Bizimle iletişime geçin

Yaşam

Yeni Kararlar Alıp Yine Başarısız mı Olmak İstiyorsun? İşte Yapman Gereken 10 Şey

Son dönemlerde hayatınızın iç muhasebesini yaparak yeni kararlar almanız güzel. Fakat keşke bu yeni kararlarla uzun birliktelikler yaşayabilsek değil mi? Ne yazık ki bu o kadar kolay olmuyor. Bunu başarabilenler başarıya emin adımlarla ilerliyorlar. Peki bunu başaramayanlar hayatını nasıl devam ettiriyor? İşte yeni kararlar alıp başarısız olmak için yapmanız gereken 10 şey!

1) Bildiklerin sana yeter; boşver ilerleme.

İlerlemeyi seçiyorum, üzüntülerin üzerine yara bandı yapıştırmayı değil. Yaraları temizleyip gerekirse tedavi etmeyi seçiyorum, onları yok saymayı değil.

Hayatımda eğer kendi öz değerimi düşürecek insanlar varsa, onların değişeceğini ummaktansa kendim ilerlemeyi seçiyorum. İlham aldığınız, bir şeyler öğrendiğiniz kaynakları daha etkin kullanın ve öğrenmeye devam edin.


2) Farklı olma; ortalama ol.

Günümüzde ortalama insan olmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Bu gürültülü dünyada kendi sesimi ve içgörümü kaybetmeden sıra dışı ve farklı olmak için elimden geleni yapıyorum.

‘Peki bunca gündem arasında kendini düşünmek bencilce değil mi?’ diyorsan eğer cevabın burada: sen kendini düşünmezsen başka kim düşünecek? Düşündü mü? Düşünüyor mu? Hayır.
O zaman en azından bunu yap lütfen. Ortalama olmamak için her gün yeni şeyler öğren, kendini geliştir, oku, izle, paylaş.


3) Şikayet et.

Şikayet etmek beni aşağıya çekiyor ve beni mutsuzlaştırıyor. Düşüncelerim modumu belirliyor, modum kelimelerimi ve aksiyonlarımı. Sonra davranışlarım ve kararlarım etkileniyor. Ve kararlarım da düşüncelerimi etkiliyor.

Başa dönüyoruz. Buna izin vermeyerek, şikayet edip negatif düşünüp kendi yaratıcılığımı öldürmeyeceğim.
Odaklanabilmen için klasik müzik dinle. Müzik çok önemli bir araç, gücünün farkına var.


4) Vizyon yaratma, hayal kurma.

Gerçekten ne istediğine dair bir vizyon yarat. İşsizsen, idealindeki iş nasıl olmalı? Farklı bir şehre ya da ülkeye taşınmak durumundaysan oradaki hayatının nasıl olmasını istiyorsun? İlişkilerinde sorunlar varsa, idealindeki ilişki nasıl?

Vizyonun biraz da zor olmalı, gerçekleştirmen için sana hırs vermeli, seni heyecanlandırmalı. Seni kendine doğru çekerken aynı zamanda da oturduğun o koltuktan itmeli. Bu vizyonu içselleştir, hayal et, gerçekleştiğinde nasıl hissedeceğini düşün ve hadi içine dal. Standartlarını yükselt.


5) Sadece istemek yeter, otur ve bekle.

Çekim yasasından falan bahsetmiyorum hayır. Beynimizdeki RAS (reticular activating system) senin etrafında neler olup biteni farketmeni sağlayan kısım. Eğer hedeflerini net ve açık koyarsan, RAS ı tetiklersin.

Etrafında hedefinle alakalı şeyler görmeye ve fark etmeye başlarsın. Ve bu durum seni ileriye taşır. Odaklanmanı arttırır. Bu sebeple insanlar koçlarla çalışıyor. Hedeflerini hatırlattıkları ve daha hızlı karar almalarını sağladıkları için.


6) Sorunlarını anlatma, tek başına ve yalnız çöz.

