Bizimle iletişime geçin

Sağlık

Uyum Bozukluğu Nedir? Belirtileri ve Nedenleri

Uyum Bozukluğu Nedir? Belirtileri ve Nedenleri

Uyum bozukluğu, zihinsel durumdaki olumsuz değişiklikler veya sosyal davranış bozukluklarında ifade edilebilen, bir kerelik ya da devam eden stresli bir yaşam olayına verilen tepkidir. İnsanlar yeni bir durumu uzun süre kabul edemediğinde veya yeni yaşam durumuna yeterince uyum sağlayamadığında ortaya çıkar. Öznel sıkıntı ve duygusal bozulma durumlarıyla karakterize olan uyum bozukluğunda, sosyal ilişkiler ve performans sınırlıdır.

Tetikleyicileri örneğin ailevi veya mesleki sorunlar, finansal zorluklar, fiziksel hastalıklar, ailede/arkadaşlarda hastalık veya ölümler, bir çocuğun doğumu, yasal sorunlar ve hatta taşınma olabilir. Hastalığın gelişiminde olayın öznel stres hissi, önceki zor deneyimlerin miktarı, bireysel dayanıklılık ve baş etme becerileri belirleyicidir. Uyum bozukluğu, daha uzun depresif reaksiyon dışında genellikle altı aydan uzun sürmez.

Makaleye Genel Bakış

  • Uyum Bozukluklarının Tanımı
  • Uyum Bozukluğu Ne Kadar Yaygındır ve Kimleri Etkiler?
  • Uyum Bozukluğunun Belirtileri
  • Uyum Bozukluğunun Nedenleri

Uyum Bozukluklarının Tanımı

Uyum bozukluklarında, nedeni belirli bir stres tetikleyicisinde yatan, yani stresli, duygusal veya davranışla ilgili semptomlar kastedilir. Uyum bozukluğu, örneğin bir ayrılıktan, bir kazadan veya hatta bir çocuğun doğumundan sonra gelişen stresli yaşam değişikliklerinden sonra ortaya çıkar. Çünkü yaşamı değiştiren olaylar, değişikliklerin olumlu ya da olumsuz olmasına bakılmaksızın stres yaratır.

İnsanlar yeni duruma uyum sağlamak için kendilerini zorlarlar. Stresin tetikleyicisi tek seferlik bir olay (işini kaybetme), birden fazla olay (aşk ilişkilerinde sorunlar) veya uzun vadeli sorunlar (hasta bir aile bireyine bakma yükümlülüğü) olabilir. Ek olarak, sevilen birinin ölümü de uyum bozukluğunu tetikleyebilir.

Uyum bozukluğundan etkilenenler, kaygı ve depresif ruh hallerinden muzdarip oldukları için günlük yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlanırlar. Bununla birlikte, değişen olay karşısına bunalmış hissederler ve başlarına hoş olmayan şeyler geldiğinde genellikle üzgün veya kızgın hissederler.

Uyum bozukluğu ancak semptomlar uzun süre devam ederse ve strese verilen tepkiler normalden daha belirginse bir doktor veya terapist tarafından teşhis edilebilir. Kural olarak, uyum bozukluğu diğer ruhsal bozuklukların aksine zamanla sınırlıdır. Yani genellikle haftalar ila birkaç ay sürer. Ancak stres tepkisi ağır travmatik deneyimlere dayanıyorsa, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ortaya çıkabilir.

Uyum Bozukluğu Ne Kadar Yaygındır ve Kimleri Etkiler?

Uyum bozukluğunun diğer psikolojik hastalıklardan ayırt edilmesi nispeten zordur. Aynı zamanda ilgili kişinin dayanıklılığına bağlı olarak, stresli olaylara karşı verilen patolojik tepkinin çok sık olması gerekir. Bununla birlikte, bir yandan teşhisin zor olması, diğer yandan böyle bir reaksiyonu olan herkesin hemen doktora gitmediği için veriler önemli ölçüde değişmektedir.

