Bizimle iletişime geçin

Bilim

Whatsapp gizlilik ve hizmet sözleşmesindeki güncelleme yürürlükte

Mesajlaşma uygulaması WhatsApp, gizlilik ilkesi ve hizmet şartlarındaki güncellemenin yürürlüğe girdiği anda yeni bir paylaşım yaptı: İstediğiniz zaman kabul edebilirsiniz, hesabınızı silmeyeceğiz.

Whatsapp

Mesajlaşma uygulaması WhatsApp, gizlilik ilkesi ve hizmet şartlarındaki güncellemenin yürürlüğe girdiği anda yeni bir paylaşım yaptı: İstediğiniz zaman kabul edebilirsiniz, hesabınızı silmeyeceğiz.

Whatsapp gizlilik ve hizmet sözleşmesindeki güncelleme yürürlüğe girdi. Şirketten resmi açıklama geldi.

Sosyal medya şirketi Facebook’un bünyesinde bulunan mesajlaşma platformu WhatsApp, gizlilik ilkesi ve hizmet şartlarındaki güncellemenin yürürlüğe girdiği 15 Mayıs’ta, “kişisel mesajlarınızı göremiyoruz” ve “hesabınızı silmeyeceğiz” paylaşımında bulundu.


WhatsApp, kullanıcıların yoğun tepkisini alan son güncellemesine ilişkin Twitter üzerinden paylaşım yaptı.

Söz konusu paylaşımda, “Hayır, kişisel mesajlarınızı göremiyoruz. Hayır, hesabınızı silmeyeceğiz. Evet, istediğiniz zaman kabul edebilirsiniz.” ifadeleri kullanıldı.

Gizlilik politikası ve hizmet şartlarında değişikliğe gideceğini açıklamasının ardından büyüyen tepki nedeniyle WhatsApp, 8 Şubat’ta yürürlüğe sokmayı planlandığı uygulamayı, 15 Mayıs’a ertelemek ve kullanıcılara yaptıkları değişiklikleri açıklamak için bir hasar sınırlama kampanyası yürütmek zorunda kalmıştı.

WhatsApp, Türkiye’de de çok sayıda kullanıcısını, başta BiP, Telegram ve Signal olmak üzere diğer mesajlaşma uygulamalarına kaptırmıştı.


13 Mayıs 2021 tarihli güncelleme sonrasında Google Play Store’da birçok kullanıcı, Whatsapp uygulaması yorumlarına; “Kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında telefonumda bulunan verilerin bu uygulama tarafından 2. ve 3. şahıslarla paylaşılması ve/veya kullanılması durumunda oluşabilecek mağduriyetlerden sorumlu olanlar Google Play Store ve uygulama yöneticileridir Bilgi ve belgelerimin iznim olmadan paylaşılması durumunda bütün yasal haklarımı kullanacağımı bildiririm” şeklinde ibareler eklemeye başladılar.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Araştırma: BionTech ve Moderna aşıları sperm sayısını artırıyor

Miami Üniversitesi’nde yapılan bilimsel araştırmaya göre, Pfizer-BioNTech ve Moderna aşıları sperm sayısını ve kalitesini artırıyor.

BionTech sperm

Miami Üniversitesi’nde yapılan bilimsel araştırmaya göre, Pfizer-BioNTech ve Moderna aşıları sperm sayısını ve kalitesini artırıyor.

ABD’de Miami Üniversitesi Üroloji Bölümü tarafından yapılan bilimsel çalışmaya göre, mRNA yöntemiyle üretilen Pfizer-BioNTech ve Moderna aşıları sperm sayısı ve kalitesini önemli ölçüde artırıyor.

Miami Üniversitesi Üroloji Bölümü tarafından yapılan araştırmanın sonuçları, Amerika Tabipler Birliği’nin JAMA isimli hakemli tıp dergisinde yayınlandı. Araştırma, iki doz mRNA aşısı olmuş erkeklerin sperm sayılarının ve kalitesinin arttığını gösterdi.