Benimle aynı amaçları olan, tutkuları olan, iyi kalpli ve iyi niyetli, yaratıcı ve çalışkan insanlarla bir arada olmak istiyorum. Hem destek olan, hem de hatamı gördüğünde çekinmeden söyleyebilen, beni yukarı doğru iten ve içimdekileri gerçekleştirmeme yardımcı olan insanlarla.

Girişimci olmak bazı zamanlarda insanı oldukça yalnızlaştırarak izole edebiliyor. O yüzden bu yolculukta diğer girişimcilerle, arkadaşlarımla, hatta henüz tanımadığım ama harika olan insanlarla birlikte olmaya özen göstereceğim.


7) Vakit kaybet.

Daha üretken, daha verimli çalışmak önemli. Pomodoro Tekniği de bunun için geliştirildi. Bilmeyenler için, odaklanabilmek ve daha verimli çalışmak için güzel bir teknik. Henüz denemediyseniz, enteresan olabilir. İlgili içeriğe ulaşabilirsiniz.

Ben de yeni projelerimi geliştirirken ve kitabımı yazarken 25 dakika odaklanarak ve sonrasında aralar vererek minimum 4 farklı Task üzerinde çalışmaya çalışacağım. Her geçen gün daha üretken olmak için değişik yollar deniyorum.
Yeni şeyler üretirken, farklı tekniklerle de kendimi geliştirmem mümkün. Enerjimi ve zamanımı harcamayarak.


8) Değişime ayak uydurma, hissetme.

Değişim hayatın parçası. Bazen çok pozitif, bazen de hiç öyle değil. Eğer sürekli gelişime ya da ilerlemeye odaklanırsan, değişimi de yönetebiliyorsun. Kenarda durup hiçbir şey yapmadan izlemek tabii ki çok daha kolay ve sancısız ama bir süre sonra seni güçsüzleştirerek elinden kontrolü alıyor.
Hayatımızın bazı konularını kontrol edemiyorsak da, bu konularda bir şey yapmak istemiyoruz. Kendimizi canlı hissetmemiz için bir şeyler yapmamız gerekiyor öyle değil mi?

Tabi ki söylemek yapmaktan çok daha kolay. Kendinizi kaybolmuş, hapsolmuş, ve hislerimiz tarafından ihanete uğramış hissediyorsak neler olup bittiğini anlayamamamız gayet doğal.
Bu kaotik zamanlarda biraz açıklığa ve yeni tanımlamalara ihtiyacımız var belki de. Hatta eskisinden çok daha fazla. Ama bunun için öngörüye ve sakince kendimizi izlemeye, sorgulamaya, araştırmaya ihtiyacımız var. Belki de biraz yalnız kalmaya.

“Herkes gibi olmak için her şeyi unutup hiçbir şey olmamış gibi yapmalıydım. Uzun bir süre kimseyle konuşmadım; içime döndüm. Dünya ile arama uzaklık koydum. Dünya güzeldi, içim de güzel olsun istedim. İçimde bir suçluluk, hatta kötülük yokmuş gibi yaparsam, yavaş yavaş kötülüğü unuturdum. Böylece hiçbir şey olmamış gibi yapmaya başladım. Hiçbir şey olmamış gibi yaparsanız ve gerçekten de hiçbir şey olmuyorsa, hiçbir şey olmaz sonunda” – Orhan Pamuk (Kırmızı Saçlı Kadın)


9) Her şey senin kontrolündeymiş gibi davran.

Dolar, Euro yükseliyor, terör saldırıları, dünyadaki açlık… Kontrol etmek isterdim ama edemiyorum. O yüzden gerçek dünyanın karanlığına kapılıp moralimi bozmaya devam edebilirim. Çok kolay bu. Asıl zor olan biraz dışarıdan bakabilmek.
Labirenti ararken labirentin içine hapsolduğumuzu fark edemiyoruz bazen. Bu labirentten fazla hasar almadan çıkmaya çalışıyoruz çoğumuz. Bir kısmımız da labirentin bile farkında değiliz. Ben de bazen kaybolmuş hissettim, itiraf ediyorum.
Ama bu kayboluşlar benden ziyade başkalarının hakkındaydı. Ülkemizin geleceği hakkındaydı. Ailem hakkındaydı.