Günümüzde, etkilenen kaç kişinin gerçekten bir uyum bozukluğuna sahip olduğuna dair net bir rakam yoktur. Uzmanlar, kadınların yaklaşık yüzde 0,6’sının ve erkeklerin yüzde 0,3’ünün uyum bozukluğundan etkilendiği tahmin edilmektedir. Bu, ayakta psikiyatrik-psikoterapötik tedavi gören hastaların yaklaşık yüzde beş ila yirmisine tekabül etmektedir. Bozukluk herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir ancak bekar kişilerin uyum bozukluğu yaşama riski daha yüksektir.

Uyum Bozukluğunun Belirtileri

ICD-10 sınıflamasına göre, uyum bozukluğu tanısı için kişide belirli semptomların mevcut olması gerekir. Sınıflandırma, etkilenenlerin yaşadıkları psikososyal stresi içerir ancak bu istisnai değildir. Bununla birlikte, semptomların deneyimden sonraki bir ay içinde ortaya çıkması gerekir.

Uyum bozukluğu olan hastalarda, duygudurum bozuklukları, nevrotik bozukluklar, stres bozuklukları, sosyal davranış bozuklukları veya somatoform bozukluklar (tanımlanabilir bir fiziksel neden olmaksızın fiziksel şikayetler) ortaya çıkabilir. Semptomlar maruziyetin tipine ve şiddetine göre farklılık gösterir. Bunlar üzüntü, endişe, korku ve neşe kaybıdır.

Bazı yönlerden, söz konusu semptomlar stresli olaylara normal bir tepkidir. Ancak bir uyum bozukluğunda şiddetli veya kalıcıdır ve kişinin hayatını etkiler. Sonuç olarak, uyum bozukluğu olan hastalar günlük işlerini yapmakta çok zorlanırlar. Etkilenenlerin çoğu semptomlar nedeniyle sosyal hayattan çekilmektedir. Bozukluğun bir diğer belirtisi, kendilerini çabuk bunalmış hissetmeleri sonucu sıklıkla depresyon ve anksiyete bozuklukları belirtileri geliştirmeleridir.

Tüm bu belirtiler vücudun kendisini de etkiler. Etkilenenler genellikle karın ağrısı, konsantrasyon güçlüğü, gerginlik veya kardiyovasküler problemler gibi fiziksel şikayetler yaşarlar. Ayrıca intihara teşebbüs ve intiharı tamamlama riski de yüksektir. Uyum bozukluğu belirtileri, stresli olay sona erdikten sonra altı aydan fazla sürmez. Fakat depresif uyum bozukluğu daha uzun sürebilir.

Uyum Bozukluğunun Nedenleri

Diğer bozukluklarla karşılaştırıldığında, uyum bozukluklarının açık bir nedeni vardır. Uyum bozukluğunun tetikleyicileri ciddi travmatik deneyimler değil, krizler ve stresli yaşam değişiklikleridir. Bu stresli durumlar olmadan uyum bozukluğu belirtileri ortaya çıkmaz. Nedenleri arasında işteki zorluklar, eşten ayrılma, sevilen birinin kaybı ve emekliliğe geçiş gibi günlük yaşamdaki değişikliklerin yanı sıra, ilgili kişinin günlük yaşamında değişiklik gerektiren fiziksel hastalıklar da yer alır. Uyum bozukluğunun gelişiminde genlerin ve biyolojik faktörlerin nasıl bir rol oynadığı şu anda belirsizdir.

Önemli bir bir yaşam değişikliğinin sonucu olarak psikolojik strese maruz kalan herkes, hemen uyum bozukluğu yaşamaz. Burada çeşitli (risk) faktörleri etkileşime girer ve bu da sonuçta bir uyum bozukluğuna yol açar. Bireysel duyarlılık burada önemli bir rol oynar. Korku eğilimi olan insanlar, belirli durumları hızla bir tehdit olarak deneyimler ve bunalmış hissederler.