Araştırma yaş ortalaması 28 olan 45 sağlıklı erkek üzerinde yapıldı. 45 erkekten 21’i Pfizer-BioNTech, 24’ü de Moderna aşısı oldu. Erkeklerden aşı öncesi ve sonrasında sperm örnekleri alındı ve ikinci dozdan sonraki 75 gün boyunca takip numuneleri alındı.

Erkeklerde, başlangıçta 26 milyon/ml olan sperm sayısı iki doz aşı sonrasında 30 milyon/ml oldu. Aşı öncesi 36 milyon/ml sperm sayısına sahip olan erkeklerin sperm sayısı da 44 milyon/ml’e yükseldi.


Araştırmada, 45 erkekten sekizinin aşı öncesi oligospermi (çok az sperm olması ya da hiç sperm olmaması durumu) olduğu ve aşı sonrasında normal sperm sayısına ulaştığı görüldü.

Okumaya devam et

Bilim

Müsilaj (deniz salyasının) nedenine ilişkin ilk sonuçlar belli oldu!

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Plankton Araştırma Laboratuvarı, deniz salyasında ilk incelemesini tamamladı. Salyaya tek hücreli canlı türlerinin neden olduğu anlaşıldı. Tek hücreli canlıların çoğalmasında fosfor ve azotun etken olduğunu söyleyen Prof.Dr. Neslihan Özdelice, “2 seneye yakın hepimiz evde kaldık, yoğun deterjan kullandık. Deterjan içeriklerinde yoğun fosfor var. Yeme içme alışkanlığı bile arttı, bunlar bile etken” dedi.

müsilaj nedeni

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Plankton Araştırma Laboratuvarı, deniz salyasında ilk incelemesini tamamladı. Salyaya tek hücreli canlı türlerinin neden olduğu anlaşıldı. Tek hücreli canlıların çoğalmasında fosfor ve azotun etken olduğunu söyleyen Prof.Dr. Neslihan Özdelice, “2 seneye yakın hepimiz evde kaldık, yoğun deterjan kullandık. Deterjan içeriklerinde yoğun fosfor var. Yeme içme alışkanlığı bile arttı, bunlar bile etken” dedi.

Müsilaj (deniz salyasının) nedenine ilişkin ilk sonuçlar belli oldu!

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Plankton Araştırma Laboratuvarı’nda, 23 gün önce Marmara Denizi’nin çeşitli bölgelerinden alınan deniz salyası örnekleri incelendi. İncelenen salyada çok sayıda evsel atık, bakteri ve müsilaja sebep olan tek hücreli canlılar tespit edildi. Tek hücreli canlıların müsilajı arttırmada büyük rol oynadığı saptandı. Bu tespit ile birlikte, deniz sularında hali hazırda bulunan bu tek hücreli canlıların neden bu sene bu denli fazla müsilaja sebep olduğu da araştırılacak, incelemede farklı bir tür de keşfedildi.


Laboratuvarda yapılan incelemelerde İlk izlenimlere göre, bu seneki artışın evsel atıklar gibi dış etkenlerin bu canlıları strese soktuğu, dolayısıyla tek hücreli canlıların daha fazla müsilaja neden olduğu belirlendi. Aynı zamanda yanlış avlanma gibi etkenler de tek hücreli canlıların üremesine yol açarak, müsilajın artmasına sebep olduğu açıklandı.


Yeni bir canlı türü bulduk

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Neslihan Özdelice, “2007-2008 yıllarında gözlemlediğimiz türlerin çoğu, yine bu sene de müsilajdan sorumlu olan türler baskın. Onların dışında farklı olarak bir tür daha gördük. Bu türlerle denemeler yapacağız. Canlıyı belli bir sıcaklık, azot, fosfor kullanarak strese sokarak hangi şartlarda, hangi noktada müsilaj salgıladığını belirleyeceğiz. 2007-2008’de görmediğimiz bir tür daha aktif hale gelmiş halde. Bu senelerden sonra yoğun bir girdi olmuş ki, gerek yağışlarla tarımsal alanlardan girdi, gerek evsel atık oranlarıyla evsel atıklardaki oran da yükselmiş ki, biz bu yapıyı yoğun olarak bu sene görüyoruz” şeklinde konuştu.

