medya, gençlere ve kadınlara erişimde iktidar medyasının gerisinde.

Özellikle yenilikçi gazetecilik ürün ve teknolojilerinin geliştirilmesi için yeterli kaynaklardan yoksun olan bağımsız medyanın, dayanışma ve işbirliği içinde hareket etmesi gerektiği raporda vurgulandı. Böyle bir yaklaşımın, dijital platformlarla ve hükümetle ilişkilerinde bağımsız medyanın elini güçlendireceği ifade edildi.

Raporun tam metni ve tanıtım toplantısı

Rapor bugün TSİ 15.00’te, IPI Direktör Yardımcısı Scott Griffen’ın moderatörlüğündeki bir çevrimiçi basın toplantısında, Kızılkaya ile Ütücü tarafından Türkiye ve dünya kamuoyuna sunulacak.

Raporun tam metni için şu bağlantılar paylaşıldı:
https://freeturkeyjournalists.ipi.media/tr/ipi-turkiye-dijital-medya-raporu/

Google, Türkiye’den sadece Demirören Medya’yı fonlamaya karar vermişti

Google, dijital medya sektöründeki projeleri fonlamak ve arama motoru optimizasyonlarını iyileştirmek amacıyla başlattığı kampanyada Demirören Medya Grubu’na Şubat 2020’de fon verme kararı almıştı.

Google Haber Girişimi (Google News Initiative/GNI), ilk defa yapılan Innovation Challenges programı kapsamında medya kuruluşlarının ‘haber sektörüne yenilik getirebilecek’ projelerini fonlamak amacıyla 2018 yılının kasım ayında bir kampanya başlattı.

Kampanyanın Ortadoğu-Türkiye-Afrika ayağı için başvurular ise haziran ayında başlamıştı. 35 ülkeden 527 proje başvurusu yapıldı. Elemeler sonucunda 13 ülkeden 21 projeye toplamda 1.93 milyon dolar fon desteği verilmesi kararlaştırıldı.

Bu kapsamda Türkiye’den Demirören Medya Grubu’nun proje başvurusuna 150 bin dolarlık fon verildi.

Projede geliştirilen sistem satılabilecek

Proje kapsamında Türkçe yazılan haberlerde belirli ifade ve kavramların etiketlenmesine ilişkin sorunların çözülmesi amaçlanıyor. Bununla birlikte okurun sitede ilgilendiği ve okuduğu haberlerden yola çıkıp haberde yer alan kişi ya da kurumla ilgili okura gerçek zamanlı geri bildirim yaparak ilgisini çekebilecek diğer haberleri önerecek bir sistem geliştirilecek.

Haber metinleri kategorize edilerek bir endeksleme sistemi oluşturulacak, bu sistem de hem sitenin okurlarına yapılan geri bildirimlerde hem de arama motoru optimizasyonu için kullanılacak. Amaç ise okuyucuyu sitede daha uzun süre tutarak reklam gelirlerini yükseltmek. Ayrıca bu hizmetin, elindeki verileri düzenlemek ve bir endeksleme sistemi kurmak isteyen diğer kuruluşlara da satılabileceği belirtildi.

Açıklamada, “Bu fonlar ortaklarımızın sürdürülebilir iş modelleri geliştirerek gelir kaynaklarını çeşitlendirmesine ve/veya hedef kitle etkileşimini artırmasına olanak sağlayacak” ifadesi kullanıldı.

GNI programının toplam bütçesi 1,93 milyon ABD doları. Fonlanmaya değer bulunan her projeye 150 bin dolara kadar destek veriliyor.

Hürriyet ve Milliyet başta olmak üzere Demirören Medya şirketlerinin gazetecilik yapmadığı, bunun yerine Google arama sonuçlarını manipule ederek kendisine dijital trafik ve reklam geliri sağladığı yönünde eleştiriler de var.

Okumaya devam et

Bilim

Instagram’a, Clubhouse’da bulunan canlı oda (live rooms) özelliği eklendi

Sosyal medya devleri arasındaki rekabet büyürken Instagram, Clubhouse uygulamasında bulunan ‘canlı oda (live rooms)’ özelliğini eklediğini duyurdu. Instagram, bu yeni özelliği ile Clubhouse’daki ‘oda’ konseptini platformuna taşırken, canlı yayınlarda konuşmacı sayısını 4’e çıkardı.

instagram live rooms canlı oda

Sosyal medya devleri arasındaki rekabet büyürken Instagram, Clubhouse uygulamasında bulunan ‘canlı oda (live rooms)’ özelliğini eklediğini duyurdu. Instagram, bu yeni özelliği ile Clubhouse’daki ‘oda’ konseptini platformuna taşırken, canlı yayınlarda konuşmacı sayısını 4’e çıkardı.

Instagram, yeni bir güncelleme ile Clubhouse uygulamasında da olan ve 4 konuşmacının bulunduğu canlı yayına olanak tanıyan ‘canlı oda (live rooms)’ özelliğini ekledi. Bu özelliğin Instagram platformuna taşınması, Instagram’da etkileşimin çoğalacağı ve dörtlü grupların ortak canlı yayın yapabileceği anlamına geliyor.

Canlı odalar aynı zamanda içerik üreticiler için yeni bir gelir kapısı da yaratıyor. Bu özellik ile takipçiler, yayın esnasında sevdikleri hesaplara destek olmak için ‘rozet’ satın alabiliyor ya da ‘alışveriş’ ve ‘canlı bağış toplama’ özelliklerinden kolayca faydalanabiliyor.

Instagram tarafından yapılan açıklamada, canlı yayınlara daha fazla etkileşim özelliği ekleneceği de belirtildi.

Şirket, önümüzdeki aylarda moderatör kontrolleri ve ses özelliklerini de ekleyeceğini duyurdu. Bu açıklamadan hareketle, gelecek aylarda Clubhouse benzeri özelliklerin platformda yerini alacağı tahmin ediliyor.

Instagram, TikTok‘tan alınan video özelliği Reels ile çok fazla öne çıkamıyor. Halen bilmeyenler için Reels, “Instagram Kamera” içerisinde 15 saniyeye kadar kısa videolar oluşturmanıza ve düzenlemenize olanak tanıyor. Kullanıcılar Reels videolarına efektler ve müzik ekleyebiliyor veya kendi sesini kullanabiliyor. Bu özellik hakkında geçtiğimiz ay bir açıklama yapan şirketin CEO’su Adam Mosseri, özellikten henüz tam olarak memnun olmadığını ve bu temelde TikTok’un halen çok daha ileride olduğunu kabul etmişti.

Mosseri ayrıca “Reels, şu an henüz güçlü ve yenilikçi komedi unsurlarına ev sahipliği yapabilecek kapasitede değil” açıklamasında bulunmuştu.

İşte bunun üstüne firmadan bir adım geldi. Bu adım ile artık uygulama içerisinde TikTok’tan gelen Reels videoları öne çıkarılmayacak.

Bu konuda algoritmasını değiştiren şirket, Reels’lerin direkt olarak TikTok gelmesini istemiyor. Yeni dönemde artık sadece orijinal Reels’ler öne çıkacak ve firma bu sayede Reels’lerin platform içerisindeki kullanımını artırmaya çalışacak. Bunun nasıl sonuçlanacağını ise elbette zaman gösterecek.

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com