Bununla birlikte, bazı insanlar zor yaşam koşullarıyla başarılı bir şekilde başa çıkmak için belirli stratejileri zaten benimsemiştir. Bu nedenle, sorunlarla başa çıkmaları daha kolaydır. Ek olarak, etkilenenlerin deneyimi nasıl değerlendirdiği de çok önemlidir.

Olayın yoğunluğu ve süresi ile ilgili kişinin sosyal çevresi de önemli bir etkiye sahiptir. Çünkü arkadaşların ve ailenin desteği, bir kişinin kendini iyi hissetmesine ve sağlıklı bir psişenin (zihin, bilinç ve bilinç dışının tamamı) korunmasına yardımcı olur. Bununla birlikte, aynı anda birkaç stres yaratan olay meydana gelirse, özellikle hassas insanlar başka krizler de yaşayabilir. Bunun sonucunda gelişen depresif belirtiler de uzun süreli depresyon riskini artırır.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Sarı Tükürük Neden Olur? Sabahları Ağızda Oluşan Sarı Tükürük Sebepleri

Sarı Tükürük Neden Olur? Sabahları Ağızda Oluşan Sarı Tükürük Sebepleri

Yetersiz ağız hijyeni, sigara içmek veya asit reflü gibi durumların bir sonucu olan sarı tükürük genellikle sabahları uyandıktan sonra kahvaltı öncesinde görülür. Çoğu zaman ciddi bir sağlık sorununu işaret etmemekle birlikte tükürüğünüzün sarımsı renkte olduğunu gördüyseniz ağız kokusu ve kötü bir tat gibi başka şikayetlerinizin de olması muhtemeldir.

Sarı tükürük, çoğu insanın özellikle sabahları deneyimlediği ciddi sağlık endişesi oluşturmayan geçici bir durumdur. Genellikle, sigara kullanmak, yetersiz ağız hijyeni ve ağız kuruluğuyla ilişkilidir. Ayrıca,  çeşitli mide sorunları gibi gastrik durumlar sonucunda da olabilir. Bununla birlikte, sabah lavaboya tükürdüğünüzde sarı tükürükle karşılaştıysanız, ağız kokusu, ağızda kötü bir tat ve dil sararması gibi rahatsız edici diğer durumları da yaşamanız olasıdır.

Makaleye Genel Bakış

  • Sabahları Sarı Tükürük Nedenleri
    • Sigara ve diğer tütün mamulleri
    • Yetersiz ağız hijyeni
    • Mide sorunları
    • Uyurken ağızdan nefes almak ve ağız kuruluğu
  • Sarı Tükürükle İlişkili Diğer Semptomlar
  • Sarı Tükürük Nasıl Geçer?

Sabahları Sarı Tükürük Nedenleri

Sabah uyandığınızda ağzınızda kötü bir tatla birlikte tükürüğünüzün sarımsı renkte olduğunu gördüyseniz endişelenmiş olabilirsiniz. Güzel haber, sarı tükürük çoğu zaman ciddi bir sağlık sorununu işaret etmez ve ek bir tedaviye ihtiyaç duyulmadan kendiliğinden geçebilir. Ancak yine de sarı tükürüğe neden olan etkenleri bilmek ve bu doğrultuda önlem almak iyi bir fikirdir. Aşağıda, sarı tükürüğün olası sebeplerini ve çözüm önerilerini tartışıyoruz…

Sigara ve diğer tütün mamulleri

İşte sigarayı hemen bırakmanız için bir neden daha! Sigara kullanan biriyseniz ve sabahları sarı tükürükten şikayetçiyseniz, tütün dumanını birincil suçlu olarak görebilirsiniz. Tütün mamulleri, cilt hücrelerinin rengini değiştirebilen ve tahriş edebilen toksinler ihtiva eder. Dahası, ağızda bakterilerin birikmesi için uygun ortam oluşturur. Tüm bunların toplamı, ağız kokusu, kötü bir tat ve tükürükte ve/veya dilde sararmayla sonuçlanır.