Profesyonel anlamda çoğu şeyi çözerken, en yakınımdakilerin bazı sorunlarını çözemeyeceğimin farkına varmak acılı ama oldukça gerçek bir deneyim oldu. Her şeyi çözemeyeceğimi fark ettim, çözmem gerekmediğini, sadece yanlarında olarak destek olmanın bile yeterli olabileceğini. İnsanız ve insanlara ihtiyacımız var. Bazen sadece insan olduğumuzu hatırlatmak gerekiyor kendimize.


10) Tamam hadi yap o listeyi ama nasılsa yarım bırakacaksın. En iyisi hiç başlama.

Liste de liste:) Listeyi yazıp bırakıp herşeyin iyi olacağını, yoluna gireceğini düşünmek çok naif ama bir o kadar da etkisiz bir yöntem. Olasılıklarımızı arttırmamız şart.
Hayatımızı değiştirmek için yıllık liste yapmak yeterli değil şüphesiz ama bir yol haritasına ihtiyaç duyuyoruz özellikle de kaybolmuş hissettiğimizde bakıp da kendimizi ve hedeflerimizi hatırlatacak listelere.
Eğer listelerimizdeki maddeleri yapmıyorsak kendimizi suçlu ve başarısız hissediyoruz. O yüzden daha basit ama anlamlı hedefler koyarak daha büyük resme doğru adım adım yaklaşmanın beynimizdeki seratonin ve dopamin seviyesinin artması için çok daha önemli olduğunu farkediyorum.
Hızlı aksiyon almak. Ve her gün, her hafta, her ay değişimimizi izlemek.
Sanatla, yaptığımız işlerle, kelimelerimizle, birbirimize davranışlarımızla yaratıyoruz zamanı. Geçmiş, birlikte yazdığımız bir hikaye.
Başarılar diliyorum.
Dilerseniz beni Instagram’dan takip edebilirsiniz:

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam

Dönüşmemiz Gereken İnsan Türü: Homo Bene

İnsan, sınıflandırma bilimindeki adıyla “Homo sapiens (farkında olan insan)”, anatomik olarak 200.000 yıl önce Afrika’da ortaya çıksa da modern davranışlarına kavuşması epey uzun(150.000 yıl kadar) sürdü. Bu modern davranışlarla(düşünebilme ve konuşabilme) birlikte günümüz insanı, Homo sapiens’in alt türlerinden birisi olan “Homo sapiens sapiens (farkındalığın farkında olan insan)” olarak anılmaya başlandı. Homo sapiens sapiens halini aldıktan sonra insanın gelişimi oldukça hızlı olurken doğayla ve çevresiyle olan ilişkisi olumsuz anlamda değişmeye başladı.