Bu algleri yok etmek, yapabileceğimiz en kötü şey olur

Neslihan Özdelice, “Bu canlılar zaten suda olması gereken canlılar, suya oksijen veren canlılar. Buradaki olay bu canlıları strese sokan bir faktör var. Bu nedenle dışarıya müsilaj salınımı gerçekleşiyor. Bu algleri yok etmek yapabileceğimiz en kötü şey olur. Çünkü bunlar fotosentez yapan ortama oksijen veren canlılar. Bizim bunları strese sokan faktörleri yaratmamız gerekiyor” dedi.

Yoğun deterjan kullandık, bu bile etken


Özdelice, “En çok azot, fosfor dediğimiz yükün fazla olması sorun. 2 seneye yakın hepimiz evde kaldık, yoğun deterjan kullandık. Deterjan içeriklerinde yoğun fosfor var. Koronavirüs dönemi hepimiz evde yoğun deterjan kullandık. Yeme içme alışkanlığı bile arttı bunlar bile etken” diye konuştu.

Okumaya devam et

Bilim

Bilim insanları 8 haftada 3 yaş gençleşmenin yolunu buldu!

Bilim insanları 8 haftada 3 yaş gençleşmenin yolunu buldu! Bulgular, bu yaşam tarzına bağlı kalmanın, hücrelerin biyolojik yaşlanma sürecinde “istatistiksel açıdan anlamlı” azalmalar sağladığını gösterdi.

gençleşmenin dna

Bilim insanları 8 haftada 3 yaş gençleşmenin yolunu buldu! Bulgular, bu yaşam tarzına bağlı kalmanın, hücrelerin biyolojik yaşlanma sürecinde “istatistiksel açıdan anlamlı” azalmalar sağladığını gösterdi.

Yeni bir araştırma bireylerin beslenme düzeni ve yaşam tarzı değişiklikleriyle yaşlanma sürecini gerçekten tersine çevirebileceğini ortaya koydu.

Çığır açan klinik deneyde bilim insanları, DNA metilasyonu ismi verilen kimyasal değişimi dengeleyerek bireylerin biyolojik yaşlarını sadece 8 haftada üç yıl geriletebildiklerini keşfetti.


Araştırmacılar, yaşlanmanın kronik hastalıkların ana nedeni olduğunu söylüyor. Bu nedenle, bir kişinin DNA’sındaki saati geri almak, daha sağlıklı kalmasını ve daha uzun yaşamasını sağlayabilir.

Yeni araştırmada 8 hafta boyunca araştırmacılar bitkisel besinlere odaklanan bir beslenme düzeninin, uykunun, egzersizin ve ek probiyotiklerin uygulandığı bir tedavi programı uygulandı.

Birleşik müdahale programı

Klinik deneyde yaşları 50 ve 72 arasında değişen 43 sağlıklı erkek yer aldı. Bulgular, bu yaşam tarzına bağlı kalmanın, hücrelerin biyolojik yaşlanma sürecinde “istatistiksel açıdan anlamlı” azalmalar sağladığını gösterdi.

Araştırmanın lideri Kara Fitzgerald, “Birleşik müdahale programı, DNA metilasyonu adı verilen biyolojik mekanizmayı hedef almak için tasarlandı” dedi.

Bu erken bulgular, biyolojik yaşın tersine çevrilmesi potansiyelini konu alan çok az sayıdaki çalışmayla tutarlı ve onları büyük ölçüde ilerletiyor gibi görünüyor.

McGill Üniversitesi’nin önde gelen epigenetik uzmanı Moshe Szyf, bu doğal yaklaşımın vücudun yaşlanmasını geciktirmek için ilaçlara başvurmadığını vurguluyor.

Bunun hem bilim insanları hem de halk için önemli, yeni fırsatlar sağlayacağına inanıyorum.

Aging isimli hakemli bilimsel dergide yayımlanan araştırmanın yazarları, şimdi daha fazla kişiyle yeni bir deney tasarladıklarını ifade ediyor.


Fitzgerald, “Şu anda, bu bulguları destekleyeceğini umduğumuz daha büyük bir çalışma için katılımcı topluyoruz” diyor.

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com