Yetersiz ağız hijyeni

Ağızda bakteri ve ölü cilt hücrelerinin birikmesi sarı tükürüğe ve dil üzerinde sararmaya neden olan etkenlerden biridir. Ağızda bakteri birikmesi ayrıca diş çürüğü riskini de artırır. Bu nedenle, ağız hijyenine dikkat etmek oldukça önemlidir. Günde 2 kez ve her seferinde 2 dakika olmak şartıyla dişlerinizi fırçalayın. Ayrıca, diş fırçalama sonrası ağız bakım sularıyla (tercihen alkolsüz) gargara yapın.

Mide sorunları

Sabahları sarı tükürüğün bir başka nedeni gastrik durumlar veya enfeksiyonlar olabilir. Helikobakter pilori nedeniyle oluşan kronik gastrit veya mide astarı iltihaplanması tükürükte ve dilde sararmaya neden olabilir. Ek olarak, mide ekşimesi sorunu yaşayan biriyseniz sarı tükürüğün asıl nedeni asit reflü olabilir.

Mide sorunları şikayeti olan biriyseniz ve tükürüğünüz sarıysa öncelikli olarak rahatsızlığınızın tedavisi için doktora gitmeniz gerekir. Söz konusu hastalığınızın tedavisinin ardından tükürüğünüzdeki renk değişimi tersine dönecektir.

Uyurken ağızdan nefes almak ve ağız kuruluğu

Tükürüğün sindirime yardımcı olmasının yanı sıra ağzınızın nemli veya ıslak kalmasını sağlayarak bakterilerin temizlenmesine yardımcı olmak gibi önemli görevleri vardır. Yeterince su içmiyorsanız veya uyurken ağzınızdan nefes alıyorsanız ağır kuruluğu ve dolayısıyla bakteri birikmesi nedeniyle, berrak olması gereken tükürüğünüz sarı renge dönüşebilir.

Tıkalı burun delikleri veya uyku apnesi gibi durumlar uykuda ağızdan nefes almanıza neden olur. Bu olduğunda ayrıca horlama şikayetiniz de olabilir.

Sarı tükürüğün diğer nedenleri arasında, kullanılan ilaçların yan etkileri ve alkol, timol, okaliptüs ve mentol gibi içerikleri olan ağız bakım ürünleri bulunur. Ek olarak, soğuk algınlığı, sinüs enfeksiyonu veya diğer solunum yolu hastalıklarında da sarı tükürükle karşılaşılabilir.

Sarı Tükürükle İlişkili Diğer Semptomlar

Sabahları sarı tükürükle uyanıyorsanız, rahatsız edici başka semptomları da gözlemlemeniz muhtemeldir. Sararmış tükürüğe eşlik edebilen diğer durumlar:

  • Ağız kokusu
  • Ağızda kötü bir tat
  • Ağız kuruluğu
  • Dilde sararma
  • Asit reflü

Sarı Tükürük Nasıl Geçer?

Sabahları ortaya çıkan sarı tükürük genellikle acil bir sağlık sorunu olarak değerlendirilmez. Ancak, gastrik durumlar veya enfeksiyon kaynaklıysa doktora giderek rahatsızlığınızın tedavisini olmalısınız. Öte yandan, sarı tükürüğe neden olabilecek bilinen herhangi bir hastalığınız yoksa aşağıdaki öneriler tükürüğünüzü yeniden berraklaştırmanıza ve önlemenize yardımcı olabilir.

  • Sigarayı hemen bırakın.
  • Kahve, çay gibi kafeinli içecekleri ve gazoz, kola gibi şekerli ve asitli içecekleri olabildiğince azaltın. Alkollü içecekleri içmeyin.
  • Uyurken ağzınızdan nefes alıyorsanız yastığınızı veya yatma pozisyonunuzu değiştirin. Uyku apnesi şikayetiniz varsa tedavi olun.
  • Dişlerinizi ve dilinizi düzenli fırçalayarak temizliğini aksatmayın.
  • Alkolsüz ağız gargarası kullanın.
  • Bol su için.
  • En iyi probiyotik kaynaklarından biri olan yoğurdu bol miktarda tüketin.
  • Diş ve dişeti problemleriniz varsa tedavi olun.