 Bildiğiniz gibi ilkel ilk insanlar avcılık yaparak hayatta kalıyorlardı. Her geçen yıl daha iyi bir avcıya dönüşen bu insanlar, sahip oldukları yetenekleri sayesinde kullanışlı araç-gereçler yaparak avcılık konusunda epey ustalaştılar. Bu ustalaşmayla birlikte güçlü, sağlıklı ve üreme potansiyeli olan hayvanlar insanlar tarafından kolayca avlanabildi ve büyük av hayvanlarının soyları tükenmeye başladı.
Avın azalması ve yavaş yavaş nüfusun artmasıyla tarımsal faaliyetlere geçiş kaçınılmaz hale geldi. Bu durum, nüfusun kısa sürede patlamasına sebep olurken insanın doğal kaynaklara saldırmasını hızlandırdı. Ağaçların kesilmesi, yanlış tarım uygulamaları, otlakların bir bir yok edilmesi sonucunda dünyadaki yeşil alanlar hızla azalmaya başladı. Kısaca, Homo sapiens sapiens sayısı hızla artarken eskiden ormanlarla kaplı birçok alan yok oldu. Çok değil 1700’lü yıllara kadar Anadolu karaçam ormanlarıyla kaplı bir bölgeydi.
Ardından gelen Sanayi Devrimi, ne yazık ki insanın doğaya verdiği zararları azaltmak bir yana arttırmaya devam etti. 1830 yılında, insan nüfusu 1 milyarken sadece 170 yıl sonra 2000 yılında 6 milyarı geçmişti. Bu da tüketimin hızla artması, doğal kaynakların hızla sömürülmesi anlamına geliyordu.
Doğaya sürekli artacak şekilde verdiğimiz tahribat, günümüzde devasa boyutlara ulaşmış durumda. Öyle ki insan faaliyetleriyle oldukça hızlanan küresel ısınma, birçok bilim insanı tarafından dünyanın önündeki en büyük sorunlardan biri olarak gösteriliyor.
Yukarıda bahsettiğim gibi çok açık görülüyor ki doğaya ve çevreye en çok zarar veren tür biziz. Bunun sonsuza kadar bu şekilde devam edemeyeceğini hepimiz biliyoruz. Daha da geç olmadan kendimizi ve değerlerimizi sağlam bir şekilde sorgulayıp türümüzü yeniden tanımlamalıyız. Yani, artık sadece kendi çıkarlarını düşünen Homo sapiens sapiens’i aşarak Homo bene’ye (iyi, yararlı insan) dönüşmeliyiz.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Okumaya devam et

Yaşam

Michelangelo’nun “Adem’in Yaratılışı” Eserindeki Gizemli Detay Aslında Ne Anlatmaya Çalışıyor?

İtalyan rönesans döneminin en ünlü sanatçılarından Michelangelo’nun 1500’lü yıllarda yaptığı “Adem’in Yaratılışı” eserinde en çok dikkat çeken kısım ellerin kavuştuğu bölüm olsa da resmin başka yerlerinde çok daha büyük detaylar olduğu ortaya çıktı.

1511 yılında Michelangelo tarafından yapılan Adem’in Yaratılışı, Sistine Şapeli’nin tavanında bulunuyor.

Ünlü eserde, Michelangelo’nun Tanrı’nın yüzü olarak kendi yüzünü resmettiği iddia ediliyor.


Resmin en ünlü yorumlanma şekli isminden de anlaşılabileceği gibi yaratıcının Adem’e hayat verişinin anlatıldığıdır. Bir diğer yorum ise resmin, insanların Tanrı’ya yabancılaşmasını anlattığı.

Burada en önemli kısım olarak Tanrı ve Adem’in ellerinin kavuştuğu bölümü gösterebiliriz.


Yıllardır bu şekilde yorumlanan resim hakkında atılan yeni tezler ise hiç mantıksız değil.

Yeni yorumlamalar, resimde, Tanrı’nın beyne benzeyen bir kalıbın içerisine çizilmiş olduğu yönünde.


Resme tekrar baktığımızda Tanrı’nın bulunduğu kısmın gerçekten de beyin olduğunu ve Michelangelo’nun Tanrı’yı beynin tam ortasına yerleştirdiğini görebiliriz.

Yani, Michelangelo insanlığa “Tanrı aslında sizsiniz, o sizin içinizde” mesajını iletmiş olabilir. Unutmayın ki, sanat eserleri, ona bakan kişilerin yorumlarıyla anlam kazanır.


Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Okumaya devam et

Yaşam

2021 Altın Küre Ödülleri (Golden Globes) kazananları

2021 Altın Küre Ödülleri (Golden Globes) kazananları açıklandı. En çok dalda aday gösterilen Mank yer almadı. Nomadland en iyi film seçilirken, The Crown dizisi 4 dalda ödül kazandı.