Okumaya devam et

Sağlık

Kaburga Zedelenmesi Nedir ve Ne Kadar Sürede İyileşir?

Kaburga Zedelenmesi Nedir ve Ne Kadar Sürede İyileşir?

Kaburga zedelenmesi, iç organları koruyan kaburgalar üzerindeki dış etkinin neden olduğu bir yaralanmadır. Bu özellikle nefes alırken hissedilen şiddetli bir ağrıya neden olur. Aynı zamanda kaburgalarda sıklıkla gözle görülür şişlik ve morluklar da oluşur…

Kaburga zedelenmesi en yaygın göğüs yaralanmasıdır. Kaburga bölgesindeki doku, darbe ya da düşme gibi bir kuvvetle sıkışır ve ağrıya duyarlı periost (kemik zarı) üzerine baskı meydana gelir. Bunun sonucunda gelişen ağrı, öksürürken, nefes alırken, hapşırırken, gülerken veya belirli hareketleri yaparken artma eğilimindedir.

Makaleye Genel Bakış

  • Kaburga Zedelenmesinin Tanımı
  • Zedelenme, Burkulma ve Kırık Arasındaki Fark
  • Kaburga Zedelenmesi Belirtileri
  • Kaburga Zedelenmesinin Nedenleri
  • Kaburga Zedelenmesinin İyileşme Süresi ve Seyri
  • Kaburga Zedelenmesinin Riskleri

Kaburga Zedelenmesinin Tanımı

Kaburga kemikleri, toplamda 24 tane olmak üzere organları koruyan kemerli bir kafes oluşturur. Bu yapı sadece kalbi ve akciğerleri korumakla kalmayarak, aynı zamanda yemek borusu ve soluk borusunu da korumakla görevlidir. Elastik özelliklere sahip oldukları için göğüs bölgesindeki hafif bir darbeyi hafifletebilirler. Ancak dış kuvvet şiddetliyse, o zaman kaburgalarda zedelenme ya da kırılma meydana gelebilir.

Kaburgalardaki bir zedelenme durumunda, yumuşak doku kaburga kemiklerine baskı uygular ve sıkışır. Böylece, lenfatik damarlardaki kan ve sıvı çevreleyen dokuya salınır. Bu da şişme, morarma ve iltihaplanmayla neden olabilir. Sonuç olarak, sıradan günlük aktiviteler sırasında bile kaburga bölgesinde rahatsızlığa neden olabilen şiddetli ağrı gelişir.

Zedelenme, Burkulma ve Kırık Arasındaki Fark

Burkulmalar, zedelenmeler ve kırık kemikler, çok farklı olmalarına rağmen genellikle benzer belirtilere ve nedenlere sahiptir.

Kemik kırığı: Tıpta kapalı kırıklar ve açık kırıklar arasında bir ayrım yapılır. Kapalı kırıkta kemik bütünlüğü bozulmuştur fakat kırılma noktasındaki cilt zarar görmez. Öte yandan, kırılma noktasında yaralar veya görünür kanama varsa, doktorlar açık bir kırıktan bahseder.

Burkulma: Burkulmada bir eklemin aşırı hareketini içeren zorlanma durumu söz konusudur. Merdivenden inerken ayağın bükülmesi buna örnek olarak gösterilebilir. Burkulma ağrı ve şişliğin yanı sıra, aynı zamanda etkilenen bölgedeki bağlara da zarar verebilir.

Zedelenme: Dışardan gelen mekanik bir etken nedeniyle, bir doku ya da organın biçiminin veya yapısının bozulması sonucu gelişen lokal yaradır. Örneğin bir darbe veya düşmeyle ilk olarak ilgili kasta kan toplanır ve sonrasında kas dokusu önemli ölçüde şişer ve ağrır.

Kaburga Zedelenmesi Belirtileri

Kaburga zedelenmesiyle genellikle ciltte morluklar şeklinde iz görülebilir. Çoğu durumda, kaburga zedelenmesi olduğunu gösteren lokalize bir ağrı vardır. Oluşan ağrı, örneğin nefes alırken veya öksürürken önemli ölçüde artabilir. Bunun nedeni, bu süreçte hava yollarının genişlemesidir.

Bununla birlikte, ağrı birkaç kaburga kemerine yayılabilir. Nefes alırken artan ağrı nedeniyle, etkilenenler genellikle nefes darlığından şikayet ederler. Derin nefeslerle ortaya çıkan ağrı, etkilenen kişinin ağrıyı önlemek için rahatlatıcı bir duruş benimsemesine neden olur.

  • Nefes alırken, öksürürken, hapşırırken, gülerken artan ağrı
  • Ayağa kalkarken veya diğer üst vücut hareketlerini yaparken ağrı
  • Sığ nefes alma
  • Göğsün etkilenen bölgesinde gerginlik
  • Sırt ağrısı

Kaburga Zedelenmesinin Nedenleri

Kaburgalara gelen sert bir darbe veya göğüs üzerine düşme, kaburga zedelenmesinin en yaygın nedenleridir. Kaburga kemikleri üzerindeki yağ dokusu pek koruyucu değildir ve ağrıya duyarlı bir kemik zarı ile kaplıdır. Kuvvet uygulandığında doku ile kemikler arasında baskı oluşur. Bu da damarlara zarar vererek, kan ve lenf sıvısını çevreleyen dokuya yayabilir.

Dövüş, futbol veya hentbol gibi temas sporlarındaki oyuncular, kaburga zedelenmesinden en sık etkilenenlerdir. Ayrıca dağ bisikletçileri ve kayakçılar, bu sporlarda düşme riskinin artması nedeniyle özellikle risk altındadır. Tıpta kaburga kontüzyonu olarak adlandırılan bu durum, trafik kazalarında da sık görülen bir yaralanmadır.

Kaburga Zedelenmesinin İyileşme Süresi ve Seyri

Temel olarak, kaburgaların zedelenmesi şiddetli ağrıya neden olur. Yaralanmanın ciddiyeti hastalığın seyrinde önemli bir rol oynamasına rağmen, geçmesi haftalar alabilir. Kaburgalardaki hafif bir zedelenme genellikle iki ila üç haftada iyileşir. Kaburgalarda daha şiddetli zedelenme olması durumunda ise semptomlar sekiz haftaya kadar devam edebilir.

Zedelenmiş bir kaburga, özellikle öksürürken veya nefes alırken aşırı derecede ağrılı hale gelebilir. Sonuç olarak, birçok hasta sadece yüzeysel nefes alır ve öksürüğü bastırır. Ancak bu, yaşlı insanlarda zatürreye neden olabilir. Ağır vakalarda iç organlar da zedelenmeden etkilenebilir. Bu bağlamda kalp veya akciğer kontüzyonları da mümkündür.

Kaburga Zedelenmesinin Riskleri

Hafif bir zedelenme temelde zararsızdır ve birkaç hafta içinde kendi kendine geçer. Bu süre zarfında kısıtlı hareket kabiliyetine ve şiddetli ağrıya neden olabilir. Bu nedenle, kişinin iyileşme sürecince kendine yeterince dikkat etmesi önemlidir. Çünkü etkilenen bölgeye baskının devam etmesi halinde kaburga kırılması da gelişebilir. 

Eğilirken ve nefes alırken göğüs bölgesinde ağrı hissedilirse veya hareket kabiliyetinin kısıtlı olduğu fark edilirse, bu kaburga zedelenmesine işaret edebilir. Düşme veya kazadan sonra kırık bir kemikten şüphelenilmesi ya da nefes darlığı hissedilmesi durumunda, vakit kaybetmeden bir doktora görünmek önemlidir.