2021 Altın Küre Ödülleri (Golden Globes) kazananları

2021 Altın Küre Ödülleri (Golden Globes) kazananları açıklandı. En çok dalda aday gösterilen Mank yer almadı. Nomadland en iyi film seçilirken, The Crown dizisi 4 dalda ödül kazandı.

1944 yılından itibaren Hollywood Yabancı Basın Birliği (Hollywood Foreign Press Association) imzasıyla düzenlenen Altın Küre Ödülleri (Golden Globes) adayları geçen şubat ayında duyurulmuştu. Kazananlar bu sabaha karşı 04.00’te başlayan tören ile birlikte belli oldu.

Koronavirüs pandemisi nedeniyle normalden daha geç bir tarihte düzenlenen ödüller Amy Poehler ve Tina Fey ikilisi tarafından sunuldu. Poehler ödülleri Los Angelas’tan, Fey ise New York’tan sundu. Böylece ödüller iki farklı yerde eşzamanlı şekilde gerçekleştirilmiş oldu. Covid-19 salgını nedeniyle yaşanan seyahat kısıtlamasını işte bu yöntem ile aşmaya çalıştılar.

Bu yıl En İyi Yönetmen ve En İyi Film (Drama) kategorilerinde Nomadland – Chloé Zhao kazanan isim oldu. En İyi Film (Komedi ya da Müzikal) dalında ise Jason Woliner‘ın yönettiği Borat Subsequent Moviefilm ödülü kucakladı.

Drama türünde En İyi Erkek Oyuncu performansı ödülü Chadwick Boseman‘a (Ma Rainey’s Black Bottom), kadın oyuncu performansı ödülü ise Andra Day‘e (The United States vs Billie Holiday) gitti. Bu yılın en çok konuşulan animasyon filmi Soul ise En İyi Müzik ve Animasyon dallarında ödüller kazandı. En İyi Senaryo ödülü ise Aaron Sorkin‘in The Trial of the Chicago 7 yapımına gitti.

Televizyon ödüllerinde ise En İyi Drama The Crown olurken En İyi Komedi/Müzikal Schitt’s Creek seçildi. Geçen yılın en çok konuşulan mini dizisi The Queen’s Gambit, Altın Küre’den de ödülle döndü.

En İyi Film (Drama)

The Father
Mank
Nomadland
Promising Young Woman
The Trial of the Chicago 7

En İyi Film (Komedi ya da Müzikal)

Borat Subsequent Moviefilm
Hamilton
Music
Palm Springs
The Prom

En İyi Erkek Oyuncu (Drama)

Riz Ahmed – Sound of Metal
Chadwick Boseman – Ma Rainey’s Black Bottom
Anthony Hopkins – The Father
Gary Oldman – Mank
Tahar Rahim – The Mauritanian

Chadwick Boseman – Ma Rainey’s Black Bottom

En İyi Kadın Oyuncu (Drama)

Viola Davis – Ma Rainey’s Black Bottom
Andra Day – The United States vs Billie Holiday
Frances McDormand – Nomadland
Carey Mulligan – Promising Young Woman
Vanessa Kirby – Pieces of a Woman

Andra Day – The United States vs Billie Holiday

En İyi Erkek Oyuncu (Komedi-Müzikal)

Sacha Baron Cohen – Borat Subsequent Moviefilm
James Corden – The Prom
Lin-Manuel Miranda – Hamilton
Dev Patel – The Personal History of David Copperfield
Andy Samberg – Palm Springs

En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal)

Maria Bakalova – Borat Subsequent Moviefilm
Kate Hudson – Music
Michelle Pfeiffer – French Exit
Rosamund Pike – I Care A Lot
Anya Taylor-Joy – Emma.