Kaburga kontüzyonu sırasında iç yaralanmalar meydana gelirse, yaşamı tehdit eden ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir. Kaburgalardaki şiddetli zedelenmeler sonucunda nefes alma yeteneği bozulduğu için zatürre de meydana gelebilir. Bu özellikle yaşlılar ve çocuklar için ölümcül olabilir. Ek olarak, sıralanan risklerin yanı sıra kardiyopulmoner yetmezliğe de yol açabilir.

Okumaya devam et

Sağlık

Fucidin Krem Ne İşe Yarar, Nasıl Kullanılır?

Fucidin Krem Ne İşe Yarar, Nasıl Kullanılır?

Fucidin krem, Fusidik Asit içeren antibiyotik kremdir. Fusidik Asit sayesinde enfeksiyona neden olabilen bakterileri zayıflatarak veya durdurarak çalışır. Yüzeysel folikülit, kontakt dermatit, impetigo, enfekte olmuş yüzeysel kesik/sıyrık ve akne/sivilce tedavisi için kullanılır. Ancak, burada belirtilmeyen başka bir durum için de doktorunuz Fucidin Krem reçetelemiş olabilir.

Çoğu antibiyotik enfeksiyona neden olan bakterileri öldürerek çalışır. Fucidin krem ise içerdiği Fusidik Asit sayesinde bakterileri öldürerek değil, onları zayıflatarak, durdurarak veya çoğalmalarını kontrol altına alarak çalışır. Bu olduğunda, zayıflayan bakteriler bağışıklık sistemi tarafından daha kolay bir şekilde öldürülür.

Makaleye Genel Bakış

  • Fucidin Krem Ne İçin Kullanılır?
  • Fucidin Krem Nasıl Kullanılır?
  • Fucidin Krem Yan Etkileri
  • Hamilelikte Fucidin Krem Kullanılır mı?

Fucidin Krem Ne İçin Kullanılır?

Fucidin kremin sivilce, uçuk, sivilce izleri, cilt lekeleleri, kararması veya yara izleri için kullanıldığını duymuş olabilirsiniz. İçerdiği Fusidik Asit sayesinde bu durumlara iyi gelebilme potansiyeline sahip olsa da asıl kullanım amacı bunlar değildir. Ancak yine de gerekli görüldüğü takdirde doktor tarafından reçetelenebilir veya önerilebilir.

Fucidin Krem, staphylococcus aureus, streptokok ve corynebacterium minutissimum bakterilerinin neden olduğu enfeksiyon durumlarının tedavisinde kullanılan topikal bir antibiyotiktir. Söz konusu durumlar, impetigo contagiosa, yüzeysel folikülit (kıl kökü iltihaplanması), sycosis barbae, paronişi (tırnak dolaması), eritrazma, egzama, enfekte kontakt dermatit ve enfekte kesikler/sıyrıklardır. Tüm bunların dışında, başka bir durum için de doktorunuzun Fucidin Krem reçeteleyebileceğini unutmayın. Zira, Fusidik Asit geniş kullanım alanına sahip bir antibiyotiktir.

Fucidin Krem Nasıl Kullanılır?

Fucidin %2 Krem, her bir gramında 20 mg Fusidik Asit ihtiva eder. Kremin içeriğinde ayrıca, bütilhidroksianisol, setil alkol, gliserol, sıvı parafin, potasyum sorbat, polisorbat 60, beyaz yumuşak parafin ve arıtılmış (saf) su bulunur. Kaynak: Fucidin krem prospektüs

Günde 2 veya 3 kez kullanılır. Tedavi genellikle 1 veya 2 hafta boyunca devam eder ancak bazı durumlarda bu süre uzayabilir. Bununla birlikte, düzenli kullanıma başladıktan birkaç gün sonra olumlu etkileri gözlemlenebilir. Kullanımı diğer herhangi bir kremin kullanımından daha zor değildir. Yalnızca, gözlerle temasından kaçınılmalıdır.

  • Kremin kapağını çıkarın ve kapak üzerindeki sivri ucu kullanarak tüpün ağız kısmındaki mührü delin.
  • Cildinize uygulamadan önce ve uyguladıktan sonra ellerinizi yıkayın (ellerinizi tedavi etmiyorsanız).
  • Enfekte olan sorunlu bölgeye ince bir tabaka halinde nazikçe ovalayarak sürün.
  • Yüzünüze sürecekseniz, gözlerinizin çevresinde dikkatli olun. Göz ile temasında bol su ile yıkayın.

Unutulan doz: Gün içinde kullanmayı unutursanız hatırladığınız anda cildinize uygulayın. Ancak, diğer dozun zamanı çok yaklaşmışsa sürmeyin ve sonraki doz zamanını bekleyin. Unutulan doz yerine iki doz üst üste uygulamayın.

Fucidin Krem’in uzun süreli ve tekrarlayan kullanımı bazı bakterilerin direncine neden olabilir. Bu nedenle, yalnızca doktorunuzun önerdiği süre boyunca ve sıklıkta kullanın.

Fucidin Krem Yan Etkileri

Fucidin Krem yan etkilerini gözlemlemek oldukça nadirdir. Cilt tahrişi gibi istenmeyen etkileri 100 kişiden 1’inden daha az görülür. Ciltte yanma, kuruluk, batma hissi veya döküntü gibi şikayetleriniz olursa doktorunuzla konuşun.

Çok daha nadir görülen ciddi yan etkileri ise eklem yerlerinde, yüz çevresinde ve özellikle yutmayı ya da solunumu zorlaştırabilecek ağız içi şişmeleridir. Bu durumlardan herhangi birini kendinizde gözlemliyorsanız zaman kaybetmeden en yakın sağlık merkezine başvurun.

Fucidin Krem 40 ml fiyatı 30 Liradır (2021).

Hamilelikte Fucidin Krem Kullanılır mı?

Fucidin kremin gebelikte kullanımının anne veya bebek üzerinde herhangi bir olumsuz sonucu olması beklenmez ancak yine de faydaları risklerinden daha ağır basmadığı sürece kullanılmaması gerekir. Hamileyseniz veya hamile olduğunuz konusunda şüpheleriniz varsa, doktorunuzu bu konuda bilgilendirerek sizin için en güvenli seçenekleri reçetelemesini isteyin.

Emzirme döneminde güvenli olduğunu kanıtlayan klinik veriler bulunmamaktadır. Doktor tarafından kullanmanın artıları ve kullanmamanın eksileri değerlendirilerek karar verilmelidir. Bununla birlikte, emziren annelerin kullanması doktor tarafından önerilse bile, bebeğin emdiği meme bölgesine sürmekten kaçınılmalı veya tedavi bölgesi göğüslerse, emzirme öncesi bol su ile yıkanarak temizlenmelidir.

Fucidin kremin yaşlılık veya çocukluk dönemiyle ilgili herhangi bir yaş kısıtlaması yoktur. Doktor, kullanımının gerekli olduğunu düşündüğü her yaş grubundan kişiye reçeteleyebilir. Ek olarak, araç veya makine kullanımı üzerinde herhangi bir olumsuzluğa sebebiyet vermesi beklenmez.

Fucidin Krem, bakteri kaynaklı sivilce ve aknelere iyi gelebilir veya ciltteki kararma ya da izlerin şiddetini hafifletebilir. Ancak bu, doktor tavsiyesi olmadan eczaneden satın alıp kullanabileceğiniz anlamına gelmez. Nitekim, Fucidin Krem bir tür antibiyotik ilaçtır ve yalnızca doktor reçetelemesiyle birlikte kullanılması gerekir. Krem formunda olsa da hiçbir ilacı doktorunuza danışmadan kullanmayın.

Okumaya devam et

Copyright © 2020 GizliSoru.Com