En İyi Yönetmen

Emerald Fennell – Promising Young Woman
David Fincher – Mank
Regina King – One Night in Miami
Aaron Sorkin – The Trial of the Chicago 7
Chloé Zhao – Nomadland

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

Sacha Baron Cohen – The Trial of the Chicago 7
Daniel Kaluuya – Judas and the Black Messiah
Jared Leto – The Little Things
Bill Murray – On the Rocks
Leslie Odom Jr. – One Night in Miami

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

Glenn Close – Hillbilly Elegy
Olivia Colman – The Father
Jodie Foster – The Mauritanian
Amanda Seyfried – Mank
Helena Zengel – News of the World

Yabancı Dilde En İyi Film

Another Round (Danimarka);
La Llorona (Guatemala)
The Life Ahead (İtalya)
Minari (ABD)
Two of Us (Fransa)

En İyi Senaryo

Promising Young Woman
Mank
The Trial of the Chicago 7
The Father
Nomadland

En İyi Animasyon Film

The Croods: A New Age
Onward
Over the Moon
Soul
Wolfwalkers

En İyi Orijinal Şarkı

“Fight for You” – Judas and the Black Messiah
“Hear My Voice” – The Trial of the Chicago 7
“Io Si” – The Life Ahead
“Speak Now” – One Night in Miami
“Tigress & Tweed” – The United States vs. Billie Holliday

En İyi Müzik

The Midnight Sky
Tenet
News of the World
Mank
Soul

En İyi Dizi (Drama) 

The Crown
The Mandalorian
Ozark
Lovecraft Country
Ratched

En İyi Dizi (Komedi ya da Müzikal)

Emily in Paris
Ted Lasso
The Flight Attendant
Schitt’s Creek
The Great

En İyi Mini Dizi/Film

Normal People
The Queen’s Gambit
The Undoing
Small Axe
Unorthodox

En İyi Erkek Oyuncu (Drama) 

Jason Bateman – Ozark
Josh O’Connor – The Crown
Bob Odenkirk – Better Call Saul
Matthew Rhys – Perry Mason
Al Pacino – Hunters

Josh O’Connor, The Crown dizisi 4. sezonda Prens Charles’ı canlandırdı.

En İyi Kadın Oyuncu (Drama)

Olivia Colman – The Crown
Jodie Comer – Killing Eve
Emma Corrin – The Crown
Laura Linney – Ozark
Sarah Paulson – Ratched

Emma Corrin, The Crown dizisi 4. sezonda Prenses Diana’yı canlandırdı.

En İyi Erkek Oyuncu (Komedi-Müzikal)

Don Cheadle – Black Monday
Nicholas Hoult – The Great
Eugene Levy – Schitt’s Creek
Jason Sudeikis – Ted Lasso
Ramy Youssef – Ramy

En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal)

Lily Collins – Emily in Paris
Kaley Cuoco – The Flight Attendant
Elle Fanning – The Great
Catherine O’Hara – Schitt’s Creek
Jane Levy – Zoey’s Extraordinary Playlist

En İyi Erkek Oyuncu (Mini Dizi/TV Filmi)

Bryan Cranston – Your Honor
Jeff Daniels – The Comey Rule
Ethan Hawke – The Good Lord Bird
Hugh Grant – The Undoing
Mark Ruffalo – I Know This Much Is True

En İyi Kadın Oyuncu (Mini Dizi/TV Filmi)

Anya Taylor-Joy – The Queen’s Gambit
Shira Haas – Unorthodox
Nicole Kidman – The Undoing
Cate Blanchett – Mrs. America
Daisy Edgar-Jones – Normal People

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Dizi, Mini Dizi, TV Filmi)

John Boyega – Small Axe
Brendan Gleeson – The Comey Rule
Dan Levy – Schitt’s Creek
Jim Parsons – Hollywood
Donald Sutherland – The Undoing

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Dizi, Mini Dizi, TV Filmi)

Gillian Anderson – The Crown
Helena Bonham Carter – The Crown
Julia Garner – Ozark
Annie Murphy – Schitt’s Creek
Cynthia Nixon – Ratched

Kaynak: Golden Globes – Kayıp Rıhtım

Okumaya devam et

Trending

Copyright © 2020 GizliSoru.Com